Etiket: konyaaltı

  • Tahsin Akpınar: Kılıçdaroğlu’nu kimliği üzerinden hedef almak kabul edilemez-VİDEO

    Tahsin Akpınar: Kılıçdaroğlu’nu kimliği üzerinden hedef almak kabul edilemez-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik etnik kökeni, inancı ve memleketi üzerinden yapılan saldırıları eleştirerek, “Siyasi eleştiriler yapılabilir ancak ailesine, kimliğine, mezhebine yönelik söylemler yanlıştır” dedi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, CHP’de yaşanan tartışmalar ve Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştiriler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    Bir inanç kurumu başkanı olarak CHP’nin iç siyasetine ilişkin değerlendirme yapmayı doğru bulmadığını belirten Akpınar, parti üyesi kimliğiyle konuştuğunda CHP’nin bugün yaşadığı krizin yeni olmadığını söyledi.

    “CHP’nin problemi bugün ortaya çıkmış bir sorun değil” diyen Akpınar, “Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olduğu dönemden bu yana taşınan bir süreçtir. CHP’nin kendi içinde yaşadığı sorunlar bugün partiyi bu noktaya getirdi. Bu süreç İmamoğlu’nun yanlışlarıyla başlar, Özgür Özel’in yanlışlarıyla devam eder, Kılıçdaroğlu’nun yanlışlarıyla biter” ifadelerini kullandı.

    “KILIÇDAROĞLU’NU TEK SORUMLU GÖSTERMEK YANLIŞ”

    Toplumun CHP’ye yönelik desteğinin, uzun yıllardır iktidarda bulunan hükümete karşı duyulan tepkinin sonucu olduğunu söyleyen Akpınar, “Hukuksuzluklara, adaletsizliklere, yoksulluğa karşı oluşan tepki doğrudur. Ancak bu sürecin tek sorumlusu olarak Kılıçdaroğlu’nu göstermek doğru değildir” dedi.

    Kılıçdaroğlu’nun bazı Alevi çevrelerince “düşkün” ilan edilmesi ya da etnik kimliği üzerinden hedef alınmasını da eleştiren Akpınar, “Bir insanı Ermeni olduğu iddiasıyla suçlamak ya da aşağılamak çok yanlış bir yaklaşımdır. Eğer bir Ermeni bu ülkenin vatandaşıysa bu ülkeyi yönetme hakkına da sahiptir” diye konuştu.

    “KILIÇDAROĞLU NE YAPTI DA DÜŞKÜN SAYILIYOR?”

    Alevilikte düşkünlük kavramının siyasi tartışmalara alet edilmemesi gerektiğini vurgulayan Akpınar, şu soruları yöneltti:

    “Kemal Kılıçdaroğlu hırsızlık mı yaptı? Yolsuzluk mu yaptı? Ahlaksızlık mı yaptı? Ne yaptı da bugün Alevilikte düşkün ilan ediliyor? Alevi kurumlarını ve inancını siyasi amaçlar için kullananları kınıyorum.”

    Her siyasetçinin yanlışlarının eleştirilebileceğini ifade eden Akpınar, “Kılıçdaroğlu da, Özgür Özel de, Ekrem İmamoğlu da siyasetçidir. Yanlışlarına yanlış, doğrularına doğru demeliyiz. Bu mesele Alevilerin inanç sorunu haline getirilmemeli, Aleviler bu tartışmaların içine çekilmemelidir” dedi.

    “KİMLİĞİ ÜZERİNDEN SALDIRMAK AHLAKSIZLIKTIR”

    Kılıçdaroğlu’nun siyasi görüşleri ve uygulamalarının tartışılabileceğini ancak etnik kökeni, inancı ya da memleketi üzerinden hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu belirten Akpınar, şunları söyledi:

    “Kılıçdaroğlu’nu düşkün kılmak, Ermeni kılmak, Kürt kılmak, Dersimli olması üzerinden saldırmak ahlaksızca bir yaklaşımdır. Siyasi anlamda yanlışları olabilir, bunlar elbette tartışılır. Ancak ailesine, kimliğine, mezhebine yönelik söylemler doğru değildir.”

    Akpınar, Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşların eşit haklara sahip olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Ermeniler de bu ülkenin yurttaşıdır, Kürtler de, Aleviler de. Bu ülkenin vatandaşı olan her insanın bu ülkeyi yönetme hakkı vardır. Kim olursa olsun, etnik kökeni, inancı ya da mezhebi üzerinden hedef gösterilmesini doğru bulmuyoruz. Kılıçdaroğlu’na yönelik bu tür söylemleri kınıyor ve şiddetle karşı çıkıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN / ANTALYA

  • Alevi kültürü Kaleiçi’nde sahneye taşındı:Konyaaltı Cemevi kursiyerlerinden anlamlı etkinlik!-VİDEO

    Alevi kültürü Kaleiçi’nde sahneye taşındı:Konyaaltı Cemevi kursiyerlerinden anlamlı etkinlik!-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği’nde  halk müziği, semah, bağlama, bendir, gitar, keman ve dans eğitimi alan kursiyerler Antalya Kaleiçi Yat Limanı’nda bulunan amfi tiyatroda gösteri gerçekleştirdi.

    Halk müziği koro şefi, saz ve keman eğitmeni Serdar Baysal, semah eğitmeni Bülent Yasan, gitar ve ritim eğitmeni Şenol Ünver, piyano eğitmeni Eda Erol ve dans eğitmeni Gül Niğar’ın yetiştirdiği kursiyerler Kaleiçi Yat Limanı’nda bulunan amfi tiyatroda konser verdi.Yoğun katılımın olduğu konserde Alevi inancının temel değerlerini yansıtan deyişler seslendirilirken, semahlar dönüldü. Türkçe ve Kürtçe eserlerle halaylar çekilerek çok kültürlü ve çok dilli bir ortak yaşam iradesi sahneye taşındı.

    “ELİMİZDEN GELDİĞİNCE HERKESE DOKUMAYA İNANCIMIZ AKTARMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Etkinlik sonrası ajansımıza konuşan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, ““Bugün inancımızın ne kadar insancıl, yaşamsal ve anlamlı olduğunu bir kez daha ortaya koyduk. Hem inancımızı tanıtıyor hem de onun özünü, özlemini tüm insanlığa yansıtmaya çalışıyoruz. Yaşamın içinde, bu inançla var olmanın ne kadar anlamlı olduğunu paylaşmak istiyoruz. Başta hocalarımız olmak üzere bu projeye emek veren, bağlama çalan, semah dönen tüm canlara teşekkür ediyorum” dedi.

    Akpınar, bu tür etkinliklerin süreceğini vurgulayarak, daha fazla insana ulaşmayı, inancın evrensel değerlerini yaygınlaştırmayı ve toplumsal dayanışmayı büyütmeyi hedeflediklerini ifade etti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Cemevlerine “2 Nisan” daveti tepkisi: Alevileri saraya çağırarak kandıramazsınız!-VİDEO

    Cemevlerine “2 Nisan” daveti tepkisi: Alevileri saraya çağırarak kandıramazsınız!-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın cemevleri ve Alevi kurumlarını arayarak yaptığı davetlere tepki gösterdi. Akpınar, Alevi kurumlarının içten bölünmek istendiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanlığı bünyesinde görev yapan ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurucu isimlerinden biri olan Ali Arif Özzeybek adına yapılan davetlere ilişkin konuşan Akpınar, söz konusu girişimlerin Alevi kurumları üzerinde etkisiz olduğunu ifade etti.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yapılan etkinliğe tepki göstererek, “Reha Çamuroğlu gibi AKP içinde siyaset yapan insanların daha sonrasında ‘bunların niyeti çok farklı’ açıklamaları ortadayken, içimizdeki çürük elmaların bundan ders alması gerekir” dedi.

    “İKTİDAR ALEVİLERİN İÇİNDEKİ DÜŞKÜNLERİ KULLANARAK ALEVİ ÖRGÜTLERİNİ İÇERİDEN BOZMAK İSTİYOR”

    AKP hükümetinin istediği rejimi hayata geçiremediğini belirten Akpınar, “AKP, kurmak istediği rejimin karşısında dinamik bir güç olan Alevi örgütlerini bozmak istiyor. Alevi kurumlarının içindeki çürük elmaları kullanarak onlarla ayrı ayrı dernekler kurup sanki Alevilerin temsilcileriymiş gibi kullanıyor” dedi.

    Alevi kurumları içerisinde bulunan kişilere çağrıda bulunan Akpınar, “Reha Çamuroğlu gibi siyaset yapan insanların, ‘Alevilerin sorununu çözeceğim’ diyerek AKP’ye girip daha sonra ‘bunların niyeti çok farklı’ dediği ortadadır. Bugün bu durumda olanlar bundan ders almalıdır” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİ SARAYA ÇAĞIRARAK KANDIRAMAZSINIZ”

    Devlete de çağrıda bulunan Akpınar, “Alevileri saraya, Çankaya’ya, yemeğe çağırmakla Alevileri kandıramazsınız. Aleviler bu ülkede demokrasi, eşit yurttaşlık hakkı ve inançlarının yasallaşmasını, devletin inancını kabul etmesini istiyor” diye konuştu.

    Türkiye’de Alevi toplumunun kurumsal olarak güçlü ve örgütlü bir yapıya sahip olduğunu belirten Akpınar, “Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve bizim gibi bağımsız dernekler var. Alevi toplumunun yüzde 90’ını temsil eden örgütlü bir güç bulunuyor. Bu güç sadece Aleviliği değil aynı zamanda bugünkü iktidarın karşısında adalet ve demokrasi adına yaşanan haksızlıklara karşı mücadele eden bir kitledir” dedi.

    “KENDİ ÇIKARLARI İÇİN SARAYA GİDENLER ALDANDIKLARINI GÖRECEK”

    Okullarda çocukların inançları nedeniyle sorun yaşadığını belirten Akpınar, “Eğer bu ülkenin bütünlüğünü sağlamak ve herkesi eşit yurttaş olarak görmek istiyorsanız önce Milli Eğitim Bakanınızı görevden alın, Diyanet İşleri Başkanı yapın. Milli Eğitim’in başına laikliğe ve anayasaya saygılı birini getirin” ifadelerini kullandı.

    Alevilerin mücadeleden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Akpınar, “Kendi çıkarları için saraya yemeğe gidenler bir gün ne kadar aldatıldıklarını görecekler. Saf ve duyarlı insanlara çağrıda bulunuyorum: Bu insanlara inanmayın, arkalarından gitmeyin. Bu kişiler, toplumun değerlerini ve inançlarını satmak için hareket eden insanlardır. Umarım bu sesimizi duyar ve bu yanlıştan dönerler” dedi.

    PİRHA/ANTALYA

  • Kemal Çiçek: Devlet adım atmalı, genel af ve tahliyeler şart!-VİDEO

    Kemal Çiçek: Devlet adım atmalı, genel af ve tahliyeler şart!-VİDEO

    PİRHA- PİRHA’ya konuşan Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Şube Sekreteri Kemal Çiçek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde devletin somut adımlar atması gerektiğini belirterek, “Genel affın çıkartılması ve siyasi tutsakların bırakılması gerekiyor” dedi.

    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrının ardından başlayan ve örgütün kendini feshetmesi ile silah bırakma sürecine girmesi sonrası hız kazanan Barış ve Demokratik Toplum Süreci tartışılmaya devam ediyor. Süreç kapsamında siyasi partilerin oluşturduğu komisyonların çalışmaları ve İmralı görüşmeleri gündemdeki yerini korurken, Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Şube Sekreteri Kemal Çiçek de sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Şube Sekreteri Kemal Çiçek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Türkiye’nin 40 yıl bir savaş süreci yaşadığını belirten Çiçek, “Bununla ilgili geçen seneden beri özellikle Kürt hareketi ile devlet arasında bazı görüşmeler oldu. Bu görüşmeler genelde Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi süreci içerisinde gerçekleşti” diye belirtti.

    Suriye’de ve Ortadoğu’daki yaşanan süreçleri pratik olarak gördükten sonra barış sürecinin başlatılmış olmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Çiçek, “Türkiye’nin iş birliği elbette ki hepimiz açısından önemli. Bundan dolayı en son partiler görüşmesi ile bir rapor hazırlandı. Bu raporun içeriğine baktığımızda Kürt sorunu ile ilgili hiçbir ibare yok. Sadece işte silahları bırakın, teslim olun, üzerinden yürütüldü” şeklinde ifade etti.

    “BİR BARIŞ SAĞLANACAKSA DEVLETİN GEREKLİ YASAL ADIMLARI ATMASI GEREKİYOR”

    Kamuoyunda ve basına yansımalarını da böyle okuduklarını belirten Çiçek, “Var olan gerçeği de böyle. PKK’nın yaptığı açıklamalarda biz kendi üzerimize düşeni yaptık. Silahları bıraktık. Bundan sonraki süreç devletin atacağı adımlarda. Evet, eğer gerçek anlamda bir barış sağlanacaksa bir genel affın çıkartılması siyasi tutsakların bırakılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “SELAHATTİN DEMİRTAŞ VE SİYASİ MAHPUSLAR BİR AN ÖNCE SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Cezaevlerinde Selahattin Demirtaş’la birlikte binlerce siyasi mahpusun bulunduğuna dikkat çeken Çiçek, “Bununla ilgili adımın atılması lazım. Selahattin Demirtaş ve siyasi mahpuslar bir an önce serbest bırakılmalı. Bu adım atılmadığında iç barışı sağlayamayız” dedi.

    Bu ülkenin bir Kürt sorunu olduğunu belirten Çiçek, “Ben Kürt sorununu kabul ediyorum. Bu sorun var ama bu sorun sadece Kürtlerden kaynaklanan bir sorun değil, devletin yıllardan beri inkarıyla ortaya çıkmış bir sorun” dedi.

    “BU ÜLKEDE BARIŞIN SAĞLANACAĞINA İNANIYORUM”

    Eğer ülkede tam anlamıyla bir barış gerçekleşecekse yasal süreçlerin derhal başlatılması gerektiğinin altını çizen Çiçek, “Elbette ki biz Aleviler olarak da her zaman olduğu gibi barıştan, kardeşlikten eşitlikten yanayız. Umarım gerekli adımlar atılır. Hasret kaldığımız o barışı bu coğrafyada hepimiz birlikte yaşarız. Hepimiz adına da iyi şeyler olacağına inancımı belirtmek istiyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Konyaaltı’nda Newroz Cemi: Aşık Veysel anıldı, birlik ve inanç vurgusu öne çıktı-VİDEO

    Konyaaltı’nda Newroz Cemi: Aşık Veysel anıldı, birlik ve inanç vurgusu öne çıktı-VİDEO

    PİRHA-Antalya Konyaaltı’nda düzenlenen Newroz Cemi’nde Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 53. yılı anıldı. Cemde hem inanç ritüelleri yerine getirildi hem de Alevi kurumlarına yönelik politikalara eleştiriler dile getirildi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği’nde, Aşık Veysel’in Hakk’a yürüyüşünün 53. yılı dolayısıyla Newroz Cemi yürütüldü. Uryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba’nın yürüttüğü ceme, Alevi ocaklarından temsilciler, kurum yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Cemde, Newroz’un Alevi inancındaki yeri ve anlamına vurgu yapılırken aynı zamanda Aşık Veysel’in düşünsel ve inançsal mirası anıldı. Dernek Başkanı Tahsin Akpınar, Newroz’un doğanın uyanışı ve baharın gelişi olmasının yanı sıra halkların ortak bayramı olduğunu belirtti. Programda ayrıca Ali Soğucak, Aşık Veysel için yazdığı şiiri okudu.

    Cemi yürüten Dede Kenan Akbaba ise konuşmasında, Newroz öncesinde tutulan oruç ve gerçekleştirilen ritüellerin inanç içindeki yerine dikkat çekerek Aleviliğin kadim bir yol olduğunu vurguladı. Aleviliğin özünde insan sevgisi ve birlikte yaşam anlayışı bulunduğunu ifade eden Akbaba, farklı kimliklerin bir arada yaşamına vurgu yaptı.

    Akbaba, konuşmasında ayrıca Alevi köylerine cami yapılması tartışmalarına ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluş sürecine ilişkin eleştirilerde bulundu. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğini belirten Akbaba, Alevi kurumlarının sürece dahil edilmeden alınan kararları kabul etmediklerini ifade etti.

    Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından Zakir İlyas Şimşek de Aşık Veysel’in sanatını besleyen temel kaynağın Alevi-Bektaşi geleneği olduğunu belirterek, ozanın dergâh kültürü içinde yetiştiğine dikkat çekti.

    Cem, rızalık alınmasının ardından 12 hizmet erkânının yürütülmesiyle devam etti. Çerağların yakılması ve zakirlerin deyişleri eşliğinde semahlar dönüldü. Gülbeng verilmesinin ardından lokmalar pay edilerek cem tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Davut Sulari Konyaaltı Cemevi’nde deyişleriyle anıldı!-VİDEO

    Davut Sulari Konyaaltı Cemevi’nde deyişleriyle anıldı!-VİDEO

    PİRHA – Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu, halk ozanı Davut Sulari’nin ölüm yıldönümü dolayısıyla Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Korkmaz Tedik Konferans Salonu’nda anma konseri verdi.Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu, halk ozanı Davut Sulari’nin 41. ölüm yıldönümünde verdiği konserle hem usta ozanı andı hem de Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara karşı güçlü bir mesaj verdi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi bünyesinde çalışmalarını sürdüren, ağırlığı kadınlardan oluşan ve koro şefliğini Serdar Baysal’ın yaptığı Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu’nun konseri yoğun ilgi gördü.

    Konser öncesinde Davut Sulari’nin yaşamına dair bir slayt gösterimi sunuldu. Sunuculuğunu Fatma Güngör’ün yaptığı gecede ilk konuşmayı Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar yaptı.

    “DAVUT SULARİ’Yİ MİNNETLE ANIYORUZ”

    Akpınar, Davut Sulari’nin Alevi inancı ve halk kültürü açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek,
    “Ozanımız Davut Sulari, kendi çağında at sırtında köy köy dolaşarak bu inancı ve kültürü yaydı, deyişlerini bizlere miras bıraktı. Kendisine minnet borçluyuz” dedi.

    Konuşmasında güncel siyasal gelişmelere de değinen Akpınar, AKP Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta’nın TBMM’de yaptığı açıklamayı hatırlatarak şunları söyledi:

    “Suriye’de yaşanan katliamları dile getiren milletvekillerine ‘Müslümanlar ölürken sesiniz çıkmıyordu ama bugün Aleviler ölüyor diye konuşuyorsunuz’ denilmesi asla kabul edilemez. Bu söylem, Suriye’de Alevilere yönelik katliamları meşrulaştıran bir zihniyettir ve şiddetle kınıyoruz.”

    “KATLİAMLARA KARŞI HER YERDE TEPKİ GÖSTERMELİYİZ”

    Akpınar, dünyanın neresinde olursa olsun tüm katliamlara karşı olduklarını vurgulayarak konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Filistin’de olduğu gibi, Suriye’de Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara, Kürtlere ve tüm inançlara yönelik saldırılara karşıyız. İŞİD’in Müslümanlara yaptığı zulmü de aynı şekilde kınıyoruz. Katliamın kim tarafından ve kime karşı yapıldığına bakmadan karşı çıkmak, insan olmanın gereğidir.”

    Uluslararası siyasete de değinen Akpınar, başka ülkelerin siyasi iradesine müdahaleleri demokrasi ve hukukla bağdaşmadığını belirterek bu anlayışı reddettiklerini söyledi.

    DAVUT SULARİ DEYİŞLERİ SESLENDİRİLDİ

    Konuşmaların ardından Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu, Davut Sulari’nin unutulmaz deyişlerini seslendirdi. Dinleyiciler, ozanın eserlerine hep birlikte eşlik etti.

    PİRHA / ANTALYA

     

  • ‘İktidar isterse Suriye’de yaşanan katliamı bir dakika içinde durdurabilir’-VİDEO

    ‘İktidar isterse Suriye’de yaşanan katliamı bir dakika içinde durdurabilir’-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik süren katliamlara karşı iktidarın Alevilerin sesini duyduğunu ancak hiçbir şey yapmadığını belirten  Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı MİT Başkanı ya da Dışişleri Başkanı bir gün değil, bir saat değil, bir dakika içinde bir telefonla bunların hepsini durdurabilir” dedi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Suriye’de Alevilere dönük katliama dair konuştu.

    “TÜRKİYE İSTESE SURİYEDE ALEVİLERE YAPILAN KATLİAMI BİR DAKİKADA DURDURUR”

    Tahsin Akpınar, bugün iktidarın Suriye’deki Alevilere yapılan katliamı durduracak gücü olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, MİT Başkanı ya da Dışişleri Başkanı bir gün değil, bir saat değil, bir dakika bir telefon etse bunların hepsi duracaktır” diye belirtti.

    Suriye’de yaşananların ne insani, ne vicdani, ne inançsal, ne de ahlaki olduğunu belirten Akpınar, “Esat’ın yaptığı yanlış, doğru, farklı bir şey ama bugün emperyalizmin hizmetindeki bu İŞİD’çi anlayışın, bu bedelleri Ortadoğu’daki mazlum halktan çıkarılması kabul etmiyor, doğru bulmuyor kınıyoruz” dedi.

    “SURİYE’DE YAŞANAN KATLİAMA KARŞI CHP VE DEM PARTİ PARLEMENTO ÜZERİNDE BASKI GÜCÜ KURMALI”

    Alevi toplumunun sesini bu ülkeyi yönetenlerin duyduğunu ancak hiçbir şey yapmadığını ifade eden Akpınar, Suriye’deki soykırıma karşı CHP ve DEM Parti’nin daha fazla insiyatif alması gerektiğini belirtti.

    Kuzey Doğu Suriye’deki Kürtlerin siyasal gücünün herkes tarafından bilindiğini vurgulayan Akpınar, “Eğer bugün biz Türkiye’de Alevi toplumu olarak son 40 yıldır Kürtlere gösterdiğimiz duyarlılığı, insani, vicdani, siyasal ilişkileri ve sahiplenme duygusunun aynısını Suriye’de Kürtlerin Alevilere göstermesini bekliyoruz” diye konuştu.

    “CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SURİYE’DE YAŞANANLARA KARŞI 3 MAYMUNU OYNUYOR”

    Suriye’de Alevilere yönelik yaşanan katliamlara rağmen bu ülkeyi yöneten cumhurbaşkanı bu konuda üç maymun oynadığını belirten Akpınar, “Bu ülkenin Dış İşleri Bakanı, MİT Başkanı, oradaki Alevi insanları göz göre göre bir çetenin eline bırakıyor” diyerek tepki gösterdi.

    Aleviler olarak Suriye’de sadece Alevilerin değil oradaki masum halktan insanların burnunun kanamasını istemediklerinin altını çizen Akpınar, “Onun için Hristiyanlar, Ezidiler, Kürtler, Türkmenler, hiçbir halkın ezilmemesi istiyoruz” dedi.

    Ülkeyi yöneten AKP -MHP iktidarına çağrıda bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Biz Suriye’deki bir diktatörün yıktık diyorlarsa onun gereğini yapmaları gerekir. Yoksa yeni bir diktatörle başka toplumların, başka inançların, mazlum halkın ezilmesi doğru değil ve buna çanak tutanları kınıyor ve bir an önce bu sorunun çözülmesini katliamın durmasını bekliyoruz.

    Alevi toplumu olarak Suriye’de yaşanan katliama karşı bunun mücadelesini vermeliyiz. Oradaki halkımızın göz göre göre yok edilmesine gönül ve vicdan kabul etmez. Onun için tüm Türkiye’deki duyarlı Alevi toplumuna görev düşüyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Ahmet Kaya, Konyaaltı Cemevi’nde şarkılarıyla anıldı!-VİDEO

    Ahmet Kaya, Konyaaltı Cemevi’nde şarkılarıyla anıldı!-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu Ahmet Kaya’nın 25.ölüm yıldönümü nedeniyle Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Korkmaz Tedik Konferans Salonu’nda konser verdi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi bünyesinde bir araya gelen ağırlığı kadınlardan oluşan ve koro şefliğini Serdar Baysal’ın yaptığı Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu Ahmet Kaya’nın 25.ölüm yıldönümü nedeniyle Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Korkmaz Tedik Salonunda konser verdi.

    Katılımın yoğun olduğu etkinlikte Ahmet Kaya’nın yaşamını anlatan slayt gösterimi yapılıp, demokrasi, özgürlük ve eşitlik mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Sunuculuğunu Fatma Güngör’ün yaptığı konser öncesi konuşan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Başkanı Tahsin Akpınar, Ahmet Kaya’nın halkın sesi olduğunu belirterek, “Bu ülkede demokrasiden, özgürlükten, adaletten, haktan, hukuktan, emekten yana olan, aydınlar yazarlar, hepsi sürgün edilmiş, hapislerde çürümüştür. Ahmet Kaya’da kendi payına düşeni almıştır. Ahmet Kaya kendi diliyle bir türkü söylemek istediğinde haksız bir şekilde bu ülkeden sürgün edildi. Onun için biz Ahmet Kaya’yı unutmayacağız” dedi.

    Ardından Konyaaltı Cemevi Müzik Topluluğu Ahmet Kaya ve Yusuf Hayaloğlu eserlerini seslendirdi.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • Akpınar: Barış süreci sekteye uğrarsa bu ülke için bedeli çok ağır olur!-VİDEO

    Akpınar: Barış süreci sekteye uğrarsa bu ülke için bedeli çok ağır olur!-VİDEO

    PİRHA-Barış sürecine dair değerlendirmede bulunan Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Türkiye’de barış için Kürtlerin çok büyük bedeller ödediğini ve büyük fedakarlıklar yaptığının altını çizerek, “Barış süreci bir kez daha sekteye uğrarsa bu ülke için bedelleri çok ağır olur” dedi.

    Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısının ardından başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, PKK’nin kendini fesetmesi ve törenle silah yakması sonrası komisyon çalışmaları da hız kazandı.

    Kürt sorunun demokratik çözümü bağlamında Meclis’te kurulan, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” toplanmaya devam ederken, yasal ve hukuksal düzenlemelerin yapılması beklentisi dile getiriliyor.

    Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin PİRHA’ ya konuştu.

    Barış sürecinin yürütülmesinde dörtlü ayağın olduğunu belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, ”Bu dörtlü ayağın biri Devlet Bahçeli, biri Tayyip Erdoğan, biri Abdullah Öcalan diğeri de Suriye’deki süreç olduğunu” söyledi.

    “AKP’NİN SURİYE POLİTİKASI İSTEDİĞİ GİBİ GİTMİYOR”

    Bu sürecin 1 yıl önce başladığını belirten Akpınar, “Amerika’nın, İsrail’in, Türkiye’nin ve Rusya’nın anlaşmasıyla Esat’ın Suriye’de gitmesi ve Suriye’nin yeniden şekillenmesi ile bire bir ilişkilidir. Var olan gelişmelere bakıldığında AKP’nin Suriye politikası istediği gibi gitmiyor. Meclis’te yapılanların hepsi AKP’nin taktiği asıl mesele Suriye’nin ne olacağı meselesidir” dedi.

    Suriye ne olacak sorusunun ve Türkiye ile bağlantısının çok önemli olduğun vurgulayan Akpınar, “Türkiye’deki barış sürecinin Suriye’nin şekillenmesi belirleyecek. Onun için AKP Suriye’de SDG silah bıraksın diyor. SDG ise tamam bizde silah bırakalım ama Suriye’deki Alevilere, Yezidilere, Dürzilere ne yaptınız? Yarın biz silahı bırakırsak bize de aynısını yapacaksınız. Biz size güvenip de nasıl silahları bırakacağız. Bugün Türkiye’yi yöneten Devlet Bahçeli ile Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü politikaların birbirine uyuşmadığını birbirini karşılamadığını düşünüyorum. AKP istediğini Suriye’de hayata geçiremediği için buradaki sürece de gayri geri adım atar gibi bir pozisyon izliyor. Sanki bir neden arıyor gibi”  şeklinde ifade etti.

    “KÜRTLER BARIŞ İÇİN ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİ”

    Türkiye’de barış isteyen Kürtlerin çok büyük bedeller ödediğini büyük fedakarlıklar yaptığını vurgulayan Akpınar, “DEM Parti’deki siyasetçilerin yüzde 80’i hapislerde çürüyor. Ciddi mücadeleler verdiler. Çünkü Kürtlerin biz barıştan vazgeçiyoruz deme hakkı, böyle bir lüksleri yoktur. Onun için Türkiye’de yaşayan Kürtler her şeye rağmen barışı ve barışın olmasını çok önemsiyorlar. Çünkü bu ülkede Kürtler başta olmak üzere bütün halklar barış için büyük bedeller ödediler” dedi.

    KÜRTLER BARIŞTAN HIÇBIR ZAMAN VAZGEÇMEYECEKTIR”

    Cezaevinde yatan Selahattin Demirtaş diğer siyasi tutuklulara da değinen Akpınar, “Bir sürü siyasetçi hiçbir suçları yokken hapiste çürüyor. Yani Kürtler nasıl barışı istemesin? Kürtler barıştan hiçbir zaman vazgeçmeyecektir. Bir annenin kendi dilinde Kürtçe konuşmasına bile izin vermezken bu barışı nasıl sağlayacaksınız? diye sordu.

    “GEREK AKP GEREKSE DE MHP MÜZAKEREDEN KAÇAMAZLAR BEDELİ ÇOK AĞIR OLUR

    Bir önceki barış müzakerelerini hatırlatan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Mesela masa devrildi. Bir sürü ardı ardına çatışmalar, bir sürü ölümler yaşandı. Şimdi böyle bir durumda Türkiye bunun altından nasıl kalkacak? Bunun faturası daha büyük ve ağır olur. Ama halk bunun bugün bizim yönetenlerin suçu olduğunu hesabı bunlara soracağının farkında olmaları lazım.

    Geçmiş barış müzakereleri döneminde halk bu kadar bilinçli değildi. Müzakere süreci ile ilgili Tayyip Erdoğan, “Ya kime sordunuz da bu anlaşmayı yaptınız?” diye bir de hesap sormaya kalktı. Sanki kendisi yokmuş gibi. Ama bugün bu süreci başlatan Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan. Sonuçta bir hesap sorulacaksa onlardan sorulmalı. Bugün DEM Parti işin doğrusunu yapıyor. Barış için ödünler veriyor. Bence DEM Parti barış için bugün her şeyi yapıyor. Bunu da bu ülkenin halkı görmelidir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Demir: Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında dünya kamuoyu 3 maymunu oynuyor!-VİDEO

    Demir: Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında dünya kamuoyu 3 maymunu oynuyor!-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında dünya kamuoyunun ve basının 3 maymunu oynadığını belirten Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği yöneticisi Sevil Demir, “İnsanlar orada çığlık çığlığa bir katliam altındayken bu yaşananlara neden sessiz kalınıyor” diyerek tepki gösterdi.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD tarafından yapılan katliamlarda binlerce Alevileri yurttaş katledildi. Çok sayıda Arap Alevi de alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın da çeteler tarafından kaçırıldı.

    Ortadoğu ve Suriye’de yıllardır kanayan yaramız olan Alevilere yapılan baskılar ilk defa olan bir durum olmadığını belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sevil Demir, “Tabii bu ilk defa olan bir şey değil, fakat şu anda yapılan zulümlerle daha çok artmış durumdadır” dedi.

    “SURİYEDE ALEVİLERE YÖNELİK DÜNYA BASINI VE KAMUOYU 3 MAYMUNU ONUYOR”

    Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında dünyanın ve basının 3 maymunu oynadığını ifade eden Demir, “Maalesef sürekli görmemezlikten geliniyor. İnsanlar orada çığlık çığlığa bir katliam altındayken bu yaşananlara sessiz kalınıyor “diyerek tepki gösterdi.

    Sevil Demir, katliamda kadın ve çocukların özellikle seçildiğini vurgulayarak, “Suriye’de şu günlerde Alevi kadınlar kaçırılıp,  taciz ve tecavüze uğruyor. Biz Alevi kadınlar olarak bunlara seyirci kalmamamız, zorda olan kadınlara destekte ve yardımda bulunmamız gerekiyor. Kanayan bu yaraya mehlem, yaşanan derde derman olacak bir elin uzanması gerekmektedir” diye belirtti.

    “SURİYEDE YAŞANANLAR ÇORUM, MARAŞ VE SİVAS’TA YAŞANANLARIN BİR BENZERİ”

    Bu yaşananlara karşı ülke genelde Aleviler olarak basın toplantısı, basın açıklamaları paneller düzenlediklerini belirten Demir, “Her ne kadar düzenlesek bile sesimizi ancak kendi kitlemize duyurabiliyoruz. Biz bu yaşanan katliamlara yabancı değiliz. Bir Maraş, bir Sivas, bir Çorum gibi yapılan katliamlar gün geçmedi ki durdu. Yapılan katliamlarla Aleviler korkutulmaya, sindirilmeye çalışıldı ve asimilasyon politikalarıyla Alevilik inancı unutturulmaya çalışıldı. Suriye’de yaşananlar bizim geçmişte ve şu anki durumumuzla bire bir aynı” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Kadınların katledilmesi insanlık suçu ve utancıdır’-VİDEO

    ‘Kadınların katledilmesi insanlık suçu ve utancıdır’-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği düzenledi. Etkinlikte konuşan Yazar Kamile Yılmaz, “Yıl 2025 kadınlar hala yaşam hakkı diye sokaklara dökülüyorlar. Her gün kadınlar öldürülüyor. Hele hele sözde sevdikleri tarafından. Bu aslında bir insanlık suçu ve utancıdır” dedi.

    Konyaaltı Cemevi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar günü sebebiyle Serdar Baysal yönetiminde halk müziği konseri düzenlendi. Yapılan etkinlikte Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar yaptığı konuşmasında,“Ülkemizde ve dünyada birçok sorunun yaşandığı ancak yaşanan sorunlara rağmen duyarsız davrandığımız bir süreci de yaşamaktayız. Sivas’ta Madımak ’ta Alevi’si, Sünni’si, Türk’tü Kürt’tü asıl özü insan olan aydın yazar sanatçı ve semahçılarımızı o gün onları otelde yakan yobazlara avukatlık yapan ve bugün iktidarda olan anlayış idam alan 17 kişiyi serbest bıraktı” dedi.

    Bugün Suriye’de teröristlerin katliam gerçekleştirdiğini belirterek çağrıda bulunan Akpınar, “Suriye’de Alevilere ve laiklikten yana olan farklı inançtan olanlara zulüm yapılıyor ve buna tüm dünya sessiz bir şekilde izliyor. Hiç olmazsa bu ülkenin aydınları, devrimcileri, laiklikten yana olan çağdaş insanların duyarlı olmasını bekliyoruz” diye konuştu.

    “DÜNYADAKİ HERŞEY KADININ ESERİDİR”

    “Dünyadaki her şey kadının eseridir” diyerek konuşmasına başlayan yazar Kamile Yılmaz, şunları ifade etti:

    “Mart ayı gelince, cemreler düşerken biz kadınlarda sokağa dökülüyoruz, hem de bütün dünyada ve eş zamanlı. İstedikleri insan olan herkesin dediği şey olan ‘Ne Bir Eksik Ne Bir fazla’ kadın erkek sosyal yaşamda eşit haklara sahip olmalıdır. Bunu istemeyen olabilir mi? En önemlisi de yaşam hakkı.

    Kadınların yaşamak istiyor. Aslında bu uygulamalar orta çağda kalmış olmalıydı. Yıl 2025 kadınlar hala yaşam hakkı diye sokaklara dökülüyorlar. Her gün kadınlar öldürülüyor. Hele hele sözde sevdikleri tarafından. Bu aslında bir insanlık suçu ve utancıdır.”

    Serdar Baysal yönetiminde Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği kadınlarından oluşan sanatçılar Türkçe ve Kürtçe söylenen şarkı ve deyişlerle etkinlik sona erdi.

    PİRHA/ANTALYA

  • Konyaaltı Cemevi düzenlediği cemle Maraş’ta katledilenleri andı-VİDEO

    Konyaaltı Cemevi düzenlediği cemle Maraş’ta katledilenleri andı-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği, Maraş Katliamında yaşamını yitirenleri gerçekleştirdiği cemle andı.

    Ceme Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, PSAKD Ayvalık Şube Başkanı ve Ağuçan Ocağı evladı Pir Vedat Tekten, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Ocağı evlatlarından yol hizmetkarı Zakir Mustafa Sazcı ve Zakir Hayri Aslanboğa katıldı.

    “SİSTEMİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”

    Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin yaptığı konuşmasında, AKP-MHP iktidarının Alevileri denetim altına alma hamlesi olarak değerlendirilen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanligi dairesini eleştirerek şunları ifade etti:

    “Bizler her zaman katliamlara, soykırımlara uğramış asırlardan beri bir yaşamın içerisindeyiz. Suçumuz ne? Çağdaş olmak, aydın olmak, isanlara ışık tutmak, barıştan, özgürlükten ve olmak kardeşlikten yana olarak 73 millete bir nazarda bakmak bizim ilkelerimizdir. Halen torba yasası birtakım atamalar Aleviliğe değişik bir isim vermenin gayreti içeresindeler. Biz de bu gayreti boşa çıkarmanın çabası içerisindeyiz. Bizim babamız, dedemiz, yedi ceddimiz sisteme boyun eğmediler. Dağda yaşadılar, mağarada yaşadılar, sürgün oldular, toplu katliamlara uğradılar ama sistemin ne Alevisi oldular ne de dedesi oldular” diye konuştu.

    “MARAŞ KATLİAM BÖLGESİ SEÇİLDİ”

    Ağuçan Ocağı piri Vedat Tekten ise Maraş Katliamının özellikle planlanlanarak devreye konulduğuna değinerek, “Maraş çok özel seçilmiş bir bölgedir. Maraş Anadolu coğrafyasında Alevilerin ve Kürtlerin rahatlıkla yaşayabilecekleri hemen hemen tek kentlerden. Sosyal, ticari alanda ve Alevi örgütlenmesinde Maraş giderek yükseliyor ve gelişiyordu
    <span;>Maraş’ın nüfusu da giderek artıyordu. Faşizmden karnı doymamış egemenler Maraş‘ı bugünlere hazırladı. Bu gerici yapıyı başımıza getirmeyi 50 yıl öncesinden hazırlayabilecek faşist emperyalist blok Maraş‘ı özellikle bir katliam bölgesi olarak seçti” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER SİNDİRİLMEK İSTENDİ”

    Tekten konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Yükselme trendinde olan Alevi toplumunu sindirmek ve pasifize etmek üzere hayata geçirdi. Bunların başına soyadını Şendiller diye değiştiren Ökkeş Kengel adlı kişiyi devlet desteğiyle organize bir şekilde toplumumuzun üzerine bir ölüm makinası olarak sürdüler. Maraş’ın ilk olmadığını da biliyoruz ne yazık ki sonda olmadı.

    “MAZLUMUN YANINDA OLMAK ZORUNDAYIZ”

    Roboski’ye yanmayan Kerbela’ya hiç yanmasın, Diyarbakır’a Ankara’ya yanmayan Madımak’a hiç yanmasın. Acının, gözyaşının her vücutta karşılığı hep aynıdır.

    Benim evladım ölünce ağlayıp törenler düzenlemek, bir başkasının evladı öldüğünde oh olsun demek ne insanlığa ne de Aleviliğe hiç yakışmaz. Bu toplumda zalimin karşısında kim zulme uğramışsa, hangi etnik kimlik zalimler tarafından ezilmiş ya horlanmışsa bir o toplumun musahibiyiz ve onun yanında olmak mecburiyetindeyiz.  O toplumun kavgası bizim kavgamız olmak zorunda.”

    Cem’de gülbenglerin ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

     Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Tahsin Akpınar: AKP’nin Cemevi Başkanlığı Alevi toplumunda karşılık bulmayacak-VİDEO

    Tahsin Akpınar: AKP’nin Cemevi Başkanlığı Alevi toplumunda karşılık bulmayacak-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Cemevi Başkanlığı kurulmasına tepki gösterdi. Akpınar, “Tek derdimiz eşit yurttaşlık hakkımızı almaktır. Yoksa herhangi bir partinin arka bahçesi olma gibi düşüncemiz yok” dedi. Akpınar, Cemevi Başkanlığı oluşumunun Alevi toplumunda bir karşılık bulmayacağını vurguladı. 

    Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanması kararına Alevi toplumunun tepkileri devam ediyor. Bakanlık bünyesinde oluşturulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesinin bir tür asimilasyon merkezi olacağını belirten Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, AKP iktidarının “Alevilerin sorununu çözeceğim” vadiyle açılımlar yaptığını kaydetti.

    Tahsin Akpınar, iktidarın, Alevi sorununda hiçbir çözüm sağlamadığını vurgulayarak “Alevi açılımları sorunları çözmedi. Aksine Alevileri ayrıştırıp Alevilerinden faydalanmak, oy almak içindi. AKP’nin bu süreçteki torba yasası da sadece seçime yönelik bir girişimdir. Aleviler için anlamsız, gereksizdir. Aleviler olarak bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Çünkü Alevi kurumlarının mevcut torba yasayla Kültür Bakanlığı’na bağlanması Alevilerin cemevlerini yasallaştırmıyor, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkını vermiyor, sadece ekonomi anlamda elektrik, su gibi cemevlerinde bulunan dedenin ücretini karşılayan bir bütçe oluşturuyor” dedi.

    “ÜÇ BEŞ ÇIKARCININ HÜKÜMETE YAĞCILIĞI”

    Tahsin Akpınar, cemevlerinde hizmet yürüten dedelerin ihtiyaçlarını, kendi olanaklarıyla karşılayabildiklerinin de altını çizdi. Akpınar, Cemevi Başkanlığı oluşumunun Alevi toplumunda bir karşılık bulmayacağını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Elektrik, su zaten 4-5 yıl evvel CHP’nin ve de cemevi yapan birçok belediyenin belediye meclis kararlarıyla ödeniyor. Devlet, torba yasasına koysa da koymasa da bizim mevcut bulunduğumuz cemevi Konyaaltı Belediyesi’nin yaptığı bir cemevi. Elektrik ve suyunu belediye karşılıyor. Burayı bize tahsis etti ve burada inançsal hizmeti biz yürütüyoruz. Burada mevcut hizmet yürüten, lokmasının duasını yapan, cenazesini kaldıran dedemize, üyelerimiz tarafından zaten Alevi inancında da olduğu gibi gereken ekonomik destek yapılıyor. Zaten dedelerimizin böyle bir şeye ihtiyacı da yok.

    Pir Sultan’da, Şeyh Bedrettin’de olduğu gibi mevcut hükümetle iş birliği yapan Alevi hainlerin çıkarları için bir çalışmanın sonucudur. Alevilerde bir karşılığı yoktur. Onun için Alevi toplumunun %99’u bu torba yasasına karşı. Bu torba yasasının Alevilere bir şey vermediğinin bilincinde. Bu torba bu hükümetle geldiği gibi önümüzdeki seçimde bu hükümetle geri gidecek. Alevilerin mücadelesi devam edecektir. Hakkımız olan eşit yurttaşlık ve cemevlerimizin yasallaşması, inanç yerlerimizin Anayasa’da tanınması ve yıllardır mücadele ettiğimiz ve kırmızı çizgimiz olan zorunlu din dersleri ve bize ait olan dergahlarımızın kurumlarımıza, vakıflarımıza verilmesi, Hacı Bektaş Veli Dergâhı ve birçok inanç yerimizi düşünün, Kültür Müdürlüğü’nün ve Turizm Bakanlığı’nın elinde. Biz kendi inanç yerimizi bilet alarak ziyaret ediyoruz. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Sanki devletin müzesiymiş gibi…

    Bu hükümet bizim temel taleplerimizi çözmezdi. Çünkü bu zihniyetle çözemeyecektir. Dilerim önümüzdeki süreçte yeni gelecek hükümet, bize ait olan inanç yerlerimizi kurumlarımıza devretmesini diliyoruz. Hiçbir Alevi, bu torba yasasıyla bu hükümete oy vermeyecek ve bu torba yasasını da kabul etmeyecektir. Sadece üç beş çıkarcının hükümete yağcılığının dışında bir yere varılmayacaktır.”

    “CHP DİYANETİN NE HALE GELDİĞİNİ GÖRMEK ZORUNDADIR” 

    Tahsin Akpınar, cemevlerini bakanlığa bağlayan yasaya karşı Alevilerin, yasal süreci işletmesi gerektiğini de vurguladı. Akpınar, “Devlette süreklilik vardır. Eğer siz yeni çıkan bir yasa hakkında davacı olmazsanız o çıkan yasayı kabul etmiş oluyorsunuz. Onun için bu torba yasasına karşı gerekirse Anayasaya, gerekirse mevcut devletin kurumlarına bu torba yasasını kabul etmediğimizi, bizim asıl istediğimizin cemevlerimizin yasallaşması olduğunu anlatmak gerek” dedi.

    Akpınar, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerektiğini de sözlerine ekleyerek şunları ifade etti:

    “Cemevlerimiz yasallaşmadığı müddetçe bize para vererek, dedelere maaş vererek birilerine çıkar sağlayarak Alevi toplumunun sorununu çözemezler, sadece büyütürler ayrıştırılırlar. Aleviler de bu oyuna gelmeyecektir. Aleviler 40 yıldır mücadele ediyor. Hükümetin 20 yıldır bu sorunları çözmediğini gördük ve çözmediği için de kamuoyunun araştırmalarına ve toplumun algısına göre bu iktidar gidecektir. Yeni gelen iktidar gerçekten bu konularda duyarlı olmaz ve sorunları çözmese onlar da gider. Alevi toplumu zaten dün de bugün de yarın da haklarını alana kadar bu mücadeleyi sürdürecektir.

    Devleti ve bugünkü Diyaneti kuran CHP, Diyanetin ne hale geldiğini görmek zorundadır. Bugün sadece bir partinin, bir iktidar partisinin reklam tabelasına döndüğünü görmelidir. Halen CHP Diyanetten bir umudu varsa kusura kalmasın bizim umudumuz yok. CHP’ye karşı da mücadele ederiz.

    Bizim ‘A parti B parti’ diye bir derdimiz yok. Bizim tek derdiniz kendi haklarımızı, eşit yurttaşlık hakkımızı almaktır. Yoksa bizim herhangi bir partinin arka bahçesi olma gibi düşüncemiz yok. Mücadelemizin yanında duran, haklarımıza yasal zeminde karşılık verecek kim olursa onunla beraber yürürüz ve de ona oyumuzu veririz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Dertli Divani muhabbet ceminde: 12 hizmetlerin manasını anlamamız gerekiyor-VİDEO

    Dertli Divani muhabbet ceminde: 12 hizmetlerin manasını anlamamız gerekiyor-VİDEO

    PİRHA – Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde cem yürütüldü. Cemde 12 Hizmetlerin derin manasının anlaşılması gerektiğini belirten Dertli Divani, “Her zamankinden daha çok bugün bizim bu muhabbet ortamlarına ihtiyacımız var” dedi.

    Antalya’daki Alevi yurttaşlar, Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi’nin muhabbet ceminde bir araya geldi. Cemi, Yol Yürütücüsü Dertli Divani, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı-Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, Gülçin Akça, Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, Zakir Güney Sezgin yürüttü.

    “12 HİZMETLERİN ATINDAKİ DERİNLİĞİ ANLAMAMIZ GEREK”

    Rızalık alınarak başlanılan cemde Divani Baba sohbeti “Cem ve Kırklar denilince bize neyi çağrıştırıyor?” sorusu ile başlattı. “Kırkımız bir, birimiz kırk, yekvücut olduğumuzu anlıyoruz” diyen Dertli Divani şöyle devam etti:

    “3 can bir cem deyince de gönül birliğini simgeliyor. 3 can bir araya gelip gönülleri birlediyse o zaman cem olduk demektir. Cemdeki maksat gönülleri birlemek; yani yekvücut olmaktır. Sevgi ile gönlü birlemek, o gönüller bir olan canlarla kin, kibirden uzak, olumsuz duygu ve davranış biçimlerinden arınmış olmaktır. Cem kapısından içeri girdikten sonra hiçbir kimseyle küskün, kırgın, dargın olmadan bu duygulardan kendisini arındırıp özümüzü yola ve Hakk erenlerine teslim etmek anlamına geliyor.
    Bugün yapacağımız cemde gönülleri birlemenin yolu yordamı nedir? Gerçek manada cem olabilmemiz için hangi özelliklere sahip olmamız, eğitim formatında bir şeyleri bilincimize taşıyıp yaşamımıza uyarlamanın belki kurallarını bir muhabbet çerçevesi içeresinde paylaşmış olacağız.

    Geçmişteki cem ortamları tarihe karıştığı için bir şey bilmiyoruz. 3 can bir cem olmadığımız için… Oysa 3 can bir araya geldiğimizde, işte bu çerağları sohbet konusu yaparsak hem kendimizi eğitmiş kemale erdirmiş olacağız, hem de o muhabbette öğrendiğimizi başka alanlara aktardığımız zaman o güzellik başka alanlara da yansımış olacak. Her zamankinden daha çok bugün bizim bu muhabbet ortamlarına ihtiyacımız var. Yoksa cemde 12 hizmetleri yaparsın geçer ama o hizmetlerin manasını, mahlatı, atındaki derinliğini anlamamız, bilincimize taşıyıp yaşamamız gerekiyor. Asıl olan da budur zaten.
    Bu cemler olmasa bu kelamları başka formatta dile getirdiğimizde fazla yakınlığı kalmıyor ama cemin içerisinde bu kelamlar hitap edildiğinde o daha ciddiye alınıyor. 7’den 70’e hepimizin bu konuya biraz daha özen göstermesi, hepimizin çaba sarf etmesi gerekiyor.”

    “KELAMLARIN İÇERİĞİ VARLIĞIN YEKVÜCUT OLDUĞUNU İFADE EDİYOR”

    Dertli Divani konuşmasında zakirlik geleneğinin önemine de vurgu yaptı. Deyiş ve nefeslerin geçmişte ‘Ayet’ olarak yorumlandığını söyleyen Divani Baba şu sözlerle sohbeti sürdürdü:

    “Eskiden bir deyim vardı. ‘Aşığın sözü Kur’an’ın özüdür’ derlerdi. Hatta ‘Zakirler, âşıklar hele birkaç ayet çalıp söyleyin’ derlerdi. Çünkü âşık sazı eline aldığı zaman, bu bizim telli Kur’an’ımız, önce bir niyaz olur sonra başlarız âşıkların, sadıkların kelamlarını söylemeye. Âşıklar, sadıklar, Arifler ilhamı nereden alırlar? Beslendikleri ana kaynak nedir? ‘Konuşan canlı Kur’an’ım’ diyen Şah-ı Merdan Ali’den alırlar. Şah-ı Merdan Ali sonsuzluğu idrak eden aklın, bilincin, aşkın ve gönlün sahibi olan insan-ı kamilin ve de Hakk’ın tecellahı olan Hakk’ın bin bir isminin sıfatından biri olan; yani en yüce olan Ali ve Hakk’ın bütün vasıflarını bünyesinde barındırmış. O yüzden Alevi Bektaşi Kızılbaş inancında ne denir? ‘Ayna tuttum yüzüme, Ali göründü gözüme.’

    Varlık âleminde gördüğünüz her nesne aslında Hakk’ın görünür halidir. Hakk’ın tezahürüdür. Alevi Bektaşi Kızılbaş inancında biz buna ‘Varlığın birliği, inancı’ diyoruz yani vahdet-i mevcut… Dağlar, taşlar, ormanlar, denizler, gece karanlığında, gökyüzünde gördüğümüz bütün yıldızlar, on binlerce yıl öncesinden yansıyan ışıkların bütünüdür. Evrende, kâinatta ne varsa hepsi bir devir daim halindedir.

    Hüdai Baba ‘Bütün evren semah döner’ diyor. Güneş doğdu battı bir gün devir daim yaptı. Sonra haftalar, sonra aylar, sonra yıllar devirler yaparken mevsimler de dönüşüyor; sonbahar, kış, ilkbahar, yaz, tabiat da değişiyor. Biz de doğduk yaşıyoruz. Gün gelecek bu can bu bedeni terk ettiğinde bir başka evreye geçecek, devir daim yapacak.

    Pir Sultan ‘Pir Sultanım bu dünyaya dolu geldim dolu benim / Bilmeyenler bilsin beni ben Ali’yim Ali benim’ diyor.

    Yine Bektaş Çelebi bir devriyesinde  ne diyor?

    ‘Cihan var olmadan ket mi Âdem’de

    Hakk ile birlikte yektaş idim ben

    Yarattı bu mülkü çünkü o demde

    Tasvirini yaptım nakkaş idim ben

    Hiçbir canlı âlemi yok iken

    Ben Hakk’ın varlığından vücut bulmuştum

    Biz yoktan var olmadık hakkın varlığından var olduk’

    İşte Hakk’ın birliği, inancı bu. Kelamların içeriği, bu varlığın, bu sonsuzluğun yekvücut olduğunu ifade ediyor.”

    12 Hizmet tamamlandıktan sonra Yol Hizmetkârı Dertli Divani, Zakir Süleyman Demir, Mustafa Sazcı, Güney Sezgin’in söylediği deyişler ve nefeslerin ardından lokma gülbengi okundu. Lokmaların pay edilmesi ile cem erkânı tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Emire Ulutaş: ‘Dede olmak istiyorum’ deyip cemevine gelen gençler var-VİDEO

    Emire Ulutaş: ‘Dede olmak istiyorum’ deyip cemevine gelen gençler var-VİDEO

    PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkan Yardımcısı Emire Ulutaş çalışmalarını anlattı. Ulutaş, Alevi inancını, felsefesini, rızalığı, Dört Kapı, Kırk Makam’ı internet aracılığıyla konferanslar vererek, yurt dışında eğitim almış insanlarla, dedelerle, tarihçilerle ve gençlerle birlikte konuştuklarını dile getirdi. Ulutaş, dede olmak isteyen gençlerin varlığına da dikkat çekerek, bunun mutluluk verici olduğunu söyledi. 

    Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkan Yardımcısı Emire Ulutaş, pandemi öncesi ve sonrasında kurum olarak yürüttükleri faaliyetleri PİRHA‘ya anlattı.

    Ulutaş, pandemi öncesindeki çalışmalara değinerek, “Halk oyunları, tiyatro, bağlama, semah, piyano kursu vardı. Müziğin evrenselliğinde buluşabilmek adıyla yola çıkarak Ukrayna ve Rusya ile birlikte dernek başkanlarıyla beraber bir koro oluşturuldu. Onlara bizim deyişlerimizi, müziğimizi aktardık. Ayrıca 8 Mart’ta burada bir konser verdik. Burada bulunan konsoloslar ve büyükelçiler de konseri izlemeye geldiler. Ortak çalışmamız müthiş bir ses getirdi” diye konuştu.

    “‘DEDE OLMAK İSTİYORUM’ DİYEN GENÇLERİ GÖRMEYE BAŞLADIK”

    Pandeminin başlamasıyla çalışmalarına ara vermek zorunda kaldıklarını belirten Ulutaş, şöyle devam etti:

    “Gitar ve bağlama derslerini internet üzerinden çocuklarımıza ulaştırdık. Bunun yanı sıra Alevilik inancını, felsefesini, “Rızalık nedir? Dört Kapı Kırk Makam nedir?” bunları, internet üstünden konferanslar vererek, yurtdışında eğitim almış insanlarla, dedelerimizle, tarihçilerimiz ve gençlerle birlikte tartıştık.

    Gençlerin cemevlerine olan bakış açıları daha da değişti. “Ben dede olmak istiyorum” deyip gelen gençleri görmeye başladık. Bu da bizi çok mutlu etti. Bu yolda da ilerlemeye başlayan gençlerimiz var. Pandemiden önce cenaze hizmetlerimizi devam ettirdik. Herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Cenaze yemeklerimizi, lokmalarımızı belirli kurallar çerçevesinde cemevimizde sürdürdük. Pandemiden sonrasında aynı şekilde devam etmekteyiz.”

    “EMEKÇİ KADINLARLA TİYATRO GRUBU OLUŞTURDUK”

    Ulutaş, kadınlarla da bir araya geldiklerini ve bir tiyatro grubu oluşturduklarını belirten Ulutaş, “Böyle bir sosyal projede olmaktan dolayı çok mutluyum. İlk tiyatro oyununu burada gösterime alacağız. Çünkü evde oturup artık özgüvenlerini kaybetmiş kadınların değil, özgüvenleri gelişmiş kadınların toplumda yerleri olduğunu, bugün burada yarın Meclis’te, bir yerde belediye başkanlığında, toplumun her yerinde kadının olması gerektiğini vurgulamak için kadınlarla böyle bir projede bir aradayız. Geçenlerde okuma yazma bilmeyen iki kadın geldi ve buna çok şaşırdım. Bir Alevi kadını ve okuma yazma bilmiyor. ‘Okuma yazma öğrenmek istiyoruz’ dediler. Biz de böyle bir kursun olmadığını fakat onlara seve seve kurs verdirebileceğimizi söyledim. Belki de bu yolda da okuma yazma bilmeyen büyüklerimizin de önünü açmış olacağız” diye konuştu.

    “30 ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİNE BURS VERİYORUZ”

    “Ayrıca 30 öğrencimize burs veriyoruz” diyen Ulutaş, öğrencilerin barınma sorunlarına da değindi. Ulutaş, “Biliyorsunuz yurt sorunu ülkemizde çok gündemdeydi ve çocuklarımız yurtlara yerleşemiyordu. Bu konuda birçok çocuğumuzu yurda yerleştirmek için bütün kapıları çaldık ve çocuklarımızı yurtlara yerleştirmeye çalıştık. Çünkü bizim bulunduğumuz cemevi bir misafirin konaklayabileceği yapıda olmadığından dolayı onları buralarda misafir edemedim ama onları en güzel yurtlara yerleştirmekte bulduk” dedi.

    “TARİKAT YUVALARINA ÇOCUKLARIMZI KAPTIRMAYACAĞIZ”

    Ulutaş sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Bundan sonraki dönemlerde ise bence her derneğin kendilerine ait bir misafirhanesinin olması gerektiğini düşünüyorum. Gelen çocukların mağdur olmamaları adına bundan sonraki hedef sadece bu olmalı. Bizim hedefimiz de bu zaten. Eylülde okulların açılmasıyla beraber çocuklarımızın bir misafirhaneleri olacak ve çocuklarımızı tarikat yuvalarına kaptırmayacağız.. Bunu önlemek için bunun adımlarını da yavaş yavaş atmaya başladık. Umarım bunda da başarılı olacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • Danıştay kararı bozdu: Konyaaltı sahili yeniden Hülya Koçyiğit’in damadına geçti

    Danıştay kararı bozdu: Konyaaltı sahili yeniden Hülya Koçyiğit’in damadına geçti

    Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Konyaaltı Sahili işletmesi ihalesini iptal etmesinin ardından Danıştay’a başvuran Hülya Koçyiğit’in damadı Ender Alkoçlar, Danıştay’ın yerel mahkeme kararını bozmasıyla yeniden işletmeyi kazandı.

    Hülya Koçyiğit’in damadı Ender Alkoçlar’ın sahibi olduğu Alkoçlar Turizm’in Konyaaltı Sahili işletmesi ihalesi, Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından iptal edilmişti.

    Yerel mahkeme tarafından onaylanan kararı Ender Alkoçlar Danıştay’a taşımıştı.

    Ender Alkoçlar’ın başvurusuna ilişkin yapılan oylamada 5 Danıştay üyesi Antalya Büyükşehir Belediyesi aleyhinde oy verdi. Yerel mahkemenin kararı böylece bozuldu.

    Alkoçlar Turizm, Konyaaltı Sahili işletmesini yeniden kazandı.

    (HABER MERKEZİ)