Etiket: korkuteli

  • Sazcı: Bizden alınan dergahlarımızı, ziyaretgahlarımızı sahiplenmeliyiz-VİDEO

    Sazcı: Bizden alınan dergahlarımızı, ziyaretgahlarımızı sahiplenmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-Antalya’nın Korkuteli ilçesinde bulunan Yaren Dede Türbesi’ne ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulunan Kızıldeli Ocağı Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı, dergah ve türbeler konusunda eksik bilgilere sahip olunduğunu belirtti. Sazcı, “Bizler bu dergahlarda, türbelerde cemlerimizi, semahlarımızı, demlerimizi gerçekleştirmeliyiz. Bizim olup da bizden alınan bu dergahlar üzerine çalışmalar ve faaliyetler yürüterek ancak kazanım elde edebiliriz” dedi.

    Kızıldeli Ocağı Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı, Antalya’nın Korkuteli ilçesinde bulunan Yaren Dede Türbesi’ne ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Türbeye dair bilgiler veren Sazcı, “Antalya ili Korkuteli ilçesinde bulunan Alevi Bektaşi erenlerine ait olan ve şu an içerisinde bulunduğumuz türbede metfun olan kişi, Selçuklular Korkuteli’ni fethettikleri dönemde Anadolu’ya gelen ve burada faaliyetlerini yürüten Babai dervişlerden olan Yaren Dede. Yeren Dede, Korkuteli ilçesinde bulunan diğer dört erenle birlikte bunlar Kureyş Baba, Kurt Baba, Ali Fahrettin-i Sair, Ali Fahrettin-i Kebir bunlarla birlikte irşat faaliyetlerini yürüten Babai dervişleridir. Antalya ili genel anlamda Alevi Bektaşilere ait ciddi izler barındırmakta. Korkuteli ise bunun ayrı bir örneği. Çünkü Şah Kulu direnişi de yine Korkuteli’nden başlamıştır. Babai dervişlerinde bu isyancı döneminin aslında devrimci niteliğe sahip erenleri, dervişleri de Korkuteli’nde olması aslında tarihsel misyonu anlamında da Korkuteli’nin Alevi Bektaşilerin direniş otağı olduğunu gösteriyor. O yüzden buradaki Yaren Dede ile Kurt Baba, Kureyş Babai Ali Fahrettin-i Sairi Ali Fahrettin-i Kebir türbeleri de bu minvalde önemli. Ancak Antalya ili içerisinde bulunan dergahlar, türbeler konusunda Alevi kurumlarını ve toplumumuzun bilgi eksikliği söz konusu” dedi.

    “DERGAH VE TÜRBELER KONUSUNDA EKSİK BİLGİLERE SAHİBİZ”

    Sazcı, Alevilere ait dergah ve türbeler konusunda yeterli bilgilere sahip olmadıklarını da belirtirken, “Antalya Elmalı’da bulunan Abdal Musa Dergâhı, Abdal Musa’nın ilk dergâhı olan Kâfi Baba Dergâhı dışında Alevi Bektaşilere ait olan dergahlar ve türbeler konusunda eksik bilgilere sahibiz. Bunda en büyük sorumluluk yine kurumlarımızın bu dergahların tespiti konusunda ciddi çalışmalar maalesef yapmıyor, olanlara dair araştırma ekipleri maalesef ki oluşturmuyor. Ancak bu durum bizi yılgınlığa düşürmemeli. Antalya ilinin içerisinde bulunan yaklaşık 56 türbenin, makamın, niyazgâhın tekrar yaşatılması adına bugün bu alanların farklı inançlar tarafından kuşatılmasına karşı bir şekilde yeni çalışmalar kurgulamamız ve çalışmalar yürütmemiz gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “CEMLERİMİZİ, SEMAHLARIMIZI DERGAHLAR İÇERİSİNDE GERÇEKLEŞTİRMELİYİZ”

    Sazcı sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün Yaren Dede Türbesi’nin üzerinde bulunan nesnelerin ve etrafa asılan fotoğrafların hiçbirisi ne Yaren Dede’ye ne de bizim toplumumuza, inancımıza ait değil maalesef. Bunun tekrar dönüştürülmesi de yine bizlerin sorumluluğunda diye düşünüyorum. Bu sorumluluğu da yerine getirmekle birlikte aslında bizler yaşadığı gibi inanan, inandığı gibi yaşayan toplum olduğumuz için bu dergahlarda, türbelerde cemlerimizi, semahlarımızı, demlerimizi gerçekleştirmeliyiz. Bizim olup da bizden alınan bu dergahlar üzerine çalışmalar ve faaliyetler yürüterek ancak kazanım elde edebiliriz diye düşünüyoruz.
    Bugün Hacı Bektaş Veli Dergahının tekrar Alevilere verilmesi noktasında yürüttüğümüz mücadeleyi Alevi kurumları, toplumu olarak tekrar yürütmemiz gerekiyor. Korkuteli bunun bir ayağı olabilir. Çünkü Babailik gerçek manada Alevilikten önceki ismimiz diye düşünebileceğimiz bir isim. Baba İlyas ve Baba İshak’ın başlattığı ve zulme karşı direnişin sembolü olan iki şahsiyetin onlara bağlı olan dervişlerin burada türbelerinin, dergahlarının tekrar koruma altına alınmasını, bizler tarafından sahiplenmesini önemli buluyoruz. Aşk ile.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Bu ‘Mantar Evi’nde kadınlara, müzisyenlere, engellilere pozitif ayrımcılık var- VİDEO

    Bu ‘Mantar Evi’nde kadınlara, müzisyenlere, engellilere pozitif ayrımcılık var- VİDEO

    PİRHA-Antalya Korkuteli’nde bulunan Mantar Evi adlı tesiste kadınlara, müzisyenlere, engellilere pozitif ayrımcılık var. Tesisin sahibi İsmail Gülel kurmuş oldukları bu yerin dünyada ve Türkiye’de birçok konuda ilk olma özelliği taşıdığını belirterek, tesisin bir felsefesi olduğunu aktardı. Gülel, “Para her şey değil. Önemli olan huzurlu yaşayabilmek. Yani dünya nimetleri dünyada kalıyor ne kadar paylaşırsan o kadar mutlu olursun” diye konuştu.

    Antalya Korkuteli’nde bulunan Mantar Evi adlı tesiste ubuntu sistemine göre bir uygulama var. Antalya’dan 42 km uzaklıkta, Akdeniz ve Ege’yi birbirine bağlayan konumda yer alıyor. Bu tesis bir mantar çiftliği ve 3 üniteden oluşuyor. Buranın arka bölümünde dağın dibinde olan yerde kültür mantarı üretiliyor. Orta kısımda ise üretilen mantarların ambalajını yapan bir konserve işletmesi mevcut. Mantarlar bu bölümde konserve haline getiriliyor. Ön tarafında da 5000 m²’lik bir alan içerisinde Mantar Evi adlı bir restoran bulunuyor.

    Mantar Evi tesisinin sahibi İsmail Gülel kurmuş oldukları bu yerin dünyada ve ülkemizde birçok konuda ilk olma özelliği taşıdığını belirterek tesisin bir felsefesi olduğunu da aktardı.

    “BİZİ CANLI TUTAN FELSEFEMİZDİR”

    İsmail Gülel tesislerinde ubuntu felsefesinin, ruhunun olduğunu ifade ederek şunları dile getirdi:

    “Buranın farklılığı çorbadan tatlıya kadar 60 çeşit mantarlı yemeğin yapılmasıdır. Mantardan yemek menüsü olan dünyadaki tek restoran olması. Burası bu özelliğiyle farklılık arz ediyor. Ayrıca bizim bir sembolümüz var. Yine tesisimizin ön tarafında bulunan mantar anıtı bizim Mantar Evi’nin sembolüdür. Üçüncü bir farklılığımız ise buranın bir ruhu var. Ubuntu diye bir felsefeyi dünyaya, ülkemize yaymaya çalışıyoruz.

    Ubuntu kısaca ben değil, biz olalım demek. Ya da bir başka açılımla dünya nimetlerinin adaletli bir şekilde, bütün canlılar tarafından paylaşılması demek. Sadece insanoğlu değil. Bu dünyada, bu ülkede yaşayan bir köpeğin de, bir kedinin de hakkı ve hukuku var. Bunun yazılı anayasamızda teminat altına alınması önemli. Dolayısıyla biz böyle bir felsefeyi savunuyoruz. Bu da bizi canlı tutan ruhumuz.”

    “ÖNEMLİ OLAN HUZURLU YAŞAYABİLMEK”

    Gülel kurudukları tesiste hangi faaliyetleri yürüttüklerine de değinerek şunları aktardı:

    “Biz sosyal konulara çok duyarlı bir işletmeyiz. Öncelikle bir defa ayda 30 ila 50 arası kadını erkekler olarak biz öldürüyoruz. Bu sebeple kadınların pozitif ayrımcılığa ihtiyacı olduğunu düşünerek Türkiye’de ilk defa kadınlarımıza salı günleri indirim yapıyoruz. Salı günleri sabah açılıştan gece kapanışa kadar kadınlarımıza %50 indirim yapıyoruz. İkinci olarak, geçen sene pandemi döneminde Nisan ayında müzisyen bir arkadaşımız Ankara’da kendisini astığı günden beri bir uygulama başlattık. Bu işletmede ben müzisyenim diyen herkes -beyanı bizim için yeterli- yeme içme ücretsiz. Bunun dışında Down sendromlu, otizmli ve engelli bir vatandaşımız buraya geldiği zaman kesinlikle yine ücret almıyoruz.

    “NE KADAR PAYLAŞIRSAN O KADAR MUTLU OLURSUN”

    Bu anlamda para her şey değil. Önemli olan huzurlu yaşayabilmek. Yani dünya nimetleri dünyada kalıyor ne kadar paylaşırsan o kadar mutlu olursun. Önemli olan mutluluk. Sadece kendi gözlerinle değil, karşıdaki insanı mutlu edip onun gözlerinde de mutluluğu görebiliyor musun en önemli şey bu. Onun için Türkiye’de yolu düşen herkesi Mantar Evi’ne mutlaka bekliyoruz. Gelsinler, burada farklılıklarımızı görsünler.”

    Cebrail ARSLAN/Korkuteli-ANTALYA