Etiket: kınama

  • AABK, AAAF ve FEDA’dan ortak bildiri: Suriye’deki tüm bileşenleri barışçıl yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz

    AABK, AAAF ve FEDA’dan ortak bildiri: Suriye’deki tüm bileşenleri barışçıl yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz

    PİRHA- AABK, AAAF ve FEDA, Suriye’de Alevilere yönelik, saldırı, yağma, öldürme ve tutuklamalara karşı gelişen protestolara yönelik sert müdahale ve saldırıları kınayarak, işlenen suçların takipçisi olacaklarını kaydetti. Kurumların ortak açıklamasında, “Suriye’deki tüm bileşenleri; Alevi, Sünni, Dürzi, Kürt, Ezidi, Hristiyan, Süryani ve diğer tüm toplulukları barışçıl, sivil ve demokratik yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz” denildi. 

    Suriye’de Aleviler, hükümete bağlı selefi grupların Lazkiye ve Humus’ta Alevi yerleşimlerine yönelik, saldırı, yağma, öldürme ve tutuklamalarını protesto için dün sokaklara çıkmış ve protestolarda can ve mal güvenliği, ayrımcılığa son verilmesi ve tutukluların bırakılmasını talebi yükselmişti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu ve Demokratik Alevi Federasyonu, Suriye’de Alevi sivillere yönelik saldırılar ve Suriye’de derinleşen mezhepçi şiddete dair ortak bir bildiri yayımladı.

    Suriye Alevi Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel’in çağrısıyla düzenlenen barışçıl eylemleri desteklediklerini açıklayan kurumlar, Suriye’deki bu mezhepçi tabloya karşı çözümün ancak tüm bileşenlerin eşit yurttaşlık temelinde haklarının tanınarak güvence altına alındığı adem-i merkeziyetçi bir yapılanma olacağı vurgulandı.

    “BARIŞÇIL EYLEM GİRİŞİMLERİNİ DESTEKLİYORUZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu ve Demokratik Alevi Federasyonu‘nun ortak bildirisi şöyle:

    “Suriye’de son dönemde derinleşen mezhepçi söylemleri, fiili tasfiye girişimlerini ve özellikle Humus’ta Alevi sivillere yönelik saldırıların yeniden alevlenmesini en sert biçimde kınıyoruz.

    Suriye, Alevilerin, Sünnilerin, Dürzilerin, Kürtlerin, Ezidilerin, Hristiyanların, Süryanilerin ve tüm diğer toplulukların ortak vatanıdır; hiçbir inanç veya kimlik grubu “hedef” ya da “kurban” haline getirilemez.

    25.11.2025 tarihinde Suriye Alevi Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel’in çağrısıyla düzenlenen selamet eylemlerine Suriye’nin farklı bölgelerinden binlerce Alevi barışçıl biçimde katılmış; bizler de bu Konsey’in bu barışçıl girişimini açıkça desteklediğimizi beyan etmekteyiz.

    ÇÖZÜM ADEM-İ MERKEZİYETÇİ BİR YAPILANMADIR

    Alevi toplumunun itirazı hiçbir dönemde Sünni bir yöneticinin varlığına yönelik olmamıştır. Yönetimin bir Kürt, bir Dürzi ya da Suriye’nin herhangi başka bir unsurundan bir isim tarafından üstlenilmesi de kendi başına bir itiraz konusu yapılmamıştır. Bu tutum, devlete ve devletin meşruiyetine duyulan inançtan kaynaklanmakta; devlet olgusu, iktidarı elinde bulunduran kişi ve yapılardan ayrı değerlendirilmektedir.

    Geçmişte çatışmanın büyümesini önlemek amacıyla silahlar yönetime teslim edilmiş, toplum silahlı yolun açacağı yıkımlardan kaçınmayı tercih etmiştir. Ancak bugün sahadaki fiili durumun; terörist, tekfirci, mezhepçi ve dışlayıcı bir “olgu iktidarı” anlamına geldiği acı tecrübelerle ortaya çıkmıştır.

    Bu tabloya karşı aranan çözüm, Suriye’nin parçalanması değil; Tüm bileşenlerin eşit yurttaşlık temelinde tanındığı, Hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altına alındığı, Yerel yönetimlerin güçlendirildiği federal ve siyasal adem-i merkeziyetçi bir yapılanmadır. Suriye’nin birliği, ancak bu çeşitliliğin adil temsili ve kurumsal güvencelerle korunabilir.

    SURİYE’DEKİ TÜM BİLEŞENLERİ BARIŞÇIL YÖNTEMLERLE HAK ARAMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    Suriye’deki tüm bileşenleri; Alevi, Sünni, Dürzi, Kürt, Ezidi, Hristiyan, Süryani ve diğer tüm toplulukları barışçıl, sivil ve demokratik yöntemlerle hak aramaya çağırıyoruz.

    Biz, Avrupa’daki ve dünyadaki Alevi kurumları olarak, bugün Suriye’deki her insanın yaşam hakkını, onurunu ve özgürlüğünü savunmak için yan yana duruyoruz. Humus’ta ve Suriye’nin diğer bölgelerinde işlenen suçların takipçisi olacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AAAF, Şam’da Alevilerin saldırılarla göçe zorlanmasını kınadı!

    AAAF, Şam’da Alevilerin saldırılarla göçe zorlanmasını kınadı!

    PİRHA- Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Şam’a bağlı Sümeriye Mahallesi’nde yaşayan Alevilerin tehdit, baskı ve saldırılarla göçe zorlanmasını kınadı.

    Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Sümeriye Mahallesi’nde yaşayan Alevi ailelerin, gözaltı, işkence, darp ve yağma vakaları eşliğinde yerinden edilmek istendiğini bildirdi. Zorla tahliyeleri protesto etmek için Mezze Otoyolu’nu kapatmak isteyen Alevi kadınlar, çeteler tarafından darp edildi.

    Konuya dair açıklama yapan Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Alevilere yönelik zorla göçertme ve şiddet politikasını kınayarak, saldırıların Alevi topluluklarına yönelik tarihsel zulümlerin yeni bir halkası olduğunu vurguladı.

    “ALEVİ TOPLULUKLARA YÖNELİK TARİHSEL ZULMÜN YENİ HALKASI”

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu‘nun açıklamaşı şöyle:

    “Avrupa Arap Alevileri Federasyonu olarak, Şam’ın Sümeriye Mahallesi’nde sivillere yönelik uygulanan zorla göç ettirme, şiddet ve mezhepsel ayrımcılığı kesin bir dille kınıyoruz.

    HTŞ’nin fiili kontrolü altındaki güçler; halkın evlerinden çıkarılması, tapu belgelerinin yok edilmesi, kadın ve çocukların darp edilmesi, erkeklerin tutuklanması ve temel yaşam kaynaklarının kesilmesi gibi eylemlerle insanlığa karşı suç ve soykırım girişimi gerçekleştirmektedir. Bu eylemler, Roma Statüsü ve Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası hukukun açık ihlalidir.

    Sümeriye’de yaşananlar, Alevi topluluklarına yönelik tarihsel zulümlerin yeni bir halkasıdır. Maraş, Sivas, Malatya, Çorum, Ortaca ve daha birçok yerde Alevilerin evleri işaretlenmiş, aileler zorla yerlerinden edilmiş, topluluklar sistematik biçimde saldırı ve kıyımlara maruz bırakılmıştır. Bugün Sümeriye’deki uygulamalar, bu acı zincirin devam ettiğini göstermektedir.

    Federasyonumuz, Sümeriye halkının yanında olduğunu güçlü bir şekilde vurgulamakta; uluslararası toplumu ve Birleşmiş Milletler’i bu ihlalleri durdurmaya, mağdurlara koruma sağlamaya ve failleri adalet önüne çıkarmaya çağırmaktadır.

    Bizler, hiçbir topluluğun kimliği nedeniyle hedef alınmadığı, özgür, eşit ve adil bir Suriye için mücadelemizi sarsılmaz bir iradeyle, umut ve dayanışmayla sürdüreceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Sarıbal, Amedspor’a saldırıyı kınadı: Uyarılara rağmen önlem alınmadı

    CHP’li Sarıbal, Amedspor’a saldırıyı kınadı: Uyarılara rağmen önlem alınmadı

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Amedspor’un ırkçı saldırıya uğramasın kınayarak TFF’yi göreve çağırdı. 

    İkinci Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden Amedspor’un konuk olduğu Bursaspor maçında ırkçı saldırıya uğramasına yönelik tepkiler devam ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, yaptıkları uyarılara rağmen önlem alınmayan müsabaka için açıklama yaparak yaşananları kınadı.

    TFF’YE ÇAĞRI

    Sarıbal’ın yaptığı paylaşım şöyle: “Görüşmelerimizdeki tüm uyarılarımıza rağmen ‘sorun yok’ diyen yetkililer, tribünden slogan atan seyirciye yapmadığını bırakmayan hükümet, misafir takımın güvenliğini sağlamak için vali ve emniyet müdürlüğünü göreve çağırıyorum. Acılı günler yaşadığımız şu günlerde, 80 ilimizden gelen vatandaşlarımızın yaşadığı kardeş kent Bursamızda, Bursaspor ve Amedspor arasındaki futbol maçında yaşanan olayları kınıyorum. Bursa bunu hak etmiyor. Türkiye Futbol Federasyonu’nu göreve çağırıyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 15 baro Kürtlere yönelik ırkçı saldırıları kınadı

    15 baro Kürtlere yönelik ırkçı saldırıları kınadı

    Kürtlere yönelik artan ırkçı saldırıları kınayan açıklama yapan 15 baro, şiddet ve kutuplaştırıcı dilin ırkçı saldırılara zemin hazırladığını belirterek, “Saldırılarla ilgili ivedi ve etkin bir şekilde soruşturma yürütülmeli” dedi.

    Adıyaman, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Batman, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van Baroları, son zamanlarda çeşitli kentlerde Kürtlere yönelik artan ırkçı saldırılara ilişkin ortak açıklama yaptı.

    Konya ve Afyon’daki ırkçı saldırıların kınandığı açıklama, yaşanan saldırıların münferit ve adli olay olarak görülmemesi gerektiğinin altı çizildi. 15 baro ortak açıklamasında, “Fiziksel şiddet ve hakaret içerikli saldırılarda, nefret suçu kapsamında insan öldürme, insan öldürmeye teşebbüs etme, kasten insan yaralama, hakaret, tehdit, mala zarar verme vb. suçlardan soruşturmalar yürütülmektedir. Basın organlarında yer alan haber içeriklerinde Kürt kimliği ve Kürtçe dilinin kullanımı gerekçe gösterilerek bahse konu yapılan saldırıların gerçekleştiği görülmektedir. Son süreçte Kürt kimliği ve Kürtçe dilinin kullanımı nedeniyle sıklıkla bu ve benzeri linç girişimine, nefret söylemine ve saldırılara maruz kalındığı görülmektedir. Yaşanan bu saldırılar münferit ve adli olaylar olarak görülmemelidir. Şiddet dili ve politikalarına eklenen ayrımcı uygulamalar, Kürt kimliğine ve diline yönelik saldırılar, saldırılar karşısında kolluk güçlerinin güvenlik önlemleri hususunda zafiyet göstermesi ve etkin yargısal faaliyette bulunulmaması bu sonuçların ortaya çıkmasının başlıca nedenleri arasında görülebilir” ifadelerine yer verildi.

    ‘ŞİDDET VE KUTUPLAŞTIRICI DİL SALDIRILARA ZEMİN HAZIRLIYOR’

    Şiddet ve kutuplaştırıcı dilin kullanılmasının ırkçı saldırıların oluşumunda etki ettiğine vurgulanan açıklamada “Son yıllarda siyasilerin kullandığı ayrımcı dil, toplumsal telafisi olmayan olaylara zemin sunmaktadır. Aşağıda imzası olan barolar olarak; yaşam hakkı başta olmak üzere ağır insan haklarına yol açan bu ırkçı saldırıları kınıyor, Kürt kimliği ve Kürt diline ilişkin her türlü ırkçı saldırılara zemin hazırlayan ve toplumsal barışı zedeleyen açıklamalardan vazgeçilmesini, saldırılarla ilgili ivedi ve etkin bir şekilde bütün yönleriyle soruşturmanın yürütülmesini talep ediyoruz” diye belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Ankara Şube’den gözaltı tepkisi: Zulme engel olamıyorsanız, duyurun

    DAD Ankara Şube’den gözaltı tepkisi: Zulme engel olamıyorsanız, duyurun

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, HDP’li siyasetçilere yönelik düzenlenen polis operasyonuna ve gözaltılara tepki gösterdi. 

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 5-8 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlenen Kobani eylemlerine ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında 7 ilde 82 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Soruşturma kapsamında o tarihte Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi yazılı bir açıklama yaparak, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı “Kobane soruşturması” kapsamında 7 ilde 82 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma kapsamında bu sabah 2014 yılında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de aralarında olduğu çok sayıda siyasetçi, aydın ve yazarların gözaltına alınmasını kınıyoruz” dedi.

    Açıklamada, “Nahak zihniyetin, Hakk ve hakikatten uzak, ceberrut tutumu kabul edilemez. Sabahın köründe haneleri basılıp, rızasız şekilde arama yapılıp, gözaltına alınan canlar bir an önce serbest bırakılmalıdır” denildi.

    PİRHA/ANKARA

  • DAM’dan Zini Gediği Anma Mekanı’nın tahrip edilmesine tepki

    DAM’dan Zini Gediği Anma Mekanı’nın tahrip edilmesine tepki

    PİRHA – Dersim Araştırmalar Merkezi(DAM) Erzincan’da bulunan Zini Gediği Anma Mekanı’nın tahrip edilmesine tepki gösterdi. DAM yaptığı yazılı açıklamada, bu saldırıların son bulmasını istedi. 

    Geçen günlerde 8 Ağustos 1938’de Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizilen 100’e yakın Alevinin anıldığı Zini Gediği Anma Mekanı’nın tahrip edilerek içindeki kemikler yeniden ortaya dağıtılmıştı.

    Anma Mekanı’nın tahrip edilmesine bir tepki de Dersim Araştırmalar Merkezi’nden geldi.

    1938 Dersim Tertelesi günlerinde, Erzincan/Dersim sınırındaki Zini Gediği’nde 8 Ağustos 1938’de topluca kurşuna dizilenler anısına inşa edilen Zini Gediği Anma-Hatırlama Mekanı’na gerçekleştirilen saldırıyı kınayan DAM, “İnsanlıktan nasibini almamış bu karanlık zihniyetin amaçları sonuçsuzdur” dedi.

    Anma anıtının yakılmasıyla geçmişte yapılanların izinin silinmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Bu tür saldırıların son bulmasını ve insanların hatıralarına saygı duyulmasını bir kez daha hatırlatıyoruz” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Ankara DAD, HDP’nin kayyım tepkisine polis müdalesini kınadı

    Ankara DAD, HDP’nin kayyım tepkisine polis müdalesini kınadı

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, HDP’lilerin parti binası önünde belediyelere kayyım atanmasını protesto etmesine polisin saldırmasını kınadı. Gözaltına alınanlarsa serbest bırakıldı. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, HDP Ankara İl Örgütü’nün, parti binası önünde kayyımlara ilişkin yapmak istediği basın açıklamasına polisin müdahale etmesine ve açıklamaya katılanların gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    Yazılı bir açıklama yapan DAD, “Yapılanlar anti demokratik. Keyfi uygulamalara karşı yapılmak istenen basın açıklamasına bile tahammül göstermeyen nahak zihniyeti kınıyoruz” denildi.

    Açıklamada şunlar ifade edildi.

    “Üyemiz ve hukuk danışmanımız Avukat Alişan Şahin gözaltına alınmıştır.

    HDP Halkların Demokratik Partisi Ankara İl Örgütü’nün, parti binası önünde kayyımlara ilişkin yapmak istediği basın açıklaması valiliğin yasağı gerekçe gösterilerek polis tarafından engellenmiş,  açıklama için bir araya gelen parti yöneticileri müdahale edilerek polis tarafından gözaltına alınmıştır.

    Pandemi salgın günlerinde insanlar can derdinde, işini aşını kaybetmiş kısıtlı imkanlarıyla can telaşındayken, devletin yurttaşların derdine çare olmak yerine. Belediyelere kayyımlar atayıp seçilmiş belediye eş başkanlarını gözaltına alıyor. Yaptığı anti demokratik, keyfi uygulamalara karşı yapılmak istenen basın açıklamasına bile tahammül göstermeyen nahak zihniyeti kınıyoruz. Gözaltına alınan canlar derhal serbest bırakılmalıdır.

    Gözaltına alınan canlar ise Alişan Şahin, Veli Saçılık, Deniz Keleş, Nihat Akdoğan, Yılmaz Temel, Mustafa Akkaya, Vezir Coşkun Parlak, Nuh Yalcın, Zeyno Bayramoğlu, Mehmet Şerif Bulunmaz, Nevzat Yalçın ve Gökhan Kutlay.”

    Gözaltına alınanların hepsinin serbest bırakıldığı belirtildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Aladağ yangını sonrası çifte terfi

    Aladağ yangını sonrası çifte terfi

    Aladağ yangınının ardından aileleri azarlayan Akpınar Ankara İl Milli Eğitim Müdürü oldu. Yargılanan Aktaş ise okul müdürü yapıldı.

    Aladağ’daki tarikat yurdunda 11’i çoçuk 12 kişinin ölümüne sebep olan yangın çifte terfi getirdi. Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne görevden alınan Vefa Bardakçı’nın yerine, Adana Aladağ’daki yurt yangınında 11’i çok 12 çocuğun yaşamını yitirdiği dönemde Adana İl Milli Eğitim Müdürü olan Turan Akpınar getirildi.

    Öte yandan aynı dönemde Aladağ İlçe Milli Eğitim Müdürü olan ve Milli Eğitim Bakanlığı’nca görevinden alınıp sosyal bilgiler öğretmenliğine getirilen Mehmet Aktaş okul müdürlüğüyle ödüllendirildi.

    Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinin hazırladığı raporda, yurtta yangın söndürme tatbikatının yapılmadığı gibi tespitlere karşın müdürlüğün, eksikliklerin giderilip giderilmediğinin takibini yapmadığını ve ardından yangın faciasının gerçekleştiğini söyleyen eğitimciler Bardakçı’nın Ankara Milli Eğitim Müdürü olarak “mükafatlandırılmasına” tepki gösterdi.

    YANGININ ÜSTÜNÜ ÖRTMEKLE SUÇLANIYORDU

    Aladağ’daki facianın üstünü örtmekle suçlanan Akpınar’ın, yangında çocuklarını kaybeden aileleri azarladığı iddia edildi. Akpınar’ın çocuklarının zorla tarikat yurduna yönlendirildiğini anlatan acılı ailelere, “Çocuklarınızı isteyerek bu yurda verdiniz, sizin söylediklerinize inanmıyorum, ne derseniz deyin inanmam” dediği ileri sürüldü. Olayın ardından Akpınar hakkında herhangi bir soruşturma açılmazken Akpınar, terfi ettirildi. Önce Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar yardımcısı yapılan Akpınar, Müsteşarlık makamının kaldırılmasıyla Milli Eğitim Müşavirliği görevine getirildi. Akpınar’ın yeni görevi ise “Ankara Milli Eğitim Müdürü” oldu.

    İsimler eski

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarında dönüşüm amacıyla gerçekleştirdiği çalışmalarda Ankara Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı geçen hafta görevden alındı. Bakanlık’tan edinilen bilgiye göre, Bardakçı’nın görevinden alınmasında liselere geçişte sınavla öğrenci alacak okulların belirlenmesi sürecindeki plansızlık rol oynadı. Bardakçı’nın yerine göreve, Aladağ’daki yurt yangını sırasında Adana Milli Eğitim Müdürü olan Turan Akpınar getirilmesi şaibeli isimlerle yola devam edileceğini gösterdi.

    (BirGün)

  • Bir çok kentte eş zamanlı ‘Ezidi Katliamı’ açıklaması

    Bir çok kentte eş zamanlı ‘Ezidi Katliamı’ açıklaması

    PİRHA- IŞİD tarafından bundan 3 yıl önce Êzidîlerin merkezi Şengal’e saldırarak“73. Ferman” yaşatıldı. Katliamın 3. yılında bir çok yerde yapılan açıklamalarla lanetlendi.

    IŞİD’in Êzidîlerin kutsal şehri Şengal’e 3 Ağustos 2014 tarihinde saldırısının yıldönümü dolayısıyla birçok kentte yapılan açıklamalarla, Êzidî Soykırımı lanetlendi. Uluslararası kurumların saldırıyı, “insanlığa karşı işlenen suçlar” kategorisine aldığı hatırlatılan açıklamalarda, Türkiye’nin ise saldırıyı halen kınamadığına dikkat çekildi.

    HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), 73’üncü Ferman olarak Êzidî tarihine saldırıya ilişkin yazılı açıklama yayımladı. “Êzidî Soykırımı’nı lanetliyor; Şengal’de katledilenleri anıyoruz” başlığıyla yapılan açıklamada, şunlara dikkat çekildi;

    “3 Ağustos 2014’te IŞİD’e bağlı çeteler, Şengal’de aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da olduğu 5 binden fazla Êzidî Kürdü katletti. Binlercesini rehin aldı, 200 bine yakın insanı yerinden etti. Kadınlar kaçırıldı, pazarlarda satıldı, köleleştirilmeye çalışıldı. Bu barbarca saldırı büyük bir yıkım ve nüfus hareketi ile neticelendi. Bu dönem, Êzidîlerin katliamlar ve fermanlarla yazılmış tarihinde yeni bir kara sayfa, 73. Ferman olarak yer aldı. HDP olarak, tarihleri boyunca baskı, zulüm ve soykırım uygulamalarına maruz kalan Êzidî Kürtlerin yanındayız. Soykırımın üçüncü yılında IŞİD tarafından hunharca katledilen Êzidîleri saygı ile anıyoruz.”

    “TÜM KADINLAR DAİŞ TEHDİDİ ALTINDA”

    Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu da, Şengal’e yönelik DAİŞ saldırısının yıldönümüne ilişkin Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit’in yanı sıra  birçok kadın kurumu katıldı. Kadınlar, Şengal ve bölgede yaşanan kadın kırımını bir dakika sessiz kalarak protesto etti. Kadınlar adına Türkçe açıklamayı okuyan Ayşe Berktay, Şengal soykırımı sonrası Êzidîlerin en fazla Türkiye’ye göç ettiğini hatırlatarak, “Ortadoğu halkları ve Êzidî’ler üzerindeki DAİŞ tehdidi devam ettiği için tüm kadınlar risk altında” dedi.

    Berktay ayrıca, 3 Ağustos’un “Kadın kırımı ve soykırımına karşı uluslararası eylem günü” ilan edilene kadar mücadele edeceklerini belirtti. Açıklamanın ardından kadınlar sloganlar eşliğinde HDP’nin Yoğurtçu Parkı’nda 3. gündür devam ettiği “Vicdan ve Adalet Nöbeti”ni ziyaret etmek için parka doğru yola çıktı.

    Bir çok kentte yapılana eş zamanlı açıklamalarda ise, bir dakikalık sessizlik eylemi yapılıp, ardından açıklama yapıldı. Yapılan açıklamalarda “21. Yüzyıl’da yaşanan bu soykırımda Êzidî halkı, tecavüz, işkence, toprağından sürülmeyle kadın ve kız çocukları ganimet diye köleleştirildi. Ezidi  Soykırımı aynı zamanda kadın kırımıdır. HDP Kadın Meclisi olarak dünyanın dört bir yanında kadınların katledilmesine, kadınlarının yaşamalarını tehdit eden cins şiddeti ve artarak devam eden saldırılara karşı dünya kadınları ile birlikte mücadele edeceğiz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)