Etiket: korona günleri

  • Covid-19 salgını fırsatçılığında 54 ekolojik yıkım gerçekleştirildi

    Covid-19 salgını fırsatçılığında 54 ekolojik yıkım gerçekleştirildi

    Ekoloji Birliği, Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleşen korona virüs sürecinde ekolojik yıkıma yol açan projeleri listeledi.

    Yeni koronavirüs sebebiyle Türkiye’nin pek çok yerinde çeşitli önlemler söz konusuyken ekolojik tahribata yol açan projeler ise son hızında devam ediyor.

    Ekoloji Birliği, koronavirüs sürecinde ekolojik yıkıma yol açan projeleri listeledi. 54 olayın yer aldığı listede şunlar belirtildi:

    1. Çanakkale Kumarlar Köyü’nde baraj inşa etmek isteyen Doğu Biga Madencilik isimli şirket tarafından, köylülere mera alanlarını boşaltmaları için baskı yapıldı.
    2. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memleketi Rize Güneysu Gürgen köyünde halkın tepkisine rağmen HES projesini yürüten şirket, koronavirüs gündemini fırsat bilerek çalışmalarını hızlandırdı.
    3. Artvin’deki maden ve HES çalışmaları devam ediyor. Cengiz Holding’e ait Eti Bakır’ın işlettiği Artvin Cerattepe ve Murgul’daki maden sahalarında faaliyete ara verilmedi.

    NÜKLEER ANLAŞMASI İMZALANDI

    1. Artvin Yusufeli’nde ilçe halkının itiraz ettiği HES projesiyle ilgili çalışmalara başlanıldı. İlçe halkı tepki gösteriyor.
    2. İngilizlerle Nükleer Anlaşması İmzalandı.
    3. EÜAŞ International ICC, İngiliz şirketi Rolls-Royce ile kompakt nükleer güç santrallerinin teknik, ekonomik ve hukuki uygulanabilirliği ile birlikte üretim imkânlarını değerlendirmek üzere bir mutabakat zaptı imzaladı.

    SALDA GÖLÜNÜN KUMLARI TAŞINDI

    1. Salda Gölü 1.derece doğal sit ve korunan alan statüsüne sahip olmasına rağmen, millet bahçesi yapmak amacıyla iş makineleri ile Salda’ya girip bölgeye özel kumulları taşıdılar ve Millet Bahçesi kapsamında yapacakları yol ve otopark alanına serdiler. Tepkiler üzerine faaliyet durdu.
    2. Niğde Ulukışla Tepeköy’de, Gümüştaş isimli maden firmasına ait atık havuzundan sızan siyanür komşu taşınmazlarda yüzeye çıktı. Köylüler konuyu kamuoyuna taşıdı.
      1. UNESCO tarafından dünya mirası kabul edilen Hevsel Bahçeleri, Diyarbakır Sur’ları ile Dicle Nehri arasındaki bir bölgede yer alıyor. Kültürel bir miras olan bu alan, millet bahçesine dönüştürülmek isteniyor.
      2. Cumhurbaşkanı kararıyla, Adana’dan 9, Artvin’den 1, Bolu’dan 3, Erzurum’dan 7. toplamda 14 Bin Dönümlük Alan, ‘Yayla Alanı’ Olmaktan Çıkarıldı.

      HASANKEYF SU ALTINDA KALDI

      1. Ilısu Barajı’nın su toplaması sonucunda, Hasankeyf ve 40 köy bütünüyle sular altında kalırken, 60 köyde de evlerin ve tarım arazilerinin büyük bir bölümü suya gömüldü.
      2. Ankara’da çuvala konmuş 20 köpek ölü olarak bulundu. Köpeklerden bazılarının patilerinde damar yolu açmak için kullanılan intraket olduğu belirlendi.
    1. Kapalı Yer Altı Madencilerine Maliyet Artışı Desteği verildi. 24 Mart günlü Resmi Gazetede, “Yer Altı Maden İşletmelerinde Meydan Gelen Maliyet Artışlarının Karşılanması Amacıyla Destek Verilmesine İlişkin Karar” yayımlandı. Bu karara göre, 12 Haziran 2019 ve 31 Aralık 2020 tarih aralığını kapsayan döneme ilişkin yeraltı maden işletmelerinde doğan zararların karşılanması amacıyla maden işleten kişilere ve çalışanlara destek verilecek.
    2. Mersin Karaduvar’da Polipropilen Fabrikası: Mersin’de doğayı kirleteceği iddiasıyla büyük tepkiye neden olmasına rağmen yapılmak istenen polipropilen tesisi için Toros Tarım AŞ’nin olduğu bölge Özel Endüstri Bölgesi ilan edildi.

    KORUNAN ALANLAR YÖNETMELİĞİ DEĞİŞTİ

    1. Korunan alanlar Yönetmeliği değiştirildi ve bununla beraber sit alanları entegre tesislere ve bütünüyle madencilere açılmaktadır. Nitelikli Doğal Koruma Alanları”nın ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanları”nın ve Anıt Ağaçların ayırt edici özellikleri ve tanımları değiştirildi. Yönetmelik değişikliğinin iptali için dava hazırlıkları sürüyor.
    2. Eskişehir’de 9 adet Jeotermal kaynak arama sahası için ruhsat verileceği açıklandı.
    3. Kanal İstanbul projesi öncesi iki köprünün taşınmasıyla ilgili ihale yapıldı. İhale meslek odalarınca dava edildi.
    1. Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin İlküvez Kepçelik Yaylası’nda kurulu olan çöp tesisine karşı çadır kurup direnen vatandaşlara gece 03.00 saatlerinde operasyon yapıldı, 25 kişi gözaltına alındı.
    2. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Afşin’e üçüncü termik santrale “ÇED Olumlu” kararı verdi.
    3. Ordu’nun önemli tarihi alanı, 1. derecede sit alanı olan Perşembe ilçesindeki Yason Burnu’na Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından doğal yapıyı bozan proje uygulaması başlatıldı.

    BURSA KİRAZLIYAYLA’DA AĞAÇ KESİMLERİ

    1. Bursa’ya bağlı Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla köyü sınırları içindeki alanda Lübnanlı Maden Şirketi Meyra tarafından bakır ve çinko madeni için zenginleştirme tesisi yapılması amacıyla ağaç kesilmeye başlandı. Köylüler direniyor.
    2. Bursa Nilüfer ilçesine bağlı Çalı Mahallesi’nde HES Projesi çalışmaları başladı. Köylüler basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.AKP’li başkanın HES şirketi için DSİ tarafından borular döşeniyor, Çalı halkı direnişte.

    MUĞLADA AĞAÇ KESİMLERİ, FATSA’DA ALTIN MADENİ İÇİN ALAN GENİŞLETME

    1. Bartın ırmağı ‘’Kesin Korunacak Hassas Alanlar’’ statüsünde iken bir alta çekerek ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’’ na indirildi.
    2. Muğla’nın Ula ilçesi Çıtlık’ta 30 hektar orman alanının kesim ihalesini çıkardılar ve kesime giriştiler. MUÇEP ve yörede yaşayanlar kesim alanına gelerek tepki gösterdiler ve basın açıklaması yaptılar. Kesim durduruldu.
    3. Ordu-Fatsa’da altın madeni için alan genişletme faaliyetleri tekrardan başladı. Yeraltı ve yerüstü suları zehirlendi. Tahliller yaptırıldı ve ortaya çıkan kirlilik değerleri kamuoyu ile paylaşıldı. Mücadele sürüyor.
    4. Muğla’nın Milas ilçesinde İkizköy mevkiinde yer alan termik santralin su ihtiyacı giderilmesi amacıyla, İkizköy susuz bırakıldı. Köylüler konuyu kamuoyuna ve Meclise taşıdı.

    AYDIN’DA JES İÇİN ÇED OLUMLU KARARI

    1. Aydın Efeler’e bağlı Kızılcaköy’de yapılmak istenen jeotermal enerji santrali için ‘ÇED Olumlu’ kararı verildi. Kızılcaköylüler dava hazırlığı içinde.
    2. Ordu ilinde Perşembe-Gürgentepe-Fatsa ilçelerinde 1.967.61 hektarlık alanda maden arama için ihale yapıldı, ruhsat verildi.
    3. Çanakkale Orman Müdürlüğü Kaz dağlarında 270. güne ulaşan çadır nöbet alanının tahliyesi için tebliğde bulundu. Konu sosyal medyaya ve kamuoyuna duyuruldu. Destek buldu. Karara STK’lar Çanakkale Valiliği’ne dilekçelerle itiraz ettiler. Alanda bulunan yaşam savunucuları da dilekçe ile itiraz etti. Orman idaresi tahliye edilmediğine dair tutanak tuttu.

    30. Samsun, Çarşamba Ovası’nın ortasında Çarşamba Biyokütle Enerji Santralı (BES) projesi hakkında Samsun 3. İdare Mahkemesinde görülen 3 ayrı davada nihai kararını verdi. Mahkeme tarafından BES için Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi ve Çarşamba İlçe Belediye Meclisinin oluşturduğu imar planları iptal edildi. Buna bağlı olarak Çarşamba Belediyesinin “depo” inşaatı adıyla verdiği sonradan “enerji tesisi” olarak değiştirdiği inşaat ruhsatı da yok hükmünde olduğu belirtildi. Ayrıca Samsun Valiliği Toprak koruma kurulunun BES hammadde depolama sahası için tarım dışı amaçlarla kullanılabilir kararını iptal ederek tarım topraklarının korunmasına hükmetti. Yine Samsun Valiliğinin BES için verdiği “ÇED Gerekli Değildir” kararını da iptal etti. Bütün bu kararlara rağmen mahkeme kararlı uygulanmamaktadır. Çarşamba BES inşaatı sokağa çıkma yasağının olduğu günlerde bile kaçak ve kanunsuz olarak devam etmektedir.

    SAMSUN’DA TAŞ OCAĞI

    1. Samsun, Kavak Şahin Dağlarında TÜPRAG Madencilik tarafından 12.000 hektarı kapsayan alanda toplam 6 adet saha için maden arama ruhsatı alınmış ve bu sahalardan ikisinde maden arama faaliyetleri kapsamında sondaj çalışmalarına hız verilmiş durumda.
    2. Samsun, Kavak ilçesi Karapınar, Köseli, Bekdemir, Emirli, Ilıca mahallelerini kırsal alanı içerisinde Oyak Beton San. TAŞ. Tarafından 1.000 dönümlük bir alanda taşocağı işletmeciliği için ÇED süreci başlatılmıştır. Sözkonusu bölgede OYAK’a ait çimento fabrikası için mevcut taşocaklarının ruhsatsız çalıştırılmasına devam edilmektedir. Bu yeni taş ocağı ile 5 mahallenin (köy) su kaynakları ve tarım, hayvancılık faaaliyetleri büyük zarar göreceği için köylüler çok tedirginler. Ancak Korona salgın önlemleri nedeniyle herhangi bir eylemlilik yapılamamaktadır.,16 Mart 2020 günlü ve 31070 sayılı Resmi Gazetede “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair” söz konusu yönetmelik çıkarıldı.

    YERLİ TOHUM MERKEZİNDE DOZERLE MÜDAHALE

    1. Pamukkale Üniversitesi Rektörü Hüseyin Bağ, üniversiteye bağlı Tarım Bakanlığı ve AB destekli Yerli Tohum ve Bitki Üretim Merkezi’nin öğrencilere sosyal tesis yapılmak istenen tarlasına dozerle daldı; alanda nöbet tutan iki profesörü ise tartakladı.
    2. TMSF’nin daha önce el koyduğu Koza Altın İşletmeleri, Eskişehir Sivrihisar’da yaşam alanlarının yakınına siyanürlü ikinci atık depolama tesisi yapılması için çalışmalara başladı.
    1. Gördes’teki Başlamış Deresi’nin kırmızı akmasının Gördes’teki nikel maden işletmesinin neden olduğu çevresel bir felaket olduğu belgeleriyle açıklandı.
    2. Kurumaya başlayan Eğirdir Gölü üzerine Çinli Gezhouba Group tarafından, bin MW gücünde HES kurulacağı duyuruldu. HES için göl suyunun kullanılacak olması gölün idam fermanı özelliği taşıyor.
    3. Aydın Efeler’e bağlı Kuyucular Mahallesi’nde jeotermal kuyusu kazma işlemi yapan firma çalışanları ile köylüler arasında arbede yaşandı. Bir yurttaş yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Kurulan jeotermal tesis önünde ayaklanan halk, JES firmasının sokağa çıkma yasağını fırsat bilip hukuk dışı yollara da başvurduğunu ifade ederek tepki gösterdi.

    KKARACASU’DA JES HAZIRLIĞI

    1. UNESCO Dünya Mirası Listesine giren dünyaca ünlü Afrodisias antik kentinin bulunduğu Karacasu‘da JES için ÇED süreci başlıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sitesinde yayınlanan duyuruya göre; Aydın valiliğinin onayı ile Karacasu’nun Ataeymir mahallesinde jeotermal için sondaj ve arama çalışması yapılacak.
    2. Tekirdağ‘da özelleştirilen Tekirdağ Uluslararası Limanı, şimdiki adıyla Ceyport Tekirdağ Uluslararası Limanı’nda kurulması planlanan likit tank çiftliği projesi kapsamındaki kimyasal depolama alanının temelleri deniz kıyısında atıldı. Kimyasalların depolanacağı alanın 500 metre ötesinden aktif fay hattının geçmesi nedeniyle projeye tepki gösteriliyor.

    DERSİM’DE KUM VE TAŞ OCAKLARI

    1. Tunceli’de her geçen gün sayıları artan kum ve taş ocaklarının yerleşim ve yaşam alanlarına, verimli tarım arazilerine, bağ bahçelere ve ürünlere ciddi zararlar vermesi nedeniyle DEDEF tarafından taş ve kum ocaklarına karşı kampanya başlatıldığı açıklandı.
    2. Keşan’a bağlı Sazlıdere Köyü’nde yapılması planlanan Saros Gemi İskelesi projesi ile ilgili 2. ÇED için 6 Mayıs tarihinde İDK görüşmesi yapılacağı açıklandı.
    3. Balya Orhanlar Köyü’nde Bahar Madencilik A.Ş. tarafından altın madeni arama faaliyetleri sürdürülüyor.
    1. Yenice Çırpılar Termik Santrali’nin “ÇED Olumlu” kararına karşı Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve TEMA’nın açtığı davada Çanakkale İdari Mahkemesi kararı iptal etti.
    2. 17 Ocak’ta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ihale edilen 305 maden alanının ihalesinin iptali için doğa koruma örgütleri dava açtı.
    3. Çernobil Kazası Anması Sosyal Medya Kampanyası gerçekleştirildi.

    MERSİN AKKUYU SANTRALİ’NDE COVİD-19 SALGINI

    1. Mersin Akkuyu Termik Santrali inşaatında çalışanlar arasında Covid-19 salgınına yakalanan olduğu görüldü ve Mersin NKP tarafından inşaatın durdurulması için basın açıklaması gerçekleştirildi.
    2. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca Muğla ili Fethiye ilçesi Kayaköy Mahallesi ve Ölüdeniz Mahallesi sınırlarında bulunan 2182 hektarlık alan sondaj yöntemi ile Jeotermal kaynaklar arama faaliyeti adı altında ihale edildi. Bu bölgede korunan alanlar bulunmakta.
    1. Datça-Emecik-Alavara Mevkii’nde mutlak korunması gereken bir alanın sit statüsü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından, 34954 sayılı OLUR ile 18.02.2020 tarihli Resmi Gazete’de ‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak ilan edilerek yapılaşma ve madencilik faaliyetlerinin önü açıldı.
    2. Çanakkale Merkez ve Çan İlçelerinde Borusan tarafından yapılan yapılmak istenen Saroz RES Projesi için İl Genel Meclisi’nde daha önce iki kez reddedilen imar planı değişikliği yeniden gündeme alındı. Plan değişikliği komisyona havale edildi.
    3. Tokat’ın Yağmurlu ve Mercimek Köyleri yakınında yapılmak istenen taş ocağı projesi için “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildi. Köylüler kararı dava etmeye hazırlanıyor.

    BALIKESİR’DE MADENCİLİK PROJESİ, MUĞLA’DA TERMİK SANTRAL

    1. Balıkesir Ayvalık ilçesi Karahayıt Köyü yakınlarında Bilfer Madencilik Demir Projesi’nin İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) duyurusu yapıldı. İtiraz dilekçesi hazırlanıyor.
    2. Balıkesir Havran ilçesinde CVK Madencilik Kurşun Projesi Kapasite artışı için İDK toplantısı duyurusu yapıldı.
    3. Muğla-İkizköy’de Şirket Yeniköy Termik Santrali‘nin kömür taşıma bandının yapımı için zeytinlikleri kesme girişiminde bulundu. Köylüler direndi ve kestirmedi.
    4. Aydın İli Efeler İlçesi Yılmazköy’de ÇED kararı ve üretim lisansı iptal edilmiş olan Maren Enerji’nin kuyuları başka tesise bağlama girişimi sırasında jeotermal borularında patlama meydana geldi. Halk tepkili.
  • ‘Tüketimi değil, doğaya saygıyı temel esas alan bir yaşam inşa edilmeli’-VİDEO

    ‘Tüketimi değil, doğaya saygıyı temel esas alan bir yaşam inşa edilmeli’-VİDEO

    PİRHA – Araştırmacı-Yazar Ali Yıldırım, koronavirüs salgınına ilişkin, insanın kendi eliyle doğayı, yaşam alanlarını tahrip etmesi ve bunun sonucunda da doğanın bir anlamda insanı hizaya getirmesi, insandan öç almasıdır” dedi. Yıldırım, insanlara kamucu, eşitlikçi, dayanışmacı, paylaşımcı ve doğanın hakkını esas alan bir manifesto sunmak gerektiğini söyledi. 

    Araştırmacı-Yazar Ali Yıldırım, koronavirüs salgını sürecine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    45 günlük bir gönüllü mahkumiyetin söz konusu olduğunu söyleyen Yıldırım, “Kendimiz kendi özgürlük alanlarımızı bilerek, isteyerek gönüllüce terk ediyoruz. Neden? Çünkü sağlık kurumu her şeyi yeni baştan düşünmemize neden oluyor” dedi.

    “KORONANIN NEDENİ KAPİTALİZMİN AŞIRI TÜKETİMİ, DOĞANIN TALANI”

    ‘Koronavirüs salgını sonrası her şey eskisi gibi olmayacak’ sözlerine de değinen Yıldırım, koronavirüsün kökeninde bizzat insanın kendi eliyle doğayı, yaşam alanlarını tahrip etmesi ve bunun sonucunda da doğanın bir anlamda insanı hizaya getirmesi, insanlardan öç alma durumunun söz konusu olduğunu söyledi.

    Yıldırım, herkesin ihtiyacına göre tüketimde bulunması gerektiğini belirterek şunları ifade etti:

    1. Tüketim toplumu yani kapitalizm sürekli tüketin, tüketin, tüketin daha fazla tüketin. Her tükettiğin bir şey doğanın tahribinden başka bir şey değil. Daha çok su tüketiyorsun, temiz suya ulaşma olanağından yoksun milyonlarca insanın varlığından haberin var mı?
    2. Benim param var, ben su tüketebilirim. Böyle bir şey yok. İnsan ihtiyacı kadar su tüketmelidir. Paran kadar değil. Çünkü o doğadan süzülüp gelen şey senin bizzat ellerinle yapabileceğin, edebileceğin bir şey değil. Kendi yaptığı bir şey değil, bu yüzden de sen kim olursan ol su tüketiminde ihtiyacının ötesine geçemezsin. Diyelim ki petrol, fosit yakıtlar, evrenin derinliklerinden geliyor ve benim param var ben istediğim kadar tüketebilirim, hayır tüketemezsin. Tüketirken bütün insanlığın hakkını kullanıyorsun, tüketirken bütün insanlığın yararlandığı evrene zarar veriyorsun, karbon salınımıyla vb. Demek ki bizim paramız var, biz tüketiriz dememek gerekir, dememek gerekiyormuş. Paran olabilir ama insanlığın hakkı olan değerleri, bunu daha da çoğaltabiliriz. Sen kafana göre bu benimdir, istediğimi yaparım diyemezsin. O zaman böyle bir sistem kurgulamamız lazım.

    “KORONA GÜNLERİ DİYANET’İN GEREKSİZ OLDUĞUNU HATIRLATTI”

    Korona zamanlarının, din örgütlülüğünü, örgütlü dinin gereksiz olduğunu açık net bir biçimde gösterdiğini belirten Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Biz insanlar kendi inançlarının gereklerini bizzat kendileri yerine getirebilir, diye düşünüyorduk, söylüyorduk. Diyanet İşleri Başkanlığı diye kamusal bir kurum olamaz, devletin bir kurumu olamaz, diye söylüyorduk ve görüldü ki Diyanet diye bir şeye hiç gerek yok. Camiler kapatıldı, insanlar inançlarını gene kendi vicdanlarıyla tanrısı arasında pekâlâ gerçekleştirebiliyorlar. Toplu bir şeye ihtiyaç yokmuş. Kutsal kabul ettiğimiz şeylerde büyük değişiklikler oldu. Kâbe kapatıldı, insanlar sağlıklarının, canlarının önüne hiçbir ritüelin geçemeyeceği konusunda hemfikir oldular. Yani bürokratik din konusunda Diyanetin gereksiz bir kurum olduğu hatırlatıldı. Gerekliliktir diyen Diyanet son saatinde bile, yaşamın son anında bile insanlar için bir ihtiyaç değilmiş, ya da daha doğrusu insanın yarasına merhem olamıyor. Neden? Çünkü insanın ölüsünü gömerken bile Diyanet orada yok, imam orada yok, başkaları orada yok korumalı giysileriyle bir takım adamlar ölüleri bir an önce toprağa sırlamak için iş yapıyorlar.”

    “ALEVİLİK, TÜKETİM DEĞİL; DAYANIŞMA, PAYLAŞIM, EŞİT YAŞAMA HAKKI ÜZERİNE KURULUDUR”

    Bu süreçte Alevi örgütlerinin de durumunu değerlendiren Ali Yıldırım, “Alevi örgütlülüğünün yaşadığımız zamanın yaralarına merhem olduğu konusunda, evet oldu diyebilecek durumda değiliz. Alevilik dayanışma esası üzerine kurulur, paylaşma esası üzerine kurulur, tüketim değil, doğaya saygı ve doğadaki bütün canlıların eşit yaşama hakkı üzerine kurulu bir inançtır. Biz o zaman bunları çoğaltmamız lazım, daha doğrusu insanlığa bu alandan doğru mesajlar verebilmemiz lazım” diye konuştu.

    Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Alevi örgütlülüğünün Alevi inanç önderlerinin, bu süreçte insanlığın Alevi duygularına seslenerek, zorda kaldıkları anlarda, onları daha da hayata bağlayacak bir takım söylemlerle, değerlendirmelerle onların yanında yer aldığını söyleyebilir miyiz? Maalesef. Biz aydınlar da aynı şeyi kendimize söyleyebiliriz. Çünkü hazırlıksız yakalanmış bir süreç. Ama senin kapını büyük belalar hiç ummadığın zamanlarda çalabilir, bütün insanlığın kapısını çalabilir. O zaman senin bunlara karşı söyleyecek bir lafın olmalıdır, o da hayatın gerçekliğinin dışında bir laf olamaz.”

    “DOĞANIN HAKKINI TEMEL ESAS ALAN ANLAYIŞI İNŞA ETMELİYİZ”

    İnsanlara kamucu, eşitlikçi, dayanışmacı, paylaşımcı ve doğanın hakkını esas alan bir manifesto sunmak gerektiğini söyleyen Yıldırım, tüketimden çok üretime destek verilmesi gerektiği üzerinde durarak  ihtiyaç kadar tüketimin sağlanmasını istedi. Yıldırım, yeni bir yaşamın ancak buradan inşa edileceğini belirterek, “Çünkü ritüellerimiz, inançlarımız, ibadetlerimiz buna yönelik olmalıdır. Başka bir hayat yok, bu hayat var. Bu hayatı anlamlı kılacak, bu hayatın değerini fark ettirecek ve her bir canımızı bütün insanlığı sevgiyle kucaklayacak, gülümseyerek birbirimize bakacak bir hayatı inşa etmek için hep beraber kararlılık göstermemiz lazım, adım atmamız lazım, birbirimize sevgiyle bakmamız lazım” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Dede Şahin: Evrendeki hiçbir şey tek başına değil, her şey birbirine muhtaç-VİDEO

    Dede Şahin: Evrendeki hiçbir şey tek başına değil, her şey birbirine muhtaç-VİDEO

    PİRHA- Koronavirüs salgını dolayısıyla 65 yaş üstü yurttaşların evde kalması devam ediyor. Bu süreci spor yaparak ve kitap okuyarak geçiren Batıkent Cemevi dedelerinden Cemal Şahin, “Evrendeki hiçbir şey tek başına değil, her şey birbirine muhtaç. Bu dünyada bir canlı eksik olduğu zaman, bizim de bir tarafımız eksik kalır. O nedenle bütün canlılarla birlikte yaşayabilmemiz için hepimiz birbirimizi koruyacağız” dedi. 

    Koronavirüs salgını dolayısıyla kısıtlı evde kalma uygulaması devam ederken, 65 yaş üzeri yurttaşlara sadece pazar günleri 4 saat dışarı çıkma izni verildi.

    Korona virüsü nedeniyle ve 65 yaş üzeri olduğu için sokağa çıkamayanlardan PSAKD Yenimahalle Şube, Batıkent Cemevi dedelerinden Cemal Şahin, yaklaşık 4 yıldır her sabah saat 07.30-08.00 arasında kalktığını ve spor yaptığını sonrasında ise eşiyle birlikte saat 09.00’a kadar kahvaltı yaptıklarını söyledi.

    “KİTAP OKUYORUM”

    Evde kaldığı süre içinde zamanı iyi değerlendirmeye çalıştığını vurgulayan Cemal Şahin Dede, şunları anlattı:

    “Benim hard diskim vardı, belirli bilgiler aktarıyordum. Bugünlerde bilgisayarda hard diske aktarmış olduğum bilgileri düzenlemeye çalışıyorum. Akşam saat 19.00’da haberlerle birlikte akşam yemeğini yiyoruz, televizyon izlemeye başlıyoruz. Bu 10 gün böyle devam etti.

    Çok takdir ettiğim, saygı duyduğum Prof. Ali Demirsoy’un daha önce yazılarını okuyordum, öğrencilerine anlattığı dersleri de bilgisayar ortamında dinliyordum. Daha sonra kitaplarını okumaya başladım. Prof. Ali Demirsoy’un ilk okuduğum kitap Evrim kitabı. Bu kitabı okuduktan sonra bundan notlar çıkardım, bunu bitirdikten sonra, “İlk Bir Saniye” kitabını okudum, bundan da notlar çıkardım. Yine “Ustaca Yaşam” kitabını okudum. Sırada yine Ali Demirsoy’a ait olan “Dua Peres” kitabı “Çocuklar için Evrim”  ve “Biyolojik Saat” kitabı var, bunları okuyacağım. Bu kitapları okuduğumda ne kadar bilgi eksikliğimin olduğunu gördüm, sizlere de öneririm.”

    “ARKADAŞALRLA İNTERNET ORTAMINDA BİLGİ ALIŞVERİŞİNDE BULUNUYORUZ”

    İki haftada bir arkadaş grubuyla bilgisayar ortamında bilgi alışverişinde bulunduklarını belirten Cemal Şahin, “Bir arkadaş bir konu üzerinde konuşuyor, daha sonra biz de o konu üzerinde tartışıyoruz” diyor.

    Kaymakamlıktan izin aldığını ve köye gideceğini söyleyen Şahin, “Köyde bir bahçemiz var, meyve ağaçlarımız var, meyve ağaçlarına bakacağız. Sebzelerimizi ekeceğiz, boş zamanlarımda yine kitap okumaya devam edeceğim ve çok sevdiğim dağlarda gezeceğim. Bugünleri böyle geçirmeye çalışıyorum” diye konuştu.

    “DÜNYADA BİR CANLI EKSİK OLDUĞU ZAMAN BİR TARAFIMIZ EKSİK KALIR”

    “Evrendeki hiçbir şey tek başına değil, her şey birbirine muhtaç” diyen Cemal Şahin Dede, şu mesajları verdi:

    “Benim sevgili canlardan dileğim şudur: Bütün canlara iyilik bilge ola, gönüllerini hakla bütün kıla, dünyayla dost ola, ama nefislerine kapılmaya, kurda, kuşa, ağaca, yerdeki karıncaya kadar bütün canların hakkını koruya. Çünkü sevgili canlar, bu evrende yaşayan sadece biz değiliz, bütün canlarla birlikte yaşıyoruz. Çünkü bu evrendeki hiçbir şey tek başına değil, her şey birbirine muhtaç. Bu dünyada bir canlı eksik olduğu zaman, bizim de bir tarafımız eksik kalır. O nedenle bütün canlarla birlikte yaşayabilmemiz için hepimiz birbirimizi koruyacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA