Etiket: kod 29

  • 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 51. Yıldönümü: Mücadeleyi büyütelim-VİDEO

    15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 51. Yıldönümü: Mücadeleyi büyütelim-VİDEO

    PİRHA- Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi direnişlerinden biri olan 15-16 Haziran Direnişi’nin üzerinden 51 yıl geçti. DİSK, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 51. yıldönümünde Yeni Emek Çalışmaları Ofisi’nin katkılarıyla 15-16 Haziran 1970 İnteraktif Haritası hazırlarken, DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, 15-16 Haziran İşçi Direnişi’nin mirasıyla mücadeleyi büyüteceklerini söyledi.

    Türkiye işçi sınıfı açısından tarihi bir öneme sahip olan “15-16 Haziran İşçi Direnişi” 51’inci yıldönümünde.

    1967 yılında kurulan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve bazı bağımsız sendikalar işçi sınıfı içinde hızla örgütlenmeye ve ilgi odağı olmaya başlamıştı.

    1967 yılında sınıf sendikacılığını savundukları için Türk-İş’ten ihraç edilen sendikalıların Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) kurulmasıyla direnişinin ilk kıvılcımı yakıldı. DİSK çatısı altında örgütlenen işçilerin eylemi o dönem gittikçe büyüdü.

    1970’te, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapan tasarı, Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ortak imzasıyla kabul edilirken, yasa11 Haziran 1970’te onaylandı.

    POLİS KURŞUNUYLA 200 KİŞİ YARALANDI, 3 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

    Örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan yasanın onaylanması büyük tepkiyle karşılandı. Belki de Türkiye tarihinin en büyük işçi direnişinin fitili ateşlenmiş oldu.

    15 Haziran 1970’de 115 işyeri ve yaklaşık 75 bin işçiyle başlayan işçi direnişi, bir gün sonrasında 168 fabrikayı ve 150 bine yakın işçiye ulaştı.

    İstanbul merkezli direniş kısa bir sürede hem kenti hem de Kocaeli’nin tamamına yayıldı. Türk-İş’in örgütlü olduğu birçok fabrikadan da direnişe katılım oldu. 15 Haziran’da İstanbul ve Kocaeli’nde fabrikalar durdu. Her tarafta işçiler çeşitli yürüyüşler ve mitingler düzenleyerek, kent merkezlerine doğru yürüyüşler gerçekleştirdi. 16 Haziran’da polis işçilere müdahale etti. Polisin açtığı ateş sonucunda 2 işçi ve bir esnaf yaşamını yitirdi, 200 kişi de yaralandı.

    Eylemler devam ettiği sırada ülkede sıkıyönetim ilan edildi ve DİSK Kurucu Başkanı Kemal Türkler başta olmak üzere birçok sendikacı tutuklandı.

    Meclis’ten geçen yasa Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. Bunun üzerine yasa 9 Şubat 1972 tarihinde iptal edildi.

    DİSK kapatılırken birçok yöneticisi ve birçok işçi önderi tutuklanarak cezaevlerine konuldu. Sendikal örgütlenmeyi daha da zorlaştıracak işyeri barajı, il barajı, bölge ve ülke barajları konuldu.

    15-16 HAZİRAN 1970 İNTERAKTİF HARİTASI HAZIRLANDI

    DİSK, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 51. yıldönümünde Yeni Emek Çalışmaları Ofisi’nin katkılarıyla 15-16 Haziran 1970 İnteraktif Haritası hazırladı. 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’nin yıldönümü vesilesiyle hazırlanan çevrimiçi bir sergi olan 15-16 Haziran İnteraktif Haritası’nda, 15-16 Haziran işçi eylemleri, yürüyüş güzergâhı, işçilerin talep ettikleri, basındaki yansımaları harita üzerinde fotoğraflar, gazete kupürleri ve açıklayıcı yazılar eşliğinde takip edilebiliyor.

    “SAĞLIKLI, GÜVENCELİ BİR İŞ İÇİN YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

    15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 51. Yıldönümüne ilişkin PİRHA’ya konuşan DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin tarihi bir miras olduğunu belirterek, “ Bu mirasın üzerinden yürüyoruz. Sağlıklı, güvenceli bir iş için yolumuza devam edeceğiz” dedi.

    “ÜLKENİN DE, DÜNYANIN DA ASIL YÜKÜNÜ ÇEKEN İŞÇİLER VE EMEKÇİLERDİR”

    Göksoy, bugünde emeğe dönük hak gasplarının ve demokrasiye dönük saldırıların olduğunun altını çizerek, “Devlet-mafya-siyaset üçgeninin Türkiye’yi nerelere getirdiğini görüyoruz. Bugün holdinglerin borcunu silenler, işçilere katmerli zamlar ve vergiler yüklüyorlar, iş güvencesini askıya alıyorlar, Kod-29’la yüzlerce binlerce işçiyi işten çıkarıyorlar. Oysa bu ülkenin de, dünyanın da asıl yükünü çeken işçiler ve emekçilerdir” diye konuştu.

    “ZULMÜ REVA GÖRENLERE HEM SANDIKTA HEM DE ALANLARDA GEREKLİ DERSİ VERECEĞİZ”

    Göksoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Devlet-mafya-siyaset ilişkileri ortada. Buradaki ilişkiler, işçilerin, emekçilerin, çiftçinin, yoksulun, esnafın, kadının, gencin, daha da yoksullaşmasına neden olmuştur. Biz bu ülkenin gerçek sahipleriyiz. Bizim hakkımızı gasp eden, işçiyi, emeği, siyasetçiyi yok sayanlara karşı ortak bir duruşu, birlikteliği büyütmekten geçeceğine inanıyoruz. Emeğin ortak paydasında bize bu zulmü reva görenlere hem sandıkta hem de alanlarda gerekli dersi vereceğiz.”

    PİRHA /MERSİN

  • Kod-29 ile işten atılan belediye işçileri: Bu kirli lekeyi boşa düşüreceğiz

    Kod-29 ile işten atılan belediye işçileri: Bu kirli lekeyi boşa düşüreceğiz

    PİRHA- İzmir Valiliği’nin haklarında başlattığı güvenlik soruşturması sonrasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kod-29 gerekçesiyle işlerine son verdiği 16 işçi, belediye binası önünde eyleme başladı. 

    İzmir Büyükşehir Belediyesi bağlı olan İZENERJİ ve İZELMAN’da çalışırken İzmir Valiliği’nin haklarında başlattığı güvenlik soruşturması sonucunda 4 ay önce iş akitleri “ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış” olan kod-29 gerekçesiyle feshedilen DİSK/Genel-İş Sendikası üyesi 16 işçi, belediye binası önünde direnişe başladı.

    İşten çıkarılan işçiler,  haklarında tutulmuş tek bir tutanak olmamasına rağmen kod- 29 yani işyerinde ahlak ve iyi niyet kurallarını ihlal etmekle, tacizle, tecavüzle, sarkıntılıkla gibi suçlamalarla yaftalanarak işten çıkarıldıklarını söylediler.

    Anayasa Mahkemesi’nin kamuda çalışacak işçiler için güvenlik soruşturması şartını iptal ettiğini hatırlatan işçiler,  İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerine bu karara karşı direnmeye ve hukuksuz uygulamalara alet olmama çağrısında bulundu.

    “KOD-29 İLE BİZİ SUÇLAYAN BU KİRLİ LEKEYİ BOŞA DÜŞÜRECEĞİZ”

    İşten çıkarılan ve belediye önünde eylemde olan işçilerden Serkan İnan,  belediyelerde çalışan çok sayıda emekçinin istihbarat notları ve güvenlik soruşturması gerekçesiyle tasfiye edilmek istendiğine işaret etti.

    İnan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üzerindeki siyasi baskıyı işçileri suçlayarak üzerinden atmaya çalışmasının kabul edilemeyeceğine vurguda bulunarak, “İzelman AŞ’ de elektrik mühendisi olarak çalışıyordum. İşe 17 Ocak 2020 tarihinde başladım. 20 Ekim tarihinde 16 arkadaşımız ile birlikte tek taraflı iş akdimizin tek taraflı kod-29 ile  feshedildiği söylendi. Gerek bağlı olduğumuz kurum gerek ise sendikamız ile basın açıklamaları yaptık. Büyükşehir belediyesi bu süreç içerisinde hiçbir sorumluluk almak istemedi. Neden işten atıldığımıza dair herhangi bir bildirimde bulunmadı. 4 ay boyunca bu süreç kapatılmak istenilerek oyalanmaya çalışıldık. Bu süreç içerisinde bizlere çeşitli vaatlerde bulunuldu. Açılan davalarda ise belediyenin bu işten çıkarılma sürecinde taraf olduğunu gördük. Bizim güvenlik soruşturması ile işten çıkarılmamız tamamen bir safsata. Belediye bu dönemde üzerindeki siyasi baskıyı işçileri suçlayarak üzerinden atmaya çalışıyor. Ataşehir Belediyesi’nden de birçok işçi arkadaşımız işinden çıkarıldı. İşçilerin sokakta yaptıkları eylemler neticesinde CHP Genel Merkezi’nden 6 Nisan 2018’de belediyelere bir karar geldi. Kararda; işçilere yönelik yapılan güvenlik soruşturmaları subjektif olgulardır, belediyelerimizdeki yöneticiler bu subjektif olguları hiçbir şekilde ciddiye almamalı ve işçiler mağdur edilmemeli deniliyordu. İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimi sorumsuzca davranmıştır. Direnişimizin 3. günündeyiz. Eylemimizi işe iade edilene kadar sürdüreceğiz. Kod-29 ile bizi ahlaksız olmak ile suçlayan ama hakkımızda tek tutanak olmamasına rağmen bu sorumluluğu bize yükleyen belediyenin bu kirli lekesini boşa düşürene kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.

    “CHP’Lİ BELEDİYELER BU HUKUKSUZLUĞA ALET OLMAMALI”

    İşten çıkarılan bir diğeri işçi Fırat Can Kalyon ise yargı kararı olmaksızın, keyfi olarak doğruluğu tartışılır istihbarata dayalı bilgilerle emekçilerin işinden edilmesinin bir tehdit sopasına dönüştüğüne dikkat çekti. Kalyon, CHP’li Germencik ve Ataşehir belediyelerinde güvenlik soruşturması sonrası işten çıkarılan işçilerin işlerine iade edildiği hatırlattı.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine bu hukuksuz karardan vazgeçmeleri çağrısında bulunan Kalyon şöyle konuştu:

    “Valiliğin gerçekleştirdiği güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması gerekçesi le iş akdimizin feshedildiği söylendi. Kıdemsiz, tazminatsız ve aynı zamanda ahlaksızlık, iyi niyeti suistimal ve her türlü yüz kızartıcı suçun olduğu bir madde ile işten çıkarıldığımızı gördük. Çalıştığımız süre boyunca hakkımızda tutulan tek bir tutanak dahi yok. O zamandan  bu yana hem iş mahkemesi hem de idari mahkemeye davalarımızı açtık. Son 1 senedir anayasa mahkemesi 657’ye tabi devlet memurlarını güvenlik soruşturmasına tabi tutan yasayı iptal ettikten beri bu soruşturma yapılmıyor. Devlet memurları için dahi geçerli olmayan soruşturma ki; biz adli sicil kayıtlarımızı alarak başladığımız halde bize nasıl yapılır? Hiç birimiz hakkında elle tutulan, somut delillere dayanan bir iddia yok. Valiliğin yaptığı birkaç soruşturma ve bu soruşturmaya binaen istihbarat notları var. Hiç birimiz hakkında ispatlanmış bir suç yok. Bu yasa dışı bir dayatmadır. Belediyelere bu dayatma gelse dahi bunu insanların ekmeği ile oynama gerekçesi yapmamaları, direnmeleri gerekiyor. Yasada işçinin çalışma ve taşıması gerektiği şartlar bellidir. Buradaki bütün arkadaşlar bu şartları taşıdıkları için iş başı yaptı. Sosyal belediyecilik anlayışında olduğunu iddia eden CHP’li belediyeler buna alet olmaması gerekiyor. Bu hukuksuz dayatmalara da direnmeleri gerekiyor. İnsanları basın açıklamalarına katıldı, demokratik haklarını kullandı diye fişleyemezsiniz, en tabi hakkı olan çalışma hakkını elinden alamazsınız. Çağrımızı belediyeye yapıyoruz; gelin bu hukuksuz karardan vazgeçin ve bizi işimize başlatın.”

    “Kod-29 işveren için güçlü bir enstrümandır” diyen ve belediye binası önünde direnişte olan bir diğer işçi Mehmet Aker de İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’in siyasi iradeye gösterip kendilerine işlerine iade etmesi çağrısında bulunarak, “Yaklaşık 8 ay büyükşehir belediyesinde çalıştım. 4 ay önce işyerimiz olan İzenerji’den aranak iş akdimizin feshedildiği söylendi. Gerekçe olarak güvenlik soruşturması önümüze konuldu. Bir eylemlilik süreci başlatmıştık. İzmir depreminden dolayı bu eylemlilik sürecine bir ara vermiştik. İşçi mahkemesi ve idari mahkemeye başvurularımız yapıldı. Valiliğin güvenlik soruşturması sonrası da belediye bizleri kod-29 yaftası ile işimizden etti. Bu temel insan haklarına aykırı bir durum. İnsanların hem çalışma hakkını gasp ededen hem de rencide eden bu tutumu kabul etmiyoruz. Kod-29 işveren için güçlü bir enstrümandır. Hiçbir uyarı yapmadan ve tazminat ödemeden işçiyi kapının önüne koyabilir. Ayrıca bu şirketlerde çalışan insanların güvenlik soruşturmasına tabi tutulamayacağına dair anayasa mahkemesi kararları var. Bu süreçte bu kararın referans olarak alınmasını talep ediyoruz. Hakkımızı sonuna kadar da arayacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’den talebimiz siyasi iradeye gösterip bizi işimize tekrar iade etmesidir” ifadelerini kullandı.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR