Etiket: kızıldere

  • Kızıldere’nin 54. yılı: Dayanışmanın ve direnişin simgesi!

    Kızıldere’nin 54. yılı: Dayanışmanın ve direnişin simgesi!

    PİRHA- 30 Mart 1972’de yaşanan Kızıldere Katliamı, Türkiye devrimci hareketinin en kritik kırılma anlarından biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Mahir Çayan ve arkadaşlarının, Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının idamını durdurmak için başlattığı eylem, dayanışmanın en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

    Aradan geçen 54 yıla rağmen Kızıldere’de yaşananlar yalnızca bir çatışma değil aynı zamanda Türkiye’de devrimci hareketin yönünü belirleyen tarihsel bir eşik olarak değerlendiriliyor. O gün yaşananlar, devletin sert müdahalesi ile devrimci dayanışmanın karşı karşıya geldiği bir moment olarak hafızalara kazındı.

    MAHİRLER VE DENİZLER: İDAMLARA KARŞI BİR DAYANIŞMA HAMLESİ

    Mahir Çayan ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi üyesi arkadaşları, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam kararlarını engellemek amacıyla harekete geçti.

    Bu çerçevede, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ile ideolojik ve örgütsel farklılıklara rağmen kurulan dayanışma, dönemin devrimci hareketi açısından önemli bir eşik oluşturdu.

    Mahir Çayan ve arkadaşları idamların durdurulması için yabancı teknisyenleri kaçırarak devlete bir müzakere zemini yaratmayı hedefledi. Amaç, idamların infazını durduracak bir takas ya da siyasi baskı oluşturmaktı.

    KIZILDERE’DE KUŞATMA VE KATLİAM

    Kaçırılan teknisyenlerle birlikte Kızıldere köyüne geçen grup burada güvenlik güçleri tarafından kuşatıldı.

    Gerçekleşen operasyonda, Mahir Çayan ve beraberindeki 10 devrimci ile birlikte 3 yabancı teknisyen hayatını kaybetti. Resmi anlatıda “çatışma” olarak geçen olay, kamuoyunda ve sol hareket içinde “katliam” olarak tanımlandı.

    KIZILDERE’DE HAYATINI KAYBEDENLER

    Operasyonda yaşamını yitiren devrimciler şunlardı:

    Mahir Çayan

    Sinan Kazım Özüdoğru

    Hüdai Arıkan

    Saffet Alp

    Ertan Saruhan

    Sabahattin Kurt

    Nihat Yılmaz

    Ahmet Atasoy

    Cihan Alptekin

    Ömer Ayna

    “BİZ BURAYA DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    Kızıldere aynı zamanda Mahir Çayan’ın “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” sözleriyle simgeleşti.

    Bu ifade, devrimci hareket içinde yalnızca bir direniş söylemi değil aynı zamanda dönemin politik atmosferine karşı bir meydan okuma olarak yorumlandı.

    BİR DÖNEMİN KAPANIŞI, BİR HAFIZANIN BAŞLANGICI

    Kızıldere Katliamı yalnızca bir operasyonun sonucu değil; Türkiye’de 1970’ler boyunca şekillenen siyasal çatışma ortamının dönüm noktalarından biri oldu.

    Olayın ardından hem THKP-C hem de THKO büyük ölçüde dağıldı. Ancak Kızıldere, devrimci hareket açısından bir “yenilgi”den çok, dayanışma ve fedakârlığın sembolü olarak anılmaya devam etti.

    Aradan geçen yıllara rağmen Kızıldere, Türkiye’de hâlâ politik ve toplumsal tartışmaların merkezinde yer alıyor.

    Her yıl 30 Mart’ta yapılan anmalar yalnızca geçmişi hatırlamak değil aynı zamanda adalet, yüzleşme ve tarihsel hafızanın korunması talebini de içeriyor.

    Kızıldere, bugün hâlâ bir soruyu canlı tutuyor: Farklı siyasal çizgilerin ortak bir adalet talebi etrafında kurduğu dayanışma mümkün mü?

    HABER MERKEZİ

  • Kızıldere Katliamı’nın 51. yılı; ‘Dönmeye değil ölmeye geldik’ demişlerdi

    Kızıldere Katliamı’nın 51. yılı; ‘Dönmeye değil ölmeye geldik’ demişlerdi

    PİRHA- Bugün 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı’nın 51. yılı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 devrimci yoldaşı, 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildi.

    Mahir Çayan, 68 Kuşağı denilince akla gelen ilk isimlerdendir. Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede kararlılıkla yola çıkan on binlerce devrimcinin önderlerinden biri.

    Yaşadığı dönemin dünyasındaki siyasal gelişmelerden etkilenen Çayan, kah okullarda boykot, kah emekçilerle fabrikalarda grev örgütledi. Çayan’ın, son sözleri de aynı kararlılıkta idi: “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!”

    İDAMLARI ENGELLEMEK İSTEDİLER

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, yoldaşları Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Hüdai Arıkan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru’yla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi devrimciler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye İlçesi’ndeki NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırdı.

    “DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    İdam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geçti. Köy muhtarı, gizlenen devrimcileri ihbar etti ve ev ihbar üzerine çevrildi. Çayan, “Teslim olun” çağrısına “Erleri çekin üst düzeyler gelsin! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!” diye yanıt verdi.

    Mahir Çayan ve yoldaşları 30 Mart 1972’de yani tam 51 yıl önce bugün Kızıldere’de katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Kızıldere anması: On’ları unutmadık, yaşatacağız-VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Kızıldere anması: On’ları unutmadık, yaşatacağız-VİDEO

    PİRHA- 50 yıl önce Kızıldere’de katledilen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı Mersin’de anıldı. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına Mersin 68’liler Derneği Başkanı A. Hasan Kapıkıran tarafından yapılan açıklamada, “Kızıldere Katliamı’nda hayatını kaybeden on devrimci arkadaşı saygı, sevgi ve özlem ile anıyoruz. ON’ları unutmadık ve her zaman bugünün toplumsal mücadeleleri içerisinde yaşatacağız.” denildi. 

    Kızıldere Katliamı’nın 50. yılı nedeniyle, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına Mersin 68’liler Derneği Başkanı A. Hasan Kapıkıran, Özgür Çocuk Parkı’nda bir açıklama yaptı.

    Kapıkıran, “30 Mart 1972’de, on devrimci, Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ertan Saruhan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Nihat Yılmaz ve Ahmet Atasoy, Niksar’ın Kızıldere köyünde kuşatıldıkları kerpiç bir evde katledilmelerinin üzerinden 50 yıl geçti. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve arkadaşlarını idamdan kurtarmak için dayanışmanın en iyi örneklerinden biri oldu onlar. Kızıldere başlı başına bir yoldaşlık destanı olarak tarihteki yerini aldı” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Zırhlı araçlar ve ağır silahlarla donatılmış yüzlerce asker ve polisin kuşattığı devrimciler, “teslim olmalarına” dönük çağrılara, emperyalizme ve faşizme karşı öfkelerini ifade eden sloganlar ve marşlarla yanıt verdiler. Ve katledildiler. Katliamın ilk sahnesi, kuşatma güçlerinin konuşmak üzere evin çatısına çıkardıkları devrimcileri öldürmeleriyle başladı. Katliamın son sahnesinde, tank ve bazuka ateşiyle yıktıkları kerpiç evin kalıntıları içinde sağ kalan devrimcilerin kurşuna dizilişi vardı. Öldürülme nedenlerinin, kaçırdıkları üç NATO görevlisini kurtarmak olduğu ilan edildi. Oysa katliam sırasında ölen NATO görevlilerinin cesetlerinden çıkan mermiler, devrimciler tarafından öldürülmeseler, dışardan açılan ateşle ölmüş olacaklarını gösterdi. Dönemin iktidarı, Niksar’ın Kızıldere köyünde kuşattığı on devrimciyi ne pahasına olursa olsun imha etme kararı almış ve uygulamıştı. Kararın altında, Süleyman Demirel’in, İsmet İnönü’nün, Org. Memduh Tağmaç’ın imzaları vardı. Operasyonu, daha sonra 12 Eylül darbesinin başında yer alan dönemin MİT Müsteşarı Korgeneral Nurettin Ersin yönetti. 70’li yılların iç savaşını tezgahlayan kilit isimlerden MİT’çi Mehmet Eymür infaz timinin başındakilerdendi. Katliamı gerçekleştiren devlet görevlileri hızla yükseldiler, devletin daha kilit görevlerine getirildiler. Getirildikleri bu görevlerde, yeni cinayetler işlediler, yolsuzluk batağının büyümesine katkı yaptılar, emperyalist uşaklığının en çirkin örneklerini verdiler. Devlet adına işledikleri suçlar nedeniyle, gizli bir dokunulmazlık kalkanı altında sürekli korundular. Türkiye’nin adaletsiz, zorba, soyguncu düzeninin sembolleri oldular. Sonuç olarak ise 12 Mart faşizmi ile birlikte, tekelci sermaye devlet iktidarını tamamen ele aldı ve bütün üst kurumlarda Amerikancı yapının önündeki engeller temizlendi. Ve daha sonra 12 Eylül faşizmi ile birlikte uluslararası piyasaya ve ekonomi politikalarına yani neoliberal dünya düzeni ile uyum içinde olan bir ülke yaratıldı.

    “BASKI POLİTİKALARI 50 YIL ÖNCESİNE DAYANIYOR”

    Bugün ise doğanın, kentlerin sermaye için talan edilerek yaratılan ekolojik tahribatın, emeğin kazanılmış haklarına dahi göz dikilmesinin, Kürt halkına yönelik tahakküm ve baskı politikalarının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin devlet eliyle örgütlendirilerek ötekileştirme ve ayrımcılık politikalarının hız kazanmasının ve farklı inançları yok saymanın temelleri 50 yıl öncesine dayanmaktadır. AKP iktidarı ise bu temelleri bir yapısallığa kazandırarak toplumsal yaşama dair ne varsa her şeyi piyasalaştırmış, en temel kamu hizmetlerini dahi sermayenin ellerine bırakmıştır.

    “ON’LARI UNUTMADIK”

    Egemen siyaset ve sistem açısından durum böyleyken, bizler açısından da dayanışmanın, mücadelenin ve direnişin temel mihenk taşlarından biri ise Kızıldere’de ölümü göze alarak mücadele eden devrimcilerin duruşu olmuştur. Bu duruş kendisini hakları için direnen işçilerin işyeri işgallerinde ya da şirketlerin önünde çadır kurmasında, eşitsizliğe karşı sokakları özgürleştiren kadınlarda, doğasını yok edenlerin önüne dikilenlerde, insanca yaşam talebini yaşamın her alanında dile getirenlerde yeniden göstermektedir. Mahir Çayan ve arkadaşlarını anmak sadece onları unutmamak değil, içerisinde olduğumuz siyasal koşullarda mücadele olanaklarını zorlamaktır. Savaş, eşitsizlik, yoksulluk ve faşizm kıskacı içerisine hapsedilmeye çalışılanların, bu sermaye, mafya ve yıkım düzenini değiştirecek bir toplumsal yeniden inşayı sağlayacak örgütlenmeler kurmaktır.
    Bizler Mersin Emek ve Demokrasi Platformu olarak Kızıldere Katliamı’nda hayatını kaybeden on devrimci arkadaşı saygı, sevgi ve özlem ile anıyoruz. ON’ları unutmadık ve her zaman bugünün toplumsal mücadeleleri içerisinde yaşatacağız. Ve diyoruz ki tıpkı Mahir Çayan’ın söylediği gibi “Onların bugün büyük görünen güçleri ve imkanları bizIere vız gelir. Onlar bir avuç, biz ise milyonlarız. Kaybedeceğimiz hiçbir şey yoktur ama kazanacağımız koca bir dünya vardır.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Kızıldere Katliamı’nın üzerinden 50 yıl geçti

    Kızıldere Katliamı’nın üzerinden 50 yıl geçti

    PİRHA- Bugün 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı’nın 50. yılı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 devrimci yoldaşı, 50 yıl önce bugün 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildi.

    68 Kuşağı denilince akla gelen ilk isimlerdendir Mahir Çayan. Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede kararlılıkla yola çıkan on binlerce devrimcinin önderlerinden biri.

    Yaşadığı dönemin dünyasındaki siyasal gelişmelerden etkilenen Çayan, kah okullarda boykot, kah emekçilerle fabrikalarda grev örgütledi. Çayan’ın , son sözleri de aynı kararlılıkta idi: “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!”

    DEVRİMCİ DAYANIŞMA

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, yoldaşları Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Hüdai Arıkan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru’yla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi devrimciler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye İlçesi’ndeki NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırdı.

    “DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    İdam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geçti. Köy muhtarı, gizlenen devrimcileri ihbar etti ve ev ihbar üzerine çevrildi. Çayan, “Teslim olun” çağrısına “Erleri çekin üst düzeyler gelsin! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!” diye yanıt verdi.

    Mahir Çayan ve yoldaşları 30 Mart 1972’de yani tam 50 yıl önce bugün Kızıldere’de katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin 68’liler Derneği’nden Kızıldere anması

    Mersin 68’liler Derneği’nden Kızıldere anması

    PİRHA- Mahir Çayan ve 9 yoldaşının Kızıldere’de katledişlerinin 49. yılında Mersin 68’liler Barış Ormanı’nda anıldı.

    Mersin 68’liler Derneği, Mahir Çayan ve 9 yoldaşının Kızıldere’de katledişlerinin 49. yılında Mersin 68’liler Barış Ormanı’nda andı. Halkların Demikratik Partisi (HDP) İl örgütünün de destek verdiği anmada açıklamayı Aysel Demir Kılavuz okudu.

    Demir Kılavuz, “tarihine ne yazık ki çok kan bulaştırılan bu topraklarda sayısız gencimizi  kan ve katliamla yok etmeye çalışmış olsalar da, Türkiye devrimci hareketinin pırıl pırıl gençleri Denizler’in, Mahirler’in ve Kaypakkaya’ların mirasını taşımaya devam edecektir, yeter ki bu mirası gelecek kuşaklarla buluşturmayı başarabilelim” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • Kızıldere Katliamı’nın 49. yılı

    Kızıldere Katliamı’nın 49. yılı

    PİRHA- Bugün 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı’nın 49. yılı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 devrimci yoldaşı, 49 yıl önce bugün 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildi.

    68 Kuşağı denilince akla gelen ilk isimlerdendir Mahir Çayan, Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede kararlılıkla yola çıkan on binlerce devrimcinin önderlerinden biri.

    Yaşadığı dönemin dünyasındaki siyasal gelişmelerden etkilenen Çayan, kah okullarda boykot, kah emekçilerle fabrikalarda grev örgütledi. Çayan’ın , son sözleri de aynı kararlılıkta idi: “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!”

    DEVRİMCİ DAYANIŞMA

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, yoldaşları Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Hüdai Arıkan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru’yla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi devrimciler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye İlçesi’ndeki NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırdı.

    “DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    İdam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geçti. Köy muhtarı, gizlenen devrimcileri ihbar etti ve ev ihbar üzerine çevrildi. Çayan, “Teslim olun” çağrısına “Erleri çekin üst düzeyler gelsin! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!” diye yanıt verdi.

    Mahir Çayan ve yoldaşları 30 Mart 1972’de yani tam 49 yıl önce bugün Kızıldere’de katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ali Gökçe hayatını kaybetti

    Ali Gökçe hayatını kaybetti

    PİRHA- Tokat Almus Kızıldere kasabasının önceki belediye başkanlığının yanı sıra Tokatlılar Derneği, Tüm-Tok-Der, Kızıldere Derneği kurucularından olan Ali Gökçe hayatını kaybetti.

    Tokat Almus Kızıldere kasabasının önceki belediye başkanı Ali Gökçe hayatını kaybetti.1960 Ataköy (Kızıldere) doğumlu olan Ali Gökçe, Kızıldere beldesinin ilk Belediye Başkanlığını da yapmıştı. İki dönem (1999-2009) yılları arası Bağımsız Belediye Başkanlığı yapan Ali Gökçe, Tokatlılar Derneği, Tüm-Tok-Der, Kızıldere Derneği gibi yöre derneklerinin birçoğunun kuruluşunda yer aldı.

    Ali Gökçe, 29 Aralık akşamı geçirdiği bir rahatsızlık sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Ali Gökçe’nin hakka uğurlama erkanı 2 Ocak 2020 Perşembe günü bu gün saat 17’de Nurtepe Cemevi’nde düzenlenecek erkanın ardından saat 19.00’da Tokat Almus Kızıldere kasabasında sırlanacaktır.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kızıldere Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçti

    Kızıldere Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçti

    30 Mart 1972’de, THKP lideri Mahir Çayan ve dokuz arkadaşı Niksar’ın Kızıldere köyünde öldürüldü. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın idamlarını engellemek için NATO üssünde görevli kişileri kaçıran Mahir Çayan ve arkadaşlarının, katledilmelerinin üzerinden 47 yıl geçti. 

    12 Mart 1971 muhtırasının ardından yakalanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmesini engellemek isteyen THKP-C ve THKO militanları Ünye’deki NATO Radar Üssü’nde görevli iki Britanyalı ve biri Kanadalı üç teknisyeni kaçırdı.

    Eylemi, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi kurucularından Mahir Çayan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Hüdai Arıkan, Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, THKO lider kadrolarından Cihan Alptekin gerçekleştirdi.

    Grup, kendilerini Tokat’ın Niksar ilçesindeki Kızıldere köyünde bekleyen Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna ve Saffet Alp ile buluştu. 11 devrimci ve üç rehine köyün muhtarının evinde gizlendi.

    Asker ve polisler 30 Mart sabahı gençlerin ve rehinelerin bulunduğu evi kuşattı.

    Ankara Merkez Komutanlığı’ndan Tümgeneral Tevfik Türün tarafından yönetilen operasyonda, helikopterler ve ağır silahlar kullanıldı.

    Evde kuşatılan grubun lideri Mahir Çayan çatıya çıkıp güvenlik güçlerine seslenerek teslim olmayacaklarını söyledi.

    Bu sırada makineli tüfeklerle eve ateş açıldı ve Mahir Çayan başına isabet eden bir mermiyle hayatını kaybetti.

    Çatıya açılan ateşin ardından güvenlik güçleri eve ağır makineli silahlar, havan topları ve roketatarlarla saldırdı.

    Saldırı sona erdiğinde delik deşik olan evdeki on devrimci ve üç rehinenin hayatını kaybettiği anlaşıldı.

    Devrimcilerden bazılarının canlı yakalandıktan sonra kurşuna dizildiği iddia edildi.

    Dev-Genç Başkanı Ertuğrul Kürkçü ise 2 gün sonra roketatarın çökerttiği sağanlığın altında yapılan arama sırasında yaralı olarak bulundu.

    KIZILDERE’DEKİ DEVRİMCİLER

    Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Dev-Genç Merkez Yürütme Kurulu üyesi Hüdai Arıkan, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) militanı Cihan Alptekin, Fatsalı şoför Nihat Yılmaz, Fatsalı öğretmen Ertan Saruhan, Ünyeli çiftçi Ahmet Atasoy, Dev-Genç Genel Sekreteri Sinan Kazım Özüdoğru, Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu üyesi Sabahattin Kurt, THKO militanı Ömer Ayna ve “Hava Kuvvetleri Proleter Devrimci Örgütü” nün kurucusu üsteğmen Saffet Alp.

  • İstanbul Üniversitesi öğrencileri, Beyazıt ve Halepçe katliamlarını lanetledi

    İstanbul Üniversitesi öğrencileri, Beyazıt ve Halepçe katliamlarını lanetledi

    PİRHA – İstanbul Üniversitesi öğrenileri 16 Mart Beyazıt ve Halepçe Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andılar. “16 Mart’ta diz çökmedik, bugün de haykırıyoruz: üniversiteler bizimdir” çağrısıyla yapılan açıklamada Halepçe Katliamı’na değinilerek emperyalizm ne doğa tanır, ne çocuk, ne de insan; saldırır, sömürür, öldürür” ifadeleri kullanıldı.

    16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi Merkez Binası’ndan toplu halde çıkan öğrencilerin üzerine atılan bomba ve ardından gerçekleşen silahlı saldırı sonucunda 7 devrimci öğrencinin ölümünün ve onlarca öğrencinin yaralanmasının üzerinden 40 yıl geçti.

    İstanbul Üniversitesi öğrencileri, “16 Mart’ta diz çökmedik, bugün de haykırıyoruz: Üniversiteler bizimdir” çağrısıyla her yıl olduğu gibi bu yıl da katliamın yaşandığı yerde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “MART AYI: BEYAZIT, HALEPÇE, BERKİN ELVAN, KIZILDERE”

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Beyazıt Katliamı’nda olduğu gibi Mart ayı, başta Berkin Elvan ve Kızıldere Katliamı olmak üzere birçok devrimcinin katledilmesine şahit olmuştur. Beyazıt Katliamı’ndan 10 yıl sonra Halepçe’ye atılan kimyasal bombalarla 5 bin kişi ölmüş, 10 binden fazlası da yaralanmıştır. Ne Beyazıt ilk katliamdı ne de Halepçe son oldu. Emperyalizm ve sermaye ne doğa tanır, ne çocuk, ne de insan; saldırır, sömürür, öldürür. Bunu en iyi yaşadığımız coğrafyadaki halklar bilir, tanır ve yaşar. Emperyalizme karşı verdiği savaşta direngenliğini ve inancını her daim gösteren halklar, direnen bir halka hiçbir gücün boyun eğdiremeyeceğini göstermiş ve hala göstermektedir. Bugün Ortadoğu’da cihadçı ve barbar çetelere karşı süren mücadele ve halkların top yekun direnişi bunun göstergesidir.”

    “İSYANIMIZ; ÖFKEMİZ VE ACIMIZ KADAR BÜYÜK OLACAKTIR”

    “Beyazıt katliamı, sınıf mücadelesinin ve devrimci gençlik hareketinin yükseldiği, emperyalizme karşı mücadelenin güçlendiği bir tarihsel uğrakta gerçekleşmiştir. Sermaye sınıfı tüm saldırı mekanizmalarını devreye sokmuştur. Katliamlar düzenleyerek gençliği, sınıf mücadelesini, emekçi halkı, devrimcileri hedef almış ve sürdürülen mücadelenin önüne set çekmeye çalışmıştır” diyen üniversite öğrencileri şöyle devam etti:

    “Hıncımızın ve öfkemizin bilendiği günlerden olan 16 Mart Beyazıt Katliamı’ndan tam 40 yıl sonra, tam da burada, Beyazıt’ta, yitirdiklerimizi anarken onların mücadelelerini sürdürmekten vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. İsyanımız; öfkemiz ve acımız kadar büyük olacaktır. Yaşasın mücadelemiz. Yaşasın devrimci dayanışma.”

    (HABER MERKEZİ)