Etiket: köylü

  • Adıyaman’da köylüler ağaç kesimini engellemek için nöbette-VİDEO

    Adıyaman’da köylüler ağaç kesimini engellemek için nöbette-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’ın Yeşiltepe (Gazi Kale) ormanlık bölgesinde, köylüler deprem konutu yapılmak istenen ormanlık için nöbet tutuyor.

    Adıyaman’ın Yeşiltepe (Gazi Kale) ormanlık bölgesinde deprem konutları yapmak için binlerce ağaç kesildi. Çevrede bulunan Koçali, Mustafabeyli (Çeper), Bağlıca (Buwuko) köylüleri ormanlık alanda ağaçların kesilmesini istemediklerini belirterek, kesime engel olmaya çalışıyor.

    Kesim bölgesinde jandarma barikat kururken, köylülerin bekleyişi sürüyor. Köylüler, hayvanlarını otlattığı doğasının talan edilmesine tepki göstererek bu alanda deprem konutları yapılmasına asla izin vermeyeceklerini de ifade ettiler.

    Orman kesimine karşı çıkmak isteyen köylülerle jandarma arasında arbede yaşandı. Ağaçların kesilmesini istemeyen köylüler, yolu kapatmak istedi. Kesim için gelen işçilerin testere makinasını çalıştırması üzerine tepki gösteren halk izin vermek istemeyince olaya müdahale etmeye çalışan  jandarma kadınları zorla alandan çıkardı. Ormanların kesildiği alanda çekim yapmak isteyen gazeteciye de izin verilmedi. Yaşanan olayların ardından polisler 6 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan kişiler emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, köylüler ormanlık alanda konut yapılmasına müsade etmeyeceklerini söyledi.

    Ormanlık alanın dışında yer olmasına karşın ağaçların kesilmesini istemeyen köylüler yetkililerin konuyla ilgili çözüm bulmasını istedi. Köylülerin bütün çabalarına rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü kararından vazgeçmediği belirtildi. Yurttaşlar, konuyla ilgili olarak valilikle görüşeceklerini söylediler.

     PİRHA/ADIYAMAN

    İLGİLİ HABERLER

    Adıyaman’da deprem konutları için binlerce ağaç kesildi, köylüler tepkili-VİDEO

     

  • Direnen köylülere şafak baskını; 11 köylü darbedilerek gözaltına alındı-VİDEO

    Direnen köylülere şafak baskını; 11 köylü darbedilerek gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA- Muğla’nın Deştin Köyü’nde kurulması planlanan çimento fabrikasına karşı direnen 11 köylü gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan ikisi 18 yaşından küçük oldukları gerekçesiyle serbest bırakıldı. Köylülerin direnişi devam ediyor.

    Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Deştin Köyü’nde ‘Muğla Çimento’ tarafından kurulmak istenen çimento fabrikasına karşı köylülerin direnişi devam ediyor. Köy halkı, inşaat alanına giden yolu kapatarak inşaat kazanın geçişini engellemeye çalışmıştı. Köylülerin nöber eylemine sabaha karşı jandarma müdahele etti. Müdahele esnasında 11 kişi darbedilerek gözaltına alındı.

    “BİZİM ÖNÜMÜZDE SÜRÜNMESİ GEREKEN İNSANLAR SÜRÜNSÜN”

    Darbedilerek gözaltına alınan, daha sonra serbest bırakılan 16 yaşındaki gencin annesi “Benim 16 yaşındaki çocuğum çadır nöbetinde yerlerde süründü. Jandarma kafasına bastı. Niye bize sahip çıkmıyorlar? Neden benim çocuğum yerlerde sürükleniyor. Bir insanın kafasına basmak nedir?” diyerek tepki gösterdi.

    “BİZİ ZEHİRLEMEK İSTİYORLAR”

    Direniş nöbetimde gelini gözaltına alınan Kevgire Şener “ Hani şiddet yoktu. Gösterin bize. Gelimi burada 10 kişi bekliyor. Biz burada şiddeti de gördük tekmeyi de gördük.  Şirketin derdi bizleri zehirlemek. Topraklarımıza çimento fabrikası yapmak istiyorlar. Meydan onların oldu” diyerek, eyleme devam edeceklerini söyledi.

    PİRHA/MUĞLA 

  • ‘Mirkut’ belgeselinin yönetmeni Sedat Kıran: Köylünün, erke karşı isyanını anlattık

    ‘Mirkut’ belgeselinin yönetmeni Sedat Kıran: Köylünün, erke karşı isyanını anlattık

    PİRHA- ‘Mirkut’ adlı belgeselin yapımcısı ve yönetmeni Sedat Kıran yakın zamanda festivallere gönderilecek olan filme dair bilgiler verdi. Kıran, “Son yüz yılda artık sanayi ve dijital çağa giren bir yaşam biçimi var. Filmi izleyenler, bu yaşam biçimi ile birlikte tarım toplumunun binlerce yıllık hikayelerinin, kültürlerinin artık son dönemlerini yaşadığının farkındalığını görecekler” dedi.

    Sedat Kıran’ın yapımcılığı ve yönetmenliğini yaptığı ‘Mirkut’ adlı belgesel filmi izleyicileri ile buluşmaya hazırlanıyor.

    Halen çalışmaları süren belgeselde binlerce yıllık geçmişi olan Karacadağ pirincinin ekimi ve hasadı anlatılıyor. Mirkut, pirinç üretiminin ekim aşamasından hasada kadar tüm evrelerini, bu süreçte yaşanan zorlukları, üreticilerin zahmet ve coşkularını konu edinen uzun metrajlı bir belgesel film. Mirkut belgeseli; toprak sahibi egemen erklere karşı, ezilen emekçi çiftçilerin yenen hakları ve emekleri gibi toplumsal mesajlarla da dolu bir film.

    Belgeselin yapımcısı ve yönetmeni Sedat Kıran çok yakında festivallere gönderilecek olan ‘Mirkut’ hakkında bilgiler vererek herkesi filmi izlemeye davet etti.

    “MİRKUT, TARIM TOPLUMUNDA KÖYLÜNÜN ERKE KARŞI İSYAN ETMESİ DEMEKTİR”

    Mirkut’un ne anlama geldiğini ve neden bu ismi seçtiklerini anlatan Kıran şunları dile getirdi:

    “Mirkut, tamamıyla tarım toplumuna ait olan ve başka bir dilde karşılığı olmayan bir kelimedir. Kelime fenotipine baktığınız zaman mir; erk, otorite demektir. Kürt coğrafyasında beli bir erk ve yönetimi olan kişilere mir denilir. Yani güç sahibi, erk. Mirdeki ‘kut’ eki ise, Kürtçede vurmak, karşı koymak anlamındadır. Böylelikle mire bir karşı duruş, bir isyan niteliği taşıyan kelimedir mirkut. Mirkut, tarım toplumunda erkin, otoritenin, toprağa egemen gücün yanında mirin toprağını işleten köylülerin hasat döneminde fazla pay alan mirin adaletsiz bölüşümüne karşı isyan etmesidir. Ayrıca toprağı işleten köylülerin buğdayı un yaparken soku ya da dibekte o taşa koydukları buğdayı un haline getirme işine de denir. Köylüler bu işi yaparken kadınlı erkekli hep birlikte bu işi yaparlar ve mirin sömürüsünü dile getiren türküler söylerler. Bu bir ritüeldir. Bu işlemi yaparken türküler, klamlar söylenmesi binlerce yılık bir gelenektir.”

    “BELGESEL YÜZLERCE YILLIK BİR TARIM RİTÜELİNİ ANLATIYOR”

    Mirkut belgeselinin, yüzlerce yıllık Karacadağ pirincinin ekim ve hasadını konu edindiğini ifade eden Kıran filme ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Bu filmde, Karacadağ’da yüzlerce yıllık çeltik pirinç ekimi ve Karacadağ’da ki üreticilerin sorunlarını ve yaşadıkları zorluklar anlatılıyor. Üreticiler umutlarıyla birlikte, periyodik ve renkli bir şekilde bu ekim ve hasat yapıyorlar. Ekim ve hasatta eski klasik yöntemleri kullanıyorlar. Orak ile yapılan hasat zamanında coşkuları bereket ile ödüllendiriliyor. İnsanlar bu berekete karşılık hep birlikte kurbanlar kesiyorlar. Birlikte türküler, klamlar okuyorlar. Bu renkli ritüeli, bu derin tarım kültürünün kodlarını belgelemek ve kayıt altına almak istediğim için bu belgeseli çektim. İzleyiciler belgeseli izlediklerinde şunları öğrenecekler; Son yüz yılda artık sanayi ve dijital çağa giren bir yaşam biçimi var. Ve bu yaşam biçimi ile birlikte tarım toplumunun binlerce yıllık hikayelerinin, kültürlerinin artık son dönemlerini yaşadığının farkındalığını görecekler.”

    Mirkut’un, 50 dakikalık uzun metrajlı bir belgesel film olduğunu söyleyen Kıran, “2 yılık bir çalışmanın ürünü ve son süreçte tüm aşamaları bitti. Filmi artık festivallere göndereceğiz. Umudumuz bu kültürü farklı kültürler ile tanıştırmak ve bu kültürü yaşatabilmek. Herkesi filmimizi izlemeye davet ediyorum” dedi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

     

  • Başkavak: İktidar üretici köylünün sesini duymuyor, çarpıtıyor-VİDEO

    Başkavak: İktidar üretici köylünün sesini duymuyor, çarpıtıyor-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Mahir Ünal’ın bir çiftçiye yönelik “Cebinde telefonu var ama yoksulluktan şikayet ediyor” şeklindeki sözlerine tepki gösteren Tüm Köy- Sen sendika uzmanı Sedat Başkavak bunun gerçekleri çarpıtmanın çabası olduğunu vurguladı. Başkavak “Üretici köylü, pırlantada, uçaklarda, yatlarda kaldırılan ÖTV’nin üretim için kullandıkları mazottan da kaldırılmasını istiyor. Duyan, gören var mı? Yok” diye konuştu.

    AKP Genel Başkan yardımcısı Mahir Ünal’ın katıldığı bir televizyon programında bir anısını anlatırken, bir çiftçi için “Cebinde telefonu var ama yoksulluktan şikayet ediyor” sözlerine Tüm Köy- Sen sendika uzmanı Sedat Başkavak’tan tepki geldi.

    Mahir Ünal’ın köylü, cep telefonu örneğinin gerçekleri çarpıtmanın çabası olduğunu vurgulayan Başkavak, “Bu yeni bir çaba değil. Cumhurbaşkanı da, diğer AKP’li yetkililer de geçmişte benzer söylemlerde bulunmuşlardı” dedi.

    “ÜLKE KÖYLÜSÜNÜN BORÇLANARAK ÜRETİM YAPTIĞI GERÇEĞİ APAÇIK DURUYOR”

    Başkavak, köylünün çok açık bir şey söylediğine dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Eğer köylünün cebinde telefonu ve interneti varsa ölen biten yoktur demeye getiriyorlar. Dolayısıyla asıl yaşananı değil, gizlemeye dönük bir çaba söz konusu. Ancak ortada ülke köylüsünün borçlanarak üretim yaptığı gerçeği apaçık duruyor. Borcu olan köylüler Ankara kapılarında ‘borçların faizi silinsin, borçlar uzun süreli ertelensin’ diye talepte bulunup eylemler yapıyor. Üretici köylü pırlantada, uçaklarda, yatlarda kaldırılan ÖTV’nin üretim için kullandıkları mazottan da kaldırılmasını istiyor. Duyan, gören var mı? Yok. Çünkü AKP’nin tarzı; işçiyi, emekçiyi, üreten köylüyü görme, sermayenin isteklerini yerine getir noktasında. Onun içinde tarımda ithalatçı ve tarım tekellerini koruyan politikalar hakim.”

    Diren KESER/MERSİN

  • TÜM-KÖY-SEN: Çiftçilerin sesini duyun, borçlardan icralık oluyoruz

    TÜM-KÖY-SEN: Çiftçilerin sesini duyun, borçlardan icralık oluyoruz

    PİRHA- Tüm Üretici Köylüler Sendikası (TÜM-KÖY-SEN) Malatya Şube Başkanı Ali Gürel, Pandemiyle birlikte çiftçinin borç batağına saplandığını ifade ederek “Üreticiler, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası başta olmak üzere yüksek faizlerle çektikleri kredileri ödeyemez duruma geldi. Aldıkları tarımsal araç gereçlerinin parasını ödeyemedikleri için icralık oluyorlar” dedi.

    TÜM-KÖY- SEN üretici ve köylünün sesi olmak için Malatya’da yapılanmasını tamamlayarak açılışını gerçekleştirdi. Şube Başkanı Ali Gürel, sendikanın 2004 yılında kurularak, 41 ilde şube açtığını ancak “köylünün sendikası mı olur” denilerek, sendikanın kapatıldığını belirtti. Yoğun bir çaba sonucunda tekrar sendikanın açılarak, yasal statüye kavuştuğunu ifade eden Gürel, mahkeme kararıyla çalışma bakanlığından yetki alındığını, yeniden örgütlenme çalışmalarının başlamasıyla birlikte Malatya’da şube açtıklarını dile getirdi.

    “DOĞAMIZI YAŞANMAZ HALE GETİRİYORLAR”

    Ülkede tarım ve hayvancılık alanında sürekli geriye gidildiğini ve dışarıdan ürün ithal edildiğini belirten Gürel, açıklamasının başında maden ocaklarına değindi. Gürel, “Son yıllarda buna bir de çevre ve ekoloji sorunları eklendi. Özellikle son yıllarda tüm Türkiye’de verilen ÇED raporlarıyla neredeyse bütün dağlar, ovalar, meralar 49 yıllığına yerli ve yabancı şirketlere kiralanıyor. Bu şirketler siyanürle altın arama başta olmak üzere taş ocakları, maden ocakları, HES’ler ile doğamızı talan edip yaşanmaz hale getiriyorlar. Su kaynaklarını yok ediyor, tarım arazilerini, orman arazilerini adeta yok ediyorlar.” dedi.

    “ÇİFTÇİ KREDİLERİNİ ÖDEYEMİYOR”

    Çiftçinin çektiği kredileri ödeyemediğine dikkat çeken Gürel; “Üretici köylülerimiz Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası başta olmak üzere yüksek faizlerle çektikleri kredileri ödeyemez durumdalar. Aldıkları tarımsal araç gereçlerinin parasını ödeyemedikleri için icralık oluyorlar. Bir tarım ülkesi olan ülkemizin neredeyse ithal etmediği ürün kalmadı. Tarım politikaları sonucu üretime dayalı bir tarım yapılamaz hale geldi. Yani üretici köylü desteklenmediği gibi, bu borçlar yüzünden traktörlerini, hayvanlarını satmak zorunda kalıyorlar. Bizler tarımın ve çevrenin sorunlarını burada anlatmakla bitiremeyiz. Dolayısıyla sorunlarımızı örgütlü bir şekilde dile getirmek, mevcut hükümeti uyarmak, halkımızı duyarlı hale getirmek için sendikamız çatısı altında örgütlenmemiz gerekiyor. Nasıl ki işçilerin, memurların sendikaları varsa, bu sendikalar üyelerinin ekonomik özlük ve sosyal hakkını savunuyorsa, bizler de tüm üretici köylülerimizin haklarını aramak, sorunlarını tek elden dile getirmek, çözüm yolu bulmak için tüm üretici köylüleri Tüm Köy Sen çatısı altında birleşmeye, üye olmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MALATYA

  • Dersim’deki orman yangınında güvenlik güçleri suçlu bulundu

    Dersim’deki orman yangınında güvenlik güçleri suçlu bulundu

    PİRHA – Erzincan İdare Mahkemesi, Dersim’de ‘Özel Güvenlik Bölgesi’ ilan edilen yerde bulunan köyüne giderek arıcılık yapan köylünün zararının ‘kendi kusuru sonucu oluşan’ zarar olmadığına ve devletin sorumlu olduğuna karar verdi.

    Mahkeme 2018 yazında Dersim merkeze bağlı Geyiksuyu ve çevresinde haftalarca devam eden yangının da ‘terör örgütü mensuplarına güvenlik güçlerine açılan ateş neticesinde çıktığına’ karar verdi.

    2018’de Dersim merkeze bağlı Geyiksuyu bölgesinde günlerdir süren yangın geniş bir alana yayılmış bölgede arıcılık ve hayvancılık yapan vatandaşlar büyük zarar görmüştü. ‘Özel Güvenlik Bölgesi’ ilân edilen yerde bulunan köyüne giderek arıcılık yapan Cafer Zeytin adlı köylü de gördüğü zarar üzerine dava açmış çıkan yangında zararının tanzim edilmesini istemişti.

    “GÜVENLİK GÜÇLERİ SUÇLU BULUNDU”

    Erzincan İdare Mahkemesi de davacı Cafer Zeytin lehine karar vererek, köylünün oluşan zararının köylünün kendi kusurundan değil, güvenlik güçlerinin ‘terör örgütü mensuplarına açılan ateş sonucunda çıktığına ve zarardan devletin sorumlu olduğuna’ karar verdi.
    Davacı Zeytin’in avukatı Hüseyin Aygün, mahkemenin kararını sosyal medya hesabından paylaştı. Aygün Twitter’da mahkemenin bölgedeki yangının ‘terör örgütü mensuplarına güvenlik güçlerince açılan ateş neticesinde çıktığına’ karar verdiğini duyurdu. Aygün, davacının  bu kararla devletten tazminat alacağını belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Zeytinliklerini satanlar kendi topraklarında yabancı oldular’-VİDEO

    ‘Zeytinliklerini satanlar kendi topraklarında yabancı oldular’-VİDEO

    PİRHA- Dededen babadan kalan zeytin ağaçlarını daha iyi verim almak ve hastalıklardan korumak için budayan Erdal Özer, “Bizim köylü kardeşlerimiz bir anda çok para görünce bütün zeytinliklerini heba ettiler. ‘Zaman gelecek siz bu zeytinlikleri sattığınıza pişman olacaksınız’ dedik ancak bizi dinlemediler. Şimdi ise kendi köylerine kendi yurtlarına yabancı oldular” diyor. 

    Zeytinlerinin toplanmasının ardından zeytin ağaçları budanmaya başlandı. 52 yaşındaki Erdal Özer de, ağaçlara belli bir şekil vermek ve onları en üst düzeyde verime ulaştırmak amacıyla budama işlemini yapıyor. Üç dönüm arazi üzerinde 90’a yakın zeytin ağacı bulunan Özer, her yıl rutin olarak zeytin ağaçlarını budadıklarını söylüyor.

    Altınoluk köyünde yaşayan Özer, neden zeytin ağaçlarının dallarını budadıklarını ise şöyle anlatıyor:

    “Zeytin dallarını buduyoruz çünkü rahat bir şekilde sırık sirkiyoruz. Ayrıca hem ağacın dallarının daha güzel gelişmesini sağlıyor hem de ağaca hastalık bulaşmasını engelliyor. Zeytin ağaçlarının dallarını budamasak dallar üst üste biner ve sürtünme olur. Sürtünme ve  dalların içe içe girmesinden kaynaklı yaz aylarında bazı hastalıklar zeytine bulaşıyor. Ayrıca zeytin dallarının arasına güneş girmek zorunda bu nedenle budamamız şart. Herkes bu mevsimde zeytin budaması yapıyor. Nisan ve Mayıs ayı bitinceye kadar budama devam ediyor. Zeytini budarken testere ve ağaç kesme motoru kullanıyoruz. Bu rutin olarak her yıl bu aylarda yapılıyor.”

    “BURALAR HEP ZEYTİNLİKTİ”

    Budanan zeytin yapraklarında hastalık gelmesin diye yaktıklarını söyleyen Özer, “Daha sonra gübresini atıp ürün bekliyoruz” diyor.

    Budama yaparken geçici tehlikeler de atlattıklarını ifade eden Özer, “Bazen kestiğimiz dal yanlışlıkla üstümüze ve kafamıza geliyor” ifadelerini kullanıyor.

    “Zeytin bizim için kutsal bir ağaçtır” diyen Özer 35 yıl önce yaşadığı Altınoluk’un büyük bir bölümünün zeytinlik olduğunu söylüyor.

    “KENDİ YURTLARINDA YABANCI OLDULAR”

    Nedenini ise şöyle anlatıyor:

    ” Bizim köylü kardeşlerimiz bir anda çok parayı bir arada görünce bütün zeytinliklerini heba ettiler. O zaman da uyardık biz onları. ‘Zaman gelecek siz bu zeytinlikleri sattığınıza pişman olacaksınız’ dedik ancak bizi dinlemediler. Şimdi kendi köylerinde kendi yurtlarında yabancı oldular. Tüm bu zeytinlikleri ve toprakları sattıkları için. Ve o aldıkları para da bitti. Yıllar önce İskele Mahallesi’nde 6 tane taş basım zeytinyağı fabrikası vardı.  Edirne’den ve çevre ilçelerden buralara zeytin toplamak için tayfalar gelirdi.  O kadar çok zeytin ağacı ve ürün vardı. Zamanla sata sata bir şey kalmadı. Şimdi gençler de işsiz.”

    “TOPRAKLARIMIZI SATMAYIZ”

    Bu toprakların dedelerinden kaldığını söyleyen Özer, bu toprakları torunlarına bırakmak istediklerinin aktarıyor.

    Dünyada barışın simgesi anlamına gelen zeytini kutsal gören Özer, “Zeytin dalı dünyada barışın simgesi anlamına geliyor. Ancak Afrin’deki zeytin dalı ile karıştırmayalım bunu. Çünkü o ayrı bir şey. Buradaki zeytinin kökenine gidersek bu zeytin ağaçları bizden gelme değil. Bu köy ilk işçi olarak gelen Rumlar ekmiş bu zeytin ağaçlarını. Daha sonra mübadele ile gidince buralardan bizimkiler zeytinleri sahiplenmişler. Eskiden buradan 3-4 ağa varmış. Onlar Rum işçilerinden geri almışlar” ifadelerini kullanıyor.

    Zeytinlik alanların imara açılmasına tepki gösteren Özer, “Bugün siyasi politikalarından tutun devlet politikalarına kadar hiç kimse uymuyor bir şeye. Sadece görüntüde ve lafta varlar. Ancak icraatta kimse yok” diyor.

    İsmet SEFER/Sevim KAHRAMAN

    BALIKESİR