PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, ocak ayında İstanbul Koç Üniversitesi öğrencisi F.B.’nin Kürt ve Alevi kimliği nedeniyle saldırıya uğramasına tepki gösterdi. Saldırıya uğrayan öğrenci Alevi olduğu için hala davada bir gelişme olmadığını belirten Akpınar,” Eğer bugün saldırıya uğrayan kişi dindar bir öğrenci olsaydı saldırıyı yapanlar ise Alevi olsaydı tutuklanıp hapse atılırdı” dedi.
TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., iki öğrenci ile birlikte kaldığı Koç Üniversitesi yurdunda ocak ayında işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K, F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli aynı odada kalan diğer saldırgan ise kesici aletle F.B.’nin yüzünü ve karnını kesti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre saldırı 15 Kasım 2023 gecesi yaşandı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatılmadı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Türkiye’deki Alevi örgütlerinin yöneticileri basın açıklamalarıyla saldırıya tepki gösterdiler.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Alevi, Kürt-Alevi üniversite öğrencisi F.B.’ye yurt odasında yapılan işkenceye tepki gösterdi.
Alevilerin bilimden, çağdaşlıktan, aydınlıktan ve laiklikten yana olan bir toplum olduğunu belirten Tahsin Akpınar, “Aynı değerleri taşıdığını düşündüğümüz ve çok önemsediğim Koç grubuna ait bir üniversitede bir Alevi öğrencinin yaşadığı haksızlığa karşılık Koç Üniversitesi’nin sorumluluğunu yerine getirmediğini düşünüyoruz. Böyle bir haksızlığı karşın ülkedeki hukuki süreci biliyoruz. Eğer bugün bu vatandaş dindar bir vatandaş olsaydı o insanlar tutuklanıp hapse atılırdı. Ama Alevi çocuğu olduğu için üniversite mevcut olan siyasal iktidardan korkup bu öğrenciye sahip çıkmaması saygı duyduğumuz Koç Üniversitesi’ne de yakışmıyor” dedi.
Türkiye’de ekonominin dinamiği olan Koç Holding’in üzerine düşeni yapması gerektiğini belirten Akpınar, “Biz Alevi toplumu olarak Koç Holding’in ve Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin üzerine düşeni yapmasını bekliyoruz. Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı olarak davanın takipçisi olacağız” diye konuştu.
PİRHA- Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, geçen aylarda İstanbul’da Koç Üniversitesi öğrencisinin Kürt ve Alevi kimliği nedeniyle saldırıya uğramasına tepki gösterdi. Sazcı, “Alevi Bektaşilere yönelik nefret söylemleri, saldırılar ve cinayetler devam ediyor. Cezasızlık politikası ile bu saldırıları gerçekleştirenler hiçbir ceza almadan serbest bırakılıyor. Alanlarda, sokaklarda ve mahkemelerin önünde tepkimizi ortaya koymak zorundayız” dedi.
TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., iki öğrenci ile birlikte kaldığı Koç Üniversitesi yurdunda geçen aylar işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli aynı odada kalan diğer saldırgan ise kesici aletle F.B.’nin yüzünü ve karnını kesti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre saldırı 15 Kasım 2023 gecesi yaşandı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Türkiye’deki Alevi örgütlerinin yöneticileri basın açıklamalarıyla saldırıya tepki gösterdiler.
Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Alevi, Kürt-Alevi üniversite öğrencisi F.B.’ye yurt odasında yapılan işkenceye tepki gösterdi.
Sazcı, “Türkiye Cumhuriyeti devleti Türk ve Sünni Hanefi erkek ve heteroseksüel bir yapının üzerine kurumsallaşmış ve bu kalıbı kabullenmeyen halk kesimlerini, inanç kesimlerini açıkçası bertaraf etmek, onları susturmak, katletmek, imha, inkâr ve asimilasyona tabi tutmak gibi bir mücadele pratiğinin sonucudur bu yaşananlar” dedi.
Sazcı, “Her seferinde bu gibi saldırıların faili olan kişiler siyasal İslamcılar değil, doğrudan ulusalcı Kemalist kişiler. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu ideolojisi dahil olmak üzere ulusalcı kesimin, milliyetçi kesimin, milliyetçi ideolojinin Alevi Bektaşi toplumuna bakış açısı, siyasal İslamcılardan farklı değil” diye ifade etti.
Saldırıyı yapanların Türk, Sünni, Hanefi kalıbına sığmayan kesimleri kabullenemediğinin altını çizen Sazcı, “Bu canımızın bu saldırıya maruz kalmasını sağlayan şey, yalnızca Kürt, yalnızca Alevi, eşcinsel olması değil, bu üç kimliği barındırması. Yani bu üç ezilen kimliği kendi bünyesinde barındırması ve bunu açık bir şekilde söylemesi” dedi.
“ALEVİ KURUMLARININ BİR ÇALIŞMASI VAR MI?”
Yaşanan bu saldırı karşısında sadece Alevi Bektaşi Federasyonu’nun yaptığı yazılı basın açıklamasıyla tepkisini göstermesinin yeterli olmadığını belirten Sazcı, şöyle devam etti:
“Bu süreçte eksikliklerimiz dışında bu olaya ilişkin ne gibi müdahalede bulunuldu? Bu bir nefret söylemi, bir nefret saldırısı. Nihayetinde yargıya intikal etti. Peki Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu ya da herhangi bir Alevi Bektaşi kurumu canımıza hukuki ve kurumsal destekte bulundular mı? Bunu açıkçası sorgulamak gerekiyor. Ben de bulunduğum üniversitede şakayla, espriyle karışıkta olsa bu gibi nefret söylemlerine maruz kalıyorum. En azından biz örgütlü kesim olarak bu saldırıları bertaraf etmekte biraz daha eğitimli hale geldik. Ancak bu gibi söylemleri bertaraf edemeyecek, bunlara karşı mücadele edemeyecek binlerce Alevi Bektaşi genci var. Alevi kurumlarının bunlara karşı herhangi bir çalışması var mı?”
Saldırıları meşrulaştıran en önemli etkenin Alevi Bektaşilere yönelik saldırılara uygulanan cezasızlık politikası olduğunu da belirten Mustafa Sazcı, “Bu cezasızlık politikasını bertaraf etmek yalnızca sosyal medyadan yapılan basın açıklamaları ile mümkün değil. Buna karşı alanları, sokakları doldurmak mahkemelerin önüne yığılmak gerekiyor. Alevi Bektaşilere yönelik nefret söylemleri, nefret saldırıları, nefret cinayetleri ardı arkası kesilmeksizin yapılıyor. Ancak yargı her zamanki uyguladığı cezasızlık politikasını işletiyor, hiçbir ceza vermeden, hatta ödüllendirerek bu kişileri serbest bırakıyor” diye belirtti.
“ALEVİ KURUMLARI BU SORUŞTURMANIN TAKİPÇİSİ OLMALI”
Saldırıyı gerçekleştirenlerin serbest kalmamasının yargının en önemli meselesi olduğunu belirten Sazcı, “Bu da ancak alanları, meydanları doldurabilmekle mümkün. Bu süreçte bunu yapmadık, büyük bir eksiklik. Kendi eksikliğimizin farkına vararak, eksiklerimizi tamamlamamız gerekiyor. Süreç daha devam ediyor. Koç Üniversitesi de bir disiplin soruşturması başlattı. Bu disiplin soruşturması nihai hedefine ulaşana kadar Alevi Bektaşi kurumları bu soruşturmanın takipçisi olmalı” diye konuştu.
PİRHA- HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, geçen aylarda İstanbul’da Koç Üniversitesi öğrencisinin Kürt ve Alevi kimliği nedeniyle saldırıya uğramasına tepki gösterdi. Alevilere yönelik bu tür girişimlerin her zaman cezasızlıkla sonuçlanmasının saldırganları cesaretlendirdiğini vurgulayan Erdoğan, “Ne olursa olsun sonunda mutlaka hüsrana uğrayacaklardır” dedi.
TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., iki öğrenci ile birlikte kaldığı Koç Üniversitesi yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli aynı odada kalan diğer saldırgan ise kesici aletle F.B.’nin yüzünü ve karnını kesti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre saldırı 15 Kasım 2023 gecesi yaşandı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve Türkiye’deki Alevi örgütlerinin yöneticileri basın açıklamalarıyla saldırıya tepki gösterdiler.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Kürt-Alevi üniversite öğrencisi F.B.’ye yurt odasında yapılan işkenceye tepki gösterdi.
“BİRGÜN OLMUYOR Kİ ALEVİLERE DÖNÜK KÖTÜ MUAMELE YAŞANMASIN”
Her gün Alevilere dönük saldırı, ayrıştırma gibi yeni bir haber ile karşılaştıklarını belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “En son almış olduğumuz haber doğrultusunda Alevi toplumu olarak gerçekten çok vahim bir olayla karşılaştık. Koç Üniversitesi yurdunda yaşanan olay ve yetkililerden almış olduğumuz bilgilere göre, yurt yönetiminin hiçbir şekilde duruma müdahil olmaması ve Kasım ayında yaşanan olayın Ocak ayında açığa çıkması oldukça ilginçtir” dedi.
“YURT YÖNETİMİNİN RAPORA RAĞMEN GİRİŞİMDE BULUNMAMASI KABUL EDİLEMEZ”
Aynı odada kalan öğrenciler arasında kimlik ve inanç üzerinden yapılan tartışmalar sonucunda, Alevi öğrencinin darp edilmesinin asla kabul edilemeyeceğini belirten Erdoğan, “Arkadaşları tarafından darp edilen Alevi öğrencinin rapor alması ve bu raporun da üniversite yurdundaki yönetime intikal edilmesine rağmen yurt yönetiminin herhangi bir müdahalede bulunmaması ve olayı adli bir vaka olarak görüp harekete geçmemesi bizi gerçekten derinden üzmüştür” diye belirtti.
Alevi toplumu ve Alevi örgütleri olarak bu tür saldırıları her zaman dile getirdiklerini ve sonuç alamadıklarını vurgulayan Erdoğan, “Bu tür girişimler hep karşılıksız kaldı, faalleri ceza almadılar ve bu cezasızlıktan almış oldukları güvenle yenisini tekrarlamaktalar” diye tepki gösterdi.
İnsanlar arasında ayrım yapan her kim olursa olsun, bir gün mutlaka hüsrana uğrayacağını belirten Erdoğan, “Bizler dünya coğrafyasının her yerinde varlığımızı ve süreğimizi devam ettirmekteyiz. Her şey insanlık çerçevesinde yapılmaktadır. İnsanlara zulmedenler, insanlar üzerinden iktidarlarını sağlama almaya çalışan kesimler her zaman er veya geç bedelini ödemişlerdir ve ödeyeceklerdir. Bizler herkesin kardeşçe ve eşit haklar çerçevesinde bir arada yaşamaya hakkı olduğunun mücadelesini vermeye çalışırken birileri kendi çıkarları için bir yerlerden bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar” dedi.
“ALEVİLERİN DİNİ SEVGİDİR, SEVGİ TOHUMLARIMIZI HER YERE SERPECEĞİZ”
Alevilere yapılan bu tür saldırılarda her zaman kendilerine çıkar sağlamaya çalışan kesimlerin olduğunun altını çizen Hacı Bektaş Veli Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Bu yaşanan olaydan dolayı gerçekten çok üzüntü duymaktayız ve bu yaşanan olayın takipçisi olacağız. Biz Alevi toplumu olarak diyoruz ki; İster kutuplarda bir Eskimo genci, ister Afrika’ bir Zenci. Fark etmez dili, dini, rengi, inancı, madem ki insandır saygımız vardır, yaratılana yaradandan ötürü, sevgimiz vardır. Sevgi bizim dinimizdir. Sevgi olmayan yerde ne din, ne inanç, ne insanlar arasında saygı, ne birliktelik ne de birlikte yaşam olur. Sevgi tohumları ekilmeyen yerlerde yaşayan insanlar toplumsal olarak yok olmaya ve birileri tarafından her zaman yönetilmeye mahkum olurlar.”
PİRHA- Koç Üniversitesi yurdunda Alevi öğrenciye yönelik ırkçı saldırı ve söyleme tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Cumhuriyet modernitesinin kurucu aklının, resmi ideolojinin, bir öğrenci şahsında güncellenmesi halidir. Asla kabul etmiyoruz. Bir mücadele hattı oluşturulmadığı ve bir araya gelinmediği sürece, Yolda birlik sağlanmadığı müddetçe bu saldırılar artacaktır” dedi.
Koç Üniversitesi’nin öğrenci yurdunda TÜBİTAK birincilik ödülü alan üniversiteli F. B.’nin, aynı odayı paylaştığı Hasan Ege Karanfil ve Arda D. tarafından Kürt ve Alevi olduğu gerekçesiyle saldırıya maruz kalmasına yönelik tepkiler sürüyor.
Alevi-Kürt olduğu için ırkçı saldırıya uğrayan F.B ile saldıran öğrenciler arasındaki ses kayıtları soruşturma dosyasına girdi. Saldıranların “Kürt olduğu yetmezmiş gibi adam bir de Alevi ya” dedikleri kayıtlara yansıdı.
DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, saldırıyı PİRHA’ya değerlendirdi.
“Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır” diyen Mahmut Esat Bozkurt’un sözlerini hatırlatan Kete, AKP-MHP ittifakının ve resmi ideolojinin de üniversitelerden başlayarak bütün kamusal alanı dincilik, ırkçılık ve cinsiyetçilik üzerinden inşa etmek istediğini kaydetti.
1921 ANAYASASI HATIRLATMASI
Yeni yılda da Alevilere yönelik ırkçı söylemlerin ve saldırıların devam ettiğini söyleyen Kete, “2024 yılına girerken bütün Alevi kurumları olarak Türkiye’de çokluğun teklik üzerine değil ikrarlı ve rızalı bir şekilde bir konsensüs ilkesiyle beraber bu vatanda eşit ve özgür yurttaş olarak yaşamamız konusunda temennilerimizi söyledik. Bu yeni yüzyıla girerken 1921 Anayasası’nda belirlenen konsensüs ilkesi çerçevesinde bütün farklılıkların, etnik yapıların beraber yaşayacağı bir durumu temenni etmiştik. İnancımızın zihniyet yapısı da bu konuda buna meydan açmaktadır. 72 millete bir bakma ilkemiz bir konsensüs ilkesidir. Fakat gördüğümüz gerçeklik buna uygun olmadı. Koç Üniversitesi’nde yaşanan süreçle söylenen söylemler büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuzun ifadesidir” dedi.
“MAHMUT ESAT BOZKURT’UN RUHU ADETA DEVREDİLDİ”
Kete, Alevi öğrenciye yönelik saldırının resmi ideolojinin yansıması olduğuna vurgu yaparak, “Cumhuriyetin kurucu ideologlarından olan Mahmut Esat Bozkurt’un, ‘bu ülkede Türk olmayanların bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır’ söylemi Koç Üniversite’nde mağdur olan öğrenciye yönelik de söylemlerdi. Mahmut Esat Bozkurt’un ruhunun adeta yeniden devriye edildiği bir süreç yaşandı. Öğrencinin kendi kimliği, inancı, kültürü, yönelimleri doğrultusunda bir yaşam inşa etmesi en doğal hakkıdır. Bunun üzerinden yok edilmesi adeta itlaf edilmesi gibi söylemler ırkçı, faşist söylemlerdir. Bu bir kişinin fevri söylemleri değil, cumhuriyet modernitesinin kurucu aklının, resmi ideolojinin bir öğrenci şahsında güncellenmesi halidir. Asla ve asla kabul edebileceğimiz bir durum değildir” diye konuştu.
“ÖZEL SAVAŞ POLİTALARININ KÜRDE VE ALEVİYE YÖNELİK UYGULAMASI”
Zeynel Kete, AKP-MHP ittifakının ve resmi ideolojinin üniversitelerden başlayarak bütün kamusal alanı dincilik, ırkçılık ve cinsiyetçilik üzerinden inşa etmek istediğini ifade etti.
Alevi öğrenciye saldırının özel savaş politikalarının Alevi ve Kürt’e yönelik uygulamaları olduğuna işaret eden Kete şöyle deva etti:
“Bu söylem sadece Alevilere yönelik değil, sistem dışı kalan, mücadele eden demokrasi güçleridir. Bu öğrencinin karşı karşıya kaldığı zulüm ve linç edilme hali eğer bu toplumda kabul görürse, demokrasi güçleri bu konuyla ilgili bir araya gelmezse ve özelde Alevi demokratik hareketi bir bütünen yolda birliği sağlamazsa, çözüm alıcı müdahalelerde bulunmazsa bunlarla çok karşılaşacağız. Yaşam alanlarımızı daraltmaya benzer zulmün, linçin bundan sonrada olabileceğinin benzer ifadesidir. Bu tarz söylemler ve söylemde bulunanlar yargılanmaz ve hak ettikleri ceza ile karşılaşmazlar iseler güven kazanacaklar. Yaptıkları kendilerine kar kalacaktır. Özel savaş politikalarının Kürt’e ve Aleviye yönelik uygulamalarıdır. Biz Alevi kurum temsilcileri ve ocakzadeler olarak bu söylemlere asla ve asla rızalık göstermeyiz.”
“MÜCADELE HATTI OLUŞMAZSA SALDIRILAR ARTAR”
Resmi ideolojinin saldırı ve söylemlerine maruz kalan farklı kimlik ve inançların ortak bir mücadele hattı oluşturmaması durumunda saldırıların artacağına vurgu yapan Zeynel Kete, “Nasıl ki 1921 Anayasası’nda bir konsensüs ilkesi sağlanarak bütün farklılıklar bir araya geldiyse yaşadığımız an itibariyle ülkenin yine böyle bir duruma ihtiyacı vardır. Bir rıza anayasası ile eşit ve özgür yurttaş olarak hep beraber sorunları çözebilecek bir pratik geliştirmemiz gerekiyor. Bu tarz söylemler, gayretler demokratik siyaset ve cumhuriyetin demokratikleşmesi ile ilgili adımlar arttığı müddetçe elbette birilerinin alanları daralacaktır” dedi.
Kete, Alevilerin sorununun sadece Alevilerle çözülebilecek bir sorun olmadığını belirterek, “Aleviliğin değil Alevilerin bir sorunu var. Alevilerin sorunu da demokrasi mücadelesi veren, Kürtlerle, emekçilerle birlikte çözülür. Bunların bir araya gelmesi elzemdir, olmazsa olmazdır. Bir mücadele hattı oluşturulmadığı ve bir araya gelinmediği sürece, yolda birlik sağlanmadığı müddetçe bu yaptırımlar artacaktır. Bu tip baskının, dinciliğin, ırkçılığın önüne geçmenin en büyük yolu Yolda ikrarlı birliktir” ifadelerini kullandı.
PİRHA- İzmir’de düzenlenen Gaxan kutlamasında konuşan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Gaxan’ın toplumsal birlik ve beraberlik bayramı olduğunu söyledi. Kete, ayrıca Koç Üniversitesi öğrencisinin uğradığı ırkçı saldırıyı kınayarak, “Bizim inancımız ise tekliği kabul etmiyor. Bütün etnik yapılarla beraber çokluk içinde yaşayabiliriz. Bunun yolu da cumhuriyeti demokratik hale gelmesinden geçiyor. Bu manada bir öğrencinin inancından kaynaklı linç edilmesini kabul etmiyor ve rıza göstermiyoruz” dedi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Gaxan’ı kitlesel olarak kutladı. Tarihsel yaşam alanlarından göç eden Alevi toplumunun kültürünü unutmaması ve tarihsel hafızasının diri tutulması adına Bayraklı ilçesinde düzenlenen Gaxan’ı yüzlerce kişi coşkuyla karşıladı.
Çok sayıda yurttaşın katıldığı etkinlik Gaxan’ın temsili karakteri olan Kalo Gaxan ve Fadikê’nin davul zurna eşliğinde canlandırıldığı performans büyük ilgi gördü.
Etkinlikte Kureyşan Ocağı Piri İsmail Alkan’ın çerağ uyandırması ve gülbeng vermesi ardından DAD İzmir Şubesi Eş Başkanları Nebat Çelik ve Fırat Dikmen selamlama konuşmalarını yaptı.
“İNANCIMIZI DEVLET GÜDÜMÜNE ALMAYA KARŞI DİRENECEĞİZ”
DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmak için bir arada olduklarını vurguladı. Alevilerin cumhuriyetin yüzyılında ne adaleti, ne eşitliği, ne de özgürlüğü deneyimleyemediğini belirten Doğan, “Önümüzdeki yüzyılda da bununla yaşamak istemiyoruz. Kendi inancımızı inşa ederek bu inancı yaşatacağız. Türkiye’de Aleviliği tanımlayıp Sünni İslam’a eklemlemek istiyorlar. Buna karşın da direnç göstermeliyiz. Alevilik özgündür ve hiç bir inancın içinde de dışında da değildir. İnancımızı kimse belirleyemez. Bu anlamıyla zorunlu din dersleri ve Diyanetin inancımızı tariflemesine, devletin güdümüne almaya çalışmasına karşı direnç gerçekleştireceğiz. Alevilikte kadınlar eşit ve özgürdür. Yolun koruyucusu ve sürdürücüsü anadır. Aleviler kadını ötelemiyor ama ne yazık ki eşit ve özgür de değiliz. Bu inancı özümseyip gelecek nesillere taşımak için önce Alevi inancının ne söylediğini anlamamız lazım. Bunun içinde Alevi kadınlar örgütlenenin temel taşı siz olmalısınız” dedi.
KETE: RIZA GÖSTERMİYORUZ
Gağan’ın toplumsal dayanışma ve birlik bayramı olduğunu, bu yönüyle de binlerce yıldır devam ettiğini söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete de, Koç Üniversitesinde Alevi bir öğrencinin uğradığı saldırıyı kınayarak, “Mahmut Esat Bozkurt ‘bu ülkede Türk olmayanlara bize köle olabilir’ demişti. Bizim inancımız ise tekliği kabul etmiyor. Bütün etnik yapılarla beraber çokluk içinde yaşayabiliriz. Bunun yolu da cumhuriyeti demokratik hale gelmesinden geçiyor. Bu manada bir öğrencinin inancından kaynaklı linç edilmesini kabul etmiyor ve rıza göstermiyoruz” diye konuştu.
Kete, AKP’nin kurduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi ocakları ve pirlerine saldırı niteliğinde olduğuna işaret ederek, “Dersim katliamı öncesinde de önce ocaklarımıza ve pirlerimize yönelmişlerdi. Ocaklarımız bizlerin varlık sebebidir. Pirlerimize saldırıya da rıza göstermeyeceğiz. Bir pir devletin verdiği maaşa razı oluyorsa bu yol adına düşkündür” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Gaxan’ın temsili karakteri olan Kalo Gaxan ve Fadikê’nin davul zurna eşliğinde canlandırıldığı performans sergilenirken, etkinlik Koma Vengê Ma’nın sahne almasıyla son buldu.
PİRHA- DAD İzmir Şubesi, Koç Üniversitesi öğrencisine yapılan ırkçı saldırıyı protesto etmek amacıyla basın toplantısı gerçekleştirdi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Koç Üniversitesi öğrencisinin Kürt ve Alevi kimliği nedeniyle saldırıya uğramasını protesto etti. DAD İzmir Şubesi dernek binasında gerçekleşen basın toplantısına DAD Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete’de katıldı. Açıklamayı dernek adına DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Nebahat Çelik okudu.
“Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır” diyen Mahmut Esat Bozkurt’un sözlerini hatırlatan Çelik, iktidarın neo-ittihatçı politikaların sürdürücüsü olduğunu, kindar ve dindar nesil yetiştirme hedefiyle yürürlüğe koyduğu politikaların karşılık bulduğunu ifade etti.
Çelik, “Bu minvalde bir araştırma merkezinin yayınladığı verilere göre 2023 yılı içerisinde Kürtler, Aleviler ve mültecilere dönük ‘en az 208 ırkçı ve ötekileştirici saldırı’ yaşandı. Ayrıca yeni yılın henüz ilk haftasında Ankara Etimesgut ilçesinde bulunan şeker fabrikasında çalışan Kürt işçilerin, ırkçı saldırıya uğradığı basına yansıdı. Tüm bunların izdüşümü olarak okuduğumuz, Koç üniversitesinde yaşanan ve uzun bir süre kamuoyundan gizlenen kan dondurucu linç olayını da geçte olsa öğrendik” dedi.
“BU SÜREDE NASIL BİR SORUŞTURMA YAPTINIZ”
Koç Üniversitesi bünyesinde yürütülen soruşturma kapsamında failler ve mağdur rollerinin görünmez kılındığını dile getiren Çelik, “Mağduriyeti yaşayan öğrenciyi okuldan uzaklaştıran, sınavlara girmesini engelleyen, okulunu dondurmasını nasihat eden yönetime soruyoruz: Bu sürede nasıl bir soruşturma yaptınız, saldırganların iddiasını doğrulayan maddi verileriniz nelerdir? Olay mağdur tarafından kamuoyuna duyurulmasaydı gizleyecek miydiniz? Hastanede ameliyat edilen mağdurun başvurusu adli kayıt olarak geçti mi, ifadesi alındı mı, yaralayan kişinin ifadesi alındı mı, size iletilen ses kayıtlarını nasıl değerlendirdiniz? Burada korunması gereken bir öğrencinin ruhsal ve bedensel bütünlüğü mü yoksa üniversitenizin varlığı mı?” diye sordu.
“KÜRT DE ALEVİ DE BU TOPRAKLARIN ASİL SAHİPLERİDİR”
Koç Üniversitesi’ne “Yaşanan linç girişimine göz mü yumdunuz? Gerçeği bilmek istiyoruz” diye soran Çelik, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Cümle canın yaşam hakkını Hakk bilen ve yetmiş iki milleti bir ve eşit gören bir inancın talipleri olarak cana kastı olan ırkçı ve faşist hezeyanları asla kabul etmeyeceğimiz bilinmelidir. Koç üniversitesinin bu soruları acilen cevaplaması gerekir. Mahkum edilmediği ve sorumlularının gerekli yargılamaya tabii tutulmadığı takdirde bu olay bundan sonra yaşanabilecek dinci ve milliyetçi saldırılara ortam hazırlayacaktır. Olayı çeşitli iddialarla gerekçelendirme çabalarının da açığa çıkan ırkçılık ve sadistlik karşısında kabul edilebilir hiçbir yanının olmadığını vurgulamalıyız! Kürt de Alevi de bu toprakların asli sahiplerindendir. Bu toprakların çoğulcu yapısını hiçbir faşist anlayış tekleştiremeyecek! Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”
PİRHA- Eğitim-Sen, F.B’ye yönelik işkenceye dair açıklama yaparak, yaşanan işkencenin tüm yönleriyle araştırılmasını, üniversitelerin demokratik, özgür ve eşit bir öğrenme iklimine kavuşmasını ve işkenceci faillerin yargı önünde hesap vermelerini istediklerini ifade etti.
Koç Üniversitesi’nde okuyan F.B.’ye Alevi ve Kürt olduğu için işkence eden iki ırkçı saldırgan öğrenci hakkında üniversitenin soruşturma başlattığı duyuruldu.
SİYASİ İKTİDARIN DÜŞMANLAŞTIRDIĞI HER KİMLİK ŞİDDET GÖRÜYOR”
Eğitim-Sen, F.B’ye yönelik işkenceye dair açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, Türkiye’deki üniversitelerin uzun süredir doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanan rektörler eliyle yönetildiğine dikkat çekilerek, “Söz konusu rektörler ise üniversitelerin evrensel değerlerine, akademik özgürlüğe ya da üniversite bileşenlerine değil, kendisini atayan siyasi iktidara karşı sorumluluk taşıyıp siyasi iktidarın çıkarlarına göre üniversiteleri yönetiyor. Dolayısıyla toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi üniversitelerde de siyasi iktidarın izlediği ötekileştirme ve düşmanlaştırma pratikleri makbul olarak tarif ediliyor. Siyasal sadakat ve itaatin üniversiteleri ciddi biçimde kuşattığı göz önüne alınırsa, siyasi iktidarın makbul görmediği ya da düşmanlaştırdığı her düşünce, her kimlik ya da her birey payına düşen şiddeti en ağır biçimde alıyor” denildi.
“MUKTEDİRLERİN ZİHİNLERİNDEN VE DİLLERİNDEN SAÇILAN ZEHİR ARTIK BİR ARADA YAŞAMI TEHDİT EDEBİLİYOR!”
Koç Üniversitesi’nde Kürt ve Alevi olan bir öğrenciye yapılan sistematik işkencenin failleri insanlık tarihinin en ağır zalimliğini yaparken tereddüt dahi etmediğine işaret edilen açıklamada, şunlar dile getirildi:
“Aksine oldukça rahat, yaptıkları şeyin doğruluğuna inanarak bir insana işkence edebiliyor. Cesareti ise sarayın rektörlerinden, makbul görülmeyen ya da muhalif kimlikleri nedeniyle üniversite öğrenimini bırakmak zorunda kalan, yurtlardan atılan, faşist çetelerin şiddetine maruz kalan, haksız ve hukuksuz biçimde disiplin soruşturmalarına ve ceza davalarına maruz kalan öğrencilere yaşatılanlardan, yıllardır sistematik biçimde izlenen cezasızlık politikasından, hukukun değil, siyasi iktidarın çıkarlarının her şeyin üzerinde tutulmasından, izlenen ötekileştirme ve düşmanlaştırma politikalarından alıyorlar. Kısacası muktedirlerin zihinlerinden ve dillerinden saçılan zehir artık bir arada yaşamı tehdit edebiliyor!”
Eğitim Sen olarak, yaşanan işkencenin tüm yönleriyle araştırılmasını, üniversitelerin demokratik, özgür ve eşit bir öğrenme iklimine kavuşmasını ve işkenceci faillerin yargı önünde hesap vermelerini istediklerini ifade edilen açıklamada, “İnsan, toplum ve doğa yararına üniversite için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” denildi.
PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Koç Üniversitesinde F. B. İsimli gencin, Kürt ve Alevi olduğu için aynı odada kaldığı iki öğrenci tarafından saldırıya uğramasına ilişkin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soru önergesi sundu. Milletvekilleri, Tekin’e “Alevi ve Kürt öğrenci F.B.’ye saldıran Hasan Ege F. ile Arda D. hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır? Bu iki şahıs Koç Üniversitesi’nde eğitime devam etmekte midir?” diye sordu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Koç Üniversitesi’nde okuyan F.B isimli gencin, Alevi ve Kürt olması nedeniyle oda arkadaşları tarafından saldırıya uğramasını Meclis gündemine taşıdı. Milletvekilleri Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e cevaplaması üzere soru önergesi sundu.
“SON YILLARDA KÜRT, ALEVİ VE MÜLTECİLER HEDEF GÖSTERİLMEKTE”
Fırat, soru önergesinin gerekçesini şöyle açıkladı:
“Ülkemizde siyasi iktidarın oluşturduğu politik atmosferde; toplumsal kutuplaştırma ve ötekileştirme refleksi gelişirken bölgesel ve inançsal farklılıklar ile etnik aidiyet bir saldırı sebebi olmaya devam etmektedir. Özellikle son yıllarda farklı kesimlerce Kürt, Alevi ve mültecilerin hedef gösterildiği görülmektedir. Siyasi söylemlerin etkisiyle farklı olanı yok sayma ve düşman görmenin son örneği, Koç Üniversitesi’nde yaşanmıştır.
Kamuoyuna da yansıdığı üzere;
Koç Üniversitesi’nde TÜBİTAK birincisi F. B. İsimli genç, Kürt Alevi olduğu için aynı odada kaldığı 2 öğrenci tarafından saldırıya uğramıştır. F.B. ile aynı odada kalan Hasan Ege K. ve Arda D. aralarında süren tartışma nedeniyle önceleri F.B.’nin odayı terk etmesi için baskı uygulamaya başlamış, daha sonra şiddet uygulamaya başlamıştır. 15 Kasım 2023 gecesi yaşanan olayda Hasan Ege K. tarafından kemerle dövülmüş, yüzüne sıcak ütü bastırılmaya çalışılmış ve şiddetli saldırıya uğramıştır. Arda D. ise F.B.’yi neşter benzeri kesici bir aletle yüzünden ve karnından yaralamış ve yumrukla vurmaya devam etmiştir. Olay sonrası ambulansla hastaneye kaldırılan F.B.’nin tedavi masraflarının Koç Üniversitesi tarafından karşılanarak kamuoyunun duymaması için çaba sarf edildiği iddiaları vardır.
Yurt odasında yaşanan dehşete ilişkin yapılan suç duyurusu sonrası yürütülen soruşturmada yüzünden ve belinden yaralanan F.B. ifadesinde; ‘Hasan Ege K., ben Alevi olduğum için ve bana karşı ayrımcılık yaptığından dolayı beni odadan atmak istiyordu. Kendisinden şikâyetçi olacaktım. Ancak, öğrenci olduğu için sabıkasına yansımasını istemediğim içim şikâyetçi olmadım. Halen bana ayrımcılık yapmaya devam ediyor’ demiştir.
Savcılık soruşturmasında F.B. tarafından kaydedilen 5 ayrı ses kaydının çözümünde ise saldırganların ayrımcı, ırkçı dehşet verici ifadeler kullandığı görülmektedir. Kendisini odadan atmaya çalışan Hasan Ege K., ‘Türkiye’nin, belli bir noktadan sonraki doğusu olduğu gibi ateşe verilse…’ diyor. F.B.’nin etnik kimliği için ‘Alt ırksınız. İtlaf edilmeniz lazım. Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Seni bu odadan istemiyoruz. Buradan gitmezsen seni öldürürüz’ ‘Siz kader olarak, Yahudilerle birbirinize çok benzeşiyorsunuz. Zafer Partisi iktidarında benzer şeyler yaşayacaksınız’ ifadelerini kullanıyor.
“ÜNİVERSİTENİN, ADIM ATMAMASI KABUL EDİLEMEZ”
Her ne kadar olayla ilgili Başsavcılıkça soruşturma başlatılmış olsa da üniversitenin olayın üzerinden iki ay geçmesine rağmen herhangi bir adım atmaması kabul edilemez. Çünkü söz konusu olay münferit değildir; son yıllarda sıkça yaşanan Kürt-Alevi öğrenci ve işçilere yönelik saldırıların bir parçasıdır. Bunda esas sorumluluk ise tek tipçi ve baskıcı bir öğrenme ortamı yerine eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik öğrenme ortamının oluşmasını sağlayamayan siyasi iktidardır.
Koç Üniversitesi’nde yaşanan bu ırkçı saldırının, eğitim sisteminde dahi insanları kutuplaştıran bir noktaya götürdüğü, Kürt ve Alevi kimliğine yönelik nefret suçlarının işlendiği bu tür vakalarda etkin bir yaptırım uygulanmaması ve cezasızlık politikasına devam edilmesi halinde geçmişte yaşanan örneklerde olduğu gibi gelecekte de daha vahim olayların yaşanmasına sebep olabilecek tehlike barındırmaktadır.”
“KOÇ ÜNİVERSİTESİ, SALDIRIYA UĞRAYAN F.B’Yİ NEDEN OKULDAN UZAKLAŞTIRDI?”
DEM Parti Milletvekilleri bu bağlamda; Bakan Tekin’e şu soruları yöneltti:
1. Koç Üniversitesi Alevi ve Kürt kimliği nedeniyle saldırıya uğrayan F.B.’yi neden okuldan uzaklaştırmıştır?
2. Bu vahşeti tertipleyen diğer oda arkadaşına neden hiçbir yaptırım uygulanmamıştır?
3. Olayın üzerinden iki ay geçmesine rağmen olayda ihmali bulunan üniversite yönetimi hakkında neden etkin bir soruşturma yürütülmemiştir?
4. Alevi ve Kürt öğrenci F.B.’ye saldıran Hasan Ege F. ile Arda D. hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır? Bu iki şahıs Koç Üniversitesi’nde eğitime devam etmekte midir?
5. Koç Üniversitesi öğrencisi F.B.’nin ırkçı söylemlere maruz bırakılıp darp edilmesi ile ilgili Bakanlığınızca bir işlem başlatılmış mıdır?
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’ndan(AABK), Koç Üniversitesi yurdunda kalan Alevi öğrenciye aynı odayı paylaştığı ırkçı iki saldırganın işkence etmesine tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan AABK, “Koç Üniversitesi bir eğitim merkezi mi yoksa bir cezaevi mi? Böyle bir muamele nasıl yaşanabilir?” diye sordu. Konfederasyon, savcılığın açtığı soruşturmanın takipçisi olacaklarını da kaydetti.
TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre saldırı geçen 15 Kasım gecesi yaşandı.
21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti. Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.
Alevi ve Kürt öğrenciye yapılan işkenceye bir tepki de Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’ndan(AABK) geldi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, “Koç Üniversitesi bir eğitim merkezi mi yoksa bir cezaevi mi? Böyle bir muamele nasıl yaşanabilir?” diyerek Koç Üniversitesi’ne tepki gösterdi.
Konuyla ilgili savcılığın açtığı soruşturmanın takipçisi olacaklarını belirten AABK, şu açıklamayı yaptı:
“Koç Üniversitesinde TÜBİTAK birincisi F. B., Kürt ve Alevi olduğu için aynı odada kaldığı 2 öğrenci tarafından saldırıya uğradı. Kemerle dövüldü, yüzüne ütü basılmak istendi, kesici aletle yaralandı.
Üniversite yönetimi bu durama dair bugüne kadar suskunluğunu korurken, işkenceye uğramış olan gencimizi bir kez daha mağdur etmiştir. Konu basına düştükten sonra yaptıkları açıklama ise gecikmiş olduğu kadar da yetersizdir.
Koç Üniversitesi bir eğitim merkezi mi yoksa bir cezaevi mi? Böyle bir muamele nasıl yaşanabilir?
AKP’nin yaratmak istediği şiddet silsilesiyle varlığını sürdürme konusunda ne kadar kararlı olduğu, bu güne kadar yaptığı politikalarla açıkça gördük. Buna dur denilemez ise daha büyük olaylarla karşı karşıya kalacağımız aşikardır.
Konuyla ilgili savcılığın açtığı soruşturmanın takipçisi olacağız.
Herkesi sorumluluğa davet ediyor ve gençlerimizin üzerinden çirkin emelleri olanları kınıyor ve uyarıyoruz.
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Koç Üniversitesi yurdunda Kürt ve Alevi öğrenciye uygulanan sistematik ırkçı saldırının aydınlatılması için yetkilileri göreve çağırdı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Koç Üniversitesi yurdunda Kürt ve Alevi öğrenciye yurt odasında birlikte kaldırı ırkçı öğrenciler tarafından yapılan işkenceyle ilgili açıklama yaptı.
“AYDINLATILMAMASI FAŞİZMİ BESLER”
Sanal medya hesabından açıklama yapan Bakırhan, yaşanan ırkçı saldırıların bugünün siyasal aklından kaynaklandığını belirterek, bu saldırıların aydınlatılmamasının faşizmi besleyeceğini söyledi. Irkçı saldırıların kabul edilemez olduğunu belirten Bakırhan’ın paylaşımı şöyle:
“Koç Üniversitesi’nde bir Kürt-Alevi öğrencinin maruz kaldığı ırkçı saldırılar kabul edilemez. Konuyla ilgili basına yansıyan detayları üzülerek okuduk. Farklılıklara dönük bu sistematik saldırılar, tekçiliğe zemin veren bugünün siyasal aklından geliyor. Yaşanan saldırının aydınlatılmaması ırkçılığı ve faşizmi besler. Bu ırkçı saldırının bir an önce aydınlatılması için başta üniversite yönetimi olmak üzere, yetkilileri sorumluluk almaya davet ediyor, takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.”
“YETKİLİLERİ SORUMLULUK ALMAYA DAVET EDİYORUZ”
Hatimoğulları da sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Koç Üniversitesi’nde Kürt-Alevi bir öğrenciye yönelik yapılan ırkçı saldırı kabul edilemez. Çoğulcu yapıya, farklılarımızla bir arada yaşamamıza dönük sistematik saldırılar; bu ve benzeri nefret suçlarına zemin hazırlıyor. Tekçiliği körüklüyor. Bu ırkçı saldırının bir an önce aydınlatılması için başta üniversite yönetimi olmak üzere, yetkilileri sorumluluk almaya davet ediyor, takipçisi olacağımızı belirtiyoruz.”
PİRHA- Koç Üniversitesi yurdunda kalan Alevi öğrenciye aynı odayı paylaştığı ırkçı iki saldırganın işkence etmesine Alevi Bektaşi Federasyonu sert tepki gösterdi. Koç Üniversitesi’nin saldırganlara göz yumduğunu belirten ABF, “Alevi öğrencinin uğradığı bu saldırıyı kınıyoruz ve saldırganların cezalandırılmaları için soruşturma sonrası açılacak davaya müdahil oluyoruz” dedi.
TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.
halktv.com.tr’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre dikkat çeken olay geçen 15 Kasım gecesi yaşandı. 21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti. Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.
Alevi öğrenciye işkenceye Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) sert tepki gösterdi.
Yazılı bir açıklama yapan ABF, “Alevi inancına sahip öğrencinin uğradığı bu saldırıyı kınıyor ve saldırganların cezalandırılmaları için soruşturma sonrası açılacak davaya müdahil oluyoruz” dedi.
“KUTUPLAŞTIRAN ZİHNİYETİN SONUÇLARINI YAŞIYORUZ”
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Bugün basına düşen haberde; Koç Üniversitesi yurdunda bir öğrenciye, ‘Kürt ve Alevi olduğu gerekçesiyle’ işkence yapıldı, kemerle dövüldü, yüzüne ütü tutuldu: “Alt ırksınız. İtlaf edilmeniz lazım. Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Buradan gitmezsen seni öldürürüz.”
Tehditlerle bir öğrenci 15 Kasım 2023 tarihinde saldırıya uğramış.
Kindar ve dindar nesil yetiştireceğiz mantığı ile eğitim sistemini gericileştiren, inançlar ve kimlikleri üzerinden insanları kutuplaştıran zihniyetin sonuçlarını yaşıyoruz.
Alevilere yönelik saldırıların hemen hemen hepsinde cezasızlık politikası uygulanmaktadır. Soruşturmanın halen davaya dönüşmemesi bunun göstergesidir.
“İKİNCİ BİR SALDIRININ SORUMLUSU KOÇ ÜNİVERSİTESİ OLACAKTIR”
Koç Üniversitesi yönetiminin ise bugüne kadar konuyla ilgili açıklama yapmaması ve soruşturma açmaması ayrımcılıktan ve şiddetten yana tavır alması ayrıca sıkıntılı bir durumdur. Bugün kamuoyu baskısı sonrası soruşturma açacaklarını ifade etmişlerdir. Buna rağmen öğrencinin tekrar aynı yurtta saldırganlarla kalmalarına göz yummaktadır. Öğrenciye yapılacak ikinci bir saldırının sorumlusu Koç Üniversitesi olacaktır.
Alevi inancına sahip olan öğrencinin uğradığı bu saldırıyı kınıyor ve saldırganların cezalandırılmaları için soruşturma sonrası açılacak davaya müdahil oluyoruz.”
PİRHA- Koç Üniversitesi yurdunda Alevi öğrenciye işkence eden ırkçı iki öğrenciye sosyal medyadan tepki yağdı. Suçlu öğrencilerin üniversiteyle ilişiğinin kesilmesi istenirken, “Alevilere kininiz, nefretiniz bitmeyecek mi?” denilerek tepki gösterildi.
TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.
halktv.com.tr’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre dikkat çeken olay geçen 15 Kasım gecesi yaşandı. 21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti.
Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.
Soruşturma dosyasına göre F. B.’ye yönelik ayrımcı ifadeler kullandığı anlaşılan Hasan Ege K. ifadesinde olayın kendisi dışında yaşandığını iddia etti.
FAŞİST SALDIRGANLARA TEPKİ YAĞDI
Alevi öğrenciye işkence haberleri kamuoyunda infial yarattı. Sosyal medya hesaplarından faşist saldırganlara tepki yağdı.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat: Koç Üniversitesinde TÜBİTAK birincisi F. B., Alevi olduğu için aynı odada kaldığı 2 öğrenci tarafından saldırıya uğradı. Kemerle dövüldü, yüzüne ütü basılmak istendi, kesici aletle yaralandı. Ancak üniversite yönetimi bu duruma dair hala bir açıklama yapmadı. Koç Üniversitesi bir açıklama yapmak ve sorumlularla ilgili idari süreç işletmek zorundadır. Koç bir üniversite mi yoksa bir cezaevi mi? Böyle bir muamele nasıl yaşanabilir? Üniversite yönetimi ivedi bir biçimde gerekli girişimlerde bulunmalıdır, aksi takdirde her gün Koç Üniversitesi önünde olacağız!
Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Dr. Haydar Baki Doğan: Koç Üniversitesi’ne tam burslu devam eden öğrencimizin, Alevi olduğu için, odasında kalan diğer iki öğrencinin sistematik saldırısına uğradığını üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız. Koç Üniversitesi rektörlüğü ile iletişim kurmaya çalıştık ancak ulaşamadık. Bu durumun aydınlatılması için Koç Üniversitesi’nden bir açıklama bekliyoruz. Konunun takipçisi olacağımızı, suçlu öğrencilerin yurt ile ilişkisinin kesilmesi ve öğrencimizin haklarının korunması konusunda kararlı olduğumuzu ifade ediyoruz.
“YETER ARTIK BU ZULÜM”
Sanatçı Sabahat Akkiraz: Alevi diye iş bulamazsınız, okulda şiddet görürsünüz, her yerde hep sondasınız, oy verin ama susun derler. Kamuda zaten önce cemaatle sonrasında da sistematik olarak sözlü sınavları geçemezsin. Koç Üniversitesi’nde Alevi bir öğrenciye yapıldığı söylenen şiddet iddiaları için acil açıklama bekliyoruz. Yeter artık bu zulüm. Bin yıldır kininiz bitmedi. En sonunda çeteci diye aşağılanmamıştı koskoca halk o da yaşandı. Yazıklar olsun!
“ALEVİLERE KİNİNİZ, NEFRETİNİZ BİTMEYECEK Mİ?”
Sanatçı Metin Karataş: Alevilere kininiz, nefretiniz bitmeyecek mi? Aleviler size ne yaptı? Cemevinden çıkıp katliam mı yaptı? Otelde sıkıştırıp sizi mi yaktı? Oruç tutuyorsunuz diye sokaklarda sizi mi dövdü? Karnında bebekli hamile kadınların karnını mı deşti? Evinize çarpı işareti mi koydu? Sizin gibi olmadılar diye mi düşmansınız Alevilere? Dua edin ki sizin gibi olmadılar, yoksa bu ülke çoktan bölünebilirdi belki! Bu ülkede hala birlik, beraberlik, kardeşlik ve barış diyenler var ise bilin ki Alevileri kendinize benzetemediğinizdendir!
“İŞKENCECİ SERBEST ÇÜNKÜ IRKÇI”
Eren Keskin: Koç Üniversitesi’nde işkence, işkenceci serbest. Delillere ses kayıtlarına rağmen serbest. Çünkü ırkçı…Susma Koç Üniversitesi!
Gazeteci Bahadır Özgür:Koç Üniversitesi yurdunda bir öğrenciye Kürt ve Alevi olduğu gerekçesiyle işkence yapılmış. Deliller, ses kayıtları vs. savcılıkta. Soruşturma açıldı. Ama üniversite susuyor, işkenceciler serbest geziyor.
“ZORBA BİR KUŞAK YETİŞİYOR”
Gazeteci Ozan Gündoğdu: Dindar ve kindar değil ama seküler ve kindar nesil… Buradan aşağıya doğru okumanızı dilerim. Eğlenemeyen, aşık olamayan, geleceğini kaybeden, son 7-8 yıldır yaşadıklarımızı normal zanneden, milli güvenlik endişeleriyle boğuşan, zorba bir kuşak yetişiyor.
“REZALET OLAY”
Avukat Cemil Çiçek:Öğrencinin avukatı “yüzünde ütü söndürülmeye çalışıldığını, müvekkiline işkence yapıldığını” sosyal medyadan duyurmasa Koç Üniversitesi işlem yapacak mıydı? Bu olay hakkında işlem başlatılması için sosyal medyada duyurmak mı gerekiyor? Nereden bakarsak bakalım rezalet olay.
“KİNDAR VE DİNDAR NESİLLERE İŞKENCE YAPMAYI ÖĞRETTİLER”
Hilal Nesin:İşkenceyi sadece üniformalılar yapmıyor, kindar dindar nesillere işkence yapmayı öğrettiler, her yere işkence odaları açtılar. Koç Üniversitesi gibi köklü bir kurumun yurdunda bunlar yapılıyorsa diğer yurtların ne halde olduğunu varın siz tahmin edin.
“DAHA DA KÖTÜSÜ OKULDAN ATILAN ALEVİ ÇOCUĞU”
Dede Eren Yıldırım:Koç Üniversitesi’nde, Tübitak birincisi, tam burslu başarılı bir öğrenciye, sırf Alevi olduğu için oda arkadaşları tarafından işkence yapılmış. Kemerle dövmüşler, vücudunu kesmişler, suratına ütü basmışlar.. Ve şu cümleleri kullanarak; “..Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Buradan gitmezsen seni öldürürüz..” Bu haberi okurken ve bunları yazarken kanım dondu.. Nedir bu nefret, kin, düşmanlık.. Kim getirdi gençliği bu hale, ırkçı, faşist ve hoşgörü ile bakmayan bir yapıya. Ve daha da kötüsü ne biliyor musunuz? Okuldan atılan/uzaklaştırılan dayak yiyen, işkence edilen Alevi çocuğu.
PİRHA- Koç Üniversitesi’nde okuyan F.B.’ye Alevi ve Kürt olduğu için işkence eden iki ırkçı saldırgan öğrenci hakkında üniversitenin soruşturma başlattığı duyuruldu.
TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.
halktv.com.tr’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre dikkat çeken olay geçen 15 Kasım gecesi yaşandı. 21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti.
Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.
Soruşturma dosyasına göre F. B.’ye yönelik ayrımcı ifadeler kullandığı anlaşılan Hasan Ege K. ifadesinde olayın kendisi dışında yaşandığını iddia etti.
YAYINEVİ SÖZLEŞMEYİ FESHETTİ
Bu arada İthaki Yayınları, oda arkadaşına ırkçı ifadeler kullanarak saldırdığı öne sürülen Hasan E. K. ile olan sözleşmesini feshettiğini duyurdu.
KOÇ ÜNİVERSİTESİ SORUŞTURMA BAŞLATTIĞINI DUYURDU
Koç Üniversitesi olayın sosyal medyada gündem olmasının ardından bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Bilime ve insanlığa hizmet etme hedefiyle kurulmuş akademik bir kurum olarak taviz veremeyeceğimiz ilkelerin başında şiddetin ve ayrımcılığın hiçbir türünün kabul edilemeyeceği yer almaktadır. Bu kapsamda, üniversitemizde yaşanan olayla ilgili derhal gerekli soruşturmalar başlatılmıştır ve konu ayrıca yargıya taşınmıştır. Kamuoyunun bilgisine sunarız” denildi.
PİRHA- Alevilere yönelik nefret saldırıları son bulmuyor. Üniversite öğrencisi F.B.’ye oda arkadaşları işkence yaptı. Kesici aletle yaralanan F.B., ‘Alevi olduğum için yaptılar’ dedi. İşkence gören öğrenci, saldırganların kendisine, “Alt ırksınız. İtlaf edilmeniz lazım. Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Seni bu odada istemiyoruz. Buradan gitmezsen seni öldürürüz” dediklerini de aktardı.
halktv.com.tr’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, TÜBİTAK birincilik ödülü sahibi üniversite öğrencisi F.B., 2 öğrenci ile kaldığı Koç Üniversitesi‘nin yurdunda işkence gördü. Irkçı sözlerle saldırdıkları öğrencinin odadan ayrılmasını isteyen Hasan Ege K., F.B.’ye kemerle şiddet uyguladı, kızgın ütüyü yüzüne yapıştırmak istedi. Hasan Ege K.’nin yönlendirmesiyle Arda D. isimli odada kalan diğer kişi ise kesici aletle yüzünü ve karnını kesti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaya göre dikkat çeken olay geçen 15 Kasım gecesi yaşandı. 21 yaşındaki F. B. geçen 19 Ekim günü, 3 öğrencinin kalabildiği yurt odasına yerleşti.
Yüzü ve karnı kanayan F. B., yurt binasının yangın alarmına basarak güvenliği çağırdı. Bir süre özel güvenliğin gelmesini bekleyen F. B., daha sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Yaşanan işkenceye ilişkin daha sonra soruşturma başlatıldı.
Soruşturma dosyasına göre F. B.’ye yönelik ayrımcı ifadeler kullandığı anlaşılan Hasan Ege K. ifadesinde olayın kendisi dışında yaşandığını iddia etti.
“ALEVİ OLDUĞUM İÇİN AYRIMCILIK YAPIYORDU”
Yüzünden ve belinden yaralanan F. B. ise ifadesinde “Hasan Ege K., ben Alevi olduğum için ve bana karşı ayrımcılık yaptığından dolayı beni odadan atmak istiyordu. Kendisinden şikâyetçi olacaktım. Ancak, öğrenci olduğu ve sabıkasına yansımasını istemediğim içim şikâyetçi olmadım. Halen bana ayrımcılık yapmaya devam ediyor” dedi.
Bu kişinin, yüzüne ütüyü yapıştırmaya çalıştığını anlatan F. B., Arda D.’nin, yüzünü kesmesinden sonra da kendisini yumruklamaya devam ettiğini kaydetti.
SALDIRGAN ÖĞRENCİ: ALT IRKSINIZ İTLAF EDİLMELİSİNİZ
Öte yandan savcılık soruşturma dosyasına, 5 ayrı ses kaydının çözümü girdi. Kendisini odadan atmaya çalışan Hasan Ege K.’nin, F. B.’ye yönelik “Türkiye’nin, belli bir noktadan sonraki Doğusu, olduğu gibi ateşe verilse…” diyor. Hasan Ege K., F. B.’nin etnik kimliği için “Alt ırksınız. İtlaf edilmeniz lazım. Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Seni bu odada istemiyoruz. Buradan gitmezsen seni öldürürüz” ifadelerini kullanıyor.
SALDIRGANLARA YAPTIRIM UYGULANMADI!
Soruşturmaya ilişkin görüşüne başvurulan F. B.’nin avukatı Alper Sarıca, yaşanan olaylar nedeni ile okul idaresinin de ciddi ihmali olduğunu belirterek, TÜBİTAK birincisi bir öğrencinin ayrımcılığa maruz kalmasının vahim nitelikte olduğuna işaret etti.
Av. Sarıca, “Müvekkilin, kendisine bu saldırıyı yapan fail ile birlikte okuldan uzaklaştırılması, savcılıkça da hakkında adli kontrol istenerek mağduriyetinin iyice artırılması, bu vahşeti tertipleyen diğer oda arkadaşına ise bugüne dek hiçbir yaptırım uygulanmaması oldukça dikkat çekici. Müvekkil açısından hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağım” ifadelerini kullandı.
PİRHA – İstanbul Koç üniversitesi hastanesinde çalışan portör ve temizlik işçileri hastane önünde insanca yaşayacak ücret ve sosyal haklar için alkışlı protesto eylemi gerçekleştirdiler.
Koç üniversitesi hastanesi önünde toplanan portör ve temizlik işçileri, ücretler ve sosyal haklar noktasında temel taleplerini şöyle sıraladı:
“16 Bin TL maaş ve yol ücreti, kıdem farkı, yıllık izin ve bayram ücreti,
Resmî tatillerde fazla çalışma ücreti. 1’de 1 yerine 1’de 2 verilmesi,
Yıllık izne çıkarken zaten hak etmiş olduğumuz ancak verilemeyen resmî tatillerin yıllık izne dahil edilmemesi,
Ayrıca hukuken de var olan ama uygulanmayan uzak yola gidenlerin 2 günlük ek izin verilmesi,
Gece mesaisi yapanların gece farkı verilmesinin yanında personel eksikliğinin de giderilmesi”
İşçiler, “biz ne A firması ne de B firması taşeron istemiyoruz” diyerek hastane bünyesine dahil olmak istediklerini de dile getirdi.
PİRHA-İstanbul Koç Üniversitesi Hastanesi’nde son 10 günde 11 çalışanın işten çıkarıldığı bilgisi alındı.
İstanbul Topkapı’daki Koç Üniversitesi Hastanesi’nde taşeron olarak çalışan işçiler, günlerdir baskı, mobbing ve işten atılma tehditleri ile karşı karşıya olduklarını aktardı.
Yılbaşında ihaleyi alan Euroserve şirketinin önceki dönem tazminat ve hakları ödemeyeceğini belirtmesi sonucu yıllardır hastanede çalışan yaklaşık 50 işçi toplu halde istifa ederek mahkemeye başvurdu.
ÇALIŞANLAR İSTİFAYA ZORLANIYOR!
Yüzlerce taşeron işçi çalıştırılan hastanede, son bir aydır işçi kıyımı yaşandığı belirtiliyor. Çalışanların aktarımına göre bir ay içerisinde 11 işçinin, keyfi kararlarla işten çıkarıldığına dikkat çekildi. Çalışan işçilerin ise istifaya zorlandıkları ya da mobbing ve baskıya maruz kaldıkları belirtiliyor.
Çalışma koşullarının çok kötü olduğunu ve her gün işten atılma korkusu yaşadıklarını anlatan işçiler, yaşadıkları baskı nedeniyle hizmet vermekte zorlandıklarını da anlattılar.
Sendikasız ve güvencesiz iş ortamı sebebiyle patronların hakaretlerine maruz kaldıklarını da aktaran işçiler, baskıların sona erdirilmesini ve güvenceli, insanca çalışmak istediklerini belirtti.
Koç Holding yetkililerine seslenen işçiler, “Koç Holding kârına kâr katarken bizlerin açlık, baskı, mobbing ve işsiz kalma tehdidi ile çalışmaya zorlanması kabul edilir değil. Bu sorunun acilen çözülmesi gerekir” diyerek taleplerini de sıraladı.
Holding yönetimine seslenen işçiler, “Acilen güvenceli ve insanca çalışma koşullarının oluşturulmasını, hastanede taşeron sisteminin kaldırılarak kadrolu çalışanların tüm haklarından kendilerinin de faydalanması gerektiğini ve devam eden baskıların sonlanmasını istediler.
İşçiler, taleplerine karşılık bulamaması taktirde basın açıklaması, iş bırakma ve benzeri eylemlere de hazırlandıklarını, bu nedenle hastaların da ciddi anlamda etkilenebileceğine dikkat çekti.