Etiket: kooperatif

  • Ovacık’ta bir başarı hikayesi: Kadın tekstil atölyesi- VİDEO

    Ovacık’ta bir başarı hikayesi: Kadın tekstil atölyesi- VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Ovacık ilçesinde, 5 yıl önce sivil girişimlerin desteğiyle kurulan kadın tekstil atölyesinde, bir başarı hikayesi yazıldı. Kadınlar yurt içi ve dışındaki firmalara giyim ürünlerinin yanı sıra bez torba üretip aile bütçesine katkı sağlıyor. Kooperatif bünyesindeki atölyede 10-15 kadın istihdam ediliyor.

    Ovacık Belediyesi’nin desteğiyle 2019 yılında kurulan 70 kadın üyesi bulunan Ovacık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, bölgede ekonominin canlanması için tarımsal faaliyet ağırlıklı çalışmalar yapıyor.

    ÇAGSİAD, Anka Dersim gibi sivil girişimlerin ve iş insanlarının desteğiyle Ovacık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi bünyesinde oluşturulan tekstil atölyesinde 10-15 kadına istihdam sağlanarak zor koşullarla mücadele eden Dersim’de bir başarı hikayesi yazıldı. Amaçları arasında geleneksel Dersim kıyafetleri üretmek ve kendi tasarımlarını yaratmak da bulunan kooperatife, Türkiye ve yurtdışındaki tekstil firmalarından siparişler geliyor. Gelen siparişler atölyede dikilip baskısı da yapılarak paketleniyor ve müşteri firmalara gönderiliyor. Aynı zamanda perakende satış için de belirli kıyafetler ve ekolojik ürünler için doğal bez torba üretiliyor.

    Ovacık Belediyesi binasının üst katında yürütülen atölye faaliyeti, üretim, istihdam ve ürünleriyle bölgede örnek alınabilecek bir pratik sergiliyor.

    “AMACIMIZ KENDİ KÜLTÜRÜMÜZÜ YAŞATMAK”

    Beş yıldır faaliyet yürüttüklerini ve kadınlara istihdam sağladıklarını belirten Ovacık Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi başkanı Eylem Çimen, “Yaklaşık 10-15 kişi şu anda çalışmakta. Amacımız bunu daha ileriye götürmek. Tabii ki bunu desteklerle yapabiliyoruz ve dışarıdan destekleri de bekliyoruz tabii ki. Özellikle amacımız kendi kültürümüzü yaşatmak, kendimiz üretip kendimiz satmak” dedi.

    “ATÖLYE OLMASAYDI HİÇ HAYATA TUTUNAMAZDIM”

    Yeni koleksiyonlarının geldiğini vurgulayan atölyenin ustabaşı Fidan Küçük, bütün kadın arkadaşları ürünlerini almaya davet ettiklerini ifade etti.

    1993 yılında köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını ifade eden atölye çalışanlarından Şehriban Biter ise şunları kaydetti:

    “2018’de boşandım ve iki çocuğumla birlikte buraya geri yerleştim. O dönemde başka yerlerde çalıştım ama burası açıldıktan sonra buraya başladık. Sağ olsun belediye başkanımız ve ÇAGSİAD İş İnsanları Derneği bize yardımcı oldu. Makinalarımız geldi. Ondan sonra çalışmaya başladık. Kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. İki çocuğumla beraber burada yaşam mücadelesi veriyorum. Burası olmasaydı inanın kesinlikle hiç hayata tutunamazdım. Benim için çok güzel oldu. Kendi mesleğimi yapıyorum. Burada böyle bir imkan sağlandığı için çok mutluyum.”

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

  • Afyon Kayabelen Muhtarı: Köyümüzde kooperatif kurmak istiyoruz-VİDEO

    Afyon Kayabelen Muhtarı: Köyümüzde kooperatif kurmak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Şuhut ilçesine bağlı Kayabelen Köyü Muhtarı Kurtuluş Şencan, halkın artık birleşmek istediğini belirtti. Şencan, Köylerinin en büyük sorununun su olduğunu belirterek, “Devletten yardım almadan bu sorunu çözmek ve köyümüzde kooperatif kurmak istiyoruz” dedi.

    Afyon’un Şuhut ilçesine bağlı bir Alevi yerleşkesi olan Kayabelen Köyü Muhtarı Kurtuluş Şencan, yaşadıkları sorunlarla ilgili PİRHA’ya konuştu.

    “TOPLUM ARTIK AYRIŞMALARA KARŞI, BİRLEŞMEKTEN YANA ”

    Yoğunlukla Alevilerin yaşadığı Kayabelen köyünde muhtar seçildiğini belirten 35 yaşındaki Kurtuluş Şencan, “Muhtarlıkta tek adaydım. Köylülerimiz bana layık gördüler. Tek aday olmamda temel sebep bence bu halkın artık birleşmek istemesi bazı şeylerde ikiliklerin kalkması şekilde değerlendiriyorum” dedi.

    “KÖYÜMÜZDE TEK MUHTAR ADAYI ÇIKMASININ ÇOK GÜZEL YANSIMALARI OLDU”

    Seçimin çok güzel ve yoğun katılımla gerçekleştiğini belirten Şencan, “Tek aday olmamım dışarıya yansıması  da güzel oldu diye düşünüyorum. Bizim genelde Özel İdare ile işlerimiz oluyor Özel İdareden biz bir şey talep ettiğimde ‘sen Kayabelen muhtarı mısın? Sen tek aday çıkmışsın, çok güzel başarılar dileriz’ diyorlar. Mesela biz greyder istiyoruz hemen akabinde geliyor. Çok güzel yansıması oldu diye düşünüyorum” şeklinde ifade etti.

    “YAYLAMIZDAN KÖYÜMÜZE SU GETİRMEK İSTİYORUZ”

    Havaların kuraklaşması nedeniyle köylerinde su sorunu başladığını belirten Şencan, “Yaylamızdan su indirmek istiyoruz. Devletten yardım da istemedik halkımız o konularda çok iyi, herkes elinden geleni yapar. Köy halkının yardımlarıyla yapalım dedik fakat bir rapor çıkması gerekiyor. Tabii ki bunu başarırsak en büyük yaptığımız hizmet bu olacak” diye konuştu.

    Aday olarak çıktıklarında şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim olacaklarını belirtiklerini vurgulayan Şencan, “Ne yaptığımızı, gelir giderin ne olduğunu kapıda bir panomuz var aylık olarak  kapının önüne asacağız” dedi.

    “TASARRUF TEDBİRLERİ KÖYLERE OLUMSUZ YANSIYACAK ”

    Köylülerin bir arada oturup, çay içip sohbet edebilecekleri bir yerlerinin olmasını istediklerini söyleyen  Şencan, “Bir yerimiz var ama bunun için bütçe lazım. Çatısı kapalı açık bir yerimiz var. Oranın çevresini kapatıp bir yer yapalım diye düşünüyoruz. Onun haricinde gençler için bir futbol sahamız var onu biraz daha güzelleştirebilmek ve köyümüzde çocuklar için bir park yeri var bakımı gerekiyor onun içinde bilgi verdik bakımını yapacaklar” diye belirtti.

    Devletin tasarruf tedbirleri açıklandığında köylülere hizmet götürmek için para aktarılmadığı bilgisini de veren Şencan, “Zor bir dönem olacak gibi gözüküyor” dedi.

    “KÖYÜMÜZDE KOOPERATİF KURMAK İSTİYORUZ”

    Kurtuluş Şencan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Köyümüzde bir kooperatif kurmak istiyoruz. Örneğin burada yoğunlukta patates, ona yakın bir üretim olarak da buğday yetişiyor. Herkesin elinde 5 ton, 20 ton patates var Dışarıdan bir aracı geldiğinde 5 tane ayrı fiyat veriyor.  10 tona ayrı 20 tona ayrı fiyat veriyor. Eğer köyümüzde bir kooperatifleşme olursa örneğin bizim 100 ton patatesimiz var fiyatı da biz belirleriz. Çiftçilerimiz kazanılmış olur. Kooperatifin faydalarından yararlanırız. Mazotu, gübreyi, tohumu kendimize alırız bu şekilde düşüncelerimiz var. Zor bir şey değil ama halkı inandırmak önemli.

    “YILGINLIĞA KAPILMAYALIM”

    Benim gibi seçilmiş olan genç arkadaşlara da buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum.  Tabii sorumluluk çok zor, çok ağır bir görev. Zaman zaman yılgınlık oluyor. Mesela negatif bir eleştiri olduğu zaman yılgınlık oluyor ama yılgınlığa kapılmayalım. Kendi gençliğimizi, dinamikliğimizi kullanalım. Herkese başarılar.”

    Cebrail ARSLAN/AFYON

     

  • Sığınma evlerindeki kadınlar, kooperatif ile üretimlerinden gelir elde etmeye başladı!-VİDEO

    Sığınma evlerindeki kadınlar, kooperatif ile üretimlerinden gelir elde etmeye başladı!-VİDEO

    PİRHA – Nice Kadın Kooperatifi, kadın sığınma evlerine yönelik çalışmalarını gayretle sürdürüyor. Kooperatif yöneticisi Banu Pehlivan, “Paylaşmak, insan olmanın gerekliliği. Var olanı bölüşmek gerekir” diyerek ürettikleri sanatsal ürünleri pazarlarda nasıl satışa sunduklarını anlattı.

    Banu Pehlivan, Ankara’da özel sektörde çalışıp emekli olduktan sonra geleneksel ıslak keçe zanaatına merak saldı. Pehlivan, hobi amaçlı başladığı ıslak keçe uğraşıyla birlikte ufak bir de atölye kurdu. Sonraki süreçte bu alanda dersler de veren Pehlivan, bir yandan da sosyal sorumluluk projelerinde yer aldı.

    Banu Pehlivan, tüm bu birikimini başka kadınlarla paylaşmak için Mart 2022’de Nice Kadın Kooperatifi’ni kurdu. Yedi kadın arkadaşı ile yola koyulduklarını anlatan Pehlivan “Yıllardır yaptığımız birikimi, tecrübeyi kooperatife entegre edelim ve buradan yürüyelim istedik” diyerek kadın mücadelesine nasıl katkı sağladıklarını anlattı.

    SIĞINMA EVLERİNDE ÜRETİM YAPAN KADINLAR!

    Banu Pehlivan, 8 yıldır kadın sığınma evlerinde gönüllü olarak eğitmenlik yaptığını belirterek, “Kadın sığınma evlerinden çıkan arkadaşların o kurumlarla ilişkileri kesiliyor ve hayata atılıyorlar. Tabi o evlerde kalanlar üretim yapmaya da başlıyor. Ülkemiz hanımları bu anlamda çok becerikliler. Ve onların en büyük sıkıntısı ürettiklerini pazarlamak oluyordu. Ben de el sanatları üreten bir kişi olarak aynı sıkıntıları yaşıyordum. Benim gibi zanaatkar arkadaşlarla konuşup kooperatif kurduğumuzu paylaştım. Özellikle ihtiyaç sahibi kişilere bunu anlattım. Ardından üretilen malzemeler ortaya çıkmaya başladı ve biz bunu dijital platformlarda pazarlamaya başladık. Fakat bu enflasyon ve depremden kaynaklı birçok etmen internet satışlarını durdurdu” dedi.

    “KURULMA AMACIMIZ DAHA DA ÇOĞALMAK YÖNÜNDE”

    Banu Pehlivan, asıl amaçlananın kadınların bütçelerine katkı sağlamak olduğunun altını çizdi. E-ticaret yoluyla satışların düşmesinin ardından pazarlara çıktığını belirten Pehlivan, şöyle devam etti:

    “Amaçlanan ufak gelire sadece ekmek parası da diyebiliriz. Bu çalışmalarımızla bir hanımı da istihdam ettik. Aslında birçok kişiyi maaşlı çalışan yapmak istiyoruz ancak şimdilik elimizde olan bu. Fakat kurulma amacımız daha da çoğalmak yönünde. Kooperatifimizin birkaç ayağı var. Bir üreten kısmı bir de bu hanımlara sosyal ve hukuksal destek vermek de gerekiyor. Avukat arkadaşlar gelip onlara hukuki bilgiler verip sorularına cevap oluyor. İnsan kaynaklarıyla ilgili bir arkadaşımız gelip ‘iş başvurusu nasıl yapılır’ konusunda bilgi sunuyor. Bunların haricinde bir başka grubumuz daha var. 50 kadar ihtiyaçları olan mahalle muhtarı ile dostluğumuz var. Muhtarlardan ihtiyaç sahiplerinin bilgilerini alıp bize gelen koli yardımlarını gerekli yerlere de ulaştırıyoruz.”

    “BU YAPTIKLARIMIZ ASLINDA BAKANLIKLARIN GÖREVİ”

    Banu Pehlivan, kadın birlikteliği içerisinde yaptıkları hizmetin aslında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın üstlenmesi gereken görevler olduğunu da vurguladı. Kooperatif olarak aşamadıkları sorunların olduğunu belirten Pehlivan şunları kaydetti:

    “Sağ olsunlar kimi konularda bakanlıklar yardımcı oluyorlar ama bir taraftan da bakıyorum 35 yılı bu işlerde tamamladığım için inanın burası dipsiz bir kuyu. Sorunlar bir gün biter diye umuyordum ancak farkın büyüdüğünü gördüm. Bu tür işlerde mesela belediyelerde genelde bizler, erkeklerin yönetici olduğu birimlere bağlıyız. Bu işlerde kadın yönetici olması önemli. Bu mesela bir eksiklik, kadınlarla ilgili bir konuya erkek yöneticiler bakıyor!”

    “VAR OLANI BÖLÜŞMEK GEREKİR”

    Kooperatif altında kadın birlikteliğini genişletmek için çağrıda bulunan Banu Pehlivan, “Kooperatif işine herkes çok olumlu bakıp, ulvi bir şey yaptığımı düşünüyor. Ancak bana göre ulvi bir iş değil, insan olmanın gerekliliği… Var olanı bölüşmek gerekir. İnsanlara ‘gel’ dediğimiz zaman türlü gerekçeler söyleyebiliyorlar ancak ben kendim için hep bu iş için dünyaya geldiğimi düşünüyorum. Bu işlerle uğraşıyorsanız eğer kendinizi tümüyle adayacaksınız” diye konuştu.

    “YAPTIĞIMIZ İŞ YORUCU ANCAK MANEVİYATI RAHATLATIYOR”

    Banu Pehlivan, kooperatif olarak yaptıkları üretime dair de şu bilgileri verdi:

    “Artık ben, sığınma evlerine gitmeye başladım. Daha öncesinde oradaki kadınlar atölyemize geliyordu. Bir gün dikiş yapıyoruz, bir gün ıslak keçe, bir gün bir arkadaşım geliyor ve ileri dönüşüm malzemeleri ile dekoratif ürünler yaptırıyor. Yapılan ürünleri e-ticaret yoluyla satmaya başlamıştık ancak son zamlarla birlikte korkunç boyutlarda komisyon ve kargo ücreti kesmeye başladılar. Bundan dolayı sonrasında kermeslere katılmaya başladım. Şimdi ise sıcak para olsun diye Ayrancı ve Çayyolu pazarlarına çıkıyorum. Yaptığımız iş yorucu ancak maneviyatı insanı rahatlatıyor. Kadın ortak sayımızı arttırmayı çok istiyorum. Kadınların evde oturup ‘Artık emekli oldum, ne yapacağım’ diyenler işte buyursun gelsinler.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Yerel yönetimlerin üretim ve kooperatifçilik konularına daha fazla el atması gerekiyor’-VİDEO(2)

    ‘Yerel yönetimlerin üretim ve kooperatifçilik konularına daha fazla el atması gerekiyor’-VİDEO(2)

    PİRHA-Kooperatifçiliğin toplum tarafından yeterince bilince çıkarılmadığını söyleyen kayyımla görevinden alınan Peri Belediyesi Eş Başkanı Orhan Çelebi, “Yerel yönetimlerin üretim ve kooperatifçilik konularına daha fazla el atması gerekiyor. Dersim’in gelişmesi ve yeniden kendi özüne dönmesi bakımından her vatandaşımızın bu konuda büyük bir duyarlılık göstermesi gerekiyor” dedi.

    Dersim kendine has birçok sorunu olan bir kent. Altyapının, lojistik desteğin ve kente yapılan yatırımların yetersizliği, iş sahalarını daraltıp büyük oranda geri dönüş taleplerine rağmen kentin sağlıklı büyümesini ve gelişme potansiyelini engelliyor. Bu durum işsizliği tetiklerken zaten yoksul olan kentin ve kent halkının ekonomik açmazlarını da çoğaltıyor.

    Doğal güzellikleri, kendine özgü farklı bir kültürel iklime ve tek Alevi kenti kimliğine sahip olması nedeniyle son yıllarda artan ilgi, altyapı yetersizliği ve plansızlık yüzünden kente gelir sağlamak yerine, doğa daha fazla tahrip oluyor ve asimilasyon ilerliyor, güvenlik odaklı devlet politikaları da kentin dışarıya yansıma şekline zarar veriyor.

    Dersim’deki yerel yönetimler, siyasi otoriteler, sivil toplum örgütleri, yöre dernekleri ve kanaat önderleri, bırakın çözüm üretmeyi tüm bu sorunları gündem bile yapmazken, çözümsüz ve çaresiz kalan halkın birlik ve dayanışma inancı günden güne azalıyor, motivasyonu düşüyor, gelecek kaygısı artıyor.

    Yerine kayyım atanan Peri Belediyesi Eş Başkanı Orhan Çelebi ile yaptığımız röportajın ikinci bölümünde Dersim’de sürdürülen kooperatifçiliğe ilişkin konuştuk.

    “DERSİM’DE ÜRETİM VE KALKINMA KOOPERATİFLERİNE İHTİYAÇ VAR”

    Kooperatifçiliğin toplum tarafından yeterince bilince çıkarılmış bir çalışma olmadığını söyleyen Orhan Çelebi, “Kooperatifçi demek birlikte üretmek ve birlikte en sağlıklı şekilde topluma kazandırmaktır. Mevcut sistemde rant ve kâr hırsı daha fazla ön plana çıkmakta ve devletin kooperatifçiliğe yaklaşımı çok daha farklı. Ama biz biliyoruz ki geçmişte kooperatifçilik hemen hemen her bölge açısından vazgeçilmez bir araçtı. Çünkü üreticiler ürünlerini kooperatifler aracılığıyla direkt tüketiciye ulaştırıyordu. Tüketiciler hem daha sağlıklı hem de daha ucuz ürüne sahip oluyordu. Kooperatifçiliğin farklı biçimleri var. Üretim, tüketim ve kalkınma kooperatifleri var. Ama bizim Dersim’de ihtiyacımız olan üretim kooperatifleridir. Tarım ve hayvancılık güçlü olduğu için hem üretim hem de kalkınma kooperatiflerine ihtiyacımız var. Birçok ilçemizde aslında bunlar var ama bunlar tamamen kooperatif üyelerinin birlikte üretip birlikte tüketicilere ulaştığı bir sistem haline dönüşmüş değil, zaman zaman ranta dönen yanları da var” diye belirtti.

    “KAYYIMIN ATANMASIYLA BİRLİKTE ÇALIŞMAMIZ YARIDA KALDI”

    Kooperatifçilik alanında kendi deneyimlerini anlatan Orhan Çelebi, “Akpazar Peri’de Elmalı Kooperatifi’ne baktığımızda orada da biz tamamen üyeler üzerinden sorunları çözüp, üyelerin ürettiği ürünleri kooperatif bünyesine alıp tüketiciye ulaştırma gibi bir politikamız vardı. Bunu birkaç yıl devam ettirdik ama daha sonra kayyımın atanmasıyla birlikte çalışmamız yarıda kaldı. Çünkü belediye ile kooperatif birlikte işbirliği yaparak o çalışmayı başlatmıştık. Ama kayyımın atanmasıyla birlikte kooperatifin belediye ile olan ilişkisi de kesilmiş oldu. Kooperatif mevcut kendi yönetimiyle birkaç yıl bir şeyler yapmaya çalıştı ve üreticilerimizin ürünlerini direkt tüketiciye ulaştırdık. Aracıları ortadan kaldırarak daha ekonomik tüketimi sağlamak bakımından çalışma yürüttük” dedi.

    “KOOPERATİFÇİLİK GERÇEK ANLAMDA İŞLETİLİRSE BÖLGE AÇISINDAN KALKINMA OLUR”

    İnsanların daha fazla kâr elde etmek için ürünlerini kooperatife vermediklerini belirten Çelebi, şunları ifade etti:

    “Kooperatifçilikte devlet hiçbir destek vermiyor, daha çok kooperatif üyelerinin verdikleri katkılarla yürüyor işler. Kooperatifçilik gerçek anlamda işletilmiş olsa o bölge açısından kalkınmanın da vesilesi olacaktır. İnsanlar en azından ürettiğinin güvence altına alındığının farkına varacaklar. Tüccar veya aracı aramaya ihtiyaç duymayacaklardır, ürününün parasını ne zaman alacağının kaygısını yaşamayacaklardır. Bu kaygıları ortadan kaldırmak için daha önce de bizim tartışma konusu yaptığımız tüm ilçelerde mevcut kooperatiflerin bir araya gelerek yerel yönetimler birlikte daha güçlü bir çalışma başlatması gerektiğini söylemiştik. Ama bu çalışmada birkaç toplantıyla birlikte sönümlenmiş oldu. Hem belediyelerin yaklaşımındaki, hem de üreticilerdeki bazı eksiklikler nedeniyle bu çalışmanın güçlü bir hale dönüşmesini engellemiş oldu.”

    “YEREL YÖNETİMLER KOOPERATİFÇİLİK KONUSUNA DAHA FAZLA EL ATMASI LAZIM”

    Orhan Çelebi, yerel yönetimlerin üretim ve kooperatifçilik konularına daha fazla el atması gerektiğini vurgulayarak, “Sadece belediye bünyesinde kurulan kooperatifler değil aynı zamanda o bölgede bulunan bütün kooperatiflerin kalkınmasını sağlamak için hem çiftçilerle hem de kooperatif yönetimleriyle daha iç içe çalışma yürütmeleri gerekiyor. Ortak üretim alanlarının oluşturulması gerekiyor, çünkü coğrafyamız tarıma elverişli bir coğrafya o yüzden ortak üretim alanları oluşturulduğunda çiftçiye maliyeti daha düşük olacaktır, hem de çiftçi ürettiği ürünü tüketiciye daha ekonomik ulaşmasını sağlayacak. Yeni dönemde bu tartışmaya ihtiyaç olduğunu söyleyebilirim. Dersim’in gelişmesi ve yeniden kendi özüne dönmesi bakımından her vatandaşımızın bu konuda büyük bir duyarlılık göstermesi gerekiyor ve siyasi partilerimizin bu konuda daha etkin bir şekilde rol alması gerekiyor. İnsanlar örgütsüz olduğu zaman bu tarz sorunlar karşısında büyük bir duyarsızlık gösteriyorlar. Her alanda güçlü örgütlülükler yaratabilirsek coğrafyamız da kendi gerçekliğine kavuşmuş olacaktır. Toplumumuz da yeniden doğasına, kültürüne, inancına, diline ve siyasetine sahip çıkacaktır” diye konuştu.

    Cihan BERK-Eyüp HANOĞLU/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -‘Dersim’e çok yönlü saldırı var; güçlerimizi birleştirmeli, kooperatifçiliği geliştirmeliyiz’-VİDEO(1)
    -‘Dersim, sanayi ile kalkınmayacağına göre hizmet sektörü geliştirilmelidir’-VİDEO(2)
    -‘Topraklarımıza sahip çıkalım, 7 bin kişi göç etti, 7 bin kişi geldi; kim bunlar?’-VİDEO(3)
    -‘Dersimlilerin kendi topraklarına dönüşü sağlanmalı’-VİDEO(1)

  • ‘Dersim’e çok yönlü saldırı var; güçlerimizi birleştirmeli, kooperatifçiliği geliştirmeliyiz’-VİDEO(1)

    ‘Dersim’e çok yönlü saldırı var; güçlerimizi birleştirmeli, kooperatifçiliği geliştirmeliyiz’-VİDEO(1)

    PİRHA-Dersim’in ilçe ve köyleriyle çığ gibi büyüyen ve çözümsüz kalan sorunlarını Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Doğan Halis’le konuştuk. “Dersim’de kabul gören fikir; doğaya, çevreye, toprağa, oranın iklimine, klimasına uygun, tarımsal kalkınma temelli bir yaklaşımdır” diyen Halis, kentte kooperatifçiliğin geliştirilmesini öneriyor.

    Dersim kendine has birçok sorunu olan bir kent. Altyapının, lojistik desteğin ve kente yapılan yatırımların yetersizliği, iş sahalarını daraltıp büyük oranda geri dönüş taleplerine rağmen kentin sağlıklı büyümesini ve gelişme potansiyelini engelliyor. Bu durum işsizliği tetiklerken zaten yoksul olan kentin ve kent halkının ekonomik açmazlarını da çoğaltıyor.

    DERSİM: DÖRT DAĞIN İÇİNDE YALNIZ BİR KENT

    Karayolları dışında ulaşım olanağı olmayan Dersim’e, sadece Elâzığ ve Erzincan üzerinden kurulabilen mevcut yol bağlantıları hem dışarıya açılma olanaklarını kısıtlıyor hem de ulaşım ve nakliye maliyetlerini çoğaltıyor. Örneğin kentin doğru dürüst tek sanayi yatırımı olan Munzur Su’yun toplam giderlerinin yaklaşık yüzde 35’ini sadece nakliye giderleri oluşturuyor ve bu durum kentte üretilen tüm ürünlerin girdi maliyetlerini yükselttiği için kent dışındaki pazarlarda fiyat rekabetine olumsuz yansıyor. Elazığ’da yaşanan teknik bir sorun birkaç saatte çözülebiliyorken, Dersim’de bu süre birkaç haftayı bulabiliyor.

    Doğal güzellikleri, kendine özgü farklı bir kültürel iklime ve tek Alevi kenti kimliğine sahip olması nedeniyle son yıllarda artan ilgi, altyapı yetersizliği ve plansızlık yüzünden kente gelir sağlamak yerine, doğa daha fazla tahrip oluyor ve asimilasyon ilerliyor, güvenlik odaklı devlet politikaları da kentin dışarıya yansıma şekline zarar veriyor.

    Dersim’deki yerel yönetimler, siyasi otoriteler, sivil toplum örgütleri, yöre dernekleri ve kanaat önderleri, bırakın çözüm üretmeyi tüm bu sorunları gündem bile yapmazken, çözümsüz ve çaresiz kalan halkın birlik ve dayanışma inancı günden güne azalıyor, motivasyonu düşüyor, gelecek kaygısı artıyor.

    YERLİ NÜFUS GÖÇ EDİYOR, YABANCILAR GELİYOR

    Tüm bu nedenlerle Dersim, son yıllarda dışarıya çok göç veriyor ama aynı oranda bir nüfus da kente yerleşiyor ve bunların çoğu Dersimli değil. Halkın elinden alınan köy meraları ve hazine arazileri, Kovancılar gibi yakın mesafelerden gelen sermayeye satılıyor. Bu durum kentte, haklı olarak demografi değişimi endişesi de uyandırıyor.

    Dersim’in kendi olanakları ve kendi toplumuyla, sadece kendi gücüne güvenerek, yeni bir bakış açısı ve yeni önermelerle ayağa kalkması gerekiyor ama nasıl?

    PİRHA olarak, uzun yıllarını sendikal hareket ve sivil toplum örgütlerinde geçirmiş, son yıllarda Dersim’de kooperatif ve tarımsal kalkınma çalışmalarına katılmış, 1951 Mazgirt Kurkurik (Aktarla) köyü doğumlu, Mazgirt Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Doğan Halis’le bu konuları görüştük.

    Doğan Halis, Mazgirt’ten başlayarak yaşadığı deneyimleri, Dersim’in sorunlarını ve bunlara dair önerilerini anlattı.

    “MAZGİRT ÜRETİMSİZ BİR KENT, ÇOK YOĞUN GÖÇ VERMİŞ”

    Mazgirt’in yaşadığı sorunları çok kişinin bildiğini ama bu sorunlara kimsenin derinlemesine nüfuz edemediği bir süreç yaşandığını belirten Halis, “Üretimsiz bir kent. Çok yoğun göç vermiş. 1962-65 arasında ilçelerle beraber 26.500 nüfusu varken, bugün o nüfus 7.800 dolayına gerilemiştir. İlçe merkezi nüfusu o zaman 7.600 dolayında iken şimdi 1.300 civarı rakamlar telaffuz ediliyor. Sadece 1992-2002 yılları arasında 10 binin üzerinde göç vermiş bir ilçe. Bu tabii Dersim için kimsenin yabancı olmadığı bir süreç. İnsansızlaşmış, üretimden kopmuş, her şeyin ilçeden köylere taşındığı bir süreç yaşanıyordu. Bu, halen devam ediyor. Ekmek, yumurta, yoğurt gibi temel gıda ürünleri, sebze üretenler de pek yaygın değil” dedi.

    Tüm bu nedenlerle ilçenin tekrar ayağa kalkabilmesinin yolunun, üretime dayalı yeni bir yapılanma olduğunu ifade eden Halis, bu amaçla biri Çarsancak (Akpazar), dördü ilçe merkezi olmak üzere, tarımsal kalkınma amaçlı kooperatifçilik konusunda paneller düzenlediklerini, bu panellere alanında uzman, tarımı, gıdayı, kooperatifçiliği bilen kişi ve kurumları kattıklarını, bu konularda üniversite, Ziraat Mühendisleri Odası ve Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu’yla birlikte çalıştıklarını belirtti.

    “KOOPERATİF KURARSANIZ SİZE İNEK VERECEĞİZ”

    Tekin Türkel’in belediye başkanlığı zamanında bazı adımların atıldığını, Mazgirt merkezde çiftlik üreticilerini desteklemek amaçlı bir pazaryeri kurulduğunu ama pek başarı sağlanamadığını ve üretimin de kayda değer bir sonuca ulaşamadığını belirten Halis, “2000’li yılların başında kurulmuş bir kooperatif vardı, sonradan ismi Elmalı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi olmuştu. Mazgirt Merkez ile 18 mahalle ve köyü kapsayan, 118 ortaklı bir kooperatifti. Oraya çok emek verdik” dedi ve kooperatifin hikayesini şöyle anlattı:

    “Bu önemliydi ama kooperatif bilgisi ve kooperatifçilik konusunda altyapısı olmayan insanlara, AKP’nin Dersim’de ilişkilerini geliştirmek, yumuşatmak için daha önce Fetullahçıların yürüttüğü, köylere buzdolabı vermenin bir yansıması gibi, ilçe merkezinde ‘eğer bir kooperatif kurarsanız size inek vereceğiz’ demişler. Sonuçta inekleri de dağıtmışlar. Ama bir üreticiliği olan insanlar var, bir de yeşil kartlı olanlar var. Yeşil kartlıların çoğu inekleri iç etmiş. Öbürleri bir üretim yapmış, emek vermiş, ürün almışlar.”

    “DOĞAYA, İKLİME UYGUN TARIMSAL KALKINMA”

    Sonuçta dayanışmanın neredeyse sıfırlandığı ve hiçbir altyapısı olmadığı için kooperatif fikrinin ne olduğunu bilmeyen bir toplumda, köydeki kalkınmanın ilçeye yansımasının nasıl olacağının da bilinmediğini anlatan Halis, “Gündemimizdeki esas konu kooperatiftir ama kooperatifi Mazgirt’in yeni dönemiyle birlikte değerlendiriyoruz” dedi ve Mazgirt’in yeni dönemine ilişkin önerilerini ise şöyle ifade etti:

    “Hem Mazgirt hem de Dersim’in bütününe ilişkin aynı görüşteyiz. Dersim’de kabul gören fikir; doğaya, çevreye, toprağa, oranın iklimine, klimasına uygun, tarımsal kalkınma temelli bir yaklaşımdır. Bunun için dağlık bölgelerde hayvancılık, düz, susuz alanlarda tarım, daha sulu alanlarda ise sulu tarıma uygun bir çaba gerekir. Bütün bunlardan katma değerli ürün elde etmek için bu ürünlerin işleneceği küçük tesisler lazım. Örneğin süt ve et ürünleri ile sebze meyve kurutmak için tesisler. Nohut, mercimek gibi bakliyat ürünlerinin paketlenebileceği birimler gibi. Böyle bir süreç izlenirse ve ihtiyaçtan fazla ürünler toplanır artarsa kooperatif yoluyla bunları satmak, pazarlamak ve köylere gelir sağlamak mümkün olur.

    “ÇİFTÇİLER SORUNLARIYLA BAŞ BAŞA”

    Yine merkezde, merkez ve yakın köyleri daha çok kadın emeği üzerinden üretime dahil eden bir çalışma yürütülebilir. Bir de dağ köyleri dediğimiz eskiden beldemiz olan Muxundu (Darıkent) ve Xıran köyleri var. Buralarda da keçi tarımı, keçi hayvancılığı yapılabilir ve süt işletmeleri kurulabilir. Çünkü mevcut kooperatifimizin içinde 320 metrekarelik bir alanı var. Altı buçuk tona yakın bir süt soğutma tesisi var, kapalı alanı var. 14 dönüm de açık alanı var. Fakat bugüne kadar kimse elinden tutmamış. İlçe Tarım Müdürlüğü dahi sürece ilgisiz, sadece evrak doldurmakla yetiniyorlar. Çiftçiler sorunlarıyla baş başa. Muhtarlara bir maaş ödendiği için çoğu maaşın baskısıyla, sorumluluklarının bilincinde olsalar bile hareket edemiyorlar. Bu da bizi çok üzüyor. Çünkü köylerde bir hareket olması için, orada yerel önderlerimizin olması lazım.”

    “BELEDİYEYİ TEKRAR AKP’YE VERMEMEK İÇİN GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRMELİYİZ”

    Üç sol partinin (CHP, HDP, DHF) ayrı adaylarla girmesinden dolayı AKP’nin aradan sıyrılarak belediye başkanlığını kazandığı 2019 seçimlerini hatırlatan Halis, “Benzerinin tekrar edilmemesi için, arada yaşanan olumsuzlukları bir tarafa bırakıp tek aday üzerinde birleşmek, tek belediye başkanlığını gündeme getirmek lazım ama sadece bu yetmez. Ortak program, ortak meclis üyelikleri ve bütün siyasi güçlerin birleşerek ilçenin dokusuna nüfuz ettiği bir ortaklık gerekiyor. Böylece köylerdeki kalkınmayı sağlamak, onların ürünlerini merkezlere taşımak ve ihtiyaç fazlası olanları da mevzuata uygun şekilde diğer yerlere, dost tüketicilere iletmek mümkün olur” dedi.

    Ancak bütün bunların tek başına Mazgirt’teki yapıyla sağlamanın kolay olmayacağının altını çizen Halis, “Biz bunu Dersim’in tümüne öneriyoruz. Daha doğrusu Dersim için bizim düşündüğümüz bir Dersim Dayanışma Kurulu, ittifakı, ne derseniz, olması lazım. Bu beklenilen veyahut temenni edilen bir önerinin ötesinde, benzeri öneriler geçmişte yaşanmış. Ama bugün gerçekten yüzünü birbirine daha fazla dönen, merkezdeki enerjiyi de ilçelere dağıtan bir ittifak lazım” dedi.

    “GİDİN YAPIN DEĞİL BERABER YAPALIM DEMEK LAZIM”

    İşçiler için işçi sınıfının sendikal hareketi neyse küçük çiftçiler için de örgütlenmelerinin aracı olan kooperatifin de o olduğunu dile getiren Halis, “Eğer büyük sermayeniz varsa zaten ticari şirket kurmuş olanlar için sorun yok. Şirketini kurar, ürün alır, programını yapar, satar ama küçük çiftçi, üretici olsa bile pazarlamaya ulaşamıyor. Eğitim verilmediği için mevzuat bilmiyor. Kaymakamlığın, Tarım Müdürlüğü’nün, İl Özel İdaresi’nin karşısında hep negatif konumda kalıyor. Böyle bir sorunla karşı karşıyayız. Öz güveni problemse o zaman bizim yapacağımız, her aşamada eğitim ile desteklenmiş bir kooperatif hareketini ilçelerimizde yaygınlaştırmak ve eğitimi her aşamada verip yanlarında olmak. Gidin yapın değil ‘beraber yapalım’ demek lazım” dedi.

    “İLLER BANKASINA AVUÇ AÇMAKLA İLÇEYİ AYAĞA KALDIRAMAZSINIZ”

    Aşağıdan, köylerden gelen bir hareketle ilçe merkezlerinin üretim temelli olarak güçlendirilmesi gerektiğini belirten Halis, “Mazgirt’te mevcut güçlerimiz birleştikleri takdirde belediye yönetimini bir biçimde alabilirler ama almak yetmiyor. Geçmişte de yönetimlerimiz vardı. Farklı partilerden, sol sosyalist partilerden aday olundu ama ilçede beklenen hareket yaratılamadı. Çünkü seçilen başkanın kişiliğiyle anılan, başkan ve meclis üyeleri gibi yönetimler oluştu. Hayır, o dönem kapanmıştır” dedi.

    Artık her aşamada konuyla ilgilenmek gerektiğini, çünkü enerji ve kaynak sorunu olduğunu belirten Halis, yerel yönetimlerle ilgili olarak, “Siz İller Bankası’ndan gelecek sınırlı bir kaynağa avuç açmakla o ilçeyi ayağa kaldıramazsınız. Personel maaşlarını bile ödeyemezsiniz” dedi.

    Halis, Mazgirt Belediyesi’ni AKP’nin kazanmasını ise şöyle anlattı:

    “AKP’den seçilen başkan, daha önceden oraya dispanser görevlisi olarak gelmiş biri. Üç adayın yarıştığını görünce, oradaki idari makamlar birleşerek ‘Ya biz burayı zaten idare ediyoruz idari olarak, bir de belediyeyi alalım. Yerel yönetimi de alalım’ demişler. Dolayısıyla belediyeyi alarak halkın sahasına da geçmiş oldular.”

    “OCAK MERKEZİMİZİN TEPESİNDE BEŞ VAKİT EZAN OKUNUYOR”

    “Biz dernek yöneticileri olarak, her aşamada söylediğimiz programın içinde olmak istiyoruz. Kırsal kalkınma ve köye dönüş meselelerimiz var. Barışçı bir toplum yaratma sorunumuz var. Kültürel değerlerimizin tümü erozyona uğramış. Alevi toplumun yaşadığı eski ocak merkezimiz olan Muxundu, yeni ismiyle Darıkent’in tepesinde beş vakit ezan elektronik olarak köylere de bölgeye de sunulmaktadır. Bu, oradaki güvenlik kuvvetlerinin namaz kılmasıyla ilgili değil, yine namaz kılabilirler. Açar radyosunu oradan dinleyebilir, veyahut da hoparlörü kendi alanına verebilir.

    Biz çok yönlü bir saldırıyla karşı karşıyayız. Dersim’i tarif et derseniz, Dersim küçük ama özgül ağırlığı büyük bir şehirdir, küçük ama sorunları büyük bir şehirdir. Çok yönlü saldırılar mevcuttur.”

    (2. Bölüm Cuma günü)

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

     

    İLGİLİ HABERLER:

    -‘Dersim, sanayi ile kalkınmayacağına göre hizmet sektörü geliştirilmelidir’-VİDEO

    -‘Topraklarımıza sahip çıkalım, 7 bin kişi göç etti, 7 bin kişi geldi; kim bunlar?-VİDEO

     

  • Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi, ekonomik sorunları hafifletmesi için kooperatif kurma kararı aldı

    Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi, ekonomik sorunları hafifletmesi için kooperatif kurma kararı aldı

    PİRHA-Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi, göçün nedenleri ve yarattığı sonuçlar üzerine İstanbul Bahçelievler’de bulunan Sev-Der Derneği Genel Merkezi’nde toplantı düzenledi. 1960 ile 2000 yılları arasında Maraş ve Malatya bölgesinde Türkiye’nin ve Dünya’nın birçok bölgesine çok önemli bir göç yaşandığı vurgulanan toplantıda ekonomik sorunları hafifletecek çok ortaklı üretime dayalı bir kooperatifin kurulması toplantıya katılanların da desteğiyle kararlaştırıldı. 

    Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi, göçün nedenleri ve yarattığı sonuçlar üzerine İstanbul Bahçelievler’de bulunan Sev-Der  Derneği Genel Merkezi’nde toplantı düzenledi.

    “SORUNLAR KOLEKTİFTİR, ÇÖZÜMLERDE KOLEKTİF OLMAK ZORUNDADIR”

    1960 ile 2000 yılları arasında Maraş ve Malatya bölgesinde Türkiye’nin ve Dünya’nın birçok bölgesine çok önemli bir göç yaşandığı vurgulanan toplantıda, “Yaşanan göçün en önemli sebeplerden birisi ekonomidir ancak göç ile birlikte ekonomik sorunlar çözülememiş ve birçok insan göç ettiği yerlerde umduğunu bulamamıştır. Bu da gelinen aşamada tersine göçü gündeme getirmiş ve insanlar tekrar doğup büyüdüğü topraklara yönünü çevirmiştir. Fakat bölgede üretime dayalı yeni bir ekonomik düzenleme yapılmaması durumunda benzer sorunların yaşanılması kaçınılmazdır. Yapılan toplantıda özellikle bölgemizde ekonomik sorunları azda olsa hafifletecek çok ortaklı üretime dayalı bir kooperatifin kurulması gündeme gelmiş ve katılımcılar tarafından destek görmüştür. Sorunlar kolektiftir, dolayısıyla çözümler de kolektif olmak zorundadır” denildi.

    BÖLGEDE MAL VE HİZMET ÜRETECEK KİŞİLERE DESTEK SUNULACAK

    Kurulacak kooperatiftin amaçları ise şu şekilde sıralandı:

    -Başta kooperatifin tüzüğünü ve yasal süreci tamamlayacak bir komisyonun kurulması.

    -Hazırlanan kooperatifin tüzük ve amaçlarının bölge insanına tanıtılması ve bölge insanlarının katılımının sağlanması için toplantıların yapılması.

    -Kooperatife, üretim yapan üyelerin kaydı ve sermaye birikimine yönelik çalışmaların yapılması.

    -Bölgede mal ve hizmet üretecek kişilere imkânlar ölçüsünde (tohum, gübre) ve teknik konularda destek sunulması.

    -Katma değeri yüksek ve ekosisteme uygun ürünlerin üretimine yönelik çalışmaların desteklenmesi.

    -Bilimsel ve organik tarım ile ilgili sempozyum ve seminerlerin düzenlenmesi.

    -Bölgede üretilecek organik ürünlerin birinci elden tüketiciye ulaşması için tüketici kooperatifleri aracılığıyla ilgili gerekli çalışmaların yapılması.

    -Bölge ile özdeşleşmiş marka değeri yüksek (kaysı, armut) gibi ürünlere patent alınıp tanıtımının sağlanması.

    -Organik tarımın üretimi ve geliştirilmesi için sunulan yurt içi ve yurt dışı kredilerden (Koop-des ve Kosgeb gibi) faydalanılması.

    -Yeni iş alanlarının geliştirilmesi ve çeşitliliğine yönelik (Güneş enerjisi, içme suyu, inşaat) gibi alanlarda yapılacak çalışmalara destek sunulması.

    -Söz konusu yapılacak tüm çalışmaların bölge kurumlarıyla işbirliği ve koordineli olarak yürütülmesi için ilgili kurumlarla görüşmelerin yapılmasına karar verilmiştir.

    PİRHA/İSTANBUL