Etiket: konca kuriş

  • Mersin Kadın Platformu çıplak arama ve cinsel tacize tepki gösterdi- VİDEO

    Mersin Kadın Platformu çıplak arama ve cinsel tacize tepki gösterdi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, Konca Kuriş’in faillerinin serbest bırakılması ve gözaltında cinsel tacize uğrayan kadınlar için sokağa çıktı. Kadınlar, “Kadınları taciz eden, çıplak aramayı dayatan politikalarınızı kabul etmiyoruz. Kadın düşmanlığı ile bilinen Hizbullah üyeleri affedilirken, aynı gün kadınların, lubunyaların, gençlerin, gazetecilerin sokaklarda darp edilmesini, gözaltına alınmasını ve tutuklanmasını kabul etmiyoruz” dedi.

    Mersin Kadın Platformu, gözaltında cinsel şiddete uğrayan kadınlar ve Hizbullah tarafından katledilen feminist aktivist Konca Kuriş’in faiillerinin serbest bırakılmasına ilişkin eylem yaptı. Pozcu GMK Bulvarında yapılan eylemde “Çıplak arama işkencedir”, “Cihatçı katiller dışarıda, adalet arayanlar tutuklu”, “Cinsel şiddet suçtur” dövizleri taşınarak, “Konca Kuriş’in katillerini affederken, özgürlüğü savunan kadınlara cinsel şiddet uygulayan düzeninizden hesap soruyoruz” yazılı pankart açıldı.

    Basın açıklamasını platform üyesi Güneş Doğdu okudu.

    “KONCA KURİŞ’İN KATİLLERİ ARAMIZDA!”

    29 Mart’ta Konca Kuriş’in katili Hamit Çöklü’nün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yayınladığı af kararnamesiyle serbest bırakıldığını hatırlatarak sözlerine başlayan Güneş Doğdu, “Konca’nın katili sadece Hamit Çöklü değil, Konca’nın düşüncelerini, söylemlerini ve kadınların özgürleşmesini hazmedemeyen iktidar yetkilileri, dini kuralları erkil sisteme uyarlayan terör örgütü Hizbullah’ın önderleriydi. Esas katiller devlet tarafından korunurken, katil olarak cezalandırılan tek kişi Hamit Çöklü’de kadın düşmanı söylemleri ve politikalarıyla adeta kadınlara savaş açan AKP’li Erdoğan tarafından hastalıkları gerekçe gösterilerek serbest bırakıldı” diye konuştu.

    Doğdu, Konca Kuriş’in katillerinin serbest bırakıldığı tarihte kadın öğrencilerin polisler tarafından cinsel tacize uğrayıp tutuklanmalarının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

    “GÖZALTINDA TACİZE UĞRAYAN KADINLARI HER GÜN KONUŞACAĞIZ”

    Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestolarda gözaltına alınan genç bir kadının cinsel tacize uğradığına değinen Güneş Doğdu, şunları söyledi:

    “19 Mart’ta genç bir kadın, emniyet ifadesinde, erkek bir polisin kendisini taciz ettiğini ifade ederken, bir başka kadın ise çıplak aramaya maruz kaldıklarını ve bu arama esnasında özel bölgelerine dokunulduğunu dile getirdi. Emniyet Genel Müdürlüğü tacizin üzerini “mesnetsiz iftira” diyerek kapatmaya çalışırken, öte yandan da beyanda bulunan kadınlara dair soruşturma başlattığını açıkladı. sosyal medyaya yansıyan görüntüler, söz konusu tacizlerin boyutlarını teyit eder nitelikteydi.

    Pek çok kadın, sosyal medya hesabında eylem alanından çıkmak istediklerinde polislerin sosyal medya hesaplarını istediğini yazarken, bir çok kadın ise bunun fotoğraflarını paylaştı. Hal böyleyken, emniyetin mesnetsiz açıklamalarını değil, kız kardeşlerimizin beyanlarını ve sosyal medyaya yansıyan tacizleri esas alıyor ve mücadeleyi yükselttiğimiz sokaklardan bir kez daha sesimizi yükseltiyoruz: Gözaltında tacize uğrayan kadınları her gün konuşacağız. Gözaltında tacize uğrayan kadınları her gün konuşacağız. Gözaltında tacize uğrayan kadınları her gün konuşacağız.”

    “ÇIPLAK ARAMA CİNSEL İŞKENCEDİR”

    Gözaltında, hapishanede kadınların çıplak aramaya maruz bırakıldığını ve bunun cinsel işkence olduğunun altını çizen Doğdu, ” “Failin üniformalı olması, bunu devlet adına yaptığını iddia etmesi, “rutin uygulama” demesi bu gerçeği değiştirmeyecek. Bizler bu gün Konca’nın kabrinin başından değil, mücadeleyi yücelttiğimiz sokaklardan sesleniyoruz: Bir yandan kadın katillerini Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile affederken, cezasızlıkla ödüllendirirken öte yandan kadınları taciz eden, çıplak aramayı dayatan politikalarınızı kabul etmiyoruz. Kadın düşmanlığı ile bilinen Hizbullah üyeleri Cumhurbaşkanlığı’nın özel affıyla affedilirken, aynı gün kadınların, lubunyaların, gençlerin, gazetecilerin sokaklarda darp edilmesini, gözaltıa alınmasını ve tutuklanmasını kabul etmiyoruz” dedi.

    Gözaltında, hapishanelerde cinsel şiddete karşı her gün sokaklarda olmaya devam edeceklerini kaydeden Doğdu, “Sizin mesnetsiz açıklamalarınıza karşı sokaklarda kadınların sesini yükselteceğiz. Yalnız değiliz, çaresi değiliz. Kadın ve LGBTI+ düşmanı politikalarınıza karşı, örgütlü gücümüzle, evlerden, mahallelerden, kampüslerden, yurtlardan çıkarak sesimizi sokaklarda yükselterek direneceğiz” sözlerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Kadınların tavrı net: HÜDA PAR zihniyeti ile mücadele etmekten geri durulmayacak- VİDEO

    Kadınların tavrı net: HÜDA PAR zihniyeti ile mücadele etmekten geri durulmayacak- VİDEO

    PİRHA- HÜDA PAR’ın AKP listelerinden meclise vekil göndermesi kadınların cephesinde tepki ile karşılandı. Bu durum kaygı verici bulunsa da her zaman olduğu gibi kadınlar kararlılıkla mücadele etme konusunda net bir tavır koyuyor ortaya.

    Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) AKP listelerinden 4 milletvekilini meclise soktu. Partinin kadın politikaları ve bu yöndeki tutumu kadınlar tarafından tepkiyle karşılanıyor. Özellikle Hizbullah’ın işkence edip katlettiği Müslüman feminist yazar Konca Kuriş’in yaşamış olduğu Mersin’den vekil çıkması kadınlarda üzüntüyle karışık öfke yarattı. Ancak kadınlar her şeye rağmen en iyi bildikleri şeyi yapmaktan vazgeçmeyeceklerinin altını çizdiler: Mücadele etmek.

    “CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ KADINLAR İÇİN HAYATİ”

    CHP Mersin Kadın Kolları Başkanı Gülşah Yıldırım Genç’e göre, HÜDA PAR’ın mecliste temsiliyet alması özellikle genç kadınlarda kaygı yarattı. Cumhuriyet rejiminin tam tersini savunanların mecliste olduğunu belirten Genç, “Karşımızda Hizbullah terör örgütünün siyasi uzantısı olan HÜDAPAR var. Bu partinin kadın düşmanı söylem ve politikaları ortada. HÜDA PAR’ın mecliste olması özellikle genç kadınlarda bir endişeye sebep oldu ama bu kaygıları sandığa gidip irade göstererek, iradelerine sahip çıkarak boşa çıkarabilirler” dedi.

    28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin kadınlar için hayati önem taşıdığına değinen Genç, “Ya özgür ve eşit bir şekilde yaşayacağız ya da kadınları eve hapseden, kazandığımız haklarımızı elimizden alan, kadın düşmanı bir zihniyetle yaşayacağız. Konca Kuriş’i katleden zihniyete mi oy vereceğiz yoksa kadın hakları diyen bir lidere mi oy vereceğiz diye düşünerek sandığa gidilmeli” şeklinde konuştu.

    Genç; kadın erkek eşitliğini savunan, 6284 ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatacağını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu ile ülkeyi daha da karanlık bir girdaba sürükleyecek olan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki seçimde herkesin sandığa gidip oy kullanması çağrısında bulundu.

    AYHAN: BU TEHLİKEYİ KADIN BİRLİĞİ İLE AŞACAĞIZ

    Demokratik Aleviler Derneği (DAD) Mersin Eş Başkanı Hülya Ayhan, HÜDA PAR’ın mecliste olmasını kadınlar açısından büyük bir tehlike olarak görüyor.

    Seçim sürecindeki propagandalarının kadın düşmanlığı üzerinden yürütüldüğünü hatırlatan Ayhan, “Partilere baktığımız zaman yalnızca Yeşil Sol Parti’de fazla kadın vekil sayısı var. Diğer partilerin kadın vekil sayısı oldukça düşük bu da kadın politikalarına dair bize çok şey söylüyor. Kadınların her zaman işi çok zor olmuştur. Her iktidar değişiminde kadınlara düşen şey mücadele etmek oluyor. Kadınlarla ilgili çıkacak olan dezavantajlı yasa sadece muhalif kadınlar için çıkmayacak. Görüşü ne olursa olsun bütün kadınları etkileyecek. Dolayısıyla kadınların her alanda birlikte mücadele etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    MÜCADELE VURGUSU

    Mor Dayanışma’dan Ayşegül Temur kadın düşmanı zihniyete karşı mücadele etmekten geri durmayacaklarının altını çizdi:

    “Kadınların kazanımlarına göz diken, ikincileştiren, kadınları bilboardlardan ve seçim arabalarından silen, İstanbul Sözleşmesi’ni yok eden, kadına şiddetin önünü açan hiçbir siyasi yapının mecliste olmasını istemiyoruz. Biz kadınlar mecliste feministlerin, sosyalistlerin olmasını ve erkek egemenliğinin bulunmadığı eşit temsil düzeyinde bir meclis görmek istiyoruz. Bunun için de mücadele etmeye devam edeceğiz. HÜDA PAR ve aynı zihniyet mecliste olsa bile biz kadınlar özgürlüğü, eşitliği, adaleti sağlamak adına mücadele etmeye devam edeceğiz”

    CUMHUR İTTİFAKI DEĞİL KADIN DÜŞMANI İTTİFAK

    Toplumsal Özgürlük Partisi’nden (TÖP) Zeliha Korkmaz, kadınların seçim süreci boyunca Cumhur İttifakı’nı Kadın Düşmanı İttifak olarak görüp o şekilde çalışma yürüttüklerini dile getirdi. Aynı zamanda mecliste HÜDA PAR, MHP, AKP gibi kadın düşmanı politikalar üreten partilerin karşısında sosyalist feminist kadın milletvekillerinin varlığının önemine de dikkatleri çekti:

    “Bu kadın vekiller kadın hareketi ile meclis arasında bir köprü konumundalar. Sokakta verdiğimiz mücadeleyi onlar meclise taşıyacaklar. Daha sağ, daha muhafazakar, daha erkek bir meclis profili var karşımızda. Bu profil karşısında kadın mücadelesi de daha sert ve çetrefilli bir mücadele arenasına dönüşeceğini ön görüyorum”

    KORKMAZ: UMUT HER ZAMAN DİMDİK AYAKTA

    Seçimi örgütleyen, sorumluluk duygusuyla Türkiye’yi dönüştürmek isteyen kadın hareketinin 2. turda da aynı sorumluluğu yerine getireceğini ifade eden Zeliha Korkmaz, kadınlara şu çağrıda bulundu:

    “Biz artık bir ölüm kalım savaşı veriyoruz. Bu bilinçle kadınlar örgütlenerek sokaklardan vazgeçmeyecektir. Devlet- erkek şiddetinin arttığı OHAL ve pandemi sürecinde dahi kadınlar her zaman sokaktaydı. Bugün biz daha sağ bir meclisle karşı karşıya kalmış olabiliriz. Ama ne olursa olsun hak ve eşitlik mücadelesini vermekten geri durmayacağız. Tüm kadınları seçimde irade koymaya, kadın düşmanı zihniyeti yerle bir etmeye davet ediyorum. Umut her zaman dimdik ayakta”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

     

  • Kadınlar sandıktan İstanbul Sözleşmesi ve eşitlik çıksın istiyor- VİDEO

    Kadınlar sandıktan İstanbul Sözleşmesi ve eşitlik çıksın istiyor- VİDEO

    PİRHA- 14 Mayıs seçimine sayılı günler kala kadınların gündeminde öncelikli olarak kazanılmış haklara yapılan saldırılar ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi var. Kadınların ortak dileği, sandıktan kadından yana politika üreten anlayışın çıkması yönünde.

    Türkiye’de milyonlarca yurttaşın kaderini etkileyecek olan 14 Mayıs seçimlerinde geri sayım başladı. Tüm partilerde hummalı bir çalışma sürerken, seçmen sayısının yarısını oluşturan kadınlar cephesinde de aynı çalışma temposunu görmek mümkün. 21 yıllık AKP iktidarında hemen her gün farklı konularda mücadele etmek zorunda kalan kadınlar için 14 Mayıs’taki seçim oldukça önemli bir yerde duruyor. AKP iktidarı döneminde eşitsizliğin tavan yaptığı görüşünde hemfikir olan kadınların seçime dair beklentileri de, kadın sorunları ekseninde dönüyor.

    Öte yandan milletvekili aday listelerinde kadın temsil oranını düşük bulan seçmen kadınlar, siyasette erkek çoğunluğun baskın olmasından memnun değil. Kadınlar, siyasette daha fazla  kadının yer alması yönündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyor.

    KADINLARIN SEÇİM GÜNDEMİ: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

    Kadınların seçime ilişkin taleplerinde öncelikli olarak kazanılmış haklara yapılan saldırılar ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi var.

    Mersin’de kadına yönelik şiddet alanında mücadele eden Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden iktidara kadınların oy vermeyeceğini söyleyerek, “Biz kadınların 14 Mayıs’tan yana büyük beklentileri var. Çünkü kazanılmış haklarımızın 20 yıllık süreç içerisinde geriye gittiği, kadınların yaşam alanlarına müdahale edildiği bir atmosferdeyiz. Kadınların sözlerinin yasaklanmaya çalışıldığı, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiği, 6284’ün pazarlık konusu yapıldığı bir seçimle yüz yüze bırakıldık” dedi.

    CHP Mersin İl Kadın Kolları Yöneticisi Gülşah Aslan da aynı vurguyu yaparak şunları söyledi:

    “Cumhuriyet tarihindeki en karanlık ittifaka karşı kadınların birleşmesi ve 14 Mayıs’ta bu zihniyete cevap vermesi gerekiyor. Önceliğimiz İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere kazanılmış haklarımızı yeniden elde etmek elbette ki. İnanıyorum ki 15 Mayıs, aydınlığa adım attığımız bir gün olacak. Ama gerçek mücadelemiz seçimden sonra başlıyor”

    “KONCA KURİŞ İÇİN OY KULLANACAĞIZ”

    Günebakan Kadın Derneği Üyesi Zübeyde Akpınar, ise, HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı ile olan ortaklığına dikkatleri çekerek, “Karşımızda kadınların kazanılmış haklarına göz dikmiş, cinsiyetçi bir ittifak var. Bütün siyasi pazarlıkları içinde kadın hakları bulunuyor Bu yüzden en çok kadınların seçime sahip çıkmaları gerektiğini düşünüyorum. Bizim için varlık yokluk seçimi. Gonca Kuriş için oy kullanmalıyız. Gonca’nın katilleri şimdi meclise girme çalışması yapmaktalar. Kadınlar kolay vazgeçmeyecekleri için bu seçimde iktidarın değişmesinde büyük rol oynayacaklarını düşünüyorum” sözlerini kullandı.

    İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu Sözcüsü Zeynep Benli de seçim sisteminin erkekler tarafından kurulduğunu belirterek, “Seçim sistemi erkekler tarafından kurulmuş, kadınlar da bunu yıkmaya çalışıyor. Biz kadınlar çok önceden başladık mücadeleye ve bu mücadelenin nüvelerini bu seçimde göreceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ PİRHA

  • Cumartesi Anneleri 752. haftada Konca Kuriş için adalet istedi-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 752. haftada Konca Kuriş için adalet istedi-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 752. haftasında Hizbullah tarafından kaçırılıp 38 gün işkence gördükten sonra vahşice katledilen Konca Kuriş için adalet istedi.

    Haberin Videosu

    Cumartesi Annelerinin sembolü olan Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması üzerinden tam bir yıl geçti. Cumartesi Anneleri bu haftaki eylemini de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta gerçekleştirdi. Açıklamada geçtiğimiz gün hayatını kaybeden 39 yıldır oğlu Hayrettin Eren için mücadele veren Cumartesi Annesi Elmas Eren de anıldı.

    Bu haftaki basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kız kardeşi Maside Ocak okudu. Ocak Hizbullah tarafından öldürülen Konca Kuriş ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

    “AĞIR TEHDİTLERİN HEDEFİYDİ”

    “37 yaşındaki 5 çocuk annesi Konca Kuriş Mersin’de yaşıyordu. Mütedeyyin bir kadındı. 90’lı yıllarda din adına kadın haklarının ihlal edilmesine itiraz ediyor, cinsiyetle ilgili baskı ve sömürüyü sorguluyordu. Cesur söylemi onu ana akım medyada popüler hale getirirken ağır tehditlerin de hedefi yapmıştı. Konca Kuriş, 1998 yılının 16 Temmuz’u 17 Temmuz’a bağlayan gece, evinin önünde eşini silahla etkisiz hale getiren 3 kişi tarafından kaçırıldı. Kuriş’i kaçıranlardan biri görgü tanıkları tarafından belirlenmesine rağmen bu kişinin yalnızca ifadesi alınıp serbest bırakıldı. Tüm arama çalışmalarına rağmen kendisinden haber alınamadı.

    “CANSIZ BEDENİNE 555 GÜN SONRA ULAŞILDI”

    Bir dönem devletin açıkça desteklediği, işlediği vahşi suçları cezasız bıraktığı Hizbullaha, 2000 yılında bir polis operasyonu gerçekleştirildi. Kanlı örgüt devlet açısından işlevini tamamlamıştı. Bu operasyonda Konca Kuriş’in izine rastlandı. Yakalananlardan biri Kuriş’in kaçırılması talimatını veren Hizbullah yöneticisiydi. Bu kişi polis sorgusunda Konca Kuriş’in Konya Meram’daki bir Hizbullah evinde aylarca tutulduğunu, 38 gün işkence gördüğünü, vahşice öldürüldükten sonra evin bodrumuna gömüldüğünü itiraf etti. Ailesi 555 gün sonra Konca Kuriş’in cansız bedenine ulaştı. Diş protezinden kendisini teşhis etti. Onu katledip bedenini kaybedenlerin de içinde olduğu Hizbullah sanıklarına verilen hapis cezasında ‘iyi hal’ indirimi yapıldı. 2011 yılında Yargıtay kararıyla yüzlerce vahşi cinayetin sanığı olan bu kişiler, uzun tutukluluk gerekçesiyle uluslararası hukuk göz ardı edilerek salıverildi. Tahliye sonrasında adli kontrol takibi yapılmayan Hizbullah’ın beyin takımını oluşturan sanıklar, kayıplara karıştı. Konca Kuriş için adalet sağlanmadı. Onu kaçırarak, işkence ile öldürenler, bedenini 555 gün boyunca kaybedenler hak ettikleri biçimde cezalandırılmadı.”

    “GALATASARAY’I GASP EDENLER BUGÜN HALKIN İRADESİNİ DE GASP ETTİLER”

    Ocak, son olarak şunları söyledi:

    “Galatasaray’ı bizden gasp edenler bugün de Mardin, Diyarbakır ve Van’da demokrasinin ilk şartı olan halkın iradesini gasp ettiler. Bu hukuksuzluğu eleştirmek için toplantı ve gösteri hakkını kullanmak isteyen yurttaşlara, güvenlik güçleri bize yaşatıldığı gibi doğrudan işkence niteliğinde müdahalede bulundu. İktidar; sistematik bir politika haline getirdiği ağır insan hakları ihlallerine ilişkin eleştirileri ve açıklamaları susturmak için, ülkeyi adeta bir işkence mekanına dönüştürdü. Türkiye iktidarın denetimsiz ve adaletsiz güç kullanımının felaketini yaşıyor. Susarak, itiraz etmeyerek bu felaketin suç ortağı olmayacağız.”

    “KURİŞ KATLEDİLEN İLK VE TEK MÜSLÜMAN BAŞÖRTÜLÜ FEMİNİSTTİ”

    Kuriş’in arkadaşlarından HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, şunları belirtti:

    “Kuriş, Müslüman başörtülü bir feministti. Kuriş’in sesi hala kulağımızda. Kadınca duruşunu gördüğümüz ilklerden biriydi. Erkekçi, dinci yapıların hazmedemediği bu kadın kimliğiydi. Bugüne geldiğimizde Konca Kuriş’in muhalefet ettiği egemenci erkekçi bu zihniyeti nerelere getirdiğini hepimiz görüyoruz. İşte bu zihniyetle kayyımın işgal ettiği yerlerde hedef alınan ilk yer kadın emeği ve kadın mücadelesiydi.

    Kayyımlarla atanan kadın emekleri ve temsiliyeti başta olmak üzere kadın cinayetlerinden Emine Bulut hadisesi yüreğimizi yakmıştır. Konca Kuriş bugün yaşasaydı dini istismar eden bu zihniyete karşı bugün de mücadelesini vermeye devam edecekti. Katillerin aklanmasına itirazımız var. Bugün Konca Kuriş’i katleden katillerden hiçbiri cezaevinde değil. Konca Kuriş’in ve bütün kadın katillerinin de hesap vermesinin peşinde olacağız. Yıllardır Konca Kuriş’i unutmayan tekbir kurum oldu: Cumartesi Anneleri. Bütün kadın düşmanlarının hesap vermesi için birlikte mücadele edeceğiz.”

    “ANNEM 47 YAŞINDAN SONRA BU ÜLKEYİ TANIDI”

    Geçtiğimiz günlerde son yolculuğuna uğurlanan Cumartesi Annesi Elmas Eren’in kızı İkbal Eren, annesi için şunları söyledi:

    “Annemin beş evladı vardı. Annem devletine çok güveniyordu ama 1980’de annemin bir evladını devlet çaldı. Annemin 80’den sonra hayatında başka bir dönüm vardı. O gün 47 yaşındaydı annem… O çok güvendiği devlet kapıları birer birer yüzüne kapandı. Annem 47 yaşından sonra bu ülkeyi tanıdı. Bize mücadeleyi öğretti. 1995’ten sonra Cumartesi Annesi oldu. Annem umudunu hiç yitirmedi. Mücadelesinden hiç vazgeçmedi. Biz buradan annelerimizi, babalarımızı bu şekilde uğurluyoruz. Berfo Anne, Kiraz Şahin… Devletten alacaklı olarak gittiler. Artık biz onların mücadelesinin devamıyız. Asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “GÖZÜN ARKADA KALMASIN ELMAS’IM, ÇOCUKLARIN BANA EMANET”

    Daha sonra gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak‘ın, yaşamını yitiren Elmas Eren için gönderdiği mesaj okundu. Ocak mesajında, “Çocuklarım, kardeşlerim, arkadaşlarım. 24 yıldır acımızla birlikte baş etmeye çalıştığımız, birlikte ağladığımız, adaletin sağlanması için yan yana diz çürüttüğümüz yoldaşım Elmas’ın ardından, bugün yanınızda olup birlikte ona uğurlar olsun demeyi isterdim. Sağlık sorunlarımdan dolayı aranızda değilim. Arkadaşım Elmas’ı kaybettiğimiz günden beri hiçbir yere sığamıyorum. Devleti yönetenler hesap vermemek için hepimizin ölmesini bekliyor ama bir gün mutlaka hesap verecekler. Çünkü biz anneler ölsek bile, çocuklarımız, torunlarımız ve mücadele arkadaşlarımız kayıplar bulunup, adalete ulaşıncaya kadar susmayacaklar. Gözün arkada kalmasın Elmas’ım, çocukların bana emanet. Rahat uyu Elmas’ım, Hayrettin’i son nefesim kadar unutturmayacağım. Elmas’ım, Bir yıldır bizim olan, kayıplarımızın olan meydana gidemiyoruz diye yüreğin parçalanıyordu ya. Sana söz o meydanda fotoğraflarımızı taşıyana kadar vazgeçmeyeceğim, vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    ELMAS ANNENİN BIRAKTIĞI MİRAS: UMUT

    Son olarak tekrar söz alan Maside Ocak, şunları ifade etti: “Elmas anne bundan birkaç yıl önce Galatasaray Meydanı’nda olan biz evlatlarına birer tane şal örmüştü. ‘Bana bir şey olursa. Benden size hatıra kalsın’ demişti.  Bu ülkede cezasızlığın önünde bir kalkan varsa, bizlerin önünde bir kalkan varsa, bizim Galatasaray’a gidişimizi engelleyenler varsa, bizimde Elmas annenin ardından bize bıraktığı miras olan umut var. Bizimde Elmas annenin bıraktığı inancımız var. Bizim ne ellerimiz, ne gözlerimiz Elmas annenin ardından yalnız kalmayacak. Ve sizden, kaybedenlerden hesap sormaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL