PİRHA-Dersim’de birçok köyün elektrik, su ve yol başta olmak üzere sorunları devam ediyor. Kentin çok ciddi altyapı sorunu olduğunu belirten Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Devlet, köylülere ‘bana biat et, ben de size hizmet getireyim’ mantığıyla hareket ediyor. Köylere hizmet götürülmemesiyle aslında ‘size burada yaşama alanı tanımayacağız’ deniliyor” dedi.
Dersim’de birçok köyün elektrik, su ve yol sorunu devam ediyor. Köylülerin, devlet yetkililerine yaptıkları bütün başvurular ise sonuçsuz kalıyor. Devlet yetkilileri, köylere hizmet yapmak için ödenek olmadığını dile getiriyor ancak Dersim’de karakol, kalekol ve maden ocaklarına yollar yapılıp, elektrik götürülüyor.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de devletin, köylere hizmet götürmemesini PİRHA’ya değerlendirdi.
“DEVLET, ‘BİAT EDERSENİZ HİZMET GETİRİRİM’ DİYOR”
Dersim’de çok ciddi altyapı sorunu olduğunu belirten Ayten Kordu, “Dersim’in birçok köyünde su ve elektrik yok. Bazı köylerde yaşanan sık elektrik kesintilerinden dolayı köylülerin beyaz eşyaları bozuluyor. Ovacık’ın Havaçor köyünde 25 ev olmasına rağmen köyde içme suyu yok. 1997 yılında boşaltılan Havaçor köyüne 2002 yılında geri dönüşler olmuş ancak devlet hizmet götürmüyor. Devlet, insanlara ‘köyünüze geri dönün’ diyor ancak köylere hizmet götürmüyor. Devlet, köylülere ‘bana biat et, ben de size hizmet getireyim’ mantığıyla hareket ediyor. Köylere hizmet götürülmemesiyle aslında ‘size burada yaşama alanı tanımayacağız’ deniliyor” dedi.
“GÜVENLİK POLİTİKALARI İÇİN BÜTÇE VAR AMA HİZMET İÇİN YOK”
Devletin Dersim’in her tarafına arama noktaları, karakol ve kalekol yaptığını ifade eden Kordu, “Güvenlik politikaları için bütçe var ama hizmet için bütçe yok. Madencilik yapan şirketlere, kalekollara yol ve elektrik götürüyorlar ama köylere hizmet götürmüyorlar. Dersim’de devletin bu politikası uzun yıllardır devam ediyor, biz de hem mecliste hem de köylerimize giderek halkımızla birlikte insanların yaşam hakkı olan temel ihtiyaçlarının karşılanması konusunda mücadele ediyoruz” diye konuştu.
PİRHA- Yeşil Sol Parti Adıyaman Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Ali Bozan ve beraberindeki partililer birçok köyde halk buluşmaları gerçekleştirdi.
Yeşil Sol Parti Adıyaman Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Ali Bozan ve beraberindeki partililer Balyan, Davuthan, Tekpınar, Karaçalı, Çimenke, İncekoz, Tolmaz ve Zivar köyleride halk buluşmaları gerçekleştirdi.
Kitlesel bir şekilde gerçekleşen buluşmalarda Yeşil Sol Parti adaylarına halk yoğun ilgi gösterdi.
Ziyaretlerde 14 Mayıs seçimlerine giderken Yeşil Sol Parti’nin meclise güçlü girmesinin önemine vurgu yapan Kenanoğlu, “Bu seçim sıradan bir koltuk değişimi seçimi değil. Geçmiş yüzyılda hataların tekrar edilmediği, ortak vatanda demokratik bir cumhuriyette kardeşlik hukukunu tesis edildiği bir ülkede yaşamak istiyoruz. Ülkede hem siyaseten hem de ekonomi olarak bir rahatlamaya ihtiyaç var. Bizler meclise 100 vekille girmeyi önümüze koyduk” şeklinde konuştu.
PİRHA- Depremin vurduğu kentlerden Maraş’ta, beslenme ve barınma ihtiyaçları karşılanmayan halk, sokaklarda sabahladı. Ayrıca Elbistan’ın birçok köyündeki yıkımda hala enkaz altında olanların olduğu ve yardımın ulaşmadığı kaydedildi. Bir görüntüde depremzedenin, “Yardım ulaşmadı. Ayaklarım çok ıslandı bot istiyorum. Bizler açız. Yardım eden yok” dediği görüldü.
Maraş’ın Pazarcık ilçesinde peş peşe meydana gelen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki depremlerden etkilenen Maraş’ta, ihtiyaçları karşılanmayan depremzedeler, geceyi sokakta ya da araçlarında geçirmek zorunda kaldı.
Kentte tamamen yıkılan binaların enkazında arama kurtarma çalışmalarına devam edilirken, geceyi evlerinde geçirmemeyi tavsiye eden yetkililer, yurttaşların hiçbir ihtiyacını karşılamadı.
Kenttin belli yerleri barınma yeri olarak belirlenirken, buralara ne barınma ne de gıda ihtiyacı ulaştırılmadı. Yetkililer halka gerekli hizmeti sağlayamadığı için insanlar, çareyi sokakta, evine yakın boş alanda veya araçlarında geceyi geçirmek zorunda kaldı.
Yoğun bir yıkımın yaşandığı Elbistan’nın köylerine ulaşım kapanırken, çok sayıda kişinin enkaz altında olduğu kent merkezindeki yurttaşlar ise yetkililerin ve medyanın duyarsızlığına tepkili.
ELBİSTAN KÖYLERİ YIKILDI
Elbistan’dan bir depremzede, irtibatlarının tamamen kesildiğini, kar ve sisten dolayı yolların da kapandığını aktardı.
Ulaştığımız depremzedeler, tipi ve sisten dolayı yolların kapandığını ve irtibatlarının tamamen kesildiğini söyleyerek, köylerde hala enkaz altında bekleyen depremzedeleri kurtarmak adına tek bir yetkilinin dahi kendilerine ulaşmadığı bilgisini paylaştılar.
Depremden etkilenen köyler arasında Soğucak, Bakış, Malap, Kantarma, Hasanali, Atmakaşanlı, Karahasanuşağı, Ağcaşar, Akbayır, Höyücek, Alçiçek köylerinin etkilendiği, kar yağışından dolayı köylerin ulaşıma kapandığı bilgisi verildi.
Ayrıca Afşin’ bağlı Ağcaşar, Kötüre ve Arıtaş köylerinde yıkımın etkisinin büyük olduğu ve yurttaşların geceyi dışarıda geçirdiği belirtildi.
PİRHA- Bingöl’de meydana gelen depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen halen çadırlarda ve konteynırlarda kalan depremzedeler, verilen vaatlerin yerine getirilmediğini belirterek mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesi çağrısında bulundu.
14 Haziran 2020 tarihinde başta Bingöl’ü etkisi altına alan, merkez üssü Karlıova olan 5.8 büyüklüğündeki depremde birçok ev yıkılmış ve hasar görmüştü. Karlıova, Yedisu ve Adaklı ilçelerini ve köylerini etkileyen depremde 108 yerleşim yerinde toplam 31 bin 487 yurttaş etkilenmişti. Karlıova ile birlikte Yedisu ve Çat ilçelerini de etkileyen deprem sonucu 22 yapı yıkıldı, 214’ü aşkın yapı da ağır hasar gördü.
Depremden en çok etkilenen Karlıova ve Yedisu ilçelerine bağlı Kaynarpınar (Licik), Ilıpınar (Çerme), Elmalı (Almalı), Güzgülü (Arnes) köylüleri, yıkılan ya da hasar gören ev ve ahırlarının onarılması beklentisinde.
GEÇEN 1 SENEYE RAĞMEN KONTEYNERLERDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYORLAR
Yurttaşlar boş araziye kurulan konteyner ve kamp çadırlarında kalıyor. Kendilerine yeni bir ev yapılmadan var olan evlerinin yıkıldığını belirten yurttaşlar konteyner ve kamp çadırlarda yaşamının imkansız hale geldiğini işaret ederek ne banyo ne de lavabo ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri imkanlara sahip. Depremin birinci yılı geçerken yurttaşlar ise halen çadır ve konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor.
KONTEYNERLER KIŞIN SOĞUK, YAZIN İSE ÇOK SICAK
Depremin birinci yılı üzerinden kısa bir hala yaralarının sarılmadığını anlatan depremzedeler, acil ihtiyaçlarının ev ve ahır olduğunu belirtti. Kışın eksi 20 derece soğukta ve yazın 40 derecede sıcakta konteynerlerde yaşamlarını sürdüren depremzedeler, kendilerine verilen çadırları da hayvanları için kullanıyor. Yıkılan birçok konutun enkazı kaldırılırken, depremzedeler yıkılan evlerinden ve ahırlarından sağlam kalan briketleri ve keresteleri ayıklayarak, konteynırların çevresini kapatmış durumda.
HAYVANLARI TELEF OLDU
Hayvan damları yıkılan yurttaşların kendi imkanları ile kurdukları çadır ve brandalar içerisinde beslemek zorunda kaldıkları hayvanların bir çoğu sıcaktan telef olmuş durumda. Birçok hayvanın ise brandalar ile birlikte sıcağın etkisi yüzünden gözleri kör olmuş durumda.
HER AY ELEKTRİK FATURASI
Son zamanlarda peş peşe meydana gelen depremler sonrasında deprem , yangın ve su baskını gibi afetler nedeniyle mağdur olan tüketicilerin ödemek zorunda kaldıkları elektrik ve doğal gaz faturalarının 1 yıl ertelenmesi kararına rağmen her ay kendilerine elektrik faturası gönderildiğini kaydeden yurttaşlar durumu ‘utanç’ olarak adlandırıyor.
Meclis Plan Bütçe Komisyonu’na gelen 39 maddelik Torba Yasa’da yer alan ilgili ek maddeye göre; deprem , yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetler nedeniyle mağdur olan tüketicilerin ödemek zorunda kaldıkları elektrik ve doğal gaz faturalarının 1 yıl ertelenmişti. Bingöl’deki depremzedeler için bu durum ise tam tersine dönmüş durumda.
“VERİLEN SÖZLER TUTULSUN”
Depremde evi hasar gören ve ahırı yıkılan Kaynarpınar (Çerme) Köyü’nde yaşayan depremzedelerden Bülent Çamak, bir yıl geçmesine rağmen devletin verdiği sözü tutmadığını ifade etti. Köylerinde 14 ağır hasarlı hayvan damı olduğunu söyleyen Çamak, “Kendi imkanlarım ile hayvan damı yaptı ve AFET Müdürlüğü bu masrafımı karşılamadım. TOKİ ödeneğini dahi vermediler. Kışın komşularımız mağdur oldu. Çadırda, branda da kalan hayvanlarımız telef oldu. 50-60 hayvanımız kör oldu. TOKİ’ye ne kadar borçluyuz bilmiyoruz. Boş bir kağıda imza attık. Sorularımız cevapsız kalıyor. Köylülerin evlerini kendilerinin yapmasına izin vermiyorlar. Hayvan damı olmadan kimsenin hayvancılık yapma şansı yok. Böyle giderse insanlar Karakoçan’a göçecek. Herkes verdiği sözü tutsun” diye konuştu.
“KOCA KIŞ GEÇTİ TEK BİR HİZMET YOK”
Kaynarpınar (Licik) köyünden 71 yaşındaki Çelebi Kahraman ise söz konusu geçici konteynerlerin yazın sıcak, kışın da soğuk olmasından şikayetçi. Küçük konteynerlere sığmak zorunda bırakıldıklarına değinen Kahraman, “Tam 1 yıldır bu konterneyde sürünüyoruz. Kendimde hastayım. Hiçbir hizmet yok. Geceleri çok soğuk, gündüz ise çok sıcak. Küçük bir konteynere sığmaya çalışıyoruz. Bakan gelip evimizi yapacağına söz verdi. Köyde kalan evlerimizi yıktılar. Onlar bile kalmadı. Kış ortasında hayvanlarımızı çadırlarda besledik. Koca bir kış geçti devletin tek bir hizmeti yok. Şimdi kış tekrardan geldi; ne yapacağımızı bilemiyoruz. Bugüne kadar elektriğimi, suyumu, deprem vergimi ödedim. Bugün ise devlet bize sahip çıkmıyor. Mağduruz, perişanız” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Bir diğer Kaynarpınar (Licik) köyünden yurttaş Mehmet Sait Akçıra, TOKİ’nin inşa edeceği konutlar için imzaladıklarını mukaveledeki ödeme kısmının açık olduğunu sözlerine ekleyerek ne kadar borçlandırılacaklarını bilmediklerini kaydetti. Akçıra şöyle konuştu:
“Konterneyerin arkasında çadır kurdum ve eşyalarımın yarısı orada. Önce ev yapılıp sonra hasarlı evimiz yıkılacaktı. Şimdi tam tersi ev yapılmadan evimiz yıkıldı. Köyde bahçemiz vardı. Şimdi ise burada hiçbir üretim yapamıyoruz. Kendi köyümüzde muhacir olduk. Ellerimiz bağlı bugün, yarın gelecekler diye bekliyoruz. Elimizde imkan olmadığı için evimizi kendimizde yapamıyoruz.
Mukavameleye imza attık. Ama oradaki ödenme kısmı açıktır, rakam belli değil. Yetkililer bize sağlıklı bilgi vermediler. Sanki belli bir fiyata TOKİ ile anlaşmışız gibi bir durum var. TOKİ dışında kimsenin ev yapmaya imkanı yok. TOKİ yapılan evleri kabul da etmiyor, masrafları da iade etmiyor. İnsanlar hayvanlarını satıyor. Kış gelmeden bir an önce evlerimizi bize teslim etsinler.”
“KONTERNEYDE KALMAMIZA RAĞMEN HER AY ELEKTRİK FATURASI GELİYOR”
Naciye Kahraman ise depremin ardından kadınların yüklerinin arttığını belirtti. Konteynerlerde yaşamalarına rağmen kendilerine her ay elektrik faturası yollandığının altını çizen Kahraman, “İzmir’de çocuklarımızı evlendirerek köyümüze geri döndük. Geçen seneki depremde evlerimiz yıkıldığından beri çok zor durumdayız. Konteynerler çok sıcak. Bostanlarımıza gidemiyoruz. Konteynerde kalmama rağmen her elektrik faturası geliyor. 2 yıldan beri bugün, yarın ev yapacağız diyerek bizi kandırıyorlar. Bu konteynerler çok küçük, eşyalarım dahi sığmıyor. İçişleri Bakanı Soylu geldi evimizin, hayvan damlarımızın yapılacağına dair söz verdi. Ortada bir şey yok, zor durumdayız. Eşim rahatsız, çalışamıyor. Bizim bu mağduriyetimizi görsünler. Kış geldi halimizin ne olacağı belli değil” dedi.
“20’DEN FAZLA KOYUNUM SICAKTAN TELEF OLDU”
Yedisu’ya bağlı Elmalı (Almalı) köyünden Ekrem Aydıncı hayvan damı olmamasından kaynaklı çadırda kalan 20’den fazla hayvanının telef olduğunu dile getirerek, “Bize verilen sözler yerine getirilmedi. Evlerin, hayvan damlarının yapılacağını söylediler ama hiçbiri yapılmadı. Keşke o çadırları da vermeselerdi. Yağmur yağdığı zaman bütün yağmur içeriye giriyor. 20’den fazla hayvanım telef oldu. Söz verenler şimdi ortada. Hala konteynerlerde kalan insanlar var. Kalabalık aile 2 kişilik yere nasıl sığsın? Arada bir yetkililer gelip evlerin yapılacağı söyleyip gidiyorlar. Köyümüzün hali belli. Önümüzde kış var. Bir an önce evlerimiz, hayvan damlarımız yapılmalı” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.
“KADERİMİZLE BAŞ BAŞA BIRAKILDIK”
“Burası görmemezlikten gelinmemeli. Biz insanca yaşamak istiyoruz” diyen Yedisu’ya bağlı Elmalı (Almalı) köyünden bir diğer yurttaş Hakkı Adıbelli ise, “Depremden sonra yaralarımızı kendimiz sarmaya başladık. İçişleri Bakanı o dönem iki defa gelerek belli sözler taahhüt etti. İnsanlar kendi canından çok hayvanlarını düşündü. Halen hayvan damları ve evler yapılmadı. Bizlerde bu ülkenin vatandaşıyız. Burayı kendi kaderine terk edemeyiz, burada bir yaşam var. TOKİ’ye yüksek maliyetle burası devredilir ise kimse bu parayı ödeyemez. İnsanlar kendi arazilerinde ev yapmak istiyor. Başka bir yere nakledilmek istemiyor. Geçen sene birçok hayvan verilen çadırlarda telef oldu. İnsanlar imece usulü kendi emekleriyle hayvan damlarını yaptı. Biz bu ülkeye elektrik, su, çevre temizlik vergisi ödüyoruz. Devlet de bu anlamda bize sahip çıkmalı. Burası görmemezlikten gelinmemeli. Biz insanca yaşamak istiyoruz. Günde en az 2-3 defa elektriklerimiz kesiliyor. Şu şebekelerimiz arızalı, yollarımız stabilize yol. Birçok eksik var. Halk kendi kaderiyle baş başa bırakılmış durumda” şeklinde konuştu.
“MAHKEME KARARI BEKLENMEDEN EVİMİZİ YIKTILAR”
60 haneden 20’si yıkılmış durumda bulunan Yine Yedisu ilçesine bağlı Güzgülü (Arnes) köyünden Hüseyin Arıca evlerindeki sıva çatlakları için ağır hasar kaydı tutulduğunu ve evinden zorla çıkarıldığına vurguda bulundu. Arıca, “Evimde çatlaklar olmasına rağmen ağır hasar kaydı verildi. Sıva çatlakları ağır hasır sayıldı. Ahır ve samanlığa ise ağır hasar kaydı verilmedi. Biz ev, ahır ve samanlığın birlikte yapılması dile getirdik. Hayvanlarım sırf bu yüzden telef oldu. Yer tespiti, borçlandırma yapılmasına dair hiçbir bilgi verilmedi. Bu durumu mahkemeye verdim. Mahkeme sonucu beklemeden evimi yıktılar. Zorla çıkarmakla tehdit ettiler. Eşyalarım hep dışarda kaldı, ıslandı. Kimi kendi imkanı ile evlerini ve ahırlarını yaptı. Ama TOKİ yapılan ev ve ahırlar için belli bir ödeneği vermek istemiyor. Ciddi anlamda sorunlarımız, eksiklerimiz var. Birileri sesimizi duysun artık” diyerek isyan etti.
PİRHA- Erzurum’un Hınıs ilçesinde seçim çalışmalarını sürdüren HDP Hınıs Belediyesi Eş Başkan Adayları Nurcan Felekoğlu ve Mehmet Bayraktar, köyleri gezerek evlere mihman oluyor ve halkın sorunlarını dinliyor. Eş başkan adaylarını olumlu karşılayan halk, kayyumun gitmesini istiyor.
31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kala Türkiye’nin dört bir yanında adayların çalışmaları sürüyor. Bu yerel seçimde Erzurum’un Hınıs ilçesinde AKP ve HDP yarışıyor. Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Belediye Eş Başkan Adayı olan Nurcan Felekoğlu ile Mehmet Bayraktar, Erzurum’un zorlu kış koşullarına rağmen sürdürdükleri seçim çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.
Eş başkan adayları Hınıs’ın köylerine gidip tek tek evlere mihman oluyor. Gittikleri yerlerde insanlar tarafından güzel bir şekilde karşılanan eş başkan adayları, insanların sorunlarını sıkıntılarını dinliyor.
“İRADEMİZİ 31 MART’TA GÖSTERECEĞİZ”
Bir Alevi kadın siyasetçi olan Nurcan Felekoğlu, seçim çalışmalarının iyi gittiğini ancak Alevi köyleri üzerinde AKP’nin baskısı olduğunu söyledi. Köylerdeki seçmenlerinden çok güzel tepkiler aldıklarını belirten Felekoğlu, “Kırılmış bir halk iradesi var. Bu halkın iradesini geri almak için elimizden geleni yapıyoruz. seçim çalışmalarımızı ona göre yürütüyoruz. Biraz da o korkuyu saldık içlerine herhalde. Dört bir yandan saldırıya geçtiler ki köylüler üzerinde ciddi baskılar kuruyorlar. O baskılara yenilmeyeceğiz. İrademizi sandıkta 31 Mart’ta göstereceğiz” şeklinde ifade etti.
“KÖYLERİN YOLLARI BOZUK VE SU SIKINTISI VAR”
Kapı kapı gezerek kadınların yüreklerine dokunduklarını dile getiren Felekoğlu, kadınların ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmelerinin psikolojilerini bozduğunu ve kadınları topluma kazandırmak için projelerinin olduğunu söyledi. Gençlerin başka illere gitmemeleri için projeler yapacaklarını, onlara iş alanları açacaklarını ifade eden Felekoğlu, Hınıs’ın köylerinin sorunlarına da değindi. Köylerinin hepsinin yollarının bozuk olduğunu ve ayrıca su bakımından zengin bir coğrafya olmasına rağmen su sıkıntısı yaşandığını vurgulayan Felekoğlu, AKP’nin 17 yıllık iktidarı boyunca bu bölgeye hizmet götürmediğini kaydetti. Felekoğlu, “Şu anda borç içinde bizim Hınıs’ımız. Hınıs’ımızın tarihi çok eski olmasına rağmen taş taş üstüne konulmamış. Biz de bugün diyoruz ki bir kadın eliyle Hınıs’ımızı tekrardan ele alacağız, kadınlarla beraber yöneteceğiz” dedi.
“İYİ TEPKİLER ALIYORUZ”
HDP’nin diğer Hınıs Belediye Eş Başkan Adayı Mehmet Bayraktar da Hınıs’ın tüm köylerine ulaştıklarını ve çok iyi tepkiler aldıklarını kaydetti. Hınıs’ta hala feodalite ve ağalık sisteminin kendini hissettirdiğini bu yüzden fazla gelişemediğini belirten Bayraktar, tarım ve hayvancılığın ağırlıklı olduğu Hınıs’ta bunu geliştirmeye yönelik çalışmalar yapacaklarını ifade etti. Bayraktar, ayrıca Hınıs’ta kayyumu göndererek ciddi bir oy artışı hedeflendiklerini de ekledi.
“ALEVİLER ÖTEKİLEŞTİRİLİYOR”
Mikrofon uzattığımız halk da kayyumdan memnun olmadıklarını belirtti.
Hınıs’ta yaşayan Alevi bir genç ise Hınıs’ın Alevi köylerine hiç hizmet verilmediğini ve Alevilerin toplumda ötekileştirildiğini belirterek halkın iradesiyle oynandığını bu seçimlerde demokrasi istediklerini kaydetti.
Bingöl Valiliği, kent merkezi ve 7 ilçeye bağlı 26 bölgeyi 11-25 Kasım tarihleri arasında “geçici özel güvenlik bölgesi” ilan etti.
Bingöl Valiliği tarafından kent merkezi ve 7 ilçenin kırsal bölgelerinde “geçici özel güvenlik bölgesi” ilan edildi. Valilik tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, 11- 25 Kasım tarihleri arasında “geçici özel güvenlik bölgesi” ilan edilen 26 bölge şöyle:
“Merkez Ortaçanak, Hasar Yaylası ve Hasar Tepe, Feratan, Çır Yaylası, Merdiven Deresi, Monçü Komu bölgeleri, Adaklı ilçesinde Şeytan Dağları, Şeytan Deresi, İlbey, Maltepe Vadisi (Sevkar) bölgeleri, Genç ilçesinde Sağgöze, Büyükçağ, Yeniyazı, Dikpınar, Derman ve Şekaran bölgeleri, Solhan ilçesinde Yenibaşak- Doğuyeli bölgesi, Yayladere ilçesinde Horivanik Deresi- Tahkim Deresi (Pohus Vadisi), Kırköy Ormanları, Manav Deresi ve Güneşlik Gökçedal bölgesi, Kiğı ilçesinde Çomakderesi Bölgesinde, Karlıova ilçesinde Karacehennem Ormanları Bölgesinde, Yedisu ilçesinde Akımlı Yaylası Bölgesi.”
Erdal Erzincan Bağlama Kursu’nun düzenlediği ‘Gezici Bağlama Atölyesi’ Dersim’de bağlamacılarla buluştu. Seçmelere kalan öğrenciler, Pülümür ilçesine bağlı Dağyolu Köyün’de bağlama ustası Erdal Erzincan tarafından ders almanın keyfini yaşadı.
Erdal Erzincan Bağlama Kursu’nun düzenlediği “Gezici Bağlama Atölyesi” Dersim’de öğrencilerle buluştu. Üç yıllık bir eğitim programını içeren Gezici Bağlama Atölyesi’ndeki dersler Erdal Erzincan Müzik Kursu’nda uygulanan sisteme göre gerçekleşecek. Erzurum, Erzincan ve Dersim merkezli olarak düşünülen bu çalışma şehir merkezlerinde ve önceden belirlenmiş uygun çalışma ortamı olan köylerde yapılacak. Ücretsiz olarak gerçekleşecek atölye son ayağı Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Dağyolu Köyü’nde bir okulda gerçekleşti.
Köy sakinleri, usta bağlamacı Erdal Erzincan’nın köylerinde böyle bir kurs açarak bağlama dersi vermesinin kendilerini mutlu ettiğini söylüyor.
Gezici Bağlama Atölyesi fikrinin doğu ile batı arasındaki fırsat eşitsizliğine tepki amaçlı ortaya çıktığını belirten Erdal Erzincan, 25 yıllık bir eğitmen olarak bunu uzun zamandır kendisine dert edindiğini bu kurs ile birlikte bu sorunun giderileceğini ifade ediyor.
Atölyeye katılmak isteyen öğrenciler 7-8 Eylül’de seçmelere katıldı. Erdal Erzincan, ilk seçmeleri doğduğu yer alan Erzurum’un Aşkale ilçesine bağlı Dallı Köyü’nde gerçekleştirdi.
“DOĞU İLE BATI ARASINDAKİ FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ ORTADAN KALKAR”
Yaş aralığı 8-12 arasında olan öğrencilerle sınavlardan sonra oluşturulacak sınıfla 3 yıl ders yapılacak.
“Gezici Bağlama Atölyesi” ile ilgili konuşan Erdal Erzincan, “Erzurum, Erzincan ve Dersim coğrafyasında böyle bir proje başlattık. Projenin adı “Gezici Bağlama Atölyesi” köy köy gezeceğiz. Her köy bizim için bir derslik olacak ve aynı zamanda onların hocaları sadece ben olmayacağım o köylerdeki kaynak kişiler olacak. O kaynak kişileri çocuklarla tanıştıracağım ve asıl hocanın onlar olduğunu anlatmaya çalışacağım. Çünkü geleneksel müzik onlarla taşınmış. Bunun için adını Gezici Bağlama atölyesi koyduk. 3 yıl sürecek bir çalışma, sınavlarımızı yaptık. Kendi köyümden başlayarak. 25 öğrenci seçtik 25 öğrenci ile 3 yıllık bir eğitim düşünüyoruz. Bu üç yıllık eğitim sonunda daha sonraki projelerde burada yetişmiş çocukların gelecek kuşaklara ders vermesini hayal ediyorum. Burada kendi kendine kaynayan bir şey olmasını istiyorum. Proje ile doğu ile batı arasındaki fırsat eşitsizliği ortadan kalkar, projenin bir amacı da tiyatrocu ve sinemacılara örnek olmak. Umarım herkes kendi uzmanlık alanını buraya taşır ”diye konuştu.
“ERDAL ERZİNCAN’DAN DERS ALMAK ÇOK KEYİFLİ”
Kursa katılan Ali Umut, “Köy yerinde Erdal Erzincan gibi Türkiye’nin en büyük bağlama ustasından ders almak gerçekten çok keyifli bir şey. Umarım ben de Erdal Erzincan gibi büyük bir bağlama ustası olurum” dedi.
Selin Alan, “Bu kursa Dersim’den katılıyorum. Erdal Erzincan’dan bağlama dersi aldığım için çok mutluyum, daha iyi olmak için elimden geleni yapacağım ”şeklinde konuştu.
“ALEVİ KÜLTÜRÜNÜN ÖZÜ BAĞLAMADIR”
Erdal Erzincan’nın köylerinde böyle bir kurs vermesinin kendileri için anlamlı olduğunu belirten Hakkı Şanlı, “Bağlama bizim kültürümüzün özünde var. Önceden herkes bağlama çalardı, bugün Erdal Erzincan gelmiş köyümüze ve çocuklara bağlama dersi veriyor. Allah kendisinden razı olsun. İyi ki köyümüzde ders veriyor. Herkese kapımız açıktır.”dedi.
Bağlamanın Aleviler için önemli olduğunu söyleyen Haşim Yıldız ise, “Cem bağlandığı zaman ibadet edildiği vakit, bağlama çalınırdı ve deyişler söylenirdi. İnşallah bu kurs böyle devam eder, çocuklarımız bağlamayı öğrenir. Bağlama çok iyidir, çocuklar sokaklarda gezmesin Erdal Erzincan’ın yanında bağlama öğrensinler ”şeklinde konuştu.
Dersim’de altı bölgede başlayan orman yangınları yaklaşık bir haftadır devam ediyor. Müdahale edilmemesi yangının büyümesine ve yayılmasına neden oluyor.
Yangının yerleşim yerlerine yaklaştığı belirtilirken, bu akşam saatlerinde Dersim Merkeze bağlı Karşılar köyünden gelen bir videoda ateşin köye 1 km kadar yaklaştığı ve köylülerin acilen müdahale için yetkililere seslendiği yer alıyor.
Köylüler, müdahale olmazsa ateşin köyü de saracağını belirtiyorlar. Geceyi uyumadan geçireceklerini belirten köylüler, bir an önce müdahale edilmesini istiyorlar.
Verilen bilgilere göre Peri Vadisinde durum çok ciddi. Dün akşam saat 18.00 civarında askeriyece atışlar yapıldı. Askeriyenin Peri Vadisi Beroj tepesine yaptığı atış sonucu Beroj tepesinde orman yangını çıktı.
Yasaklı bölge olduğu için ve can güvenliği olmadığı için insanların çaresiz beklediği bildirildi.