Etiket: küçük armutlu

  • Dilek Doğan’ın, evinde polis kurşunuyla katledilmesinin 8. Yılı

    Dilek Doğan’ın, evinde polis kurşunuyla katledilmesinin 8. Yılı

    PİRHA-Dilek Doğan’ın İstanbul Küçükarmutlu’da ailesiyle birlikte yaşadığı eve yapılan polis baskınında,  polis Yüksel Moğultay tarafından göğsünden vurularak katledilmesinin üzerinden 8 yıl geçti. Polis Moğultay’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi tepkilere neden oldu. Ailenin adalet talebi sürüyor. 

    Dilek Doğan 18 Ekim 2015’te, İstanbul Küçükarmutlu’daki evinde arama yapan Özel Harekât polislerinden Yüksel Moğultay tarafından gösünden vurularak katledildi.

    ABD Başkonsolosluğu’na yapılan silahlı saldırıya karıştığı ileri sürülen bir zanlının yakalanması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinden 13 polis, biri zırhlı, dört sivil araçla Doğan Ailesi’nin evine gitti.

    POLİS GÖĞSÜNDEN VURMUŞTU

    Dilek Doğan, polislere ayakkabılarıyla eve girdikleri için uyararak, galoş giymelerini söyledi. Polis evde arama yaparken Dilek Doğan polis tarafından göğsünden vuruldu.

    45 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra, 25 Ekim 2015’te, hayatını kaybetti. Cenazesi, polis ablukası altında hastaneden alınarak Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Dilek Doğan’ın cenazesi, Maraş’ın Afşin ilçesinde Türkçayırı Mahallesi’ndeki cemevinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

    DAVA SÜRECİ

    Dilek Doğan’ı vuran polisin, ekibin amiri Yüksel Moğultay olduğu belirlendi. Polis Yüksel Moğultay hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 83. Maddesi’ne dayanılarak “ihmal suretiyle kasten öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı ve iddianame kabul edildi.

    Dilek Doğan öldürüldüğü sırada başka bir odada kayıt yapan polis kamerasından alınan seslerin dökümüne de iddianamede yer verildi. Yapılan ilk duruşmada sanık, tetiğe basmadığını, aileyi salona ittirdiği sırada silahının patladığını savundu ve patlamaya Dilek Doğan’ın ağabeyi Mehmet Doğan’ın neden olduğunu iddia etti.

    Davanın ilerleyen aşamalarında, Doğan’ın vurulmasından hemen sonra kayda alınan, özel harekat polislerinin kendi aralarında Moğultay’ın Dilek Doğan’ı vurduğuna yönelik konuşmalarının, ailenin tepkisinin ve başka silah seslerinin de duyulduğu görüntülere ulaşıldı.

    Savcı mütalaasında, “neticesi öngörülemeyerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlanan taksir” tanımını yaparak sanığın 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Dilek Doğan’ın ailesinin avukatı, dosyadaki delillerin yok sayıldığını ve gerçekle ilgisi olmayan, sanıkları koruyan bir mütalaa verildiğini kaydetti.

    Dava sonucunda sanık Yüksel Moğultay’ın taksirle öldürme eylemine uyan TCK’nın 85/1 maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, olayın meydana geliş şekli, kusurunun yoğunluğu, sonucun ağırlığı dikkate alınarak 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

    Moğultay, olay günü OHAL bölgesinden geldiğini, çok yorgun olduğunu, bir an önce aramayı bitirip dinlenmek istediğini anlattı. Dosyayı karara bağlayan heyet, Moğultay’ı bilinçli taksir suçundan önce 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti. Ardından da iyi hal indirimi yaparak cezayı 6 yıl 3 aya indirdi.

    Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan, “Karardan sonra paramparça oldum. Dilek’in yarası buramda duruyor. O yaram tekrar kanıyor şimdi. Her şeyimize zehir kattılar adeta. Bize dünyayı dar ettiler” diyerek karara tepki göstermişti.

    Anne Doğan, “Maraş’tan ölümden kaçtık, burada dizimizin dibinde öldürdüler” ifadelerini kullanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dilek Doğan davası: Kızımın hakkını bırakıp hiçbir yere gitmem-VİDEO

    Dilek Doğan davası: Kızımın hakkını bırakıp hiçbir yere gitmem-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Küçükarmutlu’da polis tarafından öldürülen Dilek Doğan’ın ailesinin adalet mücadelesi altı yıldır devam ediyor. Yargıtay’da olan dosya onandığı takdirde sanık polis yalnızca 45 gün cezaevinde kalacak. Aile davayı AİHM’e taşıyacaklarını ifade ederken; anne Aysel Doğan, “Hiçbir zaman susmayacağız. Dilek’in yanına gömülene kadar hakkını arayacağım. Kızımın hakkını bırakıp hiçbir yere gitmem” diye konuştu.

    İstanbul’un Sarıyer ilçesi Küçükarmutlu Mahallesi’nde yaşadığı eve 18 Ekim 2015 tarihinde baskın düzenleyen polislere, “galoş giymeleri” yönünde uyarıda bulunan Dilek Doğan‘ın, özel harekat polisi Y.M. tarafından vurularak, öldürülmesinin üzerinden altı yıl geçti.

    Doğan’ın ölümünden sonra İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada yargılanan sanık polis Y.M.’ye 17 Mart 2017 tarihinde “iyi hal” indirimi yapılarak “bilinçli taksirle öldürme” suçundan altı yıl üç ay hapis cezası verildi. Yargıtay Başsavcılığı, sanık polis hakkında yapılan temyiz başvurusunu ise geçtiğimiz Temmuz ayında reddetti. Hala Yargıtay’da olan dosya onandığı takdirde sanık polis Y.M. yalnızca 45 gün cezaevinde kalacak.

    Doğan ailesi ise, kızlarının ölümüne neden olan polis hakkında verilen karara tepkili. Altı yıldır devam eden mahkeme sürecine değinen aile, adalet mücadelesine devam edeceklerini ifade ederken; davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacaklarını duyurdu.

    “MARAŞ’TA DA KATLİAMLAR YAŞANIYORDU, İSTANBUL’A KAÇARAK GELDİK”

    Anne Aysel Doğan, aile olarak bugüne kadar yaşadıklarını ise PİRHA‘ya anlattı.

    İlk olarak Kahramanmaraş’tan İstanbul’a olan göçlerine değinen Doğan, “Orada da katliamlar yaşanıyordu. Yoksulluk vardı. İstanbul’a kaçarak geldik. Geldiğimiz dönemde de burada gecekondular yapılıyordu. Biz de iki göz bir yer yaptık. İstanbul’a geldiğimizde Dilek dört yaşındaydı. Beş, altı sene iki göz yerde yaşadık. Bir sene olmadan Dilek’in babasını tutukladılar. Beş sene cezaevinde kaldı. Ben de beş çocukla yalnız kaldım. Çocuklar küçüktü. Çalışamıyordum. Köyden bir şeyler gönderiliyordu. Türlü zorluklarla büyüdü Dilek. Okul kazandı. Gönderemedik, uzak diye. Bu duruma kızarak işe başladı. ‘Ben de babama yardımcı olayım’ dedi” diye konuştu.

    “ARBEDE YAŞANMADIĞINI SÖYLEYEN POLİSLERİ UZAKLAŞTIRDILAR”

    Doğan, kızının ölümüne neden olan olay günü ile ilgili olarak da şunları kaydetti:

    “Olay günü hastaydım. Uykumdan uyandırdı Dilek beni. Baktım, ‘galoş’ muhabbeti var. ‘Ayakkabılarınızı çıkarın geçin’ dedi. Polisler bombacı aradıklarını söyledi. Söyledikleri ismi ilk kez duyduk. Kimliklerimizi kontrol ettiler. Dilek’e üst üste ismini sordular. O an hareketlerinden şüphelendim. Dilek’e yoğunlaşmışlardı zaten. Dilek’in ağabeyi, polislere Ankara’daki canlı bombaların yakalanmamasını, katliama engel olunmamasına yönelik tepkisini söylüyordu. Bunun üzerine oğlumun üzerine yürüdüler. Silah sesi duyuldu. Nereye ateş edildiğinin farkında değildim. Sonrada baktım ki Dilek’in elindeki telefon düştü. Kendisi olduğu gibi yere yığıldı. ‘Kaza oldu. Teröristler karşılık verdi’ dedi. Sonradan kamera kayıtları da ortaya çıktı. ‘Arbede yaşandığını görmedik’ diyen polisleri ise uzaklaştırdılar.”

    AİLEYE YÖNELİK BASKILAR DEVAM EDİYOR

    “Kızımı bizden alıp gittiler. Bize her türlü iftirayı da attılar. Terörist ettiler bizi” diyen Doğan, aile üyelerine yönelik yıllardır baskı yapıldığını belirtti. Doğan şöyle konuştu:

    “Çocuklarımıza baskı yaptılar. Sigortalı bir işe giremediler. Hep bir engel çıkarıldı. Çalıştıkları sırada darp ettiler. Çocuklarımdan biri Dersim’de öğrenciydi. Sürekli takip ettiler. Okulu bitirene kadar canımız çıktı. Polislere hakaret ettiği gerekçesiyle para cezaları verildi. Küçük oğlumun davası da bir yandan devam ediyor.”

    “İNSANLAR, OĞLUMUN ALEYHİNDE İFADE VERMEYE ZORLANDI”

    Doğan, altı yıldır adalet mücadelesi verdiklerini söyledi. Oğul Emrah Doğan’ın bu süreçte 19 yıl hapis cezası aldığını kaydeden Doğan, “Ne desek boş. Dilek’in yokluğu anlatılmaz. Umutlarımızı, hayallerimizi yıktılar. Polis en son “Devletim bana emir verdi, ben de uyguladım” dedi.

    Oğlum üç yıldır cezaevinde ve on dokuz yıl ceza aldı. Evimizin önünde gece, gündüz TOMA bekledi. Sürekli takip ediyorlardı. Hiçbir delil olmadan, ‘tehdit ve örgüt üyeliği’ suçlamasıyla oğluma ceza verdiler. Gizli tanık ifadeleriyle cezalandırıldı. İnsanlar, oğlumun aleyhinde ifade vermeye zorlandı. Bir tane oğlum baskılardan dolayı yurt dışına gitti. Diğer oğlum hiçbir şekilde çalışamıyor. Sokakta rahatça yürüyemiyor bile. Sürekli GBT sorgusuna maruz bırakılıyor.

    Bu süreçte ise bizi soran olmadı. Herkes korkuyor. Dilek’in babası zor şartlarda çalıştı. Ailemizi fişlediler. İş bulamıyorlardı. ‘Terörist’ damgası vurdular bize. Fakat hiç susmayacağız. Ölünceye kadar hakkını arayacağım kızımın. Dilek’in yanına gömülene kadar susmayacağım. Kızımın hakkını bırakıp hiçbir yere gitmem. Cezaevindeki oğlumda aynı şekilde ‘Beni öldürseler de gitmem’ dedi” ifadelerini kullandı.

    “SOHBET HAKKI İÇİN DİRENEN OĞLUMU CEZAEVİNDE DÖVMÜŞLER”

    Cezaevindeki oğlunun durumuna ilişkinde bilgi veren Doğan, “Emrah’ın görüş yasağı var. Bir tek telefon ile konuşuyoruz. Haftada yirmi dakika sadece. Bolu Cezaevi’nde yatıyor. Bir keresinde gittiğimizde gördük ki; hiç yürüyemiyor. Gözleri mosmor. Nedenini sorduğumda ise, ‘Bize sohbet hakkı vermediler. Direndiğimiz için dövdüler’ dedi.

    Dilek’in babasına da baskılar devam ediyor. Cemevine bile artık gitmiyor. Her şeyden uzak kaldık mecburen. Gelenek, göreneklerimizi bırakmak zorunda kaldık. Oturduğumuz yerde, ‘bize ne yapacaklar’ diye bekliyoruz. Adamlar düşmanmış bize. Bir devlet halkına düşman olur mu?” şeklinde konuştu.

    “YAŞADIKLARIMIZ KAN DONDURUCUYDU, KİMSE YALNIZ BIRAKMASIN BİZİ”

    Doğan son olarak davalarına sahip çıkılması çağrısında bulunarak, şunları söyledi:

    “Bizi yalnız bırakmasın kimse. Bu zulüm bitmedi. Bugün bana yarın herkese olabilir. Duyarlı insanlar var tabi. Ama herkesi terörist ilan ettiler. İnsanlar korkuyor. Dilek için biri bir şey söylese hemen yargılıyorlar. Berkin Elvan’ın annesi mahkemede, ‘Dilek Doğan’ı da böyle öldürdüler’ dediği için dava açmışlar kadına. Ne olursa olsun susmayacağız. Anneler susmaz. İçim çok dolu. Hiçbir şekilde sindiremediler beni. Yara oldu kaldı yüreğimde. Kanım donuyor aklıma geldikçe. Yaşadıklarımız kan dondurucuydu. Katliam yaşadık burada.”

    Berfin YILDIZ – Barış KOP / İSTANBUL 

  • Yüzde 80 engelli mahpus Haydar Yıldırım’ın duruşması 16 Temmuz’da

    Yüzde 80 engelli mahpus Haydar Yıldırım’ın duruşması 16 Temmuz’da

    PİRHA- İki yıla yakın bir süredir İzmir Şakran Cezaevi’nde tutuklu bulunan yüzde 80 engelli PSAKD Sarıyer Şube Üyesi Haydar Yıldırım, 16 Temmuz 2019 tarihinde hakim karşısına çıkacak. 

    4 Ekim 2017 tarihinde İstanbul Küçük Armutlu’daki evinden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Üyesi Haydar Yıldırım, o tarihten bu yana hala tutuklu. İzmir Şakran Cezaevi’nde bulunan Haydar Yıldırım, 30 Nisan 2018 tarihinde İzmir Karşıyaka İnfaz Hakimliği’ne verdiği ifadede beş gündür ilaçlarının verilmediğini, doktora sevk edilmediğini, telefon, kafes ile havalandırmanın kapatıldığını ve tutuklu olduğu günden bu yana iletişim cezası verildiğini söylemişti.

    PSKAD de yaptığı birçok açıklamada yüzde 80 engelli üyeleri hasta tutuklu Haydar Yıldırım’ın serbest bırakılmasını talep etmişti.

    Hala İzmir Şakran Cezaevi’nde tutuklu bulunan Yıldırım, 16 Temmuz 2019 tarihinde hakim karşısına çıkacak. Yıldırım’ın dosyasıyla ilgili ajansımıza bilgi veren Halkın Hukuk Bürosu (HHB), Yıldırım’ın örgüt üyeliği ile suçlandığını belirtti.

    Yıldırım’ın cezaevinde olduğu süreçte önceki dosyası ile birleştirilen dava kapsamında 150’ye yakın kişi yargılanıyor. (HABER MERKEZİ)

  • Küçük Armutlu’da polis ablukası

    Küçük Armutlu’da polis ablukası

    PİRHA –İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İstanbul Sarıyer ziyareti sebebiyle Küçük Armutlu ablukaya alındı. Mahallede sürekli akreplerin dolaştığı bilgileri gelirken Armutlu Cemevi’nin de polis tarafından arandığı söylendi. 

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Sarıyer ziyareti sebebiyle Küçük Armutlu ablukaya alındı. Sabah saatlerinden itibaren mahallede akreplerin dolaştığını söyleyen Küçük Armutlu halkı, mahallede devam eden cemevi inşaatının da özel harekat polisleri tarafından arandığını belirtti.

    Bunun üzerine cemevine sahip çıkan mahalle halkı cemevinde toplanma çağrısı yaptı. (HABER MERKEZİ)

  • Almus Derneği yöneticisi İşeri: İktidar kendinden olmayana kin ve nefretle baskı uyguluyor

    Almus Derneği yöneticisi İşeri: İktidar kendinden olmayana kin ve nefretle baskı uyguluyor

    PİRHA – 4 Ekim gecesi sabaha karşı yapılan eş zamanlı operasyonda Almus Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cemal Şahin gözaltına alındı. Almus Derneği yöneticileri, 5 gündür Vatan Emniyette tutulmakta olan Şahin için Küçük Armutlu son durakta basın açıklaması yaparak serbest bırakılmasını istedi. 

    4 Ekim gecesi gözaltına alınan Almus Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cemal Şahin 5 gündür Vatan Emniyet’te tutuluyor. Şahin’in gözaltında tutulmasına ilişkin Küçük Armutlu son durakta basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı Almus Dernek yöneticisi Erdoğan İşeri okudu.

    “Aynı baskında Küçükarmutlu’da oturan dernek üyemiz Hasan Güzeli’n de evi basılmış, hasta ve yaşlı olmasına rağmen zor kullanılmıştır” diyen İşeri,  hiçbir gerekçe gösterilmeden evine yapılan baskınla gözaltına alınan dernek başkanlarının serbest bırakılmasını istedi.
    Devletin OHAL koşullarını bahane ederek muhalif kesim üzerinde baskı kurmaya çalıştığını vurgulayan İşeri, iktidarın bu baskılarına son vermesini, dernek olarak bu baskıların karşısında olacaklarını belirtti.

    BAŞKANIMIZ SERBEST BIRAKILINCAYA KADAR PROTESTOLARA DEVAM EDECEĞİZ”

    “İktidar polisinin her fırsatta bizlere yönelik baskısı ne ilk ne de son” diyen Almus Dernek Yöneticisi Erdoğan İşeri sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dernek başkanımızın yasal ve demokratik bir dernekte faaliyet yürütmesini yok sayarak farklı gerekçeler gösteren devletin karşısında olduğumuzu , bu haksız yere tutuklanmayı protesto ediyor dernek olarak bu ülkede yaşanılan hiçbir soruna sırt çevirmeyeceğimizin altını çiziyoruz.
    Bazen işçilerin yanında, bazen haksızlığa uğrayan kadınların yanında olduk. Nerede haksızlık varsa biz oradaydık. Bugün sadece dernek üyelerimize baskı yapılmıyor, iktidar kendisinden olmayana kin ve nefretle baskı uyguluyor. Bu baskıların karşısında demokratik haklarımızı kullanarak başkanımız serbest bırakılana kadar protestolarımızı devam ettireceğimizi tüm basın ve kamuoyuna duyururuz.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Armutlu halkı yıkıma karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na itiraz dilekçesi veriyor

    Armutlu halkı yıkıma karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na itiraz dilekçesi veriyor

    PİRHA- İstanbul’da Küçük Armutlu Mahallesi’nin yıkılarak yeniden inşası için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni plan hazırladı. Plana karşı çıkan Armutlu halkı bugün yıkımlara karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na itiraz dilekçelerini veriyorlar. Binlerce kişi şu anda Darphane de bakanlık önünde. 

    Küçük Armutlu olarak bilinen ve Fatih Sultan Mehmet Mahallesi ile Baltalimanı mahallelerinin bir kısmını kapsayan 1 milyon 400 bin metrekarelik alan için yapılan 1/5 bin ölçekli Nazım ve 1/bin ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 25 Ağustos’ta askıya çıkarıldı.

    Duruma karşı çıkan Armutlu halkı dün bilgilendirme toplantısı yaptı. Fatih Sultan Mehmet Mahallesi muhtarı Osman Karaçam ve Baltalimanı Mahallesi muhtarı Ali Haydar Aslan halka dağıttıkları dilekçeyi toplu bir şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ileteceklerini, sonuna kadar da yapılan plana karşı çıkacaklarını bildirdiler.

    Yeni planlamada mahallenin büyük bir kısmı rezidans, alışveriş merkezi ve konut gibi yapıların yapılabileceği anlamına gelen ‘ticaret-konut alanı’ olarak belirtildi. Mahallenin kadastral planlaması baştan aşağıya değişti, yollar yeniden çizildi. Mahalleyi doğu-batı aksında kesen 34 metre genişliğinde ana yol açıldı, mahalleyi dik kesen 30’ar metre genişliğinde yollar açıldı. Öte yandan bodrum katlar emsale dahil edilmezken, 2 katı geçmeyecek şekilde sınırlandı.

    4 bin civarında gecekondunun bulunduğu ve yaklaşık 16 bin kişinin yaşadığı Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hemen yanındaki mahallede kentsel dönüşümü başlatmak için, 6306 sayılı Afet yasası kapsamında 2012 yılında ‘riskli alan’ kararı verilmiş, ancak bu karar Danıştay tarafından iptal edilmişti. Ardından aynı yer 2016 yılında ikinci kez ‘riskli alan’ ilan edilmişti.

    Bugün ise plana karşı çıkan Armutlu halkı bugün yıkımlara karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na itiraz dilekçelerini veriyorlar. Binlerce kişi şu anda Darphane de bakanlık önündeler.

    (HABER MERKEZİ)