Etiket: koçerler

  • Dersim’de koçerleri nakliye ücretlerinin yüksekliği zor durumda bıraktı-VİDEO

    Dersim’de koçerleri nakliye ücretlerinin yüksekliği zor durumda bıraktı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de hayvancılıkla uğraşan koçerler artan yem, saman ve nakliye giderlerinden dolayı köylerine gidemez oldular. Nakliye ücretlerinin pahalı olmasından dolayı hayvanlarını dağlardan, ovalardan otlatarak götürmek zorunda kalan üreticiler durumdan rahatsız.

    Dersim’de köylerinde yeterli mera alanlarının olmadığını söyleyen üreticiler daha az yem vermek için kar, fırtına, yağmur ve birçok kötü koşullara rağmen hayvanlarıyla yollara düştü. Yollarda yabani hayvanların saldırılarına uğrayan ve birçok zorlukla karşılaşan üreticiler başka çarelerinin olmadığını söylüyorlar.

    Ovacık ilçesinin Kızık köyü kırsalında hayvanlarını otlatan Çağrı Çelik, yaşadığı sıkıntıları PİRHA’ya anlattı.

    “KIŞIN YAKLAŞAMASINA RAĞMEN HAYVANLARIMA YEM ALAMADIM”

    Dersim merkeze bağlı Demirkapı ve Buyer Ana Gölü yaylalarından 1 Eylül tarihinde yola çıktığını söyleyen Çelik, “Yaklaşık 70 gündür hayvanlarımı  dağlardan otlatarak kendi köyümüz olan Çemişgezek’in Doğan köyüne gideceğiz. Ovacık’ta güzlük yerler kiralıyoruz, kar yağdığı için mecburen gideceğiz. Ekonomik krizden dolayı arpa ve saman fiyatlarının çok pahalı olması nedeniyle kışın yaklaşmasına rağmen hayvanlarıma daha yem alamadım” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Koçerler, yaylalarda ağır masraflara ve krize direniyor- VİDEO

    Koçerler, yaylalarda ağır masraflara ve krize direniyor- VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Karacadağ’dan Bingöl yaylarına göç eden koçerler, bin bir zahmetle binlerce hayvandan elde ettikleri ürünleri satarak geçimlerini sağladıklarını belirttiler ancak bu yılki masraflarının fazla olmasından şikayetçiler. Koçerler, mera fiyatlarının devlet tarafından arttırıldığını ve temel gıdaların fiyatlarının önüne geçemediklerine dikkat çekerek, emeklerinin karşılığını alamadıklarını kaydettiler.  

    Yazın en bunaltan günlerinde buz gibi suyun, solmayan bir yeşilin ve kristalleşmiş parça parça karın varlığı ile serinlik hissi uyandırıyor yaylalar. Bu yaylalarda mera alanlarının azalması nedeniyle hayvanlarını otlatmaya gelen koçerlerin de maceraları iki bahar arasında geçiyor. İlkbahar ile başlayan yolculuk havaların soğumasıyla son buluyor.

    Koçerler, havaların ısınmasıyla birlikte bir yandan yaylalara çıkmak için hazırlık yapıyor, diğer bir yandan da hayvanlardan elde ettikleri ürünlerle geçimlerini sağlıyor. Devlet tarafından yüksek oranda arttırılan yayla kiralarından şikayetçi olan koçerler, geniş alanlarda besledikleri binlerce hayvandan elde ettikleri ürünleri ise, kent merkezlerindeki müşterilerine satıyor.

    Koçerler, sağdıkları sütle peynir yaparak geçimlerini sağlıyor, güneş enerjisi ve panelleri ile su ve elektrik ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Her gün 100’den fazla koyun sağan kadınlar, otlatmaya götüren çobanlar ve ev işleri ile ilgilenen kızları yayladaki yaşamlarını bizimle paylaştılar. Bir yandan yaylada her şeyin doğal olduğunu söylediler bir yandan da hayvanın para etmediğinden de dert yandılar.

    Tüm bu ağır masraflar ve ekonomik krizin yüküyle koçerler yaşama tutunuyor, kendi emekleri ile hayatlarını kurmaya çalışıyor, neşelerinden de ödün vermiyorlar.

    Diyarbakır’ın Karacadağ ilçesinden ilkbahar aylarında Bingöl Karer’e bağlı Cafran Köyü eteklerinde bulunan yaylalara gelip sonbahar da tekrar memleketlerine giden koçerler yaşadıklarını PİRHA‘ya anlattılar.

    SABAHIN İLK IŞIKLARI İLE İŞ BAŞLIYOR

    Sabahın ilk ışıklarında uyunarak güneşin ilk ışığını alıyoruz. Yaşam bu topraklarda erken başlıyor. Koçerler dünden yaptıkları peynirleri tüccara satmak üzere kantarda tartmaya getiriyor.

    Karer dağlarının eteklerinde birkaç tahta ve torbalarla kurdukları barakalarda süt sağan berivanlar, her gün sabahın erken saatlerinde işe koyuluyor. Berivanlar, çobanların getirdiği bin civarında koyundan yüzlerce litre süt sağıyorlar. Erkeklerin de yardım ettiği berivanlar, sağdıkları sütleri elekten geçirdikten sonra bidonlara dolduruyor. Sonrasında ise süt kaynatılarak peynir yapılıyor.

    MERA KİRALARI, ENOKOMİK KRİZ VE AĞIR MASRAFLAR

    Koçerlerden biri, bu işi yaparak geçimlerini ve yaşamlarını sürdürdüklerine değiniyor. Bahar ayları sonrası kuzuların büyümesiyle hayvanlardan süt sağmaya başladıklarını belirten koçerler, bu yıl ki ağır masraflardan ve ekonomik krizin yansımalarından şikayetçi.

    Mera kiralarının devlet eliyle misliyle arttırıldığından yakınan bir koçer, “Kendimi bildim bileli bu işi yapıyorum. 15 gündür bu yayladayız. Yağın tenekesi 500-600 lira, unun torbası 400 lira olmuş durumda. Önceden 200 lira ile bütün alışverişi yapıyorduk. Şimdi ise paranın kıymeti kalmamış. Geçim çok zor. Sattığımız hayvanların getirisinin yarısı mera kirasına, diğer yarısı ise hayvanların yemine gidiyor. Bu da omuzlarımızda ağır yük olmuş durumda” diye konuşuyor.

    60 yaşındaki bir diğer koçer kadın ise eskiden çok daha rahat olduklarını kaydederek, ekonomik kriz, mera fiyatlarının arttırılması gibi yüklerin koçerliği yapılamayacak hale getirdiğini söylüyor.

    Turabi KİŞİN/BİNGÖL

  • Oyuncağı çamur ve taşlar olan Dersimli küçük koçer Rumet Haki’nin bir günü-VİDEO

    Oyuncağı çamur ve taşlar olan Dersimli küçük koçer Rumet Haki’nin bir günü-VİDEO

    PİRHA- Dersimli Rumet Haki Benler, doğayı erken tanıyan özgür ruhlu ve iflah olmaz hayalperest en küçük koçerlerden. Oyun arkadaşları koyunlar ve çoban köpekleri. Oyuncakları ise çamur ve taşlar.

    Yazın en bunaltan günlerinde buz gibi suyun, solmayan bir yeşilin ve kristalleşmiş parça parça karın varlığı ile serinlik hissi uyandırıyor yaylalar.

    Bu yaylalarda mera alanlarının azalması nedeniyle hayvanlarını otlatmaya gelen koçerlerin de maceraları iki bahar arasında geçiyor. İlkbahar ile başlayan yolculuk havaların soğumasıyla son buluyor. Bu zahmetli yolculukta ise çocuklar doğa ile çabuk tanışıyor. Bu zahmetli yolculuğun içerisindeki koçerlerden en küçükleri olan 7 yaşındaki Dersimli Rumet Haki Benler de doğa ile çabuk tanışan çocuklardan.

    KOÇER ÇOCUKLARIN GÖREVLERİ BELLİ

    En taze ot, en taze çiçek onlar için açar ve doğa koçerlere bütün sırlarını fısıldar. Hangi ot zehirli, hangi ot yemek yapılır, güç kuvvet veren şifalı bitki hangisidir bilirler. Doğa ile böylesine birbirini anlayan koçer çocukların elbette görevi var.

    Dört mevsim zorlu yaşam koşullarına adapte olan bu koçer toplulukların kendilerine ait sistemleri var. Aynı ailenin üyelerinden meydana gelen bu topluluklarda yetişkinler ve  çocukların görevleri belli. Rumet Haki de bu geleneğin geleceği olarak yetiştiriliyor.

    Rumet Haki yılın belli ayları ailesiyle birlikte koçerlik yapıyor. Bu yıl Dersim Pülümür’e bağlı Bağır yaylasında koçerlik yapan Rumet Haki’nin ailesi çok uzun yıllardır bu geleneği sürdürüyor.

    ÇEŞMEDEN SU GETİRME ÇOCUKLAR İÇİN OYUN ARACI OLUYOR

    Rumet Haki ile yerin göğe en yakın olduğu gecenin parlak yıldızlarını izlerken tanışıyoruz. Sert bakışları ile Haki gecenin koyu sohbetine dahil oluyor. İlgisi hep kameramızda. Birlikte kamerayı incelemeye başlıyoruz ve gecenin geç saatlerinde koyu sohbet yerini uykuya bırakıyor.

    Sabahın en erken saatlerinde uyanıyoruz. Haki ve diğer çocuklarla ile birlikte güneşi karşılıyoruz. Dünden mayalanan peynirler sabah tartılmak üzere çadıra getiriliyor. Ve sonrasında o sıcaklığıyla koçer sofrasında kahvaltıya koyuluyoruz. Haki ve diğer çocuklar kahvaltıdan sonra yemek gibi ihtiyaçlarda kullanmak için bidonlarla su getiriyor. Su getirme çocuklar için oyun aracına dönüşüyor.

    RUMET HAKİ’NİN GÖREVİ BAŞLIYOR

    Kısa süre sonra yaylada olan koyunlar sağılmak için koçerlerin oluşturduğu Kürtçe berî dedikleri alana geliyor. Rumet Haki’nin asıl görevi şimdi başlıyor; sağılacak koyunların ayrılması. Yaşının küçük olması onu bu görevinden geri bırakmıyor ve Rumet Haki koyunlar sağılana kadar alanda kalıyor.

    OYUNCAKLARI ÇAMUR VE TAŞLAR

    Koca günü Rumet Haki ile bitirmeye ve ayrılmaya yakın kameramızı kendisine çeviriyoruz. Büyük bir öz güvenle sorularımızı yanıtlıyor. Kendi deyimi ile, ‘Burada araba sesi yok o yüzden seviyorum’ diyen Rumet Haki’nin tek şikayeti internet olmaması. Ama bu şikayetini koyunlar, çoban köpekleri, çamur ve taşlarla karşılıyor. İşleri hiç bitmeden devam eden koçerler ve çocuklar ile vedalaşarak bir diğer bahara buluşmak üzere yayladan ayrılıyoruz.

    Ersin ÖZGÜL/DERSİM

     

  • Dersimli koçerler ağır masraflardan şikayetçi: Geçinemiyoruz-VİDEO

    Dersimli koçerler ağır masraflardan şikayetçi: Geçinemiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Dersim Şavaklı koçerler, bin bir zahmetle binlerce hayvandan elde ettikleri ürünleri satarak geçimlerini sağladıklarını belirterek, bu yılki masraflarının fazla olmasından şikayetçiler. Koçerler, mera fiyatlarının devlet tarafından üç katı arttırıldığına dikkat çekerek, emeklerinin karşılığını alamadıklarını kaydettiler.  

    Yazın en bunaltan günlerinde buz gibi suyun, solmayan bir yeşilin ve kristalleşmiş parça parça karın varlığı ile serinlik hissi uyandıran yaylalar. Bu yaylalarda mera alanlarının azalması nedeniyle hayvanlarını otlatmaya gelen koçerlerin de maceraları iki bahar arasında geçiyor. İlkbahar ile başlayan yolculuk havaların soğumasıyla son buluyor.

     Şavaklı koçerler, havaların ısınmasıyla birlikte bir yandan yaylalara çıkmak için hazırlık yapıyor, diğer bir yandan da hayvanlardan elde ettikleri ürünlerle geçimlerini sağlıyor. Devlet tarafından üç misli arttırılan yayla kiralarından şikayetçi olan koçerler, geniş alanlarda besledikleri binlerce hayvandan elde ettikleri ürünleri ise, kent merkezlerindeki müşterilerine satıyor.

    Koçerler, sağdıkları sütle peynir yaparak geçimlerini sağlıyor, güneş enerjisi ve panelleri ile su ve elektrik ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Her gün 100’ten fazla koyun sağan kadınlar, otlatmaya götüren çobanlar ve ev işleri ile ilgilenen kızları yayladaki yaşamlarını bizimle paylaştılar. Bir yandan yaylada her şeyin doğal olduğunu söylediler bir yandan da hayvanın para etmediğinden de dert yandılar.

    Dersim’in Pertek ilçesinden ilkbahar aylarında Pülümür Bağır Dağı eteklerinde bulunan yaylalara gelip sonbahar da tekrar memleketlerine giden Şavaklı koçerler yaşadıklarını PİRHA‘ya anlattılar.

    SABAHIN İLK IŞIKLARI İLE UYANIYORLAR

    Sabahın ilk ışıklarında uyunarak güneşin ilk ışığını alıyoruz. Yaşam bu topraklarda erken başlıyor. Koçerler dünden yaptıkları peynirleri tüccara satmak üzere kantarda tartmaya getiriyor.

    Bağır Dağı eteklerinde birkaç tahta ve torbalarla kurdukları barakalarda süt sağan berivanlar, her gün sabahın erken saatlerinde işe koyuluyor. Berivanlar, çobanların getirdiği bin civarında koyundan yüzlerce litre süt sağıyorlar. Erkeklerin de yardım ettiği berivanlar, sağdıkları sütleri elekten geçirdikten sonra bidonlara dolduruyor. Sonrasında ise süt kaynatılarak peynir yapılıyor. Koçerler, peynirin kilosunu da 20 TL’ye satıyor.

    “MERA KİRASI DEVLET ELİYLE 3 KATINA ÇIKARILDI”

    Şavaklı koçerlerden 53 yaşındaki Aziz Benler, koçerlik yaparak geçimlerini ve yaşamlarını sürdürdüklerine değindi. Bahar ayları sonrası kuzuların büyümesiyle hayvanlardan süt sağmaya başladıklarını belirten Benler, bu yıl ki ağır masraflardan ve kuraklıktan şikayetçi.

    Mera kiralarının devlet eliyle üç katına çıkarıldığından yakınan Aziz Benler, “Kendimi bildim bildim bu işi yapıyorum. 1 aydır bu yayladayız. Peynir para etmiyor. Yaptığımız peynirleri tüccara satıyoruz. Bu işin zahmeti çok. Kimse halimizi sormuyor. Devlet bu yayla için bizden 701 bin TL kira alıyor. Yemin kilosu şu an 3 lira olmuş durumda. Çocuklarımızın cevabını nasıl vereceğiz bilmiyoruz. Üstüne kuraklık var ot yeterli değil. Suyumuz da bu sene yok” diyor.

    “NE YAĞMUR NE DE OT VAR”

    47 yaşındaki Mahir Benler ise koçerlik yanında ayrıca gelen peynirleri kantarda tartıyor, Elazığ’daki soğuk hava deposuna göndermek üzere çadırda depoluyor.

    Yağmurun az yağması nedeniyle otların yetişmediğini söyleyen Mahir Benler, kuraklık ile birlikte daha yükseklerdeki yaylalara göç etmek zorunda kaldıkların getiriyor. Geçen senelere göre masraflarının 2 kat arttığına vurguda bulunan Mahir Benler,  “Uzun yıllardır beri yaylacılık yapıyorum. Yaylacılar peynirlerini bana getiriyor. Burada tartıp Elazığ’a gönderiyorum. Sabah erkenden peynirler tartılıyor. Saat 10 gibi sürüleri sağmaya başlıyoruz. Sütü mayalıyoruz. 2 saat sonra tekrar hayvanları otlatmaya götürüyoruz. Bu işin zahmeti çok. Pertek’ten çıkarak Pülümür Bağır yaylasına geldik. Burayı kiraladık. 2 ay kalıp geri dönüyoruz. Devlet bu sene meraları iki katına kiraladı. Hayvanları buraya araba ile getiriyoruz, onun da masrafları bu sene arttı. Çobanlar geçmiş seneye göre iki katı fiyata çalışıyor. Gelsinler görsünler halimizi. 10 nüfusuz burada. Bu sene halimiz daha köyü. Ne yağmur ne de ot var” diye konuşuyor.

    “EMEĞİMİZ ÇIKMIYOR, YEM ÇOK PAHALI”

    Deniz isimli koçer ise yaylacılığın büyük zorlukları olduğuna işaret ediyor. Bütün gece dağlarda koyunlarını otlattıklarını söyleyen Deniz, “Sabah erken saatlerde hayvanlar yayladan geliyor, sağıyoruz. Gece tekrar otlatmaya götürüyoruz. Sabaha kadar otlatıyoruz. Buralarda ayı, kurt da var. Köpeklerimiz onları sürüye yaklaştırmıyor. Akşamları çok soğuk oluyor. Peynirin kilosunu 20 liraya satıyoruz. Emeğimiz çıkmıyor. Yemin kilosu 3 lira olmuş. Yaylanın kirası, çobanın parası derken bir şey kalmıyor” diyerek emeklerinin karşılığını alamadıklarını dile getiriyor.

    Ersin ÖZGÜL/DERSİM