Etiket: köy boşaltmaları

  • Köy boşaltma hikayesini konu alan ‘Çiğdem’ filminin çekimleri Kars’ta devam ediyor

    Köy boşaltma hikayesini konu alan ‘Çiğdem’ filminin çekimleri Kars’ta devam ediyor

    PİRHA- Kurtuluş Baştimar’ın Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vuran köy boşaltmalara farklı bir bakış getirmeyi amaçladığı ilk filmi Çiğdem’in çekimleri Kars’ta devam ediyor. Kürtçe ve Türkçe çekilen filmin oyuncuları da yine yöre halkından oluşuyor.

    Filmde köylerine baraj yapıldığı için köylerini boşaltmak zorunda kalan köylüler başka bir yere inşa edilen köyleri için bu sefer okul yaptırma mücadelesine girişiyor. Köylüleri okul yapılması konusunda cesaretlendiren ise okuma azmi ile köydeki diğer çocuklara da örnek olan Çiğdem.

    YERİNDEN ZORLA EDİLENLERİN MÜCADELESİ İŞLENİYOR

    Kurtuluş Baştimar’ın yazıp yönettiği ve Baştimar’ın ilk uzun metraj filmi olan Çiğdem’in çekimlerine Kars’ta devam ediyor. Başrollerinde uzun yıllar köy öğretmenliği yapmış olan Yusuf Akar ve köy okulundan mezun olan ve eğitimine devam eden Hilal Baştimar yer aldı.  Baraj nedeniyle boşaltılmış köylerindeki okuluna öğretmen getirmek için dilekçeler yazan Çiğdem’in eğitim mücadelesini konu alıyor film.

    YÖRE HALKINDAN OYUNCULAR YER ALIYOR

    Filmin konusundaki gerçekliği olduğu gibi aktarabilmek için, oyuncuları ve öğrencileri yöre halkından seçen Baştimar, Mustafa Türkan ve Hasan Köse, Melike Aydın yöre halkından oyuncuların da filmde yer aldığını belirtti.

    AVRUPA VE TÜRKİYE’DEKİ FİLM FESTİVALLERİNE KATILACAK

    Bağımsız bir yapım olan Çiğdem filmi, minimalist bir yaklaşım ile çekiliyor. Filmin sponsorları Avrupa Birliğinden bağımsız medya kuruluşları arasından. Yapımcılığını EKD Film’in üstlendiği yapım, çekimlerinin bitmesi ile birlikte Avrupa Birliğindeki ve Türkiye’deki film festivallerine katılacak. Festivalleri gezdikten sonra ise Türkiye ve Avrupa birliğinde sinemalarda vizyona girmesi planlanıyor.

    75 DAKİKA OLARAK ÖNGÖRÜLÜYOR

    Filmin görüntü yönetmenliğini Juan Delgado üstlenirken, Yardımcı yönetmen koltuğunda ise Musa Türkan oturuyor. Film müziği olarak özgün müzik çalışmaları devam ediyor.

    Arpaçay ilçesinde çekimleri devam eden filmin süresinin 75 dakika olması öngörülüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Önlü, Dersim’de sürgün edilen Bozkurt ailesini ziyaret etti -VİDEO

    HDP’li Önlü, Dersim’de sürgün edilen Bozkurt ailesini ziyaret etti -VİDEO

    PİRHA –HDP’li Milletvekili Alican Önlü, köy boşaltmaları nedeniyle Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün edilen ve burada kaldıkları sağlık ocağından da gönderilmek istenen Bozkurt ailesini ziyaret etti.

    1994 yılındaki köy boşaltmaları nedeniyle Dersim’e bağlı Alacık Köyü’nden Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün edilen Bozkurt Ailesi, burada ikamet ettiği sağlık ocağından da sürgün edildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, HDP Parti Meclisi üyeleri ve il yöneticileriyle birlikte Bozkurt ailesini ziyaret etti.

    Önlü ve beraberindeki heyet Bozkurt ailesinin yaşadığı sorunları dinledi.

    Önlü gerçekleştirdikleri ziyareti sosyal medya hesabından paylaşarak, “94 yılında evleri yakılıp, köyleri boşaltılarak Alacık Köyünden Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün edilen Bozkurt ailesi, 25 yıldır yaşadıkları atıl binadan da çıkarılarak tekrar sürgün edilmek isteniyor” dedi.

    ÖNLÜ, MECLİS GÜNDEMİNE DE GETİRDİ

    Milletvekili Alican Önlü, Bozkurt ailesinin durumunu geçen gün Meclis gündemine getirdi. Alican Önlü, Bozkurt ailesinin Gökçek Köyünde sağlık ocağı olarak yapılan ancak kullanılmayan ve âtıl durumda olan binaya yerleşmek zorunda kaldıklarını aktardı. Yaklaşık olarak 25 yıldır atıl binada ikamet eden Mehmet Bozkurt ve Elif Bozkurt çiftinin, son 15 yıldır işgaliye bedeli ödediklerini belirten Önlü, konuya dair şu bilgileri paylaşmıştı:

    “Bozkurt ailesinin ikamet ettikleri boş bina önce Milli Emlak Müdürlüğü’ne devredildi. Geçtiğimiz aylarda ise ikamet ettikleri binanın boşaltılması için kendilerine tebligat yapıldı. Basına ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, 23 Haziran 2022 tarihinde Milli Emlak Müdürlüğüne bağlı görevliler ve jandarma görevlileri Bozkurt ailesinin yaşadığı binaya gelerek boşaltma işlemlerine başlamak istediler. 1994 yılında köy boşaltmaları nedeniyle sürgün edilen Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmektedir. Gidecek yeri olmayan Bozkurt ailesi binayı boşaltmak için kendilerine zaman tanınması için yetkililerden süre ve kalacakları yer için konteynır talep etti. Ancak Tunceli Valiliği tarafından bu talepleri yok sayılarak jandarmalar eşliğinde tahliye işlemi başlatıldı. Aynı zamanda hayvancılıkla uğraşan ailenin evlerinde çok sayıda süt ve süt ürünü de bu tahliye işlemleri nedeniyle kullanılamaz hale geldi. Sağlık Ocağı olarak yapılan binanın yeniden restore edilerek kamp alanı ve kültür merkezi olarak kullanılacağı ve bu kapsamda ihale edileceği iddia edilmektedir.”

    PİRHA/DERSİM

     

    İLGİLİ HABERLER

    > ‘Köyleri boşaltılan Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmekte’

  • ‘Köyleri boşaltılan Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmekte’

    ‘Köyleri boşaltılan Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmekte’

    PİRHA – Milletvekili Alican Önlü köy boşaltmaları nedeniyle Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün gönderilen Bozkurt ailesinin mağduriyetine dikkat çekti. Önlü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “Gökçek Köyü’nde atıl durumda bulunan ve Bozkurt ailesinin işgaliye ücretini ödeyerek kaldıkları sağlık ocağı ne amaçla boşaltılmıştır?” sorusunu yöneltti.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, 90’lı yıllarda yaşanan köy boşaltmalarından kaynaklı süren mağduriyetlere dikkat çekti. Önlü, Dersim coğrafyasının 90’lı yıllarda yaşanan çatışmalardan kaynaklı köy boşaltmalarının en çok yaşandığı coğrafyaların başında geldiğini ifade etti.

    Alican Önlü, OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporunda 1994 yılında Dersim’de 183 köy, 823 mezra ve 8 bin 439 hanenin boşaltıldığını ve 41 bin 929 kişinin yerinden edildiği bilgisini de paylaştı.

    ATIL BİNADA YAŞADIKLARI İÇİN İŞGALCİ SAYILDILAR!

    Milletvekili Alican Önlü, 1994 yılındaki köy boşaltmaları nedeniyle Merkeze bağlı Alacık Köyünden Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün gönderilen Bozkurt ailesinin durumunu Meclis gündemine getirdi. Alican Önlü, Bozkurt ailesinin Gökçek Köyünde sağlık ocağı olarak yapılan ancak kullanılmayan ve âtıl durumda olan binaya yerleşmek zorunda kaldıklarını aktardı. Yaklaşık olarak 25 yıldır atıl binada ikamet eden Mehmet Bozkurt ve Elif Bozkurt çiftinin, son 15 yıldır işgaliye bedeli ödediklerini belirten Önlü, konuya dair şu bilgileri paylaştı:

    “Bozkurt ailesinin ikamet ettikleri boş bina önce Milli Emlak Müdürlüğü’ne devredildi. Geçtiğimiz aylarda ise ikamet ettikleri binanın boşaltılması için kendilerine tebligat yapıldı. Basına ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, 23 Haziran 2022 tarihinde Milli Emlak Müdürlüğüne bağlı görevliler ve jandarma görevlileri Bozkurt ailesinin yaşadığı binaya gelerek boşaltma işlemlerine başlamak istediler. 1994 yılında köy boşaltmaları nedeniyle sürgün edilen Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmektedir. Gidecek yeri olmayan Bozkurt ailesi binayı boşaltmak için kendilerine zaman tanınması için yetkililerden süre ve kalacakları yer için konteynır talep etti. Ancak Tunceli Valiliği tarafından bu talepleri yok sayılarak jandarmalar eşliğinde tahliye işlemi başlatıldı. Aynı zamanda hayvancılıkla uğraşan ailenin evlerinde çok sayıda süt ve süt ürünü de bu tahliye işlemleri nedeniyle kullanılamaz hale geldi. Sağlık Ocağı olarak yapılan binanın yeniden restore edilerek kamp alanı ve kültür merkezi olarak kullanılacağı ve bu kapsamda ihale edileceği iddia edilmektedir.”

    “MAĞDURİYETTEN HABERDAR MISINIZ?”

    Milletvekili Alican Önlü, Bozkurt ailesinin mağduriyetine dair soru önergesi hazırlayarak Meclis Başkanlığı’na sundu. Önlü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “1994 yılında köy boşaltmaları nedeniyle yaşadıkları köyden sürgün edilen ve aradan geçen uzun yıllara rağmen aynı kaderi bir kez daha yaşayan Bozkurt ailesinin yaşadıkları mağduriyetten haberdar mısınız?

    Bu mağduriyetin giderilmesi noktasında şu ana kadar ne yapılmıştır?

    Kullanılmayan ve âtıl durumda olan binayı kullandığı için işgaliye ücreti ödeyen Bozkurt ailesi neden apar topar ve jandarma eşliğinde binadan tahliye ettirilmiştir?

    1994 yılında yaşanan köy boşaltmalarından en çok etkilenen kentlerin başında gelen Dersim’de Bozkurt ailesi gibi kaç aile devlete ait olan ve şu anda kullanılmayan binalarda yaşamaktadır?

    Dersim’de köy boşaltmaları nedeniyle doğup büyüdükleri coğrafyadan koparılan insanların yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi noktasında son 30 yılda neler yapılmıştır?

    Gökçek Köyü’nde atıl durumda bulunan ve Bozkurt ailesinin işgaliye ücretini ödeyerek kaldıkları sağlık ocağı ne amaçla boşaltılmıştır?

    Sağlık ocağının restore edilerek kamp alanı veya Kültür Merkezi olarak kullanılacağı ve bu amaçla ihaleye çıkarılacağı doğru mudur?

    Sağlık Ocağını restore etmek yerine üzerinde yaşayan Bozkurt ailesine devredilmesi noktasında bir çalışmanız olacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersimli yurttaş, göç ettirilmelerini ve köye dönüşünü anlattı: Özgürlüğü hissettim -VİDEO

    Dersimli yurttaş, göç ettirilmelerini ve köye dönüşünü anlattı: Özgürlüğü hissettim -VİDEO

    PİRHA-1994 yılında köy boşaltmaları nedeniyle Dersim’den İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Sağlam ailesi, 2014 yılında köyüne tekrar geri döndü. 2 yaşında ailesi ile birlikte köyünü terk etmek zorunda kalan ve 29 yaşında köyüne geri dönen Sinan Ozan Sağlam yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. Sağlam, “İstanbul’a göç etmek zorunda kaldık ve zor koşullarda yaşayan insanların arasında büyüdük. Uzun süre İstanbul’da kaldıktan sonra barış süreci döneminde köye geri dönüş yolu açıldı bizde köyümüze geri döndük” dedi.

    Dersim 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltılmış, 41 bin 939 kişi yerinden edilmiş.

    1994 yılında ‘terör bölgesi’ denilerek köyün zorla boşaltılmasının ardından İstanbul’a taşınan Sağlam ailesi, burada yaşamını sürdüremeyince köyüne geri döndü ancak aileyi burada elektriksiz bir hayat bekliyordu.

    Dersim’in Hozat İlçesi’ne bağlı Karsel Köyü’nde halk kendi çabasıyla aydınlatmayı başardı. Halkın Mühendis Mimarları’nın, elektrik üretimi için aylardır çalıştığı köyde, su türbini ile elektrik üretimi gerçekleştirildi. Üretilen elektrik ile bir evin ihtiyacından fazlası üretilebiliyor. Devletin sağlamadığı elektrik, mücadele sonucunda kazanılmış oldu.

    1994 yılında köy boşaltmaları sebebiyle Dersim’in Hozat ilçesinin Karsel köyü boşaltıldıktan sonra İstanbul’da yaşamak zorunda kalan Sağlam ailesi 2014 yılında köyüne tekrar geri döndü. 2 yaşında ailesi ile birlikte köyünü terk etmek zorunda kalan ve 29 yaşında köyüne geri dönen Sinan Ozan Sağlam yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    “İSTANBUL’DA ZOR KOŞULLARDA YAŞAYAN İNSANLARIN ARASINDA BÜYÜDÜK”

    1994 yılında eşyaları ile birlikte evlerinin yakılarak köyün boşaltıldığını söyleyen Sinan Ozan Sağlam, şöyle devam etti:

    “İstanbul’a göç etmek zorunda kaldık ve zor koşullarda yaşayan insanların arasında büyüdük. Uzun süre İstanbul’da kaldıktan sonra barış süreci döneminde köye geri dönüş yolu açıldı biz de köyümüze geri döndük. O zamanlar rahattı, her tarafta barış havası vardı. Çözüm süreci bittikten sonra tekrar bize çıkın dediler ama biz çıkmadık direndik çadırda kaldık bir süre, askeriye özel güvenlik bölgesi alanındasınız bombalarız, dedi. 94 yılında ben 2 yaşındayken köyümüzden çıktık ve ben hayatımın büyük bir bölümünü şehirde geçirdim. Dağ nedir orman nedir bilmiyorduk betonların arasında büyüdük. Biz köye geldik keçi aldık ben de yavaş yavaş dağ taş ile haşır neşir oldum bende de yıllar sonra bir öze dönüş oldu. Uzun süre şehirde yaşadıktan sonra köye dönünce insan zorluk çekiyor. Önceleri sadece yazları geliyordum ama artık iki yıldır köyde yaşıyorum. Büyük şehirlerde artık iş bulmak çok zor, TÜİK’in işsizlik rakamlarına rağmen iş yok, insanlar gerçekten açlık çekiyor. Burası bizim için bir avantaj bizim gelebileceğimiz bir toprağımız, köyümüz var ama köylerde evi olmayan insanlar da var, onların durumu bizden daha kötü. Biz köyümüze geri dönüp hayvancılık yaparak geçiniyoruz ama bazı insanların köyü de yok. İstanbul’da yaşarken insanların yüzüne bakıyordum bir karamsarlık var, insanlar birbirlerine selam bile vermiyorlar.”

    “KÖYE GELDİĞİMDE ÖZGÜRLÜĞÜ HİSSETTİM”

    Sağlam, “Kent yaşamının sağlık, ulaşım, elektrik gibi konularda köydeki yaşama göre hizmet açısından birçok avantajları var ama şehirde özgürlüğün yok” diyor.

    Köye geldiğinde özgürlüğü hissettiğini söyleyen Sağlam, “Toplu yaşamak zorunda olduğun kurallar var onlara uymak zorundasın. Köye geldiğimde özgürlüğü hissetim. Köyde banyo yapmak istiyorsan ateş yakman gerekiyor ama şehirde her şey elinin altında olduğu için rahatlığa alışıyorsun ama köyde yaşayarak mücadele etmeyi öğreniyorsun. Bir şey yapmak istiyorsan önce ona emek vereceksin, bu da insanı daha dirençli hale getiriyor. Ben burada bir şeye emek veriyorum, ticaret yapıyorum para kazanıyorum ama şehirlerde insanlar 2800 TL ile yaşamaya çalışıyorlar. Bir genç asgari ücretle ne evlenebilir, ne de gençliğini yaşayabilir. Gençleri kanalize ettikleri şey ömrünün sonuna kadar borç ödemek. Ben burada su faturası, kira ödemiyorum. Şu an yaptığım işte sosyal açıdan eksi durumdayız ama diğer taraftan kafamız rahat, mutluyuz. Kentlerde yaşayan gençlere baktığın zaman mutsuzlar, bir dert anlatmaya başlıyorlar iki paket sigara bitiriyorlar. Köyde yaşamaya başladığımdan beri çevremden olumsuz tepki almadım” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • ‘Köyümüz boşaldıktan sonra çok zor şartlar altında yaşadık’-VİDEO

    ‘Köyümüz boşaldıktan sonra çok zor şartlar altında yaşadık’-VİDEO

    PİRHA-Dersim 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. 1992 yılında boşaltılmaya başlanıp 1994 yılında tamamen boşaltılan Dersim’in Mazgirt İlçesine bağlı Qılaçîye(Kalaycı) köyünde yaşayan Nimet Koç o dönemde yaşadığı zorlukları PİRHA’ya anlattı. Büyükşehirlerde çok zorlandıklarını aktaran Koç, “Biz bu köyde her şeyimizi kendimiz üretiyorduk ama şehirde yatacak yerimiz bile yoktu. Biz köyümüze geri döndüğümüz için çok mutluyuz. Köy hayatı daha rahat” dedi.

    Dersim 90’lı yıllarda köy boşaltmaların çok yaşandığı kentlerin başında geliyor. OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltılmış, 41 bin 939 kişi yerinden edilmiş.

    1992 yılında boşaltılmaya başlanıp 1994 yılında tamamen boşaltılan Dersim’in Mazgirt İlçesine bağlı Qılaçîye(Kalaycı) köyünde yaşayan Nimet Koç o dönemde yaşadığı zorlukları PİRHA’ya anlattı.

    “YAŞLILARIMIZ ŞEHİRDE ÇOK ZOR ŞARTLAR ALTINDA YAŞADILAR”

    Nimet Koç, “Biz bu köyde her şeyimizi kendimiz üretiyorduk ama köy boşaltmalarında buradan çıktığımızda yaşlılarımız başka şehirlere gittiği zaman çok sıkıntı yaşadı. Köy boşaltıldığı zaman burada birkaç tane evi yakmışlardı kimse korkudan köye gelemiyordu. Köyde bizim meyvelerimiz her şeyimiz kurudu, evlerimiz yıkıldı. 10 yıl köyümüze geri dönemedik. Burada konut yapıldı devlet bizi borçlandırdı, halen borcumuzu ödüyoruz. 3 tane çocuğumu alıp İstanbul’a yerleştim. Biz buradan otobüsle sadece bir yatak ile gittik çok zorluk yaşadık. Orada kiraya çıktık sadece bir yatağımız vardı. Evin içine bir sandalyemiz bile yoktu” dedi.

    “ŞEHİRDE PARAN OLMAZSA AÇ KALIRSIN”

    Koç, yaşlıların şehirlerde çok daha büyük zorluklar yaşadıklarını aktararak “Bazen aç kalıyordu çalışamıyorlardı. Buradan gidenler birbirlerine destek oluyorlardı. Çünkü herkes sıkıntı yaşıyordu. O yüzden birbirinin sıkıntısını anlıyorlardı. Ama o dönem bizim için çok zor geçti. Biz köyümüze geri döndüğümüz için çok mutluyuz. Köy hayatı daha rahat en azında kendi sebzemizi ekiyoruz, doğal besleniyoruz ama şehirde senin paran olmazsa aç kalırsın. Gidip bir yerden borç alamıyorsun ama köyde benim ekmeğim bitse gidip komşumdan bir leğen un alırım ekmek yapıp yiyebilirim aç kalmam ama şehirde şartlar daha zor.  Komşuluk köyde var komşudan iki ekmek borç alıp gelip yersin aç kalmazsın” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • ‘Çözüm için yetkililere başvurduk köyümüz afet bölgesi ilan edildi’-VİDEO

    ‘Çözüm için yetkililere başvurduk köyümüz afet bölgesi ilan edildi’-VİDEO

    PİRHA – Afet bölgesi ilan edilen Ovacık’a bağlı Gözeler köyünde yaşayan Aydın Sam, köye zaman zaman böyle yazıların geldiğini söylüyor. 2006 yılında köye çığ düştükten sonra çözüm bulmaları için yetkililere başvurduklarını belirten Sam, köylerinin afet bölgesi ilan edildiğini ancak köyden ayrılmak istemediklerini kaydediyor.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Arslandoğmuş, Gözeler, Yeşilyazı, Kuşluca, Yarımkaya, Yayla Günü, Molaaliler, Buzlutepe köy muhtarlıklarına yollanan tebligatta köylerin afet bölgesi ilan edilerek, var olan evlerin yıkılması ve afet bölgesi ilan edilen alanların boşaltılması gerektiği ifade edildi.

    Affet bölgesi ilan edilen ve boşaltılmak isteten Gözeler Köyü, 1994’te boşaltılan köylerden biri. Gözeler Köyü, köyde bulunan ziyaretten dolayı yöre halkı arasında Elbaba olarak da geçiyor.

    “KAYMAKAM ‘DÖNEMEZSİNİZ JANDARMA İZİN VERMİYOR’ DEDİ”

    Gözeler Köyü’nde yaşayan Ovacık Belediyesi il genel meclis üyesi Aydın Sam, 1994 köy boşaltmalarıyla köyünden ayrılarak Ovacık merkezde yaşamını sürdürmüş. Geri dönüşlerin başladığı 2003 yılında kaymakamlığa bir dilekçe vererek köyüne dönmek istediğini belirten Sam’a kaymakam “dönemezsiniz, jandarma izin vermiyor” cevabını vermiş. Kaymakamın bu cevabı üzerine Sam, “Ben izin almak için gelmedim, köyüme döneceğim sadece bilginiz olsun diye bu dilekçeyi veriyorum. Çünkü ben artık gidip üretmek istiyorum. Ben burada aç kalıyorum gidip geçimimi sağlamam lazım ve bunu da ancak köyde yapabilirim.” dediğini belirtiyor.

    ÇIĞ DÜŞTÜ YENİDEN AFET BÖLGESİ İLAN EDİLDİ

    2003 yılında köyüne dönen Sam, burada kendine yeniden bir hayat kurarak üretim yapmaya ve hayatını idame etmeye başlamış. Köy muhtarı olduğu 2006 yılında ise köye çığ düşmesi üzerine çözüm bulmaları için yetkililere başvurmuş ancak çığ düşmesi nedeniyle Gözeler Köyü tekrar afet bölgesi ilan edilmiş.

    ZAMAN ZAMAN BOŞALTILMASI YÖNÜNDE YAZILAR GELİYORMUŞ

    2006 yılından bu yana köye zaman zaman köyün afet bölgesi ilan edildiği ve boşaltılması gerektiği yönünde yazılar geldiğini belirten Sam, yetkililere köylerinin boşaltılması için değil bir çözüm üretmeleri için başvurduklarını ve artık köylerini boşaltmak istemediklerini söylüyor.

    DEVLETİN KENDİLERİNE YAPTIĞI EVLERE PARA ÖDEMİŞLER

    2006 yılında köyün boşaltılması için köyde bulunan 4 haneye Dersim merkezde ev yapıldığını ifade eden Sam, “Tabi ev yaptılar derken bize bedava yapmadılar. O dönemin parasıyla hesapladığımızda belki fazlasıyla aldılar. 30 bin lira borçlanma yaptılar, 20 bin lira da müteahhit bizden aldı. İçine hiçbir şey yapılmamıştı 20 bin lira da masraf ettim. Bu evler bize 60 bin liraya mal oldu. Ama şimdi söylediğinizde derler ‘biz ev yaptık siz çıkmak zorundasınız’. Ama biz evleri kendimiz satın almışız.” diyerek özetliyor durumu.

    Sam, köyün altında bulunan 25-30 dönümlük arazinin köylülere tahsisi için talepte bulunacaklarını belirterek, köye geri dönmek isteyenlerin orada ev yapması için çalışacaklarını söylüyor.

    “KÖYLERİMİZİN BOŞALTILMASINI İSTEMİYORUZ”

    Köyler boşaltılmadan önce burada bulunan Elbaba ziyaretine yüzlerce kişinin geldiğini ancak boşaltmalardan sonra ziyaretçilerin azaldığını dile getiren Sam, köylerinin tekrar boşaltılması tebligatının gelmesiyle birlikte eğer köyler boşaltılırsa ziyaretlerinin tek başına kalacağını üzülerek ekliyor. Sam, köylerinin tekrar boşaltılmasını istemediklerini söyleyerek sonlandırıyor sözlerini.

    PİRHA/DERSİM

  • 31 yıl sonra köyüne geri döndü – VİDEO

    31 yıl sonra köyüne geri döndü – VİDEO

    PİRHA- Dersim’de 1994 yılında köy yakmaları ile yaşanan büyük göçlerden 31 yıl sonra köye dönüş yapan Şükrü Arı, herkesi toprağına, doğasına, mezarına sahip çıkmaya çağırdı. 

    Cumhuriyet tarihinin katliamlarından 1938 Dersim soykırımı ile başlayan silsile, 1994’te köy yakmalar ile devam etti. Köy yakmaların başlaması ile birlikte bölgede büyük göç yaşandı. Günümüzde ise baraj yapımı ve orman yangınlarıyla bölge insansızlaştırılıyor, Dersim halkının kutsalları, ziyaretgahları ve tarihi yakıp, yıkıp sular altında bırakılıyor.

    Dersim’in Pülümür İlçesi’ne bağlı 16 mezrası bulunan Altun Hüseyin Köyü 1994 yıllında yaşanan köy yakmaları sonucunda büyük göç verdi. Büyük şehirlere göç edenler köylerine duydukları özlem, kutsallarına sahip çıkmak ve  yaşamlarını doğup büyüdükleri topraklarda sürdürmek için tekrar köylerine geri dönme yolunu tuttu. Bunlardan biri de 69 yaşındaki Şükrü Arı. Dört aydır köye kurduğu çadırda yaşıyor. Köyde temellini attığı evi bitirmeyi hedefleyen Arı, köyün yollarını da 7 bin lira vererek yaptı. Arı, PİRHA‘ya neden köye dönüş yaptığını anlattı.

    31 yıldır köyün boş olduğunu kaydeden Arı, bu yıl köye dönüş yapıp ev yapmış. Arı, insanların köye tekrar dönüş yapması, ev yapmaları için öncülük de ediyor.

    İnsanları korku politikasıyla yıldırmaya çalıştıklarını kaydeden Arı, “İnsanları ‘terör var, güvenlik ve ayı var’ diye insanları korkutup, kandırıyorlar” dedi.

    “KÖYLERE GERİ DÖNÜŞLER ENGELLENİYOR”

    İki aydır köyde çadır kurup kalan Arı, köyde ev yapımı için inşaata başlamış.

    Arı, halka köylerine sahip çıkma çağrısında bulundu:

    “Buraya gelip mezarlarına, ziyaretlerine, toprağına sahip çıksınlar. Korku kimseyi ileri götürmez, korkuyla köye geri dönüşleri engellemeye çalışıyorlar. Diğer taraflarda herkesin köyleri dolu. Sadece Pülümür tarafındaki köyler boş. Bizim topraklarımız verimli, güzel, suyumuz ve havamız güzel. Her çeşit bitki köyümüzde bulunuyor. Hastalığa bire bir bitkiler bunlar.”

    Köyün yollarını 7 bin 500 TL vererek kendi yapan Şükrü Arı, “Çok zorluk çekiyoruz. Elektrik ve yol bize lazım. Onlar olursa bizler memleketimize geri döneriz. Hep beraber toplanıp müracaatlarımızı yaparsak bir şeyler yapabiliriz” dedi.

    “KÖYDE İNSAN GENÇLEŞİYOR”

    Evlerini bu yıl bitirmeyi hedefleyen Arı, “Evim olursa 11 aya kadar burada kalırım. Burada şekerim 170’den 105’e düşmüş. Tansiyon ve diğer ilaçlarımı burada kullanmıyorum. Hava ve su burada ilaç gibi. Burada insan gençleşiyor” ifadelerini kullandı.

    Arı, son olarak köylülerine köye geri dönüş çağrısında bulunarak, “Rica ediyorum, herkes köylerine sahip çıksın. Herkes toprağına sahip çıksın. Bu toprak bize 50 yıldan sonra yine lazım olacak. İstanbul’da biz boğulup kalıyoruz. Orada hava alamıyorlar.” dedi.

    “BURADA NE YOL NE DE ELEKTRİK VAR”

    İnşaatta çalışan yurttaş ise doğayı canlandırmak istediklerini belirterek şunları söyledi: Burada ne yol ne de elektrik var. Yemek bile yiyemiyoruz. Elektrik olmadığı için et ve yiyecek getiremiyoruz. Sadece çökelek, ekmek, zeytin yiyerek inşaat yapıyoruz. Devletten buraya elektrik getirmelerini istiyoruz. Köylülerin buraya gelmesini, topraklarına sahip çıkmalarını istiyoruz. Korkulacak hiçbir şey yok.”

    Ali ŞEKER – DERSİM