Etiket: konser yasakları

  • Grup Yorum üyesi Çeçen: Baskılara rağmen halk için sanat üretmeyi sürdürüyoruz-VİDEO

    Grup Yorum üyesi Çeçen: Baskılara rağmen halk için sanat üretmeyi sürdürüyoruz-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin kültür-sanat alanındaki saldırılarının aralıksız devam ettiğini söyleyen Grup Yorum üyesi Murat Çeçen, “AKP iktidarı kendisine muhalif her kesime konser yasakları başta olmak üzere engellemeler çıkartıyor. Ama biz bütün baskılara rağmen halk için sanat üretmeye devam edeceğiz” dedi.

    Türkiye’de son yıllarda AKP iktidarının baskı politikalarından en fazla etkilenen alanlardan bir tanesi kültür-sanat çalışmaları oldu. Türkiye’de son yıllarda konserler engellendi, festivaller iptal edildi, sanatçılar hedef gösterildi, haklarında soruşturmalar başlatıldı.

    Son zamanlarda birçok etkinlik ve konser ‘milli ve manevi hassasiyetler’ gerekçesiyle, özellikle de sosyal medyada muhafazakarlar tarafından hedef gösterilip bir bir iptal ediliyor.

    Grup Yorum üyesi Helin Bölek ve İbrahim Gökçek, konser yasaklarının kalkması için ölüm orucunda hayatlarını kaybetmişti.

    Grup Yorum üyesi Murat Çeçen, AKP iktidarının konser yasakları politikasını ve kendi yaşadıkları baskıları PİRHA‘ya anlattı.

    “SALDIRILARA BOYUN EĞMEYECEĞİMİZİ GÖSTERDİK”

    AKP’nin kültür-sanat alanındaki saldırılarının aralıksız devam ettiğini söyleyen Murat Çeçen, “AKP iktidarı seçimden önce nasıl sanatçılara saldırıyorsa şimdi de saldırmaya devam ediyor. Kendisine muhalif her kesime konser yasakları başta olmak üzere engellemeler çıkartıyor. Bu yasaklamaların başında da Grup Yorum geliyor. Grup Yorum’a nefes aldırtmayacağız söylemleri her yerde kendisini gösteriyor. Saldırılar yeni değil Helin Bölek ve İbrahim Gökçek ile bu saldırılara karşı boyun eğmeyeceğimizi gösterdik. 7 Temmuz’da Sultangazi’de konserimizi gerçekleştireceğiz ve şarkılarımızı söylemeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    “AKP DİNDAR VE KİNDAR NESİL YETİŞTİRME POLİTİKASINI DEVAM ETTİRİYOR”

    Baskılara boyun eğmeyeceklerini ve halkın sanatçılığını yapmaya devam edeceklerini belirten Çeçen, şunları kaydetti:

    “Bütün sanatçıları Sanat Cephesi’nde birleşmeye çağırıyoruz faşizmin karşısında başka türlü kendimizi var edemeyeceğimizi görerek yaşıyoruz. AKP kindar ve dindar bir nesil yetiştirme politikasını tam hız devam ettiriyor. Adıyaman’da depremzede halkımızla dayanışmak için müzik dinletisi yaptığımız için üyemiz Rezzan Şengül’e soruşturma açıldı. Depremzede halkımıza şarkı söylemenin neresi suç olabilir. Ama biz bütün baskılara rağmen halk için sanat üretmeye devam edeceğiz. Sanatçılar baskılar karşısında birlik ve dayanışma içerisinde olmaları gerekmektedir.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • Aşık Selahattin Dündar: Faşist darbe dönemlerinde dahi sistematik bir yasak ve şiddet hatırlamıyorum-VİDEO

    Aşık Selahattin Dündar: Faşist darbe dönemlerinde dahi sistematik bir yasak ve şiddet hatırlamıyorum-VİDEO

    PİRHA – Aşık Selahattin Dündar süregiden konser yasakları ve sanatçılara yönelik şiddet eylemlerini yorumladı. Dündar, “Şiddet, toplumun aydınlık günlere ulaşmasını istemeyen bir zihniyetin sistemli bir şekilde uyguladı politikadan kaynaklıdır. Karşı durabilmenin belki de tek çaresi örgütlü olabilmektir” diye konuştu.

    İptal edilen Anadolu Fest etkinliği ile başlayan festival yasaklarıyla birlikte ülke genelinde çok sayıda sanatçının konserlerine de engellemeler getirildi. Sanat etkinliklerinin bir bütün olarak sekteye uğradığı 2022 yılı ayrıca müzisyenlere dönük saldırılarla da çokça anılır oldu.

    Sanat faaliyetlerine ilk darbe 9 Mayıs 2022’de, Eskişehir Valiliği tarafından yapıldı. 10-24 Mayıs 2022 tarihleri arasındaki konser, şenlik ve festivaller de dahil olmak tüm etkinliklerin yasaklandığını duyurularak bu tarihler arasında olan Anadolu Fest etkinliğinin Eskişehir Valiliği tarafından yasaklanması tepkiyle karşılanmıştı. Yasağın gerekçesi ise “huzur ortamı ile kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin, genel asayişin korunması ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi” olarak açıklanmıştı.

    Devamında gelen süreçte 25 Mayıs 2022’de Melek Mosso’nun 3 Haziran 2022’de Isparta Gül Festivali’nde vereceği konser, dinci derneklerin baskısı nedeni ile valilik tarafından iptal edildi. Tarihler 10 Ağustos 2022’ye geldiğinde ise Burhaniye Kaymakamlığı, Zeytinli Rock Festivali’ni yasaklandı.

    Tarihler ilerledikçe Munzur Kültür ve Doğa Festivali de dahil olmak üzere sanatçı Aynur Doğan, Metin-Kemal Kahraman, Niyazi Koyuncu, İlkay Akkaya, Apolas Lermi, Mikail Aslan ve daha birçok sanatçının konserleri de benzer gerekçelerle engellendi ya da yasaklandı.

    DİNCİ ÇEVRELERİN YASAKLARDAKİ ETKİSİ!

    Müzik yasaklarının sinyali COVID-19 pandemisi kapsamında alınan önlemler arasında verilmişti. Müzik yayınına gece yasağı getiren AKP hükümeti, uygulanan müzik yasağını pandeminin sona ermesinin ardından da devam ettirdi.

    Müzik festivalleri ve konserlerin yasaklanmasına dair kararların ardından Müdafaa-i İslam Hareketi adlı oluşum da bu süreçte dikkatleri üzerine çekti. Dinci oluşum, sosyal medya hesaplarından 14 konseri kendilerinin iptal ettirdiklerini açıklamıştı.

    “SİSTEMLİ BİR ŞİDDET SÖZ KONUSU”

    Konser yasaklamalarıyla birlikte müzisyenlere dönük saldırılar da gündemden düşmez oldu. Sahnede saldırıya uğrayan müzik emekçileri ya ağır yaralar aldı ya da canlarından oldu. Yasaklamaların ardında politik kararların olduğuna işaret eden Aşık Selahattin Dündar ise işin arka planını PİRHA için yorumladı.

    Halk müziği dalında uzun yıllardır emek veren Dündar, sanatçıların şiddetin odağında olduğu bir süreçten geçtiğine vurgu yaptı. Selahattin Dündar, müzisyenler neden böylesine şiddet eylemlerine maruz kaldıklarını şu sözlerle anlattı:
    “Bu konu bizim derin yaramız. Ajans olarak parmak bastığınız için teşekkür ediyorum. Halk ozanlığı, sanatçılar hangisi olursa olsun bunların tamamı toplumun birlik ve beraberlik harcıdır. Toplumun birlik ve beraberlik içerisinde olmasını istemeyen zihniyet, politika, odaklar, ister istemez bu harcı dağıtmak, engellemek için çaba sarf ediyorlar. Gördüğümüz bu olaylar birlik ve beraberliğe düşman olan odakların özellikle yaptıkları bir davranıştır. Elbette ki bu geçmişte de vardı. Çağlar öncesinden Seyyid Nesimi’yi, Hallac-ı Mansur’u, Pir Sultan Abdal’ı hatırlayalım. Ama o dönemlerde bu derece sistemli değildi. Şimdi olabildiğince sistemli bir şiddet söz konusu.

    Ağıtımda da söylemiş olduğum gibi yakın zamanda yaşamış olduğumuz Onur Şener olayı… Şişe kırığını silah yaparak katledilen Onur Şener, toplumun çok göz önünde olduğu için dikkat çekti. Aslında bizim bilmediğimiz, topluma, medyaya pek yansımayan, gözden ırak o kadar çok şey oluyor ki biz de biliyoruz. Ben aynı zamanda sanat kuruluşlarının hemen hemen çoğunun ya yönetimindeyim ya denetiminde ya da üyesiyim. Çok iyi biliyorum ki birçok benzer olay yaşanıyor.”

    “ŞİDDETİN SEBEBİ UYGULANAN POLİTİKALAR”

    Aşık Selahattin Dündar, “Şiddet vakalarının sebebi bir politikanın sonucudur” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şiddet, toplumun aydınlık günlere ulaşmasını istemeyen bir zihniyetin sistemli bir şekilde uyguladı politikadan kaynaklıdır. Konser, festival yasakları da bunun bir parçasıdır. Yani ne demek müziğin, festivallerin yasaklanmış olması? Herhangi bir sanatçının bir yerde vereceği konserin yasaklanmış olması? Yani bunun bir tek izahati var; insanların bir araya gelip, kaynaşmasını, birliği, beraberliği, barışı haykırmasını engellemektir. Başka da bir şey değildir. Dolayısıyla 50 yıldır sahnede bir fiil ozan olarak ve aynı zamanda bir eğitimci olarak gözlemlediğim budur. Atatürk aydınlığını istemeyen zihniyetin, o aydınlığı engellemek, karanlığa çevirmek için gösterdikleri bir çaba ve politikadır.”

    “KARANLIĞA MAHKUM ETMEK İÇİN SİSTEMLİ BİR POLİTİKA VAR”

    Günümüz yasaklamalarını darbe dönemlerindeki politikalarla da kıyaslayan Selahattin Dündar, iktidar nezdinde alınan kararların “sistemli bir politika” sonucu olduğunu vurgulayarak şunları aktardı:

    “12 Mart 12 Eylül darbelerini Yaşımız gereği yaşayarak geldik. 1972 yılından beri sahnelere çıkıyorum. Sanat anlamında ele alacak olursak bu faşist darbelerin olduğu yıllarda bizler bunları yaşadık. İçeri atıldık, engellendik fakat bunlar çok bireyseldi, yani sistematik değildi. Her tarafta ‘müzik yasaklandı’ gibi bir bildiri o faşist darbe dönemlerinde hatırlamıyorum.
    Yani şu andaki gibi Bir tehlike arz etmiyordu Evet canımızı yakıyordu doğrudur ama ocağın yakışımız sadece bireysel şeylerdi. Örneğin ben içeri atıldıysam diyordum ki ‘Mücadelemize devam edin. Önemli değil, ben bunu çekerim’. Ama şimdi öyle değil. Tüm bu kitlenin yani bu yönde çaba sarf eden, aydınlığa doğru koşan, müzikle insanları eğiten, yönlendiren, bir araya getiren aydın, ozan, sanatçılarımızı bir anlamda karanlığa mahkum etmek için sistemli bir politika var. Aradaki fark bu. 70’i 80’li yıllardaki darbelerde bu tür eylemler daha bireyseldi şimdi ise daha sistematik ve çok daha tehlikelidir O nedenle Buna hep beraber göğüs germemiz ve karşı koymamız lazım.”

    “TEK ÇARE ÖRGÜTLÜ OLABİLMEK”

    Selahattin Dündar son olarak sanatçıların her şeyden önce örgütlü olmaları gerektiğini vurgulayarak “Çok güçlü bir şekilde durabilmenin belki de tek çaresi örgütlü olabilmektir. Yani 70’li, 80’li yıllarda da örgütlü olunduğu için bir anlamda başarıya ulaşılıyordu. O nedenle örgütlü olmamız gerekiyor ve aynı zamanda korku iklimini de kırmamız gerekiyor. Kesinlikle yılmadan mücadeleye devam etmemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İlgili Haberler:

    – Ahmet Özbek: İktidarın konser yasakları toplumun yaşam biçimine de müdahaledir

    Ataşehir Belediyesi, Mikail Aslan’ı konser programından çıkardı; sanatçıdan tepki!

     

  • Konseri engellenen bir yeni isim de Ali Doğan Gönültaş oldu!

    Konseri engellenen bir yeni isim de Ali Doğan Gönültaş oldu!

    PİRHA –Bingöl Üniversitesi yönetimi, Sanatçı Mikail Aslan’ın ardından Ali Doğan Gönültaş’ın da konserine engel getirdi. Üniversite yönetimi, daha önce 2 bin 500 TL olan salon ücretini 20 bin TL’ye çıkardığını duyurdu.

    Vali, kaymakam ve AKP’li belediyeler tarafından engellenen konser ve festival yasaklarına üniversite yönetimleri de dahil oldu. 29 Eylül’de Sanatçı Mikail Aslan’ın konserini engelleyen Bingöl Üniversitesi, son olarak Ali Gönültaş’ın da sahne almasını engelleyecek karar aldı.

    Ses sanatçısı ve CAN TV Programcısı Ali Gönültaş da Bingöl Üniversitesi’nin fahiş zam politikasının mağduru oldu. Üniversite yönetimi, Gönültaş’ın 26 Kasım’da yapmak istediği konserin daha önce 2 bin 500 TL olan salon ücretini 20 bin TL’ye çıkardı.

    “MÜZİK YAPMA MOTİVASYONU GİTTİKÇE ZORLAŞIYOR”

    Ali Doğan Gönültaş, sosyal medya hesabında konuya ilişkin açıklama yaptı. Sanatın sansürden daha güçlü olduğunu ifade eden Gönültaş, verilen kararı şu cümlelerle eleştirdi:

    “26 Kasım’da Bingöl Üniversitesi rektörlük salonunda yapmak istediğimiz konserin salon ücreti 20.000 TL. Daha önce 2.500 TL olan salonda, konser yapamazsınız demenin başka bir yolu budur.

    Sosyal medyada kişisel bir sorunumu paylaşmak tercih ettiğim bir durum değil; fakat müzik yapma motivasyonu gittikçe daha da zorlaşıyor bu memlekette. Bardağın dolu tarafına bakmak zor olsa buna mecburuz. Îfademiz (şiir, sinema, müzik…) bütün sansürlerden daha güçlü.”

    Bingöl Üniversitesi, sanatçı Mikail Aslan’ın 15 Ekim’de yapacağı konsere ilişkin de daha önce 3 bin TL’ye kiraladığı salonu 20 bin TL’ye çıkarmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ahmet Özbek: İktidarın konser yasakları toplumun yaşam biçimine de müdahaledir-VİDEO

    Ahmet Özbek: İktidarın konser yasakları toplumun yaşam biçimine de müdahaledir-VİDEO

    PİRHA – Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Ahmet Özbek, AKP hükümeti tarafından konser ve festivallerin yasaklanmasını değerlendirerek “Devleti yönetenlerin, vatandaşına bu kadar düşmanlık gösterdiği bir başka ülke bulmak mümkün değil. Yasaklarla aslında insanların yaşam biçimine müdahale ediyorlar” dedi. 

    Ülke genelinde ‘Kamu güvenliği ve sağlığı, toplumun huzuru, çevrenin korunması’ gerekçesiyle yasaklanan konser ve festivaller ‘Yeni Türkiye’nin de tarifi niteliğinde oldu. Günden güne artan yasaklar karşısında kültür sanat camiası itirazlarını sürdürse de iktidarın tutumunu daha da ileriye götürüp, sanatçı tutuklamalarına kadar vardırdı.

    Son dönemde pek çok kültür sanat etkinliğinin, valilikler ve kaymakamlıklarca yasaklanmasına bir tepki de KESK’e bağlı Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) Genel Başkanı Ahmet Özbek’ten geldi. Özbek, geçmişte “AKP iktidarı ile kol kola olan” birçok sanatçının günümüzde iktidarla yollarının ayrıldığının altını çizdi. “Bu süreç bir sirkülasyon” diyen Özbek, “AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana yol arkadaşlarındaki değişiklik sanatçı kesimlerine de yansıdı” dedi.

    “SANATA DÜŞMANLIK SÖZ KONUSU; YAŞAM BİÇİMİNE DE MÜDAHALE”

    Ahmet Özbek, siyasal iktidarın, kendisi gibi düşünmeyen herkesi hedef haline getirdiğini vurguladı. Özbek, AKP hükümetinin, sanata olan tutumunun aynı zamanda yaşam biçimine de müdahale anlamına geldiğini ifade ederek şu yorumda bulundu:

    “Gülşen’i de tutuklayacak kadar ileriye giden, kendinden olmayana karşı, sanata ve sanatçıya düşmanlık söz konusu. Bunun çok net görünen belirtileri ve sonuçları var. Kendisi gibi düşünmeyene, kendi yaşam biçimini, kendi ideolojisini savunmayan herkese aynı davranıyorlar. Birkaç gün önce sokakta özel sektörde çalışan öğretmene yaptıkları muamele ne ise kendisinden olmayan sanatçıya yaptığı muamele de o. Sanat ve sanatçıya karşı tutum aynı zamanda bir yaşam biçimine müdahaledir. İnsanların yaşam biçimine müdahale ediyorlar. Gülşen’e yapılan müdahale, Gülşen’in sahnedeki şarkılarından kaynaklı değil. Aslında yaşam biçiminden, giyiminden kaynaklı. Onun nasıl giyineceğine kendisi karar vermek istiyor. Gülşen’in sahnede hangi kıyafetle şarkı söyleyeceğine iktidar kendisi karar vermek istiyor. Doğal olarak bu yaşam biçimi müdahalesidir. İnsanların özgürlüklerine müdahaledir. Bu bir tek sanatçıya değil toplumun kendisine müdahaledir. Çünkü yapılan her sanatın toplumda bir karşılığı var. Onun gibi düşünen, yaşayan, yaşama onun gibi bakan herkesin yaşam biçimine müdahale demektir.”

    “YAŞAMIN BÜTÜNÜNE SİRAYET EDECEK DEĞİŞİMLER”

    Kültür Sanat-Sen Başkanı Ahmet Özbek, iktidar tarafından toplum yaşam tarzının değiştirildiğini söyleyerek “Kültür sanat, toplumda yaşam biçimini belirleyen unsurlardan birisidir. Toplumun kültürünü, yaşam biçimini, tavrını, tarzını belirleyen bir şeydir. Kültür ve sanatla başlayan değişim, toplumun tamamına ve toplum yaşamının bütününe sirayet edecek değişimlerdir. Doğal olarak da kültür sanat üzerinden yapılan müdahaleler bu sonuçları doğuracak müdahalelerdir” diye konuştu.

    “SEÇİMLERE DÖNÜK YATIRIMLAR”

    Ahmet Özbek, konserleri yasaklanan sanatçıların, muhalif duruşu olan isimler olduğunun altını çizerek “Engellenen festivallere de bakarsak o festivaller de daha çok muhalefet partilerinin belediye başkanlarının yürüttüğü bölgelerdeki festivaller. Kendi festivalleri, sanatçıları sahneye çıkmaya devam ederken muhalif duruşu olan ya da muhalif belediyeler tarafından organize edilen sanat festivalleri engelleniyor. Burada da yine yaşam biçimine müdahale ile birlikte muhalif belediyelerin hizmet getirmesini engellemek söz konusu. Bunların bütünü AKP’nin seçim politikalarının da bir sonucu diye düşünmek lazım. Yaklaşan seçimlere dönük yatırımlar yaptıklarını düşünebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Özbek ayrıca, iktidarın dayattığı kültür sanatın ise bir derinliğe sahip olmadığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Kültür sanatla ilgili çok büyük, değişik bir politikalarının olduğunu düşünmüyorum. Zaten cumhurbaşkanının kendi açıklaması var ‘kültür politikalarında başarılı olamadık’ diye. Bu aslında biraz da politikasızlıktan kaynaklıdır. İdeolojik yaşamları gereği zaten kültür ve sanatla ilgili bir politikaları da yok diye düşünüyorum.”

    VATANDAŞINA BU KADAR DÜŞMAN BİR BAŞKA ÜLKE MÜMKÜN DEĞİL”

    Ahmet Özbek, İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isim vermeden sanatçı Musa Eroğlu’nu hedef almasını da eleştirdi. “Musa Eroğlu yaptığı sanatla konuşulmalı” diyen Özbek şunları ifade etti:

    “Sanatçının kapalı bir ortamda söylediği söz, bırakalım bir sanatçıyı her kim olursa olsun söylediği bir cümle üzerinden hele ki Cumhurbaşkanı tarafından hedef gösterilmesi doğru değil. Cumhurbaşkanı hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını hedef göstermemeli. Gülşen de hedef gösterildi, özel sektörde çalışan öğretmenimiz de hedef gösterildi. Devleti yönetenlerin, vatandaşına bu kadar düşmanlık gösterdiği bir başka ülke bulmak da bence mümkün değil. Musa Eroğlu sanatıyla, sanatçı kimliği ile anılmalı, yaptığı sanatla konuşulmalı. Onun bir dost meclisinde söylediği doğru-yanlış her ne olursa olsun onun üzerine gündem yapılması, hele ki siyasetçiler tarafından gündem yapılması doğru değil.”

    “TOPLUMUN TAMAMI ORTAK BİR DURUŞ SERGİLEMELİ”

    Konser ve festival yasaklarına karşı toplumun ortak bir duruş sergilemesi gerektiğini söyleyen Ahmet Özbek, “Yapılan baskılar sadece sanata ve sanatçıya yapılan baskı değildir” diyerek şunları belirtti:

    “Toplumun, özgürlüklerine dönük, sıkıntılarına karşı ortak bir toplumsal duruş sergilenmesi gerek. Öncelikle ülkemizde hukuk egemen olmalı. Gülşen’in içeriye alınıp birkaç gün tutulmasının hiçbir gerekçesi yokken, Gülşen’i içeride tutan güç hukuk değildir. Ne zaman ki insanları içeri alacak ya da bırakacak güç hukuk olacak o zaman bu ülkede özgürlüklerden bahsetme şansımız olacak. Bu sebeple de toplumun tamamı ortak bir duruş sergilemeli, hukuku egemen kılmak için özgürlüklerine sahip çıkmak adına bir tek sanatçılarımız değil, toplumun tamamı bu hassasiyeti göstermesi gerekir.”

    YASAKLANAN KONSERLER!

    Son aylarda vali, kaymakam ve belediyelerce yasaklanan kimi konserler şunlardı:

    – Niyazi Koyuncu’nun 25 Mayıs’ta gerçekleştireceği konser Pendik Belediyesi tarafından iptal edildi.

    – Apolas Lermi’nin 29 Mayıs’ta Denizli’de, 11 Haziran ise İstanbul’da yapacağı konserler yasaklandı.

    – “Başkent Kültür Yolu Festivali”nde 11 Haziran’da sahne alacak olan Ara Malikian’ın konseri yasaklandı.

    – Zonguldak’ta 28-31 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan “Kozlu Müzik Festivali” iptal edildi.

    – Dersim’de, 21-24 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan “Munzur Kültür ve Doğa Festivali” iptal edildi.

    – Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından düzenlenen “Kazdağı Ekoloji Festivali” iptal edildi.

    – “Başkent Kültür Yolu Festivali”nde sahne alacak Güney Koreli müzisyen Mirae’nın konseri ‘eşcinselliği yaymayı misyon edinmiş’ bir grup olduğu gerekçesiyle iptal edildi.

    – “ODTÜ Uluslararası Bahar Şenliği” iptal edildi.

    – Aynur Doğan’ın Kocaeli ve Bursa’da gerçekleştireceği konserleri iptal edildi.

    – 17-21 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek olan ve 2005 yılından beri düzenlenen “Zeytinli Rock Festivali” iptal edildi.

    – Gökçeada’da 15 Ağustos’ta gerçekleşmesi planlanan Meryem Ana Panayırı iptal edildi.

    – 16 Mayıs’ta Muş’ta yapılması planlanan “Metin&Kemal Kahraman” konseri yasaklandı.

    -Sanatçı İlkay Akkaya’nın Adana Ceyhan’daki 30 Ağustos konserinden sonra Mardin Valiliği de sanatçının 24 Eylül tarihli konserini yasakladı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Opera sanatçısı Pervin Çakar’a da konser engeli!

    Opera sanatçısı Pervin Çakar’a da konser engeli!

    PİRHA – Opera sanatçısı Pervin Çakar, repertuarında Kürtçe eserler olması sebebiyle Mardin Artuklu Üniversitesi’nin konser salonu vermediğini aktardı.

    Yakın zamanda konserleri yasaklanıp, engellenen sanatçılara bir yenisi daha eklendi.

    Kürt opera sanatçısı Pervin Çakar, konser için başvuru yaptığı Mardin Artuklu Üniversitesi’nden olumsuz yanıt aldığını aktardı. Kürtçe repertuar sebebiyle salon temini yapılmadığını aktaran Çakar, sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

    “Mayıs ayında konser vermek için Mardin Artuklu Üniversitesi konser salonuna dilekçe yazdık. Rektör gayet olumluydu. Daha sonra konser repertuarımı istediler. Repertuarımda Kürtçe eserlerin olması sebebiyle bana konser salonunu vermediler. Şehrimde konser veremememin hüznünü yaşıyorum.

    Bir sanatçının repertuarında hangi diller var diye sorgulanmaz. Bu insanlık suçudur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Grup Yorum, konser yasaklarının kaldırılması için imza kampanyasına destek istedi

    Grup Yorum, konser yasaklarının kaldırılması için imza kampanyasına destek istedi

    PİRHA – İstanbul’da 9 Ağustos’ta Yenikapı Meydanı’nda yapmak istedikleri konser için yasağın kaldırılmasını isteyen Grup Yorum, konser yasaklarının kaldırılması için başlattıkları imza kampanyasına destek istedi. 

    Grup Yorum, 9 Ağustos’ta Yenikapı Meydanı’nda yapmak istedikleri konser için yasakların kaldırılmasını istedi.

    Grup yorum, yaptıkları yazılı açıklamada konser yasaklarının kaldırılması için başlatılan imza kampanyasına destek istedi.

    “ENİNDE SONUNDA BU KONSERİ YAPACAĞIZ”

    Açıklama şu şekilde:

    “Grup Yorum’un Konser Yasakları Kaldırılsın! 9 Ağustos Pazar günü Yenikapı Meydanı’nda yapacağımız Bağımsız Türkiye konserimiz, ilk önce İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. Ardından bu yasak kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi’ne yaptığımız itiraz reddedildi.

    Helin ve İbrahim, “konser yasakları kaldırılsın” talebiyle ömürlerini verdiler ölüm orucunda. Onlara söz verdik; konser yasaklarını kaldıracağız, meydanlarda milyonlarla buluşacağız.

    Biz inanıyoruz, eninde sonunda yapacağız bu konseri. Ölümsüz şarkımız Helin Bölek ve yıldızlı yüreğimiz İbrahim Gökçek de sahnemizin en güzel yerinde bizimle olacak. Bu kadar keyfi, bu kadar dayanaksız yasaklamalar; onların yarattığı görkemli direnişin eseri olan halkın güçlü dayanışması karşısında yenilecek. Bunun için, yine İbrahim’in sözleriyle sesleniyoruz sizlere: “Biraz emek, biraz vefa, haydi gayret, bir adım daha!”

    Konser yasaklarının kaldırılmasını, meydanların Grup Yorum’a açılmasını istiyoruz. Bunun için bir imza da siz verin. Verin ki, Helin ve İbrahim’e verdiğimiz sözü tutalım. Verin ki, aynı göğün altında milyonlarla yeniden çekelim halaylarımızı…” 

    PİRHA/ İSTANBUL