PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği, Dünya Tiyatrolar Günü kapsamında Haldun Dormen’in ünlü eseri “Hisseli Harikalar Kumpanyası”nı sahneledi. Ücretsiz gösterime yoğun ilgi olurken, salonda ağırlıklı olarak kadın izleyicilerin yer aldığı görüldü.
Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği tarafından tiyatro gösterimi düzenlendi. Korkmaz Tedik Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, önemli eserlerden biri olan “Hisseli Harikalar Kumpanyası” sahneye taşındı.
YOĞUN İLGİ GÖRDÜ
Hisseli Harikalar Kumpanyası adlı oyun, ücretsiz olarak izleyiciyle buluştu.
Gösterime yurttaşların yoğun ilgi gösterdiği, salonun büyük ölçüde dolduğu gözlemlendi. Etkinliğe katılan izleyici kitlesinin ağırlıklı olarak kadınlardan oluşması dikkat çekti.
Etkinliğin, Dünya Tiyatrolar Günü kapsamında tiyatronun toplumsal ve kültürel önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlendiği belirtildi. Katılımcılar, tiyatro gösteriminin hem kültürel hem de sosyal açıdan önemli bir buluşma yarattığını ifade etti.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi’nde Hızır Cemini yürüten Sevim Yalıncakoğlu, Alevi Yol erkanında Hızır’ın, darda kalanın darına yetişen olduğunu vurgulayarak, “Suriye’deki Alevilerin sesi, çığlığı, Hızır’ı olalım” dedi.
Hızır ayı nedeniyle Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi’nde Hızır Cemi yapıldı. Hızır cemine Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, Kızıldeli Ocağı Yol Evladı Mustafa Sazcı ve Zakir Yaprak Dengiz katıldı.
“ŞUBAT DEPREMİNDE BİR CANIMIZIN HIZIR’DAN MAHRUM KALDIK SÖZÜNÜ HİÇ UNUTMUYORUM”
Çok zor ve sıkıntılı zamanlardan geçtiklerini belirten Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, “Bunun nedeni gönlümüzün daraldığından değil gönlümüzde bu günlerde çok ağır ateşler yandığındandır. 6 Şubat depremlerinden sonra özellikle depremde yitirdiğimiz canlar için bir cümlesi şu an hala aklımda. Şubat depreminden hemen sonra Adıyaman’a Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin başkanı Zülfikar ve Rıza Tanrıverdi canımızın depremde Hakk’a yürüdükten sonra onların adına kurduğumuz çadır kentte cem hizmet yürütmeye gitmiştik. Cemde Dersim’li bir kadın canımız dedi ki hiç unutmuyorum her şey bir tarafa da Hızır’dan mahrum kaldık dedi. İnsanın gönlüne hüzün veren bir andı evlatlarını bulamamış daha evlatları göçük altın olan insanlar varken onların acısı yüreğimizdeyken biz Hızır’dan da mahrum kaldık sözünü hiç unutmuyorum. Depremde saatlerce yardım bekleyen bir anda Hakk’a göçen cümle canların anısı önünde huzurunuzda saygı ile eğiliyorum. Hepsinin devri daim olsun” diye belirtti.
“SURİYE’DE KATLİAMDAN GEÇİRİLEN ARAP ELEVİLERİNİN HIZIRI OLMA ZAMANI”
Hızır’ın bir manası bir anlamı olduğunu söyleyen Yalıncakoğlu, “Neden Anadolu topraklarında Hızır bu kadar önemlidir ve neden şubat ayının kara kışında en zalim olduğu zamandır ve Hızır çağırılır. Çünkü Hızır aynı zamanda en yokluk anında, en zorlu, en darlık anında cara yetişendir. Hızır aslında yüreğinizin en daraldığı anda en karar veremediğiniz anda çaresizlik hissettiğiniz anda sizin yanınıza gelip sizin elinizden tutup bir derdin var mı diyen, size gelip göz gönül katan kişidir” diye konuştu.
Yanıbaşımızda Suriye’de çok sıcak gelişmelerin yaşandığına da dikkat çeken Yalıncakoğlu, “Bize çok uzak değil, hemen yanı başımızda onlarca Alevi öldürülüyor. Sadece Alevi oldukları için sadece Ali dedikleri için öldürülüyor. Arap Alevileri şu an en dar zamanını yaşıyor. Bir Maraş’ı, bir Çorum yaşıyorlar hatta bir Sivas yaşıyorlar aslında. Hepimizin ve bütün dünyanın gözünün önünde seyrettiği bir katliam yaşanıyor” dedi.
“HTŞ ALEVİLERİN NESLİNİ TÜKETMEK İÇİN ÇOCUK YAŞTA GENÇLERİ KATLEDİYOR”
İlk zamanlarda HTŞ yanlılarının yaşanan katliama “böyle bir şey yok Esat gitti Aleviler böyle yapıyorlar” şeklinde yaklaşıldığını dile getirenYalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Ama gerçekler susturulamaz. Binlerce haber geliyor binlerce video geliyor. Gidip Alevi kadınlarına zorla Ali’ye Hüseyin’e kötü söz söyleyin diye baskı yapıyorlar. Söylemeyeni de direkt eziyet ederek öldürüyorlar.
Şimdi biz buradayız diye uzağız diye onların haliyle hallenlenmeyecek miyiz? Onların derdi ile dertleşmeyecek miyiz? Onların sesini buradan dünyaya duyurduğumuzda aslında hepimiz onlara Hızır olmuş oluruz.
Aklıma geldikçe yüreğim taşıyor, çünkü biz de yaşadık. Ben Sivaslıyım. 93’te liseye gidiyordum, Pir Sultan anma etkinliğini o kadar büyük bir mutlulukla Hasret’i, Muhlis Akarsu’ nun şehrimize gelişini bekliyordum ki, o gün orada yapılanlar bugün Suriye’de yapılıyor. Hızır dediğimiz şey o yüreğimizde en dar anımızda çağırdığımızdır. Hızır bugün lazım bize. Hızır biziz aslında. Çünkü bizim yüreğimizdeki Hızır aşkıyla yangın anında uzattığımız bir el, sesine ses olduğumuz bir çığlık olduğumuz andır aslında.”
Cemde gülbenglerin okunmasının ardından Kürtçe ve Türkçe söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar gelen canlara pay edildi.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneğinde semah kursu alan, semah dönen kadınlar, yaptıkları çalışmaları ve duygularını anlattı. Semah dönerken çok güzel duygular yaşadıklarını belirten kadınlar, “Antalya’da yaşayan kadınların cemevinde yapılan çalışmalara katılmalarını ve destek vermelerini istediler.
Antalya’da Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde semah kursu alan kadınlar, yaptıkları çalışmaları ve yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattılar.
14 yıldır Antalya’da yaşayan ancak Ankara’da doğup büyüyen Çorumlu Alev Ayık, “Cemeviyle tanışma fırsatımız aslında çok önce olmuştu. Kendi köyümüzde de cemevimiz var. Oraya da gidiyorduk. Ama tabi böylesine kapsamlı değildi, bir odadan ibaretti” dedi.
“SEMAH DÖNERKEN MANEVİ BİR DUYGU İÇERİSİNE GİRİYORUM”
12 yaşında çocuğunu saz kurusuna yazdırmak için cemevine gittiğini belirten Ayık, “Bir gün arkadaşımla otururken cemevine gidelim, ziyaret edelim dedik. Gittiğimizde çok sıcak karşıladılar. 12 yaşında oğlum var, onun için bağlama kursu sordum. Daha önce burada bu tarz kurslar verildiğini biliyordum. Hatta kendim de kayıt olmak istedim, destek verdiler, yardımcı oldular. Cemevi yönetiminden Sevil Demir arkadaş bana cemevinde semah kursu olduğunu söylemişti. Bugün de semah kursuna geldik. Semah çalışmasını izlerken kendimi tutamadım onların içerisinde olmayı düşündüm ve yanlarına çıktım. Bende semah döndüm. Çok güzel, manevi bir duygu yaşadım” diye belirtti.
Kadınlara seslenen Alev Ayık, şöyle devam etti:
“Kadınlar evde oturacaklarına çıkıp cemevine gelsinler. Burada farklı branşlarda kurslar var. Hem aktivite içerisinde olurlar hem de bir faaliyetleri olur. Dertlerini paylaşabilecek, içlerini dökebilecek arkadaş edinirler. Aynı zamanda manevi duyguları yaşarlar. Evde oturacaklarına burada gelip faaliyete katılsınlar.”
Sivaslı olup yaklaşık 30 yıldır Antalya’da yaşayan Önder Şahin ise ”İşletme mezunuyum tasarımlar üzerinde çalışıyorum. Buraya açıkçası hem bilgi almak hem de Alev arkadaşın çocuğuna bağlama kursu için merak edip gelmiştik. Her şeyin bir ilki vardır geç kaldık ama sonra buradaki arkadaşlar bizi çok sıcak karşıladılar. Onlarla tanıştık, gayet sıcak bir ortamla karşılaştık” dedi.
Cemevine ikinci kez semah için geldiklerini belirten Şahin, “Bu ikinci gelişimiz. Semah kursu vardı onu izledim harikaydı. Burada anı yaşamak çok farklı ve keyifli. İkinci gelişimiz olmasına rağmen kendimize adeta ev sahibi hissettik. Herkesi bütün canları buraya gelmeleri için davet ve tavsiye ediyorum. Çalışıyor olabilirsiniz, mesainiz bitince yoğun olabiliriz. Sokaklarda kafelerde zaman geçireceğimize kendi aramızda sohbet olsun, muhabbetiniz olsun. Bilgi ve kültürümüzün gelişmesi açısından çok önemli” şeklinde konuştu.
“BU YOLA HİZMET İÇİN HER TÜRLÜ GAYRETİ YAPIYORUZ“
Uzun yıllardır Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde hizmet yürüttüğünü belirten Semah Eğitmeni Turgay Satılmış da “Kızılarık’ta bulunan gerek Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) gerekse de Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde hizmet ediyorum. Yetişebildiğim kadar canların Hızır’ı olmak için çaba sarf ediyorum. Bu yolun hizmetkârı olmak için de elimden gelen gayreti gösteriyorum. Yeter ki Yolumuzu erkanımızı öğrenelim” şeklinde ifade etti.
“SEMAH KURSUNA GELENLERİN TAMAMI KADIN”
Konyaaltı’nda geldiğinde semah kursuna gelenlerin tamamının kadın olmasından dolayı çok duygulandığını da belirten Turgay Satılmış, “Burada anaları gördüm bundan da gurur duydum. Keşke her tarafta analar olsaydı. Bu ülkede analar, kadınlar ön planda olsaydı ne asgari ücret ne de kadın erkek eşitliği konuşulurdu. Onun için ben anaların burada olmasından dolayı gurur duydum.
Turgay Satılmış gençlerin semah kursuna katılımın az olmasını da şöyle değerlendirdi:
“Burada analar ön planda. Gençlerin gelmemelerinin nedeni anne baba ile olan ilişkilerinin zayıf olması. Oysa gençler daha zeki daha akıllılar. Ancak evlerde ana babalarla yeterli muhabbet olmadığından ya da eksik olduğundan çocuklar da gelmiyorlar.”
“ALEVİLİK DÜNYADA EŞİ BENZERİ OLMAYAN BİR İNANÇ”
Semah Eğitmeni Turgay Satılmış cemevlerine gelmeyen gençlere seslenerek, “Bugün dünyada eşi benzeri görülmeyen bir Yolumuz, bir erkânımız var. Burada muhabbetlerimiz var, saygı, sevgi eşitlik var. Cemevlerinin sosyal ilişkinin en yoğun yer olduğuna inanan biriyim ve yıllardır bu işlerin içerisindeyim. Hiçbir yerde bu anlamda sosyalleşme olduğunu zannetmiyorum. Çünkü buraya 3 yaşında da 70 yaşında da canlar geliyor. 3 yaşında olan çocuk konuşurken, 70 yaşında bir canımız onu can kulağı ile dinliyor. Bunu başka bir yerde göremezsiniz. Gençler kendilerini burada çok güzel ifade edebiliyorlar, başka yerde konuşamıyorlar. Burada özgürce davranabiliyorlar. Muhabbetin özü burada. Burada Yolumuzu erkânımızı, aynı zamanda felsefe, doğa, evren insan ilişkisi öğretiliyor” dedi.
“ÇOCUKLARIMIZI KÜÇÜKKEN CEMEVLERİNE GETİRELİM”
70 yaşındaki Cemile Mertoğlu da eşinin asker olmasından kaynaklı ülkenin birçok yerinde görev yaptıkları için cemevine gitme şansının olmadığını belirterek, “25 senemiz İstanbul’da geçti. 20 senedir Antalya’da oturuyorum. Benim çocuklar hiç cemevi görmedi. 35-40 yaşına kadar hiç cemevi görmeyince onları buraya uyduramıyorsunuz. Antalya’ya geldikten sonra 1-2 sefer geldiler, ondan sonra gelmediler, gelmiyorlar. Bu çocukları küçükken alıştırmamız lazım. Soruyoruz, ‘biz sıkılıyoruz, artık bir sefer geldik, gördük yeter ‘diyorlar. Gerçekten benim olduğum yerde eğer cemevi olsaydı çocuklarımı götürebilseydim küçük yaşta alışırlardı” ifadelerini kullandı.
Babasının zakir olduğunu ancak 10 yaşındayken babasının Hakk’a yürüdüğünü belirten Mertoğlu, “Eşim 10 yıl önce emekli olduktan sonra cemevine geliyorum. Çocukluğumda elimizden tutup cemevine götürüyorlardı ama benim çocuklarım için öyle bir fırsatım olmadı” dedi.
Kadınlara çağrıda bulunan Mertoğlu, şunları söyledi:
“7-8 yıldır semah dönüyorum. Kadınlar toplum içerisine girsinler cemevlerine gelsinler, etkinliklere katılsınlar. Evde boş oturmasınlar. Gelir burada muhabbete katılırlar. Burada koro, semah, saz kursları var, halk oyunları var, İngilizce kursları var. Burada etkinliklerimiz oluyor, gelip görsünler. Sahip çıksınlar, boş bırakmasınlar, etkinliklere katılsınlar, hizmet versinler.”
“ALEVİ DEĞİLİM ANCAK ALEVİ İNANCI VE KÜLTÜRÜNÜ ÇOK SEVİYORUM”
Mersin Mut’lu olduğunu ancak Alevi inancından olmadığını belirten Hatice Yılmaz ise “Bu kültürden değilim ama bu kültürü tercih ederek geliyorum. Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal ve Halacı Mansur’un, bu kültürün aşığıyım. Ben bu kültürü sonradan öğrendim” dedi.
“EMEKLİ HAYATIMI SONUNA KADAR CEMEVİNDE GEÇİRECEĞİM”
Emekli hayatını sonuna kadar cemevinde geçirmek istediğini belirten Hatice Yılmaz, “İzmir’de bir kamu kuruluşundan emekliyim. Buraya da saz ve semah kursu için geliyorum. Hepsini yapabildiğim kadar gelmek istiyorum ama en çok sevdiğim Semah. Çünkü semah dönerken aynı turnalar gibi havaya bürünüyorum adeta, semahta kendimi kaybediyorum” diye belirtti.
Cemevinin yöneticileri ve çalışanlarını çok sevdiğini belirten Hatice Aydın, “Ben daha önceleri semahı bir folklor zannediyordum, o kadar cahilmişim. Cahilliğimle savaşan biri olarak kendimden utandım” dedi.
Buraya gelmesinde Hacı Bektaş Veli’nin eşine ‘Eşitim’ demesinin bile yeterli olduğunu belirten Yılmaz, “Kendileri büyük bedel ödemişler. Nesimi’nin derisi yüzülmüş. Onların acısını içimde hissediyorum. Bir insanın derisi nasıl yüzülür? Cehalet ne kadar kötü bir şey. Alevilerin aydın insanlar olduğunu düşünüyorum. Cehaletten nefret ediyorum, cahil insanlara merhaba bile demek istemiyorum” diye konuştu.
Semahı ilk defa Kızıldeli Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı’dan öğrendiğini belirten Yılmaz, şunalrı kaydetti:
“Onu da çok seviyorum. Cemlere katıldım. Yapılan 2 cemde görev aldım, çok güzeldi. Ben Alevilerden ayrı bir insan olduğumuzu düşünmüyorum. İki çeşit insan vardır iyi ve kötüler. Ben bu kültürü çok seviyorum.”
“KADINLAR DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK TEK CANLIDIR”
Kadınlara mesaj göndermek istediğini de belirten Yılmaz, “Kadınlar dünyayı değiştirecek tek canlıdır. Kadınlar bu dünyayı değiştiremezse hiç kimse değiştiremez. Tek kelime cehaleti yenecek olan da kadındır. Bütün kadınları buraya (cemevine) davet ediyorum.
Uzun süredir cemevinde tiyatro, halk müziği ve semah eğitimi aldığını, aynı zamanda Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi yönetiminde görev aldığını belirten Sevil Demir, “Yönetimdeki görevim kültür ve sanatı koordine etmek. Buradaki amacımız Alevi Kültür ve sanatını gençlere kadınlara tanıtmak. Burada saz, folklor, piyano, çocuklar için drama, büyükler için semah, tiyatro kurslarımız, halk müziği koromuz var” dedi.
“ALEVİ KÜLTÜR VE SANATINA DÖNÜK ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ”
Kültüre ve sanata dönük çalışmalar yürüttüklerini belirten Demir, “Projeler hazırlarken cemevi yönetimi olarak her zaman kadınlar çocuklar ve gençler için empati yöntemini kullanıyoruz” diye belirtti.
Emekli olana kadar gücünü ve enerjisini eşi için sarf ettiğini belirten Sevil Demir, “Emekli olduktan sonra cemevini ancak fark edebildim ve ondan sonra cemevine gelmeye başladım. Adeta burada kendimi resetledim” dedi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü cemevine ilk geldiğinde semahla işe başladığını belirten Demir, “Daha sonra tiyatro, ardından koroya katıldım. O dönemler 2020 dönemi olan pandemi dönemiydi. Pandemi sonunda cemevinin bana çok büyük getirileri oldu. Tabii hiç bırakmadım, 4-5 yıldır gelip gittiğim için bütün kurslara katılma fırsatım oldu” şeklinde ifade etti.
“CEMEVİNE ÖĞRETMEN BULMAKTA ZORLANIYORUZ”
Demir, cemevi yönetimine aday olmasındaki gelişmelere ilişkin ise şunları ifade etti:
“Arkadaşlar nasıl olsa burada etkinliklere katılıyorsun, diyerek yönetim için bana teklifte bulundular. Ben de bu teklifi değerlendirdim ve kabul ettim. Gerçekten hayatım değişti. Hayatımla birlikte burada bir şeyler yapmak ve yenilikler getirmek istedim. Zaten var olan etkinlikler devam ediyordu. Üzerine birkaç katkıda bulunmaya çalıştım sağ olsun yönetimdeki arkadaşlar da destekledi ve her zaman arkamda oldular.
Cemevi yönetim olarak tüm canlara ve kurumlara her türlü yardımı yapmaya çalışıyoruz. Ayrıca tüm kurum ve kuruluşlara, gruplara yönelik çalışmalar ve organizasyonlar yapmakla birlikte dışarıdan paneller, toplantılar, seminerler tiyatro gibi talepler de olursa bunlara da cevap oluyoruz.”
PİRHA-29 Kasım’da Hakk’a yürüyen Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin, Antalya Kızılarık Cemevi’nden semah ve deyişlerle Hakk’a uğurlandı.
Yaklaşık 4 aydır hastalıklarından dolayı tedavi gören Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin, Antalya’da beyin ameliyatı sonrasında yoğun bakıma alındıktan sonra 29 Kasım’da Hakk’a yürümüştü.
Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin, Antalya’da Kızılarık Cemevi’nden semah ve deyişlerle Hakk’a uğurlandı. Hakk’a uğurlama erkânına Antalya’daki Alevi örgütlerinin temsilcileri, köy dernekleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Hüseyin Gazi Metin’in Hakk’a uğurlama erkânını Üryan Hızır Ocağı evladı Kenan Akbaba yürütürken, Hüseyin Gazi Metin, Abdal Musa Kültür ve Dayanışma Derneği yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir’in okuduğu nefes ve deyişlerle uğurlandı. Ayrıca Hakk’a uğurlama erkânında yurttaşlar semah da döndü.
Hüseyin Gazi Metin Dede, Sivas’ın Divriği ilçesinin Çamşığı köyünde toprağa sırlanacak.
PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği’nde yürütülen Newroz ceminde dört mevsimin can olduğu bütün renklerin yeniden var olduğu Newroz’un bütün bayramların sultanı olduğu vurgulandı.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği’nde Newroz Cemi yürütüldü. Newroz cemine Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, Zakir Ali Sizer, Erhan Özdemir, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı katıldı.
“NEWROZ, DOĞADA BÜTÜN CANLILARA NEFES VERDİĞİ BİR GÜNDÜR”
Hünkarın “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözüyle konuşmasına başlayan Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, “Işık nurdur, ışık aydınlıktır, ışık sevgidir. Tamda bugün Newrozu kutlarken güneşin bugün dik olarak gelip evleri ısıtıp doğada bütün canlılara nefes verdiği gündür. Bu ışık cümlemizin gönlünde ışısın gönüllerinde sevgi muhabbet olsun, geleceğiniz aydınlık olsun cümlenize aşk olsun. Kadimden bugüne dilden dile, telden tele, gönülden gönüle, el ele el hakka düsturu ile bu yolu bu erkânı nefesleriyle telli bağlamalarıyla getiren yol ulularımızın bu konuda emek veren, bedel ödeyen cümle canlılara aşk olsun aşkını niyazımız olsun” diye belirtti.
“BU YOLDA HİÇBİR OCAK DİĞERİNDEN ÜSTÜN DEĞİL”
Her canın bu yolun talibi olduğunu yol içerisinde birbirlerine ikrar verdiğini belirten Açıktepe, “Her birimiz bir hizmeti yerine getirmeye çalışıyoruz. Esas olan talibin kendisiyle her yıl mutlaka dar-ı didar olması gerekiyor. Eskiden yapılan erkânları şehirleşme ile birlikte kaybettik. Erkanları yapmak için çok az da olsa belki buluşan vardır ama çoğumuz birbirimizin izini kaybettik. Buradaki cemlerimiz Aslında geçmişte büyüklerimizin yaşadığı yaptığı cemlerle aynı değil, çok eksiğimiz var” dedi.
“NEWROZ ZALİMİN ZULMÜNE KARŞI BİR DURUŞTUR”
Newroz’un Aleviler için kıymetli olduğunu belirten Zakir Ali Sizer, “Newroz zalimin zulmüne karşı bir duruştur. Newroz bizler için önemlidir dört mevsim tamamına erer, yeniden kendi kendinde var eder onun için Newroz önemlidir. Newroz bütün bayramların sultanıdır Newroz. Dört mevsimin can olduğu bütün renklerin yeniden var olduğu yaylaların ovaların süslendiği bir demdir Newroz” diye ifade etti.
“İSMİMİZİ ÇOK DEĞİŞTİRDİLER AMA CİSMİMİZİ DEĞİŞTİREMEDİLER”
Her canın ayrı ayrı bir değer olduğunu cevheri oluşturanın ise pirler, sadıklar ve âşıklar olduğunu belirten Sizer, ”Bu yol zerreyi cevherle buluşturan bir yoldur. Onun için adımız çok değişti bizim. İsmimizi değiştirdiler ama cismimizi hep aynı kaldı. Yani toprak ana gibi hiç değişmedi” dedi.
Cemde gülbenglerin okunmasının ardından Kürtçe ve Türkçe söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği gençliğinin girişimi ile Abdal Musa Dergâhı’na ziyaret yapıldı. Abdal Musa Dergâhı ile ilgili bilgilerin de paylaşıldığı ziyarette, dergahlarda yetişen babaların, dedelerin, muhabbet ehli kişilerin Alevi inancını ve kültürünü dünyanın her tarafına yaydıkları belirtildi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri ve gençlerin katılımı ile Abdal Musa Dergâhı’na ziyarette bulunuldu. Dergâhta kahvaltı edildikten sonra Abdal Musa Türbesi ve Abdal Budala Baba Türbesi ziyaret edildi.
Alevi Bektaşilerin Yunanistan’da, Mısır’da ve Türkiye’de iki tane olmak üzere toplam 4 tane ana dergâhı bulunduğunu belirten Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, “Abdal Musa’nın Seyit Ali Sultan’la birlikte 1400 yılında Yunanistan’ın Dimetoka’ya bağlı Roussa (Russa) bölgesine gidip Seyit Ali Sultan Dergahı’nı kuruyorlar. Oradan Türkiye’ye geldiğinde Pir Abdal Musa bu dergâhı kuruyor” dedi.
Abdal Musa’nın birlikte faaliyet yürüttüğü Kaygusuz Abdal (Kaybi) ile ilgili bilgilendirmede bulunan Demir, “Kaygusuz Abdal Alanya beyinin oğludur. Malı mülkü, tacı, tahtı, devleti her şeyi bırakıp Abdal Musa’ya gelip burada hizmet eden bir kişidir. Hizmet üretilmek için kurulan Abdal Musa Dergahı üçüncü dergâh. Bu dergâhta Kaygusuz Abdal yetiştikten sonra Mısır’a gider Mısır’da (Kahire) Kasrül-Ayn Dergahı’nı kurar. O dergâh da dördüncü dergahımızdır” diye konuştu.
Bu dergahların her birinin bir üniversite niteliğinde olduğunu belirten Demir, “Bütün Anadolu’da bulunan tekkelerde yetişen kişiler, babalar, dedeler, saz ehli, dil ehli, muhabbet ehli bu kişilerin her biri Aristo bilinç düzeyinde yetiştirilip Anadolu’yu irşat ettiler. Barış’ı, sevgiyi, hoşgörüyü, Alevi Bektaşi düşüncesini Balkanlarda, diğer bölgelerde bütün dünyaya yaydılar.
O dönemde Abdal Musa Dergahı’nın bulduğu bütün bölgede komün bir yaşamın sürdüğünü vurgulayan Demir, konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Alevi Bektaşilerin yaşamı komün yaşam (ortaklaşa üretmek ve tüketmek) olduğundan dolayı bizim asıl baskı zulüm görmemizin nedeni bu yaşam biçimi. Şahlara, padişahlara ters geliyor. Çünkü onlar böyle bir sistem istemiyorlar, böyle bir sistemde iktidarlarını yürütemezler. Şu anda Amerika, Fransa, İngiltere böyle bir komün yaşam kesinlikle istemezler. ‘Yarin yanağından gayrı her şey ortaktır’ diyor Hünkâr. Dergahların bu konuda önemi çok büyük. Çünkü elde edilen tüm ürünlerden herkese pay dağıtılıyor, dergâhın payı da ayrılıyor. Dergâha gelen fukaralar burada yesin içsin diye” dedi.”
“ABDAL MUSA TÜRBESİNE ZİYARET”
Abdal Musa Baba Türbesi de ziyaret edildi. Türbe içerisinde Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Zakir Süleyman Demir, Zakir Haydi Aslanboğa ve Zakir Barış Karabatak Aşık-ı sadıkların deyişlerini nefeslerini seslendirdiler. Türbe kapısında semah dönüldü.
“ALEVİ ERENLERİN BULUNDUĞU TÜRBE YATIR VE ZİYARETGAHLARIN OLDUĞU YERLERDE DİLEK AĞACI VAR”
Daha sonra Budala Baba Türbesinin altında bulunan ve Abdal Musa tarafından dikilen dilek ağacı ziyaret edildi. Dilek ağacı ile ilgili bilgilendirmede bulunan Mustafa Sazcı, “Aslında Alevi-Bektaşilerin bulunduğu bütün ziyaretgahlarına nişangahlarına gittiğinizde gördüğümüz en büyük unsurlardan birisi bir dilek ağacıdır. Hacı Bektaş’a giderseniz Karadut vardır. Biraz ilerisinde bulunan Çilehaneye gidersiniz dilek ağacı bulunmakta. Bali Baba Sultan Türbesi, Kafi Baba Türbesi gibi ziyaret yerlerinde, nişangahlarda özellikle pelit ağacı ve incir ağacı görürsünüz” diye ifade etti.
Pir Abdal Musa’nın pelit ağacını buraya dikmesinin sebebinin nişan bıraktığının söylendiğini belirten Sazcı, “Her yıl buraya gelen insanlar buraya dileklerini niyetlerini bağlıyorlar” dedi.
Sonrasında Abdal Budala BabaTürbesine geçildi, niyazlar edildikten sonra söylenen nefeslerle türbe etrafında semah dönüldü.
Abdal Musa’nın gözetleme noktasına geçildi. Gözetleme noktasının tarihi ile ilgili bilgi veren Sazcı, şunları kaydetti:
“Yüzyıllardır Abdal Musa’nın dergahına gelen talipler tarafından Abdal Musa’nın tahtı olarak biliniyor. Dergâha yönelik gelebilecek askeri saldırılar var. Beylerin saldırılarına karşı Abdal Musa Sultan burada gözcülük yapıp geleni gideni kontrol etmektedir. Buradan bakıldığında Elmalı bölgesi ve dergâhın çevresi çok net bir şekilde görülebiliyor. Bir rivayette, Alanya beyinin ordusu Abdal Musa Dergahı’na gelirken, Abdal Sultan askerlerin geldiğini gördükten sonra atıyla birlikte buradan giderken ayak izinin kaldığı anlatılıyor.”
Sonrasında ise lokmalar pişirilerek pay edildikten sonra ziyaret tamamlandı.
PİRHA-Konyaaltı Cemevi’nde yapılan Abdal Musa ceminde Maraş’ta ve Kerbela’da katledilenler anıldı.
Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneğinde yapılan Abdal Musa ceminde Maraş’ta ve Kerbela’dan katledilenler anıldı. Ceme Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, Kızıldeli Ocağı evlatlarından Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı ve Zakir İsmail Gökçen Yosun katıldı.
“ABDAL MUSA CEMLERİ ANADOLU’NUN BİRÇOK KENTİNDE HER YIL YAPILIR”
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi Dedesi Üryan Hızır Ocağı’ndan Kenan Akbaba, “Özellikle bu ayda Anadolu’nun birçok bölgesinde Abdal Musa cemleri düzenleniyor. Yılbaşına bir hafta kala köylerde cem tertiplenir köylerde, Khal Gağan derdik ev ev dolaşılıp hayvansal ürünleri toplardık ve bir gün sonra köy meydanında açık artırımla satardık. O paralarla kurban alıp Abdal Musa cemlerimizi yapardık. Anadolu’nun birçok bölgesinde Çorum, Maraş, Tokat, Erzurum, Erzincan ve Sivas’ta her yılın bu dönemlerinde cem tutulur, niyazlar yapılırdı. Alevi Bektaşi felsefesin her şeyden önce insanı sevmektir” diye belirtti.
“İNSAN KAİNATIN BİR HAZİNESİDİR”
Aleviliğin 72 millete aynı nazarda bakan bir felsefe olduğunun altını çizen Akbaba, dil, din, mezhep, ırk, cinsiyet ayrımı yapmadan ve bu Yol’a türap olan insandır. Alevilik insan merkeziyetçi bir inanç sistemidir. Yüzyıllardır Aleviler mum söndürdü diye iftiraya uğradı. Aleviler ana bacı tanımadı dediler, bizi horladılar dışladılar. Ama Aleviler mum söndürdü dedikleri bir ışıktır. Bizde her şey bir ışıktır. Mansur bir ışıktı, Nesimi bir ışıktı, Fazlı bir ışıktı, Pir Sultan bir ışıktı, Deniz Gezmiş bir ışıktı, Mahir Çayan bir ışıktı, sayamadım birçok kişi bizim ışıklarımızdı. Hepsini birer birer Alevi camiasında o güzellikler içerisinde yetiştiler ama karanlık güçler ne yaptılar o ışıkları birer birer söndürdüler.
“DEVLETTEN MAAŞ ALAN DEDE, ALEVİ TOPLUMU NAZARINDA DÜŞKÜNDÜR”
Alevilerin cemevlerini cümbüş evidir diyenlerin bugün Kültür Bakanlığı adı altında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurduklarını belirten Akbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Gelip diyorlar ki, dedeler size maaş verelim, bu cemevlerinde gelin hizmet edin. Sen daha Alevilerin ibadethanesi cemevleridir diye tanımıyorsun. Orada sana cem yapacak dede benim nazarımda düşkündür, toplumumuzun nazarında düşkündür. Eğer para için bu Yol satılacaksa işte o bizim için en düşkünlük ocağı orasıdır. Bizler ne zaman Alevilerin cemevleri ibadethaneleridir denirse ve Alevilere yapılan katliamlar ne zaman tanınırsa o zaman bu devletin öz evlatları olmuş oluruz. Ama hiçbir zaman bizi tanımadıkları, bizler de asla Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımayacağız ve içinde olmayacağız.”
PİRHA- Konyaaltı Alevi Kültürü Derneği Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, geçen haftalar Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan sözlerine tepki gösterdi. Akpınar, “Bugün çocuklarımızı sınıfından ayıracak, yarın otobüsleri de ayıracak, hastaneleri de ayıracak, öbür gün başka alanları da ayıracaklar ve bir gün bakacağız ki kadınlarımızı evlerimize tıkamışız” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, geçen haftalar, “Çocuklarını okula göndermeyen aileleri ikna etmek adına gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” sözleri üzerine endişeler ve tepkiler sürüyor. Karma eğitimi ve eşitliği hedef alan bu söyleme başta kadınlar olmak üzere toplumun birçok kesimi sesini yükseltiyor.
Konyaaltı Alevi Kültürü Derneği Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, bu konuda görüşlerini PİRHA‘ya anlattı.
“ÜLKENİN DEĞERLERİNİN ORTADAN KALDIRILMASIDIR”
Akpınar, “Karma eğitimin sona erdirilmek istenmesi, bu ülkenin resmen bütün değerlerini ortadan kaldıran, bugünkü 100 yıllık Cumhuriyetin, laikliğin en son gelinen halkasıdır. Yani bugün karma eğitimdeki kız çocuklarımızı sınıftan ayıracak, yarın otobüsleri de ayıracak, hastaneleri de ayıracak. Öbür gün başka alanları da ayıracaklar ve bir gün bakacağız ki kadınlarımızı evlerimize tıkamışız. Afganistan’la bu ülkenin hiçbir farkı kalmamış olacak” dedi.
Alevilerin bu konuda çok duyarlı olduklarını ancak Sünni vatandaşlara çağrıda bulunmak istediğini belirten Konyaaltı Alevi Kültürü Derneği Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, “Bu konuda Sünni yurttaşlarımızın buna izin vermemeleri lazım. Bu Türkiye Cumhuriyetinde laikliğin sonu anlamına gelir. 100 yıldır bu ülkede özgürce tüm inançların kendilerini ifade etmesi için en büyük teminat laikliktir” diye ifade etti.
BU PROJE BÜTÜN KADINLARI KÖLELEŞTİRME PROJESİDİR
Akpınar ayrıca, Türkiye’de kadın voleybol takımının dünya birincisi olmasını tebrik ederek, “Kadınların bu ülkede ne kadar güçlü olduğunun bir örneğidir. Ben tüm kadınlara seslenmek istiyorum. Buna izin vermesinler! Kesinlikle bu proje kadınları köleleştirme projesidir. Bütün dünya İran’daki kadın mücadelesini görüyor ve onu görsünler. Bugün buna izin verilmemesi gerektiğini düşünüyorum, diliyorum” dedi.
“BU NE İNSANLIĞA, NE VİCDANA NEDE İNANCA SIĞAR”
“Çocuklarımızı ‘kız çocuğu, erkek çocuğu’ diye ayırmak kadar anlamsız bir şey yoktur” diyen TahsinAkpınar konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı:
“Çocuğunu, erkek çocuğun yanına oturacak diye okula göndermeyen zihniyet 6 yaşındaki bir çocuğu 30 yaşındaki adama gönderiyor. Bu zihniyeti doğru bulmak ne insanlığa ne inanca, ne vicdana sığar. Türkiye Cumhuriyeti halkının buna izin vermeyeceğinin bilinmesi lazım.”
PİRHA- Okullara imam atanmasının sadece Alevilere dönük bir uygulama olmadığını ifade eden Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Bu bir din dersi değil, bir İslam dersi de değil, bu toplumu Araplaştırma projesidir. Herkesi bu projeye karşı mücadele etmeye çağırıyorum” dedi.
AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)” kapsamında okullara “manevi danışmanlık” hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve kuran kursu öğreticisi atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösterirken, birçok kentte eylemler yapılıyor.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, AKP’nin okullara imam atamasına dair görüşlerini PİRHA’ya anlattı.
“BU PROJE TOPLUMU ARAPLAŞTIRMA PROJESİDİR”
Akpınar, “Alevi toplumunun, devrimci sendikaların, Eğitim Sen’in zaten çok duyarlı olduğunun bilincindeyim ve mücadele ediyorlar. Ben burada aslında cumhurbaşkanından tutun en saf Sünni yurttaşlara seslenmek istiyorum. İslam dini altında Arap kültürünü bu topluma taşıyorlar, Türkiye Cumhuriyeti değerlerini, kültürlerini bozuyorlar. Bu sadece Alevilere dönük bir din dersi değildir, bu bir İslam dersi de değildir, bu toplumu Araplaştırma projesidir” dedi.
AKP’nin bu politikalarına izin vermeyeceklerini belirten Akpınar, “Biz buna izin vermeyeceğiz. Duyarlı olan, bu ülkede yaşayan tüm insanlık buna karşı çıkmalıdır. İslam dini elbette Sünni vatandaşlarımızın inandığı değerlerdir. Biz buna çok saygı duyuyoruz. Ama bu ülkede sadece Sünni vatandaşlarımız yaşamıyor. Başka inançtaki birçok insanımız yaşıyor” ifadelerini kullandı.
Akpınar, “Zaten bu ülkede camiler var, bu ülkede tarikatlar var, inancını öğrenmek isteyen için zaten Diyanet diye bir kurum var. Bu ülkenin 4 bakanlığına denk düşen bir bütçesi olan İslam dinini temsil eden bir Diyanet var. Devletin resmi dini olan İslam inancını öğrenebilirler” dedi.
“KİNDAR VE DİNDAR NESİL YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”
Bu yaşananların, eğitim alanında kindar ve dindar nesil yetiştirme projelerinin başlangıcı olduğunu söyleyen Tahsin Akpınar, tüm topluma seslenerek şunları söyledi:
“Bunlar eğitimde bizim karşı çıktığımız dindar ve kindar gençlik yetiştirme projesinin başlangıcıdır. Bunun için sadece Alevilere değil, tüm topluma seslenmek istiyorum. Buna izin vermeyin, bu müslümanlıkla ilgili olan bir durum değil, bu yapılan Arap kültürünün transferidir.”
“BU TÜM TOPLUMU DEĞİŞTİRMEKTİR”
Ülkeyi İran’a, Afganistan’a çevirmek istediklerinin altını çizen Akpınar, “Bu tüm toplumu değiştirmektir. Afganistan’da nasıl başardılarsa, İran’ da nasıl başardılarsa Mısır’da veya başka Ortadoğu ülkelerinde nasıl İslam dini altında Arap kültürünü hâkim kıldılarsa son proje Türkiye’dir” dedi.
İran ve Afganistan’daki kadınların mücadelesini örnek gösteren Tahsin Akpınar, “Kadınların okula gitmesini yasakladılar, kadın kuaförlerini kapattılar. Onun için sadece Alevilerin değil, bu ülkede yaşayan tüm fertlerin buna karşı mücadele etmelerini diliyorum” dedi.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri, anma etkinlikleri öncesinde Abdal Musa Dergâhı’na ziyarette bulunarak rızalık lokmalarını paylaştı. Abdal Musa Dergâhı içinde bulunan Budala Baba Türbesinde ilk defa semah dönüldü.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri, 280 üyenin katılımı ile Abdal Musa Dergâhı’na ziyarette bulundu. Dergahta sabah kahvaltısı toplu olarak yapıldıktan sonra Abdal Musa Türbesi ziyaret edildi.
TÜRKÇE VE KIRNAMÇKİ NEFESLERLE SEMAH DÖNÜLDÜ
Kızıldeli Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı‘nın okuduğu gülbeng sonrasında Zakir Hayri Aslanboğa ile birlikte deyişler, nefesler okundu. Ardından dergâh içerisinde bulunan dilek için çerağlar yakıldıktan sonra türbe içerisinde bulunan dilek ağacı ve Budala Baba Türbesi ziyaret edildi. Burada Türkçe ve Kırmançki nefesler eşliğinde semahlar dönüldü. Kızıldeli Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı’nın okuduğu gülbenk sonrası lokmalar canlara pay edildi.
“GIDAMIZI MUHABBKETTEN ALIYORUZ”
Lokma paylaşımı sonrasında Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği idari binası içerisinde bulunan konferans salonunda bir araya gelindi. Kızıl Deli Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Hacı Bektaş Dergahı’nın girişinde müze yazan kısmında bir kitabe vardı, daha sonra bu kitabe kaldırıldı. O kitabede, bu kapı ışıkların kapısıdır eksik gelen tamam olur. Biz bu dergâhlara eksiklerimizi tamama yazdırmak için geliyoruz. Biraz önce lokma muhabbeti yapıldı. Hüdai babanın da bir nefesi var. Hüdai Baba diyor ki ‘Hüda’ya vasıl olmayan, kursağı kulaktan gıda almayan dünyayı yese doyar mı? İnsan gerçekten dünyayı yemekle doymaz. Ancak hakikatin ilmiyle, hakikatin bilgisi ile kişi kendi nefsini sırlayarak kendini pişirebiliyorsa o insan lokmadan yemeyebilir. Kaldı ki bugün bütün yöneticilerimiz lokma yemeden ayrılacak ama biz gıda lokmamızı burada sevgiden muhabbetten aldık. Onun için bizim için yeterli olan da buydu” diye konuştu.
İKTİDARA ELEŞTİRİ
Alevilerin Türkiye’de yaşadığı sorunlar üzerine değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıda Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği YK üyesi Kemal Çiçek yaptığı konuşmada, “Bugün biz Abdal Musa Dergâhı’na ziyaret gerçekleştirdik. Bu salonda bulunan herkes kendi imkânları ile rızalık lokmalarını verdi, yolumuz bu. Devletin cemevlerimize vereceği paraya bizim açımızdan baktığımızda, bu dergâhımızı teslim almaktır. Bu işveren işçi ilişkisine döner. ‘Ben senin maaşını vereceğim sen de bana çalışacaksın’ demektir. Bu anlamıyla özellikle genç arkadaşlarımızın bu konuda çok daha çaba sarf etmeleri lazım” dedi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar da, iktidarın Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerine yönelik tutumunu eleştirerek şunları ifade etti:
“Siyasal iktidar cemevini inanç yeri olarak kabul etmiyor, ‘dedeye maaş vereyim’ diyor ama cemevini ibadethane olarak kabul etmiyor. Peki dede orada ne iş yapacak? Dedenin görevi cemevinde hizmet yürütmek değil mi? Cemevini kabul etmiyorsun, yasallaştırmıyorsun. Şu anki mevcut hükümet sadece Alevilere bir şeyler vermiş gibi görünerek hiçbir şey yapmıyor. Onun için Aleviler olarak bu konuda daha duyarlı olacağız kendi değerlerimize sahip çıkacağız. En önemlisi de bu eğitim sorunu çok önemli. Çünkü çocuklarımızın küçük yaşta anlayışını, yaşam biçimini değiştirmeye çalışıyorlar.”
Konuşmaların ardından nefes ve deyişlerle birlikte semaha duruldu.
PİRHA- Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Alevi” başlığı ile yayınladığı videoyla ile ilgili konuşan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğini açıklaması toplumda karşılık buldu” dedi. Akpınar, toplumun ortak noktalarda buluşması gerektiğinin önemine işaret etti.
Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Alevi” başlığı ile yayınladığı videosunun yankıları sürüyor.
Kılıçdaroğlu’nun, “Alevi” başlıklı video paylaşımı üzerine konuşan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Kılıçdaroğlu siyasete girdiğinde Alevi kimliğiyle girmedi. Devlette bürokrat olarak, devleti çok iyi tanıyan bir kişilik olarak CHP’de siyaset yapmaya başladı. Kılıçdaroğlu genel başkan olduktan sonra hiçbir zaman kimlik üzerinden, inanç üzerinden siyaset yapmak istemediği için böyle bir açıklama yapmadı. Ama Kılıçdaroğlu’nun Alevi olduğunu herkes bildiği halde o sözcükleri onun dilinde söylenmesini istediler, beklentiye girdiler. Bugünkü Cumhurbaşkanı, siyasi olarak kimlikleri, inançları bir avantaj olarak düşündüğü, Sünni vatandaşların nüfusu Alevi vatandaşların nüfusundan daha fazla olduğu için kimlik siyaseti yaparak avantaj sağlayacağını düşünüyordu” dedi.
“ORTAK DEĞERLERDE BULUŞARAK ÜLKEYİ YAŞANILIR HALE GETİREBİLİRİZ”
“Bu seçimde Kılıçdaroğlu bütün düşüncelerini, bütün projelerini bu ülkede demokrasi adına, çağdaşlık adına, emek adına, özgürlük adına toplumla paylaşmak istedi” diyen Akpınar sözlerine şöyle devam etti:
“Önce muhafazakâr kesimle helalleşti. Daha sonra çevrecilerle, bu ülkenin doğasına sahip çıkanlarla, bu ülkenin emeğine sahip çıkan insanlarla helalleşti, kucaklaştı. Sonra Kürtlere, onların adına da özgürlüğü çağdaşlığı savunacağını söyledi. Yine aynı seçimde Cumhurbaşkanının alanlara çıkıp kimlik siyaseti yapmasının önünü kesmek için herkesin bildiği ama onu tanımayan yeni oy verecek gençlere ‘evet ben Aleviyim, kendi kimliğimle kendi inancımla ve tüm inançlara eşit bakıyorum saygı duyuyorum. Ben Alevi kimliği ile değil, bu ülkenin bütün insani ortak değerlerini önemseyen bir aday olarak geliyorum’ dedi. Toplumda sadece Alevilerin değil, bu ülkede yaşayan aydın çağdaş bu değerleri önemseyen birçok insan bu beklentideymiş ki videosu milyonlarca beğeni kazandı, görsel yayında yer buldu. Bu da hem Kılıçdaroğlu için hem de biz Alevi toplumu için sevindirici bir şeydi. Biz Alevilerin kimliklerimizi saklayarak değil, farklılıklarımızı paylaşarak, ortak değerlerde buluşarak bu ülkeyi daha yaşanır, daha paylaşılır, daha mutlu bir noktaya getirmemiz lazım. Ülkemiz 80 darbesi döneminden sonra siyaset, ezen ve ezilen sınıf mücadelesi, ideoloji üzerinden değil, din, ırk, mezhep eksenine çekildiği için bugünlere geldik.”
“KILIÇDAROĞLU’NA OY VEREREK AYNI NOKTADA BULUŞMAMIZ LAZIM”
Tahsin Akpınar, toplumun ortak değerlerinin emek, demokrasi, özgürlük olduğunu belirterek, “Bu anlamda aynı noktada Kılıçdaroğlu’na oy vererek buluşmamız lazım. Cumhurbaşkanı bu durumu nasıl yeniden avantaja geçiririm dese de ben cumhurbaşkanımıza geçmiş olsun derim. O kozu, Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanının (Erdoğan’ın) elinden almış oldu. 80 darbesinin getirdiği mezhep, din, ırk üzerinden yürüttüğü siyasetle toplumu ayrıştırarak 20 yıl iktidarda kalmasını sağladı. Artık toplum bunun bilincine vardı ve artık buna prim vermeyeceği ortada. Artık ırk mezhep üzerinden siyasetin bu topluma, bu ülkeye hiçbir şey getirmeyeceğini hepimizin anlaması gerekiyor” diye konuştu.
PİRHA – Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin konuştu. Akpınar, “Alevilerin sorunlarına sahip çıkması ve gereken mücadeleyi yapması çok önemlidir” diye konuştu.
7 Alevi çatı örgütünün düzenlediği Büyük Alevi Kurultayı’nın yankıları sürüyor. Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, binlerce kişinin katılımıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde yapılan kurultaya ilişkin konuştu. Akpınar, Kurultayın çok başarılı geçtiğini belirterek, emeği geçenlere teşekkürlerini gönderdi.
“ÜLKEYİ ŞERİATA TESLİM ETMEYECEĞİMİZİN BİR GÖSTERGESİDİR”
Tahsin Akpınar, kurultayla birlikte gerici zihniyete karşı da bir mesaj gönderildiğini ifade ederek şu açıklamayı yaptı:
“Bu kurultay Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevilerin dimdik ayakta olduğunu ve bu mücadelenin devam edeceğini ve bu ülkeyi faşist ve şeriata teslim etmeyeceğimizin bir göstergesidir. İnanın Aleviler dimdik ayakta bu mücadeleyi sürdürmeseler bugünkü Ortadoğu’daki ülkeler ortada, Afganistan ortada, İran ortada. Bu ülkenin kaderi onların kaderine benzer. Onun için bunu çok önemsiyoruz. Alevilerin sorunlarına sahip çıkması ve gereken mücadeleyi yapması çok önemlidir. Bu kurultayda emekleri geçenlere teşekkür ediyorum, çok başarılı bir kurultaydı.”
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasına tepki gösterdi. Akpınar, “Bizim istediğimiz cemevlerimizin yasallaşması. Cemevlerinin Kültür Bakanlığına da, Diyanete de bağlanmasını istemiyoruz. Diyanetin de fesh edilmesini istiyoruz” dedi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasına tepki gösterdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Sultan Dergahı’na gitmesinin nedenin seçimler olduğunu belirterek, “Kılıçdaroğlu’nun türbanla ilgili yasa teklifi kendi kitlesinin elinden gideceğini düşünerek Kılıçdaroğlu’na yakın olan bir kitleye yaktığı bir ışıktır. Bu siyasi bir eylemdir” dedi.
“ALEVİLERİ TANIMIŞ GİBİ YAPIYOR”
Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanmasının cemevlerini bir kültür evi olarak görüldüğüne işaret eden Akpınar, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanı aslında inançsal boyutunu bırakıp yeniden cemevlerini tanımadan Alevileri tanımış gibi yapıyor, bu doğru değil. Bizim istediğimiz cemevlerimizinyasallaşması. Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na da, Diyanet’e de bağlanmasını istemiyoruz. Diyanet’in değil fes edilmesini istiyoruz. Diyanet’in feshedilerek yeniden Türkiye’deki tüm inançları temsil eden direkt cumhurbaşkanlığına bağlı bir kurulun hakemlik yapması gerektiğini düşünüyorum. Mevcut Diyanet bir mezhebin elinde ve devletin dini olmuş ve belli bir siyasi partinin de reklam tabelası haline gelmiş bir kurum.”
“ALEVİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜ BÖLÜP PARÇALAMAK DIŞINDA BİR KARŞILIĞI YOK”
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, cemevinin inanç yeri olduğunu belirterek, “Bizim de kültürümüz var ama cemevlerimiz inanç yeridir. Diyanet’in lağv edilmesiyle ve tüm dinlere eşit bir şekilde yeni bir kurum oluşması ve bunun da cumhurbaşkanına bağlanması. Talebimiz budur. Bunun dışında yapılanları doğru da bulmuyoruz. Cemevinin bakanlığa bağlanması Aleviler için atılan bir adım değil tam tersine Şahkulu ziyaretinin Alevi örgütlülüğünü parçalayıp ayrıştırmak dışında bir karşılığı yoktur.” diye konuştu.
PİRHA – Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevi toplumuna yaklaşımını eleştirerek “Sıkıştılar, kaybedeceklerini anlıyorlar. Alevileri kullanmaya çalışıyorlar” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Alevi sorununa ilişkin politikaları, toplum nezdinde tepkiyle karşılanıyor. Erdoğan’ın Cemevi ziyaretleri ardından Hacı Bektaş Veli Anma Töreni’ne karşılık alternatif program yapmasının yankıları sürüyor.
Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar da iktidar politikalarını eleştiren bir diğer isim oldu. Tahsin Akpınar, AKP’nin Alevi toplumu içerisinden saf ve inançlı insanları kullandığının altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerine yönelik politikalarını da eleştiren Akpınar, “Recep Tayyip Erdoğan Hacıbektaş’a cumhurbaşkanı olarak değil, AKP genel başkanı olarak gitti. Çünkü cumhurbaşkanı olarak gitseydi bu etkinliğe katılır ama alternatif bir etkinlik yapmazdı” dedi.
“ALEVİLER BU ANLAYIŞA PİRİM VERMEZ”
AKP’nin artık siyaset üretmekte zorluk yaşadığını ifade eden Tahsin Akpınar, iktidarın oy uğruna Alevi toplumuna yöneldiklerini belirterek şunları söyledi:
“Sıkıştılar, kaybedeceklerini anlıyorlar. Kullanmadıkları tek toplum var o da Alevi toplumudur. Bugün onlara çok ihtiyaçları var. Alevileri kullanmaya çalışıyor ama kullanılacak Alevi yoktur. Aleviler adaletten, eşitlikten, hukuktan, vicdandan, dürüstlükten, laiklikten, cumhuriyetten, demokrasiden yana bir toplum. Aleviler böyle bir yönetim biçimine ve bu biçimde olan hiçbir parti ve anlayışa pirim vermez.”
“BU NE BÜYÜK BİR ÇELİŞKİ”
Tahsin Akpınar, AKP iktidarının büyük bir çelişki içerisinde olduğunu da belirtti. Cemevlerine halen yasal statü verilmediğini vurgulayan Akpınar, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Siyasi partilere bağlı belediyeler cemevi yapıyor. Devlet kendi kendisiyle çelişiyor. Bir kere yasal olmayan bir cemevini cumhurbaşkanının ziyaret etmesi bir çelişkidir. Devlet nazarında inanç yeri olarak kabul etmediğiniz bir yeri, inanç yeri olarak ziyaret ediyorsunuz. Bu ne büyük bir çelişki. Onun için Alevilerin hiçbir istemi bugünkü hükümet tarafından hayat bulmamıştır.”
“İNSAN YAKANLARI CEZALANDIRMAMIŞKEN, ADALET NASIL YERİNİ BULDU?”
“Alevi toplumu olarak isteklerimiz bellidir” diyen Akpınar, zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerine yasal statü verilmesi ve eşit yurttaşlık hakkının öncelikli talepler olduğunu söyledi. Akpınar, kamuda yaratılan fırsat eşitsizliğine de işaret ederek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“Bugün bu ülkenin aydın, eğitimli ve kültürlü toplumu olan Alevilerin, devlet kurumlarında, üst düzeyde bir tane insanı yok. Buna izin vermiyorlar. Bir vali, bir emniyet müdürü, bir bakan yok. Çağdaş, devrimci, laik olan insanlar bu ülkenin devlet kadrolarında yoklar. Ondan sonra da ‘Aleviler 81 talepte bulundu, 51’ini yerine getirdik’ diyorlar. Zorunlu din derslerini kaldırmamışsın, cemevlerini yasallaştırmamışsın, Madımak’ı müze yapmamışsın, Çorum, Sivas, Maraş, Gazi, Malatya ve birçok katliama uğrayan insanlardan özür dilememişsin, Madımağı yakan insanlara avukatlık yapmışsın ve zaman aşımına uğradığında çıkıp şunu söylemişsin ‘adalet yerini buldu’. Yani insan yakanları cezalandırmamışken, adalet nasıl yerini buldu? Bunu söyleyen bugün bu ülkenin cumhurbaşkanıdır.”
“HÜKÜMETE HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ”
Tahsin Akpınar, siyasal iktidarın, kimi Alevi kesimlerle yol yürüdüğüne işaret ederek “Kendine yakın 3-5 çıkarcı Alevi var. Onlar, bizden değildir. Kendilerine birtakım sözler verilmiştir. Bizim bu hükümetten hiçbir isteğimiz, talebimiz karşılık bulmamıştır. Hak edenin hakkı verilinceye kadar hükümete hakkımızı helal etmiyoruz. Hiçbir talebimizin yerine gelmediğini haykırıyoruz” sözleriyle eleştirilerini dile getirdi.
PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevine yönelik ziyaretinde yaşananları eleştiren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Cumhurbaşkanı bir inanç önderi değildir, bir siyasidir. Hiçbir zaman bir siyasi insan, bir inanç önderinin postuna oturamaz. Cumhurbaşkanı kendi Alevisini oluşturup üç, beş yağcıyla “Ben Alevilerden oy alırım” düşüncesiyle böyle bir ziyarette bulundu” dedi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’daki Hüseyin Gazi Cemevine yönelik ziyaretini PİRHA‘ya değerlendirdi.
“CUMHURBAŞKANI BİR İNANÇ ÖNDERİ DEĞİLDİR”
Sözlerine “Cumhurbaşkanlığı çok değerli bir makamdır. Cumhurbaşkanlığı makamında oturan bir kişi sizi ziyaret ediyorsa bunu duyduğunuz zaman sevinçten uçmanız lazım” diyerek başlayan Tahsin Akpınar, AKP’nin Alevi politikasını eleştirdi.
Akpınar, Erdoğan’ın cemevine ve Alevilere bakışını hatırlatarak şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanı, belediye başkanıyken cemevine “cümbüş evi” diyor. Başbakanken Alevilere “Alili, Alisiz Alevilik” gibi sıfatları kullandı. Sonra cumhurbaşkanı oldu ve 6 yıldır haklarımızı, cemevimizin yasallaşmasını ve bizim için çok değerli olan cumhuriyetin laiklik ilkelerinin gereğini yapmıyor ve hayata geçirmiyor. Bir gün çıkıp geliyor ve cemevini ziyaret ediyor. Önce o cemevinin yönetimini saf dışı bırakıyor. Sonra o cemevindeki “Alisiz Alevi” diye şikâyet ettiği Hz. Ali’nin yerini değiştiriyor, cumhuriyetin kurucusu sayesinde cumhurbaşkanı olduğu Mustafa Kemal’in yerini değiştiriyor. Sonra inancımızın önderi olan Hacı Bektaş Veli’nin yerini değiştiriyor. Sonra kendine yakın inanç boyutundaki Arapça bir sürü yazılar arkasına astırarak ve Alevilerin en kutsal olan postuna oturuyor. Cumhurbaşkanı bir inanç önderi değildir, bir siyasidir. Hiçbir zaman bir siyasi insan, bir inanç önderinin postuna oturamaz. Bir dedenin, babanın bizim ocaklarımızdan ve Hacıbektaş Postnişininden el almış canlarımızın dışında o posta hiç kimse oturamaz. Cumhurbaşkanının asıl niyeti bir cemevini ziyaret etmek, Alevileri eşit yurttaşlık duygusuyla kucaklamak için değil, tam tersine genel seçim için bazı Alevilere şirin görünmek ve Alevileri ayrıştırarak kendine göre yeni bir Alevilik tarifini oluşturmak.”
“ALEVİLER BU OYUNA GELMEYECEKTİR”
Akpınar, yaşanan gelişmelerin Aleviler arasında ikilik çıkarma amaçlı olduğunu belirtirken, “Arap kültürüne yakın, Sünnileştirilen, Şiileştirilen bir Alevi ve Aleviler arasında ikilik çıkarmak gibi bir amacı var. Oysa biz isterdik ki bu ülkenin cumhurbaşkanı, bu ülkenin laik bir devlet olduğunu, 85 milyon insana aynı nazarla bakan, onlara eşit yurttaşlık haklarını veren, Alevilerin cemevlerini inanç merkezi olarak gören ve yasallaştırarak hayata geçiren ve katliama uğrayan, diri diri yakılan Alevi yurttaşlarından özür dileyip onlarla kucaklaşsın. Cumhurbaşkanı bunun yerine kendi Alevisini oluşturup üç, beş yağcıyla “Ben Alevilerden oy alırım” düşüncesiyle böyle bir ziyarette bulundu. Bu ülkenin en çağdaş, en aydın, en okumuş insanları Alevilerdir. Aleviler bu oyuna gelmeyecektir” ifadelerini kullandı.
“ONLARI DEDE OLARAK GÖRMÜYORUZ”
Hüseyin Gazi Cemevi dedesini de eleştiren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, şunları söyledi:
“Belki dedelik sıfatını kullanıyorlar ama biz dedeliklerini kabul etmiyor ve de hakkımızı helal etmiyoruz. Çünkü dede dediğimiz kişi adaletlidir, haksızlığa karşı çıkandır, yoksulluğa, sömürüye karşı çıkan ve de tüm değerleri koruyan kişidir Onun için biz dede olarak görmüyoruz, sadece kişisel çıkarları için bugün Cumhurbaşkanının arkasında koşan, yarın bir başkasının arkasında koşan çıkarcılardır. Bunların sayıları çok az. Ama bu ülkenin binlerce Alevisinin onları kınadığını ve yaptıklarının doğru olmadığını onlar da anlamıştır.”
PİRHA- Avusturya devletinin Alevi inancını bağımsız ve kendine özgü bir inanç olarak tanımasına ilişkin konuşanAntalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Alevilik, her çağın gelişmelerine uyum sağlayan, bilimden yana olan ve en önemlisi de emekten yana, ezilenden yana, mazlumdan yana olan bir yaşam ve inanç biçimidir” dedi.
Alevilik 13 Nisan 2022 tarihinde Avusturya’da ‘kendine özgü bir inanç’ olarak tanındı.
Avusturya devletinin Alevi inancını bağımsız ve kendine özgü bir inanç olarak tanımasının önemine vurgu yapan Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Aleviliğin her çağın gelişmelerine uyum sağlayan bir inanç ve yaşam biçimi olduğunu söyledi.
“ALEVİLİK HER ÇAĞIN AYDINLANMASINI TAŞIYAN BİR İNANÇTIR”
Aleviliğin tarihçesinin çok eskilere dayandığını ve bu inancı tarihçilerin araştırması gerektiğini ifade eden Akpınar, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:
“Alevilik bir ırmaktır. Hazreti Ali, Şeyh Bedrettin, Nesimi, Pir Sultan, Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa bunlardan biridir. İsmini sayamayacağımız birçok ırmak var aslında. Araştırdığımız zaman kendimizden başlamamız lazım. Alevi bir yurttaşın Sünni bir vatandaşla inanç bazında benzerliğini bir araştırsınlar. Yani bu günkü Sünni İslamla bizim inancımızın bağdaşan bir tarafı var mı? Artıları ve eksileri koysunlar. Biz ya ‘Allah ya Muhammet ya Ali’ söyleminin dışında bugünkü Sünni İslamla benzerliğimiz olan hiçbir şey yok, ibadet anlamında da yok. Bazıları asıl müslüman biziz diyor. Nasıl asıl Müslüman biz oluyoruz? Gerçekten bunu savunan arkadaşların bu çelişkiyi gidermesi lazım. Çünkü biz camiye gitmiyoruz, namaz kılmıyoruz biz bir kere ibadetimizi eşitimizle, çocuğumuzla birlikte yan yana yapıyoruz. Bugünkü Sünni İslamda böyle bir ibadet şekli yok ki.”
“ALEVİLER KENDİ İNANÇLARINI, KÜLTÜRLERİNİ VE RİTÜELLERİNİ YAŞATMALILAR”
Alevi yurttaşların inançlarına ve inançlarının ritüellerine sahip çıkması, onları yaşatması gerektiğini dile getiren Akpınar, “İnsanlarımız bu anlamda sürecin getirdiği korkuların ve birçok olayın sonucunda kendisini inkâr etmemeli. Kültürlerini, ritüellerini yaşatmalılar. Her çağın gelişmelerine uyum sağlayan, bilimden yana olan ve en önemlisi de emekten yana, ezilenden yana, mazlumdan yana olan bir yaşam ve inanç biçimidir” dedi.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, cemevinin seçilen yeni yönetimi olarak projelerini ve yapacakları faaliyetleri anlattı. Akpınar, “Kadınlarımız ve gençlerimiz çok duyarlı. Konyaaltı Cemevi’mizin bu kadar gelişmesinin, aktif olmasının en büyük nedeni onlardır. Toplumumuza layık olacak bir şekilde hizmet vermeye çalışacağız” dedi.
Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, cemevinin yeni yönetimi olarak projelerini ve yapacakları faaliyetleri PİRHA‘ya anlattı.
Kadınların ve gençlerin çok duyarlı olduğunu belirten Akpınar, özellikle onların emeğini görünür kılan faaliyetler yapacaklarını söyledi. Akpınar, kadınların kendi ürettiklerini sergileyip, satabilecekleri bir alan oluşturacaklarını da dile getirdi.
“ÖZELLİKLE GENÇLERİMİZE YÖNELİK KÜLTÜREL VE SANATSAL FAALİYETLER YAPACAĞIZ”
Bir ay önce yönetime geldiklerini anımsatan Akpınar, bir önceki yönetime teşekkür ederek sözlerine başladı.
Bugün yönetiminde oldukları cemevinde sanatsal bir çok faaliyetin var olduğunu aktaran Akpınar, “Bağlama, gitar, halk oyunları, tiyatro, resim ve ayrıca inançsal olarak birçok kursumuz mevcut. Ancak hala semahçılarımızı oluşturamadık. Gençlerimizin hayata geçireceği semah ekibimizi kurmayı hedefliyoruz. Şu anki en büyük istemlerimizden, çalışmalarımızdan biri budur. Cemevimizdeki bir başka husus da burslar. Bizden önceki arkadaşlarımız şu an 20’ye yakın çocuğumuza öğrenci bursu veriyordu. Bu sene bunu en az 50 kişiye çıkartmak, önümüzdeki sene de 100 çocuğumuza burs vermeyi hedefliyoruz. Bir başka yapmak istediğimiz şey ise üst katta cafe gibi bir salonumuz var, bir mutfağı var. Toplantı hizmeti veren bu yeri komple gençlere yönelik bir kültür merkezi haline getirmek ve güçlü bir kütüphane kurmak istiyoruz. İnternet hizmetini vermek ve gençlerimizin ders çalışabileceği, sohbet edebileceği bir alana çevirmek istiyoruz. Giriş katın arka bölümünde bir yemekhanemiz var. Yemekhanemiz çok küçük, o yüzden burayı büyüterek açık alanı kapatmak ve yemekhane dışında restaurant hizmeti de verecek bir yer haline getirmek istiyoruz. Dönem dönem cenaze yemeği vereceğimiz, toplantılarda sabah kahvaltısı vermek şeklindeki bir işlevi görecek” diye konuştu.
“KADINLAR VE GENÇLER ÇOK DUYARLI”
Konyaaltı Cemevi olarak kadın kooperatifi kurmayı planladıklarını da kaydeden Akpınar, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu kadın kooperatifi kadınların emeğiyle oluşacak. Yemekhaneyi yaptıktan sonra cemevimizin önünde büyük bir boşluk var, oraya gölgelik yapacağız. Gölgelik yapıldıktan sonra kadınlarımız kendi evlerinde ürettikleri yiyecek, el işleri, kıyafet vs. olsun ürettikleri şeyleri burada sergileyip satabilecekler. Aynı zamanda cemevimize buralarda bağış toplayacağız. Bu toplanan paralarla öğrencilere burs vereceğiz.
Ayrıca kültürel anlamda da her ay en az bir tane panel, konser düzenleme gibi bir amacımız var. Konyaaltı Cemevi bünyesinde bir gençlik meclisi de oluşturmak istiyoruz. Çünkü bizim en güçlü noktamız gençliktir. Kadınlarımız ve gençlerimiz çok duyarlı. Konyaaltı Cemevi’mizin bu kadar gelişmesinin, aktif olmasının en büyük nedeni onlardır. Kadınlarımızla, gençlerimizle beraber toplumumuza layık olacak bir şekilde hizmet vermeye çalışacağız.”
Akpınar sadece cemeviyle ve Alevi toplumuyla sınırlı kalmayacaklarını; laiklik, demokrasi, özgürlük, insan hakları konusunda da duyarlı bir yönetim anlayışı sergileyeceklerini vurguladı.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde bir araya gelen kadınların oluşturduğu Anneler Tiyatro topluluğu, İtalyan oyun yazarı Dario Fo‘nun kadınlar üzerine yazdığı eserlerinden biri olan ‘Emekçi Kadınlar’ oyunundan sonra, ikinci oyunları bir orta oyun olan ‘Gelin Adayları’ oyununu sergiledi.
Antalya’da Konyaaltı Cemevinde kadınlar oluşturduğu Anneler Tiyatro Grubu kültürel faaliyetlerde yeni başarılara imza atıyor. İkinci oyunları olan ‘Gelin Adayları’ oyununun sergilenmesi büyük ilgi topladı.
Anneler Tiyatro Grubu oluşumlarına ve çalışmalarına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
“ÖZEL BİR GRUBA YÖNELİK OYUN”
Oyunun yönetmenliğini üstlenen Cafer Yelsalı, 1 aydan fazla bu oyunun çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, “İkinci oyunumuz çıkıyor bugün ilk defa oynayacağız. “Gelin Adayları” bir orta oyunu. Türk geleneksel tiyatrosundan gelme bir tarzda oynayacağız. Oyunun uyarlaması ve yönetmenliği bana ait. Oyuncu arkadaşlarımızın katkılarıyla son halini aldı. Yaklaşık 5 aydır bu oyunun çalışmasını yapıyorduk, bugün de artık o çalışmaların sonucunu alacağız. Bu grubumuz özel bir grup, yani özel bir gruba yönelik bir oyun bu. Zaten farklı kültürler, cinsiyetler, etnik kökenlerle iletişim halinde karmaşık oyun tarzları benimseyecek bir oluşum içerisindeyiz. Ama şu anki grubumuz özel bir grup ve artık Anneler Grubu dedik. Hepsi birer anne, emekli olmuş ev kadınlığı yapan insanlar. Tiyatroya gönül verdiler ve bu isteklerini daha da yüceltmeye çalışıyoruz” dedi.
“CEMEVLERİNİN KATKISI BÜYÜK”
Yelsalı, kadınların evden çıkarak sosyalleşmesinin onlar üzerinde olumlu etkisine işaret etti. Cemevlerinin bu kültürel faaliyetlerin büyümesinde önemli bir yerde olduğunu kaydeden Yelsalı, “Özellikle ev kadınları için genel problem evden çıkamamak, sosyal aktivite olmamasıdır. Bu iş sonradan kötü oluyor ve depresyona yol açıyor. Öncelikle bir dışarı çıksınlar, bir baksınlar ne yapabiliriz, ne edebiliriz. İlla sanat olması gerekmiyor. Kendi istekleri hangi yönde iyi ise o yönde ilerlemelerini iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü kapanınca hep kötü hal alınıyor, artık evin dışında olma zamanı. Cemevleri aslında biraz hani kültür merkezi olarak işliyor. Siyasi yapıların veya derneklerin de bir etkinliği olduğunda ilk başvurduğu yerler. Ama biz Aleviler olarak cemevlerini az kullanıyoruz. Etkinlikler olduğunda aslında iyi dönüşler oluyor. Bende ne konuda ne olursa elimden ne geliyorsa yapmaya her zaman devam edeceğim” şeklinde konuştu.
“ERKEKLER KADAR BİZLER DE VARIZ”
Emekli ve amatör tiyatro oyuncusu Sevil Demir, ilk tiyatro oyununa çıktığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Çok heyecan verici bir oyun olacak önce bunu söylemek istiyorum. Bildiğim kadarıyla bu orta oyun bizim aldığımız eğitimler doğrultusunda orta oyunu erkekler oynuyormuş. Biz kadınlar olarak oynayacağız, bu nasıl karşılanacak artık onu merak ediyoruz. Aynı zamanda benim arkadaşlarla beraber ilk oyunum. Tabii ki önceki oyunumuz okumaydı, bu tamamen ezberden olacak. 2 ay boyunca gerçekten çok güzel çalışmalarımız, eğitimlerimiz oldu. Tiyatroyu bilmediğimiz için eğitimle pekiştirdik. Kadınlar kendilerini kapatmasınlar, ötekileştirmesinler. Erkekler kadar bizlerde varız, bunu zaten göstereceğiz. Cemevinin katkılarına da çok teşekkür ederiz. Çok büyük katkıları oldu bize, kapılarını açtı çok teşekkür ederiz.”
“KADINLAR OLARAK ORTAOYUNU OYNADIK, BU BİR GÖNDERMEYDİ”
Bir diğer amatör tiyatro oyuncusu Serime Karataş da, cemevinde tiyatrodan semaha, resimden müziğe kadar birçok kültürel etkinlik ile iç içe olduklarını söyleyerek, “Cemevinde 2 aydır falan tiyatro çalışmalarımızı yapıyoruz. Oyunumuzun adı “Gelin Adayları.” Çok keyifli, çalışırken çok güldük, çok eğlendik. Bunun yanı sıra birçok şey de öğrendik. Orta oyununu sadece erkekler oynayabiliyordu. Kadınlar olarak bunu yaptık, biz biraz da buna gönderme yaptık. Pandemi dolayısıyla eve kendisini kapamış olan kadınlar kendilerine faydalı işler yapabilirlerdi. Cemevi pandemiden dolayı kapalıydı. Konyaaltı Cemevi diğer cemevlerinden daha fazla sanata ağırlık veriyor. Tiyatro zaten en güzeli ve bambaşka bir şey. Farklı hayatları, farklı kişilikleri canlandırıyorsun. İster 7 yaşında olsun ister 70 yaşında olsun herkes cemevine gelsin buradaki aktiviteleri öğrensin” diye konuştu.
Anneler Grubu tiyatro üyesi Hülya Uçar ise amatörce bir çalışmadan bugüne kadar birçok emekle yol yüründüğü belirterek, “Torunumla beraber geliyorum buraya, onun da tiyatro çalışmaları var. Tiyatro çalışmasından büyük keyif alıyoruz. Yaş ne olursa olsun öğrenmek mutluluk verici. Evde oturmayın buraya cemevine gelin, harika bir yer. Yönetimin hepsi bize kucak açıyor, çok iyi davranıyorlar. Biz burada her şeyi öğreniyoruz, burası bizim ikinci evimiz oldu.
SEYİRCİLERİN OYUN SONRASI YORUMLARI
Yapılan konuşmaların ardından oyuncular, hocaları Cafer Yelsalı’ya hazırladıkları plaketi verdi. Oyun sonrasında mikrofon uzattığımız seyircilerin oyuna ilişkin yorumları ise şöyle:
Amatör Tiyatro oyuncusu İbrahim Söylemez: Oyun çok keyifliydi, keyif alarak izledim. Çok güzel, kahkahası da olan bir oyundu. Kadınlarımızın da bu konuda başarısı çok güzeldi tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum.
Tekin Yılmaz: Öncelikle böyle bir oyunun cemevi gibi kurumda olmasından dolayı özellikle cemevi yönetimine çok teşekkür ediyorum. Oyuncular amatör olmalarına rağmen profesyonelce oyun çıkartmaları çok güzel bir olay. Hepsini tek tek kutluyorum. Tabi ufak tefek şeyler vardı giriş çıkışlar biraz amatörceydi. Emek verilmiş. Çok güzeldi, hepsine ve emeği geçen arkadaşlara tek tek teşekkür ediyorum, önümüzdeki oynanacak oyunlarında başarılar diliyorum.
PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği 2. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Tahsin Akpınar’ın başkanlığa aday gösterildiği liste Konyaaltı Cemevi yönetimine seçildi. Yeni başkan Akpınar cemevi başkanlığına seçildikten sonra yaptığı konuşmasında, emek eksenli mücadele edeceklerini belirtti.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği 2. Olağan Kongresi’ni yaptı. Tek liste ile gidilen seçimde ilk olarak divan oluşturuldu. Sonrasında açılış konuşması yapıldı.
Cemevi Başkanı Abidin Şahin yaptığı kısa konuşmasında, “Tüzük gereği 2 yılı doldurmuş bulunmaktayız. Onun için bugün kongremizi yapıp seçime gidiyoruz. Geçmiş yıllarda pandemiden dolayı birtakım eksikliklerimiz oldu ama buna rağmen derneğimiz her zaman açık kaldı. Pandemi döneminde yaptığımız salon içi ve salon dışı etkinliklerimiz oldu. Yönetim olarak bu süreç içeresinde yaptıklarımızı kısmen anlatmak istiyorum. Şu andaki üye sayımız 637… Yaptığımız hizmetlerin başında 21 öğrenciye 7 ay boyunca ayda 200 TL, Mayıs ayı itibari ile 250 TL burs verdik. Ayrıca 4 öğrenciye yönetimimiz tarafından burs verildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başlatmış olduğu ‘Bir kira da bizden’ kampanyasına dernek olarak katıldık ve bir kira bedeli olan 2000 TL’yi gönderdik. Bugüne kadar cenaze hizmetlerini aksatmadan verdik. Ayrıca bir hayırsever vatandaşın bağış yardımıyla morg kapısının önüne bir asansör yaptırdık” dedi.
Daha sonra seçimin açık oyla yapılması teklifi oylanması yapıldı ve kabul edildi. Ardından kongrede delegelerin tamamının onayı ile yeni yönetim kurulu seçildi.
“EMEK EKSENLİ MÜCADELE VERECEĞİZ”
Tahsin Akpınar‘ın aday gösterildiği liste Konyaaltı Cemevi Başkanlığına seçildi. Tahsin Akpınar cemevi başkanlığına seçildikten sonra yaptığı konuşmasında, emek eksenli mücadele edeceklerini belirterek şunları kaydetti:
“Özellikle iki yıldır pandemi sürecinde derneğimize ve toplumumuza emek veren başta başkan Abidin Şahin olmak üzere bütün yönetime ve üyelere teşekkür ediyorum. En zor günlerde bu kurumun kapısını açık bırakarak bugünlere getirdiniz. Bir çoğunuz beni tanıyorsunuz. Ben bu kuruma aşağı yukarı 13 yıl evvel katıldım. Bizim başlattığımız çizgi, tavrını soldan alıyor ve soldan devam edecektir. Emek ekseninde mücadele edenleriz. Bunun daha özeti hepiniz biliyorsunuz özellikle gençlere ve kadınlarımıza bu dernekte daha sağlıklı alanlar yaratmaya çalışacağız.”
PİRHA-Antalya’nın Finike ilçesinde bulunan Kâfi Baba Türbesi’ne ziyaret gerçekleştiren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği üyeleri, nefesler seslendirerek, semah döndüler. Türbede yapılan konuşmalarda Diyanet’in Alevi türbelerinden elini çekmesi istendi.
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği yöneticileri ve üyeleri, Antalya’nın Finike ilçesine bağlı Turunçova, Yuvalılar Köyü’nde bulunan Kâfi Baba Türbesi‘ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette Kızıldeli Ocağı evlatlarından yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, türbe içerisinde nefesler, deyişler dillendirdi. Verilen gülbengin ardından türbe önünde semah dönüldü.
“KADINCIK ANA İKİ KİŞİYE HACI BEKTAŞ’IN EMANETLERİNİ VERİYOR”
Kâfi Baba Türbesi ile ilgili olarak bilgiler veren Araştırmacı-Yazar Ali Aksüt, Alevi-Bektaşi kültürü için önemli bir mekanda olduklarını kaydetti.
Aksüt, “Burası 1326 yılında Bursa fethedildiği zaman; Kadıncık Ana Hacı Bektaş Veli’nin dergahında iken iki kişiye Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin emanetlerini veriyor. O iki kişiden biri Abdal Musa, biri de Seyitali Sultan Kızıl Deli. Abdal Musa 1326 yılında Bursa’nın fethinden sonra dervişler ile hükümetin arası bozulunca, “Senin başkentin, sarayın sana kalsın” dercesine Ege üzerinden Aydınoğulları’nın içerisine geliyor. Aydınoğulları’nın içerisinde kaldıktan sonra Denizli yatağında Yatağan Baba’dan tekrar el alıyor oradan da ‘Dağbağ’ dediğimiz dağlardan, denizlerden aşarak bu bölgeye geliyor. Bu bölgeye gelişinde tarihi bir önem olsa gerek. Abdal Musa rastgele bir şahsiyet değil. O insan bu bölgeye geliyor. Bu bölgede ifşaata başlıyor ve Abdal Musa bizim tarihimizde ‘Piri Sani’ diye adlandırılıyor. Birinci Pir Hacı Bektaş Veli’dir. Piri Sani 2. pir demektir. Yani “Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hakk’a yürüdü. Bundan sonra bu yolu yürütecek ikinci insan sensin” demektir. Kadıncık Ana eliyle ona bu görev veriliyor. İşte o güzel insan geliyor, burada dergahını kuruyor. Belli bir süre sonra da Elmalı Tekke köyüne gidiyor ve orada tekrar dergahını kuruyor. Orada da Hakk’a yürüyor” ifadelerini kullandı.
“KUTSAL OLAN BİR MEKAN ALEVİ DERGAHINA ÇEVRİLİYOR”
Aksüt, dergaha ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Peki Abdal Musa’nın yanında kimler var? Alevi Bektaşi edebiyatının piri saydığımız Kaygusuz Abdal, Alanya beyi Hüsamettin Mahmut’un oğlu ve Karamanoğullarından. Hüsamettin Mahmut orada bir bey olacakken beyliği terk edip efsaneye göre “bir geyiğin ardına düştü de geliyor” deniyor ya bir geyiğin aslında ardına düştüğü falan yok. O bir sembolik sevgi anlatımı. Yani atalarının inancı olan bir tekkeye geliyor. İşte o sırada Kaygusuz Abdal ile birlikte buraya bir derviş daha geliyor. Buranın adı Saklı Su (Zengerder) ve sanırım eskiden Hristiyan dünyasından kalma bir mabet, sunak yeri olsa gerek. Yani burası yine bir kutsal mekân. O kutsal mekânı bir Alevi Bektaşi dergahına çeviriyorlar ve burada dergahını açıyor.”
“TÜRBELERİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”
Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkan Yardımcısı Emire Ulutaş ise Alevilere ait dergah ve türbelere sahip çıkılması gerektiğini söyledi. “Burası Alevi kurumlarına ait yerlerdir” diyen Ulutaş, şöyle konuştu:
“Bizim isteğimiz Diyanet’in derhal elini türbelerimizden, ziyaretgahlarımızdan çekmeleridir. Ayrıca bu türbelere sahip çıkılmalı. Bunun gibi bir çok türbe var. Hala bakımsız halde olan örneğin Bali Baba Türbesi. Bizim değerlerimiz olan inançlarımızı besleyen büyük ulularımızın türbelerine sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.”
Kızıldeli Ocağı evladı yol yürütücüsü, Mustafa Sazcı da gerçekleştirilen ziyarete ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Diyanet tarafından asılan tabela ile birlikte Alevilerin burada inanç esaslarına uygun bir şekilde yolunu erkanını sürmeleri yasaklanıyordu. Lokma dağıtmak, delili uyarmak telli Kur’an dediğimiz bağlamayla nefesleri dinlendirmek burada yasaklanmış ve iki Diyanet görevlisi tarafından engelleniyordu. Geçen yıl buraya geldiğimizde ciddi şekilde mücadele sonucu burada yolumuzu, erkanımızı yaşatabileceğimiz bir ortam yarattık.
Bugün görüyoruz ki mücadelemiz sonuçlarını vermiş durumda. Kâfi Baba Türbe kapısına Diyanet tarafından asılmış olan İslamcı bir hurafe sayılan ancak Alevi Bektaşilerin inanç esaslarını yok sayan tabela bugün buradan kaldırılmış oldu. Onun dışında dergâh içerisinde bizler canlarla birlikte nefeslerimizi dillendirdik, semahlarımızı döndük, gülbengimizi verdik ve dergâh önünde tekrar semahlarımızı döndük. Bugün burada verilmesi gereken mücadelemizin başarıya ulaşması diğer dergahlarda da bunu yapabileceğimizin bir göstergesi haline geldi.
“DİYANET’İN EL KOYDUĞU DERGAHLAR ALEVİLERE İADE EDİLMELİ”
Antalya’da bulunan 46 dergahın korunması için mücadele edilmesi gerektiğini belirten Sazcı, sözlerini şöyle noktaladı:
“Bugün Antalya’da bulunan 46 dergâhın korunması, Diyanet tarafından el konulan dergahların tekrar Alevi kurumlarınca sahiplenilerek, Alevilere iade edilmesi konusunda büyük bir mücadele vermesi gerektiğini bizler düşünüyoruz. Bugün buraya gelen canların ayaklarına sağlık. Hakk erenler her ne dilekle her ne muratla geldilerse dileklerini, gönülden muratlarını versin aşk ile.”