Etiket: köy yaşamı

  • Dersimli kadın çiftçiler: Şehirde hayat bitti artık köylerinize dönün-VİDEO

    Dersimli kadın çiftçiler: Şehirde hayat bitti artık köylerinize dönün-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pülümür İlçesine bağlı Asgirek (Kocatepe) köyünde yaşayanların tek geçim kaynağı hayvancılık üzerine kurulu. Köylülerden Leyla Keskin ve Beser Aslan, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapıp elde ettikleri peynir, yağ ve çökeleği çevre köyler ile yurtdışından gelenlere satarak geçim sağladıklarını anlattı.

    Dersim’in Pülümür İlçesine bağlı Asgirek (Kocatepe) köyünde yaşayıp hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Leyla Keskin ve Beser Aslan köydeki yaşamlarını anlattı.

    Leyla Keskin, bu zamana kadar hep köyde yaşam sürdüğünü anlatarak tek geçim kaynaklarının ise hayvancılık üzerine kurulu olduğunu belirtti. Köylerinde sadece küçükbaş hayvancılığın yapıldığını söyleyen Keskin, kendisinin aynı zamanda çobanlık yaptığını da anlattı. Ekilir arazilerinin olmadığını belirten Keskin, şöyle devam etti:

    “Gelirimizi hep hayvandan karşılıyoruz. Tarlamız yok. Kendimize göre bostan ekiyoruz. Bütün gelirimizi hayvancılıktan karşılıyoruz. Peynir, yağ yapıp satıyoruz. Kış yaklaştığı için odun temin ediyoruz. Ayrıca hayvanların yem ve otunu da kışa göre hazırlıyoruz. Un ve gıda ihtiyaçlarımızı da alıp içeri koyduk. Zaten kışın şehir merkezine pek gidemiyoruz. Gittiğimiz zamanda sebze, meyve getiriyoruz. İnsanlar, köye gelseler daha iyi olur her şey burada doğal.”

    “ŞUAN SAĞLIKLIYSAM KÖYÜN HAVASINDAN, SUYUNDAN”

    Hayvancılıkla uğraşan bir diğer isim ise Beser Aslan. Keçi, koyun ve tavuk beslediğini anlatan Aslan, “Tavuk beslediğim için yumurta satın almıyorum. Peynir, yağ, çökelek yapıp çevre köyler ve yurtdışından gelenlere satıyoruz” diyerek köyde nasıl ayakta kaldıklarını şu sözlerle anlattı:

    “Hayvan satıp onlardan elde ettiklerimizle geçinip gidiyoruz. Kışın köyde yaşadığımız için zorluklar oluyor. Yollarımız açılmıyor, bazen elektriklerimiz gidiyor. Onun dışında bir sıkıntımız yok. Köyümüz çok güzel; temiz hava, temiz su yani biz şu an sağlıklıysak köyün havasından, suyundan. Tabi ki insanların köye dönmesini istiyoruz, herkes görüyor şehirde hayat bitti.”

    CİHAN BERK/PİRHA

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Yıllar sonra köyüne döndü: Gelin topraklarınıza, ziyaretlerinize sahip çıkın-VİDEO

    Yıllar sonra köyüne döndü: Gelin topraklarınıza, ziyaretlerinize sahip çıkın-VİDEO

    PİRHA – Yaklaşık 40 yıl önce Tercan’a bağlı Zağgeri (Büklümdere) Köyü’nden ayrılan Süreyya Sezgin, büyük şehir yaşamından kurtulmak adına köyüne geri döndü. Döndüğünde birçok kişinin göç etmiş olduğu gören Sezgin, göçüp gidenlere köylerine geri dönme çağrısı yapıyor.

    Haberin Videosu

    Süreyya Sezgin, yaklaşık 40 yıl önce yaptığı evlilikle beraber doğduğu köyden büyük şehre göçmek zorunda kalmış. Yıllarca yurt dışı ve büyük şehirlerde yaşam mücadelesi veren Sezgin, yıllar sonra hasretini çektiği köyü olan Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Zağgeri Köyü’ne döndü.

    Döndüğünde herkesin göçüp gitmiş olmasına üzülse de köy yaşamı ve doğanın verdiği güzellik Sezgin’in gam ve kederini biraz hafifletiyor. Bir zamanlar çocuk seslerinden koyun sesine, hasat zamanının tüm yorgunluğuna rağmen içilen ayrandan yılbaşının geleneksel ritüeli olan Gaxan’a en mutlu anlarını iç çekerek anlatması Mikail Aslan’ın ‘Felaket Bağı’ parçasını hatırlatıyor:

    Kapılar kapanmış, bacalar tütmez
    Kimse o çöllerde koyun bile gütmez
    Ağaçlar kurumuş, bülbüller ötmez
    Baykuşlarda bile figan kalmamış…

    Bir kere insanın gönlüne Hak aşkı düşmeye dursun. Küçük yaşlarda girdiği cemlerde gönlüne düşen yol aşkı Avrupa’da da olsa metropollerde de olsa her Perşembe yaktığı çerağda hep diri kalıyor. Dar zamanların yetişeni Hızır, anadili olan Kırmancki dualarla bir o kadar kendisine yakın oluyor.

    “ŞEHİR YAŞAMI ZOR GELİYOR”

    Çetin geçen kış şartlarına kendi emeği ile topladığı doğal bitki ve meyvelerden hazırlık yapan Sezgin, ilk kışını köyde karşılamayı bekliyor. Toprak aşkının, ülke hasretinin en kavurucusunu yaşayan Sezgin, gencinden yaşlısına kadar tüm göçüp gidenleri köyde buluşmaya, hanelerini şen etmeye çağırıyor.

    Sezgin, yaşamından şöyle bahsediyor:

    “Ben köyde evlenip İstanbul’a oradan yurt dışına gittim. Daha sonra tekrar yurt dışından gelip İzmir’e yerleştim. Artık şehir yaşamı çok zor geliyor. Mecbur köylerimize geri döndük. Bir senedir burada yaşıyorum. Şehirden bıktım. Çocukluğum buralarda geçti, çok hasretini çektim.  Annem daha önce burada yaşıyordu. Onu kaybettim. Şimdi tek başıma burada yaşam sürüyorum. Çocuklarım yanıma geliyor. Çocuklarım da burayı çok seviyor. Akrabalarımız kimse köyde kalmadı. Kimi göçtü gitti. Kimi öldü.”

    KIŞ HAZIRLIKLARI

    Dönüşüyle birlikte köydeki yaşama hemen sarılmak için hazırlıklar yapan Sezgin, kış için pestil, sirke, pekmez, meyve kurusu, turşu ve birçok ürün hazırlıyor.

    Zorlukları olsa da köyde yapılan her işin mutluluk verdiğini aktaran Sezgin, “Kuşburnu (Şilan), topluyorum. Marmelatını yapacağım. Kışa hazırlık yapıyorum. Elma kurutuyorum kışın komposto yapmak için. Kaç gündür topluyorum zevkli oluyor. Zaman güzel geçiyor. Kadınlarla beraber şilan toplamaya geliyoruz. Birlikte toplayıp birlikte yapıyoruz. Elma toplayıp pestil yapıyoruz. Bu yıl kış için iyi hazırlık yaptık” diye belirtiyor.

    Eskilerin söylediğine göre elma ve şilanın yani meyvenin çok olduğu zamanlarda kışın çetin geçtiğini söyleyen Sezgin, “Bu yıl elma çok, şilan, armut çok; kış çetin geçecek diyorlar. Umarım çok çetin geçmez. Köyde kışın yaşam zorlaşıyor” diyor.

    “YOLUMUZU SÜRDÜRÜYORUZ”

    Köylerinde Laz, Türk, Kürt her inançtan ve kimlikten insanın yaşamasına rağmen Alevi yolunu hiçbir zaman bırakmadıklarını dile getiren Sezgin, “Biz kendi dilimizi konuşuyoruz. Kimse bize ‘siz Kürtsünüz, Alevisiniz’ diye bir şey söylemiyor. Onlar da kendi dilini konuşuyor, biz de. Kimse kimseyi ötekileştirmiyor” diye konuşuyor.

    Sezgin, şöyle devam ediyor sözlerine:

    “İnancımızı yaşıyoruz. Lokmalarımızı yapıp ziyaretlerimize gidiyoruz. Mumlarımızı yakıyoruz. Pirlerimiz, rayberlerimiz gelmiyor ama biz yine itikadımızı yerine getiriyoruz. Burada yaşayan pirlerimiz yaşlıydı, kaybettik gençlerimiz de bilmiyor. Ama şehirlerde cemevlerimiz var. Herkes gidip ibadetini yapıyor.”

    “DÖNÜN; TOPRAKLARINIZA, ZİYARETLERİNİZE SAHİP ÇIKIN”

    Köyünden göçüp gittiği zamanlarda kalabalık bir yaşamın olduğunu ancak şimdi kimselerin kalmadığını belirten Sezgin, gencinden yaşlısına herkese köye dönme çağrısı yapıyor:

    “Köyünüzü bırakmayın. Geri gelin. Buraların suyu havası temiz. Her şey sağlıklı, güzel. Ziyaretlerimizi, toprağımızı, analarımızın, dedelerimizin yaşadığı bu toprakları bir başına bırakmayalım. Ziyaretlerinize, suyunuza sahip çıkın. Gençler geri gelsin. Şehirlerde yaşam yok.”

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM

  • ‘Emekçiler ve köylüler hep birlikte mücadele edip ülkeyi iyi bir hale getireceğiz’-VİDEO

    ‘Emekçiler ve köylüler hep birlikte mücadele edip ülkeyi iyi bir hale getireceğiz’-VİDEO

    PİRHA – Erzincan Zağgeri Köyü’nden Cihan, kışın İzmir’de yaz aylarında ise köyde çalışıyor. Emek mücadelesine hem şehirde hem köyde devam ettiklerini belirten Cihan, umutlarının hiçbir zaman yok olmadığını emek mücadelesine devam edeceklerini belirtti.

    Tercan Zağgeri Köyü’nden Cihan, kışları İzmir’de çalışıyor, yazları ise köyünde hem hayvancılıkla hem de tarımla uğraşıyor. Geçim sıkıntısının gün geçtikçe arttığını söyleyen Cihan, umutlarının hiçbir zaman yok olmadığını söyleyerek emekçilerin, işçilerin, köylülerin kazanacağını, emek mücadelelerinin devam edeceğini belirtiyor.

    Yaza doğru hayvancılık için uğraştıklarını belirten Cihan, 20-30 civarı hayvan için ahır inşa ediyor. kış şartlarından dolayı bu tür işlerin geç başladığını ve sezonun yeni açıldığını söylüyor. Ekonomik gidişatın bozuk olduğuna değinen Cihan, bu seçimlerde her şeyin yoluna gireceğine inanarak topluma birlik beraberlik çağrısı yaptı.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/ERZİNCAN

  • Çiğdem Doğan: Zorlukları olsa da köyde yaşamayı çok seviyorum-Video

    Çiğdem Doğan: Zorlukları olsa da köyde yaşamayı çok seviyorum-Video

    PİRHA – Varto Muskan Köyü’nde yaşayan iki çocuk annesi 38 yaşındaki Çiğden Doğan 20 yıldır evli ve köyde yaşıyor. Köydeki yaşamın güzelliklerini anlatıyor PİRHA’ya…

    Haberin Videosu

    Muş Varto’ya bağlı Muskan (Beşikkaya) Köyü’nde yaşıyor Çiğdem Doğan. 38 Yaşında ve iki çocuk annesi.  İlk okulu Varto’da okuyan Doğan sınavı kazandıktan sonra İstanbul’da okul hayatına devam ediyor. Okul biter bitmez köyüne dönen Doğan, evleniyor ve köy yaşamını seçiyor yaşamak için. Hayatın tüm zorluklarını ve güzelliklerini eşiyle, çocuklarıyla yakın çevresiyle birlikte paylaşım içinde karşılıyor. Ailesiyle birlikte köyde yaşamayı tercih etmiş Doğan. Köy yaşamının zorlukları olsa da mutlu olduklarını ve şehirde yaşamak istemediklerinin altını çiziyor…

    Çiğdem Doğan’ı öğlen saatlerinde köye gelen koyunları sağarken görüyoruz. Elindeki kovayla keçi ve koyunlarını sağarken sorularımıza da cevap veriyor. Sağdıkları sütleri öncelikle yoğurt yaptığını söyleyen Doğan, “Evde yoğurt yoksa önce yoğurt yapıyorum kalan sütü ise ya peynir yapıyorum ya da makineden geçiriyorum” diyor. Makineden geçirdiği sütten yaptığı yağı ya da peynirleri satarak ev ekonomisine katkı yapmaya çalıştığını da ekliyor.

    “KÖY HAYATI SAKİNDİR, GÜZELDİR”

    Doğan köy yaşamını neden seçtiğini ise şöyle anlatıyor:

    “Köyü seviyorum çünkü sakin, havasını, suyunu, toprağını, insanlarını ve ortamını seviyorum. Şehir hayatını pek sevmiyorum çünkü insanı strese sokuyor. Evet köyde şartlar çok zor, ulaşım, okul, çocuklarımın hayatı, zor ama her şeye rağmen köy yaşamı daha güzel. Şehir hayatının sadece ulaşım, okul ve hastane konusunda rahat ama köy hayatı sakindir. Yani sinirlendiğinde oturup doğayı izlemek, bir kuş ötüşünü bile duymak sana her şeyi unutturuyor, mutlu oluyorsun.”

    “ÇOK ZORLUK YAŞADIK AMA KURU EKMEĞİMİZE MUTLULUĞUMUZU KATTIK”

    Evlerini eşiyle birlikte yaptıklarını söyleyen Doğan, insanın, yaşadığı yerin değerini bilmesi gerektiğini vurgulayarak anlatıyor:

    “İkimizin de emeği var bu yaşamda. Çok zorluklar yaşadık, iki kere sıfırdan başladık ama başardık. Bazen aç kaldık, susuz kaldık ama o kuru ekmeğimize mutluluğumuzu, huzurumuzu koyduk. Zorlukları öyle başardık yoksa başaramazdık. İster zengin ol ister fakir ol huzurun ve mutluluğun olsun ama bir kuru ekmeğin olsun her şeye bedel, yeter ki insan yaşadığın yerin değerini bilsin.”

    “KÖYDEKİ HER ŞEY ORGANİK”

    Köydeki tek geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu söyleyen Çiğdem Doğan, Köydeki her şeyin organik olduğunu belirtiyor.

    “Bu hayvanlar bizim her şeyimiz. Bizim geçim kaynağımız hayvancılık onun dışında bir şeyimiz yok. Her şeyimiz bu hayvanlar. Diğer türlü bahçe ekiyoruz, bostanımız var, çayırlarımızla uğraşıyoruz. Köyde her şey organiktir. Bu yıl bahçemi daha da büyüttüm. Evimin önünde elmalar ve armutlar var. Onları sadece sonbahar  ev için topluyorum, satmıyorum. Kışın buranın ulaşımı zor olduğu için sürekli gidip gelemiyorsunuz ilçeye bu sebeple elde ettiğimiz ürünleri tüketiyoruz. Tabi bu zorluklar da sizi üretmeye yönlendiriyor. Kış hazırlıklarımıza üç ay önce başlıyoruz” diyor.

    “BİR SONRAKİ DÖNEMDE KADINLAR DESTEK VERİRSE MUHTAR OLMAK İSTİYORUM”

    Kadınların zorluklar yaşadığını ve bu durumdan dolayı onların daha güçlü katılmalarını sağlamak istediğini söyleyerek bir sonraki seçimlerde köyde muhtar adayı olacağını da belirtiyor Doğan. Neden muhtar olmak istediğini de şu sözlerle anlatıyor:

    “Bir sonraki seçimlerde muhtar olmak, aday olmak istiyorum. Buna gereksinim duymamın sebebi buradaki kadınların topluma daha güçlü katılımını sağlamak için. Biz buradaki kadınlar sadece hayvancılıkla uğraştığımız için bütün hayatımızı ona adamışız. Sosyal bir hayatımız yok, kadınların herhangi bir yere katılımları yok. Bir yere gezmeye gidemiyorlar kadının ne kadar değerli olduğunu topluma anlatmamız lazım.”

    “ARKAMDA KADINLAR OLURSA HER ŞEY DAHA GÜZEL OLACAK”

    Doğan bu kararına eşinin pek olumlu bakmadığını belirtirken onu ikna edeceğinden de emin gibi konuşuyor. “Tabi arkamda kadınlar olur, birbirimize güvenir destek olursak en güzel şeyleri yapacağıma inanıyorum” diyerek projelerini anlatıyor:

    “Burada hayvancılık yapıyoruz fakat ürünlerimizi tanıtamıyoruz. El işlerimiz, örgülerimiz, yağlarımız, peynirlerimiz olsun kimseye tanıtamıyoruz, sadece biz biliyoruz. İnsanların buraya gelmesini, burayı tanımasını hayatı ne kadar zor şartlarda yaşadığımızı ürünlerimize ne kadar değer ve kıymet verdiğimizi, sevgimizi katarak yaptığımızı görmeleri gerekir. Bunları tanıtmak için elimden geleni yapacağım” diyor.

    Semra ACAR / Varto (Gımgım)

  • Vartolu Haydar Işık 30 yıldır köyde berxwanlık yapıyor-video

    Vartolu Haydar Işık 30 yıldır köyde berxwanlık yapıyor-video

    PİRHA – Muş Varto Ozankent Köyü’nde 73 yaşındaki Haydar Işık’ı usul usul kuzularını otlatırken karşılaşıyoruz… 30 yıldır berxwanlık yaptığını söyleyen Işık, köyde eşiyle yalnız kalıyor. Işık, “Şahsen başka yerde yaşamak istemem. Buranın havası, doğası çok güzel” diyor.

    Muş Varto Ozankent Köyü’nde yaşayan Haydar Işık,  73 yaşında. Işık, 30 senedir berxwanlık yapıyor. Köyde yaşayan Haydar Işık’ı öğlen vaktinde kuzularının peşinden giderken karşılaşıyoruz.  Sabah saat 04.00’de işe başlayan Haydar Işık, öğlen kuzularını getirip tekrar otlatmak için götürdüğünü söylüyor.

    Köyde eşiyle yaşadığını, 10 çocuğunun olduğunu ama çocuklarının her birinin başka memleketlerde yaşadığını söyleyen Işık, “Köyde eşimle yalnız yaşıyorum” diyor.

    30 senedir bu işi yaptığını belirten Işık şunları dile getirdi:

    “73 yaşındayım. Saat 04.00’te  kalkıp kuzuları otlatmaya götürüyorum. Öğlen kuzuları getirip koyunları sağdıktan sonra yine götürüyoruz. Köydeki işlerimiz bunlar. 10 çocuğum var. Her biri bir yerde oturuyor. Biri İzmit’te, biri İstanbul’da. Burada eşim ve ben tek başımıza yaşıyoruz. Eşim evde kalıyor ben de kuzuları otlatmaya götürüyorum.”

    “KADINLAR CEFA ÇEKİYOR”

    Kadınların cefa çektiğini ifade eden Işık, “Kadınlar için burası çok zor. Kimse yok, iş çok. Ev işi, koyun işi derken daha fazla çalışıyor ve yıpranıyor. Gençken çayır biçiyorduk, kağıt oynardık. Babam sağken de ben 7 yıl çobanlık yaptım. Kaval çalmayı bilmiyorum çalışsam belki yapardım. Kuzuları köyden uzak bir yere götürüyorum. Ben şahsen başka yerde yaşamak istemiyorum. Buranın havası ve doğası daha güzel ve temiz. Şehirde binalar var ama böyle rahat değil. İnsan orada yıpranıyor, fabrika fazla.” diyor.