Etiket: konya

  • Konya’da Hasan Öz adlı erkek ayrı yaşadığı eşini katletti

    Konya’da Hasan Öz adlı erkek ayrı yaşadığı eşini katletti

    PİRHA- Ereğli’de Arife Öz, evli olduğu Hasan Öz tarafından ateşli silahla katledildi.

    Konya’nın Ereğli ilçesinde Hasan Öz (54), ayrı yaşadığı eşi Arife Öz’ü (49) ateşli silahla katletti.

    Edinilen bilgilere göre, olay saat 09.00 sıralarında Talat Paşa Mahallesi’nde yaşandı. Fail, cinayetin ardından kaçtı.

    Ambulansla Ereğli Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Arife Öz, kurtarılamadı. Olay yerinden kaçan fail ise daha sonra polis tarafından yakalandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Konya’da 18 kişiye mezar olan Kuran kursu davasında yeniden karar çıktı!

    Konya’da 18 kişiye mezar olan Kuran kursu davasında yeniden karar çıktı!

    PİRHA – Konya’da 2008 yılında, 17 öğrenciyle 1 eğitmenin öldüğü, 29 kişinin de yaralandığı ruhsatsız 3 katlı kız Kuran kursu binasının patlamada çökmesine ilişkin 11 sanığın yargılandığı davadaki ilk karar Yargıtay tarafından bozuldu. Yargıtay, sanıkların her birinin kendi sorumlulukları ve taksirli davranışlarına göre yargılanmasına karar vererek dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi.

    1 Ağustos 2008’de Taşkent ilçesinde, o dönem belde statüsünde olan Balcılar Mahallesi’nde ruhsatsız 3 katlı kız Kuran kursu binasında patlama meydana geldi. Balcılar Kasabası Okul ve Kurs Talebelerine Yardım Derneği’ne ait Özel Boğaziçi Öğrenci Yurdu’nda sabah namazı için kalkan öğrencinin elektrik düğmesine basmasıyla patlama meydana geldi.

    LPG tankından sızan gazın neden olduğu patlamanın şiddetiyle 3 katlı yurt binası yıkıldı. Olayda, 1 eğitmen ve 17 yatılı öğrenci öldü, 29 öğrenci de yaralandı. Olayın ardından yurt müdürü Hüseyin Çömlek, dernek ve yurt temsilcileri Mehmet Semerci ve Mehmet Göktaş, jandarma tarafından gözaltına alındı.

    Mehmet Göktaş ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Hüseyin Çömlek ve Mehmet Semerci ise tutuklandı. Kısa bir süre sonra Çömlek ve Semerci de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye oldu.

    İLK YARGILAMA 9 YIL SÜRDÜ

    Konya 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2’si kadın eğitmen, 6’sı dernek ve yurt sorumlusu, 3’ü de LPG tankını kuran ve gaz dolumu yapan şirket sorumluları olmak üzere toplam 11 kişi hakkında ‘taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma’ suçundan dava açıldı.

    14 Şubat 2017’deki karar duruşmasında yurt müdürü Hüseyin Çömlekçi 10 yıl, LPG şirketinin montaja uygunluk onayını veren yetkilisi İzzet Yanık ile teknik destek sorumlusu İbrahim Yılmaz 7’şer yıl 6´şar ay hapis cezası aldı. Diğer sanıklar dernek ve yurt yöneticilerinden Mümin Eğilmez, Hasan Kosalak, Ahmet Akdede, Mehmet Semerci, Mehmet Göktaş, Abdullah Bostancı, İlhan Biçici ve Ahmet Türkyılmaz beraat etti.

    YARGITAY, KARARI 5 YIL SONRA BOZDU

    Kararın ardından Yargıtay 12´nci Ceza Dairesi, 5 yıl süren incelemenin ardından yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay, sanıkların her birinin kendi sorumlulukları ve taksirli davranışlarına göre yargılanmasına karar vererek dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi.

    3 SANIĞA CEZA, 8 SANIĞA BERAAT

    Konya 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmeye başlanan davada LPG şirketinin avukatlarının itirazları üzerine daha önce yargılanan tekniker İbrahim Yılmaz yerine, sorumlunun şirketin mali işler çalışanı Oğuz Cengiz olduğu beyan edildi. Bunun üzerine Yılmaz’ın yerine Oğuz Cengiz’in ifadesi alınarak yargılamaya dahil edildi.

    Cengiz mahkemedeki ifadesinde, “Bakım hak ediş formları olan, mali formların üzerindeki ödemeye dair imzamdan dolayı buradayım. Bu teknik kontrol imzası değildir. LPG şirketi, 5-6 tane resmi yazışmada elinde olduğunu belirttiği evraka rağmen, mahkemenizce sorulan müzekkereye verilen cevapta ‘bize mail olarak gelen evraktan anlaşıldığı üzere’ denilerek beni sorumlu tutmuştur. Evraklar LPG şirketi arşivinde olduğu bellidir. LPG şirketi, yüksek konumundaki kişileri korumak için taraflı davranmaktadır. Beraatımı talep ederim” dedi.

    Toplam 16 yıl süren yargılama sonucunda 19 Mart 2024’te, yurt müdürü Hüseyin Çömlek’e 15 yıl, LPG şirketinin bölge müdürü İzzet Yanık’a 10, şirketin mali işler çalışanı Oğuz Cengiz’e 10 yıl hapis cezası verildi. Diğer 8 sanık ise beraat etti.

    “BAZI SANIKLAR, SUÇLARINI İTİRAF ETMESİNE RAĞMEN BERAAT ETTİ”

    Mağdur 4 ailenin, 16 yıldır ücret almadan hakkını savunan, o dönem Konya Çocuk Hakları Koruma Derneği Başkanı olan Avukat Hakkı Ünalmış, sanıklardan bazılarının suçlarını itiraf etmelerine rağmen beraat ettiğini söyledi.

    Karara itiraz edeceklerini ifade eden Ünalmış, ”Abdullah Bostancı, mahkeme huzurunda verdiği beyanlarda; yurt yöneticileriyle, LPG şirketi arasında bir anlaşma gereğince LPG tesisatında alarm düzeneğine gerek olmadığını, bundan dolayı da alarmı koymadığı belirlenmiştir. Bu kontrole giden bir teknikerin bunu yapabilmesi düşünülemez. Bundan dolayı da o patlama sonucunda 18 kişinin ölümüne, 29 çocuğun da yaralanmasına neden olmuştur. Buna rağmen Abdullah Bostancı’nın beraat kararı alması akla, hayale sığacak bir durum değildir. Oğuz Cengiz’in yıllarca mahkeme huzuruna çıkartılmamasına rağmen, son zamanlarda sorumlu olduğu ortaya çıkmış ve yargılanarak gerekli ceza verilmiştir” dedi.

    “‘ŞİKAYETÇİ OLURSANIZ CENNETE GİREMEZSİNİZ’ DİYEREK KANDIRDILAR”

    Yargılama sürecinde ailelerin şikayetçi olmaktan vazgeçirildiğini öne süren Hakkı Ünalmış, şunları söyledi:

    “Ölen ve yaralanan çocukların, anne ve babaları başlangıçta hiçbiri şikayetçi olmadılar. Onlara ‘Çocuklarınız bir kaza sonucu öldü. Sizi, onlar cennetin kapısında bekliyorlar. Şikayetçi olursanız cennete bile giremezsiniz’ şeklinde kandırıldılar. Üç beş kuruş da verilerek aileler susturuldular. Biz, ancak 4 velinin vekaletiyle bu davaya girebilirdik. Bu davaya dahil olmasaydık çoktan bitmişti. Çünkü esaslı bir soruşturma, esaslı bir araştırma yapılmamış. Bilirkişi raporları da birbiriyle çelişkili şekilde devam etmiş ve davada uzadıkça uzamış. Biz istinaf yoluyla bu insanların yeniden değerlendirilmesini ve yargı önüne çıkartılmasını, beraat edenlerin, beraatinin bozulmasını talep edeceğiz. Çocuklar patates gibi toprağa gömülmüş olmasın, onların ruhları rahat etsin.”

    “YARGI SİSTEMİMİZLE OYUN OYNAMAYA KALKTILAR”

    Soruşturma aşamasında ve yargılamadaki eksiklikleri dile getiren Ünalmış, şunları kaydetti:

    “Yargılama boyunca LPG şirketi yöneticileri kimin yargı önüne çıkacağını, kimin yargıdan kurtulacağına kendileri karar veriyormuş gibi farklı isimler vermiş, kendilerine göre hangisi uygunsa onları yargı önüne sürmüşlerdir. Asıl yargılama mahkemede değil de LPG şirketinin yöneticileri tarafından bir yargı organıymış gibi bu suçlu veya bu değil gibi adeta yargı sistemimizle oyun oynamaya kalktılar ki bu çok korkunç bir şey. Bir zamanlar İbrahim Yılmaz, LPG tesisat elemanı olarak sorumlu tutulurken, LPG şirketi yöneticileri tarafından ‘Asıl eleman İbrahim Yılmaz değil, Oğuz Cengiz’dir’ denildi. Bu kez Oğuz Cengiz dava edildi. Diğerleri de yavaş yavaş kurtarıldı. Bir hukukçu olarak bu yargılamanın gidişatını hiç doğru bulmadığımızı, zamanında soruşturmaların yapılmadığını, dilekçelerimizin nazara alınmadığını gördük. Sonuçta birkaç kişinin cezalandırılmasıyla bu kapatılmak istendi. Bakalım yüksek mahkeme ve Yargıtay buna ne karar verecek merak ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Türk Tabipleri Birliği üyesi hekimleri hedef gösteren imama hapis cezası!

    Türk Tabipleri Birliği üyesi hekimleri hedef gösteren imama hapis cezası!

    PİRHA- Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) 2022 yılında yaptığı grevi hedef gösteren imam hakkında yapılan suç duyurusu karara bağlandı. Hekimleri hedef gösteren imama 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi.

    Dr. Ekrem Karakaya’nın öldürülmesi üzerine 7-8 Temmuz 2022 “G(ö)REV” eylemlerine katılan hekimleri hedef alan Konya’daki Kayalar Camisi imamı hakkında, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) suç duyurusu üzerine açılan dava sonuçlandı.

    Konya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 28 Kasım 2023’te görülen karar duruşmasında savcılık; sanık imam suçlamayı kabul etmese de ihbar evrakı, açık kaynak araştırma raporu, görüntülü izleme ve çözün tutanağı doğrultusunda “halkı kin ve nefrete sürükleme” suçunun sabit olduğunu belirtti ve ceza talep etti.

    Mahkeme de Türk Ceza Kanunu’nun “suç işlemeye tahrik” başlıklı 214. maddesi uyarınca imamın 1 yıl 8 ay hapis ile cezalandırılmasına ve beş yıl denetim süresine tabi olmak kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • 17 yaşındaki stajyer işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti

    17 yaşındaki stajyer işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti

    PİRHA – Konya’nın Ereğli ilçesinde şeker fabrikasında 17 yaşındaki stajyer öğrenci çökertme havuzuna düşerek hayatını kaybetti.

    Ereğli Şeker Fabrikası’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, fabrikaya bakıma gelen bir elektrik firmasında stajyer öğrenci olan Ulaş D. (17), çalıştığı sırada çökertme havuzuna düşerek ağır yaralandı. Öğrenci, çağrılan ambulansla kaldırıldığı Ereğli Devlet Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Genç stajyerin Ereğli Organize Sanayisinde bulunan bir kolejde öğrenci olduğu öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gülşen Kandemir, hapishanedeki kardeşine para gönderdiği için tutuklandı!

    Gülşen Kandemir, hapishanedeki kardeşine para gönderdiği için tutuklandı!

    PİRHA – Hasta tutuklu Hayati Kaytan’ın ablası Gülşen Kandemir, Konya’da çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    Hasta mahpus Hayati Kaytan’ın Konya Ereğli’de yaşayan ablası Gülşen Kandemir, 18 Temmuz’da evinde gözaltına alınmıştı. Abla Kandemir’in, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları dahilinde, cezaevindeki kardeşine gönderdiği paralar gerekçe gösterilerek, “Örgüte yardım ve yataklık” suçlaması ile bugün mahkemeye çıkarıldı.

    68 yaşındaki emekli öğretmen Gülşen Kandemir, “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla Konya 5. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    > 10 saatlik ev aramasının ardından alzaymır hastası yurttaş gözaltına alındı!

  • 10 saatlik ev aramasının ardından alzaymır hastası yurttaş gözaltına alındı!

    10 saatlik ev aramasının ardından alzaymır hastası yurttaş gözaltına alındı!

    PİRHA – Hasta tutuklu Hayati Kaytan’ın ablası Gülşen Kandemir, evinde yapılan 10 saatlik aramanın ardından gözaltına alındı. Gözaltı kararına tepki gösteren aile üyeleri, Abla Kandemir’in de alzaymır hastası olduğunu belirtti.

    Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan hasta mahpus Hayati Kaytan’ın Konya Ereğli’de yaşayan ablası Gülşen Kandemir, evinde gözaltına alındı.
    Abla Kandemir’in, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları dahilinde, cezaevindeki kardeşine gönderdiği paralar gerekçe gösterilerek “örgüte yardım ve yataklık” suçlaması ile gözaltına alındığı belirtildi.

    Kandemir ailesi mensupları, Gülşen Kandemir’in de alzaymır hastası olduğu bilgisini paylaştı.

    10 SAATLİK EV ARAMASI!

    Ailenin avukatlığını yapan Alişan Şahin, abla Kandemir’in, Konya TEM üyelerince gözaltına alındığını ve emniyetteki ifadesinin ardından cuma günü savcılığa sevk edilebileceğini söyledi. Avukat Şahin, sabah 08:00’den akşam 18:00’e kadar ev aramasının sürdüğünün altını çizdi.
    MASAK raporlarını, son zamanın moda örgüt suçlaması olarak değerlendiren Av. Şahin, “Gülşen Kandemir’in daha öncesinde herhangi bir gözaltı ya da cezaevi süreci olmadı. Evlerindeki arama çok uzun süreli tutulmuş. Sabah 8 gibi eve gelmişler akşam 6’ya kadar evde arama yapılmış. Evde kalp hastası eşi de vardı. Fiziki bir işkence durumu yok ama aramanın bu denli uzun tutulması başlı başına bir işkence. Evdeki mektuplara, bilgisayara, telefon ve kitaplara da el konulmuş” dedi.
    (HABER MERKEZİ)

  • Kadir Şeker tutuklandı

    Kadir Şeker tutuklandı

    PİRHA- Yargıtay tarafından cezası onanan Kadir Şeker, tutuklandı.

    Konya’da sokakta Özgür Duran isimli bir erkek tarafından darp edilen Ayşe Dırla’yı kurtarmaya çalışırken Duran’ın ölümüne neden olan Kadir Şeker’e yerel mahkemenin verdiği 10 yıl 10 ay hapis cezası, Yargıtay tarafından onandı. Hapis cezasının onanmasının ardından Şeker, Kadınhanı ilçesinde gözaltına alınarak tutuklandı.
    (HABER MERKEZİ)

  • Konyalı Abdal yurttaşlar: AKP’li belediye, mafya gibi arazilerimize çöküyor!

    Konyalı Abdal yurttaşlar: AKP’li belediye, mafya gibi arazilerimize çöküyor!

    PİRHA – Konya’nın Yeni Mahalle semtindeki kentsel dönüşüm nedeniyle arazilerinin kamulaştırıldığını belirten Abdal toplumu, Karatay Belediyesi tarafından göçe zorlanıyor. Mahalleliler, “AKP’li belediye, mafya gibi arazilerimize çöküp alıyor. Bizler Alevi ve solcuyuz. Bundan dolayı bu bölgeden gitmemizi istiyor” diyerek yaşadıkları mağduriyeti anlattı.

    Konya’nın Karatay ilçesinde yürütülen kentsel dönüşüm nedeniyle Abdal yurttaşların mağduriyeti de günden güne artıyor. Karatay Belediyesi’nin, bölgeyi terk etmeleri konusunda mülk sahiplerine baskı kurduğu iddia ediliyor.

    Yeni Mahallede yıkılmak istenen gecekondularda yaşayan Derviş Renkliışık, mahalle sakinlerinin, sık sık belediyenin tehdit ve tacizlerine maruz kaldığını ifade etti. Tapulu arazilerinin belediye tarafından değerinin altından satın alınmak istendiğini anlatan Renkliışık, Alevi oldukları için bölgeden çıkarılmak istendiklerini belirtti.

    “AKP’Lİ BELEDİYE MAFYA GİBİ ARAZİLERİMİZE ÇÖKÜYOR”
    Derviş Renkliışık
    , yaşadıkları mağduriyet nedeniyle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yetkililerine de seslendi. Bugüne kadar hiçbir kesimin, sorunlarına çözüm bulmadığını belirten Renkliışık, CHP Konya Milletvekili ve il yönetiminin konu hakkında duyarlı olmasını istedi.

    “AKP’li Karatay Belediyesi mafya gibi arazilerimizi elimizden çöküp alıyorlar. Bizler Aleviyiz, Bektaşiyiz ve solcuyuz. Yeni Mahalle’de kalabalık aileler olarak kalıyoruz. Buralarda bir daire 2 milyon lira ancak bizim evlerin, arazilerin metrekaresine 2000 lira teklif veriyorlar. Pazartesi günü CHP il başkanıyla görüşme sağlayacağız. CHP, benim hakkımı aramazsa neden oy vereyim? Bizler AK Parti’ye gitsek desek ki ‘bizim çok sayıda oyumuz var, şu bizim işimizi halledin size oy vereceğiz’ eminim ki işimizi halledeceklerdir. Şu an bizlerin nüfusu 100 kişiyi aşkın. Ben 35 yaşındayım ve 7 çocuğum var. Ve ben bugün isterim ki Konya milletvekili gelsin bizimle belediyeye çıksın. Sorunumuz televizyonlarda konuşulsun. Bu gariban halkın yaşadıkları haber olsun.
    300 metrekarelik bir araziye sahibim ve ben bu 7 çocuğu 2 odalı yerin içerisinde büyütüyorum. 50 yıldır burada oturuyoruz. Evimizin dibinde Ak Partililerin arazileri var, onların yerlerine iş merkezleri yapılıyor. Şimdi bu nasıl bir adalet? Bizler gariban insanlarız ve zerre kadar dışarıdan yardım gelmiyor. Şimdi CHP de bize yardımcı olmazsa o zaman gidelim Ak Parti oy verelim.”

    “ÇÖZÜM BULUNMAZSA CHP’YE DE OY VERMEYİZ”

    Belediye bakanlık kararıyla gecekondularımızın kötü görüntü yarattığını belirterek bizim bölgeden çıkmamızı istiyor. Ve bizlerin yersiz yurtsuz, gariban olduğumuzu biliyorlar. Çıkma imkanımızın olmadığını biliyorlar. Ucuz paralara evimizi barkımıza almak istiyorlar. Ayrıca müteahhitlere de imkan vermiyorlar. Arazilerimiz şehrin merkezinde ve en güzel konuma sahip. Ben inşaatlarda çalışıyorum ve bu zamana kadar kimsenin hakkını yemedim. Bizler bilinçli yurttaşlarız, cahil değiliz. Seçimlerde de ona göre tercihlerimizi yapacağız. Yaşadıklarımızdan dolayı AKP’ye oy vermek benim kanıma dokunur ama sorunumuza çözüm bulunmazsa CHP’ye de oy vermeyiz. Biz CHP’lilere oy veriyoruz ama neden bizim hakkımızı savunmadıkları konusunda soruyoruz. Pazartesi günü CHP il yönetimi ile görüşeceğiz. Ülkeye adaleti, sevgiyi, barışı kim getirecekse ona oy veririm. Ateist, gayrimüslim olsa dahi oy veririm yeter ki ülkemi kalkındıracak insan olsun.”

    “KİRAYA DAHİ ÇIKABİLECEK DURUMUMUZ YOK”

    Mahallede yaşam süren Naki Renkliışık da belediyenin kentsel dönüşüm politikasından şikayetçi olan bir diğer isim. Yakın zamana kadar birçok ailenin, arazilerini çok düşük fiyata verip mahalleyi terk etmek zorunda kaldığını belirterek şu bilgileri verdi:

    “Halk, 3-5 kuruş karşılığında arazilerini verip bölgeden gitti. Bu insanların durumu hiç iyi değildi. Ekmeğini taştan bulup yiyen insanlardı. Şu anda mahallede ortalama 30 ev var. Ortalama 100 kişi bu şehrin ortasındaki mahallede yaşıyor. 5900 metrekare yerimiz vardı. Bunun 2400 metrekaresini kamulaştırmışlar. Ve bizim arazilerimizi de kaydırmışlar. Şu anda bizler belediyenin arazisinde oturuyor görünüyoruz. Buna dayanarak bizi yerlerimizden çıkartmak istiyorlar. Biz de diyoruz ki ‘Tamam burası belediyenin yeridir, kamulaştırma yapılmış. Yer senin ama kullanma hakkı benim. Anlaşabilirsek ancak çıkabiliriz’. Belediye yetkililerine, eğer evlerimizi yıkarlarsa arsamızın içerisine ancak çadır kurabileceğimizi ilettik. Çünkü şu an kiraya dahi çıkabilecek durumumuz yok.”

    Eren GÜVEN/KONYA

    İLGİLİ HABERLER: Belediye yetkilisinden, Abdal yurttaşlara ‘Halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor’

  • Dedeoğulları ailesini katleden Mehmet Altun’a 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi

    Dedeoğulları ailesini katleden Mehmet Altun’a 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi

    Dedeoğulları ailesinden 7 kişiyi katleden tetikçi Mehmet Altun’a 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Mahkeme, diğer sanıklar yönünden beraat kararı verdi.

    Konya’nın Meram ilçesinde 12 Mayıs 2021’de Keleş ve Çalık aileleri tarafından ırkçı saldırıya maruz bırakılan Dedeoğulları ailesinden 7 kişi, saldırının ardından gereken koruma tedbirlerinin alınmaması sonucu 30 Temmuz 2021’de tetikçi Mehmet Altun tarafından katledilmesine dair süren davanın karar duruşması, Konya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme heyeti, avukatların olmadığı boş salonda kararını açıkladı.

    Mahkeme, tetikçi Mehmet Altun’a 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi, diğer tüm sanıklar yönünden beraat kararı verdi.

    Altun’a, ayrıca “Yakarak mala zarar verme” suçundan 4 yıl, “Nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal” suçundan 4 yıl, “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanun’a muhalefet” suçundan 2 yıl hapis cezası verildi.

    Diğer sanıklar Yahya Çalık, İbrahim Keleş, Ramazan Çalık, Ali Çalık, Lütfi Keleş, Ali Keleş (Lütfi Keleş’in oğlu), Veli Keleş, Ali Keleş (Veli Keleş’in oğlu), Ayşe Keleş ve Ali Keleş’in (Harun Keleş’in oğlu) de “Canavarca hisle tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme” ve diğer suçlardan beraat kararı verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB: Din görevlisinin ağzından çıkan sözler katliama çağrı niteliğindedir

    TTB: Din görevlisinin ağzından çıkan sözler katliama çağrı niteliğindedir

    PİRHA-Türk Tabipleri Birliği (TTB), bir cami imamının hekimleri hedef alarak sosyal medyaya yansıyan “Sen olsan öldürmez misin?” sözlerine ilişkin bir açıklama yaptı. Diyanet ile adli makamları harekete geçmeye çağıran TTB, açıklamasında “Bir din görevlisinin ağzından çıkan bu sözler; şiddete, cinayete, hatta katliama çağrı niteliğindedir” dedi.

    Konya Şehir Hastanesi’nde görevli kardiyoloji uzmanı Dr. Ekrem Karakaya’nın iki gün önce başka bir hastanede görevli güvenlik görevlisi tarafından öldürülmesinin ardından sağlık çalışanları ülke genelinde iki günlüğüne iş bıraktı. Sağlıkta şiddetin önlenmesinde iktidarın yeterli adımı atmadığını belirten sağlık emekçileri Karakaya cinayetinin ardından birçok yerde protesto gösterilerine başladı. İstanbul’daki protestolarda polis hekimlere sert müdahalede bulundu.

    CAMİ İMAMI: SEN OLSAN ÖLDÜRMEZ MİSİN?

    Sağlık emekçilerinin greve gitmesi iktidara yakın kesimler tarafından hedef gösterilirken, sosyal medyaya yansıyan görüntülere göre Konya’da olduğu iddia edilen bir cami imamının cuma vaazı sırasında iş bırakan doktorları hedef aldığı görüldü. Vaaz sırasında imam “Sen vardın hastaneden boş döndün. İğne yapılacak, oğlun ölecek elinde. Doktor da dedi, “git bugün grevdeyiz”. Öldürmez misin sen? Dövmez misin? Sövmez misin?” sözleriyle hekimleri hedef aldı.

    Sağlıkta şiddet yasasının çıkarılması ve çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle belirli dönemler greve giden sağlık emekçileri, acil servisleri protestolara dahil etmiyor. Fakat iktidar yanlısı medya, hekimlerin acil servislerde de iş bıraktığı argümanıyla grevleri hedef alıyor.

    TTB: DİN GÖREVLİSİNİN AĞZINDAN ÇIKANLAR KATLİAMA ÇAĞRI NİTELİĞİNDEDİR

    Türk Tabipleri Birliği de (TTB) sosyal medyaya yansıyan görüntülere ilişkin bir açıklama yaparken, hekimleri hedef alan cami imamı için hem Diyanet’i hem de adli makamları harekete geçmeye çağırdı. TTB açıklamasında “Doktorlar dedi ki, bugün grevdeyiz. Öldürmez misin sen? Dövmez misin, sövmez misin?” Bir din görevlisinin ağzından çıkan bu sözler; şiddete, cinayete, hatta katliama çağrı niteliğindedir! TTB olarak hem Diyanet’i hem de adli makamları derhal herekete geçmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Dersim’de sağlıkçılardan tepki: Şiddet kıyıma dönüştü; hayatımız bu kadar ucuz mu?-VİDEO

    Dersim’de sağlıkçılardan tepki: Şiddet kıyıma dönüştü; hayatımız bu kadar ucuz mu?-VİDEO

    PİRHA- Konya’da doktor Ekrem Karakaya’nın katledilmesi üzerine iş bırakma eylemi başlatan SES Dersim Şubesi üyesi sağlıkçılar, politika yapıcıların sağlık ortamını tükettiğini söyleyerek, sağlık çalışanlarının vahşet ile karşı karşıya bırakıldığına dikkat çekti.

    Konya Şehir Hastanesi’nde Kardiyoloji Uzmanı Ekrem Karakaya’yı ateşli silah ile katledilmesinin ardından sağlık örgütleri 2 günlük iş bırakma kararı aldı. Karar üzerine Dersim’deki sağlık çalışanları bugün iş bırakarak basın açıklaması yaptı.

    Tunceli Devlet Hastanesi önünde bir araya gelen Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi üyesi sağlık çalışanları pandemi koşullarında her türlü riski göze alarak çalıştıklarını belirterek, ‘Hayatımız bu kadar ucuz mu?’ diye sordu.

    “SAĞLIK ÇALIŞANI KIYIMINA DÖNÜŞTÜ”

    Açıklamayı okuyan Dt. Seyfi Burkay İzgi, sağlıkta önlenemeyen hatta artarak devam eden şiddetin sorumlularının sağlıkta yanlış politikalarını sürdürmeye devam ettiğini söyleyerek, “Şiddeti körükleyen açıklamalardan ve politikalardan geri kalmıyorlar. Hiç bir kuruma silahla girilemezken, hastanelere rahatlıkla girilebiliyor. Defalarca söyledik, muhataplarına sorunumuzu ilettik, çözüm bulun da demedik, çözüm sunduk, sadece “uygulayın” dedik. Ancak Sağlık Bakanlığı hala biz sağlık emekçilerine kulaklarını tıkamaya devam ediyor. Sağlık kurumları artık çalışanlar açısından verimli, huzurlu ve güvenli bir ortam olmaktan çıktı, yoğun iş yükü altında ezildiğimiz, her an şiddete maruz kaldığımız, can güvenliğimizin bulunmadığı sağlıksız yerler haline geldi. Sağlıkta şiddet sağlık çalışanı kıyımına dönüştü!” dedi.

    “SAĞLIK BAKANI VE BÜROKRATLARI NE YAPIYOR?”

    Şiddete maruz kalan sağlık emekçilerinin sabrının tükendiğini ifade eden İzgi, politika yapıcıların önlem almayarak kendilerini vahşet ile karşı karşıya bıraktığını sözlerine ekleyerek, şöyle devam etti:

    “Yeter artık şiddete maruz kalmak ve ölmek istemiyoruz. Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Bu vahşet son bulmak zorunda! Tüm sağlık emekçilerinin sabrı tükendi. Her ay yurtdışına giden sağlık emekçisi sayısı yüzleri aşıyor, genç hekimler artık Tıpta Uzmanlık değil yabancı dil kurslarına kayıt oluyor. Özel hastane patronlarının yönettiği sağlık politikaları sağlık emekçilerini insanca koşullarda çalışabilmek için özel hastanelere geçmeye zorluyor. Politika yapıcılar, sağlık ortamını günden güne tükettiniz, sağlık emekçilerini tükettiniz, neden hala ve ısrarla önlem almayarak bizleri bu vahşetle yüz yüze bırakıyorsunuz? Görevimiz başında ölüyoruz! Sağlıkta dönüşüm programınız bizleri yaşamdan koparmaya devam ediyor. Sağlık Bakanı ve bürokratları ne yapıyor diye sormak istiyoruz.”

    ACİL EYLEM PLANI

    İzgi, sağlık meslek örgütleri ile acil eylem planı hazırlanmasını çağrısında bulunarak, “Pandemi koşullarında her türlü riski göze alarak çalışmış olan sağlık emekçilerinin yani bizlerin hayatı bu kadar ucuz mu? Yükümlülüklerinizi acilen yerine getirmeniz için daha ne kadar ölmeliyiz? Şiddetle ilgili biz sağlık emek meslek örgütleriyle birlikte Acil Eylem Planı hazırlamak için neyi bekliyorsunuz? Artık yeter! Sağlıkta şiddete karşı hemen, şimdi, amasız, fakatsız önlem alınsın, şiddet uygulayanlar istisnasız cezalandırılsın. İş yerlerimiz güvenli hale gelene kadar, can güvenliğimizin tehdit altında bulunduğu yerlerde gerekirse çalışmaktan kaçınma hakkımızı kullanacağımızı ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Sağlık emekçileri ülke genelinde iş bıraktı: Artık ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    Sağlık emekçileri ülke genelinde iş bıraktı: Artık ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Konya Şehir Hastanesi’nde görevli kardiyoloji uzmanı Ekrem Karakaya’nın dün Hacı Mehmet Akçay tarafından öldürülmesinin ardından sağlık emekçileri ülke genelinde iki günlük greve çıktı. İş bırakan sağlıkçılar “Artık ölmek istemiyoruz. Her türlü riski göze alarak çalışmayı göze almış sağlık emekçilerin hayatı bu kadar ucuz mu?” dedi.

    Konya Şehir Hastanesi’nde kardiyoloji uzmanı olan Ekrem Karakaya, dün görev yaptığı hastanede, başka bir hastanede güvenlik görevlisi olan Hacı Mehmet Akçay tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Türk Tabipleri Birliği (TTB) saldırıdan sonra 2 gün boyunca iş bırakma kararı almıştı. “Artık ölmek istemiyoruz” diyen sağlık emekçileri “Hükümet istifa” sloganları attı.

    Sağlık çalışanları, sağlıkta şiddete karşı ülke genelinde greve çıkarken; hastane önlerinde bir araya gelerek, “Artık ölmek istemiyoruz” dedi. Ankara’da Gazi Üniversitesi Hastanesi önünde buluşan çalışan ve hekimler meslektaşları Karakaya’nın öldürülmesini protesto etti. Burada açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Tansu Ulakavak Çiftçi, “Yeter. Aklımızda çok soru var. Nasıl cesaret ediyorlar? Asıl sorumlular kim? Nereye kadar devam edecek? Nasıl önlem alınacak? Bunların hepsi kafamızda var” ifadelerini kullandı. Hastanenin Başhekimi Prof. Dr. Hasan Bostancı ise, “Bu olayların bir daha yaşanmaması adına gerekli önlemlerin alınmasını yetkili mercilerden arz ediyoruz, rica ediyoruz” diye konuştu.

    “ŞİDDET PANDEMİSİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Antalya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde de sağlık çalışanlarına yönelik şiddet protesto edildi. Hastane içinde gerçekleştirilen eylemde açıklama yapan SES Antalya Şube Başkanı Şükran İçöz, “Sözün bittiği yerdeyiz. Tahammülümüz kalmadı, nefes alamıyoruz. Tükendik! Güvenli ortamlarda çalışmıyor, her an şiddet tehdidi altında inanılmaz bir stresle yaşıyoruz. Sağlık emekçilerine yönelik şiddet her geçen gün, her geçen dakika artıyor. Şiddet pandemisi ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    “Konya Şehir Hastanesi’nde çalışan Kardiyoloji uzmanı Dr. Ekrem Karakaya hasta yakınının silahlı saldırısına uğradı” hatırlatmasında bulunan İçöz, “Biz artık bir sağlık emekçisinin kılına dahi zarar gelmesini istemiyoruz. Artık bağlı bulunduğumuz bakanlığın sessizliğine tahammülümüz kalmadı, hal böyleyken çalışamıyoruz. Bırakın çalışmayı nefes dahi alamıyoruz” diye konuştu.

    İçöz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sağlık Bakanlığı, sağlık sistemini içinden çıkılmaz bir hale getirip sağlık emekçisini toplumun önüne bir suçlu gibi fırlatıyor. Sağlık emekçisine yönelik şiddet cezasız kaldıkça bir hak arama eylemine dönüşüyor. Sağlık emekçileri ne kadar değersiz görüldüklerini, beyaz kod verdiklerinde bile hiçbir şey olmadığını gördükçe tükeniyor. Bu ülke sağlıkta şiddeti cezalandırmıyor ve sağlıktaki şiddete karşı etkin bir yasa çıkartmıyor.”

    “SAĞLIK EMEKÇİKLERİNİN HAYATI BU KADAR UCUZ MU?

    “Artık yeter” diyen İçöz, “Gerekli önlemlerin alınması için daha ne beklenmektedir? Şiddete daha ne kadar seyirci kalınacaktır? Hekim, hemşire, ebe, teknisyen, idari memur, sağlık işçisi, bu ülkenin tüm sağlık emekçileri olarak bizler şiddete, şiddeti özendiren tüm politikalara karşıyız. Şiddetle yüz yüze kalan tüm sağlık emekçilerine sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz. Sağlık emekçilerinin haklarını ve halkın sağlık hakkını koruyup geliştirecek başka bir sağlık sistemi mümkündür. Bu sistemi inşa edinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Lütfi Kırdar Hastanesi sağlık çalışanları da yaptığı açıklamada her gün ekip arkadaşlarını kaybetme korkusu ile yaşadıklarını belirtti. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İşyeri Temsilcisi Leyla Güleç de yaptığı açıklamada, “Her türlü riski göze alarak çalışmayı göze almış sağlık emekçilerin hayatı bu kadar ucuz mu? Bir doktor yetiştirmek bu kadar kolay mı? Yükümlülüklerinizi yerine getirmek için daha ne kadar ölmemiz gerekiyor?” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dedeoğulları ailesinin yakınları: Hukuksuzluklar devam ederse adalet nöbetine başlayacağız

    Dedeoğulları ailesinin yakınları: Hukuksuzluklar devam ederse adalet nöbetine başlayacağız

    PİRHA-Konya’da yaşayan Dedeoğulları ailesinden 7 kişiyi katleden Mehmet Altun’un yargılandığı davanın Nisan ayında görülecek duruşması öncesi konuşan aile yakınları hukuksuzlukların devam etmesi halinde adalet nöbetine başlayacaklarını duyurdu.

    Konya’nın Meram ilçesinde yaşayan Dedeoğulları ailesinden 7 kişiyi 30 Temmuz 2021 günü öldüren Mehmet Altun’un yargılandığı davanın 19-20 Nisan 2022 tarihlerinde görülecek olan duruşması öncesi Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan aile yakınları hukuksuzlukların son bulmaması halinde adalet nöbeti başlatacaklarını duyurdu.

    Dedeoğulları ailesinden Erol Şan, Harun Rıfatoğlu, Cengiz Rıfatoğlu ile Rıfat Rıfatoğlu yaşanan katliamın bağlantılarının ortaya çıkarılmaması, adil yargılamanın olmaması ve hukuksuzlukların son bulmaması durumunda adalet nöbetine başlayacaklarını kaydetti.

    “KATİL EN PAHALI OTELLERDE KALMIŞ”

    7 aydır acı çektiklerini vurgulayan Erol Şan, “Devlet yetkilileri cenazeye katıldı, sonrasında ne hükümet ne de muhalefet tarafından herhangi bir yetkili gelmedi. Katil farklı şehirlerde, en pahalı otellerde kalmış. Bu parayı kim yatırdı, kimler destek oldu?” dedi.

    “KATLİAMIN ARKASINDA KİMLER VAR?”

    Dedeoğulları ailesine yönelik gerçekleştirilen katliamın planlı olduğunu belirten Harun Rıfatoğlu ise “Katliamı gerçekleştirenler, katili gezdirip, yedirip, içirdiler. Bir miktar para verdiler. ‘Biz güvenliğini sağlayacağız, sen git rahatça katlet’ dediler. Katil, katliamı yaptıktan sonra polis merkezini arayıp, ‘Saraçoğlu’ndan beş kişi daha vuracağım’ diyor. Bunu duyan emniyet neden bizim güvenliğimizi sağlamadı? Katil böyle bir arama yaptı, sizi korumaya alalım demedi? Katil birkaç gün sonra 155’i arayıp, emniyetle 35 dakika konuşuyor. Konuştuğu kişi polis miydi, yetkili miydi? Neden açığa çıkmıyor, katliamın arkasında kimler var?

    Kamera kaydının, sadece bir dakikasını alan haber bültenleri, ‘katil kendisini koruduğu için ateş açtı’ diye bir algı yarattı. Bir yerden emir geldi, ‘Bu yetmez’ dediler. Katil, hepsini bir araya toplayıp ateş açtı. Yetmemiş gibi, bağlı köpeğin de ayağına ateş etti. Bu kadar kurşun sıkacak kadar neyden korkuyorsun. Mahkemede eğer adalet yerini bulmazsa, ailece Adalet Nöbeti başlatacağız” diye konuştu.

    “YA BİZİ SÜRGÜN EDECEKLER YA DA ADALET YERİNİ BULACAK”

    Cengiz Rıfatoğlu ise şunları kaydetti:

    “Adalet onlardan yana, bizden yana işlemiyor. Adalet sarayını neden kurdunuz? İnsanların hakkını savunmak için ama kapıdan girmeye korkuyoruz. Adalet diyor ki ‘Bunlar Kürt, 7 kişi ölmüş önemli değil.’ Bizim ciğerimiz yandı, bu eve her geldiğimizde paramparça oluyoruz. Ya bizi Konya’dan sürgün edecekler ya da bu adalet yerini bulacak, çaresi yok.”

    “ACIMIZ DİNMİYOR”

    Sorumluların adalet önünde hesap vermesi gerektiğini kaydeden Rıfat Rıfatoğlu da “Mahkemeden bu olayı araştırmasını istiyoruz. Hak olan ne ise onu yapsın istiyoruz. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Bu olayda ne oldu, kim yaptı bulunup yargılansın. Elimizden bir şey gelmiyor, acımız dinmiyor ben yaşadığım sürece de bu olay aklımdan çıkmayacak” dedi.

     

    (HABER MERKEZİ)

  • Çiftçinin merasını ‘Çorak’ denilerek Yandaş Kalyon’a verdiler!

    Çiftçinin merasını ‘Çorak’ denilerek Yandaş Kalyon’a verdiler!

    PİRHA-CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Konya’nın Karapınar ilçesindeki meranın önce mera vasfından çıkarıldığını ardından da yandaş şirket Kalyon’a güneş enerjisi için 49 yıllığına kiralandığını söyledi.

    CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında 20-21 Şubat 2022 tarihleri arasında Konya’nın Karapınar ilçesinde yaptığı saha çalışması hakkında bilgi verdi.

    Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden olan Karapınar’da ciddi oranda hayvancılık da yapıldığını aktaran Sarıbal, Karapınar’da 60 dönümlük mera alanının Kalyon şirketine verildiğini söyledi.

    Söz konusu alanın önce ‘çorak’ denilerek mera vasfından çıkarılarak Hazine’ye devredildiğini, daha sonra da 49 yıllığına Kalyon şirketine kiralandığını aktaran Sarıbal, şunları söyledi:

    “Kalyon’a 49 yıllığına verilerek orada güneş tarlası yaptırıyorlar. Şimdi orada ciddi bir kirlilik var. Küçük hayvanların merası daralmış. 60 bin dönümü mera vasfından çıkarıp yandaşa veriyorlar, güneş tarlası yaptırıyorlar. O güneş tarlasından elde edilen elektrik de oradaki çiftçiye satılacak. Bir kere; bir, mera vasfı bozulamaz. Bozulmamalı. Canına okuyorlar bu memleketin. Tamamen karşıyız. İki, kamu yararına bunu kaldırdıysanız ki başka bir gerekçesi olamaz, mutlaka kamu yararı olması lazım. Peki bu kamu yararı oradaki binlerce çiftçi için mi olmalı yoksa bir tek yandaş şirket için mi olmalı? Kalyon için mi olmalı? Hala nasıl utanmıyorlar da nasıl sıkılmıyorlar da bu topraklarda insanların yüzüne bakıyorlar, ben çok merak ediyorum. İnsan o çiftçinin halini gördüğünde utanır ve sıkılır. Biraz insanda vicdan olur.”

    ELEKTRİK MALİYETİ %70!

    Karapınar’da 1,5 dekar tarım arazisi olduğunu, bunun 1 milyon 100 bininde tarımın yapıldığı belirten Sarıbal, 900 bin dönümünde de sulama yapıldığını kaydetti. Tarımsal sulamanın yeraltı suları ile yapıldığını ifade eden Sarıbal, “Suyun kullanılabilmesi için elektriğe ihtiyaç var. Bundan 25-30 yıl önce 35 metreden alınan su şu anda 170 metreye düşmüş durumda. 170 metreden su alabilmek için 150 metreye pompa salmak lazım. Bu şu demektir; ne kadar pompayı aşağıya salıyorsanız, derine bırakıyorsanız o kadar daha fazla elektrik harcamak zorundasınız. O zaman su kadar, Karapınar’da önemli olan başka bir girdi var o da elektrik. Orada yaptığımız görüşmelerde şunu gördük. Karapınar’da bitkisel üretimde en büyük maliyetin elektrik olduğunu gördük. Elektriğin toplam maliyet içindeki payı %60 ile %70 arasında değişiyor. Korkunç bir rakam” diye belirtti.

    Karapınar’da çiftçilerin çok iyi verim elde etmelerine rağmen bu yıl artan maliyetler nedeniyle üretim yapmaktan vazgeçme noktasına geldiğini kaydeden Sarıbal, “Çiftçiler ‘eğer elektrik, su meselesi, gübre, ilaç, tohum… Bu sorunlar çözülmez ise Karapınar’da tarım yapmak mümkün değildir’ diyorlar. Elektrik ve mazot üzerindeki vergiler ve fonlar kaldırılmalı, çiftçiye gübre ve tohum desteği mutlaka verilmeli” görüşünü dile getirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Dedeoğulları ailesine yapılan katliam davası ertelendi

    Dedeoğulları ailesine yapılan katliam davası ertelendi

    PİRHA-Geçtiğimiz yaz Konya’da katledilen Dedeoğulları ailesine yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin 9 kişi hakkında açılan davanın duruşması 11 Şubat’a ertelendi. Duruşmaya katılan aile yakınlarından Harun Yener Öner, sanıklara tepki gösterdiği gerekçesiyle gözaltına alındı.

    Irkçı saldırı sonucu 7 kişinin katledildiği Karslı Dedeoğulları ailesine yönelik 12 Mayıs 2021’de Çalık ve Keleş ailesi tarafından gerçekleştirilen saldırıya ilişkin 9 kişi hakkında açılan davanın ikinci duruşması, Konya 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Polis, duruşma sırasında Dedeoğulları ailesinin itirazlarını engellemeye çalıştı. Çıkan arbedede polis, Dedeoğulları ailesini duruşma salonundan dışarı çıkardı. Yaşanan saldırısı sonrası 11 Şubat’a ertelendi.

    Görülen duruşmaya Dedeoğulları ailesinin kalan tek üyesi Çetin Dedeoğulları ile çok sayıda akrabalarının yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Haklarında Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcı Ümit Dede, HDP milletvekilleri Murat Çepni, Hüda Kaya, Zeynel Özen ile parti yöneticileri katıldı.

    Dava kapsamında tutuklu yargılanan Ali Keleş (Veli oğlu) ve Lutfi Keleş, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) duruşmaya bağlanırken, tutuksuz sanıklar Ali Çalık, Ali Keleş, Ayşe Keleş, İbrahim Keleş, Ramazan Çalık, Veli Keleş ve Yahya Çalık salonda hazır bulundu.

     SANIK ALİ KELEŞ’İN ÇELİŞKİLİ İFADELER VERDİĞİ ORTAYA ÇIKTI

    Duruşmada ilk olarak tutuklu yargılanan Ali Keleş’ten iddianameye dair savunması alındı. Keleş, katledilen Barış Dedeoğulları’nı suçlayan ifadeler kullandı. Keleş’in savcılık ve emniyet ifadesinde, farklı söylemlerde bulunduğu oraya çıktı. Emniyet ifadesinde Metin Dedeoğulları’na yumruk attığını söyleyen Keleş, savcılık ifadesinde odunla vurduğunu söyledi. Olay sırasında silah sesi geldiğini belirten Keleş, silahın kim tarafından sıkıldığını bilmediğini iddia etti. Keleş savcılık ifadesinde ise silahın Yaşar Keleş tarafından sıkıldığını belirttiği ortaya çıktı. Mahkeme başkanın “Kimin silahı sıktığını bilmiyorum dedin, savcılık ifadesinde Yaşar Dedeoğulları’nın ismini vermişsin” sorusuna Keleş, “O zaman bana öyle söylediler, ben de ifademi öyle verdim” dedi. İddia makamının, “Mağdur beyanlarında anlatım farklı, evin duvarına atlayarak saldırdığınız söyleniyor ne diyorsun” sorusuna karşı Keleş, bunu yalandı.

    “EMNİYETTE VERDİĞİM İFADE YANLIŞ ANLŞILMIŞ”

    Ardından tutuklu sanık Lutfi Keleş’in iddianameye karşı savunması alındı. Olayın yolda yaşandığını iddia eden Keleş, eline geçirdiği sopayla saldırıda bulunduğunu itiraf etti. Olay sırasında silah sesini duyduğunu belirten Keleş, silahın Yaşar Dedeoğulları tarafından ateşlendiğini iddia etti. Bahçe içinde tüfek kartuşlarının bulunduğunu söyleyen mahkeme başkanına ise Keleş, “Yaşar kendisi alıp bahçesine götürmüştür” yanıtını verdi. Mahkeme başkanının, “Yaşar Dedeoğulları zaten yaralı, kartuşları toplayıp bahçeye mi götürdü” sorusuna Keleş, “Bilmiyorum, karanlıktı görmedim” dedi. Mahkeme başkanının, “Emniyet ifadesinde, bize doğrultu ve 4 el ateş etti” hatırlatması üzerine Keleş, “Orada yanlış anlaşılma olmuş, önce havaya ateş etti, bana doğrultu ama ateş etmedi” şeklinde ifadesini değiştirdi.

    ‘BAŞKA KÜRT KOMŞULARIN VAR MIYDI?’ SORUSUNU HAKİM ENGELLEDİ

    Sanık avukatları sanığa, “Başka Kürt komşuların var mıydı, Dedeoğulları ailesiyle Kürt-Türk sorunu yaşanıyor muydu” sorusunu sordu. Mahkeme başkanı, “Başka mecralara çekilmesin” gerekçesiyle sorunun sorulmasını reddetti.

    DEDEOĞULLARI AİLESİNİN KALAN TEK ÜYESİ OLAN ÇETİN DEDEOĞULLARI SALONA ALINMADI

    Duruşmada söz alan Dedeoğulları ailesinin avukatları, Çetin Dedeoğulları’nın duruşmaya alınmamasını kabul etmediklerini belirterek, bu haliyle yapılması durumunda duruşmanın ertelenmesi talebinde bulundu.

    Mahkeme başkanı, SEGBİS kayıtlarında ve mahkemenin aldığı kayıtlara göre, olayın müşteki Çetin Dedeoğulları’yla başladığı ve devam ettiği, bu haliyle müşteki vekilinin Çetin Dedeoğulları’nın duruşma salonuna alınması yönündeki talebin reddine karar verdi.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 11 ŞUBAT’A ERTELENDİ 

    Dava avukatlarından Sebahat Gençtarih, “Tarafların yokluğunda yargılamayı sürdürmeyi planlıyorsunuz, bu doğru değildir. Deniz Poyraz davasında da aynı gerginlik yaşandı ama sonrasında mahkeme başkanı herkesi salona aldı. Ailenin kalan tek ferdinin burada bulunma talebi var” dedi. Gençtarih, aksi durumda duruşmanın ertelenmesini talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 11 Şubat’ta erteledi.

    SANIKLARIN ÇELİŞKİLİ İFADELERİNE TEPKİ GÖSTEREN AİLE YAKINI GÖZALTINA ALINDI   

    Dedeoğulları ailesine yönelik saldırı davasının duruşmasına katılan aile yakınlarından Harun Yener Öner, sanıklara tepki gösterdiği gerekçesiyle gözaltına alındı.

    PİRHA/KONYA 

     

  • Konya’da Dedeoğulları ailesinin katledildiği davanın ilk duruşması yarın

    Konya’da Dedeoğulları ailesinin katledildiği davanın ilk duruşması yarın

    PİRHA- Katil zanlısı dışında tutuklu sanığın kalmadığı Konya Katliamı’nın ilk duruşması 14 Aralık Salı günü Konya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. 

    Konya’nın Meram ilçesinde Dedeoğulları ailesinden 7 kişinin katledildiği ırkçı saldırı davasının ilk duruşması yarın Konya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Katliamı gerçekleştiren Mehmet Altun, duruşmada tek tutuklu sanık olarak hakim karşısına çıkacak. Duruşmaya Keleş ve Çalık ailesinden 10 kişi ise tutuksuz olarak yargılanacak.

    Keleş ve Çalık ailesinin Dedeoğulları’na yönelik öldürmeye teşebbüs ettikleri 12 Mayıs ve 22 Mayıs saldırılarının ardından Dedeoğulları ailesinin “can güvenliklerinin bulunmadığına” ilişkin adli ve idari makamlara yaptıkları çok sayıda başvuruya rağmen kendilerine yönelik saldırıların önünü kesecek etkili önlemler alınmadı ve katliam gerçekleştirildi. Dedoğulları’nın uğradığı saldırıların ardından tehditler devam etti ve katliam göz göre göre gerçekleşti. Katliama ilişkin başlatılan soruşturma ve yürütülen kovuşturma sırasında da adli ve idari makamlar, failleri koruyan bir pozisyonda durdu. Faillerin tek tek tahliye edildiği dosyada tek tutuklu bırakıldı.

    Mezopotamya Ajansı’na konuşan Av. Abdurrahman Karabulut, Konya Katliamı’nda iddianamenin “örtülü tahliye talebinden” ibaret olduğunu belirterek, davaya sahip çıkma çağrısı yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mehmet Altun hakkında 7 kez ağırlaştırılmış müebbet istendi

    Mehmet Altun hakkında 7 kez ağırlaştırılmış müebbet istendi

    PİRHA- Dedeoğulları ailesinden 7 kişiyi katleden Mehmet Altun hakkında 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenirken, katliam sanıklarından İbrahim Altun, İsmihan Altun ve Zehra Altun tahliye edildi.

    Konya’nın Meram ilçesinde Dedeoğulları ailesinden 7 kişinin öldürüldüğü katliamla ilgili iddianamede savcı, sanık Mehmet Altun için “canavarca hisle tasarlayarak kasten öldürme”den 7 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi.

    Konya katliamından sanıklarından olan, katliamın gerçekleştiren Mehmet Altun’un babası İbrahim Altun, annesi İsmihan Altun ve eşi Zehra Altun tahliye edildi.

    Dedeoğulları avukatlarından Abdurrahman Karabulut, mütalaanın açıklanması üzerine dosyanın mahkemeye gönderildiğini, tahliye gerekçesini öğrenemediklerini ifade etti.

    Konya’da yaşayan ve daha önce Kürt oldukları için saldırıya uğrayan Dedeoğlu ailesinden 7 kişi, 30 Temmuz’da evlerinde öldürülmüştü. 4 Ağustos’ta yakalanan saldırgan Mehmet Altun, bir gün sonra tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Irkçı saldırıya uğrayan aile fertleri katledildi
    Katliamın yaşandığı dakikalarda ‘Bir tek Kürt kalmayacak’ sesleri yükseldi
    Konya’da katledilen Kürt aile ile ilgili tanıklar PİRHA’ya konuştu
    Konya’da 7 kişinin öldürüldüğü katliamın zanlısı yakalandı!
    Konya’da Kürt aileyi katleden Mehmet Altun tutuklandı

     

     

  • Konya’da katledilen Dedeoğulları ailesinin dosyasına yeni tapeler eklendi

    Konya’da katledilen Dedeoğulları ailesinin dosyasına yeni tapeler eklendi

    Konya’da katledilen Dedeoğulları ailesinin soruşturma dosyasına Çalık ve Keleş ailesinin telefon kayıtları ve sanal medya yazışmaları eklendi. Kayıtlarda delilleri karartma çabası ortaya çıktı.  
    Konya’nın Meram ilçesinde Dedeoğulları ailesine yönelik yapılan ırkçı saldırıda 4’ü kadın 7 kişi Mehmet Altun tarafından katledildi. Dedeoğulları ailesi katliamdan önce komşuları olan Çalık ve Keleş ailesi tarafından ırkçı saldırıya maruz kalması sonucunda 31 Temmuz’da evlerinde katledilmişlerdi. Katliamı yapan Mehmet Altun ile akrabaları olan Çalık ve Keleş ailesinden 13 kişi soruşturma dosyası kapsamında tutuklandı.
    JinNews’in geçtiği habere göre, Dedeoğulları ailesi katledilmeden önce, dosyada şüpheli olarak yer alan Çalık ve Keleş ailesinin yakınları tarafından sanal medya yazışmalarına ve 22 Mayıs’ta Dedeoğulları’na dönük saldırının ardından tutuklanan V.K’nin cezaevinde oğlu A.K., kızı H.K. ile yaptığı telefon kayıtları yer aldı. Yapılan görüşmelerde, ırkçı ifadeler kullanıldı.
    Cezaevinde bulunan V.K.’nin oğlu A.K ile yaptığı telefon görüşmesinin bir kısmı şöyle:
    “V.K.: Kürtler uslandı mı?
    A.K.: Kürtler uslandı.
    V.K.: Çıkmış mı şeyden?
    A.K.: 2 gün yatırmışlar, ameliyat olacaktı olmayacaktı diye doktorlar karar vermiş 2 gün geçti.
    V.K.: Eee, olmuş mu?
    A.K.:  Ondan sonra ameliyat olmamış. İkinci günü çıkartmışlar zaten biz o adliyenin oralardayken.
    V.K.: Hmm, öbürlerinde var mıydı peki şey, hasar?
    A.K.:  Kızının birinin kolu kırık, koca Kürdün işte kol kırık. Ondan sonra o Metin’in zaten bayağı bir kafalarda 3-4 yer kesik diye geçiyor.
    V.K.: Kesik mi?
    A.K.: He kesik. Ondan sonra o koca kızın birinin parmağı kırık. Ondan sonra Barış da bir haftaya kadar toparlardı zaten. Ondan sonra bir de şey de mi ne vardı, o ortanca kızın da kolu kırıktı.
    V.K.: Küçük kızın bir şeyi yok değil mi?
    A.K.: Kızında bir şey yok.
    V.K.: O var ya S., vardığında o evdeymiş. Onlar var ya biz gittik evi yıkmışlar, dökmüşler herhalde. A., ablaya söyle böyle böyle A., abla deyip. Ondan sonra o da bir şahit bulsun mahalleden orada millet sesini mesini duymuştur. Sen S.,’ye sor.
    A.K.: Tamam.
    V.K.: S., abi böyle böyle yapmışlar de sen vardığında camlar kırık mıymış? Kırık değilse şahit yazdırın, şey yap. Tamam mı? Avukatıyla görüştürün.
    A.K.: Tamam tamam. Zaten avukatıyla görüştüreceğiz. Ondan sonra şimdi onun arkadaşlarını da şey yapacağız.
    V.K.: Ondan sonra … evlere kan man işte evleri tarumar etmişler herhalde evimi basmışlar diye. Değil mi, öyle yapmışlar, değil mi?
    A.K.: Öyle yapmışlar.
    V.K.: Üzüm şeyini yıkmışlar, pencerenin oradaki. Onu ne zaman yapmışlar, evdekiler hiç görmemiş mi?
    A.K.: Valla onu şeyden sonra yaptılar olay yeri inceleme gelmeden önce yapmışlar.
    V.K.: Tamam işte bizim evde kalanlar görmemiş mi o zaman?
    H.K.: Polisler herkese eve girin, eve girin diyordu.
    A.K.:  Polisler herkesi dağıtıvermiş ambulanslar buradan çıktıktan sonra.
    V.K.: Kimse kalmamış ha?
    H.K.: Halamgil vardı, A. abigil geldi, F. yengemin kardeşi. Polis mahalledekileri bile…
    V.K.: Adamla görüştünüz mü?
    A.K.: Görüşmedik daha.
    V.K.: Hani kararımız kesindi daha çıkmamışsınız.
    A.K.:  Ya o gün de evde unutmuşlar telefonları Haticegil.
    V.K.: … Pazar günü aramış mı?
    A.K.: Pazartesi günü aradı.
    V.K.: Pazar mı pazartesi günü mü aramış. Yine aynı vaziyet… Uzayabilir bak. Her gün bir telefon günü oluyor biliyor musun? Ayın 17’sinde görüş var unutma. 2 F. ana yengegilden, 2 Y.’den  , 2 bizden gelse yeterli olur.
    A.K.: Tamam.
    V.K.: Paraya sıkışırsanız bir adam bul. Ya birinden bir borç bulun. 5-10 milyar daha.
    A.K.: Tamam, Hüseyin eniştem vereyim diyor zaten.
    V.K.: Şeyse ondan alın…
    A.K.:  Telefonunun pin kodu neydi?
    V.K.: 8040. Kapandı mı o zamandan beri?
    A.K.: Yok kapatmadık işte şarjı bitirmedik.
    V.K.: … Şeyde para vardı. Çok sıkışırsanız…
    A.K.: 5 milyar mı ne aldıydı o… 2 milyarını verdiydi İ’ye. İşte geçen de kavga olduktan bir hafta sonra getirdi verdi işte. Geçen gün getirdi verdi. H. eniştem de saman parasını dün verdi. 2 milyar mı ne.
    V.K.: İyi misin, bir yaramazlık yok?
    H.K.: İyiyim, yok. Çalışıp duruyoruz.
    V.K.: Ananın para koyduğu yeri bilmiyor muydun?
    H.K.: Oradan kullanıyoruz zaten.
    V.K.: Ne kadar var?
    H.K.: Yetecek kadar var işte.
    Çalık ve Keleş ailesinin Dedeoğulları ailesine yönelik ırkçı saldırıda bulunduğu 22 Mayıs tarihinden sonra 29 Mayıs’ta İ.K. ve S.D. arasında geçen dijital medya yazışmaları şu şekilde:
    “İ.K.: Kiminle kavga ettiniz?
    S.D.: Bizim arkada Kürt komşu var onlarla.
    İ.K.: Aynen.”
    Yine 19-20 ve 22 Haziran’da R.Ç., H.K. ve A. arasında geçen yazışmalar ise şu şekilde:
    “19 Haziran;
    H.K.: Kürtler evi satmış 650 milyara. Gidiyorlarmış oradan doğru ise.
    R.Ç.: Bir duyum ne abi?
    H.K.: Yazdım ya abin doğru ise eğer gidiyorlarmış.”


    (Kaynak-MA) 

  • Belediye yetkilisinden, Abdal yurttaşlara ‘Halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor’

    Belediye yetkilisinden, Abdal yurttaşlara ‘Halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor’

    PİRHA- Konya’da Abdal yurttaşların yaşadığı bölgede yürütülen kentsel dönüşüm projesine dair çarpıcı bir iddia çıktı. Karatay Belediyesi yetkililerinin, halkı baskı ile evlerinden çıkartmak istediği söylenirken, yurttaşlar, belediye yetkilisi olan Tayfur Cengiz’in, “Halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor” dediğini aktardı.

    Konya’nın Karatay ilçesi Yeni Mahalle’de yapılan kentsel dönüşüm sebebiyle Abdalların mağduriyetleri de günden güne artıyor. Yeni Mahalle’deki son 20 gecekondunun yıkılmaması için itirazlar da sürüyor.

    Mahalle sakinleri, tapulu arazilerinin belediye tarafından değerinin çok altından satın alınmak istendiğine dikkat çekti. Alevi oldukları için dışlandıklarını belirten yurttaşlar, belediye yetkililerinin “İçişleri Bakanlığı’ndan geldik” diyerek halka baskı yaptıklarını da anlattı.

    ABDALLARIN YAŞADIKLARI YERDEN DAİRE SATIN ALINMIYORMUŞ!

    Abdal yurttaşlar, yıkımdan sorumlu Karatay Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürü Tayfur Cengiz ile yaşadıkları çarpıcı bir diyaloğu da paylaştı. Yurttaşlar, “Evlerimizi anlaşmalı şekilde müteahhitte verip yapılan apartmanlardan daire talep ettik. Ancak Tayfur Cengiz bey, bunun mümkün olmayacağını söyledi” aktarımında bulundu.

    Gecekondu sahipleri, Emlak ve İstimlak Müdürü Tayfur Cengiz’e “Apartman bittiğinde daire almak istiyoruz, kabul etmiyorsunuz. Neden?” diye sorduklarını, yanıt olarak “Çünkü halk, sizin olduğunuz yerden daire almıyor” denildiğini aktardı.

    “BİZİ DIŞLIYORLAR”

    Abdal yurttaşlar, inançları sebebiyle ayrımcılığa uğradıklarını vurgularken “Oturduğumuz yerde kamulaştırma yaptılar. Arsalarımızı kaydırıp yerlerimizi istimlak ettiler. Toplam arazisi 5 dönüm olan kişilerin yüzde 40’ının arazisine el koydular. Duruma İtiraz etme hakkımız varmış ancak haberimiz olmadı. İlgili yazıyı son iki gün kala askıya asmışlar. Haberimiz olmadığı için itiraz da edemedik” açıklamasında bulundu.

    Eren GÜVEN/KONYA

    İLGİLİ HABER: Konya’da kentsel dönüşüm bahanesiyle Abdallar evlerinden ediliyor!

  • CHP’li Şener’in, türbe elektriğini kesen vakıf ile işbirliği yaptığı iddia edildi!

    CHP’li Şener’in, türbe elektriğini kesen vakıf ile işbirliği yaptığı iddia edildi!

    PİRHA-Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, Alevi İnanç Birliği Vakfı ile Milletvekili Abdullatif Şener’in işbirliği yaptığını iddia ederek Şener’in CHP’den ihracını talep etti.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, 24 Ağustos 2020’de aldığı kararla birlikte Hüseyin Gazi Türbesi 10 yıllığına Alevi İnanç Birliği Vakfına tahsis edilmişti. Karara itiraz eden Hüseyin Gazi Derneği ve Vakıf yönetimi, yeni bir yıldırma politikası ile karşı karşıya kaldı. AKP’li Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın, Hüseyin Gazi Türbesinin elektrik abonmanlığını kendi üzerine aldığı ortaya çıktı.

    “DERGAHIN ELEKTRİĞİNİ KESECEKLERDİR”

    Konuya dair açıklama yapan Hüseyin Gazi Derneği ve Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Dede Hüseyin Öz, “Birkaç aydır dergahın elektrik faturası gelmiyordu. Merak ettik ve faturanın akıbetini araştırdık. Sonucunda bizim abone numaramızın üzerine Alevi inanç Birliği Vakfı’nın abone olduğunu gördük “ dedi.

    “Geçtiğimiz dönemde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafınca türbe bu vakıfa tahsis edilmişti. Muhtemelen o tahsis yazısını götürüp aboneliği üzerlerine aldılar” diyen Dede Hüseyin Öz şöyle devam etti:

    “Yirmi yılı aşkın süredir Hüseyin Gazi Vakfı olarak biz oraya hizmet veriyoruz. Bütün faturalar da düzenli ödeniyordu. Şu an bir kısım borç birikmiş durumda. Eğer ödeme yapılmazsa dergahın elektriğini keseceklerdir. Bizler de ödeme yapmayıp kesintinin olmasını bekleyeceğiz. Konuya ilişkin mahkemeye de başvuracağız. Maalesef Türkiye’de her şey mümkün.”

    AKP’Lİ VAKIF İLE CHP’Lİ VEKİLİN İŞBİRLİĞİ İDDİASI!

    Yaşanan gelişmelerle birlikte CHP Konya Milletvekili Abdullatif Şener’in de Alevi inanç Birliği Vakfı ile hareket ettiği iddiası tartışmaları büyüttü.

    Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı’nın Avukatı Coşkun Özgür Piroğlu, CHP’li Şener’in, Alevi asimilasyonuna hizmet eden vakıf ile işbirliği yapmasının “kabul edilemez” olduğunu belirterek ihraç talebinde bulundu. Avukat Piroğlu, CHP Genel Merkezi’ne ilettiği dilekçede şu ifadelere yer verdi:

    “Partinizin Konya milletvekili Abdüllatif Şener yıllardır Alevi İnanç Birliği Vakfı isimli AKP yandaşı vakfa destek vermektedir. Abdüllatif Şener, yıllardır Alevilikle hiçbir ilgisi olmayan Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın toplantılarına katılmaktadır. Mamak Hüseyin Gazi Türbesi bir süre önce Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından AKP yandaşı Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edilmiştir. Ben Mamak Hüseyin Gazi Türbesine hizmet eden Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı’nın avukatıyım. AKP hükümeti, Vakıflar Genel Müdürlüğü aracılığıyla avukatlığını yaptığım Hüseyin Gazi Küttür Sanat Vakfı’nı Mamak Hüseyin Gazi Türbesinden çıkararak buraya kendi yandaşı olan Alevi İnanç Birliği Vakfı’nı yerleştirmeye çalışmaktadır. Bu konuyu bir süre önce partinizin Ankara milletvekili olan Murat Emir dile getirerek bu girişime tepki göstermiştir. Mamak Hüseyin Gazi Türbesi Türkiye’deki en önemli Alevi türbelerinden biridir. Milyonlarca Alevi vatandaşımız için çok değerli olan bu türbeyi AKP yandaşı olan ve Aleviler arasında hiçbir desteği olmayan bir vakfa elbette teslim etmeyeceğiz. Bu girişime karşı büyük bir direniş sergileyeceğiz. Siyasal İslamcı bir siyasi gelenekten gelen ve Alevi toplumuyla hiçbir yakınlığı olmayan Abdüllatif Şener’in türbemizi işgal etmek isteyen bu vakfa verdiği destek bizi şaşırtmamaktadır. Abdüllatif Şener, türbemizi işgal etmek için AKP hükümetiyle birlikte hareket etmektedir. Milyonlarca Alevi vatandaşımızın oyunu alarak ayakta duran CHP, siyasal İslamcı Abdüllatif Şener’i ihraç etmek zorundadır. Konya Milletvekili Abdüllatif Şener’in Merkez Disiplin Kuruluna sevk edilerek CHP üyeliğinden çıkarılmasını talep ediyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA