Etiket: koyun baba

  • Erkan’dan, Dersim’de Diyanet faaliyetlerine tepki: Hükümet Anayasaya uymak zorunda-VİDEO

    Erkan’dan, Dersim’de Diyanet faaliyetlerine tepki: Hükümet Anayasaya uymak zorunda-VİDEO

    PİRHA – Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muharrem Erkan, Dersim’de yürütülen asimilasyon faaliyetlerine dair “Laik bir devlet miyiz değil miyiz? Eğer devlet eliyle inançlar üzerinden bir hegemonya oluşturuluyor ve oradaki insanlara baskı yapılmaya çalışılıyorsa bu ülkeye biz ‘demokratik ülke’ diyemeyiz” dedi. Erkan, çeşitli vakıf ve derneklerin misyonerlik yaptığına işaret etti. 

    Siyasal iktidarın, Alevi inancına dönük baskı politikaları sürüyor. Gerici cemaatlerin eylemleriyle birlikte Diyanet de Dersim’deki yeni bir proje ile tepkileri üzerine çekti.

    Tunceli Müftülüğü tarafından, “Hz Ali Diyanet Gençlik Merkezi” tabelasının asılmasının ardından Alevi kamuoyundan sert eleştiriler geldi.

    “LAİK ÜLKEDE DİYANET OLMAZ”

    Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muharrem Erkan, yapılanlara dair “Anayasal suçlar işleniyor” yorumunda bulundu. Erkan, din ile devlet işlerinin ayrılması konusuna vurgu yaparak şu eleştirileri dile getirdi:

    “Her şeyden önce tarihsel dokuya iyi bakmak, geçmişi iyi irdelemek lazım. Osmanlı döneminde Dulkadiroğlu Beyliği’nin sınırları içerisinde kalan Hacı Bektaşi Veli Dergahı’nı 526 yılında Kanuni Sultan Süleyman ilhak ederek kendi topraklarına kattı. Bununla da kalmadı oradaki Dulkadiroğlu Beyliğini de lağvetti ve dağıttı. Ondan sonraki süreçte orada bir göç yaşandı ve tarihsel doku içerisinde Kalender Şah ile beraber Pir Sultan Abdal, Koyun Baba ve Kul Himmet bu süreç içindeydi. O süreçten beri bir şey daha yapıldı; Kanuni Sultan Süleyman, kendi kaynı olan Selim’i, Serçeşme’ye postnişini olarak atadı. Orada Aleviler arasında bölünmeler gibi şeyler yarattılar. Şimdi ülkemizde yapılan bugünkü uygulamalara baktığımızda anayasal suçlar işleniyor. Laik ülkede Diyanet, zorunlu din dersleri olmaz. Laik devlet anlayışı din, mezhep, inanç üzerine odaklı çalışma yürütemez. Çünkü devletin dini yoktur. Şimdi durumlar böyleyken bir uygulama yapılıyor ve bilimden ilimden; daha doğrusu çağdaş eğitimden uzak, daha feodal, daha orta çağ karanlığına götüren dini eğitim yapılanmasına doğru gidiliyor. Ve bu devlet eliyle yapılıyor. Bugün bunu Dersim’de, Tokat’ta ya da başka yerlerde de yapar.”

    “ÇEŞİTLİ VAKIF VE DERNEKLER ARACILIĞIYLA MİSYONERLİK YAPIYORLAR”

    Aynı zamanda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Tokat Şube Başkanlığı yapan Muharrem Erkan, Dersim’deki dinci yapılanmayı doğru bulmadıklarını belirterek, “Hukuka uyma” vurgusu yaptı. Erkan, AKP iktidarı ile dinci grupların yaptığı işbirliklerine işaret ederek şunları söyledi:

    “Dün çeşitli vakıf ve dernekler aracılığıyla misyonerlik görevleri yapmadılar mı? Şimdi bugün bakıyorsunuz onların bir kısmı yurtdışına kaçtı ve artık ‘kavgalıyız’ diyorlar. FETÖ olarak bilinen yapı ile beraber yol yürüyen Alevi vakıflar vardı. Onlarla cami-cemevi projelerini beraber yürütmediler mi? Bu ülkenin insanlarına, beraber ihanet etmediler mi? Şimdi bunlar ortada dururken devletin bir defa Anayasaya, bilhassa hükümetin Anayasa’mızın ikinci maddesine uymasını öneriyoruz. Çünkü vatandaşların Anayasa’ya uyma zorunluluğu varsa başta devlet erkini elinde bulunduran bu hükümet de Anayasa’ya uymak zorunda. Anayasa diyor ki ‘Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir’. Laik bir devlet miyiz değil miyiz? Eğer devlet eliyle din ve inançlar üzerinden bir hegemonya oluşturuluyor ve oradaki insanlar üzerinde bir baskı, algı operasyonu yapılmaya çalışılıyorsa bu ülkeye biz demokratik ülke diyemeyiz. Yani demokrasilerde özerklik olur. Demokratik kitle örgütleri herhangi bir partinin, yapının arka bahçesi olmaz. Bu yapılanları iyi karşılamıyor, doğru bulmuyoruz. Her şeyden önce mesela bugün ‘Dedeler maaş almasın’ derken ‘kul hakkıyla gelme de ne ile gelirsen gel’. Yol dili ile ifade edecek olursak; can, candan razı olmazsa Hakk, candan razı olmaz. Yani birbirimizden razı olabilmemiz için hak, hukuk, ekonomik anlamda bir başkasının hakkını gasp etmememiz lazım. Yani Gayri Safi Milli Hasılatımız bütün vatandaşların geliri ile oluşuyor. Ben, cemevlerine, camilere, kiliselere, havralara, sinagoglara veyahut başka inançlara bu paranın harcanmasını doğru bulmuyorum. Bu ülkenin kalkınması için bilime, ilime her türlü harcama yapılsın.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Mescit yapılan Koyun Baba Türbesi için AYM yolu da kapandı!

    Mescit yapılan Koyun Baba Türbesi için AYM yolu da kapandı!

    PİRHA-Alevi toplumunun önemli ziyaret merkezlerinden Koyun Baba Türbesi’nin mescide dönüştürülmesine mahkemeden olumsuz cevap çıktı. Konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşımayı planlayan HBVAKV Çorum Şube Yöneticisi Dede Nurettin Aksoy, “11 Mayıs’ta karar tebliğ edilmiş ancak ilgili avukatlar, bizlere durumu bildirmemiş. Bu sebepten ötürü Anayasa Mahkemesi’ne de başvuramadık” dedi.

    Çorum’un Osmancık ilçesindeki Koyun Baba Türbesi’nin yemekhanesi 2015 yılında müftülük tarafından mescide çevrilerek bir de imam atandı. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi ise türbenin kendilerine devredilmesi için birçok kez Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve Çorum Valiliği’ne başvuruda bulundu. HBVAKV Çorum Şube yöneticileri, hukuki girişimleri de denedi. Ancak itirazlar Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildi.

    ANAYASA MAHKEMESİ YOLU DA KAPANMIŞ OLDU!

    Sorunu bir üst merci olan Anayasa Mahkemesi’ne taşımayı planlayan HBVAKV Çorum Şube yönetimi, AYM’ye yapılması gereken başvuru tarihinin geride kaldığını öğrendi.

    Konuya ilişkin bilgi veren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şubesi Başkanı Dede Nurettin Aksoy, “11 Mayıs’ta karar tebliğ edilmiş ancak ilgili avukatlar, bizlere durumu bildirmemiş. Bu sebepten ötürü Anayasa Mahkemesi’ne de başvuramadık. Adeta şoke olduk. Artık ne yapılabilir bilemiyoruz. Konu ile ilgili bir yığın emek verdik. Altı yıldır mücadelemiz sürüyordu ancak boşa çıktı” dedi.

    Eren Güven/ANKARA

  • Eser: Koyunbaba Dergâhı, Alevi-Bektaşi toplumunun haklı ve meşru hakkıdır

    Eser: Koyunbaba Dergâhı, Alevi-Bektaşi toplumunun haklı ve meşru hakkıdır

    PİRHA- Birgün Gazetesi yazarlarından Turan Eser ‘Alevilerin Koyun Babası’ başlığıyla bir yazı kaleme alarak Alevi inancının tarihi açısından önemli bir yere sahip olan Koyun Baba’yı ve türbesini anlattı. Eser, “Koyun Baba Türbesi Alevilerindir. Yüzlerce Alevi-Bektaşi dergâhından biri olan Koyunbaba Türbesi, Alevilerin inanç merkezidir” vurgusunu yaptı. 

    Alevilerin önemli ziyaret merkezlerinden Koyun Baba Türbesi’nin yemekhanesinin mescide dönüştürülmesine yapılan itiraz, mahkeme tarafından reddedildi. Alevi örgütleri Anayasa Mahkemesi’ne gidecek.

    Çorum’un Osmancık ilçesinde bulunan Koyun Baba Türbesi’nin yemekhanesi 2015 yılında müftülük tarafından mescide çevrilip imam atandı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi, türbenin kendilerine devredilmesi için 2013, 2014 ve 2015’te birçok kez Tokat’taki Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve Çorum Valiliği’ne başvuruda bulunarak hukuk mücadelesi başlattı. En son itirazları Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilen Alevi örgütleri, konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacak.

    BirGün Gazetesi yazarlarından Turan Eser, ‘Alevilerin Koyun Babası’ başlığıyla bir yazı kaleme alarak Alevi inancının tarihi açısından önemli bir yere sahip olan Koyun Baba’yı ve türbesini anlattı.

    Eser, kaleme aldığı yazısında, Horasan’da doğmuş olan Koyun Baba’nın soyunun Hz. Ali’ye dayanmakta olduğunu, Koyun Baba’nın hayatının büyük bir kısmını Osmancık’ta Hak meydanında cem olup, talipleri ve etrafındaki abdalları eğitmekle geçirdiğini aktardı.

    Yaşamını yitirdiğinde ise mezarının olduğu yerin ‘Koyun Baba’ türbesi haline getirildiğini, türbeye daha sonra devlet tarafından el konulduğunu belirtti. Eser yazısında, türbenin asıl sahibi olan Alevilerin yıllardır türbeyi geri alabilmek için nasıl mücadele verdiğinden de bahsetti.

    Turan Eser’in yazısı şöyle:

    “Bir adı Seyit Ali’dir. Bir adı da Koyunlu Baba. Bektaşidir, Alevidir ve yolun ehli velidir.

    Çobandı ve yanında koyunları, kuzuları ve bir de köpeği vardı. Sadece koyun yetiştirmedi, doğa ile baş başa sürdürdüğü hayatında nefsini eğitti, kendisini yetiştirdi. Yol ehli olup halkının dertleriyle hemhal olup, çare arardı Koyun Baba.

    Hem çobandı, hem gerçek veli. Hacı Bektaş Veli yolundaydı.

    Hak meydanında cem olup, talipleri ve etrafındaki abdalları eğitti. Bugün onun adına kurulmuş türbesi ve kimliğini inkar eden devlet aklının kuşatması ve işgali altında.

    Adına “Adalet” kavramı koyan AKP, “Herkesin inancına saygı duymak” ilkesine karşı, adaletsizce yaklaşmakta ve Osmancık’taki tek Alevi dergâhına tahammül etmeyip, ona da el koydu.

    Osmancık’ın nüfusu 43 bin 183. Alevilerin ve Sünniler yaşadığı bu kasabada 6 bin civarında Alevi yaşıyor.

    Bu ilçe 139 camiye ve Alevilerin Cemevi bildiği ama kendilerine iade edilmeyen bir de Koyun Baba Türbesi’ne sahip.

    Diyanet İşleri Başkanlığı önce buraya bir imam atadı, ardından burayı ele geçirip 140’cı camiye çevirdi.

    6 Bin Alevi, asırladır kendilerine ait olan Dergaha sahip olamadı. Çünkü, Çorum Osmancık’ta bulunan Koyunbaba Türbesi de, diğer Alevi dergâhları gibi, Osmanlı tarafından işgal edilmişti. Aleviler yıllardır, “Hacı Bektaşi Veli’nin fukaralarına ait” diye anılan bu mekânda, cem oldular, muhabbet edip semah döndüler.

    Aleviler Osmanlı’dan beri süregelen işgal son bulsun istediler.

    Bu nedenle Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi, 2013 ile 2015 yılları arasından Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Çorum Valiliği’ne birkaç kez başvuru yaptı ve Koyunbaba Dergâhı-Türbesi’nin asli sahibi olan Alevilere devrini talep ettiler.

    Birçok siyasal İslamcı cemaat ve tarikatın kamu mülklerini devralmasına göz yuman Diyanet “Tekke ve Zaviyeler Kanunu”nu gerekçe gösterip Alevilere, “Koyun Baba bir mezhebe değil, millete mal olmuş bir isimdir, talep milletçe dayanışma ve bütünleşme ilkelerine aykırıdır” diyerek “olmaz” dedi. Yargı, hukukun evrensel ilkelerinde tarif edilmiş “inanç özgürlüğünü” ve “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir” yönünde verdiği kararları tanımak yerine Diyanet’in mezhepçi kararına uyarak, Alevilerin aleyhine karar verdi.

    Asıl gerekçe, çok inançlı ve çok kültürlü bu topraklarda, ötekileştirilen ve sistematik ayrımcılığa maruz bırakılan Alevi gerçeğinin tanınmamasıdır.

    Kanunları diledikleri gibi keyfi kullanan zihniyet, düne kadar Cumhuriyet’in temel yasalarından Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nu değiştirmek için Alevileri kullanmak isterken, bugünde, bu kanunu Alevilerin taleplerine karşı kalkan gibi kullanıyor. Oysa Tekke ve Zaviyeler Kanu’nu, Sünni/Hanefi mezhebinin aksine, Aleviler aleyhine kullanılmıştır. Egemen mezhebe mensup olan cemaatlere/tarikatlara ait mekânlar bir bir geri açılırken, Alevilere bu haklar verilmemiştir.

    Koyun Baba Türbesi Alevilerindir.

    Yüzlerce Alevi-Bektaşi dergâhından biri olan Koyunbaba Türbesi, Alevilerin inanç merkezidir. Çorumlu Aleviler “Halkımızın inanç ve ibadetlerinin yerine getirilmesi, bakım ve temizliğini yapmak” için, 2013 ile 2015 yılları arasında defalarca Tokat’taki Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ve Çorum Valiliği’ne başvurarak dergâhın iadesini talep ettiler.

    Çünkü Aleviler, bu mekânda, kendi inançlarını yaşamak, kendileri hakkında üretilmiş iftiraları ve nefret söylemini boşa çıkarmak, Sünni yurttaşlara Aleviliği anlatmak ve tanıtmak istiyorlardı. Devlet ise Sünni çoğunluğun yaşadığı Osmancık’ta, savunmasız konumda olan 6 bin Aleviye, dışlama ve ötekileştirme politikasını sinsice uygulamayı tercih etti.

    Alevilerin dilekçeleri dikkate alınmadı ve cevaplanmadı. Aleviler ısrar edip, beşinci dilekçeyi yazdılar. İlk dilekçe 2013, son dilekçenin tarihi ise 18 Haziran 2015’tir. Valilik, 4 yıl sonra 18 Ağustos 2017 tarihinde “Koyunbaba Türbesi mescittir ve mescide de imam atanmıştır” diyerek, devrinin mümkün olmadığını bildirmişti.

    İlginç olan; dilekçelere cevap verilmeyen süre içinde, 2014’te düzenlenen bir dilekçeye istinaden Koyunbaba Dergâhı’nın Osmancık Müftülüğü’ne devredilmişti. Yani 2013 tarihli Alevi dilekçesine 2017’de olumsuz cevap verenler, 2014 tarihli Sünni dilekçeyi, 2014’te olumlu cevaplamıştı.

    Özetle, AKP’nin “Alevi Açılımı”ndan cemevi yerine “Koyunbaba Camisi” çıktı!

    Aleviler iade beklerken, dergâh camiye çevrilip imam atandı. Orası artık cami, Sünniler namaz kılıyor, kuran kurslarına gidiyorlar. Dergâhı camiye çevirmek, sadece bir inanç özgürlüğü ihlali değil, aynı zamanda toplumsal barışın yok edilmesiydi. Ama aldırmadılar. Kamu gücüyle ideolojik ve mezhepçi işgalden bir behis görmediler. Çünkü bu karar ile inkar edilen Aleviliktir! Farklı kimliklerin toplumsal barış içinde bir arada yaşamasıydı.

    Diyanet Laiklik, İnanç Özgürlüğü Hukuku İçin Değil, Siyasal İslamcılık Lehine Çalışan Kurumdur.

    Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) karara ilişkin, “milletçe dayanışma ve bütünleşme ilkelerine de uygun düşmemektedir” diye savunma yapıyor. Alevilere ait dergâha el koymak, 139 caminin olduğu ilçede, tek Alevi-Bektaşi dergâhına tahammül göstermemek, ‘milletçe dayanışma ve bütünleşme’ değil, toplumsal kutuplaştırmanın ve Aleviliği inkarın adıdır. Bu nedenle de DİB’in savunması hukuki değil, ideolojiktir.

    Alevilik bu ülkenin gerçeğidir ve yok sayılamaz. İnançların, ibadet yerlerinin ve kutsal değerlerin ne olup olmadığına, karar vermek ya da belirlemek, devletin görevleri arasında değildir. DİB gibi laiklik karşıtı bir kurumun hiç değildir.

    Bu dava karşısında, devlet ve yargı, laiklik ilkesi gereği tarafsız kalmamıştır. Yargı ve DİB mezhepçi karar vermiştir. Tüm resmi belgelere, kaynaklara ve Koyunbaba Dergâhı hakkında yazılmış tüm kitaplara göre, bu mekân Alevi-Bektaşi dergâhıdır. Aksini iddia eden ya da gösteren tek bir delil yoktur. Yüz yıllarca cem yapılan ve Alevi-Bektaşi erkânlarının sürdürüldüğü bu tarihi, kutsal ve kültürel mekân, DİB’den alınıp asli sahibi Alevilere verilmelidir.

    DİB, Sünni/Hanefi mezhebinin örgütüdür. Alevi inancına dair bu kurumdan görüş sorulması ya da bu kurumun tanım yapma hakkı, hukuka, laikliğe ve ahlaka aykırıdır.

    Koyunbaba Dergâhı, Alevi-Bektaşi toplumunun haklı ve meşru hakkıdır ve bu hukuki talep yargı tarafından kabul edilmelidir. Yargı güçlü ve çoğunluk olanın değil, haklı ve meşru olanın lehine karar vermek zorundadır.

    Aleviler mescit yapılan türbe için Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor

    Aleviler Koyun Baba Türbesi’nin mescide dönüştürülmesine yaptıkları itirazda yukarıda bahseldiği gibi, mahkeme tarafından reddedildi. Şimdi Alevi kurumları, laiklik, inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık hakkı için, tekçiliği ve devlet mezhepçiliğini dayatan karara itiraz etmek için Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaktır.

    Koyun Baba kendisini yetiştirmiş, halkın eğitimine ve dertlerine çare yardımcı olmaya adamış bir hoşgörü örneğidir.

    Ama onun hoşgörüsünü sürdürmeye çalışan Osmancık’lı Aleviler, kendilerini, inançları, kutsal mekanlarını hoş görmeyen mezhepçi bir rejim ve mezhepçi bir Diyanet aklıyla karşı karşıyalar.

    Aleviler eşit hak, eşit yurttaşlık ve eşit haklar istiyor. Çorumlu Aleviler haklı olarak; “Bu davada hepimiz gerçekten öz kardeş miyiz yoksa üvey kardeş miyiz bu soruya cevap bulunacaktır” diyor!”

    (HABER MERKEZİ)