PİRHA- Sanatçılar Tolga Sağ, Muharrem Temiz ve Hüseyin Korkankorkmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın katkılarıyla düzenlenecek 16. Kısas geleneksel aşure etkinliğine katılmayacaklarını duyurdu. Tolga Sağ, “Bizleri böyle bir oldubittiye getirerek isimlerimizi kullanma saygısızlığı gösteren etkinlik tertip komitesini de kınıyoruz” dedi.
Urfa’nın Haliliye ilçesi Kısas Mahallesi’nde 15 yıldır düzenlenen aşure paylaşımının bu yıl 16’ncısı yapılacak.
Yıllardır Kısas toplumunun kendi emekleri ve lokmalarıyla gerçekleşen aşure paylaşımına, son yıllarda devlet erkanı ve Kültür Bakanlığı’nın yanında Alevi toplumunun kesin olarak reddettiği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da katılacak.
Bu yıl 16’ncısı düzenlenecek ‘Kısas Geleneksel Aşure Etkinliği’ için Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı imzasıyla hazırlanan afişte, sanatçılar Tolga Sağ, Muharrem Temiz ve Hüseyin Korkankorkmaz ile birlikte birçok sanatçının etkinliğe katılacağı belirtilmişti.
Hazırlanan afişin sosyal medyaya düşmesinden sonra Aleviler, bu sanatçıların Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle düzenlenen etkinliğe katılmasını eleştirdi.
Konuya dair açıklama yapan sanatçılar Tolga Sağ, Muharrem Temiz ve Hüseyin Korkankorkmaz etkinliğine katılmayı kabul ettiklerini, ancak bunun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın katkılarıyla gerçekleştiğini sonradan öğrendiklerini belirttiler.
“İSİMLERİMİZİN KULLANILMASINI KINIYORUZ, YER ALMAYACAĞIZ!”
Sanatçı Tolga Sağ sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Muharrem Temiz ve Hüseyin Korkankorkmaz’ın da Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın katkısıyla düzenlenen aşure etkinliğine katılmayacaklarını belirterek, şunları ifade etti:
“Her sene geleneksel olarak yapılan Kısas Aşure Etkinliği’ne Muharrem Temiz’le beraber katılmayı kabul etmiştik ancak bu etkinliğin, Yolumuza, inancımıza tamamen ters bir anlayış ve zorlamayla oluşturulan ve bizlere dayatılmaya çalışılan T.C. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde ve katkılarıyla yapılmış olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Bizleri böylesine bir oldubittiye getirerek isimlerimizi kullanma saygısızlığı gösteren etkinlik tertip komitesini de kınıyoruz. Ve bu etkinlikte yer almayacağımızı da tüm duyarlı insanlarla paylaşıyoruz.”
PİRHA- Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın 2021 yılında Türkiye genelinde gerçekleştirdiği karadut dikim projesi kapsamında Urfa Kısas’ta dikilen kara dut ağaçlarının yanı başında cem olan Aleviler, deyişler eşliğinde muhabbet etti.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Hacı Bektaş Veli’nin Hakk’a yürümesinin 750. yıldönümü, Yunus Emre’nin 700. yıldönümü ve Ahi Evran’ın doğumunun 850. yıldönümü olması sebebiyle 2021 yılını bu isimleri anma yılı ilan etmişti.
Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy’un başkanı olduğu Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı bu kapsamda 2021 yılında Türkiye genelinde farklı illerde karadut dikim projesini başlatmıştı.
“Karanlığa ışık olalım, kuraklığa fidan dikelim” yazılı fidanları farklı illerde Aleviler deyişler eşliğinde dikmişti.
Kara dut fidanı dikilen illerden biri de Urfa Kısas. 3 yılda dallanıp budaklanan kara dut ağaçlarının gölgesinde cem olan Aleviler, aşıklar eşliğinde deyişler söylediler.
PİRHA -Kısaslı Aşık Berdari, zakirliğe nasıl başladığını, bağlama ile Alevi inancının ilişkisini, kent yaşamındaki Aleviliği anlattı. Aşık Berdari, “Toplum bir ormana benzer. Kurumaya yüz tutmuş ağaçları çekip yerine yeni bir fide dikmediğiniz müddetçe o orman yok olur. ‘Yol incelir ama kopmaz’ deniliyor ancak, gençlerimize kültürümüzü aşılamadığımız müddetçe gidişatımızın iyi olmadığını söylemek isterim. Dedenin, zakirin, topluma faydalı olması gerektiğine inanıyorum” dedi.
‘Aşık Berdari’ olarak bilinen İbrahim Halil Elveren, 1968 yılında Urfa’nın Haliliye ilçesine bağlı Kısas köyünde doğdu.
“Henüz dünyaya gelmeden, ana karnında cemlerde bulundum” diyen Aşık Berdari, çocuk yaştan itibaren cemlerde, sohbetlerde yer alarak kendisini yetiştirdi. Önce büyüklerinden özenerek eline aldığı bağlamaya, ardından ise kelimeleri özenle birbirine yakıştırarak şiir yazmaya başladı. Zakirlik yolunda pişmeye başlayınca Âşık Doksandaon’dan (İsmail Kondu) ‘Berdari’ mahlasını aldı.
İlk ve Ortaokul eğitimini Kısas’ta tamamlayan Aşık Berdari, Şanlıurfa Endüstri Meslek Lisesi Ağaç İşleri ve Mobilya bölümünden mezun oldu. Üniversite eğitimini ise İşletme bölümüyle sonlandıran Berdari, yaşamının sonraki bölümünü Ankara’da geçirmeye karar verdi.
Çankaya Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nde çalışma yürüten Aşık Berdari, yaşamı boyunca çok sayıda şiir ve besteye de imza attı.
“AŞIKLARIN TINILARI İLE BÜYÜDÜK”
Aşık Berdari ile zakirliğe nasıl başladığı konusunda sohbet ettik. Kısas köyünün, aşık ve ozanlık geleneği bakımından sahip olduğu değerlere işaret eden Berdari, şu ifadeleri kullandı:
“Kısas o civarda tek Türkmen Alevi köyü. Sonradan bölgeye yerleşmiş, içimizde %30’a yakın bir Sünni nüfus da var. Kısas’ta periyodik olarak her hafta perşembe günleri cem yapılır. Her akşam gençler, yaşlılar, Kısaslı insanlar köy odasına gelir, güncel ya da bilmediği konular hakkında cevaplar almak için oradaki bilge insanlarla sohbet eder. Dolayısıyla cemde büyümenin vermiş olduğu avantajla, Doksandaon, Dertli Divani, Aşık Sefai, Aşık Büryani, Aşık Halimi, Aşık İsyani, Aşık Meftuni, Aşık Fedai gibi büyüklerin yanında, onların tınıları ile büyüdük. O Usta çırak ilişkisinden kaynaklı 16 yaşlarında bir bağlama ile cemlerde zakirliğe başladım.”
“ZAKİRLERİN DONANIMLI OLMASI GEREKİYOR”
Zakirliğin sadece bağlama çalıp söylemenin de ötesinde olduğunun altını çizen Aşık Berdari, “Hissedilerek icra edilmeli” diye de belirtiyor. Zakirlik yapan bireyin, toplumu aydınlatma rolünün de olduğunu anlatan Aşık Berdari sözlerine şöyle devam etti:
“Alevilik’te 5 temel unsur var; bunlar istek, bilmek, inanmak, ilerlemek ve mevzilenmek. Önce zakir olmak isteyeceksin. Günümüzde saz çalanlara ‘Zakir’ deniliyor. Halbuki kelime anlamı ‘zikreden, söyleyen’ anlamındadır. Kısas’ta çok iyi zakirlerimiz vardı. Hüseyin Öztürkmen, Mehmet Erdem, Bakır Polat gibi ismini sayamayacağım zakirlerimiz vardı. Cemde en büyük yük zakirlerdedir. Zaten cemi yürüten baba, dede, pir, mürşit olmadığı dönemlerde cemi yürütme görevi zakirlere düşer. O nedenle zakirler her yönden gelişmiş olmalı. Gerekirse Sıtkı’dan, Sadık’tan, Virani’den, Nesimi’den, 7 Ulu Ozan’dan ve aynı zamanda güncel konularda; yani gelen taliplerin sormuş olduğu sorulara cevap verebilecek, kendi kendini yetiştirebilmiş, donanımlı olması gerekiyor.”
“BAĞLAMA, ALEVİLİK İÇİN GÜL İLE BÜLBÜL GİBİDİR”
Aşık Berdari, memleketi Kısas’ta bağlama sanatına olan ilgiye de dikkat çekti.
Enstrüman olarak bağlamanın Alevi inancındaki yerini de yorumlayan Aşık Berdari, “Bağlama, Alevilik için gül ile bülbül, et ile tırnak, can ile ciğer’ gibidir. Çocukluk dönemlerimizde deyiş söyleyenlere ‘ayet söylüyor’ anlamında bakılırdı. Ayetleri cüra ve bağlamamızla dile getirmişiz. Alevi kültürünün bir yazılı kaynağı yok, hep yok edilmiş. Hatta günümüzde bile dağlara sürülüyor, yok sayılıyoruz. İşte o dönemlerde Aleviler, cemlerinde bağlamalarıyla ibadet ettikleri gibi bütün dert, neşe, hüzün ve kederlerini de bağlamayla dile getirdiklerinden dolayı bağlama ve deyiş Alevilikte ayrılmaz bir ikilidir.”
“CEMLERDE DAİMA DOKSANDA ON’UN YANINDA OTURDUM”
Aşıklık geleneğinde ‘pişmenin’ bir sonu olmadığını ifade eden Berdari, öğretinin sınırsız olduğunu da vurguladı.
Aşık Berdari “Mesela cemi yürüten kişi ‘Bildiğimizin alimi, bilmediğimizin talibiyiz’ der. Dipsiz bir umman, kainat gibi düşünmek gerek. Dolayısıyla ‘ben bu işi çok iyi biliyorum, ben bu işin üstadıyım’ demek uygun değil. Mesela günümüzde çok iyi bağlama çalan canlarımız var, bizler de topal karınca misali bu yolda yürümeye devam ediyoruz” diye de ekledi.
Kısas’ta yapılan cemlerde olgunlaşmaya başladığını belirten Aşık Berdari, feyz aldığı isimlere de değindi. “En fazla Doksanda On’dan (İsmail Kondu) etkilendim” diyen Berdari, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“Sesi, bağlaması güzel olan çok sayıda ağabeylerimiz vardı, bağlamaya başlamamızda mutlaka onların etkisi oldu ama Doksanda On’daki felsefi içerikli eserlere, onun okur-yazar olmayışı, Kısas’tan farklı bir yere gitmeyişi ve ‘ağzından çıkan kelimeleri nasıl olur da yazar?’ sorusu beni ona itmeye başladı. Cemlerde sürekli yanında otururdum. Daha sonra Aşık Hüdai, Mahsuni Şerif ile de çok zaman geçirdim. Onlardan etkilendim diye düşünüyorum. O dönemlerde Kısas taraflarına deyiş türünde kasetler de gelmezdi. Almanya’dan ya da Hacı Bektaş Veli anma törenlerine giden canlarımız, Mahsuni Şerif, Aşık Gülabi, Ali Nurşani’nin kasetlerini getirirlerdi. Ama sorunlarımızı dile getiren Mahsuni Şerif olduğundan olsa gerek Mahsuni’den çok etkilendim. ‘Gökte uçan kılavuzsuz kuş olmaz’ denir. Daimi Baba da der ki ‘Kaptan kaba doldum boşaldım’. Yani boş bir kabı, diğer bir dolu kaptan doldurduğunuz zaman en azından bulaşığı kalır. Yani o tür zakirlerle oturduğunuz zaman ister istemez o kültüre ilgi duyma düşüncesi geçiyor. Kırsal kesimde saz çalıp değiş söyleyen, toplum kurallarına riayet edenleri biraz daha el üstünde tutarlar. Bu da yeni başlayanlar için güzel bir etkileşim olabiliyor.”
“İNANCIMIZIN GİDİŞATI İYİ DEĞİL”
Aşık Berdari, Alevi inancının şehirde nasıl değişime uğradığı konusu üzerinde de durdu. “Asıl Alevilik kırsalda kaldı diyen Berdari, günümüz cemevlerinin işlevsiz halini de eleştirdi. İnanç içerisindeki olumsuz değişimlere dikkat çeken Aşık Berdari şunları söyledi:
“Toplum, bir ormana benzer. Çürümüş veya kurumaya yüz tutmuş ağaçları çekip, yerine yeni bir fide dikmediğiniz müddetçe o orman yok olmaya mahkum olduğu gibi biz, gençlerimize bu kültürü aşılamadığımız müddetçe; ‘evet yol incelir ama kopmaz’ deniliyor ancak ben gidişatımızın iyi olmadığını söylemek isterim. Dedenin, zakirin topluma faydalı olup, bilgi vermesi gerekir. Bu insanların kendi kendini formatlaması ve yeteri kadar, en azından bilgi sahibi olması gerektiğine inanıyorum. Yoksa her yerde koca cemevi binaları var ancak içinde sadece yaşlılar yer alıyor!”
“HER ŞİİR YAZAN ŞAİR, OZAN, AŞIK OLMUYOR”
Aşık Berdari, son olarak zakirlikte söz üretip, beste icra etmenin önemine değindi. Şiir yazmayı “Uzun konuları kısa dörtlüklerle yerinde anlatma sanatıdır” sözleriyle tarif eden Aşık Berdari, şöyle devam etti:
“Hüdai Baba ile Ankara’da sık sık görüşürdük. Bir sabah bir araya geldiğimizde ‘Akşam ben doğurdum’ dedi. Ben de ‘Ne alem adamsın, ‘doğurdum’ demek nedir?’ diye sormuştum. O da bana ‘şiir yazdım şiir’ diye cevap vermişti. Yani Deryami Babanın bahsettiği gibi;
Mesela ben şiir yazmıyorum, şiir ‘beni yaz’ diyor. Ayrıca ozanlarda, aşıklarda en önemli konu; ozan çağına ışık tutmalı.
Feyzullah Çınar’ın dediği gibi ‘Kefeni boynunda, bağlaması elinde’ olmalı. Söyleyebileceklerini yazmalı, söyleyemeyeceklerini yazmamalı. Haklının yanında, haksızın karşısında olmalı. Ozanlık zordur. Bizim felsefemizdeki gibi ‘demirden leblebiye, ateşten gömlek’ misali öyle her şiir yazan da şair, ozan, aşık olmuyor diye düşünüyorum. Mesela bizim düşüncemizde bir insanın dili, dini, ırkı, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun ayırmayız. Yunus’un felsefesindeki gibi yaratılanı yaratandan dolayı seviyoruz. Yani bedel ödenmeyince hiçbir şey olmuyor. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek gerekiyor.”
PİRHA- Alevi yurttaşların yoğun olarak yaşadığı Urfa’nın Kısas Mahallesi sakinleri seçimden yana umutlu. “Değişim şart” diyen mahalleli, mecliste Alevi temsilinin artmasını da talep etti. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu isminin öne çıktığı mahallede, milletvekili seçiminde ise ağırlıklı olarak Yeşil Sol Parti destekleniyor.
Ülkenin hemen her yerinde olduğu gibi Urfa’nın Haliliye ilçesinin Kısas Mahallesi’nde de tek gündem seçim. Cumhurbaşkanlığı adaylığında Kemal Kılıçdaroğlu isminin öne çıktığı mahallede milletvekili seçiminde ise ağırlıklı olarak Yeşil Sol Parti destekleniyor. Alevi temsili konusunda partilere eleştirilerde bulunulsa da, mecliste Kısas’ın ve Alevi yurttaşların yaşadıkları sorunların daha fazla dile getirilmesi, bunlara çözüm üretilmesi beklentisi var.
“KADIN BAKANLIĞI ŞART”
CAN TV mikrofonuna konuşan Mahalle sakinlerinden Mahide Özden, bu seçimin kadınlar açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı. Yeşil Sol Parti’nin Kadın Bakanlığı kurma vaadini destekleyen Özden, “Kısaslı kadınların çoğu için de hayat zor, bu sebeple değişim istiyorlar. Kadınların özgürce konuşabildiği, haklarına sahip çıkabildiği, kadın meselelerine daha çok öncelik verilen bir meclisin var olmasını istiyorum. Yeşil Sol Parti’nin de kadın partisi olduğunu ve kadın meselelerini öncelediğini düşünüyorum. Bu sebeple milletvekili seçimlerinde de Yeşil Sol Parti’ye oy vereceğim” dedi.
Mahide Özden, kadın cinayetlerinin arttığını, bu sebeple kadınları koruyan hakların, yasaların, sözleşmelerin etkin bir şekilde uygulanması gerektiğine işaret ederek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesini talep etti.
“BU SEÇİMLE CEHENNEMİN KAPILARINI KAPATMALIYIZ”
İki dönem Kısas Belediye Başkanlığı yapmış olan Ali Ersöz, de, bu seçim insanca bir yaşamı yeniden mümkün kılmak için herkesin sandığa gitmesi gerektiğini dile getirerek şunları söyledi:
“Bu seçim hepimiz için, özellikle çocuklarımızın geleceği için son seçim olabilir. Bir yanda otoriterleşen, zalim ve zorba bir sistem var. Öbür yanda ise demokrasiyi özümsemiş bir ittifak var. Bizim önce bu cehennemin kapısını kapatmamız lazım. Herkes sandığa gitmeli ve bu ucube sistemi hep birlikte değiştirmeliyiz diye düşünüyorum. Işığı görebilmek için birbirimize tahammül etmek durumundayız. Burada ağırlıklı olarak Cumhurbaşkanlığında Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekili seçiminde de Yeşil Sol Parti destekleniyor. Yeşil Sol Parti ve ona ağırlıklı olarak oy veren Kürt halkı bu ülkenin gerçekliğidir. En az 6 milyon oy almış bir partinin kriminalize edilmesini kabul etmiyorum.”
“ALEVİ TEMSİLİYETİNİN EKSİKLİĞİNE ELEŞTİRİ”
Eski Urfa Alevi Kültür Dernekleri Urfa Şube Başkanı Kemal Atalar ise, milletvekili aday listelerinde yeterli sayıda Alevi temsiliyetinin olmadığına dikkatleri çekerek partileri eleştirdi: “Alevi toplumundan temsilci önerdik fakat seçilebilir listelerden aday gösterilmedi. Halk memnun değil bu sıralamadan fakat isteklerimize en yakın duran ve bizlerin sorunlarını daha çok dile getiren Yeşil Sol Parti’yi destekleyeceğiz.”
Emek Partisi Urfa İl Başkanı Cemalettin Özden de, Alevilerin mecliste temsilcilerinin olması gerektiğini belirterek, “Bu ülkede ötekileştirilenlerin sesinin mecliste daha gür çıkması gerektiği için, işçiler sendikalaştığında işten çıkarılmaması için, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması için, yaşamımıza, kazanımlarımıza, kültürümüze müdahale edilmemesi için Yeşil Sol Parti’ye oy verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Urfa’daki Alevi’lerin mecliste bir temsilcileri olması gerekiyor. Umarım bu talebimiz dikkate alınır” diye konuştu.
PİRHA-Milletvekili Ali Kenanoğlu, Urfa’nın Kısas Mahallesi’nde yaşayan halkın sorunlarını bir kez daha Meclis gündemine getirerek, “Su, elektrik ve yol gibi en temel ihtiyaçların karşılanmamasının sebebi Alevilerin yaşadığı mahalle olmasından mı kaynaklanmaktadır?” diye sordu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Urfa ziyareti sonrasında gündeme getirdiği Alevilerin yaşadığı Kısas Mahallesi’ndeki ayrımcılığa bir kez daha dikkat çekti.
Kenanoğlu, Alevi mahallesi olan Kısas’ta yaşanan yol, su ve elektrik sorunlarını tekrar Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, İçişleri Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Urfa’nın büyükşehir olmasından sonra kasabayken Haliliye’ye bağlı bir mahalleye dönüşen Kısas’ın Atatürk Barajı’na yakın bir yerleşim yeri olmasına dikkat çekerek “Su, elektrik ve yol gibi en temel ihtiyaçların karşılanmamasının sebebi Alevilerin yaşadığı mahalle olmasından mı kaynaklanmaktadır?” diye sordu.
“KISASLILAR KERBELA EZİYETİ ÇEKİYOR”
Ali Kenanoğlu, bölgede 55 dereceyi bulan hava sıcaklığına da vurgu yaparak hasta, yaşlı, çocukların yaşadığı zorluklara işaret etti. Milletvekili Ali Kenanoğlu, önergesine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından cevap verilmesini talep ederek şu soruları yöneltti:
“-Şanlıurfa’da Alevilerin yaşadığı Kısas Mahallesine neden temiz şebeke suyu verilmemektedir?
-Şanlıurfa Kısas Mahallesine neden düzenli elektrik verilmemektedir?
-Şanlıurfa Kısas Mahallesinin yolları neden yapılmamaktadır?
-Şanlıurfa Kısas Mahallesinin su, elektrik ve yol gibi en temel ihtiyaçlarının 21. yy. dahi karşılanmamasının sebebi Alevilerin yaşadığı mahalle olmalarından mı kaynaklanmaktadır?
-Kısas Mahallesine 4 km uzaklıkta bulunan Çekçek, Boydere ve Konuklu köylerine şebeke suyu verilerken, Kısas Mahallesine verilmemesi bir ayrımcılık değil midir?
-Şanlıurfa’da Alevilerin yaşadığı Kısas Mahallesinin su, elektrik ve yol sorunları ne zaman çözüme kavuşturulacaktır?
-Şu an itibariyle geçici olarak kesintiler ile verilen su neden arıtılamamaktadır? Su deposu neden temizlenmemektedir?
-Elektrik bakım onarım çalışmaları ne zaman sona erdirilecektir? Mahalleye düzenli elektrik verilmesi ne zaman sağlanacaktır?
-Kısas mahallesinin yol yapım çalışmalarına ne zaman başlanacaktır?”
PİRHA-Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis basın toplantısında Urfa’daki Alevilerin sorunlarına dikkat çekerek “Atatürk Barajı’nın hemen yakınındaki bir mahallede elektrik ve suyun olmasının ne anlama geldiğini hepimiz biliriz. Kısas’a 4 kilometre uzaklıkta başka köyler de. O köylerde ise hiçbir sorun yok” diyerek ayrımcılığı gözler önüne serdi. Kenanoğlu ayrıca çıkarılan tütün yasasına da değinerek üreticinin taleplerini sıraladı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Meclis’te yaptığı basın toplantısında Urfa’daki Alevilerin sorunları, Tütün Yasası ve din alimlerinin gözaltına alınmaları hakkında konuştu.
Soma işçilerinin Ankara’daki hak arama mücadelesine de değinen Ali Kenanoğlu, “Acı bir haber aldık. Tahir Çetin ve Faik İnter’in trafik kazası sonucu yaşamını yitirdiğini öğrendik. Bu kişiler neden yollardaydı? Soma Uyar madenciliğinin 8 yıldır tazminatlarını ödemesinden kaynaklı olarak Ankara’ya gelmişlerdi ve Meclis’te görüşmeler yapmak ve verilen sözler haricinde haklarını talep ediyorlardı. ‘Bu ölümün suçlusu, sorumlusu trafik kazası mı?’ diye soracak olursak, bu işin sorumlusu o insanları yollara düşürenlerdir” dedi.
“YERLİ TÜTÜNÜ BİTİRME OPERASYONU”
Ali Kenanoğlu, tütün üreticilerinin sorunlarına da dikkat çekti. Tütün yasasının 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi ardından tütün üreticilerinin “feryat ve figan halinde” olduklarını söyleyen Kenanoğlu, şu konuşmayı yaptı:
“Malesef ki AKP iktidarı, yasa yaparken muhatap olarak büyük holdingleri alıyor ve onların önerileri neticesinde yasaları meydana getiriyor. İktidar çıkarılan yasalarla ilgili halkı dinlemiyor. Şu anda tütün konusunda bir yetki belgesi süreci başlatıldı. Bu belgesi olmayan, tütün ticareti yapamıyor. Bölgedeki İnsanlar, kendi küçük arazilerinde ‘sarımlık tütün’ dediğimiz üretimi yapıyorlar ve bunları doğrudan kendileri pazara emeklerinin karşılığını alarak satıyor. Şimdi bu yasayla birlikte ticaret yasaklandı. Peki yetki belgesi kimlere veriliyor? Ancak büyük kooperatifler kuracaksınız ve bu şekilde yetki belgesi alacaksınız. Bu bir bütün olarak tütün piyasasını tekelleştirmeye yol açıyor. Buradaki handikap, sarımlık tütün yetiştiren küçük üreticinin, emeğinin karşılığını alamamasına yol açıyor. Tıpkı fındıkta ve çayda olduğu gibi bir fiyat belirlenecek ve ‘tütünüzü şu fiyattan alıyoruz’ diyecekler. Yani o fiyat küçük üreticinin maliyetini karşılayabilecek boyutta mı bunlara bakmayacaklar. Ve üretici, belirlenen fiyattan tütününü satmak zorunda kalacak. Bunu yerli tütünü bitirme operasyonu olarak da görebiliriz. Böylelikle yabancı sigara satıcıları da desteklenmiş oluyor.”
“ÜRETİCİLER KAÇAKÇI DURUMUNA DÜŞTÜ”
Ali Kenanoğlu tütün tartışmasına dair önerileri de sıralayarak şöyle devam etti:
“Meclis’te bir komisyon kurulmalı ve üreticinin görüşlerini alarak yeniden bir düzenleme yapılmalı. Üretici şunu diyor; ‘piyasamızı öldürmesinler. Bizleri belirlenen fiyatlara mecbur bırakmasınlar’. Bir taraftan serbest piyasa yöntemini savunup diğer taraftan üreticiyi bir rakama mahkum etme durumu söz konusu. Şu anda üretim yapıp yetki belgesi olmayan üreticiler kaçakçı durumuna düştü. 1 Temmuz’dan itibaren tütün üreticileri kendi ürettikleri tütünü satarlarsa kaçakçılıktan dolayı hapis cezasıyla karşı karşıya kalacaklar. Bu anlamı ile Meclis’i göreve çağırıyor, öncelikle yasanın ertelenmesini ve bir araştırma komisyonu kurulmasını öneriyoruz.”
ŞENYAŞAR AİLESİNE DESTEK MESAJI
Milletvekili Ali Kenanoğlu, Şenyaşar ailesinin adalet arayışını da gündemine aldı. Yakın zamanda aileye ziyaret yaptıklarını belirten Kenanoğlu şunları söyledi:
“Şenyaşar ailesi fertleri, AKP’li milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının saldırısı sonucu öldürüldü.
Hem iki oğlunu hem de eşini kaybeden bir anne, şu an Urfa Adliyesi önünde eylem yapıyor. Adaleti aramak mağdur edilmiş kesimler açısından söz konusu olduğu zaman hele hele de katliamı yapanlar bir AKP’li milletvekilinin yakınları olduğu zaman maalesef ki Adalet arayışınız ses bulmadığı gibi engelleniyor da. Partimizin önünde her gün şov yaparak nöbet tutanlar, onları besleyenler, eminim ki Emine Şenyaşar’ın yaşadıklarını bir gün yaşasalar ikinci gün orada durmazlar.”
“BÜTÜN BU IZDIRABI, ZÜLMÜ ALEVİ OLDUĞUMUZ İÇİN YAŞIYORUZ”
Milletvekili Kenanoğlu Urfa ziyareti esnasında 2 Temmuz Madımak anması yaptıklarını söyleyerek Kısas Mahallesi’nde yaşayan Alevilerin sorunlarına da dikkat çekti. Kısas’ın 10 bin nüfuslu bir mahalle olduğuna işaret eden Kenanoğlu şunları söyledi:
“Kısas, yolumuza bağlı kişiler ve ozanlar yetiştiren, önemli insanları bağrında barındıran insanlardan oluşuyor. Ama gördük ki orada büyük sorunlar var. İnsanın temel ihtiyacı olan su, elektrik ve yol sorunu… Kısas’ta bu üçü de yok. 2021 yılında Atatürk Barajı’nın hemen yakınındaki bir kasabada bunun olmasının ne anlama geldiğini hepimiz az çok biliriz. Bölgede düzenli elektrik kesintileri oluyor. Elektrik kesintileri de suyun kesilmesine yol açıyor. Çünkü elektrik olmayınca dinamolar çalışmıyor. Bölgede 1970 yılında yapılmış, etrafı kırık, mikrobun barındığı bir depo var. Ama insanlar ona da razılar ve diyorlar ki ‘yeter ki suyumuz aksın’. Kısas’a 4 kilometre uzaklıkta başka köyler de. O köylerde ise hiçbir sorun yok. Kısas Alevi kasabası. O coğrafyada Alevi inancını ayakta tutan insanların yaşadığı bir yer. Köylülerin beyanı şu yönde ‘bütün bu ızdırabı, zülmü Alevi olduğumuz için yaşıyoruz. Başka hiçbir sebebini bulamazsınız.’ Burası 10 bin nüfuslu bir kasaba ve Vaziyet bu şekilde.”
“BİZ DE DİN ALİMLERİNİN YANINDAYIZ”
HDP’li Ali Kenanoğlu, din alimlerine yönelik operasyona da değinerek şöyle devam etti:
“Bu kişiler Sünni İslam’ın alimleri ama iktidarın Muaviye siyasetini reddeden din alimleri. Demokratik İslam Kongresi adı altında bir araya gelmişler. Devletin Sünniliğini de İslamını da reddediyorlar. Bunun bir tür Emevi İslamiyeti olduğunu söyleyerek kendi anlayışlarına göre yaşıyorlar. Bu kişilerin hepsi 70 ve üzeri yaşta 25 kişi. Birçoğu ilaçlarla orada tutuluyor. Buna rağmen her türlü gözaltı zulmü yapılıyor. Din alimlerinin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini ifade ediyoruz. Siyasal İslamcıların bu zulmüne karşı biz de din alimlerinin yanında olacağımızı ifade ediyoruz.”
PİRHA- Urfa’nın Sırrın Mahallesi’nde yaşayan ve Alevilik yol öğretisine hizmet veren Zakir Kemal Burhan, “Çocuk yaşlarda zakirliğe başladım. Bu konuda Dertli Divani bize aktardığı öğretilerle büyük bir katkı sundu. Divani’nin büyük bir emeği var. Ben de bugün gençlere bu öğretiyi vermeye çalışıyorum” diyor.
Urfa’nın Sırrın Mahallesi’nde yaşayan Zakir Kemal Burhan çocuk yaşta başladığı zakirliği yıllardır yaparak Alevilik yol erkanına ve öğretisine hizmet ediyor.
Bu yıl Sırrın Mahallesi’nde açılan cemevinde de hizmetini sürdüren Burhan, kendi oğlu ve yeğenlerinin de aralarında olduğu bir çok gence zakirlik hizmetinin öğretisini vererek bu kültürün ve inancın gelecek nesillere taşınmasına köprü görevi yapıyor.
Dünü ile ve bugünü ile Urfa’da yaşanan Aleviliğin yol erkanını ve yaşadığı sıkıntıları Kemal BurhanPİRHA mikrofonuna anlattı.
“ZAKİRLİK ÖĞRETİSİNİ DERTLİ DİVANİ’DEN ALDIM”
Çocuk yaşta başladığı Zakirlik hizmetini bu gün Sırrın cemevinde sürdüren Kemal Burhan, “Çocuk yaşlarda Zakirliğe başladım. Bu konuda Dertli Divani bize aktardığı öğretilerle büyük bir katkı sundu. Divani’nin büyük bir emeği var bende, elinin altında büyüdük desem yeridir” dedi.
Yaşı ilerledikçe zakirlik konusunda da büyük hizmetler verdiğini ve kuşak kuşak zakirler yetiştirdiğini ifade eden Burhan, “Bugün de cemevine gelen gençlere aynı öğretiyi vermeye devam ediyorum. Çiftçilik ile uğraşıyorum. Ama yıllardır Alevilik öğretisi içinde olan biri olarak elimden geldiğince zakirlik yaparak Yol’a hizmet etmeye çalışıyorum” diye ifade etti.
“SURİYE’DE YAŞANAN OLAYLAR ALEVİLERİ DE ETKİLEDİ”
“Urfa genelinde 15 bine yakın bir Alevi nüfusu yaşamaktadır. Geçmişten bugüne kadar çoğunlukta çiftçilik ile uğraşırız” diyen Burhan, Urfa’da yaşayan Alevilerin yaşadığı sorunları ve karşılaştığı sıkıntıları şöyle anlattı:
“Mevcut süreç ve yerel yönetimlerin içimize girmesi ile yine sınırda bulunan bir kent olmamızdan dolayı Suriye’de yaşanan sürecin ardından oradaki insanların buralara gelmesi ve içimize girmesi maalesef buradaki yaşam koşullarını zorlaştırarak hayatı yaşanmaz hale getirdi. Bu bizi de etkiledi. Herkes kendi hayatını yaşamaya çalışıyor, böylede olunca sıkıntı yaşıyoruz. Urfa’da yaşayan Aleviler olarak birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Birbirimizi sahiplenmeyiz. Sırrın köy iken bizim aramızda birkaç tane Sünni aile vardı. Baskı politikalarından mı korkudan mı bilemem ama o dönem bir cami yapıldı. Bizim büyüklerimiz de çok destek verdi. Ama bugün baktığımızda Sırrın Urfa’nın bir mahallesi, birçok Sünni aile yaşıyor. Biz de bir cemevi yaptık. Ama o aileler bize hiç destek ve katkı sunmadı” dedi.
“ÜZERİMİZDE HEP BİR BASKI POLİTİKASI VARDI”
Burhan, “Yıllardan beri süre gelen üzerimizde bir baskı politikası vardı. Tarlalarımızda yetiştirdiğimiz ürünleri satmak için hale götürdüğümüzde büyük sıkıntılar yaşardık. Kendi mahallemizden değil de Urfa genelinde yaşayan yurttaşlar bizlere büyük baskılar uyguluyorlardı. Ama bugün bunlar yaşanmıyorsa bu da bizim dürüstlüğümüzden, samimiyetimizden kaynaklı yaşanmıyor. Bizim kişisel karakterimiz bunların önüne geçiyor” diye belirtti.
“ASİMİLASYON VE ŞİİLEŞTİRME POLİTİKALARINA MÜSAADE ETMEMELİYİZ”
“Sadece Urfa’daki Aleviler üzerinde değil Türkiye’nin her yerinde bir asimilasyon politikası yaşanıyor. Mevcut sistem Alevi kültürünü yok etmek ve Şiileştirmek için bir politika yürütüyor” diyen Kemal Burhan, şöyle devam etti:
“Urfa’da yaşayan Aleviler olarak bizler Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy efendime bağlıyız. Onun söylemleri ve bize öğrettiği yaşam tarzı bizim için çok önemlidir. Onun izinden gideriz. Asimilasyona ve Şiileştirme politikalarına müsaade etmeyiz. Bende çocuklarımı sürekli cemevine götürüyorum. Alevilik yol öğretisini öğrenmelerini ve yolunu tanımalarını sağlıyorum. Bütün Alevi canların bunu yapması gerekir. Eğer biz çocuklarımıza küçük yaşta yolumuzu anlatır ve öğretirsek, bize dayatılan asimilasyon politikalarına karşı dururuz. Bunu bize dayatanlar başarılı olamazlar” diye konuştu.