Etiket: kontrgerilla

  • ABF: Gazi Katliamı’nı gerçekleştiren kontrgerilla çeteler şimdilerde Suriye’de iş başında!

    ABF: Gazi Katliamı’nı gerçekleştiren kontrgerilla çeteler şimdilerde Suriye’de iş başında!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu, Gazi Katliamı’nın Alevilere karşı devlet güçlerinin işbirliğiyle gerçekleştiğini belirterek, kontrgerilla geleneğinin devamı olan çetelerin şimdilerde ise Suriye’de Alevileri katlettiğini ifade etti.

    30’uncu yılına giren Gazi Katliamı’na dair yazılı açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Gazi ve Ümraniye katliamlarının Alevilere dönük baskı ve katliam politikalarının bir devamı olduğuna işaret etti.

    “ALEVİLERİ YOK ETMEYİ BAŞARAMADILAR”

    Gazi ve Ümraniye katliamlarının dünyanın gözü önünde gerçekleştiği dile getiren Alevi Bektaşi Federasyonu, “Dünyanın gözü önünde Gazi ve Ümraniye’de Alevilere karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle bir katliam gerçekleştirildi. Biz Aleviler olarak kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğine dayalı bu katliam pratiğini daha önce Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Ortaca ve Sivas’ta defalarca yaşadık. Gazi ve Ümraniye katliamları Alevilere dönük yüzyıllardır devam eden baskı ve katliam politikalarının bir devamıdır. Bizi imha etmeyi hedefleyen bu inkarcı, gerici ve barbarca anlayış, yüzyıllar boyunca gerçekleştirdiği bütün katliamlara rağmen Alevileri yok etmeyi başaramadı, başaramayacak” diye belirtti.

    “KATLİAMI YAPAN KONTRGERİLLALAR ŞİMDİ SURİYE’DE İŞBAŞINDALAR”

    Katliamı gerçekleştiren kontrgerillaların devamı olan cihadist çetelerin şimdilerse ise Suriye’de Alevileri katlettiğine işaret eden Alevi Bektaşi Federasyonu açıklamasında, “30 yıl önce Gazi ve Ümraniye’de Alevi halkı, zulme karşı direniş ve mücadele geleneğinin mirasçısı olmanın bilinciyle, zalimlerin karşısına dikildi. Günlerce saldırıya uğradılar, katledildiler, yaralandılar, ama asla boyun eğmediler. Bu ve tüm katliamları başlatan, saldırıyı gerçekleştiren kontrgerilla çeteleri şimdi Suriye’de işbaşındalar. Biz onların kimler olduklarını çok iyi biliyoruz. Onlar korkaklığın, kahpeliğin, hainliğin mirasçılarıdır” diye ifade edildi.

    “KATLEDİLEN CANLARI SAYGIYLA ANIYORUZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu açıklamasının devamında şunlar kaydedildi:

    “Ancak ne yaparlarsa yapsınlar bizler bu katliamın hesabını mutlaka soracağız. Davanın üzerinin örtülerek unutturulmasına izin vermeyeceğiz. 30. yılında Gazi ve Ümraniye’de bütün saldırılara, baskılara ve katliamlara rağmen Pir Sultanların direniş geleneğini canları pahasına yaşatan ve bu mücadelede katledilen tüm canlarımızı saygıyla anıyor, direnen halkımızı selamlıyoruz. Gazi ve Ümraniye katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız!”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Jitem’in katlettiği Ayten Öztürk’ün ailesi: Ciğerimiz yanıyor, kızımız niçin öldürüldü? -VİDEO

    Jitem’in katlettiği Ayten Öztürk’ün ailesi: Ciğerimiz yanıyor, kızımız niçin öldürüldü? -VİDEO

    PİRHA-Ayten Öztürk Dersim’de JİTEM elemanı “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından 1992 tarihinde kaçırılıp işkence sonucu öldürülmüştü. Baba Hıdır Öztürk, “Kızım niçin öldürüldü? 1992 yılından beri hak ve adalet diye sızlanıyoruz fakat bir türlü bulamadık” dedi. Anne Dilif Öztürk ise “Benim kızıma bunu yapanlardan hesap sorulsun, adalet istiyorum. Adalet de katillerden yana, 30 yıldır ağlıyorum” diye konuştu.

    Devlet içinde örgütlenmiş çetelerden biri olan, 1990’lı yıllardaki pek çok infazın sorumlusu olduğu bilinen kontrgerilla elemanı “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Dersim Başakçı köyünde oturan Ayten Öztürk’ün de cinayet failiydi. Ayten Öztürk, Dersim’de 27 Temmuz 1992 tarihinde “Yeşil” kod adlı JİTEM elemanı Mahmut Yıldırım tarafından kaçırılıp işkence sonucu öldürülmüş ve cansız bedeni 8 Ağustos 1992’de Elazığ’da bulunmuştu.

    Ayten Öztürk’ün ailesi, 1992 yılından itibaren yaşadıklarını ve sürdürdükleri hukuk mücadelesini PİRHA‘ya anlattı.

    “AİLE OLARAK BASKI ALTINDA KALDIK”

    Acılı ve dertli bir baba olduğunu belirterek sözlerine başlayan Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk, “7 çocuk babasıyım ve çocuklarımı okutmak için çabalar sarf ettim. Büyük çocuğum Aysel Öztürk, örgüte katıldı. Yıldırım Merkit ve Mazlum Doğan ile birlikte Diyarbakır’da Urfa yolunda yakalandı. Aysel 60 gün işkencede kaldı ama serini verdi sırrını vermedi. Aysel tutuklanıp, cezaevine girdi. Ayten’in siyasetle hiçbir ilgisi yoktu. Mazlum, işine gidip gelen ve ailesine saygı duyan birisiydi. Aysel’in yüzünden diğer çocuklarıma yöneldiler ve aile olarak baskı altında kaldık. Daha sonra Tunceli Jandarma Alay Komutanı bizi çağırdı, çocuklarıma nerede çalıştıklarını sordu. Çocuklarımı aşağıya indirdiler ve kızım Aysel’in fotoğrafını gösterdiler. Bizi çağırdıklarında odada sakallı birisi vardı. O, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’dı. Bizimle yapılan toplantıdan 1 ay sonra Ayten 27 Temmuz 1992 tarihinde Elazığ mezarlığında eli dışarıda kalmak suretiyle bir çoban tarafından bulundu. Bizi çağırdılar hastanede ama aile olarak biz tanıyamadık ama yıkandıktan sonra Ayten olduğunu gördük. Aradan 1 hafta geçtikten sonra bana vali tarafından lojmandan çıkmam için bir tebligat geldi” dedi.

    “YARGITAY’DAN ÇIKACAK SONUCA GÖRE AİHM’E BAŞVURACAĞIZ”

    Yaşanan olaylardan sonra çocuklarına baskı yapıldığını dile getiren Hıdır Öztürk, “Kızım ebeydi tayinini Kars’a çıkardılar, köy hizmetlerinde çalışan diğer kızımı Çankırı’ya tayinini çıkardılar. Kızım Aysel Öztürk de cezaevinden tahliye oldu ama her gün gözaltına alınıp, işkence ediliyordu. O da dayanamadı yurtdışına gitti. 2011 yılında 20 milletvekilinin imzasıyla müracaat ettim, kızımın dosyasının Meclis’te görüşülmesi için. 30 Mayıs 2012 tarihinde başbakana, cumhurbaşkanına ve Kemal Kılıçdaroğlu’na mektup yazdım ama bir cevap alamadım. Cumhurbaşkanının İzmir’de bir akrabası bizim eve geldi, bizim durumumuza ilişkin 30 Ekim 2012 tarihinde mektup yazdı. Aradan bir hafta geçmeden o kişiye telefon ediliyor ve bu işe karışmayın demişler. Dava Elazığ’da açıldı, daha sonra Ankara’ya gönderildi. 25 Eylül 2019 tarihinde yapılan duruşmada ifade vermiştim ama davadan bir türlü istediğimiz sonucu alamadık. Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı vermesine rağmen JİTEM Davası olarak devam ettirdiler. Şimdi dava Yargıtay’da çıkacak sonuca göre Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’ne başvuru yapacağız” diye belirtti.

    “KIZIM NİÇİN ÖLDÜRÜLDÜ?”

    Hıdır Öztürk, 1992 yılından beri hak ve adalet aradığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “1992 yılından beri hak ve adalet diye sızlanıyorum fakat bir türlü bulamadık. Savcılık doğru tahkikat yapmadı, otopsi raporu yanlış tutuldu. Bursa-Amedspor maçında Yeşil’in fotoğrafını açanlara dava açtım ama hiçbir sonuç alamadım. Demek ki devlet bu kişileri koruyor. Yeşil binlerce kişinin katilidir, sen niye bu insanı bulmuyorsun. Bizim ciğerimiz yanıyor, hiç mi acı hissiniz, vicdanınız yok. Kızım niçin öldürüldü? Devlet kendi vatandaşına düşmanlık eder mi? 1992 yılından beri adalet arıyorum, bu adalet hiç mi bize uğramıyor?”

    “ADALET İSTİYORUM”

    Ayten Öztürk’ün annesi Dilif Öztürk de “Benim kızıma bunu yapanlardan hesap sorulsun, adalet istiyorum. Zaten ülkede adalet yok. Eğer olsaydı kızımın katilleri cezasını çekerdi. Adalet de katillerden yana, 30 yıldır ağlıyorum” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • PSAKD: Gazi Katliamı Alevilere yönelik katliamdı, hesabını mutlaka soracağız!

    PSAKD: Gazi Katliamı Alevilere yönelik katliamdı, hesabını mutlaka soracağız!

    PİRHA- Gazi Katliamının Alevilere karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle gerçekleştirilen bir katliam olduğunu belirten PSAKD, katliamın hesabını mutlaka sorarak davanın üzerinin örtülerek unutturulmasına izin vermeyeceklerini kaydetti.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan ve Alevilerin gittiği kahvehanelere, bundan tam 28 yıl önce 12 Mart 1995’te kontrgerilla elamanlarının saldırması sonucu resmi verilere göre 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi ise yaralanmıştı.

    28. yılına giren Gazi Katliamına dair açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Gazi Katliamının Alevilere karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle bir katliam olduğuna vurgu yaparak, tıpkı Madımak Katliamı’nda olduğu gibi Gazi katliamında da sorumluluğu bulunan devlet yetkililerinin milletvekilliği ve hatta bakan yapılarak ödüllendirildiği ifade edildi.

    “SALDIRGANLAR ORTAYA ÇIKARILMADI”

    PSAKD Genel Merkezi’nin Gazi Katliamının 28. yılına dair açıklaması şöyle:

    “İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan ve Alevilerin gittiği kahvehanelere, bundan tam 28 yıl önce 12 Mart 1995’te kontrgerilla çetelerinin saldırması sonucu bir Alevi Dedesi olan Halil Kaya öldürüldü, 5’i ağır toplam 25 kişi yaralandı. Daha sonra saldırganlar saldırı sırasında içinde bulundukları taksiyi gasp ederek taksi şoförünü öldürdüler. Bu saldırganların kim oldukları asla ortaya çıkmadı ya da çıkarıl(a)madı. Gazi Mahallesi halkı devlet destekli bu kontrgerilla saldırısından sonra protesto için mahalle karakoluna doğru yürüyüşe geçti. Halkın yürüyüşe geçmesiyle birlikte polis Gazi halkının üzerine ateş açtı. Bu saldırıda bir yurttaşımız daha hayatını kaybetti. Ertesi gün saldırıyı protesto etmek ve Gazi halkının yanında olmak için binlerce yurttaş İstanbul’un her yerinden Gazi Mahallesi’ne geldi. Halk tekrar yürüyüşe geçti. Burada emniyet güçleri korkunç bir şekilde halka saldırdı ve 15 yurttaşımızı katletti. Bunun üzerine İstanbul’un ve Türkiye’nin birçok yerinde halkımız yaşanan bu katliamı protesto etmek için sokağa çıktı. 15 Mart’ta Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde polisin halkımıza ateş açması sonucu 5 yurttaşımız daha katledildi. Bu şekilde 12-15 Mart tarihleri arasında devam eden saldırılarda onlarca canımız katledildi, yüzlercesi de yaralandı.

    “ALEVİ YOK ETMEYİ HEDEFLEYEN KATLİAMDI”

    12-15 Mart 1995 tarihlerinde bütün dünyanın gözü önünde Gazi ve Ümraniye’de Alevilere karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle bir katliam gerçekleştirildi. Bizler Aleviler olarak kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğine dayalı bu katliam pratiğini daha önce Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Sivas’ta ve daha bir çok yerde yaşadık. Devlet bugün de Maraş merkezli 11 ili nerdeyse haritadan silen depremde yapılması gerekenleri yapmayarak, rant ve daha fazla kar siyasetiyle depremin katliama dönüşmesinden sorumludur. Gazi ve Ümraniye katliamları Alevilere dönük yüzyıllardır devam eden baskı ve katliam politikalarının bir devamıdır. Ama Alevileri yok etmeyi hedefleyen bu inkarcı ve gerici anlayış, yüzyıllar boyunca gerçekleştirdiği bütün katliamlara rağmen Alevileri yok etmeyi başaramadı. Aleviler dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacaktır. Aleviler dün olduğu bugün de zulmün ve haksızlığın karşısında, ezilenlerin saflarında, asla boyun eğmeden mücadele etmeye devam etmektedirler.

    “KATLEDİLEN CANLARIMIZI ANIYORUZ, HESABINI SORACAĞIZ”

    İşte tam 28 yıl önce Gazi ve Ümraniye halkı bu direniş ve mücadele geleneğinin mirasçısı olmanın bilinciyle, zulmün karşısına dikildi. Günlerce saldırıya uğradılar, katledildiler, yaralandılar, ama asla boyun eğmediler.

    Katliamı başlatan, saldırıyı gerçekleştiren kontrgerilla çete mensupları hiçbir zaman bulun(a)madı. Hedef gözeterek birçok canımızı katlettikleri görüntülerle ve adli tip raporlarıyla açıkça kanıtlanan katil polislere göstermelik cezalar verildi. Katliam davası halkımızdan kaçırılarak şehir şehir gezdirildi. Daha önceki Alevi katliamlarında olduğu gibi bu katliamda da sorumluluğu bulunan devlet yetkilileri milletvekili ve hatta bakan yapılarak ödüllendirildi.

    Ancak egemenler ne yaparlarsa yapsınlar bizler bu katliamın hesabını mutlaka soracağız. Davanın üzerinin örtülerek unutturulmasına izin vermeyeceğiz. 28. yılında Gazi ve Ümraniye’de bütün saldırılara, baskılara ve katliamlara rağmen Pir Sultanların direniş geleneğini canları pahasına yaşatan ve bu mücadelede katledilen tüm canlarımızı saygıyla anıyor, direnen halkımızı selamlıyoruz. Gazi ve Ümraniye katliamlarını unutmadık unutturmayacağız!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Samsun Şube: Gazi Katliamı’nda sorumlu olanlar bakan dahi yapıldı!-VİDEO

    PSAKD Samsun Şube: Gazi Katliamı’nda sorumlu olanlar bakan dahi yapıldı!-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, Gazi Katliamı’nın 26. yıl dönümüne ilişkin yaptığı açıklamada “Aleviler dün vardı, yarın da var olacaktır. Aleviler dün olduğu bugün de zulmün ve haksızlığın karşısında, ezilenlerin saflarında, asla boyun eğmeden mücadele etmeye devam etmektedirler” dedi.

    PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş, Gazi Katliamı’nın 26. yıl dönümü sebebiyle yazılı açıklama yaptı.

    Cem Sultan Ermiş, “Alevileri yok etmeyi hedefleyen bu inkârcı ve gerici anlayış, yüzyıllar boyunca gerçekleştirdiği bütün katliamlara rağmen Alevileri yok etmeyi başaramadı” diyerek şu açıklamayı paylaştı:

    “12 Mart 1995’te kontrgerilla çetelerini tarafından yapılan saldırının sonucu bir Alevi Dedesi olan Halil Kaya öldürüldü, 5’i ağır toplam 25 kişi yaralandı. Daha sonra saldırganlar saldırı sırasında içinde bulundukları taksiyi gasp ederek taksi şoförünü öldürdüler. Bu saldırganların kim oldukları asla ortaya çıkmadı ya da çıkarıl(a)madı. Gazi Mahallesi halkı, devlet destekli bu kontrgerilla saldırısından sonra protesto için mahalle karakoluna doğru yürüyüşe geçti. Halkın yürüyüşe geçmesiyle birlikte polis, Gazi halkının üzerine ateş açtı. Bu saldırıda bir yurttaşımız daha hayatını kaybetti. Ertesi gün saldırıyı protesto etmek ve Gazi halkının yanında olmak için binlerce yurttaş İstanbul’un her yerinden Gazi Mahallesi’ne geldi. Halk tekrar yürüyüşe geçti. Burada emniyet güçleri korkunç bir şekilde halka saldırdı ve 15 yurttaşımızı katletti. Bunun üzerine İstanbul’un ve Türkiye’nin birçok yerinde halkımız yaşanan bu katliamı protesto etmek için sokağa çıktı. 15 Mart’ta Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde polisin halkımıza ateş açması sonucu 5 yurttaşımız daha katledildi. Bu şekilde 12-15 Mart tarihleri arasında devam eden saldırılarda onlarca canımız katledildi, yüzlercesi de yaralandı.”

    “ALEVİLER KATLEDİLDİLER AMA ASLA BOYUN EĞMEDİLER”

    “12-15 Mart 1995 tarihlerinde bütün dünyanın gözü önünde Gazi ve Ümraniye’de Alevilere karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle bir katliam gerçekleştirildi. Bizler Aleviler olarak kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğine dayalı bu katliam pratiğini daha önce Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Sivas’ta yaşadık. Gazi ve Ümraniye katliamları Alevilere dönük yüzyıllardır devam eden baskı ve katliam politikalarının bir devamıdır.

    Aleviler dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacaktır. Aleviler dün olduğu bugün de zulmün ve haksızlığın karşısında, ezilenlerin saflarında, asla boyun eğmeden mücadele etmeye devam etmektedirler.

    İşte tam 26 yıl önce Gazi ve Ümraniye halkı bu direniş ve mücadele geleneğinin mirasçısı olmanın bilinciyle, zulmün karşısına dikildi. Günlerce saldırıya uğradılar, katledildiler, yaralandılar, ama asla boyun eğmediler.

    Katliamı başlatan, saldırıyı gerçekleştiren kontrgerilla çete mensupları hiçbir zaman bulun(a)madı. Hedef gözeterek birçok canımızı katlettikleri görüntülerle ve adli tıp raporlarıyla açıkça kanıtlanan katil polislere göstermelik cezalar verildi. Katliam davası halkımızdan kaçırılarak şehir şehir gezdirildi. Daha önceki Alevi katliamlarında olduğu gibi bu katliamda da sorumluluğu bulunan devlet yetkilileri milletvekili ve hatta bakan yapılarak ödüllendirildi.

    Ancak egemenler ne yaparlarsa yapsınlar bizler bu katliamın hesabını mutlaka soracağız.

    26. yılında Gazi ve Ümraniye’de bütün saldırılara, baskılara ve katliamlara rağmen Pir Sultanların direniş geleneğini canları pahasına yaşatan ve bu mücadelede katledilen tüm canlarımızı saygıyla anıyor, direnen halkımızı selamlıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)