Etiket: kırıkkale

  • Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan IŞİD’li Kırıkkale’de yakalandı

    Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan IŞİD’li Kırıkkale’de yakalandı

    Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan IŞİD üyesi, Kırıkkale’de düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.

    Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan IŞİD üyesi, Kırıkkale’de düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde IŞİD’in faaliyetlerinin deşifresi amacıyla çalışma yürüttü.

    Yapılan operasyon sonucu, örgüt adına faaliyetlerde bulunduğu tespit edilen Irak uyruklu B.A.H., kent merkezinde yakalandı.
    Interpol tarafından kırmızı bültenle arandığı belirlenen şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanan B.A.H., cezaevine gönderildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ayrımcılık yıllardır sürüyor, Kırıkkale’de Alevi köylerine yol hizmeti verilmiyor! – VİDEO

    Ayrımcılık yıllardır sürüyor, Kırıkkale’de Alevi köylerine yol hizmeti verilmiyor! – VİDEO

    PİRHA-Delice İlçesine bağlı Büyükavşar yerleşkesi, geçmiş yıllarda belde belediyesi statüsünü dahi elde etti ancak yine de yol hizmeti alamadı. Yöre halkı, Alevi olmaları nedeniyle yollarının yapılmadığını dile getirdi.

    Alevi köylerine kamu hizmeti verilmemesi yönündeki ayrımcılık sürüyor. Kırıkkale’nin Delice ilçesindeki Alevi köylerine uzun yıllardır yol hizmeti verilmiyor.

    İlçedeki Sünni köylere giden yollar asfalt haldeyken, Büyükavşar, Küçükavşar ve Kurtoğlu köylerine giden yolların ise toprak olduğu görüldü.

    Büyükavşar’da yaşayan yurttaşlar, iktidar partilerine oy vermedikleri için yol hizmeti alamadıklarını söyledi.

    HİZMET OLMADIĞI İÇİN NÜFUS HER YIL AZALIYOR!

    Büyükavşar sakinlerinden Kudret Ulusan, yaşadıkları mağduriyeti PİRHA‘ya anlattı. Ulusan, Büyükavşar’ın yaklaşık 35 yıl kadar belde belediyesi statüsünde kaldığının altını çizerek, elektrik ve su hizmetinin CHP’li Necati Ulusan döneminde (1984-1973) geldiğini, sonrasında ise bölgenin adeta kaderine terk edildiğini anlattı.

    Kudret Ulusan, bölgenin belediyelikten düştükten sonra büyük bir gerileme yaşadığını da belirtti. Ulusan, Büyükavşar civarının Alevi inancına mensup olması nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını vurgulayarak, “Aşağımızda Kurtoğlu köyü var, oraya kadar asfalt var. Ancak Büyükavşar’a gelen 6 kilometrelik yolu asfaltlamıyorlar. Sebep ise Alevi olmamız. Maalesef herkesi birbirinden ayırıyorlar” dedi.

    CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA YOL HİZMETİ ALAMADILAR!

    Büyükaşar’ın köy statüsünde olması nedeniyle İl Özel İdare Kanunu’na bağlı olduğunu söyleyen Kudret Ulusan, yaşadıkları mağduriyete dair şunları ifade etti:

    “İlçeye gitmek için en çok kullandığımız bu yol, projelerde görünmüyormuş! Köyümüzün karşısında Delice ilçesine inen bir yolumuz var ancak orası da Yaylayurt’a kadar asfaltlanmış durumda, sonrasında bizim köye kadar yine toprak yol mevcut. Ben kendimi bildim bileli bizim köye giden yollar bu şekilde asfaltsız.”

    PİRHA/KIRIKKALE

  • Kırıkkale’de kadınlar türküler ve duvaz-ı imam okuyarak madımak topluyor-VİDEO

    Kırıkkale’de kadınlar türküler ve duvaz-ı imam okuyarak madımak topluyor-VİDEO

    PİRHA – Anadolu mutfağının vazgeçilmezi madımak, Kırıkkaleli kadınlar tarafından tarlalarda toplanmaya başlandı. Kadınlar türküler ve duvaz-ı imam okuyarak madımak topluyor.  

    Yurt genelinde ‘Madımak’ ya da ‘Madımalak’ ismiyle tanınan kuzukulağıgiller familyasından olan bitki, ilkbaharın gelişiyle tarlalarda boy vermeye başladı.

    Daha çok Orta Anadolu mutfağında kullanımı yaygın olan madımak, salatalara ya da birçok yemeğe katılarak eşsiz lezzetler sağlıyor.

    GÜLÜP EĞLENEREK MADIMAK TOPLUYORLAR!

    Delice ilçesine bağlı Büyük Avşar Köyü’nden kadınlar da madımak toplamak için kolları sıvadı. Halk ezgileri seslendirerek madımak toplayan kadınlara 1933 doğumlu Meryem Ökçüm öncülük etti. İleri yaşına rağmen elinde bıçağı ile tarlada madımak arayan Ökçüm, yöre halkı tarafınca bilinen madımak türkülerinin yanı sıra duvaz-ı imam okuyarak diğer toplayıcıları da motive etti.

    3 KG MADIMAK 1 YIL YETİYOR

    Toplayıcı kadınlardan olan Muazzez Ulusan, elde ettikleri ürünleri işlemden geçirerek kışın da tükettiklerini belirtti.

    Yılda ortalama 3 kilo kadar madımak topladıklarını belirten Muazzez Ulusan, “Bu topladıklarımız bir yıl boyunca bizlere yetiyor. Topladığımız madımak hemen şimdi de tüketilebilir. Madımağı, kış için robot makinesinden geçirip öncelikle kıyıyoruz, ardından poşetlere yerleştirip dolaba koyuyoruz. Kışın bu ürünü bulgurla pişirebiliyoruz. Sarımsaklı yoğurt ya da yufka ekmekle de karıştırılabiliyor” diye ekledi.

    PİRHA/KIRIKKALE

  • Zaman aşımı riski olan Vartinis Davası’nın duruşması 1 Kasım’a ertelendi

    Zaman aşımı riski olan Vartinis Davası’nın duruşması 1 Kasım’a ertelendi

    PİRHA- Vartinis Davası’nın 18. duruşması görüldü. Duruşmada savunma yapan avukatlar, JİTEM, Musa Anter ve Madımak Katliamı davalarında verilen zaman aşımı kararını hatırlatarak, dosyada “insanlığa karşı suç” kapsamında bir değerlendirme yapılmasını istedi. Mahkeme heyeti duruşmayı 1 Kasım gününe erteledi. 

    Muş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) beldesinde 3 Ekim 1993 tarihinde evleri ateşe verilip, aynı aileden 9 kişinin yakılarak katledilmesiyle ilgili Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden başlayan Vartinis Davası’nın 18’inci duruşması Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu’ndan Avukat Özgür Yaldız ve Öğüt ailesinin akrabası olan Nurullah Öğüt ve Murat Öğüt duruşmada hazır bulundu. Muş Baro Başkanı Avukat Kadir Karaçelik ve Katliamdan sağ kurtulan ailenin tek üyesi Aysel Öğüt ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, Ozan Devrim Yay ise Hafıza Merkezi ve Yaşam, Bellek, Özgürlük Derneği adına duruşmayı izledi.

    “ZAMAN AŞIMINDA 6 YIL 25 GÜNLÜK GECİKME DİKKATE ALINSIN, SANIK SUÇTAN KURTULMAMALI”

    MA’da yer alan habere göre, duruşmada ilk olarak Avukat Fuat Özgül söz aldı. Özgül, davanın zaman aşımına uğramamasını beklediklerini belirtmesi üzerine mahkeme heyeti, zaman aşımı kararının yargılama yaptıktan sonra verileceğini belirtti. Özgül ardından sözlerine devam ederek, 2006 yılında konuya ilişkin soruşturma izni istendiği ve 6 yıl 25 gün sonra verildiğini belirtti. Zaman aşımı değerlendirilmesinde söz konusu 6 yıl 25 günün hesaplanması gerektiğine dikkat çeken Özgül, “Sanığın yakalanmaması mümkün değildir. Mağdur aile yönünden bu 6 yıllık süre de dikkate alınarak sanığın bu suçtan kurtulmaması gerektiğine inanıyoruz. Masum bir aile katledildi. Masum çocuklar hunharca şekilde yakılarak katledildi. Ben kendim o olayı birebir gördüm. Orada terör örgütüne zerre kadar bir yardım söz konusu değil. O adamın uyguladığı bir vahşetti. Mahkemenizin adil bir karar vereceğinden bir şüphemiz yok” dedi.

    JİTEM, MUSA ANTER, MADIMAK DAVALARI HATIRLATILDI

    Muş Baro Başkanı Avukat Kadir Karaçelik ise, Vartinis Davası’nın kamuoyu tarafından merakla beklendiğini ve benzer davalarda endişe duyulacak kararlar verildiğini anımsatarak şunları söyledi:

    “Madımak Davası’nda, Musa Anter Davası’nda, JİTEM Davası’nda davalar zamanaşımından düşürüldü. Bu nedenle endişeliyiz. Benzer dosyalarda böyle hadiseler söz konusu olduğu için biz buna değinmek gerekliliği duyuyoruz. Vartinis, ağır insan hakları davasıdır. Biz bu konuda bu nitelemeyi yapmak zorundayız. Evleri yakılmak suretiyle 9 kişinin can verdiği dosyada katledilenlerin 7’si çocuktu. Özel bir husumeti yoktu. İkinci bir husus kamusal güç kullanma yetkisine sahip jandarma komutanını emir komutasında gerçekleşiyor.”

    “VARTİNİS DAVASI, İNSANIM DİYEN HERKESİN DAVASIDIR”

    Uluslararası hukukun insanlığa karşı suçlar bakımından incelenen davalara yönelik tutumuna dikkat çeken Karaçelik, “Vartinis davası bir ailenin davası değil bu ülkede insanım diyen herkesin davasıdır. Dolayısıyla bunun kamuoyu tarafından takip edilmesi kadar doğal bir şey de olamaz. En önemlisi Yargıtay kararından sonra imdat butonuna basar gibi ‘Kaçma şüphesi var. Tutuklayın’ dedik. Şu anda kırmızı bülten çıkarıldı ama yakalanamıyor. Nasıl aranıyor bilmiyoruz. Bu ülkede toplumsal barışı önemseyen, yaşam hakkına önem veren herkes bu davadan bir netice alınmasını ve infazının gerçekleşmesini istiyor. Bugüne kadar bu inancı yeşertecek bir gelişme göremedik. Ama umarım sizin kararınızla bunu görürüz” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARIN YAKILARAK ÖLDÜRÜLMESİ SOYKIRIM SUÇUDUR”

    Avukat Özgür Yaldız da zaman aşımı verilerek düşürülen dosyalara dikkat çekerek, “Bu dosyanın bir farkı yok. Failin fiili bir yönlendirme, etnik bir güdü ile yaptığı çok açık. Yargıtay ceza dairesinin kararı ile de bunun bir kamu kurumu temsilcisi tarafından yapıldığı tespit ediliyor. Talebimiz, dosyanın geldiği nokta itibariyle 5237 sayılı yasanın 77’nci maddesi kapsamında (insanlığa karşı suçlar) bir değerlendirme yapmanızdır. Bir kamu kurumunun, askeri bir kurumun insan yaşamından daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Bu dosyada verilen karar kamuoyunun adalete olan güvenini tazeleyebilir.

    “KIRMIZI BÜLTEN KARARI ETKİLİ UYGULANMALI”

    Beklentimiz en azından bir ek iddianame tanzim edilmesini sağlamak bunun için bir ara karar yürütmektir. Bu nedenle bir an önce eksik hususların giderilerek kırmızı bülten kararının daha etkili uygulanmasını talep ediyoruz. Akıl baliğ çocukların yakılarak öldürülmesi soykırım suçudur” ifadelerini kullandı.

    DURUŞMA ERTELENDİ

    Mahkeme başkanı ise, yapılacağı tarih belli olmayan nihai değerlendirmede zamanaşımı riskinin değerlendirileceğini belirterek, duruşmayı 1 Kasım’a erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu’ndan iktidara: Bunlar mal varlıklarını yurtdışına götürüyorlar-VİDEO

    Kılıçdaroğlu’ndan iktidara: Bunlar mal varlıklarını yurtdışına götürüyorlar-VİDEO

    Kırıkkale’de halka seslenen Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, yurttaşlara sandığa gitme çağrısı yaparak, “Sandığa gidin oy kullanın, demokratik yollarla otoriter bir yönetimi değiştirelim” dedi. İktidara tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Bunlar mal varlıklarını yurtdışına götürüyorlar. Onları son kuruşuna kadar alacağım, Türkiye’ye getireceğim” ifadelerini kullandı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Kırıkkale’de açıklamalarda bulundu.

    Burada yurttaşlara sandığa gitme çağrısı yapan CHP lideri, “Eğer bu ülkede fakirlik varsa sorumlusu fakir olanda değil, sorumlusu devleti yönetenlerdir. Biz onların ne yaptığını biliyoruz. Yuh çekmeyin, sandığa gidin oy kullanın. Oy kullanın, demokratik yollarla otoriter bir yönetimi değiştirelim” dedi.

    Seçime günler kala dikkat çeken mesajlar veren Kılıçdaroğlu, “Bunlar mal varlıklarını yurtdışına götürüyorlar. Onları son kuruşuna kadar alacağım, Türkiye’ye getireceğim. Esnafa, çiftçiye, ev kadınlarına vereceğim. Geleceğiz, Türkiye’yi aydınlığa çıkaracağız” diye konuştu.

    KÜRSÜDE ALİ YEŞİLDAĞ’I SORDU

    Kılıçdaroğlu, kürsüde Yeşildağ ailesinin en küçüğü Ali Yeşildağ’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilgili yayınladığı videodaki iddialara da değindi.

    CHP lideri, “Dün Ali Yeşildağ diye birisi malum bunlar Saray’a çok yakın insanlar. 1 milyar Euro götürdüğünü söylüyor. Bunu yasaklıyorlar niye konuştun diye. Yapmaları gereken, bu adam yalan söylüyorsa hemen savcılığa bildireceksin doğrusu nedir araştıracaksın. Malı götürecekler. 418 milyar dolar götürdüler, 418 milyar doların tamamını getireceğim ve bu millete vereceğim” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Devletin hiçbir hizmet götürmediği Alevi köylüleri isyan etti: Hani ayrılık, gayrılık yoktu?-VİDEO

    Devletin hiçbir hizmet götürmediği Alevi köylüleri isyan etti: Hani ayrılık, gayrılık yoktu?-VİDEO

    PİRHA-Alevi köyü olması sebebiyle uzun yıllardır kamu hizmeti alamadıklarını söyleyen Kırıkkale’nin Koçubaba köylüleri, kanalizasyon sistemlerinin dahi olmadığını aktardı. Köylüler, Cumhurbaşkanına seslenerek “Hani ayrımız, gayrımız yoktu?” diye sordu.

    Alevi olmalarından kaynaklı devletin hizmet götürmediği bir köy örneği de Kırıkkale’nin Balışeyh ilçesi’ne bağlı Koçubaba köyü.

    Koçubaba köylüleri, “ ‘Gayrimilli hasıladan bütün vatandaşımıza eşit paylaşıyoruz’ diyen bir yönetimi burada gördük. Ne altyapı ne kanalizasyon ne bir alışveriş yapılacak yer yok” diyerek isyanını dile getirdi.

    KÖYDE ALTYAPI HİZMETİ DAHİ YOK!

    Köy sakinlerinden bir yurttaş, böbrek yetmezliği ve şeker hastası olduğunu belirterek, köylerine ulaşım konusunda dahi zorluk yaşadıklarını söyledi. Herhangi bir sağlık ocağının da olmadığını belirten Koçubaba sakini, “Acil bir hastalık durumu olsa bir komşumuzun eğer arabası varsa binip gidebileceğiz. Ama en büyük sorunumuz altyapı konusu. Çok perişanız. Kanalizasyonlar ayağımızın altından akıyor. Bahçemizin içerisinde koku, sinek yapıyor. Kanalizasyon sistemi olsa daha temiz bir çevremiz olur” ifadelerini kullandı.

    “ARTIK KÖYDE YAŞAM ÇOK ZOR”
    Koçubaba köylüleri, artık ürettikleri hiçbir ürünün karşılığını da alamadıklarını belirterek “Sabahın beşinde kalkıp akşama dek çalışıyoruz. Millet perişan oluyor. Ama emeğimizin bir karşılığı yok. Köyde yaşam çok zor artık” diye de ekledi.

    “AYRIMCILIĞA UĞRUYORUZ”
    Köylüler, yaşadıkları ayrımcılığın bariz gözle görünür şekilde olduğunu ifade ederek “Birçok köy gezdik. ‘Eğer Alevi köyüne gidecekseniz toprak yolu takip edin’ derler. Alevi köylerinde inançtan ötürü bugün sistemin getirdiği bu yozlaşma söz konusu. Aleviler olarak bizler ayrımcılığa uğruyoruz ama bizler asla kimseyi ayrıştırmıyoruz” dedi.

    “HANİ AYRILIK YOKTU?”
    Köy sakinlerinden Sinan Özdemir, Koçubaba köyünün çok eski bir tarihi olduğunu belirterek, yaşadıkları sorunlara dair şu aktarımda bulundu:

    “Uzun yıllardır aynı sorunları yaşamaktayız. 1983 yılında köyümüz belediyelik oldu ve o yıldan kalan hizmetler bugün söz konusu. Onun haricinde başka bir hizmet görmedik. Başka köylere gidiyorum yollar parke, asfalt, elektrik, su, yapı sorunları çözülmüş durumda. Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum; Hani ayrılık yoktu? Hani ‘Hep beraberiz’ diyordunuz? Beraberlik nerede? Gelsin de bir görsün beraberliği. Alevi köyü olmamız sebebi ile mi yoksa araç gereç yetersizliğinden dolayı mı ayrımcılık yaşıyoruz, o konuda bir şey söylemiyorum.”

    “ALEVİ OLDUĞUMUZ İÇİN AYRIMCILIK VAR”
    Bir başka yurttaş ise köylülerin ihtiyaçlarını gidermek için uzak bir nokta olan Balışeyh ilçesine gitmek zorunda olduklarını söyledi. İlçeye gitmek için de 200 TL harcamak zorunda olduklarını belirten köy sakini, şunları söyledi:
    “Acil bir durumda özel taksi çağırıp, 100 lira geliş 100 lira da gidiş için ödüyoruz. Yani hastaneye gitmek, market alışverişi yapmak isteyen herhangi birisi maalesef araç bulamıyor. Koçubaba olarak Balışeyh ilçesine en uzak köylerden birisiyiz. Köylerden şehirlere çok göç var. Burada ortaokul ve ilkokul da vardı zamanında. Ama maalesef burada bir ayrımcılık var. Alevi Bektaşi köyü olduğumuz için bir ayrımcılık söz konusu. Elimizden geldiği kadar herkese hoşgörülü ve yakın olmaya çalışıyoruz ama maalesef bize yapılan ayrımcılıklardan dolayı bazı şeyleri söylemeye de çekiniyoruz. Söyleyecek çok şey var içimizde; biriktirdiklerimiz de var ama söyleyemiyoruz çünkü kolumuzdan tutup içeri atıyorlar. Maalesef 20 yıldır insanlar korkutuldu. Eskiden her şeyi söylenebiliyorduk ama şu anda maalesef konuşamıyoruz.”

    PİRHA/KIRIKKALE

  • Astım hastası Resul Kocatürk 8 aydır tedavi edilmiyor!-VİDEO

    Astım hastası Resul Kocatürk 8 aydır tedavi edilmiyor!-VİDEO

    PİRHA-Hasta Mahpuslara Özgürlük İnsiyatifi 332. hafta basın açıklamasında Kırıkkale F Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan Resul Kocatürk’ün durumuna dikkat çekerek “Astım Hastası ve Wernicke-Korsakof sendromu var. Ayrıca hipotiroid rahatsızlığı ve irritabl kolon hastalığı da bulunmakta. Akciğerindeki nodül nedeniyle uzun bir süre tedavi görmüş ancak 8 aydır kontrole götürülmemiş” dedi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnsiyatifi 332. hafta basın açıklamasında Kırıkkale F Tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan Resul Kocatürk’ün durumunu gündeme getirdi.

    Pandemi nedeniyle açıklamayı video kaydı ile paylaşan İnsan Hakları Derneği MYK üyesi Nuray Çevirmen, “Mahpuslar, biyolojik ve psikolojik olarak tahribata uğramakta ve yaşam hakları korunamamaktadır” diyerek tutuklu Resul Kocatürk’ün durumu hakkında şu bilgileri paylaştı:

    “Resul Kocatürk astım hastası ve Wernicke-Korsakof sendromu vardır. Ayrıca hipotiroid rahatsızlığı ve irritabl kolon hastalığı da bulunmaktadır. Akciğerindeki nodül nedeniyle Ankara Sanatoryum Hastanesi’nde uzunca bir süre tedavi görmüş ancak 8 aydır kontrol için götürülmemiştir.

    7 Ekim tarihinde Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilmiş, karaciğerinden parça alınmış ve biyopsi yapılmıştır. Doktorlar tarafından, patoloji sonucunun olumsuz olduğunu, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde alınan biyopsinin Ankara Gazi Hastanesi’nin patoloji bölümünde incelenmesi gerektiğini, Ankara Gazi Hastanesi’nin teknolojisinin diğer hastanelerden daha iyi olduğunu ve patoloji sonucuna göre tedavinin başlatılacağının söylendiğini aktarmıştır. Ancak hapishane tarafından; Adalet Bakanlığının Gazi Hastanesi ile sözleşmesinin olmadığı, ancak Şehir Hastaneleri isterse Gazi Hastanesi’ne gönderilebileceği söylenerek kabul edilmemiştir.

    Bunun üzerine Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne tekrar sevk edilmiştir. Şehir hastanelerinin kullandıkları teknolojiye kendilerinin de sahip olduğu bu sebeple şehir hastanesine gönderilmenin amaca hizmet etmeyeceği infaz koruma memurlarına bildirilmiş, onların da ‘tamam’ dediğini ifade etmiştir. Ancak İdare sonrasında Gazi Hastanesi ile görüşmüş ancak Gazi Hastanesi tarafından hastayı görmeden patoloji yapamadıkları ve şu anda da pandemi koşullarından kaynaklı hasta almadıkları şeklinde geri dönüş yapılmış ve bu durum Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde doktoruna da iletilmiştir. Resul Kocatürk ile yapılan avukat görüşmesinde; ‘Tetkik için Ankara Şehir Hastanesi’ne götürülmeyi 1 haftadır beklediğini ancak ne zaman götürüleceğinin belli olmadığını’ ifade etmiştir.

    Devam eden hastalıklarına ek olarak midesinde ülser problemi olduğunu, boyun ve bel fıtığının olduğunu, ilk tutuklandığında gördüğü işkenceye bağlı olarak gelişen bursit rahatsızlığından dolayı sağ omzunun kullanmakta zorluk yaşadığını, uzun süre kalem tutamadığını, kullanmakta olduğu ilaçların kan değerlerine bağlı olarak değiştirildiğini ancak pandemi gerekçesiyle kontrole gidemediği için nerdeyse 1 yıl önceki ilaçları kullanmaya devam ettiğini de aktarmıştır.

    Resul Kocatürk’ün ağırlaşan hastalıkları ve pandeminin özellikle kronik hastalıkları olanların yaşamları üzerinde oluşturduğu risk nedeniyle bir an önce tetkikleri tamamlanarak tanı konulmalı ve tedavileri yapılmalıdır.

    Ayrıca durumu ağır olan mahpusların infazları ertelenmeli ve ailelerinin yanında sağlıklı koşullarda tedavileri gerçekleştirilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Emine Bulut duruşmasında savcı indirim uygulanmadan ceza verilmesini istedi

    Emine Bulut duruşmasında savcı indirim uygulanmadan ceza verilmesini istedi

    Emine Bulut’un öldürülmesine ilişkin davanın duruşmasında katliam anının görüntülerinin izletildiği sırada sanık Fedai Varan’ı darp etmek isteyen Bulut’un kardeşi Kazım Bulut salondan çıkartıldı. Mütaalasını açıklayan savcı, sanığa haksız tahrik ve takdir indirimi uygulanmadan canavarca hisle kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini istedi.

    Kırıkkale’de boşandığı Fedai Varan isimli erkek tarafından 18 Ağustos’ta katledilen Emine Bulut davasının ilk duruşması Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.  Duruşmaya Emine Bulut’u ailesi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ın yanı sıra  Türkiye’nin dört bir yanından kadın örgütleri katıldı.  Duruşmanın yapıldığı 100 kişilik bir salona çok sayıda kişi giremedi.

    Hakkında müebbet hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanan olayın faili tutuklu sanık Fedai Varan duruşma salonunda hazır bulundu. Emine Bulut’un kızı ve Bulut’un Bolu Cezevi’ndeki kardeşleri Bekir Bulut ve Mikail Bulut Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.

    KADIN ÖRGÜTLERİNİN MÜDAHİLLİK TALEBİ REDDEDİLDİ

    Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada, kadın örgütleri ve Barolar, Emine Bulut’un yaşadığı şiddeti herkesin gördüğünü belirterek davaya katılım talebinde bulundu. Sadece Kırıkkale Barosu’nun müdahillik talebi kabul edildi.

    SANIK AVUKATINDAN İLGİNÇ SAVUNMA

    Ardından söz ala sanık avukatlarından Ersoy Aytaç, kadınların acısını paylaştıklarını belirterek, “Katılma talebinde bulunanlar ve mahkeme heyeti arasında bir ihtilal var. Kadın örgütleri bu davaya kadın cinayeti demekte iddianame ise adam öldürmek diye geçiyor. Bu dosya aile içi şiddet dosyasıdır. Öldürmek filli basit bir eylem değildir. Bu eylem sırasında psikolojik baskı vardır. Bugün mahkeme ve dosyaya talep etmek isteyenler için ihtilaf yapıyorsunuz” derken dosyaya katılım talebinde bulunan avukatlar, sanık avukatın taleplerine tepki göstererek, “serbest mi kalsın istiyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

    Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü de “Bunlar suçu hafifletmeyecek, planlı, programlı bir öldürme vardır. Devletin görevlerini yapmaması suçu hafifletmez” dedi.

    SANIK SUSMA HAKKINI KULLANDI

    Tekrar söz alan sanık avukatı susma hakkını kullanacaklarını söyledi. Bu sebepten dolayı Fedai Varan’ın 19 Ağustos’ta verdiği ifade okundu. İddianameye de yansıyan bilgiye göre; Fedai Varan Emine Bulut’u öldürmesinin ardından, Bulut’un babasını arayarak “Çocuğumu aldınız, ben de kızınızı aldım” dedi.

    Sanık avukatı Aytaç, Emine Bulut’un nasıl katledildiği görüntülerini izleyemediğini öne sürerek süre talep etti. SEGBİS yöntemi ile duruşmaya bağlanan Emine Bulut’un kardeşlerine ve Bulut’un kızına ek süre talebi soruldu. Kardeşler reddetti, kızı ise “takdir mahkemenin” dedi. Emine Bulut’un kardeşi Bekir Bulut, “O, tüm ailemizi tehdit etti” diye konuştu.

    Mahkeme ek süre talebini reddetti ve savunmalara geçti.

    “MASUMUM DİYE KENDİNİ AKLAMAYA ÇALIŞIYOR”

    Ardından söz alan müdafi avukatı Turgay Özcan, “Bu cinayeti Fedai Varan planlayarak yaptı. Emine’yi katlettikten sonra ailesine ‘kahpelik yapıyordu diye katlettin’ diyorsa bir pişmanlık yok. Kendisi ben masumum diye kendini aklamaya çalışıyor. Emine Bulut şikayetçi olduğu her dosyada kızımın babası diyerek yapıcı davranmış. Karşı taraf sürekli Emine Bulut baskı altına alınmış, bu kadar şey ortadayken savunmayı iftiraya döndürmesin” dedi.

    “BULUT HAMİLEYKEN ŞİDDET GÖRMÜŞ”

    Mahkeme heyeti ardından Bulut’un erkek kardeşleri, annesi, babası, kızı ve kız kardeşlerinin o güne yaşananları anlatmasını istedi. SEGBİS ile duruşmaya bağlanan Bulut’un kardeşi Bekir Bulut, ablasının hamileyken de şiddet gördüğünü aktararak, “Ablamı dövüp balkona koymuştu kışın. Ben yine görüşmelerini istemiyordum. Aile büyükleri bir araya geldi, barıştırdılar. Alkolü ve kumarı bırakmadı ve ablam tekrardan ayrıldı” diye konuştu.

    Bir diğer kardeşi Mikail Bulut ise ablasının şiddet gördüğü için ayrıldığını söyleyerek, “Sürekli kumar oynuyor, içki içiyordu. Ablam hamileyken bile dövdü. Çocuğun kolunda kemik veremi vardı buna rağmen alkolü, kumarı bırakmadı, ablam da ayrıldı. Ablamın mezarına bile gidemedim, şikayetçiyim” dedi.

    “NASIL ÖLDÜRDÜN, NASIL UYUYORSUN?”

    Baba Ahmet Bulut da, çocuğun babasız büyümemesi için barıştırdıklarını söyleyerek, Varan’ın borçlarını bile ödediğini söyledi. Baba Bulut, “Çocuğa bir litre süt almadı. Bu sene ortaya çıktı. Çocuğu göstermediğimizi söylüyor ama kendisi dokuz yıldır yoktu. Cinayet sonrası beni arayarak küfretti” ifadelerini kullandı. Anne Fadime Bulut da çocuğun kendi yanında büyüdüğünü belirterek, “Çocuğu olduğunda aradım, telefonu yüzüme kapattı. Dedeyi, dayıları baba bildi.  Arıyorduk, çocukla konuşmak istemiyordu. Nasıl elin tuttu da öldürdün, hepinize söylüyorum babalar, ‘Kızın seni unutmayacak’. Kızım bıçaklanırken herkes seyretmiş. Sen nasıl uyuyorsun?” diye sordu.

    Bulut’un kardeşi Şeyda Doğan da,“Bütün ihtiyaçlarını babam karşılıyordu. Babam iki eve bakmak zor geldiğinden eve gel size bakayım dedi. Ablam evliyken altınları ayıcıkların içine saklıyordu. Onları bile bulup kumara yatırmış. Ablamın telefonunda bana çok ağır hakaretler ettiği mesajlarını gördüm, abimlere söylemedim” dedi.

    “O KİŞİ BENİM BABAM DEĞİL”

    Bulut’un kızı ise, “Babam benle görüşmek istediği zaman annem hiç sorun yapmıyordu. Annemle o gün çarşıya gittik hasta bakmaya gitmedi o gün arkadaşı bakıyordu. Biraz gezdik sonra annem mescide namaz kılmaya gitti. O zaman o. Kişi mesaj attı bende olduğumuz yeri söyledim. Sonra o kişi geldi ‘annem gidiyoruz’ dedi sonra o kişi beni oradan aldı. Başka bir yerdeyken annem aradı beni ‘yemek yiyelim acıktım’ dedim. O kişi geldi. Annemle konuştular. Sonra annemle biz emniyetin oraya kaçtık taksiye binecektik taksi bulamadık Annem ile emniyete gittik beni başka odaya aldılar annem yanıma gelip, ‘gidiyoruz’ dedi. Annemle eve gitmek için dolmuş durağına gittik. Dolmuşa binerken bizim arkamızda bindi ve kolumu soktu ve tişörtünü kaldırarak anneme bıçağı gösterdi. Annem bana ‘sen bin git ben sonra giderim’ dedi bende anneme gitmeyeceğimi söyledim. O bıçağı o kişi her zaman taşıyordu. Dolmuştan inip dönerciye girdik, ben kapının önündeyim onlarda biraz uzağımdaydı. Ben dışarıya baktığım an annemin boynunu kesti. Ben de engellemeye çalıştım elimde poşet vardı tabletini kafasına attım ama engelleyemedim. Sonra ambulans gelip annemi aldılar ben dedemi aradım dedem de gelip beni hastaneye götürdü” dedi

    Varan’a o kişi diye hitap eden çocuğa mahkeme heyeti baban deyince çocuk “o kişi benim babam değil” diyerek karşı çıktı.

    BULUT’UN KARDEŞİ SALONDAN ÇIKARTILDI

    Mahkeme heyeti tanıkların ifadelerinin ardından Bulut’un  katledildiği ana ait sosyal medyaya yansıyan görüntüleri mahkeme salonunda izletti. Görüntüler izlenmeye başlandığı sırada Bulut’un annesi Fadime Bulut sinir krizi geçirirken, Bulut’un erkek kardeşi Kazım Bulut ise  güvenlik koridorunu aşarak Fedai Varan’a saldırmaya çalıştı.

    Salondan çıkarılan kardeş Kazım Bulut,  “Emine yardım için size geldi  siz o zaman bir şey yapmadınız şimdi niye beni engelliyorsun” diye  güvenlik güçlerine tepki gösteri.

    Mahkemeye olay yeri görüntülerini izlenmesinin ardından verilen 2 saatlik aradan sonra iddianame okundu.

    İDDİANAMEDEN: İNDİRİM UYGULANMAMASI İSTENDİ

    İddianamede, şunlar kaydedildi:

    “Şüphelinin maktuleyi yakalayarak boğazını kesmek ve vücudunun çeşitli yerlerine bıçak sokmak suretiyle ‘tasarlayarak ve canavarca hisle adam öldürme’ suçunu işlediği, mahkemenizce yapılacak yargılama neticesi verilecek kararda; şüphelinin daha önce de müştekiye hakaret etmesi sebebiyle hakkında kamu davası açılması ve şüphelinin suç işlemekten çekincesi olmaması sebebiyle hakkında takdiri indirim sebeplerinin uygulanmamasını, olay sırasında müşterek çocuğunun yanında olacağını bilmesine rağmen, suç işleme kararlılığında tereddüte düşmeyerek maktulenin hayati bölgelerine birden çok kez bıçak darbesi vurmak suretiyle canavarca hisle hareket ettiğinin gözetilmesi, şüphelinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, kamu adına talep ve iddia olunur.”

  • ‘Emine’yi şiddeti bizzat yaratan sisteminiz öldürdü’

    ‘Emine’yi şiddeti bizzat yaratan sisteminiz öldürdü’

    PİRHA – Dersim Kadın Platformu, eski eşi tarafından katledilen Emine Bulut için açıklama yaparak günden güne artan şiddet eylemlerine “Kadınları korumayan, onları şiddetle baş başa bırakan, daha önemlisi şiddeti körükleyen sistemin sonucudur.” sözleriyle tepki gösterdi.
    Seyit Rıza meydanında bir araya gelen kadınlar, “Ölmek İstemiyoruz” yazılı pankart açarak kadın cinayetlerine dikkat çekti. Yapılan basın açıklamasında “Emine Bulut’un “ölmek istemiyorum” haykırışı tüm kadınların çığlığıdır;
    18 Ağustos’ta Kırıkkale’de eski eşi tarafından çocuğunun gözü önünde defalarca bıçaklanarak ölüme gönderilen Emine’nin o görüntüleri 23 Ağustos’ta sosyal medyaya düşmeseydi, Emine de Ağustos ayında öldürülen diğer kadınlar gibi bir sayıdan ibaret kalacaktı.” denildi
    “SİYASAL İKTİDAR EMİNE BULUT’UN ÖLÜMÜNÜN SORUMLUSUDUR”
    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:
    “Tıpkı 22 Ağustos’ta Konya’da şiddet uyguladığı için uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi tarafından, çocuklarının önünde 20 bıçak darbesi ile öldürülen Tuba Erkol gibi. Tıpkı 2018 yılında öldürülen 440 kadın gibi. Ya da 2019’un ilk altı ayında öldürülen 214 kadın gibi.
    Çocuğunun gözü önünde öldürülen Emine Bulut’un görüntüleri dolaşıyor her yerde artık sadece ölüm haberine değil, nasıl öldüğüne de tanıklık etmek zorunda kalıyoruz.
    Giderek artan kadın cinayetleri, gittikçe daha da vahşileşen şiddet yöntemleri sadece kocanın, sevgilinin, bazen babanın ani sinirlenmesi, caniliği, kendine hakim ol(a)maması ile açıklanabilir mi?
    Bugüne kadar başta Cumhurbaşkanı olmak üzere hiçbir iktidar yetkilisi çıkıp da ‘Bu ülkede kadınların öldürülmesine, şiddet görmesine izin vermeyiz’ dedi mi? Hayır.
    Ne Emine’nin ölümü ne de diğerleri ‘bir caninin, sinirlerine hakim ol(a)mamış ruh hastası bir adamın yaptığı münferit cinayetler’denilerek geçiştirilemez. Ülkeyi yönetenlerin, kadınları ısrarla sıkıştırdığı şiddet cenderesinin sonuçlarıdır. Kadınları korumayan, onları şiddetle baş başa bırakan, daha önemlisi şiddeti körükleyen sistemin sonucudur.
    ‘Boşanmak, evlenmek kadar doğaldır, evliliği yolunda gitmeyen kadın da erkek de boşanır tabii’ demediğiniz için öldürüldü Emine. ‘Bu ülkede kadınların öldürülmesine izin vermeyiz, yasaları güçlendiririz, bir kadının burnu kanasa devlet onu oradan alır, güvenli bir yere yerleştirir ve asla erkeği haklı görmez’ demediğiniz için biz bugün bu görüntüleri izliyoruz. 17 yıldır söylediğiniz aile, ailenin kutsallığı, aileleri koruma siyaseti kadınların ölümü demek işte.
    Bir devletin kadınları ısrarla sıkıştırdığı şiddet cenderesinin sonuçları bunlar. Kadınları korumayan, uğradığı ya da uğrayabileceği şiddetle onları baş başa bırakan ve hatta daha önemlisi şiddeti bizzat yaratan ve körükleyen sisteminiz öldürdü Emine’yi.
    Boşanan kadınları sapkın hayatlar yaşamakla suçlayan, boşanmaları ne pahasına olursa olsun engellemek için Meclis’te komisyonlar kuran, aileleri parçalatmayacağız diye dört bir yerden açıklamalar yaptıran, nafakayı kaldırmak için yasa hazırlıkları yapan, şiddete ilişkin koruma kararları almamızı sağlayan 6284 sayılı Yasayı kaldırmak isteyen, İstanbul Sözleşmesi’nden devletin imzasını çekmesi için uğraşan siyasal iktidar Emine Bulut’un ölümünün sorumlusudur.
    Emine’nin ‘ölmek istemiyorum’ diyen çığlıkları kulaklarımızda, yaşam hakkımızı savunacağız. Nafaka ile ilgili değişiklik yapmanıza izin vermeyeceğiz, 6284 sayılı yasaya dokunamayacaksınız, İstanbul Sözleşmesinden çekilmenize engel olacağız. Aile içinde çizdiğiniz o sınırda yaşamayı kabul etmeyeceğiz
    Kadınların ‘Ölmek istemiyorum’, ‘Ölmeden koruyun beni’, ‘Beni öldürdükten sonra mı tutuklayacaksınız’ çığlıklarının yükselmediği bir hayat istiyoruz.
    Yan yana gelerek, dayanışarak, yılmayarak, mücadele ederek kazanacağız.
    Yaşasın kadın dayanışması”
    PİRHA / DERSİM
  • AKP’ye oy çıkmayan Kırıkkale’nin Alevi köylerine yol da su da yok

    AKP’ye oy çıkmayan Kırıkkale’nin Alevi köylerine yol da su da yok

    Kırıkkale’nin Alevi köylerini ziyaret eden CHP’li vekiller AKP’ye oy çıkmayan bölgelere hizmetin götürülmediğini yerinde gözlemledi. Vekilller, “AKP’ye oy çıkmayan köyler yolsuz ve susuz bırakılmış ama oy çıkan yandaki köy yolu asfalt” dediler. 

    Ülkenin doğusunun yanı sıra batısında da Alevi köylerine hizmet yeterince ulaşmıyor. CHP Ankara Milletvekilleri Necati Yılmaz ve Ali Haydar Hakverdi’nin, Kırıkkale’nin köylerine yaptığı ziyarette, AKP’ye oy çıkmayan bölgelere hizmet götürülmediğini söyledi.

    Sözcü’nün haberine göre Yılmaz ve Hakverdi, CHP Kırıkkale İl Başkanı Ahmet Önal ve CHP Delice İlçe Başkanı Enver Çelgin’le birlikte Kırıkkale’nin Delice ilçesine bağlı köylerini ziyaret ederek, sorunları dinledi. Köylüler, milletvekillerine yol sorununu anlattı.

    CHP’li Yılmaz, Ankara’ya 70 kilometre mesafede bulunan Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Büyükafşar, Küçükafşar, İmirli, Meşeyayla, Çatallı ve Elmalı köylerinin yollarının toprak olduğunu belirterek, “AKP’ye oy çıkmayan köyler yolsuz ve susuz bırakılmış ama oy çıkan yandaki köy yolu asfalt” dedi.

    Hakverdi ise köylülerin AKP’ye oy vermedikleri gerekçesiyle toz ve çamura mahkum edildiklerini belirterek, “İktidar, aldığı vergileri, hizmet olarak adil dağıtmıyor. Halkı da kendi içinde ayırt ediyor” diye konuştu.   (HABER MERKEZİ)

     

  • Bu köyde kadınlar imece usulü bir günde 6 aylık ekmek yapıyor-VİDEO

    Bu köyde kadınlar imece usulü bir günde 6 aylık ekmek yapıyor-VİDEO

    PİRHA- Kırıkkale’nin Sarıkızlı Köyü’nde kadınlar imece usulü ekmek yaparak yaşamlarını kolaylaştırıyor. Kışa hazırlık için tandırları yakan kadınlar, 6 aylık ekmeği bir günde yapıyor. 

    Haberin Videosu

    Kırıkkale’nin Alevi köyü Sarıkızlı’da kadınlar kışa hazırlık için tandırları yakmaya başladı.

    Sabah erken saatlerde güne uyanan kadınlar önce ekmek hamurlarını yoğuruyor, ardından tezek ve odunlarla tandırları tutuşturuyor.

    Eylül ayıyla birlikte her gün bir evde toplanıp sac ekmeğini pişirdiklerini aktaran kadınlar 6 aylık ekmek ihtiyaçlarını 1 günde pişirebildiklerini söylüyorlar.

    Yaklaşık 350 hanenin bulunduğu Sarıkızlı Köyü’nün tatilcileri de aynı usulle ekmek yapıp yaşadıkları şehirlere götürüyorlar.

    Mayasız hamurla pişirilen mamullerin sağlık açısından ve ekonomik açıdan uygun olduğunu söyleyen kadınlar, hazırlanan ekmekleri suyla ıslattıktan sonra sofralara indiriyor.

    Sarıkızlı’da kadınlar Eylül ayında imece usulü biraya gelerek her gün 6 aylık ekmek pişirerek yaşamlarını kolaylaştırıyor.

    Rohat EMEKÇİ/KIRIKKALE

  • Kırıkkale Sarıkızlı’da kadınlar ezgilerle umut büyütüyor-VİDEO

    Kırıkkale Sarıkızlı’da kadınlar ezgilerle umut büyütüyor-VİDEO

    PİRHA- Kırıkkale’nin Sulakyurt ilçesine bağlı Sarıkızlı Köyü’nde kadınlar biraraya gelerek geleneklerini, kültürlerini yaşatıyorlar. Köylerinde susuzlukla başa çıkmaya çalışan kadınlar, bütün olumsuzluklara rağmen türküler söyleyerek  hayata gülümsüyorlar…

    HABERİN VİDEOSU

    Kırıkkale’nin Sulakyurt ilçesine bağlı  Sarıkızlı Köyü, çöle dönüşmüş durumda. Yağmur duasına çıkılan köyde ekinler kurumuş, evlerde su yok.

    Sarıkızlı köylüleri yaşamını tarım ve hayvancılıkla sağlıyor. 2 yıl önce köyün bahçe ve sulama ihtiyacını karşılaması için yeni bir sulama barajı yapılmasına rağmen baraj kurumuş durumda. Sarıkızlı’da davul zurna bağlama kullanımı çok yaygın. Bağlama her evin duvarında asılı.

    Kaval çobanlar tarafından çalınırken, def daha çok kadınlar tarafından kullanılıyor. Kadınlar türküler söylüyor. Def yoksa tepsi dahi defe dönüşebiliyor ve yine Neşet Ertaş’ı her dem anan Sarıkızlı köylüleri, bir dönem de olsa Kırıkkale’de yaşadığı için Ertaş’ı sahipleniyor ve bu durumdan gurur duyuyorlar.

    Ve Neşet Ertaş’ın söylediği bir söz Sarıkızlı’da yankılanıyor. “20 yıl önce gençler türkülerime ağlardı şimdiki gençler aynı türkülerde göbek atıyor.”

    “Sarıkızlı köylüleri imece usulü çalışıyor ve yaşıyor ve sürekli şenlik halindeler. Davul zurnanın eksik olmadığı köyde kadınlar bir araya gelerek geleneksel türkülerini okuyup aynı zamanda halaya duruyorlar. Susuzlukla başa çıkmaya çalışan kadınlar, bütün olumsuzluklara rağmen umudunu yitirmeden geleneklerini bir araya gelerek yaşatmaya devam ediyorlar türkülerle….

    Rohat EMEKÇİ/KIRIKKALE

     

     

  • Kuraklık isyan ettirdi: Kırıkkale Sarıkızlı köylüleri yağmur duası edip lokma dağıttı-VİDEO

    Kuraklık isyan ettirdi: Kırıkkale Sarıkızlı köylüleri yağmur duası edip lokma dağıttı-VİDEO

    PİRHA-Kırıkkale’nin Sarıkızlı Köyü’nde susuzluk yurttaşları isyan ettiriyor. Alevi Köyü Sarıkızlı’da yaşanan susuzluk nedeniyle buğday, mercimek ve nohut verimliliğinde ciddi düşüşler yaşandı. Sarıkızlı Türbesi’ne ellerinde bağlamayla yürüyen köylüler türbenin etrafını dört defa yürüdükten sonra  Alevi dedelerinin öncülüğünde dualar okuyup lokmalar dağıttı. 

    Haberin Videosu

    Ülke genelinde süren kuraklık orta Anadolu’da bir hayli görünür oldu.
    Kırıkkale’nin Sulakyurt ilçesinin Alevi Köyü Sarıkızlı’da yaşanan susuzluk nedeniyle buğday, mercimek ve nohut verimliliğinde ciddi düşüşler yaşandı. Ekonomik kayıpla birlikte yaşam alanlarında büyük değişim olduğunu aktaran yurttaşlar, köy içeresindeki su kanallarının kuruduğunu, günün belli birkaç saati haricinde evlere su verilmediğini söyledi.

    “KURAKLIK SÜRERSE GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALIRIZ”

    Köyde  yaşayan kadınlar, “Barajlar kurudu, suyumuz yok, susuzluktan ölüyoruz. Ekinlermiz kurudu, böyle giderse göç etmek zorunda kalacağız” diyerek isyan ediyor.

    Yaklaşık 350 hanenin bulunduğu Sarıkızlı köylüleri kuraklık sebebiyle kurban bayramının birinci günü yağmur duasına da çıktı. Sarıkızlı Türbesi’ne yürüyen köylüler türbenin etrafını dört defa yürüdükten sonra  Alevi dedelerinin öncülüğünde dualar okuyup lokmalar dağıttı.

    Rohat EMEKÇİ/KIRIKKALE