Etiket: kirazlı

  • Kazdağları Dayanışması: Kirazlı’da ekolojik rehabilitasyon istiyoruz

    Kazdağları Dayanışması: Kirazlı’da ekolojik rehabilitasyon istiyoruz

    Kazdağları’nda metalik madencilik projelerine karşı yıllardır yapılan mücadele sonucu projelerin çoğu durduruldu. Kazdağları Dayanışması, “Kirazlı’da ekolojik rehabilitasyon istiyoruz” başlığıyla yazılı bir açıklama yayımladı.

    Kazdağları’nda metalik madencilik projelerine karşı yıllardır yapılan mücadele sonucu projelerin çoğu durduruldu. Kazdağları Dayanışması, “Kirazlı’da ekolojik rehabilitasyon istiyoruz” başlığıyla yazılı bir açıklama yayımladı.

    Kanadalı Alamos Gold’un (%100 iştiraki Doğu Biga Madencilik A.Ş.’ nin) Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artış ve Zenginleştirme Projesi’ne karşı uzun süredir verilen mücadelenin de son iki yıldır yoğunlaşması, Su ve Vicdan Nöbeti, 425 gün süren çadırlı direniş ve bu mücadelenin ulusal ve uluslararası ölçekte destek bulması ile şirketin 13 Ekim 2019 tarihinde dolan İR: 82225 sayılı ruhsatı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından uzatılamadı. Ruhsat bitim tarihinden bu yana şirket geçerli maden ruhsatı olmamasına rağmen orman izinleri ile alanda işgalci konumda varlığını bir yıl daha sürdürdü. 27 Ekim 2020 tarihinde Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ile şirket arasında alanın tekrar Orman Bölge Müdürlüğü’ne tahsis edilmesi için protokol yapıldığı bilgisi basına yansıdı ancak protokolün detayları tüm taleplerimize rağmen kamuoyu ile paylaşılmadı.

    Bu süreçte şirket ruhsat hukukunun devam ettiği ve Kirazlı Altın Madeni Projesinden vazgeçmediği doğrultusunda açıklamalarda bulundu. Su ve Vicdan nöbeti ve çadırlı direniş sırasında mülki idarenin baskısı ve toplamda 650 bin TL’nin üzerinde idari para cezaları ile karşılaşıldı ve direnişin yıl dönümünde polisin müdahalesi ile gözaltılar yaşandı, mücadele eden yaşam savunucularına davalar ve soruşturmalar açıldı.

    Çanakkale Olay Gazetesinde yer alan bir haberde, CİMER aracılığıyla yapmış olunan bir bireysel başvuruya Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü tarafından verilen yanıtta Tarım ve Orman Bakanlığının söz konusu alanla ilgili izinleri 20 Ekim 2020 tarihinde geri aldığı ve iptal ettiği ve “Maden Sahaları Rehabilitasyon Eylem Planı” doğrultusunda rehabilitasyon çalışmalarına devam edildiği bilgisi yer almaktadır.

    “ENDİŞEYLE KARŞILIYORUZ”

    Kazdağları Dayanışması’nın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

    Rehabilitasyon aşamasına gelinmiş olması çok sevindiricidir ve bu durum bugüne kadar yıllardır verilmiş ve hala verilmekte olan mücadelenin kazanımıdır. Ancak CİMER yanıtı üzerine mevcut durumu ve rehabilitasyon çalışmalarını yerinde görmek amacıyla 18 Ocak 2021 tarihinde proje alanına gidildiğinde, şirketin güvenlik görevlileri ile, işçilerle ve bazı araçlarla karşılaşılmış, herhangi bir rehabilitasyon çalışmasının olmadığı ve alanın yine tel örgülerle çevrili olduğu görülmüştür. Dönüşte kolluk kuvveti ile karşılaşılmış, GBT sorgulamasına maruz kalınmıştır. Bu durum üzerine tutanak tutulmuş ve suç duyurusunda bulunulmuştur. Bu aşamada, süreç hakkında ilgili kamu kurumlarından ve Çanakkale Valiliğinden hiçbir resmi açıklama yapılmamıştır. Bu durumu endişe ile karşılıyoruz.

    TALEPLER

    Kazdağları Dayanışması, kamuoyunun doğru bir şekilde bilgilendirilmesi için aşağıdaki soruların resmi kurumlarca cevaplanmasını talep etti:

    1. Doğu Biga Madencilik A.Ş.’nin ruhsat hukuku ne aşamadadır?
    2. Söz konusu alan maden alanı olmaktan tamamen çıkartılmış mıdır? Yeniden ihale edilme olasılığı var mıdır?
    3. Şirket ile Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü arasında yapılan protokolün içeriği nedir?
    4. Şirketin ilgili Bakanlıklara sunduğu herhangi bir rehabilitasyon planı var mıdır? Bu amaçla firmaya herhangi bir süre verilmiş midir? Rehabilitasyon işlemi hangi kurumlarca izlenecek ve denetlenecektir?
    5. Şirket alandan tam anlamı ile ne zaman tahliye edilecektir?

    Kazdağları Dayanışması, açıklamanın sonunda şunları kaydetti.

    “Alamos Gold (Doğu Biga Madencilik A.Ş.’nin) tüm iş makinaları ve personeli ile birlikte alandan acilen tahliye edilmesini, Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Proje alanının maden alanı statüsünden çıkartılarak en kısa zamanda ekolojik ve bilimsel yöntemlerle rehabilite edilmesini ve bu sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesini istiyoruz. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.
    Mücadelenin başarılı olmasında ve bu aşamaya gelmesinde emeği geçen tüm yaşam savunucusu örgütlere, kurumlara, bireylere, mücadeleyi destekleyen herkese bir kez daha çok teşekkür ederiz.
    Kazdağları Kurtulacak!”

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • Kirazlıyayla Köyü’ndeki maden çalışmaları Meclis gündeminde

    Kirazlıyayla Köyü’ndeki maden çalışmaları Meclis gündeminde

    PİRHA – HDP’li Züleyha Gülüm, Meyra maden şirketinin Bursa, Kirazlıyayla köyü bölgesindeki faaliyetlerine ilişkin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi verdi. Gülüm, şirketin kapasite genişletme çalışmaları için yasal izinlerin alınıp alınmadığını sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Bursa Kırazlıyayla köyü bölgesinde Lübnanlı Meyra Şirketi’nin faaliyetlerine ilişkin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Bursa, Kirazlıyayla köyü bölgesinde yıllardır faaliyet yürüten Meyra maden şirketi, insanların evde kalmak zorunda olduğu salgın ortamını da fırsat bilerek Nisan ayında kurşun, çinko, bakır zenginleştirme tesisi ve atık barajının yapımı için ağaç kesimine başladığını belirten Gülüm, şirketin köylülerin tepkisi üzerine geçici olarak çalışmalarını durdurduğunu kaydetti.

    12 Mayıs günü kapasite genişletme çalışmaları kapsamında şirket tarafından tekrar yapılmak istenen ağaç katliamını durdurmak için eylem yapmak isteyen Kirazlıyayla köylülerinin jandarma tarafından engellenerek gözaltına alındığı bilgisini paylaşan Züleyha Gülüm, “Basında yer alan haberlerde; madenin yapımı için gerekli olan izinlerin tamamlanmadığı, maden için yapılmak istenen atık barajı tesisinin yapımı için herhangi bir iznin olmadığı belirtilmektedir. Buna rağmen Meyra şirketi ağaçları ve tarım alanlarını yok ederek çalışmalarını sürdürmektedir” dedi.

    Söz konusu projenin hayata geçirilmesiyle proje alanı içerisinde bulunan ve köylülerin geçim kaynağı olan tarım alanlarının yok edileceği ve binlerce ağacın kesileceğini kaydeden Gülüm, proje alanının İznik Mekece Fay Hattına 3.85 km mesafede olduğu ve 1. derece deprem bölgesinde yer aldığını ifade etti.

    Bu bağlamda HDP’li Gülüm, Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’ye şu soruları yönetti:

    • Kirazlıyayla köyü bölgesinde faaliyet gösteren Meyra maden şirketi tarafından kapasite genişletme çalışmaları ve atık su barajının yapımı için gerekli yasal izinler alınmış mıdır?
    • Yapımı planlanan projenin bölgedeki doğal hayata, tarım alanlarına ve yeraltı su kaynaklarına vereceği zararlar dikkate alınmış mıdır?
    • Söz konusu maden şirketinin faaliyetleri nedeniyle tarım alanları yok edilen yurttaşların toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı neden engellenmektedir? Kirazlıyayla sakinlerinin itirazları neden değerlendirilmemektedir?
    • Çevre koruma platformlarının ve Kirazlıyayla sakinlerinin itirazlarını da dikkate alarak Meyra maden şirketinin neden olduğu doğa katliamının engellenmesi için Bakanlık olarak herhangi bir çalışmanız olacak mıdır?      (HABER MERKEZİ)

     

  • JMO Kaz Dağları projesinin kaynak sularına olumsuz etkilerini açıkladı

    JMO Kaz Dağları projesinin kaynak sularına olumsuz etkilerini açıkladı

    JMO, Kaz Dağlarında yapılmak istenilen altın madeninin yeraltı ve kaynak suları üzerine etkilerini değerlendirdi.

    TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) yazılı açıklama yaparak, Kaz Dağlarında yapılmak istenilen altın madenciliği kapsamında Alamos Gold/ Doğu Biga Madencilik Şirketi tarafından hazırlatılan Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Projesi Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu’nun yeraltı ve kaynak suları üzerine etkilerini değerlendirdi.

    Açıklamada, hidrojeolojik açıdan yapılan bu değerlendirme sonucunda madencilik sahasının, içme suyu amaçlı olarak da kullanılan Atikhisar Barajı’nın su toplama alanı içerisinde yer aldığına dikkat çekildi. Yeraltı sularının yüzey sularını beslemekte ve dolayısıyla birbiri ile etkileşim halinde bulunduğu ifade edilen açıklamada, “Maden çalışmaları sonrasında oluşacak kimyasal sızıntılar ve asit kaya drenajı oluşumu bölgedeki birimlerin sahip olduğu süreksizlikler (kırık, çatlak) aracılığıyla yeraltı suyundan yüzey sularına karışacak ve bu durumda yeraltı sularında meydana gelebilecek herhangi bir miktar ve kalite açısından bozulma yüzey sularında da gözlemlenecektir. Bu da, yeraltı suyunun beslediği, etkileşimde olduğu akarsular vasıtasıyla içme suyu amaçlı olarak da kullanılan Atikhisar Barajı’nı kaçınılmaz olarak olumsuz etkileyecektir” denildi.

    “KAYNAK SUYU AĞIR METAL İÇERİYOR”

    Proje alanı civarındaki içme ve kullanma suyu amaçlı olarak kullanılan çeşme ve kaynakların hidro-jeokimyasal analiz sonuçlarına göre ağır metal içeriyor olmasının içme suyu standartlarına göre çelişkili olduğu belirten açıklamada, laboratuvar analizlerinin yeniden yapılması ve sonuç doğru ise çözüm üretilmesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada, “Nihai ÇED Raporunda depolama alanlarında oluşacak herhangi bir sızıntıya karşı gerekli önlemlerin alınacağı ve proje alanı çevresinin drenaj, kuşaklama kanalları ile çevreleneceği belirtilse de doğrudan alana düşen yağışın yeraltı suyuna süzülmesine karşı bir önlem bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra doğrudan alana düşen yağış, modelleme çalışmalarında dikkate alınmamıştır. Dolayısıyla madenin işletilmesi veya terk edilmesinden sonra depolama alanlarına direkt düşen yağışın süzülmesiyle yeraltı suyunun kirlenmesi söz konusudur” denildi.

    “HALKI VE DOĞAL YAŞAMI OLUMSUZ ETKİLEYEN PROJEDEN VAZGEÇİN”

    Raporda yer alan yeraltı suyu akım modellemesinin değerlendirildiği açıklamada, modelleme kalibrasyonunun kurak sezonda ölçüldüğü bunun doğru sonuçları yansıtmayacağı, modelin yağışlı dönemler referans alınarak yapılması gerektiği ifade edildi. ÇED yönetmeliğinde yapılan değişikliğe de değinilen açıklamada, “Devletin asli görevleri arasında olan izleme ve denetim sisteminin özelleştirilmesi, siyanür liçi gibi çevre ve insan sağlığı üzerinde son derece etkili olan projelerde, ücreti proje sahibi tarafından ödenen kapasite ve yetkinliği belli olmayan kuruluşlar tarafından izleme ve denetimin gerçekleştirilmesi, ÇED raporu kapsamında taahhüt edilen koruma önlemlerinin alınıp anılmayacağına ilişkin derin kuşkuların oluşmasına neden olmaktadır. Kirazlı sahasında da taahhüt edilen önlemlerin alınmasının da kuşkulu olacağı açıktır. Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni işletmesinin, yeraltı suyu ile yeraltı suyundan beslenen yüzey ve kaynak suları üzerinde halkı ve yaşam çevresini de etkileyecek şekilde olumsuz etkileri olacağı açıkça görülmektedir. Bu nedenle yöredeki halkın ve doğal yaşam koşullarını olumsuz ve geri dönülmez bir şekilde etkileyen bu projeden derhal vazgeçilmelidir” denildi.

    Kaynak: Evrensel