Etiket: kolora virüsü

  • Tarım Orkam Sen, Covid-19 virüsünün yayılmasının nedenini açıkladı

    Tarım Orkam Sen, Covid-19 virüsünün yayılmasının nedenini açıkladı

    PİRHA-Tarım Orkam Sen Genel Merkezi koronavirüs salgınına karşı bir basın bildirisi yayımladı. Bildiride, koronavirüsün yayılmasında neo-liberal politikaların yarattığı savaş, yoksulluk ve göç kadar, sağlıksız tarımsal üretim, sağlıksız kentleşme, ekolojik tahribat, iklim krizi ve yetersiz/sağlıksız gıda sorununun da ciddi anlamda etkili olduğunun altı çizildi.

    Tarım Orkam –Sen Genel Başkanı Hamit Kurt imzasıyla yayınlanan basın bildirisinde, “Ormanların ve doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi, canlıların doğal yaşam alanlarını değiştirmeye zorlamakta, bu da enfeksiyon etkenlerinin yaygınlaşmasına neden olmaktadır ” denildi.

    COVİD-19 YAYILMASININ NEDENİ SAVAŞ, YOKSULLUK VE GÖÇTÜR”

    Bildiride şunlara dikkat çekildi:

    “Ciddi bir sağlık tehditi olan koronavirüsün (covid-19)  yayılmasında neo-liberal politikaların yarattığı savaş, yoksulluk ve göç kadar, sağlıksız tarımsal üretim, sağlıksız kentleşme, ekolojik tahribat, iklim krizi ve yetersiz/sağlıksız gıda sorunu da ciddi anlamda etkili olmuştur.

    Ormanların ve doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi canlıların doğal yaşam alanlarını değiştirmeye zorlamakta, bu da enfeksiyon etkenlerinin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Nitekim belirli bölgelere özgü kabul edilen patolojilerin farklı bölgelerde görülmesi, enfeksiyon taşıyan canlıların sayı ve davranışlarındaki farklılaşmalardan dolayı olmaktadır. Diğer yandan iklim krizi, doğa olaylarının sıklığı ve şiddetinde değişikliğe neden olmakta ve biyo çeşitliliğin azalmasına yol açmaktadır. Bu olumsuzluklar salgın hastalıkların seyrinde ve sayısında farklılaşma yaratmakta ve “insan-hastalık” etkileşimini değiştirmektedir.

    EKOLOJİ DÜŞMANI POLİTİKALAR HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR”

    Ekoloji düşmanı politikalarda ısrar edilirse, bugünküne benzer salgın hastalıkların önümüzdeki yıllarda da halk sağlığını tehdit etmeye devam edeceği gün gibi ortadadır. Diğer yandan, halk sağlığında sadece insanlara odaklanmak eksik ve hatalı bir yaklaşımdır. Hiçbir salgın/hastalık doğa ve çevreden bağımsız değildir. Enfeksiyon hastalıkları ile mücadele konusunda hayvan ve çevre sağlığı başta olmak üzere doğada bulunan her canlının sağlığı da göz önüne alınmalı; çevre bilimciler, veteriner hekimler, bitki sağlığı uzmanları ve biyologlar gibi farklı bilim dallarından uzmanlar ile işbirliği içinde olunmalı, alandaki sendikalar,  odalar ve demokratik kitle örgütleri ile birlikte hareket edilmelidir.

    DOĞADA BULUNAN HER CANLININ SAĞLIĞI GÖZ ÖNÜNE ALINMALIDIR”

    Ancak gerek hükümetin geçen hafta  açıkladığı tedbir paketinden, gerek dün  Batman, Lice, Eğil, Silvan ve Ergani Belediyelerine kayyum atanmasından anlaşılıyor ki siyasi iktidar hala işin sağlık ve insani boyutundan çok siyasal hesaplarını ve önceliklerini esas almaktadır. Bilindiği üzere tedbir paketin içinde;  patrona, sermayeye, tüccara teşvik, af, erteleme, yeni fon kaynakları, çiftçiye, üreticiye, yoksul halka ise yeniden borç sarmalı, hak değil yine vicdana ve acımaya dayalı yardım, sabır ve dua var. Bu yaklaşım çözüm olamayacağı gibi, kaosun daha derinleşmesine sebep olur.”

    TÜM ÇALIŞANLAR ÜCRETLİ İZİNLİ SAYILMALIDIR”

    Bildiride, salgının çok daha vahim sonuçları ile karşı karşıya kalmamak için acilen alınması gereken tedbirler şöyle sıralandı:

    • Salgın hastalıkla bütüncül, şeffaf ve tutarlı bir mücadele yürütülmeli.
    • Sağlık, gıda, ilaç, temizlik, enerji ve iletişim alanında çalışanlar asgari sayıda dönüşümlü çalışmalı, diğer tüm çalışanlar ücretli izne ayrılmalı.
    • Halk sağlığı açısında çalışma zorunluğu olan herkese yemek, güvenli ulaşım, koruyucu malzeme verilmeli ve uygun çalışma saatleri sağlanmalıdır.
    • İşyerleri rutin olarak dezenfekte edilmeli, İsteyen herkese ayrımsız virüs testi yapılmalı.
    • Halk sağlığı direkt ilgilendiren haksız/hukuksuz bir şekilde KHK’lerle  ihraç edilen başta veteriner, gıda ve bitki uzmanları olmak üzere tüm  tarım emekçileri  hemen işlerine iade edilmelidir.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • ATO: Koronavirüse karşı önlemleri sıklaştırmalı, hazırlıkları hızlandırmalıyız-VİDEO

    ATO: Koronavirüse karşı önlemleri sıklaştırmalı, hazırlıkları hızlandırmalıyız-VİDEO

    PİRHA-ATO Koronavirüs salgınına karşı önlemlerin sıklaştırmasına ilişkin  yaptığı açıklamada “salgının diğer ülkelerdeki yayılma hızına bakıldığında önümüzdeki 1-2 haftanın çok kritik olduğu anlaşılmaktadır. Hasta sayısının hızla artabileceğini öngörerek, planlamaları ivedilikle yapmak ve gerekli önlemleri zamanında alarak uygulamak yaşamsal önemdedir” denildi.

    Haberin videosu;

    Ankara Tabip odası (ATO) koronavirüs salgınına karşı önlemlerin sıklaştırmasına ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın açıklamasını okuyan ATO Genel Sekreteri Ali Karakoç Yeni Koronavirüs (SARS-CoV2) enfeksiyonu ülkemizde biri Umre’den gelen olmak üzere 18 yurttaşımızda saptanmış bulunmaktadır. Hastalığın diğer ülkelerdeki yayılma hızına bakıldığında önümüzdeki 1-2 haftanın çok kritik olduğu anlaşılmaktadır. Hasta sayısının hızla artabileceğini öngörerek, planlamaları ivedilikle yapmak ve gerekli önlemleri zamanında alarak uygulamak yaşamsal önemdedir” dedi.

    “​Önlemleri zamanında almayan ülkelerde (İran ve İtalya’da) hastalık sağlık sisteminin taşımayacağı boyutlara hızla ulaşmış olup her gün yüzlerce hastanın kaybına yol açmaktadır.Öte yandan hastalıkla mücadelede, hastaların zamanında saptanması ve izole edilmesi, “sosyal uzaklaşma” önlemlerinin zamanında ve etkili olarak uygulanması ve sağlık hizmetlerinin hızla örgütlenerek hastaların tedavi edilmesi sayesinde hem hastalığın yaygınlaşması önlenebilmiş, hem de ölüm oranları azaltılabilmiştir.” diyen Karakoç, şunları ifade etti:

    “​Dünya deneyimlerinden öğrendiklerimiz bu salgını yönetmede yukarıdaki üç koşulun da sağlanmasının zorunlu olduğunu göstermektedir. Başka bir anlatımla (1) hastalık şüphesi taşıyanlara yeterince test yaparak hastaları ve temas ettiklerini saptayıp izole etmek, (2) yeteri kadar yapılan test sayesinde hastalığın toplum içinde yaygınlık derecesini doğru olarak belirleyerek uygun zamanlarda “sosyal mesafe”yi artıran önlemler almak suretiyle bulaş hızını azaltmak ve (3) sağlık sistemini hızla artan hasta sayılarına yanıt verecek biçimde organize edebilmek salgınla mücadelenin olmazsa olmazlarıdır. ​Türk Tabipleri Birliği henüz ülkede pozitif hasta saptanmadan önce de bu konularda hem kamuoyunu bilgilendirmiş, hem de sağlık idaresini uyarmıştı.

    “ÖNLEMLER ZAMANINDA ALINMALIDIR”​ 

    Karakoç, güncel durum itibarıyla sahadan elde ettiğimiz gözlemler yukarıda belirtilen koşulların hayata geçirilmesinde eksiklikler olduğu şüphesini doğurmaktadır. Buna karşın yeterince test yaparak hastalığın yaygınlığı saptanmalı, yaygınlığın derecesine göre “sosyal mesafe” önlemleri devreye alınmalıdır” diyerek şunları ifade etti:​

    “Öncelikle hastaların ve temas ettiklerinin saptanması ve Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi olarak kabul ettiği bu salgının ülkemizdeki yaygınlığının belirlenmesi için ulaşılmış olması gereken test sayısının çok gerisinde olduğunu belirtmek durumundayız. Bugüne kadar yaklaşık 7000 hastada test yapıldığını biliyoruz. Oysa salgınla mücadelede başarılı olan ülkelerin deneyimleri bu sayının çok daha üzerinde olmamız gerektiğini göstermektedir. Ayrıca tanı için gereken test kitinin üretim kapasitesinin haftada 2000 testin üzerine çıkarılması gerektiği de açıktır. Bakanlığın uygulanan test sayıları ile pozitif ve negatif çıkan test sayılarını günlük olarak kamuoyu ile paylaşmasını gerekli buluyoruz. ​Hastalıkla mücadelede başarı kazanmış ülkeler bu sonucu yeterince test yaparak ve test sonuçlarına göre de sosyal mesafe önlemlerini zamanında alarak elde etmiştir. Sosyal mesafe önlemleri insanların birbirlerinden daha uzak durmaları (en az 1 metre mesafe, öksüren/hapşıran kişilerden en az 2 metre mesafe), enfeksiyon şüphesi olanların evde kalmaları,  hastalığın toplum içinde yaygınlaşmaya başladığı aşamada toplu bulunmayı gerektiren her türlü etkinlikten uzak durmayı içerir. Elbette bu önlemlerin zamanlaması ve sırası hastalığın toplum içinde yaygınlığına bağlı olarak planlanmalıdır. Öte yandan, önlemlerin zamanında alınmaması durumunda salgının yaratacağı sağlık bilançosunun katlanarak büyüyeceği unutulmamalıdır.”

    “TÜM SAĞLIK HİZMETLERİ ÜCRETSİZ OLMALI, HAPİSHANE VE ASKERİ KIŞLALARA ÖZEL OLARAK İZLENMELİDİR”

    Sağlık sistemi salgına hazır hale getirilmesi ve sağlık çalışanlarına yönelik koruyucu önlemler alınması gerektiğini belirten Karakoç, Hapishane ve askeri birliklerin günümüzde hizmet alanının özgünlüğünü bilen ve bunun eğitimini almış hekim ve sağlık çalışanları olmadığı için salgın riski yüksek bu yaşam alanları olduğu için özel olarak izlenmesi gerektiğine dikkat çekip, şunları söyledi:

    “Salgın süresince Genel Sağlık Sigortası kapsamı dışında kalanlar kapsama alınmalı, her türden katkı/katılım payı uygulamaları kaldırılmalıdır. 60 yaş üzerindeki sağlık çalışanları risk altında olduğundan çalışma koşulları onları koruyucu biçimde yeniden düzenlenmelidir ve talepleri halinde 60 yaş üzerindeki hekimler ücretli izinli sayılmalıdırlar. Hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının sağlıklarını korumak ve nitelikli iş yapmalarını sağlamak açısından bu süreçte fazla mesai uygulamasından vazgeçilmeli, dinlenebilmeleri, kendilerine ve ailelerine  zaman ayırabilmeleri sağlanmalıdır. Hekimlerin salgın boyunca performans ücretlendirmesinde tabii tutulmaması, en üst ücretten maaşlarını alması sağlanmalıdır. Bu uygulama hekimlerin ve halkın sağlığı açısından önemlidir. Özelde çalışan hekimlere uygulanan ciroya yönelik ücretlendirme sonlandırılmalı ve maddi kayba uğramadan maaşlarını almaları sağlanmalıdır. Aynı zamanda özelde çalışan hekimlerin tatil günlerinde çalışmalarına son verilmelidir. Tüm sağlık kurumlarında onkoloji ve organ nakli hastalarına uygulanan izin hakkı idarecilerin keyfine bırakılmadan hekim ve diğer sağlık çalışanlarına da uygulanmalıdır. 12 yaş altında okul çağında çocukları olan hekim ve salık çalışanlarından ebeveylerinden birisine yıllık yoksa idari izin okulların kapalı olduğu süre içinde verilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Ankara SES Eş Başkanı Yalçınkaya’dan koronavirüsten korunmak için 14 talep-VİDEO

    Ankara SES Eş Başkanı Yalçınkaya’dan koronavirüsten korunmak için 14 talep-VİDEO

    PİRHA – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ankara Şube Eş Başkanı Kubilay Yalçınkaya, koronavirüs ile ilgili iktidarın yapması gerekenleri 14 maddede sıraladı. PİRHA’ya konuşan Yalçınkaya, “Ciddi riske maruz kalan sağlık emekçileri için mücadele ediyoruz” dedi. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şube Eş Başkanı Kubilay Yalçınkaya, koronavirüs salgını nedeniyle sağlık alanındaki taleplerini aktardı.

    Yalçınkaya, “Ankara il genelinde 81 yataklı tedavi kurumu 506 birinci basamaklı sağlık tesisine 86.644 sağlık ve sosyal Hizmet emekçisi çalışmaktadır. Bu salgına karşı genel olarak halkımızın sağlık hakkını gözeterek tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin de sağlığını korumaya yönelik yoğun bir şekilde çalışmaktayız” dedi.

    “ÜLKEMİZDE KRİTİK EŞİK AŞILMIŞTIR”

    Yalçınkaya, koronavirüs vakalarına ilişkin verileri şöyle aktardı:

    “Salgın özellik Avrupa kıtasında yaygınlaşarak artmaktadır. Nitekim komşumuz İran’da üç haftalık süreçte vaka sayısı 16.169 olmuş hayatını kaybedenlerin sayısı ise 988 olarak gerçekleşmiştir. Bugün itibari ile ülkemizde kritik eşiğin aşıldığı açıklanmıştır.

    Dünya Sağlık Örgütü, bu artış eğilimini fark ederek 3 Mart tarihinde dünya genelinde sağlık hizmetlerinin sunulması için aylık 89 milyon maske, 76 milyon eldiven 30 milyon önlük, 1.59 milyon koruyucu gözlük, 2. 9 milyon litre el dezenfektasyon ihtiyaç olduğunu bildirmiştir.”

    “CİDDİ RİSKE MARUZ KALAN SAĞLIK EMEKÇİLERİ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

    Sağlık çalışanlarının yaşadığı durumu anlatan Yalçınkaya, şunları kaydetti:

    “Bizim bu salgında ortaya koyduğumuz tavır ve ortaya koyduğumuz emeğe rağmen yöneticilerimizin bir şeyi yok saymaya çalışmalarıdır. Süreç böyle giderse sağlık çalışanlarının sağlığı ve güvenliği için daha ciddi bir tavır sergilemek kaçılmaz olacaktır. Bunun ötesinde bu taleplerin karşılanmaması ciddi riske maruz kalan sağlık çalışanlarının sağlığında sorunlara neden olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü bu açıdan sağlık yöneticilerine sağlık çalışanlarının sağlığı açısından ciddi sorumluluklar yüklemiş ve ülkeleri uyarmıştır.

    Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık çalışanları açısından güvenli çalışma ortamı yaratılmaması durumunda sağlık çalışanları hizmetten çekinme hakkı olduğunu vurgulamıştır. Yöneticilerin eksik olan öngörü yeteneğine biz sağlık emekçilerini kurban etmeyeceğiz. Bu alanda etkin önlemler alınıncaya kadar mücadele edeceğimizi tüm sağlık emekçilerine beyan ediyoruz.”

    SAĞLIK ÇALIŞANLARI İÇİN 14 TALEP

    Yalçınkaya, “Bu salgının samimiyetle önünün alınması için acilen 14 talebimizin karşılanması istiyoruz” diyerek talepleri şöyle sıraladı:

    *”Bu taleplerimiz uluslararası standartlarda. İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri çerçevesinde gerekli önlemler alınmalı,

    *Sağlık çalışanları güncel eğitimleri verilmeli ve şeffaf olunmalı. Tüm hizmet alanlardaki personelin koruyucu ekipmanlara ulaşımı sağlanmalı,

    *Tüm personelin periyotlar halinde kontrolleri bir tanı testi yapılmalı,

    *Havalandırma sistemlerinin güvenilirliği sağlanarak sağlık çalışanlarının bulundukları ortamda güvenli hale getirilmeli,

    *Risk durumundaki sağlık personelinin kronik hastalar, hamile engelli organ nakli ve kanser hastaları 60 yaş üstü hastaların amirlerin inisiyatifine bırakılmadan idari izinli sayılmaları,

    *Çalışanlara ulusal sosyal ve yönetsel anlamda destek verilmeli,

    *Çalışanların maddi koşulları desteklenmeli, ulaşım imkanları sağlanmalı,

    *Yönetim ve çalışanlar ve temsilcileri arasında işbirliği sağlanmalı, sağlık kurumlarının iş yükünü azaltıcı idari kararlar bir an önce uygulanmalı,

    *Fazla mesai dayatmasından vazgeçilerek sık molalarla çalışma saatleri kısa tutulmalı,

    *Ebeveynin ikisinin de sağlık personeli olması durumunda birisine izin hakkı verilmeli,

    *Acil durumda afet yönetmeleri iş sağlığı ve güvenliği mevzuatlarına uyulmalı.

    *Bugün itibari ile bu taleplerimizden sadece bir tanesi karşılık bulmuştur. Eğer bugün olduğu gibi görevimizi yapmaya devam etmemiz istiyorsa halk sağlığının korunmasının temelini sağlık çalışanlarının sağlığını korumaktan geçtiği unutmamalıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA