Etiket: kilis

  • Ekonomik krizin sorumlusu kimse gıda zehirlenmelerinin sorumlusu da odur-VİDEO

    Ekonomik krizin sorumlusu kimse gıda zehirlenmelerinin sorumlusu da odur-VİDEO

    PİRHA – Türkiye’nin birçok kentinde art arda yaşanan gıda zehirlenmeleri, halk sağlığı açısından alarm verici bir tabloyu ortaya koydu. Okullardan hastanelere, işyerlerinden toplu yemek verilen alanlara kadar yayılan vakalar, “Bu zehirlenmeler neden arttı?” sorusunu da beraberinde getirdi. Konuyu Antep – Kilis Tabip Odası Başkanı Dr. Kazım Doğan Eroğulları değerlendirdi.

    Artan vakaların tesadüf olmadığını vurgulayan Eroğulları, yaşananların ekonomik kriz, denetimsizlik ve rant ilişkilerinin bir sonucu olduğuna dikkat çekti.

    Gıda zehirlenmelerinin temelinde ekonomik krizin yattığını belirten Dr. Kazım Doğan Eroğulları, sorumluluğun doğrudan siyasi iktidarda olduğunu ifade etti. Eroğulları, “Ekonomideki sorumluluk kimdeyse, zehirlenmenin sorumlusu da odur” dedi.

    Ekonomik krizle birlikte yurttaşların gıdaya erişiminin giderek zorlaştığını belirten Eroğulları, özellikle yoksulluk sınırının altında yaşayan kesimlerin ucuz gıdaya yönelmek zorunda bırakıldığını söyledi.

    “İNSANLAR MAALESEF GIDAYI EN UCUZ ŞEKİLDE TEMİN ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    Dr. Eroğulları, ucuz gıdaya yönelimin doğrudan halk sağlığını tehdit ettiğini belirterek yaşanan süreci şu sözlerle anlattı:

    “İnsanlar maalesef gıdayı en ucuz şekilde temin etmeye çalışıyor. Bu da tabii ulaşılan gıdanın kalitesinin doğal olarak çok düşmesiyle alakalı. Ucuz gıda erişimiyle ilgili talep artmasından dolayı maalesef hijyen şartlarına uyulmayan, son kullanım tarihi geçmiş gıdaların kullanıldığı, ayrıca temizliğe dikkat edilmediği, temizlik personeli ve malzemelerinden kısıtlamaya gidildiği, ertesi gün satılmaması gereken gıdaların atılmayıp tekrar satışa sunulması gibi birçok nedenden dolayı bu zehirlenmeler yaşanıyor.”

    Bu tablonun yalnızca bireysel işletmelerle açıklanamayacağını vurgulayan Eroğulları, denetim mekanizmalarının bilinçli biçimde işlemez hale getirildiğini ifade etti.

    “DENETİMSİZLİĞİN OLDUĞU YERLERDE ZEHİRLENMELER DAHA FAZLA”

    Gıda zehirlenmelerinde kamusal sorumluluğa dikkat çeken Eroğulları, denetim eksikliğinin altını çizdi:

    “Bu konuda tabii ki denetim eksikliğinin de çok büyük bir rolü var. Belediyeler, valilikler, bakanlıklar maalesef görevlerini doğru şekilde yapmıyor. Denetimsizliğin olduğu yerlerde özellikle bu zehirlenme vakalarının daha çok yaşandığını görüyoruz. Gerçekten çok trajik görüntüler var. İnsan sağlığını doğrudan tehdit eden, halk sağlığı için sorun teşkil eden yiyeceklerin tüketildiğini görüyoruz.”

    Ekonomik kriz dönemlerinde bu tabloyu fırsata çevirenlerin olduğuna işaret eden Eroğulları, sistemin doğrudan rant üzerine kurulu olduğunu vurguladı.

    Yaşananların sistemsel olduğunu belirten Dr. Kazım Doğan Eroğulları, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Ekonomik kriz sebebiyle bu dönemlerde insanlar daha ucuz gıdaya erişim ihtiyaçlarının olduğunu görüyoruz ve buradan da rant sağlamaya çalışanlar var. Çünkü bu kapitalist sistem, maalesef rant üzerine kurulu. İnsanların canından, malından, yiyeceğinden rant devşiren bir sistem. Dolayısıyla bu zehirlenmeler aslında beklenmeyen şeyler değil.”

    “KAMU KURUMLARINDA ÇIKAN YEMEKLER BİLE DENETLENMİYOR”

    Zehirlenmelerin yalnızca özel sektörle sınırlı olmadığını söyleyen Eroğulları, kamu kurumlarında da ciddi sorunlar yaşandığını ifade etti:

    “Maalesef devletin bir denetim politikası ve denetim niyeti yok.”

    Denetim adı altında yapılan uygulamaların göstermelik olduğunu dile getiren Eroğulları, özellikle sosyal medya baskısı olmadan adım atılmadığını belirtti:

    “İnsanlar yaşadıkları sıkıntıları sosyal medya üzerinden paylaştıklarında ancak kamu, sosyal medya baskısıyla gidip orayı mühürlüyor.”

    Denetimsizliğin ulaştığı boyutu çarpıcı bir örnekle anlatan Eroğulları, “Bırakın iş yerlerinin denetlenmesi kamu kurumlarında çıkan yemekler bile denetlenmiyor. Daha geçtiğimiz hafta bir hastanede sağlık emekçilerine reva görülen yemeğin içinden kurt çıktığını gördük” dedi.

    “İŞLETMELER DENETİM YAPILACAĞINI ÖNCEDEN ÖĞRENİYOR”

    Denetim mekanizmalarının siyasi baskı ve ilişkilerle işlevsizleştirildiğini söyleyen Eroğulları, birçok işletmenin denetimlerden önceden haberdar olduğunu ifade etti:

    “Mesela kapalı alanlarda sigara içmek yasak. Ama şu anda her yerde içiliyor! Çünkü denetim mekanizmasından bir şekilde insanlar haberdar oluyor. Çünkü siyasi bağlantıları var.”

    Bu baskının kamu çalışanlarını da etkilediğini belirten Eroğulları, denetçilerin güvencesiz bırakıldığını söyledi.

    Zehirlenme vakalarına ilişkin verilerin kamuoyuyla paylaşılmamasını da sert sözlerle eleştiren Eroğulları, geçmişte pandemi ve deprem süreçlerinde de benzer bir tutum izlendiğini hatırlattı:

    “Biz bir pandemi ve deprem yaşadık. O dönemde de verileri maalesef paylaşmadılar. Çünkü yönetemiyorlar.”

    Verilerin gizlenme nedenini ise şu sözlerle özetledi:

    “Dolayısıyla bu zehirlenme vakalarında da sayıları, zehirlenmeye neden olan raporları bizimle paylaşmıyorlar. Çünkü bunu paylaştıkları zaman suçlu olduklarını yurttaş görecek… Yani doğal bir refleks aslında bu. Suçlu insan refleksi!”

    Son olarak ekonomik kriz ile halk sağlığı arasındaki doğrudan bağa dikkat çeken Dr. Kazım Doğan Eroğulları, sorumluluğu net biçimde ortaya koydu:

    “Ekonomik krizin sorumlusu kimse bu zehirlenmelerin sorumlusu da odur.”

    Eroğulları, yaşananları şu sözlerle tamamladı:

    “Bu bir zincirleme reaksiyon gibi… Bunların hepsi halk sağlığını gözetmeyen temelde rant ölçekli. Ama bunların ekonomik kriz dönemlerinde daha da arttığını görüyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANTEP

  • Alevi kurumları deprem bölgelerinde kriz masaları oluşturdu

    Alevi kurumları deprem bölgelerinde kriz masaları oluşturdu

    PİRHA-Alevi kurumları tarafından depremin vurduğu kentlerde kurulan kriz masalarının iletişim numaraları kamuoyu ile paylaşıldı. 

    Maraş merkezli depremlerin hemen ardından deprem bölgelerinde kriz masaları oluşturan Alevi kurumları, depremzedelerin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalarına devam ediyor.

    Alevi kurumları Adana, Adıyaman, Maraş Elbistan, Hatay Defne, Hatay İskenderun, Antep Islahiye, Diyarbakır, Osmaniye Kadirli, Malatya Hekimhan, Maraş, Narlı-Pazarcık, Osmaniye ve Hatay Samandağ’da kriz masaları oluşturdu.

    Kurulan kriz masalarının listesi kamuoyu ile paylaşıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Av. Mehtap Sert: Depremin ilk iki günü devlet, AFAD yoktu, Hatay sahipsizdi-VİDEO

    Av. Mehtap Sert: Depremin ilk iki günü devlet, AFAD yoktu, Hatay sahipsizdi-VİDEO

    PİRHA-Hatay’ın İskenderun ilçesinde PİRHA’ya konuşan Av. Mehtap Sert, “Depreme hazırlıksız ve bu konuda eğitimsiz olduğumuz çok kesin. Ama en önemlisi devlet yoktu. İlk iki gün boyunca sanki Hatay’da hiç deprem olmamış gibi davranıldı. Hatay gerçekten sahipsizdi” dedi.

    Maraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler 10 ilde büyük yıkımların yaşanmasına neden oldu. Depremden en çok etkilenen illerden biri Hatay.

    PİRHA muhabiri Diren Keser depremin beşinci gününde İskenderun’daki son durumu aktarırken, İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü Avukat Mehtap Sert ile yaşananları konuştu.

    Keser, ilçedeki durumu “İskenderun için ölü kent diyebiliriz. Yüzlerce bina yıkıldı. Arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor” sözleriyle ifade etti.

    “HATAY GERÇEKTEN SAHİPSİZDİ”

    Avukat Mehtap Sert de depremin ardından yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Depremin ardından deprem toplanma alanına gittik ama boyumuz kadar dikenler ve çöpler ile doluydu. Orada toplanamadık. İnsanlarda çok büyük panik vardı. Depreme hazırlıksız ve eğitimsiz olduğumuz çok kesin. Ama en önemlisi devlet yoktu. İlk iki gün boyunca sanki Hatay’da hiç deprem olmamış gibi davranıldı. Arama-kurtarma çalışmaları geç başladı. AFAD’ın her il ve ilçede ekiplerinin olması gerekirdi normalde. Yeterli çadır kurulmadı. İnsanlar soğuktan da etkileniyor. Şunu tekrar söylemek isterim ki; burada devlet, AFAD yoktu. Hatay gerçekten sahipsizdi.”

    “BİRÇOK KURUM SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMEDİ”

    Ülke olarak birçok noktada depreme hazırlıksız olunduğunu belirten Sert, “Deprem vergilerinin depremde kullanılması gerekiyordu. Yapılan duble yolların nasıl çatladığını gördük. Birçok kurum sorumluluğunu yerine getirmediği gibi telekomünikasyon da sorumluluğunu yerine getirmedi. İletişim kurmakta sorunlar yaşandı. Elektrikler kesik olduğu için telefonlarımızı şarj edemedik. Bütün bunlar görmezden gelindi. Sadece AFAD kurtarma çalışmaları değil yaşamın birçok alanında kurumsal olarak depreme hazırlıklı değiliz” dedi.

    “CEZAEVİ YÖNETİMİ AVUKAT GÖRÜŞ YASAĞI GELDİĞİNİ SÖYLEDİ”

    Av. Mehtap Sert, son olarak bölgedeki cezaevlerindeki durumu da paylaşırken, şöyle konuştu:

    “İHD Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü olduğum için ilk gün cezaevlerini de aradım. “Hiçbir sorun yok. Herkes sağlıklı. Aileleri ile iletişim kurdular” bilgisi verildi. Bunun üzerine rahatladık ama birkaç gün sonra sosyal medyaya düşen haberlerden sonra orada bir isyan olduğu bilgisini öğrendik. Bunun üzerine mahpusların başka cezaevlerine nakledildiğini öğrendik. Ama Adalet Bakanlığı UYAP portalını kapatmış. Bunu hangi gerekçeyle yaptığını bilmiyoruz. Nakillerin listesine ulaşamıyoruz. Bir müvekkilimin çocuklarından biri İskenderun T tipi cezaevinde hayatını kaybetti. Diğer çocuğu kimsesiz kaldı. Cezaevi yönetimi avukat görüş yasağı geldiğini söyledi. Bu insanların sevdikleriyle vedalaşması engelleniyor.”

    PİRHA/HATAY

  • Adana Meydan Cemevi’nde depremzedeler için hizmet sürüyor-VİDEO

    Adana Meydan Cemevi’nde depremzedeler için hizmet sürüyor-VİDEO

    PİRHA-Adana Meydan Cemevi’nde depremzedelere ilişkin verilen hizmetleri yerinden aktaran PİRHA Muhabiri Diren Keser, “Türkiye’deki Alevi kurumları bölgeye yardımlarını ulaştırmaya çalışırken, il ve ilçelerde bulunan cemevleri de halkı misafir etmeye, lokmasını paylaşmaya çalışıyor. Adana Meydan Cemevi’ndeyiz. Tüm Türkiye gibi Alevi kurumları da ayakta” dedi.

    Depremin etkilendiği illerden biri de Adana. PİRHA muhabiri Diren Keser depremin beşinci gününde Adana Meydan Cemevi’ndeydi. Depremin ilk anından itibaren cemevinde yapılan hizmetleri aktaran Keser, cemevi başkanları ve emekçilerine mikrofon uzattı.

    “TÜM TÜRKİYE GİBİ ALEVİ KURUMLARI DA AYAKTA”

    Alevi kurumlarının ayakta olduğunu belirten Keser, şunları aktardı:

    “Depremin beşinci gününde hem depremden etkilenmiş hem de depremzedeleri misafir eden bir yerdeyiz. Avrupa ve Türkiye’deki Alevi kurumları bölgeye yardımlarını ulaştırmaya çalışırken, il ve ilçelerde bulunan cemevleri de halkı misafir etmeye, lokmasını paylaşmaya çalışıyor. Adana Meydan Cemevi’ndeyiz. Tüm Türkiye gibi Alevi kurumları da ayakta.”

    “350 MİSAFİRİ AĞIRLIYORUZ”

    Meydan Cemevi ve Adana Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Kemal Çelik de verdikleri hizmetlere ilişkin şöyle konuştu:

    “Deprem olduktan sonra cemevimizin kapılarını hemen açtık. Canlar gelip, sığındı. 24 saat hareket halindeyiz. Gelen canlara hizmet veriyoruz. 350 misafiri ağırlıyoruz burada. Her gün 500 ile 1000 kişiye de yemek veriyoruz. Bu hem sosyal yaşamın hem de Alevi inanç ve öğretisinin bir gereğidir. Alevilik bütün insanlığı, coğrafyayı, doğayı kucaklayan bir inanç ve öğretidir. Cemevimizde şu an Sünni kardeşlerimiz de, Alevi canlarımız da, Suriyeli kardeşlerimiz de var. Hiçbir fark gözetmeden herkese eşit şekilde hizmet ediyoruz. Gelmek isteyenlere kapımız açıktır. 350 kişi için yatak var ama geri kalan da masalarda oturarak zaman geçiriyor. Arkadaşlarımız uyumadan çalışıyor.”

    “DEVLET YOKSA ALEVİLER VAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Seyhan Şube Başkanı Mürşit Pur ise “Devlet yoksa Aleviler var” derken, “Yalnız barınma hizmeti değil ayrıca deprem bölgelerine halkımızın desteğiyle yardım malzemesi de gönderiyoruz. Kendimiz götürüp, köylere dağıtacağız. Elimizden geldiği kadarıyla yapmaya devam edeceğiz. Yapmamız gerekenin de bu olduğunu düşünüyorum. Gönülden hizmet ediyoruz. Devlet yoksa Aleviler var” ifadelerini kullandı.

    “MALATYA’DA İNSANLAR ÇOK PERİŞAN”

    Kürecikliler Derneği Başkanı Haydar Demirhan da Malatya’daki durumu aktarırken, “Malatya’dan dün geldim buraya. Cemevlerimizin yaptığını Malatya’da başka kurumdan göremedim. Malatya’da insanlar çok perişan. Köylerden zaten haber alamıyorduk. Malatya’da bir inşaatın konteynerinde 40 kişi kalıyorduk. Su yoktu. İlk iki gün kek ve meyve suyu verdiler. Üçüncü gün sadece ekmek verildi. İnsanlar hala enkaz altında” dedi.

    PİRHA/ADANA

  • Mezopotamya Psikologları İnisiyatifi’nden dayanışma çağrısı

    Mezopotamya Psikologları İnisiyatifi’nden dayanışma çağrısı

    PİRHA-Mezopotamya Psikologları İnisiyatifi yaptığı açıklamada deprem bölgelerinde Kürtçe, Zazaca, Arapça ve Türkçe bilen psikolog desteğine ihtiyacı olan tüm kurum ve kuruluşlara dayanışma çağrısında bulunduklarını kaydetti.

    Mezopotamya Psikologları İnisiyatifi yaptığı açıklama ile afet bölgelerinde ilk günden bu yana halk ile dayanışma içinde olduklarını belirtirken, “Kürtçe, Zazaca, Arapça ve Türkçe bilen psikolog desteğine ihtiyacı olan tüm kurum ve kuruluşlara dayanışma çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca Kürtçe, Zazaca, Arapça ve Türkçe bilen psikologları da ağımıza davet ediyoruz. Önemi ilk günden itibaren başlayan ve önümüzdeki günlerde daha fazla hissedeceğimiz psiko-sosyal desteğimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Böyle bir basın metni yayınladık dört dilde. Mail adresimiz dermeziletisim@gmail.com” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / ADANA

  • HBVAKV İskenderun Şubesi Cemevi kapılarını depremzedelere açtı-VİDEO

    HBVAKV İskenderun Şubesi Cemevi kapılarını depremzedelere açtı-VİDEO

    PİRHA-Kapılarını depremzedelere açan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) İskenderun Şubesi Cemevi, sıcak yemek sağlama konusunda eksiklik yaşandığını belirtti. 

    Birçok ili etkileyen Maraş merkezli iki depremin ardından Hatay’ın İskenderun ilçesinde bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) İskenderun Şubesi Cemevi kapılarını depremzedelere açtı. İnsanların ihtiyaçlarının karşılanmaya çalışıldığı belirtilirken, şu ifadeler kullanıldı:

    “Deprem olduktan sonra cemevimizin kapılarını açtık. Canları burada toplamaya başladık. Hasar tespitinde bulunduk. Neler yapabileceğimizi konuştuk. Doğalgaz, su yok. Sıcak yemek veremiyoruz. Sadece kuru gıda, su ve gıda yardımı yapabiliyoruz. Depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ancak bazı eksikliklerimiz var. Özellikle sıcak yemek veremiyoruz.”

    PİRHA/HATAY

  • Malatya Doğanşehirliler: Evler yıkıldı, hepsi hasarlı, barınma sorunumuz çözülsün-VİDEO

    Malatya Doğanşehirliler: Evler yıkıldı, hepsi hasarlı, barınma sorunumuz çözülsün-VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Doğanşehir ilçesindeki yıkımı aktaran Necmiye Canpolat, “Evler yıkılmış. Hepsi hasarlı. Girilecek gibi değil. Çadırda kalıyoruz şu an. Çoğu kişi buraları terk etti. Burada hayvanları olan ya da gidecek yerleri olmayanlar kaldı. Barınma sorunumuz var. Buna bir çözüm bulunsun istiyoruz” dedi.

    Depremden etkilenen Malatya’nın Doğanşehir ilçe merkezindeki yıkım yurttaşlar tarafından görüntülendi. İlçe merkezindeki binaların çoğu deprem nedeniyle yıkılırken, ayakta kalanlar da yıkılmak üzere. Yurttaşlar tarafından gönderilen fotoğraflarda yıkımın yanı sıra hayatını kaybedenlerin römorklarda yer aldığı da görülüyor.

    “ÇOĞU KİŞİ BURALARI TERK ETTİ”

    Doğanşehir’de yaşayan Necmiye Canpolat da bölgedeki durumu şu sözler ile aktardı:

    “Evler yıkılmış. Hepsi hasarlı. Girilecek gibi değil. Çadırda kalıyoruz şu an. Çoğu kişi buraları terk etti. Burada hayvanları olan ya da gidecek yerleri olmayanlar kaldı. Barınma sorunumuz var. Buna bir çözüm bulunsun istiyoruz.”

    PİRHA/MALATYA

  • Büyükşahin: Balıkburnu köyüne yardım ulaşmadı, insanları imkânlarımızla toprağa sırladık

    Büyükşahin: Balıkburnu köyüne yardım ulaşmadı, insanları imkânlarımızla toprağa sırladık

    PİRHA-Adıyaman’ın Çelikhan ilçesi Pınarbaşı beldesine bağlı Balıkburnu köyüne şu ana kadar hiçbir yardımın ulaşmadığını kaydeden Üryan Hızır Ocağı’ndan Veli Büyükşahin, “Depremde yıkılan çok sayıda ev var. Can kayıpları var. Ulaşabildiklerimizi kendi imkanlarımızla toprağa sırladık. İnsanlar yaşam mücadelesi veriyor. Bir an önce acil ihtiyaçların gönderilmesi lazım” dedi.

    Üryan Hızır Ocağı’ndan Veli Büyükşahin, depremin etkilediği Adıyaman’ın Çelikhan ilçesine bağlı Pınarbaşı beldesi Balıkburnu köyündeki son durumu PİRHA‘ya aktardı. Balıkburnu köyüne şu ana kadar hiçbir yardımın ulaşmadığını belirten Büyükşahin şunları söyledi:

    “Bizim bulunduğumuz köye şu ana kadar hiçbir yardım ulaşmadı. Depremde yıkılan çok sayıda ev var. Can kayıpları var. Ulaşabildiklerimizi kendi imkanlarımızla toprağa sırladık. İnsanlar yaşam mücadelesi veriyor. Bir an önce gıda ürünleri başta olmak üzere tuz, şeker, bardak, tabak, kaşık, battaniye, çadır, ısıtma cihazları gibi acil ihtiyaçların gönderilmesi lazım. Elektrikler yok, iletişim şebekeleri çalışmıyor. Kadın pedi, su, el feneri ve pil, powerbank, uyku tulumu, kolay pratik gıda maddesi, jeneratör, benzin mazot. Bizim diğer çevre köyler içinde aynı şey geçerli.”

    Büyükşahin, deprem nedeniyle 8 yakınının da Hakk’a yürüdüğünü ve toprağa sırlandığını kaydetti.

    PİRHA / ADIYAMAN

  • SOL Partili İşleyen: Antakya yok olmuş; insanların yardım çığlığını duyuyoruz!-VİDEO

    SOL Partili İşleyen: Antakya yok olmuş; insanların yardım çığlığını duyuyoruz!-VİDEO

    PİRHA-SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen, depremin etkilediği Hatay’da gözlemlerini “Yok olmuş bir kentten söz ediyoruz. İnsanlar burada kendileri seferber olmuş durumda. Gönüllüler var. Ellerinde sadece kazma, kürek var. Yakınlarına ulaşmaya çabalıyorlar ama mümkün olmuyor. Görünüyor ki devlet dediğimiz şey burada çöküntüden başka bir şey değil” ifadeleriyle aktardı.

    Depremin etkilediği Hatay’da bulunan SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Önder İşleyen izlenimlerini paylaştı. “Yok olmuş bir kentten söz ediyoruz” diyen İşleyen, insanların dayanışmayla ayakta durmaya çalıştıklarını aktardı.

    “DEVLET DEDİĞİMİZ ŞEY ÇÖKÜNTÜDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL”

    İşleyen şöyle konuştu:

    “Antakya’dayız. Yok olmuş bir kentten söz ediyoruz. Her yıkıntının altından insanların yardım çığlığını duyuyoruz. Neredeyse her enkazın altından bu ses geliyor ama yardım edebilecek kimse yok. İnsanlar burada kendileri seferber olmuş durumda. Gönüllüler var. Ellerinde sadece kazma, kürek var. Yakınlarına ulaşmaya çabalıyorlar ama mümkün olmuyor. Görünüyor ki devlet dediğimiz şey burada çöküntüden başka bir şey değil. 20 yıllık saltanat insanların tepesine çöktü. Gördük ki devlet dediğimiz şey bir avuç haraminin banka hesapları ve onları koruyan sopadan başka bir şey değil. Eğer başka bir şey olsaydı insanların yardım çığlıklarına el uzatanlar olurdu. Burada ekmek, su, battaniye hiçbir şey yok. İnsanlar dayanışmayla ayakta durmaya çalışıyor. Bizler de bu dayanışmanın parçası olarak elimizden geldiğince yardımlarına koşuyoruz.

    PİRHA/HATAY

  • Erdoğan: Hayatını kaybedenlerin sayısı 8 bin 574’e yükseldi

    Erdoğan: Hayatını kaybedenlerin sayısı 8 bin 574’e yükseldi

    PİRHA-Merkez üssü Maraş olan ve 10 ili etkileyen iki depremde yaşamını yitirenlerin sayısı 8 bin 574’e yükseldi. Yaralı kişilerin sayısı ise 49 bin 133 olarak açıklandı.

    İki depremin yaşandığı Maraş’a giden AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hayatını kaybeden kişilerin sayısının 8 bin 574’e, yaralıların ise 49 bin 133’e yükseldiğini açıkladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 5 bin 434’e yükseldi

    Depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 5 bin 434’e yükseldi

    PİRHA-Merkez üssü Maraş olan iki depremin ardından yaşamını yitirenlerin sayısı 5 bin 434’e yükseldi.

    Maraş merkezli yaşanan iki depremin ardından hayatını kaybeden kişilerin sayısı 5 bin 434 olarak duyuruldu. 31 bin 777 kişinin ise yaralı olduğu kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kilis’te cinsel saldırı faili 12 gün sonra serbest bırakıldı

    Kilis’te cinsel saldırı faili 12 gün sonra serbest bırakıldı

    PİRHA-Kilis’in Musabeyli ilçesinde iki yıl önce henüz 15 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz eden şahıs 12 gün sonra tutuklu bulunduğu cezaevinden serbest bırakıldı.

    Kadınlara ve çocuklara tecavüz eden failler toplumun tepkisine rağmen bir bir serbest bırakılıyor.

     CHP’nin eski İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Kilis’in Musabeyli ilçesinde kız çocuğuna cinsel saldırıda bulunan şahsın serbest bırakıldığını duyurdu.

    “MEMLEKETİN HER YERİNDEN ‘CEZASIZLIK’ HABERLERİ GELİYOR”

    Yarkadaş, mağdurun ailesinin verdiği bilgiler ışığında sosyal medya hesabından şunları belirtti:

    “Memleketin her yerinden “cezasızlık” haberleri geliyor. Bu sabah Kilis Musabeyli’ye bağlı bir köyden de iç acıtan bir haber aldım. Tecavüze uğrayan ve çocuk doğuran bir kızımızın her yönüyle dehşet dolu hikayesi… Olayın faili kızımızın şikayeti üzerine tutuklandı ancak sadece 12 gün cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Aile şaşkın… Ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar… Benim de elimden bir şey gelmediği için konuyu sizinle paylaşma ihtiyacı duyuyorum. XXX adlı kızımız, 2 yıl önce henüz 15 yaşındayken, evlerine su götürüyor.
    Bu sırada o dönem 36 yaşında olan, evli ve 3 çocuk babası X’in tecavüzüne uğruyor. 15 yaşındaki kız saldırının ardından evine gidiyor ve kimseye bir şey söylemiyor. Saldırgan erkek 3 gün sonra kızı bulup “Seni alacağım, kimseye bir şey söyleme” diyor. Ardından da tehdit ediyor. Bir süre sonra bir cinsel saldırı daha gerçekleşiyor. Evli adamın eşi bunu duyunca evi terk ediyor. Evli erkek, eşini ikna ederek geri getiriyor. Bu sırada mağdur olan kızımız, korktuğu için saldırganı teşhir edemiyor. Bundan 15 gün önce XXX adlı kızımızın ateşi çıkıyor. Babası hastaneye götürüyor ve “Kızım koronavirüse yakalandı” diyor. 17 yaşını birkaç gün önce bitiren kızımız doktora başından geçenleri anlatıyor ve “Hamile olabilirim. Babam duymasın, beni öldürürler” diyor. Doktor bunun üzerine jandarmaya haber veriyor. Jandarma ifade  aldıktan sonra konu savcılığa intikal ediyor.

    “ORTADA MAĞDUR BİR GENÇ KIZ VE ADALET ARAYAN BİR AİLE VAR, SES OLALIM!”

    Genç kız “Şikayetçiyim, bana tecavüz etti. Bu iki yıl boyunca aralıklarla sürdü. Korktuğum için kimseye bir şey diyemedim” şeklinde ifade veriyor. Saldırgan erkek bunun üzerine tutuklanıyor. Ancak ne ilginçtir ki; sadece 12 gün cezaevinde kalıyor ve 3 gün önce tahliye ediliyor. Kızın ailesine mensup kişiler konuyu bugün bana aktardılar. Hikâyeyi dehşet içinde dinledim. Dava dosyasında telefon görüşmeleri ve diğer bilgiler mevcut. Ortada mağdur bir genç kız ve adalet arayan bir aile var. SES OLALIM!”

    Barış Yarkadaş sosyal medyadan duyurduğu istismar üzerine genç kızın avukatıyla görüştüğünü belirterek, avukatın, “Mağdur edilen kızımızın 3 ayrı ifadesi var. 3 ifadede de ısrarlı bir biçimde tecavüze uğradığını söylüyor. Sanığın 12 gün içinde tahliye edilmesi hukukla açıklanamaz. Delil durumu değişmiş değildir” dediğini aktardı.

    PİRHA/İSTANBUL