Etiket: kobani duruşması

  • Hatimoğulları: AKP, Kürtlere diz çöktüremediği için Kobane kumpas davalarını uydurdu-VİDEO

    Hatimoğulları: AKP, Kürtlere diz çöktüremediği için Kobane kumpas davalarını uydurdu-VİDEO

    PİRHA- HDP’li eski milletvekilleri Hüda Kaya, Garo Paylan, Serpil Kemalbay, Fatma Kurtulan ve Pero Dündar’ın yargılandığı ikinci Kobane davasında ilk duruşma başladı. Duruşma öncesi adliye önünde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, iktidarın Kürt halkına diz çöktüremediği için kumpas davaları uydurduğunu söyledi.

    Kobane eylemleri gerekçe gösterilerek HDP’li 5 siyasetçi hakkında açılan ikinci Kobane davasının ilk duruşması Sincan Adliyesi’nde başladı.

    Daha önce milletvekili oldukları için isimleri olduğu halde o aşamada yargılanamayan HDP’li Hüda Kaya, Garo Paylan, Serpil Kemalbay, Fatma Kurtulan ve Pero Dündar’ın yargılandığı davanın duruşması öncesi DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları basın açıklaması yaptı.

    “AİHM KARARLARI UYGULANSIN”

    Davanın ilk etabında başta eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş olmak üzere çok sayıda siyasetçiye ağır hapis cezaları verildiğini hatırlatan Hatimoğulları, “Dün olduğu gibi bugün de taleplerimizi sıralamaktan asla geri adım atmayacağız. Kobanî Kumpas Davası bir kumpas davasıdır. Kobane Kumpas Davası, AKP ve Saray’ın koltuk değneğine dönüşmüş olan ve Saray’da yazılan iddianamelerle yol alan yargının sonuçlarıdır. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bugün AİHM’in kararları ortadadır. AİHM’in Demirtaş için vermiş olduğu karar, bu davada yargılanan bütün arkadaşlarımızı bağlayan bir karardır. Türkiye AİHS’e taraf bir ülke olarak AİHM kararlarını harfiyen yerine getirmelidir. AİHM kararları der ki Türkiye’de yargı taraflı davranmıştır, yargı hukuka göre değil siyasi saiklerle davranmış ve bu kararları vermiştir. Bu kararlar yok hükmündedir ve Kobane Kumpas Davasında yargılananlar derhal serbest bırakılmalıdır demektedir. Biz AİHM kararlarının uygulanmasını talep ediyoruz” dedi.

    Hatimoğulları açıklamasına şöyle devam etti:

    “Kobane Kumpas Davasının esas hikayesinin başlama noktasını herkes biliyor. Kobane IŞİD’e karşı en güçlü mücadelenin yürütüldüğü yerdir. Kobane’yi bütün dünya IŞİD’e karşı verilen onurlu mücadeleyle tanımıştır. IŞİD, o dönemde Irak’tan Türkiye sınırlarına kadar Levant bölgesinin tamamında bir İslam devleti kurmak amacıyla Müslümanlar da dahil olmak üzere herkesi katletmiş bir örgüttür. Bu katliamcı örgüte, bu kadınlara yönelik düşmanca politika yürüten tecavüzcü ve katliamcı örgüte karşı Kobane halkı, Kürt halkı güçlü bir direniş sergilemiştir.

    Bu direniş bütün Türkiye ve Dünya’da büyük büyük bir takdirle karşılanmıştır. Ama ne var ki AKP, HDP’nin siyaseten elini bükemediği için, Kürt halkına diz çöktüremediği için Kobane Kumpas Davasını tezgahlamıştır. Bu tezgahı asla kabul etmiyoruz. Kobane Direnişi onurlu bir direniştir. Kobane Direnişine sadece HDP’liler sahip çıkmamıştır; Türkiye’de demokrasiden yana olan, IŞİD zihniyetine karşı olan herkes Kobane’nin direnişini takdirle karşılamıştır. Dünya kamuoyu için de öyledir.”

    İDDİANAMEDE NE VAR?

    Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, siyasetçiler hakkında 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 19 bin 680’er yıl hapis cezası isteniyor. İddianame, 22 Mayıs’ta Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 298 sayfalık iddianame iki bölümden oluşuyor. 183 sayfalık ilk bölümde, “maktul ve mağdurların isimleri” ile iddialar yer alıyor, ikinci bölümde ise, davaya gerekçe yapılan Kobane eylemlerine dair detaylar yer alıyor.

    Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 108 siyasetçinin yargılandığı davanın karar duruşması 16 Mayıs’ta görülmüştü. Ankara 22’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 18’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılandığı davada ceza yağdırmış, Mahkeme Selahattin Demirtaş’a 42 yıl, Figen Yüksekdağ’a 30 yıl 3 ay ceza, 24 kişi hakkında da toplam 407 yıl 7 ay hapis cezası vermişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kobane duruşmasında Sebahat Tuncel’den mahkeme heyetine: Sizden daha özgürüz!

    Kobane duruşmasında Sebahat Tuncel’den mahkeme heyetine: Sizden daha özgürüz!

    Kobanê Davası’nda konuşan DBP eski Eş Başkanı Sebahat Tuncel, mahkeme heyetine, “Beni yargılıyorsunuz ama ben sizden daha özgürüm. Ceza tehdidi altındayım ama biz sizden düşünsel olarak daha özgürüz” dedi. Tuncel, gerçeklerin gizlenmek istendiğini söyledi. 
    IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski eş genel başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 20’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 17’nci duruşma periyodu, 7’inci oturumuyla Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görüldü.
    Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçiler, duruşma salonunda hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde bulunan siyasetçiler ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlandı.
    HAMZA DAĞ: SİYASETÇİLERDEN ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM
    Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşma, 6-8 Ekim olaylarında Adana’da kendine ait işyerinin camlarının kırılmasından kaynaklı davaya müşteki olarak eklenen Hamza Dağ’ın dinlenmesiyle başlandı. Dükkanın camlarının kimler tarafından kırıldığını bilmediğini belirten Dağ, kimseyi görmediklerini kaydetti. Dağ, tutuklu siyasetçilerden şikayetçi olmadığını ve davaya katılma talebinin olmadığını ifade etti.
    Mahkeme heyetinin iddia makamının mütalaasını okuduğu sırada, tutuklu siyasetçiler, mahkeme heyetine, “Hiçbirimize mütalaa verilmedi” diyerek, mütalaanın kendilerine verilip öyle okunmasını istedi.
    Mütalaanın ardından HDP eski MYK üyesi Alp Altınörs söz aldı. Figen Yüksekdağ’ın “Yıkılacak Duvarlar” isimli şiir kitabının imha edilmesine tepki gösterdi. Şiirlerin yakılamaz olduğunu söyledi. Rus atasözünden, “kalemle yazılanı balta ile kesemezsiniz” cümlesini anımsatan Altınörs, kalemle yakılanı ateşle yakılmayacağını ve Yüksekdağ’ın şiirlerinin de yok edilmeyeceğini dile getirdi.
    ALP ALTNÖRS: BU Bİ CİNAYET DAVASI DEĞİL, SİYASET YAPMA HAKKIDIR
    Kobanê davasından sonra HDP’ye yönelik iktidarın yaklaşımını, Kobanê davası dosyasında yaşanılan usulsüzlüklere dikkati çeken Altınörs, “Kumpasa karşı hakikat mücadelesi verdik. Gerçekte ne olduğunu anlatmak için bu davayı bir imkan saydık. İddia sahipleri hiçbir iddialarını doğrulamazken biz bu iddiaları çürüttük. HDP MYK çağrısının uluslararası bakımında meşruluğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koyduk. IŞİD’e karşı yapılan bir sosyal medya çağrısı suç kabul edilerek, en ağır ceza almamız isteniliyor. Bu iki yıl boyunca buzdan duvarları nefesimizle eritmeye çalıştık. Bu bir cinayet davası değildir, bu bir ifade özgürlüğü ve siyaset yapma hakkıdır. Tüm dostlarımıza çağrımızdır; bu davanın etrafından örülen koru duvarları yıkmak için birleşelim. IŞİD’e karşı mücadele ettiğimiz için bizlere bedel ödettirilmek istenilmektedir. Bütün demokratik güçlerinin HDP’lilerin ağır cezaları ile cezalandırılmasına sessiz kalamayacaklarını düşünüyorum” dedi.
    “10 EKİM’DEN SONRA HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMADI”
    HDP’nin 10’uncu yaşına basacağını hatırlatan Altınörs, HDP 12 Eylül darbesinin ezilenlere karşı getirilen barajı aşarak ezilenlerin sesi olduğunu belirtti. Altınörs, “Bugün yine Kobane kumpas davası, parti kapatma davası ile egemenlerin yoğun kuşatması altındadır. HDP bu 10 yılda Türkiye siyasetinde kalıcılığını kanıtlamıştır. HDP birleşik özgürlük fikridir ve bu fikre müdahale edemezsiniz ki Emek ve Özgürlük ittifakı bunun en büyük örneğidir” diyen Altınörs, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 7’nci yıldönümünde yaşamını yitirenleri de andı. 10 Ekim İŞİD’in barış severlerinin üstüne salındığına dikkat çeken Altınörs, “10 Ekim’den sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. 10 Ekim davası ile yapılan yargılamada, katliamın arkasındaki siyasi bağlantılar karanlıkta bırakılmıştır” diye belirtti.
    Kobanê Davası’nın, kurgulanmış bir dava haline geldiğini, İddia makamının mütalaası çürütmelerine rağmen, mahkeme heyetinin ön yargılı yaklaştığını dile getiren Altınörs, “Bizler halkın vicdanında zaten suçsuz” dedi. Altınörs, iki yıldır devam eden haksızlığa son verilmesini talep etti.
    SABAHAT TUNCEL: BU HUKUK SİSTEMİNDE ADALET BEKLEMİYORUZ
    Ardından Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel beyanlarda bulundu. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması gibi bir dert olmadığını dile getiren Tuncel, “Savunma hakkının sadece gelip burada savunma yapmak değil. Hukuku destek almak noktasında bir koşul yokken adil ve bağımsız bir yargılama devam ediyormuş gibi gösteriliyor. Defalarca sizi reddettik ama bizim ret gerekçelerimiz sizin reddimize ret ile cevap vermeniz bu sorunları ortadan kalkmıyor. İktidarın toplumsal muhalefeti baskı altına almasında yargı sistemi araç haline getirilmiş durumda. İktidar bize baskı yapamaz ama size yapıyor verdiği demeçler ortada. Hukuk sistemini öyle bir hale geldi ki kimse adalet beklemiyor zaten. Ankara’da bir sanatçı ‘ölürüm Türkiyem’ şarkısını söylemediği için katlediliyor. Bu politik bir cinayettir, yine Kürtçe şarkı dinlediği için insanlar katledildi. Hala sorumlular açığa çıkarılmış değil. Toplumdaki kutuplaştırma, düşmanlaştıran, kendisinin her şeyin sahibi, ama karşısındaki itiraz ettiği için ‘terörist’ ilan ediliyor” sözlerini kullandı.
    “GERÇEKLERİ GİZLEMEK İSTİYORSUNUZ”
    Tuncel şöyle devam etti:
    “2015’ten bugüne sistematik olarak Kürt kurumlarına dönük baskılar bugünü ördü. Yargının verdiği kararlara bakın, Türkiye’yi mafya düzenine dönüştürdüler. Bu bütün Türkiye halklarının sorunu, halkı açlığa mahkum ediyorlar, önümüzdeki seçim dönemi bu değişecek. Bu düzen değişmediği sürece ne buradan adalet çıkar, ne demokrasi olur ne barış. Hak ve özgürlüklerin olmadığı, demokrasinin işlemediği bir yerde adaletten söz edebilir misiniz? KHK’larla yönetiliyoruz hala, bir KHK rejimi devam ediyor. Herşey siyasaldır bu davada olduğu gibi. Bu dava sürecine de yansıyor. İddianamenin hazırlanmasından sonraki süreçte, gelen evraklar, dosya ilerledikçe eklenen evraklarda net görüyoruz. Kürt meselesini mahkeme salonlarında çözemezsiniz. Erdoğan ne diyor, ‘Biz o sorunu çözdük’ diyor. Ne yapmış kabinesine iki Kürt koymuş. Bunlar Kürt sorunu savunmuş mu, anayasal hakları savunmuş mu? O iki Kürt bakan hakikatin açığa çıkarmak için ne yapmışlar?  Musa Anter davasını düşürdüler, bunun peşine düştüler mi? 40 milyon Kürdü nasıl görmeyeceksiniz? Biz her zaman haklının, devletin yok saydığı insanların yanında olduk o yüzden bu kürsülerde yargılanıyoruz. Elbet bir gün gerçek sorumlular açığa çıkarılacak, Apê Musa’nın da sorumluları açığa çıkarılacak. Bu dosyada bu kadar insanın yaşam hakkı elinden alınmış, kim aldı bunları? gerçek failler henüz ortada yok. Bu davayla siz gerçekleri gizlemek istiyorsunuz. Eğer yargıda adil olsaydınız dönemin AKP’lileri de getirecektiniz. Gelen belgelerin hepsi siyasi amaca hizmet ediyor. Savcı Altun tam tamamlayamamış sizde buradan eksiklikleri tamamlayıp ceza vermek istiyorsunuz.”
    “KADINLARIN DİRENİŞİNİ SELAMLIYORUM”
    IŞİD’e karşı Kobanê halkı ile dayanışma içerisinde olmaları kadar normal bir şey olmadığını ifade eden Tuncel, “Yine söylüyorum Kobanê halkını, kadınların direnişlerini selamlıyorum. Ben politik bilinci edindiğimden beri erkek egemen düzenin değişmesini istiyorum. Ben bunun için örgütlenme yapıyorum ama örgütlenme yaptığım için ‘terörist’ ilan ediliyorum bunu kabul etmiyorum. Biz şiddet ortadan kalksın diye çabaladık ama şimdi onlarca insan sokakta öldürülüyor. Her gün suçlu üretiliyor. Şiddeti toplumsallaştırdılar, ben siyaset yaptığım için, mitingde konuştuğum için suçlu ilan ediliyorum. Ayıp ya gerçekten savcı beye ayıp. Sesim olsa şarkı da söylerdim her yerde ama bu ülkede sanatçılar da özgür değil. Böyle bir süreçte insan doğal olarak öfkeleniyor. Böylesi bir Türkiye’nin kimseye faydası yok. Siz beni yargılıyorsunuz ama ben sizden daha özgürüm. Ceza tehdidi altındayım ama biz sizden düşünsel olarak  daha özgürüz. En azından biz itiraz ediyoruz, bu kürsüyü özgürlükler için kullanmaya çalışıyoruz. Bu haksızlığa ve zulme neden ortak oluyorsunuz. Sizde benim kadar biliyorsunuz ki; bir tweetle bu iş olmadı, hiçbirimizin azmettirme ile alakası olmadığını biliyorsunuz. Ama bu hukuksuzluğa nasıl ortak oldunuz onu anlamaya çalışıyorum. Hala zaman var, dosyadan çekilin, bu dosyası hazırlayan çete çıktı” dedi.
     Ayşe Yağcı da savunmasında, Nagihan Akarsel’in Süleymaniye’de katledildiğini yeni duyduklarını belirterek, “Nagihan, bütün ömrünü Kürt kadın aydınlanmasına emek veren bir arkadaşımızdır. Bu kurşun Kürt kadın aydınlanmasına ve Kürt kadınlarına sıkılan bir kurşundur. İran’da Jîna Mahsa Amini’nin katledilmesiyle denk getirilmesi aklımızda soru işareti bırakıyor” ifadelerini kullandı.
    Ardından Kürtçe beyanlarda bulunan Zeynep Ölbeci, iddia makamının mütalaasına katılmadığını, daha öncede tahliye taleplerinde savcının hakkında kopyala yapıştır iddiaların olduğunu kaydetti.
    (MEZOPOTAMYA AJANSI)