PİRHA- Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde yaptığı grup toplantısında, kurultayı yapacaklarını belirterek, “Ahlaki değerlerimiz yeniden korumak ve inşa etmek zorundayız. Onun için ne gerekiyorsa yapacağım. Kim kirlilikten medet umduysa onun hesabını soracağım” diye konuştu.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, partimizin grup toplantısında konuşuyor. https://t.co/zHFDDvTTzk
“Mutlak butlan” kararı ile CHP’nin Genel Başkanlığına geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısını CHP Genel Merkezi’nde yaptı.
“HESABINI SORACAĞIM”
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hepimiz halkın umuduyuz, halka umut vermek zorundayız. Beraber çalışmak, birlikte mücadele etmek zorundayız. Her şeyi ama her şeyi sizin için yapıyorum. Asla sizleri utandırmayacağım. Ülkenin içinde bulunduğu durumu biliyoruz. Ama bunu aşmak zorundayız. Bunu aşacak olan tek partinin adı CHP’dir. Türkiye’nin sorunlarına çözüm üreten, akılcı çözümler üreten tek parti CHP’dir.
Ahlaki değerlerimiz yeniden korumak ve inşa etmek zorundayız. Onun için ne gerekiyorsa yapacağım. Kim kirlilikten medet umduysa onun hesabını soracağım.
Gerçek değişim 3 aşamadan oluşacak. Birincisi arınma ve temiz siyaset. İkincisi üretici kalkınma. Faiz baronlara karşı mücadele edeceğiz. Üçüncüsü ise iktidarın yarattığı tahribatın düzeltilmesi lazım.
Ahlaklı, erdemli bir kurultayı elbette toplayacağım.”
PİRHA- “Mutlak butlan” kararı ile CHP’nin Genel Başkanlığına geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısı kararını verdi. Kılıçdaroğlu Meclis Grup toplantısına katılmayacağı açıklandı.
Kılıçdaroğlu, yaptığı açıklamada, “Mahkeme salonlarında da söyledim bugün buradan bir kez daha ilan ediyorum: Topyekün halk ayaklanması çığırtkanlığı yaparak bu partinin öz evlatlarını birbirine düşman etmek isteyenler bilsin ki; o kirli emellere asla geçit vermeyeceğiz! İç karışıklık yaratma çabaları, sadece dış müdahale heveslilerine zemin hazırlar. Biz bu oyunu bozarız! Şimdi kavga değil, omuz omuza durma vaktidir. Bütün yol arkadaşlarımı, bu köklü çınarın evlatlarını sükunete ve akla davet ediyorum. Gün, baba ocağına sahip çıkma günüdür! Tüm partililerimizi, ve yüreği bu ülke için çarpan her bir yurttaşımızı, saat 14.00’te omuz omuza bir grup toplantısı gerçekleştirmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezimize, yani Baba Ocağımıza çağırıyorum. Biz biriz ve birlikteyiz.
” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun açıklamasının ardından Meclis Dikmen kapısında bulunan Kılıçdaroğlu taraftarları CHP Genel Merkezi’ne geçti.
PİRHA- Fethiye Alevi Cemevi Derneği Genel Sekreteri Zeki Tunca, CHP’deki “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasına tepki gösterdi. Tunca, “Bir insanın kişiliği, inancı, ailesi kutsaldır bunlara asla hakaret edilemez. Bu tür eleştirilere hiç tahammül gösterilmemesi gerekir” diye belirtti.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine gelmesiyle başlayan tartışmalar sürerken, Alevi kimliği üzerinden yapılan eleştiriler de tepki çekmeye devam ediyor.
“KILIÇDAROĞLU’NUN İNANCINA KİMLİĞİNE YAPILAN SALDIRILAR DOĞRU DEĞİL”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezine polis marifetiyle girilmesini doğru bulmadığını belirten Tunca, Kemal Kılıçdaroğlu’nun inancıyla ilgili saldırıları da doğru bulmadığını ifade etti.
“HAKARET EDİLEMEZ”
Kemal Kılıçdaroğlu’na inancıyla kimliği ile ilgili nefret suçu işlendiğini vurgulayan Tunca, “Saldıracaksan bir insana siyasi görüşlerinle saldır ama inancına asla saldırma. İnancı ve kimliği ilgili eleştirilere hiç tahammül gösterilmemesi gerekir” diye belirtti.
PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı ve AKD Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, CHP’deki “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasına tepki gösterdi. Uçarcan, “Osmanlı’dan bugüne Alevilere, Kürtlere ve Ermenilere yönelik nefret dili ve bu tür ithamlar bilinçaltında hep var” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine gelmesiyle başlayan tartışmalar sürerken, Alevi kimliği üzerinden yapılan eleştiriler de tepki çekmeye devam ediyor.
Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Kılıçdaroğlu’nun “mutlak butlan” girişimiyle CHP’nin başına getirilmesine ilişkin yaşanan olayla ilgili sağlıklı tespitler yapmaya ihtiyaç olduğunu belirterek, “Alevi kurumları olarak kendi iç yazışmalarımızda, basın açıklamalarımızda mümkün olduğunca itidalli davranarak birleştiren bir rol oynamaya çalıştık” dedi.
“OSMANLI’DAN BUGÜNE ALEVİLERE, KÜRTLERE VE ERMENİLERE YÖNELİK NEFRET DİLİ HEP VAR OLDU”
Alevilere, Kürtlere ve Ermenilere yönelik nefretin Osmanlı’dan bugüne bilinçaltında hep var olduğunu belirten Uçarcan, “Kılıç artığı olduğumuzdan tutun mum söndürdüğümüze kadar, son olayda da ‘Tunceli Ermenisi’ kavramı çıktı. Bunlar hep bilinçaltında var” diyerek tepki gösterdi.
Aleviliğin dünyanın en saygın inançlarından biri olduğunu vurgulayan Uçarcan, “Öz olarak insanlığı ‘Rıza Şehri’ne götüren bir inanç. Bundan dolayı emperyalistlerin bu inancın yüceliğinden korkmalarından kaynaklı hep en kötü ithamları Alevilere yakıştırarak ve bunun propagandasını yaparak kötülemeye çalışmışlar ve bu da tutmuş” diye belirtti.
Egemenlerin toplumları kutuplaştırarak egemenliklerini sürdürdüğünü belirten Uçarcan, “Bu son olayda da bizim gördüğümüz şey esas olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nun ve Özgür Özel’in siyaseten eleştirilmesine asla karşı çıkmayız. Nihayetinde bir programa sahip partinin mensupları bunlar. O program üzerinden eleştirmeleri gerekirken, fanatiklik düzeyinde, belki de o alan bilinçli olarak birileri tarafından istismara açıldı. İş öyle olunca da kontrolsüz bir tepkiyle her iki taraftan, Alevi canlar içerisinden de olumsuz tepkiler verildi” dedi.
Toplumun bu süreçte büyük ölçüde kutuplaştırıldığını belirten Uçarcan, “Şimdi bizim burada esas olarak üzerinde durduğumuz şey, Sayın Kılıçdaroğlu’nun görüşlerini doğru bulmayız ya da eksik buluruz. Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili tavrını sorgularız, bunları konuşuruz, açıklamasını bekleriz ama inancı ve kimliğinden kaynaklı linç edilmesine de karşı dururuz” dedi.
“İKTİDARIN CHP ÜZERİNDEN CUMHURİYET’E YÖNELİK SALDIRISI SÖZ KONUSU”
İktidarın, Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden Cumhuriyet’in kendisine yönelik bir saldırı yürüttüğünü belirten Uçarcan, “İnsanlar tepkilerini AK Parti’ye, tek adam rejimine karşı yöneltmek yerine Kılıçdaroğlu üzerinden ne kadar tepkileri varsa kustular. Kılıçdaroğlu da onları kesmedi, inancı üzerinden yaptılar. Çünkü o alan hep istismara açık bir alan” ifadelerini kullandı.
Aleviler açısından “katlimiz her zaman vacip” anlayışının tarihsel olarak var olduğunu belirten Uçarcan, “Dolayısıyla burada derli toplu bir duruş göstermek gerekiyor. Ben açıkçası şu noktadan çok acı çektim. Geçmişte yaşamımızda çok fazla sol yapılanmalar vardı. ‘Sol çok bölünüyor, çok fazla fraksiyon var’ gibi bir egemen anlayış vardı. Aslında bugün toplumda ihtiyaç duyduğumuz yine o fraksiyonlar. Çünkü o en küçük fraksiyonun, en küçük sol yapılanmanın, o kitlelerin ortalama bir donanım düzeyi vardı ve nerede ne konuşulacağını bilecek kadar bilinçliydiler” dedi.
Bugünkü toplumda bu bilincin olmadığını belirten Uçarcan, “Şimdiki toplum bunların çok uzağında. Toplum belleksizleştirilmiş. Toplum örgütsüz olduğu için karşı taraf saldırısında başarılı oldu” diye konuştu.
Toplumsal alan açısından Alevi örgütlenmelerinin çok önemli olduğunu belirten Uçarcan, “Derli toplu yaklaşımlar açısından Alevi kurumlarını ve örgütlülüğünü çok kıymetli buluyorum. Bu anlamıyla ‘mutlak butlan’ kararıyla ilgili tavrımız aydın çevreler tarafından olumlu karşılandı” dedi.
Meseleyi doğru okumanın çok önemli olduğuna vurgu yapan Uçarcan, “Bu ülkede insanlar antikapitalist olmadan antiemperyalist oluyorlar. Burada da ‘butlan eşittir Kılıçdaroğlu’ gibi algıladılar. Ben ‘mutlak butlan’a karşı yapılan protesto eylemine gittim. Arkasından arkadaşlarla sohbet ettim ve kendilerine bir soru sordum: Kılıçdaroğlu olmasaydı ne olacaktı? Orada birçok arkadaş ‘Mesele çözülürdü’ dedi. Sanki Kılıçdaroğlu orada olmasa mesele çözülmüş gibi bir yaklaşımdalar ama gerçek o değil” diye belirtti.
“BUGÜN CHP’DE YAŞANANLAR, OSMANLI’DAN BUGÜNE ALEVİ TARİHİNDE HER ZAMAN YAŞANMIŞTIR”
Bugün yaşananların Alevi tarihinde farklı biçimlerde her zaman yaşandığına dikkat çeken Uçarcan, “Abdal Musa’ya Nakşibendi tarikatının şeyhi atandı. Aynı durum Hacı Bektaş Veli’de yaşandı. Bugün de yaşanan şey bu. Meselelere biraz daha komplike bakmamız gerekiyor. Biz öyle bir noktadayız ki sadece fanatikleştirilmişiz. Sonuçlardan hareketle değerlendirmelere gidiyoruz. Örgütlerde sorumluluk taşıyan arkadaşların biraz daha geniş bir perspektiften bakması gerekiyor” dedi.
“TÜRKİYE’DE YAŞANAN GELİŞMELERE KARŞI NETLEŞMEYE İHTİYAÇ VAR”
Kurum yöneticilerinin misyon sahibi olması ve toplumun buradan esinlenerek hareket etmesinin en doğru yöntem olduğunu belirten Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Üyelerimiz bizden çok öte, çok farklı tepkiler veriyorlar. Biz ‘mutlak butlan’a karşıyız, butlan antidemokratik bir uygulamadır diyerek üyelerimize mesaj çekiyoruz. Üyelerimizden bize ‘Siz niye Kılıçdaroğlu’na karşısınız?’ yaklaşımı geliyor. Anlaşılan o ki bu alanlarla ilgili netleşmemiz için çok çaba sarf etmemiz gerekiyor.”
PİRHA-“Mutlak butlan” kararı sonrası CHP yönetimine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, MYK listesini açıkladı.
“Mutlak butlan” kararı sonrası Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ekibini belirledi.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı olurken, Sarı yaptığı açıklamada, “Mutlak butlan” kararına istinaden CHP’nin hukuk tarafından belirlenmiş yetkili kurumları ve organları çalışmaya başladı” dedi. Sarı, “Kurulumuz Sayın Genel Başkanımızla beraber 19 arkadaşımızdan oluşuyor. 3 branş kurul olarak çalışacak. Sorumlu bir genel başkan yardımcısı olmayacak. Bunlar ekonomi politikaları, dış politika ve hukuk ve seçim işleri birimleri. Bu üç birim doğrudan genel başkana bağlı olarak yürütülecek. Onun dışında genel başkanımızın haricinde 18 kişilik bir genel başkan yardımcıları yani Merkez Yürütme Kurulumuz var” dedi.
Belirlenen 18 isim şöyle:
“Genel Sekreter Rıfat Turuntay Nalbantoğlu
Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal
İdari ve Mali İşlemlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı/Sayman Bülent Kuşoğlu
Parti Sözcüsü ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Müslim Sarı
Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer
Medya ve Halkla İlişkilerin Koordinasyonundan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Deniz Demir
Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Rıza Erbay
İşveren Sendikaları ve İş Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat
Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç
Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya
Gençlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar
Kültür ve Sanat Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek
Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Devrim Barış Çelik
ARGE ve Üretim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Hakan Uyanık
Bölgesel Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nevaf Bilek
İşçi Sendikaları ve STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Adnan Demirci
Sanayi ve Ticaret Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tahsin Tarhan
İnsan Hakları ve Aileden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi”
PİRHA- Araştırmacı-yazar Kazım Gündoğan, Türkiye’de ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin küresel güç dengelerindeki değişimden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, bölgede yeni bir rejim inşasının hedeflendiğini kaydetti. Gündoğan, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “bir proje” olduğunu savunarak, “Mesele Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği değil. O bir devlet aklının ve yüklendiği görevin gereğini yerine getiriyor” dedi.
Araştırmacı-yazar Kazım Gündoğan, Türkiye’de Kürt sorunu ekseninde yürütülen tartışmalar ve bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gündoğan, Türkiye’de ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin yalnızca yerel dinamiklerle açıklanamayacağını belirterek, sürecin uluslararası boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sürecin hangi dinamikler üzerinden yürüdüğünün ve nereye evrileceğinin henüz net olmadığını belirten Gündoğan, buna karşın dünyada ve bölgede eski dengelerin çöktüğünün açık biçimde görüldüğünü ifade etti.
“DÜNYA DÜZENİ DENGELERİ YERLE BİR OLUYOR”
Dünyada siyasal, hukuksal ve ekonomik dengelerin değiştiğini söyleyen Gündoğan, “Gerek dünyada gerekse bölgede ve Türkiye’de eski dünya düzeni dengeleri siyasal olarak, hukuksal olarak, ekonomik olarak hepsi yerle bir oluyor, değişiyor” dedi.
Uluslararası kurumların işlevsiz hale geldiğini savunan Gündoğan, “Ne Birleşmiş Milletler’in, ne NATO’nun, ne başka uluslararası hukuk ve siyasi mekanizmaların hiçbiri yerinde duramıyor. Artık işlevsiz kalmış durumdalar” ifadelerini kullandı.
“ÇETE VE MAFYATİK BİR DEVLET DÜZENİ ORTAYA ÇIKARILIYOR”
Ortadoğu’da yüz yıl önce kurulan düzenin dağıldığını belirten Gündoğan, bölgede ulus devletlerin tasfiye edildiğini kaydetti. Irak, Suriye ve Libya örneklerini hatırlatan Gündoğan, “Klasik burjuva devlet geleneğinin parçalanması ve onun yerine daha çok çete ve mafyatik bir devlet düzeninin ortaya çıkarılması söz konusu” diye konuştu.
Benzer bir modelin Türkiye için de düşünüldüğünü savunan Gündoğan, bunun bir varsayım değil, mevcut gelişmelerden okunabilen bir durum olduğunu söyledi.
Türkiye’de eski devlet yapısının tasfiye edildiğini kaydeden Gündoğan, “Türkiye’de eski rejimin çarpık da olsa laik burjuva devlet aygıtının parçalanması ve yeni bir devlet düzeninin kurulması hedefleniyor” dedi.
Gündoğan, küresel güçlerin liberal devlet anlayışından uzaklaştığını ifade ederek, “Tek adamı yönetmek ve yönlendirmek çok daha kolay olduğu için tek adam rejimlerine ihtiyaç duyuluyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kürt sorunu bağlamında yürütülen politikalara da değinen Gündoğan, yüz yıllık devlet politikalarının Kürtlerin uluslaşmasını engellemeye dönük olduğunu söyledi. Demokratik Kürt Hareketi’nin mücadelesiyle bu engellerin büyük ölçüde aşıldığını belirten Gündoğan, bugün ise Kürtlerin statü kazanmasını engellemeye yönelik yeni bir strateji izlendiğini savundu.
“Türkiye bütün oyunlarıyla Kürtlerin bir statü kazanmasını engelleme stratejisi izliyor” diyen Gündoğan, devlet ile Abdullah Öcalan arasında yürütülen görüşmelerin kamuoyuna yeterince yansımadığını da ifade etti.
“SAVAŞIN BİTMESİ HEPİMİZİN ARZUSU”
Sürece ilişkin bütün eleştirilerine rağmen barış talebinin önemine dikkat çeken Gündoğan, “Savaşın bitmesi, bir barış sürecinin gerçekleşmesi hepimizin arzusu” dedi.
Demokratik hak ve özgürlüklerin yalnızca Kürtler için değil tüm toplum için gerekli olduğunu belirtti.
“KILIÇDAROĞLU BİR PROJEYDİ”
Konuşmasının devamında CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gündoğan, Kılıçdaroğlu’nun belirli bir devlet projesinin parçası olduğunu söyledi.
2019 yılında bu konuda yazı yazdığını hatırlatan Gündoğan, “Kılıçdaroğlu bir proje. Tayyip Erdoğan’a yüklenen misyonun benzerinin Kılıçdaroğlu’na da yüklendiğini düşünüyorum” dedi.
Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılması ve Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı gibi gelişmelerin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“MEVCUT REJİMİN ÖNÜNDEKİ ENGEL YENİ TABLOYDU”
Ekrem İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ortaya çıkardığı yeni siyasi tablonun beklenmedik bir gelişme olduğunu söyleyen Gündoğan, bunun mevcut rejim değişikliği planlarının önünde engel oluşturduğunu ifade etti.
Türkiye’nin Ortadoğu tipi yönetim modellerine uyumlu hale getirilmek istendiğini belirten Gündoğan, Kılıçdaroğlu’nun da bu süreçte rol üstlendiğini belirtti.
“MESELE KILIÇDAROĞLU’NUN ALEVİLİĞİ DEĞİL”
Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği nedeniyle hedef alınmasına karşı çıktığını belirten Gündoğan, eleştirilerinin kimliğine değil siyasi tutumuna yönelik olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu’nun Alevilerin kamusal hakları konusunda olumlu bir rol oynamadığını belirten Gündoğan, “Kılıçdaroğlu zaten hiçbir zaman ‘Ben Aleviyim’ diyerek Alevi inancını ya da Alevilerin kamusal haklarını savunan bir siyaset yürütmedi. Tam tersine Alevilerin önüne bariyerler çeken, onları oyalayan bir devlet adamı profiliyle karşı karşıyayız” dedi.
Alevi kimliği üzerinden yürütülen aşağılayıcı ve dışlayıcı söylemlere karşı olduklarını vurgulayan Gündoğan, “Kılıçdaroğlu’nun Aleviliğine yönelik saldırılar, ötekileştirme ve nefret dili elbette karşı çıkılması gereken şeylerdir. Ancak mesele Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği, hırsı ya da intikamcılığı değildir” ifadelerini kullandı.
Gündoğan, Kılıçdaroğlu’nun belirli bir devlet politikası doğrultusunda hareket ettiğini kaydederek, “O bir devlet aklının ve yüklendiği görevin gereğini yerine getiriyor. Meseleye böyle bakılması gerekiyor” diye konuştu.
“ORTAK BİR CEPHEYLE BU YENİ REJİMİN İNŞASI DURDURULMALI”
Konuşmasının sonunda demokratik ve laik bir gelecek vurgusu yapan Gündoğan, Kürtlerin, Alevilerin, sosyalistlerin ve tüm emek güçlerinin ortak mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi.
“Ortak bir cepheyle bu yeni rejimin inşasını durdurmaları gerekiyor” diyen Gündoğan, aksi halde ülkenin daha karanlık bir sürece sürükleneceğini kaydetti.
PİRHA- CHP’de 38. Olağan Kurultay’a ilişkin verilen “mutlak butlan” kararının ardından başlayan kriz, Kurban Bayramı’nın dördüncü gününde Ankara’da iki ayrı bayramlaşma programıyla görünür hale geldi. Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Merkezi’nde partililerle buluşurken, Özgür Özel aynı saatte Güvenpark’ta yurttaşlara seslendi.
Mahkeme kararı sonrası yeniden CHP Genel Merkezi’ne gelen Kılıçdaroğlu, uzun bir aranın ardından Genel Başkanlık makamına geçti. Genel Merkez önünde toplanan partililer Kılıçdaroğlu’nu karanfillerle karşılarken, program öncesi yapılan açıklamalarda “partide yaşananların anlatılacağı” ve yeni sürecin yol haritasının şekilleneceği mesajı verildi.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında parti içindeki tartışmalara, kurultay sürecine ve yolsuzluk iddialarına ilişkin sert ifadeler öne çıktı. “Partiyi arındırma” ve “hesap sorma” vurgusu yapan Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, CHP’de yeni bir iç hesaplaşma döneminin işareti olarak yorumlandı.
Özgür Özel’in çağrısıyla Ankara İl Başkanlığı önündeki Güvenpark’ta düzenlenen bayramlaşma ise kitlesel bir buluşmaya dönüştü. Alana Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile gelen Özel’e, eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav ve eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın’ın da destek verdiği görüldü.
Güvenpark ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınırken, polis bariyerleri kuruldu, çevik kuvvet ve TOMA’lar bölgede hazır bekletildi. CHP Ankara İl Başkanlığı’nın çağrısında “Bayramın dayanışma ruhunu büyütmek, birlik ve mücadeleyi güçlendirmek” ifadeleri öne çıktı.
Mansur Yavaş, alanda yaptığı konuşmada CHP’nin en kısa sürede kurultaya gitmesi gerektiğini belirterek, “Birlikte hareket etmezsek yarınları da kaybederiz” dedi. Yavaş, CHP’nin sıradan bir parti olmadığını, Cumhuriyet’in kurucu iradesini temsil ettiğini söyledi.
Özgür Özel ise konuşmasında yaşananların yalnızca parti içi bir tartışma olmadığını savundu. “Bu mesele Özgür Özel-Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değildir” diyen Özel, krizi iktidarın CHP’ye ve seçmen iradesine müdahalesi olarak nitelendirdi.
Özel, “Mazbatasız genel başkan olmaz” diyerek Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla göreve getirilmesine tepki gösterdi. Partinin seçilmiş genel başkana kavuşması için derhal kurultay yapılması çağrısında bulunan Özel, “Sandığı koyalım, genel başkanın kim olacağına CHP’liler karar versin” mesajı verdi.
Ankara’da aynı saatte gerçekleşen iki ayrı bayramlaşma, CHP’deki krizin artık yalnızca hukuki bir tartışma olmaktan çıkıp açık bir siyasi meşruiyet mücadelesine dönüştüğünü gösterdi. Kılıçdaroğlu Genel Merkez’in kurumsal ağırlığını ve mahkeme kararını öne çıkarırken, Özel ise örgüt desteği, meydan kalabalığı ve kurultay iradesi üzerinden yanıt verdi.
Bayramlaşmaların ardından CHP’de gözler, Kılıçdaroğlu’nun işaret ettiği “hesaplaşma” sürecine ve Özel cephesinin kurultay çağrısını nasıl örgütleyeceğine çevrildi.
PİRHA- CHP’de yaşanan liderlik tartışmaları bayramlaşma programlarına da yansıdı. Seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel, Ankara Güvenpark’ta partililerle buluşmaya hazırlanırken, mahkemenin “mutlak butlan” kararı sonrası genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu da aynı saatlerde CHP Genel Merkezi’nde bayramlaşma programı düzenleyecek.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) bayramlaşma programı bu yıl iki farklı noktada gerçekleştirilecek. Parti içindeki yönetim tartışmalarının gölgesinde yapılacak etkinliklerde, iki ismin aynı saatte partililerle bir araya gelmesi dikkat çekti.
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün saat 14.00’te CHP Ankara İl Başkanlığı önündeki Güvenpark’ta yurttaşlarla buluşacak. Bayramlaşma programında Özel’in otobüs üzerinden bir konuşma yapması bekleniyor.
CHP Ankara İl Başkanlığı tarafından yapılan çağrıda, bayramın birlik ve dayanışma duygularını büyütmek amacıyla tüm yurttaşların etkinliğe davet edildiği belirtildi.
Öte yandan, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla Güvenpark’taki buluşmaya destek çağrısında bulundu.
GÜVENPARK TARTIŞMASINA YANIT
Son günlerde, Güvenpark’taki programın engellenmek istendiğine yönelik iddialar kamuoyunda tartışma yaratmıştı. Bu iddialara ilişkin açıklama yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanı Atakan Sönmez, CHP Genel Merkezi’nin etkinliğin yasaklanması yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığını söyledi.
Sönmez, Ankara Valiliği’nin bazı ilçe örgütlerinin yürüyüş çağrılarına ilişkin bilgi talep ettiğini, CHP yönetiminin ise böyle bir organizasyon kararının bulunmadığını bildirdiğini ifade etti.
KILIÇDAROĞLU’DA GENEL MERKEZ’DE KONUŞACAK
Mahkemenin verdiği karar doğrultusunda CHP Genel Başkanlığı görevini üstlenen Kemal Kılıçdaroğlu ise aynı saatlerde parti genel merkezinde bayramlaşma programına katılacak.
Edinilen bilgilere göre Kılıçdaroğlu, Genel Merkez bahçesinde partililere seslenecek. Program için özel bir sahne kurulmayacağı, konuşmanın CHP Genel Merkezi girişindeki merdivenlerden yapılacağı belirtildi.
Genel Merkez’de hazırlıklar sürerken, çok sayıda partilinin de bayramlaşma programı için alana gelmeye başladığı öğrenildi.
Bayramın ilk gününde yapılacak iki ayrı program, CHP’de süren yönetim tartışmalarının sahaya yansıyan son örneği olarak değerlendiriliyor.
PİRHA-Mahkeme kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, kararın ayrışma değil kenetlenme fırsatı olması gerektiğini belirterek, “Partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü sürdüreceğiz” dedi.
Mahkemenin CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ilk açıklamasını yaptı. Mahkeme kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.
Kılıçdaroğlu, CHP’nin kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı olmadığını belirterek, yaşanan sürecin ayrışma değil kenetlenme fırsatı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
“ORTAK AKILLA HAREKET EDECEĞİZ”
Sürecin ortak akıl ve iş birliği içinde yürütüleceğini kaydeden Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve iş birliği içinde yürüteceğiz.”
Kılıçdaroğlu paylaşımında olası bir kurultaya ilişkin herhangi bir mesaj vermedi.
“PARTİMİZİ BU TARTIŞMALARIN İÇİNDEN ÇIKARACAĞIZ”
Açıklamasının sonunda partinin iktidar yürüyüşünü sürdüreceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz” dedi.
21 Mayıs’ta görülen davada mahkeme, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı kaybettiği seçimli CHP kurultayının geçersiz olduğuna hükmetmişti.
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına tepki gösterdi. Eş Genel Başkanlar, yargı eliyle siyasetin dizayn edilmek istendiğini belirterek, halk iradesine müdahale edilmemesi gerektiğini vurguladı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, CHP’nin genel başkanının kim olacağına parti üyeleri, delegeleri ve seçmenlerinin karar vereceğini belirtti. Hatimoğulları, ana muhalefet partisinin mahkeme kararlarıyla şekillendirilmesinin demokrasiye müdahale anlamına geldiğini söyledi.
Hatimoğulları açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Seçilmişlerin, delegelerin, üyelerin ve seçmenlerin iradesi yargı eliyle askıya alınamaz. Hukuk, siyasi alanı yeniden düzenlemenin ve muhalefeti şekillendirmenin aparatı haline getirilemez. Türkiye’nin ihtiyacı mahkeme koridorlarında kurulan siyaset değil; toplumun iradesiyle ve demokratik hukuk içinde şekillenen siyasettir.”
“KARAR DEMOKRATİK GELECEĞE MÜDAHALEDİR”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da söz konusu kararın yalnızca CHP’yi değil, milyonlarca seçmenin demokratik tercihlerini hedef aldığını ifade etti.
Bakırhan, Türkiye’nin sağduyuya ve demokratik uzlaşıya ihtiyaç duyduğu bir süreçte yargının siyasi mühendislik aracı haline getirilmesini kabul etmediklerini belirterek, siyasetin meşru zeminde sürmesi gerektiğini söyledi.
Bakırhan açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Demokrasi yargı kararlarıyla değil, halkın iradesiyle ayakta durur. Siyaset kendi mecrasında ve meşruiyet zemininde akmalı; yargı operasyonlarıyla siyasetin seyri değiştirilmemelidir. İktidar bu yanlış politikadan vazgeçmeli, siyasetin sonucunu yalnızca halk belirlemelidir.”
PİRHA- Adana Alevi Platformu, Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki “kripto kılıç artığı” ifadelerine tepki göstererek, “Kimden gelirse geslin, nefret diline, ayrımcılığa ve halkları birbirne düşman eden anlayışa karşı susmayacağız” dedi.
Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Andımız”ın kaldırılmasını istediği iddia edilen bir paylaşımı, “kripto kılıç artığı” ifadeleriyle alıntılamıştı.
Bu ifadeler tepkilere neden oldu. Adana Alevi Platformu da, Salman-ı Pak Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına Şakirpaşa Cemevi Başkanı Cemal Yağmur okudu.
Cemal Yağmur, Kırıkkanat’ın sözlerinin nefret dili içerdiğini belirterek, “Bu söz tarih boyunca katliamlardan sağ çıkmışlar için kullanılan bir sözdür. Bu sadece bir kişye değil, aynı acıları yaşamış tüm halklara ve inanç topluluklarına yöneltilmiş bir saygısızlıktır. Biz Aleviler bu dili çok yakından biliyoruz. Kimden gelirse geslin, nefret diline, ayrımcılığa ve halkları birbirne düşman eden anlayışa karşı susmayacağız” dedi.
PİRHA- Gazeteci Mine Kırıkkanat’ın “kripto kılıç artığı” ifadeleri sonrası başlayan tartışmalar sürerken, araştırmacı-yazar Hasan Hayri Ateş söz konusu söylemin yalnızca bireysel bir polemik değil, Türkiye’nin tarihsel hafızasında yer alan dışlayıcı kodların güncel bir yansıması olduğunu belirtti. Ateş, ifadelerin Alevilerden Dersim’e, Ermeni Soykırımı’ndan Şark Islahat Planı’na uzanan geniş bir tarihsel bağlamı yeniden gündeme taşıdığını ifade etti.
Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Andımız”ın kaldırılmasını istediği iddia edilen bir gönderiyi paylaşarak, “kripto kılıç artığı” ifadelerini kullanmıştı.
Başta Aleviler olmak üzere gelen tepkiler sonucunda ,“Alevi dostlardan içtenlikle özür dilerim. Kılıç artığı sözünün tarihçesini bilmiyordum. Bu sözü, Kılıçdaroğlu’nun soyadına atfen söyledim. Cehaletimi bağışlayın” paylaşımı yapmıştı.
Cumhuriyet gazetesindeki yazılara ara verdiğini açıklayan Kırıkkanat, “Kazandınız kötüler! Biz yenilmeyi de biliriz. Yenildim, çekiliyorum. At sizin, meydan sizin, rahat rahat oynayın” ifadelerini kullanmaktan da geri durmadı.
Mine Kırıkkanat’ın bu ifadeleri, başta Ermeni Soykırımı ve Dersim Tertelesi olmak üzere, bu coğrafyada “kılıç artığı” söylemiyle şekillenen tarihsel hafızayı ve dışlayıcı zihniyetin sürekliliğini yeniden gündeme getirdi.
Araştırmacı-yazar Hasan Hayri Ateş, “kılıç artığı” ve özellikle “kripto kılıç artığı” ifadelerine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Ateş, söz konusu ifadelerin yalnızca bireysel bir hakaret değil, tarihsel ve ideolojik bir arka plan taşıdığını vurguladı.
“ASLINDA BİR ÖZÜRDEN BAHSEDİLEMEZ”
Ateş, Kırıkkanat’ın gelen tepkiler üzerine geri adım attığını ancak bunun gerçek bir özür olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Alevilere yönelik dile getirilen ifadelerin de sorunlu olduğunu belirten Ateş, bunun “Alevileri kendi zihin dünyasında konumlandırdığı yer üzerinden kurulan bir söylem” olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“ Bu yaklaşımda Aleviler, Türkiye’de Türkleşmeye katkı sunan, İslam’ı Arap kültüründen uzaklaştıran ve ‘öz be öz Türk’ kimliğinin taşıyıcısı olarak tanımlanıyor. Bu ise Aleviliği tarihsel bağlamından koparan, çoklu kimlik ve kültürel köklerini inkar eden indirgemeci bir anlayışı yansıtıyor. Öte yandan asıl dikkat çekici olan, yalnızca ‘kılıç artığı’ ifadesi değil, ‘kripto kılıç artığı’ nitelemesinin kullanılmasıdır. Nitekim sosyal medyada paylaşılan ifadelerde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Andımızın kaldırılması sürecinde iktidara destek verdiği iddiası bu kavramla ilişkilendiriliyor. Bu nedenle tartışmanın düğüm noktası, doğrudan ‘kripto’ nitelemesinde düğümlenmektedir.”
Ateş, bunun bilinçli bir tercih olduğunun altını çizerek, “Kripto diyerek şunu söylüyor: ‘Sen ne yaparsan yap aslında kendini gizlemiş bir cumhuriyet düşmanısın.’ Bu son derece bilinçli bir kavram seçimi” dedi.
Ateş, bu söylemin yalnızca Kılıçdaroğlu’nu değil, benzer kimliklere sahip geniş bir kesimi hedef aldığını belirterek, “Kemal Kılıçdaroğlu her ne kadar bugüne kadar bu kimliği sahiplenmemiş olsa da her ne kadar çıkıp biz öz ve öz Türk’üz demiş olsa da, cumhuriyetin kurucu kodlarını oluşturan İttihatçı anlayışın artığı Kırıkkanat ve onun dünyasındakiler günü geldiğinde bunu bir şekilde ifşa ediyor. “Hayır. Siz bizden değilsiniz. Ne yaparsanız yapın, sizin gizli ajandanız var” diyorlar.“ ifadelerini kullandı.
“BU SÖYLEM BİR DIŞLAMA VE İFŞA DİLİDİR”
Ateş, söz konusu yaklaşımın toplumsal bir ayrımcılık dili ürettiğini şu sözlerle dile getirdi:
“Siz ne yaparsanız yapın bizim nezdimizde gizli ajandası olan cumhuriyet düşmanlarısınız. Asla bizden olamazsınız.”
“DERSİM, ERMENİ VE DİĞER SOYKIRIM SÜREÇLERİYLE BİRLİKTE ELE ALINMALI”
Ateş, tartışmayı tarihsel bağlama taşıyarak, Dersim başta olmak üzere geçmişte yaşanan katliamların sürekliliğine işaret etti:
„Dersim’de yaşananların 89. yılına girilirken, bu sürecin tarihsel arka planı da yeniden tartışmaya açılıyor. Bu bağlamda yalnızca Dersim değil, öncesine uzanan daha geniş bir tarihsel hat söz konusu. Başta Ermeni Soykırımı, ardından Süryani katliamları ve Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Rumların tasfiyesi.
Bu sürecin ardından hedefin Kürtlere yöneldiği görülüyor. Bunun temelinde ise İttihat ve Terakki Cemiyeti ile başlayan Anadolu’nun Türkleştirilmesi politikası yer alıyor. Dönemin ideolojik ve akademik çalışmalarında, özellikle Baha Sait’in raporlarında, Alevilerin Türklük dairesi içine alınması gerektiği yönünde tezler geliştirilir
Devam eden süreçte, Hristiyan toplulukların tasfiyesinin ardından Kürt coğrafyasına yönelen politikalar dikkat çeker. Koçgiri İsyanı ve sonrasında yaşananlar, Zilan Katliamı, Ağrı İsyanları ve Sason’da gerçekleşen operasyonlarla devam eder.
Bu politikanın kurumsallaşmasında, 1925 sonrasında yürürlüğe konulan Şark Islahat Planı belirleyici bir rol oynar. Söz konusu plan, sonraki dönem uygulamaları açısından kurucu bir metin niteliği taşır.
Bu tarihsel hatta bakıldığında, yaklaşık bir asrı aşan süreçte devlet aklının temel kodlarında bir süreklilik olduğu görülmektedir. Bu süreklilik, yalnızca geçmişte yaşananlarla sınırlı kalmayıp günümüze kadar uzanmakta, yüzleşme konusunda ise halen katı bir tutumun sürdüğüne işaret etmektedir. Bu nedenle, tarihsel gerçeklerle yüzleşme meselesi Türkiye’nin en temel ve güncel sorun alanlarından biri olmayı sürdürmektedir.“
“1938 SON DEĞİL, SÜREÇ DEVAM EDİYOR”
Ateş, güncel duruma da değinerek, “1938 fiziksel soykırımın bir aşamasıdır. Sonrasında kültürel soykırım çok katmanlı şekilde devam etti. Bugün Dersim büyük oranda boşaltılmış, insansızlaştırılmış durumda.Bugün Dersim nüfusu 98 bin civarında. Ancak önemli bir kısmı orada doğmamış.Dersim artık bir diaspora toplumudur” dedi.
Ateş , “O halde bugün yapılması gereken nedir? Tüm bu farklılıkları bir zenginlik olarak görerek bir araya gelmek tarihsel bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Eğer bugün Dersim için ortak bir tutum geliştirilemez, birlikte hareket edilemezse, giderek kan kaybeden bu toplumsal yapının yeniden toparlanması da zorlaşacaktır“ diye belirtti.
Bu çerçevede geçmişten gelen toplumsal öğütlere de atıfta bulunan Ateş, büyüklerin sözlerini hatırlatarak şunları söyledi:
“Nine ve dedelerimiz hep şunu söylerdi: Yolunuzu, inancınızı, itikadınızı kaybetmeyin. Kendi kültürel bağlarınızla, toprağınızla bağınızı koparmayın.”
“BİRLİK SAĞLANMAZSA DAHA AĞIR SONUÇLAR DOĞAR”
Ateş, Dersim’de demografik ve sosyal değişimlere dikkat çekerek uyarıda bulundu:
“Eğer bu birlik bugün sağlanamazsa ve Dersim için birlikte bir şey yapılamazsa, boşaltılmış bu coğrafyada yarın çok daha farklı bir tabloyla karşı karşıya kalınacaktır. Bu oldukça nettir.”
Bölgedeki mevcut duruma da işaret eden Ateş,“Dersim merkezde nüfus kaydırması, tarikat faaliyetleri, üniversite çalışmaları ve maden-baraj projeleri göz önünde bulundurulduğunda, yarın Dersim’e yabancılaşmış bir şekilde gitmek zorunda kalabiliriz” dedi.
“BU BİR TARİHSEL ZORUNLULUKTUR”
Ateş, birlik vurgusunu şu sözlerle tamamladı:
“Eğer bunu istemiyorsak, 89. yılında yaşananları anarken, kaybettiklerimizin hatırası önünde saygıyla eğilirken bu durumu çok ciddi biçimde ele almak zorundayız.Tüm Dersimlileri, bu baş aşağı gidişi durdurmak için birlikte hareket etmeye çağırıyorum. Bu bir tarihsel zorunluluktur.”
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Kırıkkanat’ın “kripto kılıç artığı” ifadelerinin ayrımcılığın ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumu olduğunu belirterek, “Susmak, onaylamaktır. Görmezden gelmek, bu nefret diline ortak olmaktır. Eğer bunu yapmıyorsa, eğer nefret söylemine alan açıyorsa, eğer ayrımcılığı meşrulaştırıyorsa; o gazete yalnızca eleştirilmemeli, aynı zamanda okunmamalıdır. Çünkü bazen en güçlü cevap, sessizce yüz çevirmektir” dedi.
Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, sosyal medya hesabından CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “kripto kılıç artığı” ifadelerini kullandı.
Mine Kırıkkanat’ın “Kripto kılıç artığı” ifadeleri tepkilere yol açtı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Kırıkkanat’ın ifadelerinin ayrımcılık ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumu olarak değerlendirdi.
“NE ZAMAN BİR SİYASİ HESAP YAPILSA, İLK HEDEF YİNE ALEVİLER OLUYOR”
Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi ve karanlığa teslim olmaması için en fazla bedel ödeyen toplumlardan birinin Aleviler olduğunu belirten Mat, “Dersim’de soykırımı yaşadı, Maraş’ta katledildi, Çorum’da hedef alındı, Gazi’de kurşunlandı, Madımak’ta diri diri yakıldı. En ağır hakaretlere maruz kaldı. Ama ne zaman bir kriz çıksa, ne zaman bir günah keçisi aransa, ne zaman bir siyasi hesap yapılsa, ilk hedef yine Aleviler oluyor” dedi.
Faşistlerin, gericilerin, mezhepçilerin karanlığı bildiklerini hatırlatan Mat, “Peki ya yıllardır “laik”, “cumhuriyetçi”, “Kemalist”, “ulusalcı”, “sosyal demokrat” maskesiyle dolaşıp fırsat buldukça aynı dili kullananlara ne demeli? Sıkıştığınız her yerde ilk suçlu neden Aleviler oluyor? Beceriksizliğinizi, siyasal iflasınızı, korkularınızı ve yanlışlarınızı neden Aleviler üzerinden aklamaya çalışıyorsunuz?” diye sordu.
“SİSTEMATİK BİR ÖTEKİLEŞTİRMEDİR”
Aleviler olarak kimsenin mezhebini sormadıklarını ifade eden Mat, şunları dile getirdi:
“Bu ülkeyi siyasal İslam’a teslim eden sözde demokratlar; biz sizin mezhebinizi hiç sormadık. 12 Eylül’ün karanlığını bu ülkenin üzerine çöken Kenan Evren’in mezhebini sormadık. Denizleri, Mahirleri, İbrahimleri, Erdal Erenleri, Berkinleri katledenlerin mezhebini sormadık. Alevilere, Kürtlere ve bu ülkenin tüm ötekilerine zulmedenlerin mezhebini sormadık. Bu ülkeyi yöneten başbakanlar, cumhurbaşkanları memleketi parsel parsel satarken; emperyalizme teslim ederken; doğayı talan ederken; yoksulluğu, adaletsizliği ve sefaleti büyütürken mezheplerini sorgulamadık. Çocuklara tecavüz edenlerin, dini istismar edenlerin, halkı soyanların, kul hakkı yiyenlerin mezhebini sorgulamadık.
Çünkü mesele hiçbir zaman mezhep olmadı. Mesele; adaletsizlikti, sömürüydü, zulümdü, ikiyüzlülüktü. Ama konu Aleviler olunca herkes bir anda mezhep uzmanı kesiliyor. İşte bu açık bir çifte standarttır. Bu düpedüz ayrımcılıktır. Bu sistematik bir ötekileştirmedir. Bu, toplumsal barışı dinamitleyen tehlikeli bir siyasal dildir.”
“KİRLİ HEDEFLERİ ALEVİLER ÜZERİNDEN YÜRÜTEMEZ”
Aleviler bu ülkenin yükü değil, vicdanı, hafızası, direnci ve eşit yurttaşları olduğunu vurgulayan Mat, “Lütuf değil, hak isterler. Hoşgörü değil, adalet isterler. Görünmek değil, eşit ve onurlu yaşamak isterler. Kimse Alevileri hedef göstererek kendi karanlığını meşrulaştıramaz. Hiç kimse kendi siyasi hesaplarını, çıkarlarını ve kirli hedeflerini Aleviler üzerinden yürütemez” diye belirtti.
“ALEVİ İNANCININ TARİHSEL VARLIĞINA YÖNELTİLMİŞ AÇIK BİR NEFRET SÖYLEMİDİR”
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden kullandığı “kılıç artığı” ifadesi; yalnızca bir kişiye yöneltilmiş sıradan bir hakaret olmadığına dikkat çeken Mat, “Bu ifade; bu toprakların çok katmanlı hafızasına, halkların ortak acılarına ve Alevi inancının tarihsel varlığına yöneltilmiş açık bir nefret söylemidir. “Kılıç artığı” ifadesi, katliamların, sürgünlerin, zorunlu göçlerin ve inkâr siyasetinin dilidir. Bu söz; geçmişin yaralarını yeniden kanatmak, toplumsal fay hatlarını yeniden derinleştirmek anlamına gelir. Burada artık “ama”, “fakat”, “lakin” yok. Hiç lamı cimi yok: Derhal gereken yapılmalı, açık ve net bir tutum alınmalıdır” şeklinde ifade etti.
“HAKİKATİN YANINDA DURALIM”
“Sessizlik, tarafsızlık değildir; suç ortaklığıdır” diyen Mat, şunları ifade etti:
“Susmak, onaylamaktır. Görmezden gelmek, bu nefret diline ortak olmaktır. Aksi halde yalnızca siyasi güven değil, toplumun vicdanındaki yeriniz de sonsuza kadar kaybolacaktır. Bir gazete, halkların hafızasına hakaret ederek değil; hakikatin yanında durarak var olabilir. Eğer bunu yapmıyorsa, eğer nefret söylemine alan açıyorsa, eğer ayrımcılığı meşrulaştırıyorsa; o gazete yalnızca eleştirilmemeli, aynı zamanda okunmamalıdır. Çünkü bazen en güçlü cevap, sessizce yüz çevirmektir.”
PİRHA- 7 Alevi çatı örgütü, 22 Kasım’da hapis ve siyasi yasak istemiyle yargılanacak olan CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kemal Kılıçdaroğlu’na açılan dava, muhaliflere parmak sallamaktır. Halka gözdağı vermektir. Kemal Kılıçdaroğlu yalnız değildir” denildi. Alevi örgütleri erken seçim istedi.
CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında açılan hapis ve siyasi yasak istemli davanın duruşması 22 Kasım’da görülecek. Kılıçdaroğlu, 11 yıl 8 aya kadar hapis ve siyasi yasak istemiyle yargılanacak. Kılıçdaroğlu, duruşmaya ilişkin sosyal medyadan “safları sıklaştırın” başlıklı bir video yayınladı. Kılıçdaroğlu’na sosyal medyada destek yağdı.
Kılıçdaroğlu’na bir destek de 7 Alevi çatı örgütünden geldi. Ortak yazılı açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, “Kemal Kılıçdaroğlu’na açılan dava, muhaliflere parmak sallamaktır. Halka gözdağı vermektir. Biz örgütsel geçmişi onlarca yıla dayalı Alevi kurumları olarak diyoruz ki; ülke derhal erken seçime gitmeli ve bu iktidar değişmelidir. Bozuk düzenin çarkına karşı; gelin canlar bir olalım, yoksulun hakkını alalım. Kemal Kılıçdaroğlu yalnız değildir” dedi.
Alevi örgütlerinin açıklamasının tam metni şöyle:
“Nerede bir adaletsizlik varsa tam karşısındayız.
Ülkemizi yoksullar ve adalet isteyenler için yaşanmaz hale getiren iktidar, muhalefeti yok etmek için her türlü hukuksuzluğa başvuruyor. Bunun son örneğini, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yargılanmasında görüyoruz. CHP Genel Başkanlığı döneminde Alevi olduğu için defalarca hakarete uğrayan Kılıçdaroğlu bu ülkede milletvekilliği, ana muhalefet partisinin genel başkanlığını yapmış ve ‘’Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı adayı olmuş birisidir. Sürekli demokrasiden, özgürlükten ve adaletten bahseden iktidar ortaklarına bir kez daha soruyoruz: Peki ülkenin üçüncü büyük partisinin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı olmuş Selahattin Demirtaş neden cezaevinde? Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekili Can Atalay neden cezaevinde? Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıp kayyum adı altında neden halkın iradesi gasp ediliyor?
Sizlerin adalet anlayışınız, hırsızların, kadın ve çocuk düşmanlarının, doğa katliamcılarının, rantçıların özgürlüğü müdür? Siz demokrasi denildiğinde, halkın sessizliğini kastediyorsunuz. Ama biz susmayacağız, 72 milletle omuz omuza vererek bozuk düzenin çarkını kıracağız.
Kemal Kılıçdaroğlu’na açılan dava, muhaliflere parmak sallamaktır. Halka gözdağı vermektir.
“KEMAL KILIÇDAROĞLU YALNIZ DEĞİLDİR”
Biz örgütsel geçmişi onlarca yıla dayalı Alevi kurumları olarak diyoruz ki;
Ülke derhal erken seçime gitmeli ve bu iktidar değişmelidir.
Bozuk düzenin çarkına karşı; gelin canlar bir olalım, yoksulun hakkını alalım. Kemal Kılıçdaroğlu yalnız değildir!”
PİRHA- CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve yerine kayyım atanmasına tepki göstererek, “Saray ve kullanışlı aparatlarından kurtuluşumuzun tek yolu: Sine-i Millettir” dedi.
CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve yerine kayyım atanmasına tepki gösterdi.
“Saray ve kullanışlı aparatlarından kurtuluşumuzun tek yolu: Sine-i Millettir” çağrısı yapan Kılıçdaroğlu, “Halkın helal oylarıyla seçilmiş bir siyasetçiye yapılan hiçbir hukuksuzluğu ve kayyum garabetini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:
“Yargı ve yürütme, tek adamın emrine girdi. Yasama organımız işlevsiz hale getirildi. Liyakat gerektiren bütün makamlar, hukuksuz talimatlara itaat eden beceriksizlerle dolduruldu. Denetleme mekanizmaları yok edildi.
Şeffaflık ve hesap sorulabilirlik ortadan kaldırıldı. Muhalif siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar, öğrenciler, sanatçılar, karşı duran herkes davalarla ve hapis cezalarıyla sindirilmeye çalışıldı. Yaratılan korku ikliminde toplum edilgenleştirildi. Ahlaksızlık ve yolsuzluk olağanlaştı ve kurumsallaştı.
Dillerinden düşürmedikleri “dış güçler,” metaforuyla kendilerine bağlı kalacak bir kitle ve tek adam rejimini tesis ettiler. Talimatlarına harfiyen uyacak ve her türlü hukuksuzluğu gerçekleştirecek sözde savcıları etkin yerlere atayıp, onlar eliyle millet iradesini yok sayacak işlemler yaptırdılar. Böylesi ahlaksız bir yapı ile karşı karşıyayız.
Karşımızda bir kişi yok; emperyal güçler tarafından teslim alınmış ve bütün gücü elinde bulunduran, onların emriyle hareket eden bir yapı var. O nedenle buradan tekrar ediyorum: Müzakere yok, mücadele var…
Saray ve kullanışlı aparatlarından kurtuluşumuzun tek yolu: Sine-i Millettir. Halkın helal oylarıyla seçilmiş bir siyasetçiye yapılan hiçbir hukuksuzluğu ve kayyum garabetini kabul etmiyoruz.”
Eski CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hakkında, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı ve üyelerine yönelik hakaret ettiği iddiasıyla 4 yıl 1 aya kadar hapis cezası ve siyasi yasak talep edildi.
Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı ve üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla 4 yıl 1 aya kadar hapis cezası talep edildi. Kılıçdaroğlu hakkında ayrıca siyasi yasak da istendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, “Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin ifade özgürlüğü ya da eleştiri sınırlarını aştığı, şüphelinin atılı suçu işlediği hususunda yeterli delil olduğu” iddia edilerek dava açıldı.
Kılıçdaroğlu hakkında “Zincirleme şekilde Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Alenen Hakaret” suçundan 1 yıl 5 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi.
Kılıçdaroğlu, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
NE OLMUŞTU?
Eski CHP Milletvekili Enis Berberoğlu, durdurulan Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) ait TIR’ların görüntülerini eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a verdiği iddiasıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmış ve “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak” suçundan 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Hapis cezasının ardından o dönem CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu bir açıklama yaparak şunları söylemişti:
“Bu kararı verenler bu kararın altında kalacaklardır. Biz yıllarımızı demokrasi için harcadık, adalet istiyoruz, demokrasi istiyoruz, düşünce özgürlüğü istiyoruz bu ülkede. 20 Temmuz darbesini yapanlar adaleti yok ettikleri, demokrasiyi yok ettiler, hakim hakim olmaktan çıktı gözünü dikmiş saraya nasıl talimat gelecek ve ben öyle karar vereceğim diye, bunların hiçbirisi hakim değil, hiçbirisi yargı dağıtmıyor, sadece ve sadece sarayın sopası olma görevini yerine getiriyorlar.”
PİRHA-CHP lideri Kılıçdaroğlu, kurultay öncesi partisinin son grup toplantısında konuştu. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘Büyük Filistin Mitingi’ üzerinden yüklenen Kılıçdaroğlu, “Sen iktidarsın, muhalefet değilsin. Ne işin var mitingde? İktidarı bize devret, Filistin sorunu nasıl çözülüyor göreceksin. Seni de sözde kefenle karşılıyorlardı, onlar nerede?” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki olağan grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kılıçdaroğlu kürsüye çıktığında sözlerine hayata veda edişinin 16’ıncı yılı olan siyasetçi ve bilim insanı Erdal İnönü’yü anarak başladı.
Kılıçdaroğlu, hakkında verilen AYM kararının halen uygulanmaması nedeniyle Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’a destek mesajı verdi.
CHP lideri, “Yargıtay talimatla karar aldı. Can Atalay niye içeride, hangi gerekçeyle? AYM’nin emsal kararları olmasına rağmen talimatla karar aldı. Evet bizim vekilimiz değil ama CHP bir haksızlık varsa kapı gibi onun karşısındadır” dedi.
ERDOĞAN’A FİLİSTİN MİTİNGİ TEPKİSİ
Kürsüde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen ‘Büyük Filistin Mitingi’ üzerinden yüklenen Kılıçdaroğlu, “Beyefendi miting yapıyor. Sen iktidarsın, muhalefet değilsin. Ne işin var mitingde? İktidarı bize devret, Filistin sorunu nasıl çözülüyor göreceksin. Orta Doğu’ya barış nasıl geliyor göreceksin” diye konuştu.
Kurultay mesajı da veren Kılıçdaroğlu, “Güzel bir kurultay yapacağız, keyifli bir kurultay yapacağız. Barış içinde bir kurultay yapacağız. Birlikte bayram havası içinde bir kurultay yapacağız” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş Veli’nin öğretisinin günümüzde evrensel bir miras haline geldiğini belirterek, “Çünkü onların dünyasında düşmanlık yok, dostluk var” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesinde Hacıbektaş Belediyesi’ni ziyaret etti.
Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü töreninde konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
“Hacı Bektaş Ocağı, bir aydınlanma, bir eğitim ocağıdır. Çünkü kişi akıl ile yükselir, bilgi ile büyür. Bilgi ile büyüyen insan topluma sağlıklı, huzurlu bir gelecek hazırlar.
Bilime ve bilimsel araştırmaya çok önem veren Hacı Bektaş Veli bu konuda nasıl bir yol izleneceğini şöyle anlatır: İlimle araştırmalı, izlemeli, gözlemeli ve arştan yerin altına kadar her ne varsa kendinde bulmalıdır.
“ONLARDAN İLHAM ALMAYA GELDİK”
Biz buraya sadece velilerimizi, yani Anadolu erenlerini anmaya ve onlara şükranlarımızı sunmaya gelmedik. Biz buraya aynı zamanda onları anlamaya, onların rehberliğine başvurmaya, onlardan ilham almaya geldik.
Bir ülkede adalet varsa, biliniz ki, onun etrafında, hukukun üstünlüğü, denetlenebilirliği, hesap verebilirlik, can ve mal güvenliği, şeffaflık, eşitlik, liyakat, özgürlük, emeğin üstünlüğü, nitelikli ve kaliteli eğitim, insan ve doğa hakları vardır.
Çağlar ötesinden, onun söyledikleri bugün kainatın evrensel kurallarına dönüşmüş durumda. Bugün Hacı Bektaş-ı Veli’nin söylediklerinden çok uzaktaysak, o güzellikleri nerede yitirdiysek onları arayıp bulmalıyız.
İlk bakacağımız yer, Ahmed Yesevi’nin, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hallac-ı Mansur’un, Hoca Nasrettin’in, Pir Sultan’ın öğretileridir. Onların aşk ırmağında, sevgi ırmağında yıkanmaktır.”
PİRHA- 60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında bu yıl 30’ncusu verilen Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün sahibi Avukat Şenal Sarıhan oldu. 4. Hacı Bektaş Veli Onur Ödülü ise Prof. Dr. Sırrı Bektaş’a verildi.
60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında düzenlenen Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödül törenine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengül Yılmaz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ve yüzlerce yurttaş katıldı.
Tören, Hacıbektaş Belediyesi Semah Topluluğu’nun semah dönmesiyle başladı.
Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin tarihçesine ilişkin bilgi vererek bu etkinliklerin herkese iyi gelen büyük bir bayramlaşma olduğunu söyledi.
Ardından ödül töreni gerçekleştirildi. 30. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü Avukat Şenal Sarıhan’a verildi. Sarıhan’a ödülü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu takdim etti.
ONUR ÖDÜLÜ PROF. DR. SIRRI BEKTAŞ’A
4. Hacı Bektaş Veli Onur Ödülü ise Prof. Dr. Sırrı Bektaş’a Kılıçdaroğlu tarafından takdim edildi.
Ödül töreni Kardeş Türküler’in konseriyle sona erdi.
PİRHA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet, direnişe destek olmak için Akbelen’e gitti. Burada açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, “Boşuna mı ‘Bu beşli çeteler milletin kanını emiyor’ diyordum. Bunun için söylüyordum” dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca ağaç katliamının yaşandığı maden sahasına girdi.
Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı’na Yeniköy-Kemerköy (YK) Enerji tarafından açılmak istenen kömür ocağına karşı halkın direnişi 5’nci gününde sürüyor. Ağaç kesimini durdurmak için bölgeye gitmek isteyen kitleye bir kez daha biber gazı ve coplarla saldırı yapıldı.
Asker saldırısında Yeşil Sol Parti İzmir Milletvekili Burgu Gül Çubuk’a yakın mesafeden biber gazı sıkıldı. Askerler, Çubuk’u gözaltına almaya çalıştı. Ayrıca direnen birçok kişi gözaltına alındı. İstanbul’dan Akbelen’e gelen ikinci grup da sabah erken saatlerinde alana ulaştı. Muğla ilçelerinden de yüzlerce kişi direnişe destek için Akbelen’e geldi.
KILIÇDAROĞLU HALKIN TALEPELRİNİ DİNLEDİ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dan da direnişçilere destek ziyareti gerçekleştirildi. Kılıçdaroğlu, halkın taleplerini dinledi.
İkizköy Çevre Komitesi’nden Necla Işık, kesimin durdurulmasını istediklerini vurgulayarak, “Tarım Orman Bakanlığı bu ormanları kormakla mükellef değil mi? Aç gözlü şirketlere satmak zorunda mı? Akbelen giderse Kazdağları gidecek, İliç gidecek, vatan gidecek. Bu kesimi durdurun” dedi.
Esra Işık, “Dört gündür bize ne yaşatıyorlar bilemezsiniz. 80 yaşındaki teyzelere biber gazı sıkan, coplayan insanlar var karşınızda. Yıllardır bu topraklarda üreten insanlara bunları reva görüyorlar. Toprağımızı savunmaktan başka ne suçumuz var? 4 senedir nasıl yılmadıysak, ayakta durmaya devam edeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar her türlü mücadeleyi vereceğiz. Biz ormanlarımızı terk etmeyeceğiz” diye konuştu.
Başka bir köylü ise, “Biz parçalanıyoruz. Elimiz kolumuz koparılıyor. Elinizi bu ağaçlardan çekin. Bu kesimin hemen durdurulmasını istiyoruz” dedi.
Çimento fabrikasına karşı direnen Deştin köyü sakinleri de bu sırada alana geldi. Kılıçdaroğlu’na seslenen köylüler, “30 yıldır çimento fabrikasına direniyoruz. Bunu görün artık. Bizim ruhsat iptal olmuyor. Bizi de duyun. Bizim yaşam alanlarımızı şirketlere yem etmeyin” ifadelerini kullandı.
Konuşmalar sırasında bazı yurttaşlar duygusal anlar yaşarken, sık sık “Kesimi durdur” ve “Biz bitti demeden bu dava bitmez” sloganları atıldı.
KILIÇDAROĞLU: YANINIZDAYIM
Kemal Kılıçdaroğlu ise, “Buraya geliş nedenim derdinizi anlatmanıza imkan sağlamak içindir. Benim Ankara’da konuşmamın önemi yok sizin anlatmanız önemli. bu ağaç sadece sizin değil, 85 milyonun ağacıdır. Bu ülkede ormanın ne olduğunu, ekosistemi bilen birisiyim. Bu orman sadece ağaç değil, ormanda binlerce canlı var. Her birisinin hakkını hukukunu korumazsak görevimizi yapmamış oluruz. Boşuna mı beşli çete diyordum. Bütün Türkiye’de bunlar var. Ama siz direniyorsunuz. Yanınızdayım. Sizin mücadeleniz sıradan bir mücadele değil, hak mücadelesidir. Hak mücadelesi bireysel değil, kolektif mücadeledir. Size sözüm söz; ben bu davayı sonuna kadar izleyeceğim. Ayrıca hukukçu milletvekillerini bu konuda görevlendireceğiz. Davanızı da çok iyi biliyorum, hangi mahkemelerde takıldığını da biliyorum” diye konuştu.
ASKER BİR KEZ DAHA SALDIRDI
Köylüler, Kılıçdaroğlu’na, “Bugün bir şeyler yapmamız lazım. Gelin beraber yukarıya çıkalım” dedi. Kılıçdaroğlu ise, “Ona da bakacağım” diye cevap verdi. Kılıçdaroğlu, ısrarlar üzerine beraberindeki heyet ile kesimin yapıldığı alana girdi. Halkın da alana girmek istemesi üzerine askerler bir kez daha saldırdı.