Etiket: kira

  • Yurttaşlar ev ve kira fiyatlarını yorumladı: Ev sahibi olmak artık bir hayal -VİDEO

    Yurttaşlar ev ve kira fiyatlarını yorumladı: Ev sahibi olmak artık bir hayal -VİDEO

    PİRHA- Yükselen enflasyon ve derinleşen ekonomik kriz ev ve kira fiyatlarını da etkiledi. Konutlar için kira artışları yüzde 25’le sınırlandırıldı. Yurttaşlar söz konusu düzenlemenin bir etkisi olmayacağını belirterek, “Hiçbir şeyin fiyatı inmiyor. Düzeleceğini sanmıyoruz, ancak karnımızı doyuruyoruz” dediler.

    Türkiye’de son dönemde ekonomik krizle birlikte konut krizi de yaşanıyor. Yükselen enflasyon ve derinleşen ekonomik kriz ev ve kira fiyatlarına da yansıdı.

    Kiralardaki yükselişin ardından açığa çıkan barınma sorunuyla birlikte iktidardan bir adım geldi. Yapılan düzenleme ile konutlar için kira artışları yüzde 25’le sınırlandırıldı. Buna göre, 1 Temmuz 2023’e kadar yenilenecek kira sözleşmelerinde belirlenecek artış oranını, önceki yıl ödenen miktarın yüzde 25’ini geçemeyecek.

    Peki, bu durum yüksek ev ve kira fiyatlarına çare olacak mı? Yurttaşlar düzenleme hakkında ne düşünüyor? İşte yanıtlar:

    “EV ALMANIN HAYALİNİ BİLE KURMUYORUZ ARTIK”

    -Ev almanın hayalini bile kurmuyorum artık. Kiralar ateş pahası. Bugün çalıştığımız için ödeyebiliyoruz ama yarın ne olur belli değil.

    – Asgari ücret alıpta kirada yaşayanları tebrik etmek lazım. Düzenlemenin bir şeyi düzelteceğini sanmıyorum. Her seferinde aynı şeyleri söylüyorlar.

    -Dışarda kalamayacağımız için mecbur ödemek zorundayız. Hiçbir şeyin fiyatı inmiyor. Düzenlemenin olumlu bir tarafı olmayacaktır.

    – Bir gencin ya da çalışan birinin ev alması imkansız hale geldi. Bin TL’den aşağı kira yok. Evleneceğim ama nasıl olacak bilmiyoruz. Aile desteği olmazsa yapamayız bir şey.

    -Fiyatlar uçmuş durumda. Düzenleme gidişatı iyileştirmez. Ben yeni ev aldım. Kiram çok fazla olduğu için kredi çekip aldım.

    “EV ALMAK İMKANSIZ, KARNIMIZI ZOR DOYURUYORUZ”

    -Sıkıldıkça düzenleme yapıyorlar.

    -Şimdiye kadar ev alan aldı alamayan artık imkansız. Karnımızı zor doyuruyoruz.

    -Benim çocuğum kirada. Biz yardım etmesek geçinemez. Kirasını biz ödüyoruz.

    -Gelirimin yarısı kiraya gidiyor. Ev almak hayal bile değil. Çıkan fiyatlar inmiyor. Düzeleceğini sanmıyorum.

    -Şimdi gençler asla ev alamaz. Çalıştıkları ancak karınlarını doyurmaya yetiyor. Ekonomi kökten düzelmezse hiçbir şey düzelmez bu ülkede.

    PİRHA/ANKARA

  • Çamur: Dergahımızın kirası 15 bin 600 TL oldu; neden Alevilerden kira alınmaktadır?-VİDEO

    Çamur: Dergahımızın kirası 15 bin 600 TL oldu; neden Alevilerden kira alınmaktadır?-VİDEO

    PİRHA-Kadıköy’deki 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’nın, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödediği aylık kira 2 bin lira zamlanarak 15 bin 600 lira oldu. Şahkulu Sultan Dergâhı’nın yüzyıllardır Alevilere hizmet ettiğini belirten Mehmet Çamur, “Hangi cami, kilise, havra ve diğer inançlara mensup gruplar devlete kira ödemektedir? Neden bu kira sadece Alevilerden alınmaktadır? Çifte standart var burada” şeklinde konuştu.

    İstanbul Kadıköy’de bulunan 700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’nın, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödediği aylık kira 2 bin lira zamlanarak 15 bin 600 liraya yükseltildi. Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, PİRHA‘ya yaptığı açıklamada dergâhın yüzyıllardır Alevilere hizmet verdiğini belirterek, “Hangi cami, kilise, havra ve diğer inançlara mensup gruplar devlete kira ödemektedir? Neden bu kira sadece Alevilerden alınmaktadır? Alevi toplumu ile laik, ilerici güçlere sesleniyorum: Lütfen, birlikte hareket edelim. Burası bir inanç merkezidir. Buradan kira alınmaması gerekmektedir” dedi.

    “KİRA, NEDEN SADECE ALEVİLERDEN ALINMAKTADIR?”

    2004 yılından beri 18 yıldır kira ödediklerini kaydeden Çamur, şunları söyledi:

    “1750 liradan başlayan kira bugün 15 bin 600 liraya çıktı. Burası Alevilere yüzyıllardır hizmet veren bir dergâh. Hangi cami, kilise, havra ve diğer inançlara mensup gruplar devlete kira ödemektedir? Neden bu kira sadece Alevilerden alınmaktadır? Yetkililere sorduğumuzda “1998 yılında çıkan yönetmelik gereği bu kirayı alıyoruz” diyorlar. Madem öyle, 1 lira da kiradır. Sembolik olarak kira alın. 100 lira da kiradır. Neden 15 bin 600 lira alıyorsunuz?”

    “EN AZINDAN SALGIN SÜRECİNDE KİRA ALMAYIN, DEDİK AMA KURUŞU KURUŞUNA ALDILAR”

    Çamur, Covid-19 pandemisi sürecinde ekonomik olarak yaşanan sıkıntılara da değindi. Salgın döneminde kira alınmaması için yaptıkları başvuruların kabul edilmediğini vurgulayan Çamur, “Salgın sürecinde insanlar buraya gelmedi. Bir buçuk yıl dergâhın geliri olmadı. Personelimizin maaşlarını ödedik. Öğrenci yurdumuza yatırım yaptık. Vakıflara başvurduk. Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Salgın devam ediyor. İnsanlar kendilerini koruma çabasıyla toplu olarak bir yerlere gitmiyorlar. En azından bu süreçte kira almayın, dedik. İki kez dilekçe verdik. Dilekçemiz reddedildi. O dönem bizden kuruşu kuruşuna aylık 13 bin 600 lira kira aldılar. Bu senede kira 15 bin 600 liraya çıktı. Söylenecek bir söz yok.”

    “BURASI BİR İNANÇ MERKEZİ”

    Şahkulu Sultan Dergâhı Başkanı Mehmet Çamur, “Burası Alevi-Bektaşilerin 700 yıllık bir mekânıdır. Türkiye’de eğer başka inançlardan kira alınmıyorsa, bizden de alınmamalı. Çifte standart var burada. Devlete, elektrik ve su parası ödediğimiz gibi kira parası da ödüyoruz. Alevi toplumu ile laik, ilerici güçlere sesleniyorum: Lütfen, birlikte hareket edelim. Burası bir inanç merkezidir. Buradan kira alınmaması gerekmektedir.”

    Rıza ŞEKER – Barış KOP / İSTANBUL

  • ‘Biz sadece bir oda veya binanın içerisinde değil bu ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz’-VİDEO

    ‘Biz sadece bir oda veya binanın içerisinde değil bu ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Barınamıyoruz Hareketi’nin de içinde yer alan HDP’li üniversite öğrencisi Fatma Sumeli, bulunduğu öğrenci yurdundan atıldığını kaydederken, “Biz sadece bir oda veya bir bina içinde barınmak değil var olan ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

     

    Halkların Demokratik Partili (HDP) üniversite öğrencisi Fatma Sumeli, içerisinde yer aldığı ‘Barınamıyoruz Hareketi’ne ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Kaldığı öğrenci yurdundan atıldığını ifade eden Sumeli, “Biz sadece bir oda veya bir bina içinde barınmak değil var olan ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz” dedi.

    Üniversite öğrencileri olarak aylar öncesinde başlattığınız “Barınamıyoruz” eylemliliği vardı. Siz de bu hareketin içerisinde yer alıyordunuz. “Barınamıyoruz” derken neyi kast ediyorsunuz? Neden barınamıyorsunuz?

    Biz hem HDP’li üniversiteliler olarak hem de kendimiz bir üniversite öğrencisi olarak barınamamayı bir duvar içinde uyumayı veya orada kalma biçiminde nitelendirmiyoruz. Bir bütünen toplum meselesi olduğunu, bir halkın, ülkenin meselesi haline geldiğini düşünüyoruz. Sadece bir yerde kalmak değil, bir kişi buna maruz kalmıyor, aynı zamanda bir toplum buna maruz kalıyor. Ben de bu toplumun yapı taşının en dinamik ve öncüsü olan gençlerinden biri olarak üniversite alanında sadece kendim bile bir yurt ücretinin bir ayını ödeyemediğim için yurttan atıldım. Benimle birlikte sadece Eskişehir’de 200 küsur öğrenci sırf bu yüzden yurtlardan atıldı. Aynı zamanda yurtlardan atıldıktan sonra ev kiraları o kadar fahiş bir seviyeye çıktığı için biz ev kiralayamadık, evlere çıkamadık.

    “YURTTAN ATILDIM, EVE ÇIKMA İMKÂNIM YOK”

    Sadece birkaç öğrenci yana yana gelsek bile yine bazı evlerin kiralarını ödeyemiyoruz. Özellikle büyük kentlerde bunu daha çok yaşıyoruz. Ben şu an kendi açımdan dile getirirsem bile ne yurtta kalıyorum (ki yurttan atıldım) ne eve çıkabiliyorum kiralara yapılan fahiş fiyatlardan dolayı eve çıkma imkânı yaratamıyorum.

    Bu yüzden okula gitme seçeneğimde ortadan kalkmış oluyor bu yüzden okulu değil de evden uzakta eğitimimi sürdürmeye çalışıyorum, benim için biraz bu durum gelişiyor. Bir üniversite öğrencisi olarak akademik bilimin içi boşaltılmış bir şekilde eğitim alma çabası içerisine giriyoruz. Biz üniversite öğrencileri değil aynı zamanda gençlerin işsiz kalması, halkın geçinememesi, ekonomik krizin verdiği etkilerle halkın hiçbir şekilde hiçbir alanda kendini var edememesi, yaşayamaması intihara sürüklenmesi söz konusu. Özellikle gençler üzerinde burs alamayan gençlik, iş bulamayan gençlik mecburen çok ağır yükler altında çalışmak zorunda kalıyor. İnşaatçılıktır, tamirciliktir veya yoğun ağır fiziki olanağı olan, kendini yoran işlerde çalışıyor ve bunun gibi işsizliğin verdiği bir etkiyle kendisini oraya atmasıyla sonucu hep ölümle sonuçlanıyor.

    Çoğu genç arkadaşınız var olan işlerdeki, iş sağlığını ve güvenliğini sağlanamamasından kaynaklı ölüyor. Mecbur çalışması gerekiyor; ne burs alabiliyor ne iş imkânı var. Hem eğitimleri hem yaşamını sürdürmesi gerektiği için çalışması gerekiyor ve bu çalışma koşullarında yaşamını idame ettiremiyor. Aynı şekilde bunu bir bütün halkta yaşıyor. Halk sadece asgari ücrete tabi tutulup en asgari şekilde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Ne sağlıklı bir şekilde yaşamını idame ettirebiliyor; ne de sağlıklı bir şekilde ne yiyecek alabiliyor ne de evin kirasını ödeyebiliyor.

    Yani bir aile çocuğunu bir komşuya bırakıp intihar edebiliyor veya bir adam borçlarını ödeyemediği için, bir yerde çalışamadığı için evine iş, aş götürmediği için bir yazı yazıp kendini asabiliyor. Yani bu intiharlar sadece bireysel bir psikolojik sorun halinde gösteriliyor evet, ama öyle değil.

    “SADECE BİR ODADA DEĞİL BU ÜLKEDE BARINMAK İSTİYORUZ”

    Biz biliyoruz ki ülkenin bu durumu, bu intiharın, tüm sorunu bunun içinde görebiliyoruz aslında. Sadece biz bir odada barınmak değil aslında bir ülkede barınmak istiyoruz. Biz etnik anlamda da barınamıyoruz. Biz cins anlamda da kadın olduğumuz için korunamıyoruz. Biz genç olduğumuz için bağıramıyoruz. Biz genciz ve yaşamak istiyoruz. Biz bir gelecek istiyoruz, geleceğimizi kendimiz yaratmak istiyoruz, yarınlarımız bize ait olsun istiyoruz.

    Ama bunu hep bir saldırıyla düşmanca bir karşılık alarak terörize edilerek alıyoruz. Oysa aydın gençlik olarak biz ana dilde, özgür, özerk bir üniversite talebiyle yürümek istiyoruz. Bu alanın bu temelde bilimsel anlamda geliştirmek isterken tam tersine aldığımız cevaplar hep bizi terörize eden, bizi baskılarla, gözaltılara maruz bırakan cevaplar alıyoruz.

    Aynı şekilde kadın olduğumuz için de biz ne çalışabiliyoruz, çalıştığım zaman taciz ve mobbinglere uğruyoruz veya üniversitelerde eril zihniyetin verdiği eğitimle mücadele etmeye çalışıyoruz. Sonrasında etnik olarak Kürt olduğun için bir ev arayışına girdiğin zaman senin ses tonundan anlayıp, “sana ev dahi vermiyorum” veya seni bir işe alacağı zaman sana bakıyor ve senin Kürt olduğunu anladığı an seni işe almıyor ya da çok az ücretle çalıştırmaya mecbur bırakıyor. Seni görüyor, öğrenci, genç, kadın, Kürt olduğun için bu noktalarda hep seni sömürmeye veya seni dışlamaya seni toplumdan dışarı atmaya çalışan bir sistemde karşılaşıyorsun. Yani biz sadece bir oda içerisinde barınmak değil bir bina içinde barınmak değil var olan ülkenin içinde barınmaya çalışıyoruz.

    Hem bireysel noktalarda yaşadığımız sorunları açığa çıkarma, hem de toplumsal anlamda yaşadığınız soruna bunun somut örneğini bize vermiş oluyor aslında.

    Yurttan atıldığınızı belirttiniz. Şu an okuluna devam edebiliyor musun?

    Evet uzaktan eğitim yoluyla belli derslere girebilirim ama yüz yüze olan dersler var. Barınamadığım için yüz yüze olan derslerimden kalmış durumdayım. Çünkü devamsızlık söz konusu oluyor ve bu noktada aslında barınmak istesem bile çalışmam gerekecek. Çalışma koşulunu yaratmam için de işe gitmem gerekecek. İşe gittiğim anda yine ben derse giremeyeceğim aslında. Derse giremediğim için de aynı zamanda yine dersten kalmış olacağım aslında

    Gençlerin son yıllarda yurt dışına gitme gibi bir hedefi var. Var olan durum ile ilgili olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Boğaziçi direnişinden gördüğümüz gibi ve aynı öncesinden HDP’ye yapılan kıyımlardan gördüğümüz gibi hiçbir zaman irade sayılmıyor, irade kabul edilmiyor. İrade yok sayılarak bir şeyler yapılıyor. Doğal olarak gençlerde yaşamını sürdürmek için kendini, yarınlarını yaratabilmek için, iradesini var etmek istiyor aslında.

    Bu noktada bunu yaratamadığını gördüğün zaman da gençlik çözümü hep dışarda aramak zorunda kalıyor. Aslında sistemin yaptığı bir sorun haline gelmiş durumda. Evet gençlik ülkede kalsın ve bir faydasını görelim ama hiçbir olanak sağlamadan gençlik bir şeyler yapsın. Tam tersine gençlikten sürekli bir şeyler kopartarak, gençlikten sürekli bir şeyler alınarak gençliğin yaşamını idame ettirmesini istiyorlar. Yani bu hiç mümkün değil. Yani barınamıyorsun, barınamadığın için yer arıyorsun ve bunun çözümü sürekli dışarda aranıyor mecburen.

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • ‘Sarayın bir odası kadar emekli maaşımız olmalı, geçinemiyoruz’-VİDEO

    ‘Sarayın bir odası kadar emekli maaşımız olmalı, geçinemiyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Emekli ücretlerine yapılan zamlara ilişkin konuşan Mersinli yurttaşlar, açlık sınırının altında aldıkları maaş ile temel ihtiyaçlarını dahi karşılamada büyük sıkıntı çektiklerini belirterek, zammın yok hükmünde olduğunu belirttiler.

    Tüketici Fiyat Endeksinin (TÜFE) açıklanmasıyla milyonlarca memur ve memur emeklisi ile işçi, esnaf ve çiftçi emeklilerinin maaşların yüzde 6-7 oranlarında değişen zamlar yapılmıştı.

    PİRHA mikrofonu uzattığımız Mersinli yurttaşlar yeni yıla, ardı ardına gelen zamlarla girdiklerini hatırlatırken, kemer sıka sıka bir hal olduklarını dile getirdiler. Yurttaşlar, ekonomik krizin çıplak bir şekilde gözler önüne serildiği semt pazarlarında alım gücü düşen emeklilerin karış karış dolaştıkları pazarda en ucuz ürünleri bulma telaşında olduğunu kaydettiler.

    “MAAŞ YETMEDİĞİ İÇİN EK İŞ YAPIYORUM”

    Emekli maaşının kendine yetmediğini söyleyen ve seyyar tezgahta kıyafet satarak geçimini sağlamaya çalışan bir emekli yurttaş, kıt kanaat geçinirken başlayan salgınla birlikte işlerinin daha da kötüleştiğini ifade etti.

    Yurttaş, “Emekliler geçinemiyor. Hayat şartları ağır. 26 sene özel kuruluşlarda çalışarak, ayrıca sigortamı kendim yatırarak emekli oldum. Maaşımıza 160 lira gibi bir zam gelecek. Elektriğe, suya, doğalgaza zam geliyor. Emekli maaşı en az asgari ücret düzeyinde olmalı. Belki böyle hayat şartları biraz daha iyileşir. Asgari ücret düzeyinde maaş alsaydık ek iş yapmamıza da gerek kalmazdı. Sabah buraya geliyor akşama kadar tezgah başında bekliyoruz” diye konuştu.

    “KARNIMIZI EKMEK İLE DOYURUYORUZ, O BİLE PAHALI”

    “Şu an pazardan geliyorum ve 100 lira bir poşet dolduramıyoruz” diyen ve aldığı emekli maaşı ile geçinmeye çalışan emekli bir öğretmen ise hayat pahalılığından şikayet ederek, ekmek ile karın doyurmak zorunda bırakıldıklarına dikkat çekti.

    Emekli öğretmen, insanların sabahın erken saatlerinde ekmek büfeleri önünde sıraya girdiklerinin altını çizerek, “Emekli maaşı ile hiç  bir şey alınmıyor. Emekli ölmüyor ama sürünüyor. Şu an pazardan geliyorum ve 100 liraya bir poşet dolduramıyoruz. Emekli maaşları insanın yaşayacağı düzeyde olmalı. Gerçekten evine et, süt, yumurta vs. götürebilecek isem maaş 5 bin TL’yi geçmeli. Ülkenin kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerinde 30 yıl öğretmenlik yaptım. Rüyalarıma mahrumiyetten domatesler, salatalıklar girdi. Emekli maaşları kesinlikle iyileştirilmesi lazım. Emeklilikte rahat edelim diye zamanında maaşımızdan kesintiler yaptılar. Ama ne yazık ki karnımızı ekmek ile doyurmaya çalışıyoruz; ekmek bile pahalı. İnsanlar belediyenin ekmek büfelerinden ekmek alabilmek için sabahın beşinde sıraya giriyor. Bu emekliye reva değil. Bu emeklinin yaşayabileceği bir yaşam kalitesi değil. Emeklilerin bir araya gelip sokağa çıkması lazım, başka da çaresi yok. Bizi açlığa mahkum ettiler” ifadelerini kullandı.

    “SARAYIN BİR ODASININ HARCAMASI KADAR MAAŞIMIZ OLMALI”

    Bir diğer emekli öğretmen de, elektrik, su, doğalgaz ve kira gibi dertlerle boğuştuklarını kaydederek, “Emekli zammını çok komik buluyorum. Ne emekliyi, ne emekçiyi ne de çalışanı düşünen yok. Ülkede hiçbir canlıyı düşünen yok. 3000 lira emekli maaşının 1500 lirasını ev kirasına veriyorum. Elektrik, su aidat veriyorum hatta doğalgazı hiç yakmıyorum.  Üniversite mezunu oğlum var işsiz. Banka kredileri ile geçiniyoruz. Pazarda ucuz ne var ise onları alıp geliyoruz. Sarayın bir odasının harcaması kadar emekli maaşım olsun bana yeter. Geçinebileceğim, iyi bir yaşam süreceğim bir maaş istiyorum. Okumayı seven insanım, ayda bir kitap alamıyorum. Et yiyemediğimiz için gönüllü vejeteryan oldum. Her şeyden kısıyoruz. Bize umut verecek hiç bir şey yok” diye belirtti.

    “VERDİĞİMİZ VERGİLERİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ”

    “5 büyük şirkete büyük paralar verilirken bize yüzde 7 zam yapılıyor” diyen bir emekli yurttaş ise devlet tarafından 5 büyük şirketin vergi borçlarını silinmesine tepki göstererek emekli maaşlarının kendilerine yetmediğini dile getirdi.

    Emekli maaşları çok düşüklüğünden yakınan bir diğer emekli ise ülkedeki gıda fiyatlarının denetlenmediğine değinerek, “Gıda bile çok ülkemizde çok yüksek. Bu fiyatlar denetlenmiyor. Çok cüzi bir zam aldık. Emeklinin tatil yapabileceğine bile inanmıyorum. Yüzde 6-7 zam ile ne olur? Zam yok sayıyoruz biz” dedi.

    Ekonomide, sağlık hizmetlerinde eşit yaşam istediğini ve verdiği verginin karşılığını almak istediğini ifade eden bir diğer emekli yurttaş da, şunları kaydetti:

    “İnsanlar büyük sorunlar yaşıyor. Kimse mutlu değil. Sabah gözümüzü sorunsuz açamıyoruz. Hak ettiğimiz şekilde yönetilmiyoruz. İnsanların ekonomide, sağlık hizmeti almada eşit yaşamasını istiyoruz. Yapılan zam yetinilebilecek bir zam değil. Vergi veriyoruz ve bu vergilerin karşılığını istiyoruz. İnsanlar nefes alamıyor. Ciddi anlamda büyük bir kriz var” şeklinde konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • 700 yıllık Şahkulu Dergahı 12 bin TL kira ödeyerek hizmet yürütüyor

    700 yıllık Şahkulu Dergahı 12 bin TL kira ödeyerek hizmet yürütüyor

    PİRHA- Göztepe Merdivenköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı  hizmet yürütebilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aylık 12 bin TL kira ödüyor. Şahkulu Sultan Dergahı Başkanı Mehmet Çamur, bunun haksızlık olduğunu belirterek ekliyor: “Hatta kiraya verdikleri mülkün sigortasını bile bize yaptırıyorlar. Yılda 7-8 bin lira da sigorta parası veriyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğü adına sigorta poliçesi keseceksiniz diyorlar.”

    İstanbul Göztepe’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne 12 bin TL kira ödeyerek hizmet yürütüyor.

    Şahkulu Sultan Külliyesi, Mehmet Ali Hilmi Dede/Baba Eğitim ve Kültür Vakfı adına verilen kiraya ilişkin Şahkulu Sultan Dergahı Başkanı Mehmet Çamur, PİRHA’ya konuştu.

    Şahkulu Sultan Dergâhı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün malı olduğunu belirten Mehmet Çamur, “Vakıfların malı olduğu için biz kirayla bu hizmeti yürütüyoruz. Buradaki dergâh hizmetlerini kira vererek yürütüyoruz. Şahkulu Sultan Vakfı, Hilmi Dede/Baba Eğitim Kültür Vakfı adına Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerinden kiralamışız. Her ay 10 bin 536 lira vakıf,  bin 500 küsür lira da otopark bölümüne Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne kira ödüyoruz” dedi.

    “1994-2004 ARASINDA KİRA ALINMADI”

    1994 yılından 2004 yılına kadar Bakanlar Kurulu Kararnamesi’yle dönemin iktidarı döneminde kira ödemediklerini söyleyen Çamur şöyle konuştu:

    “Çoğu zaman bakan Yıldırım Aktuna yardımcı oldu. 10 sene bizden kira almadılar, 2004 yılına kadar. 2004 yılından bu yana da kira ödüyoruz. Her sene TEFE, TÜFE oranında bu kiralar artıyor. Şu anda 12 bin lira civarında kira ödüyoruz, bir de otoparka kira ödüyoruz. Şahkulu Sultan Dergâhı’nın mülkiyeti vakıflara aittir. Ama eski bir vakıf vardı. Hilmi Dede Baba’nın kurduğu. Zaten o vakıftan dolayı alıyorlar. Yoksa ayrı bir vakıf var, 1910 yılında kurulmuş. 1925’te tekke ve türbeler kapatıldığı zaman da burası vakıflara geçiyor. Mülkiyeti, idaresi şu anda vakıfların elinde. Biz de gidiyoruz, tahsis yaptırıyoruz.”

    “Sonuçta burası bu vakfın malı değil, mülkü değil. Vakıflardan tahsis bedeli ödeyerek burada faaliyet gösteriyoruz” diyen Mehmet Çamur, Zeytinburnu’nda bulunan Erikli Baba Dergahı’nın da Vakflar Genel Müdürlüğü’ne kira ödediğini kaydetti.

    “KİRAYI PEŞİN ALIYORLAR”

    Karacaahmet Dergahı’nın da dergahın girişindeki türbenin bulunduğu yer için sembolik olarak Kültür Bakanlığı’na para ödediğini hatırlatan Çamur şunları kaydetti:

    “Azınlıkların bir takım değerlerini iade ettiler. Biz Aleviler sadece laf üretiyoruz. Olayların çözüm yoluna gidemiyoruz. Şu anda yapacağımız bir şey yok. Biz ilgili kurumlara başvurduk, bu kiranın en azından sembolik bir duruma düşürülmesi gerekir diye. Fakat olumlu yanıt alamadık. Onların bir kira komisyonu var. Onlar değerlendirip her sene bildiriyorlar. Aralık’ta bildiriyorlar, kirayı bizden peşin alıyorlar. Burada bir tadilat var, o binaları yıktılar yeniden yapıyorlar.

    PANDEMİ SÜRECİNDE BİLE KİRA ALMAYA DEVAM ETTİLER

    Pandemi nedeniyle ziyaretçilerin azaldı. Faaliyetler tamamen bitti. Başvurduk, dedik ki hiç değilse bu süreçte bizden bu tahsis bedelini almayın. Yazı geldi, biz almaya devam edeceğiz dediler.”

    Bunun haksızlık olduğunu dile getiren Çamur, dergahın yerinin zaten Hilmi Baba Vakfı’na ait bir olduğunu, 400 metrekare olan otopark olarak kullandıkları alanın ise Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkü olduğunu kaydetti.

    “KANUNİ’NİN KIZININ BİLE VAKFİYESİ VAR”

    Çamur konuşmasına şöyle devam etti:

    “Burası Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultan’ın 1550 yılında “Burası Şahkulu Dergâhı’nın hizmetinde kullanılsın” diye vakfiyesi var. Bir padişahın kızı bile kendi arazisini Şahkulu Dergâhı’nın hizmetinde kullanılsın diye vakfediyor ve siz burayı hayrat konumundan akar konumuna getirerek gelir getiren mülk olarak bizden kira alıyorsunuz.”

    “KİRACIYIZ, GİT DEDİKLERİNDE GİDECEĞİZ”

    Kiracı olduklarını vurgulayan Mehmet Çamur, “Bize yarın burayı boşalt dediği zaman da sadece demirbaşları masa sandalyelerini alıp gidersin. Yapılacak hiçbir şey yok” dedi.

    “KİRA VERDİĞİMİZ MÜLKÜN SİGORTASINI BİLE BİZE ÖDETİYORLAR”

    Şahkulu Dergahının 700 senelik bir dergah olduğunu belirten Çamur, “Şimdiye kadar Bektaşiler faaliyet göstermiştir. Daha sonra sahip Aleviler gelmiş burayı onarmışlar, ibadetlerini yapıyorlar. Daha önce buradaki tüm bakım, onarımlar dernek, daha sonra da vakıf tarafından yapılmış. Hatta kiraya verdikleri mülkün sigortasını bile bize yaptırıyorlar. Sene de 7-8 bin lira da sigorta parası veriyoruz. İşin ilginç tarafı o sigortayı da bizim mevcut vakıf adına yaptırmıyorlar. Vakıflar Genel Müdürlüğü adına sigorta poliçesi keseceksiniz. Parayı biz veriyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Elazığ’da deprem sonrası artan kira fiyatları hakkında soruşturma başlatıldı

    Elazığ’da deprem sonrası artan kira fiyatları hakkında soruşturma başlatıldı

    Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı, 6.8 büyüklüğündeki depremle sarsılan kentte artan kira fiyatlarıyla ilgili olarak resen araştırma ve soruşturma başlattı.

    Elazığ’da 41 kişinin hayatını kaybettiği depremin ardından kira fiyatlarının iki katına kadar yükselmesi hakkında soruşturma başlatıldı. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, artan kira fiyatlarıyla ilgili resen araştırma ve soruşturma başlattığı bildirildi.

    Elazığ’da 24 Ocak’ta meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem sonrası bazı evler yıkılırken, birçok ev kullanılamaz hale gelmişti. Evleri kullanılamaz hale gelen yurttaşlar ise geçici olarak çadır, okul, cami, spor salonları ve misafirhanelerde kalmaya başlamıştı. Evleri hasar gören bu yurttaşlar kiralık ev arayışına girdi. Ancak kiralık ev arayan yurttaşlar, ev fiyatlarının neredeyse iki katına çıktığını gördü. Kira artışının basına yansımasının ardından açıklama yapan Elazığ Cumhuriyet Başsavcısı Osman Köse, konuya ilişkin soruşturma başlatıldığını duyurdu. Köse yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “24.01.2020 tarihinde ilimizde meydana gelen deprem sonrasında evlerinde hasar olan vatandaşlarımızın kiralık ev arayışına girdiği, ancak ev kiralarında fahiş miktarda artış olduğu yönünde basına yansıyan haberler üzerine ilgililer hakkında 6502 Sayılı Yasa ve yasal mevzuat kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen araştırma ve soruşturmaya başlanmış olup; Kamuoyuna saygıyla duyurulur”

    NE OLMUŞTU?

    Demirören Haber Ajansının 29 Ocak’ta aktardığına göre, artan talebin ardından kentteki kiralık evlerin fiyatı da bir anda 2 katına yükseldi. Daha önce semtine ve metre karesine göre 700 ile 1500 lira arasında değişen fiyatlar deprem sonrası 1500 ile 2 bin liraya çıktı.