Etiket: küçükarmutlu

  • Aysel Doğan: Öldürülen kızıma mı yanayım, haksız yere cezaevinde olan oğluma mı? -VİDEO

    Aysel Doğan: Öldürülen kızıma mı yanayım, haksız yere cezaevinde olan oğluma mı? -VİDEO

    PİRHA-2015 yılında İstanbul Küçükarmutlu’daki evinde katledilen Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan, 19 yıl hapis cezası verilen oğlu Emrah Doğan’ın serbest bırakılması için çağrıda bulundu. Aile olarak halen baskı altında olduklarını söyleyen Aysel Doğan, “Kızımı katleden polise adeta ödül gibi ceza verdiler, benim oğlum ise 6 yıldır haksız bir şekilde cezaevinde. Ölen çocuklarıma mı yanayım, haksız yere cezaevinde olan oğluma mı yanayım yoksa yıllardır yurtdışında göremediğim çocuklarıma mı yanayım?” dedi.

    Dilek Doğan 18 Ekim 2015’te, İstanbul Küçükarmutlu’daki evinde arama yapan Özel Harekât polislerinden Y.M. tarafından göğsünden vurularak katledilmesinin üzerinden 10 yıl geçti.

    Dilek Doğan’ın ağabeyi Mazlum Doğan ise sürgünde yaşadığı İngiltere’de 1 Temmuz 2023 tarihinde intihar etti. Dilek Doğan’ın ağabeyi Emrah Doğan’a ise 2019 yılında örgüt üyeliği ve tehdit suçlamalarından 19 yıl 7 ay hapis cezası verildi.

    Aysel Doğan, Bolu F Tipi Hapishanesi’nde 6 yıldır tutuklu bulunan oğlu Emrah Doğan’ın serbest bırakılması için ve aile olarak yaşadıkları mağduriyetlere ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “AİLE OLARAK HALEN BASKI ALTINDAYIZ”

    Kızı Dilek Doğan’ı katledenlere ceza verilmezken aile üzerinde baskı uygulandığını söyleyen Aysel Doğan, “Çocuklarımın eve gelmesini engellediler, bütün aileye ceza verdiler ama kızımın katiline ceza vermediler. Bir oğlum ailesini bırakıp yurtdışına gitti, öğretmen olan bir oğlum da yurtdışına gitti orada intihara sürüklendi, bir oğluma da 19 yıl hapis cezası verdiler. Katile verecekleri cezayı oğluma verdiler. Oğluma sadece adalet istediğimiz için ceza verdiler, aile olarak halen baskı altındayız” dedi.

    “AİLEMİZİ YOK ETTİLER”

    Oğlu Emrah Doğan’ın yargılama sürecinde yaşananlara tepki gösteren Aysel Doğan, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Oğlum Emrah Doğan’a verilen 19 yıl hapis cezası bozuldu yeniden mahkemeye çıkardılar ve yeniden cezası onandı. Hakim oğlumu bırakacaktı ancak polisler sürekli kağıt veriyordu hakime. Hakim artık 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davalara artık girmeyeceğim demiş. Artık ne yapacağımızı şaşırdık, ailemizi yok ettiler. Artık yanımızda kimsemiz kalmadı. Benim yurtdışı yasağım olduğu için yurtdışında olan iki oğlumu ve torunlarımı göremiyorum. Oğlum Emrah Doğan’ın yargılandığı davanın dosyasının içeriğinde hiçbir şey yok. Sadece Dilek Doğan’ın abisi olmak ve adalet istemekle bu kadar ceza verilir mi? Kızımı katleden polise niye o cezayı vermediler?”

    “OĞLUMA VERİLEN CEZAYI KABUL ETMİYORUM”

    ‘Artık bir annenin sesini duysunlar’ diyen Aysel Doğan, “Ölen çocuklarıma mı yanayım, haksız yere cezaevinde olan oğluma mı yanayım yoksa yıllardır yurtdışında göremediğim çocuklarıma mı yanayım? Oğlum Emrah Doğan için herkese çağrıda bulunuyorum, oğlumun arkasındayım ve oğluma verilen cezayı kabul etmiyorum. İtirafçıların beyanlarıyla oğlum içeride tutuluyor. Ailemi mahvettiler artık sadece mezarlarım ve hapisteki oğlum Emrah Doğan var. Oğlum 6 yıldır haksız bir şekilde cezaevinde artık bu duruma tahammül edemiyorum. Kızımı katleden polise adeta ödül gibi ceza verdiler ve bir gün bile tutuklu kalmadı. Benim oğlumu ise cezalandırdılar. Sesime kulak verin iki mezar, bir cezaevi, hiç kimseyi bırakmadılar evimde. Bir zamanlar cıvıl cıvıl olan evden artık ses çıkmıyor. Bir canım var ya o canımı da gelip alırlar ya da oğlumu serbest bırakırlar” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • Dilek Doğan’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin 7. yılı

    Dilek Doğan’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin 7. yılı

    PİRHA- İstanbul Sarıyer ilçesinin Küçükarmutlu Mahallesi’nde ailesiyle birlikte yaşayan Dilek Doğan’ın, evlerini basan polislerden Yüksel Moğultay tarafından yakın mesafeden vurularak katledilmesinin üzerinden 7 yıl geçti.

     Dilek Doğan 18 Ekim 2015’te, İstanbul Küçükarmutlu’daki evinde arama yapan Özel Harekât polislerinden Yüksel Moğultay tarafından öldürüldü.

    ABD Başkonsolosluğu’na yapılan silahlı saldırıya karıştığı ileri sürülen bir zanlının yakalanması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinden 13 polis, biri zırhlı, dört sivil araçla Doğan Ailesi’nin evine baskın düzenledi.

    POLİS GÖĞSÜNDEN VURMUŞTU

    Dilek Doğan, polislere ayakkabılarıyla eve girdikleri için uyararak galoş giymelerini söyledi. Bir süre sonra ise Dilek Doğan polis tarafından göğsünden vuruldu.

    45 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra, 25 Ekim 2015’te, hayatını kaybetti. Cenazesi, polis ablukası altında hastaneden alınarak Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Dilek Doğan’ın cenazesi, Maraş’ın Afşin ilçesinde Türkçayırı Mahallesi’ndeki cemevinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

    DAVA SÜRECİ

    Dilek Doğan’ı vuran polisin, ekibin amiri Yüksel Moğultay olduğu belirlendi. Polis Yüksel Moğultay hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 83. Maddesi’ne dayanılarak “ihmal suretiyle kasten öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı ve iddianame kabul edildi.

    Dilek Doğan öldürüldüğü sırada başka bir odada kayıt yapan polis kamerasından alınan seslerin dökümüne de iddianamede yer verildi. Yapılan ilk duruşmada sanık, tetiğe basmadığını, aileyi salona ittirdiği sırada silahının patladığını savundu ve patlamaya Dilek Doğan’ın ağabeyi Mehmet Doğan’ın neden olduğunu iddia etti.

    Davanın ilerleyen aşamalarında, Doğan’ın vurulmasından hemen sonra kayda alınan, özel harekat polislerinin kendi aralarında Moğultay’ın Dilek Doğan’ı vurduğuna yönelik konuşmalarının, ailenin tepkisinin ve başka silah seslerinin de duyulduğu görüntülere ulaşıldı.

    Savcı mütalaasında, “neticesi öngörülemeyerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlanan taksir” tanımını yaparak sanığın 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Dilek Doğan’ın ailesinin avukatı, dosyadaki delillerin yok sayıldığını ve gerçekle ilgisi olmayan, sanıkları koruyan bir mütalaa verildiğini kaydetti.

    Dava sonucunda sanık Yüksel Moğultay’ın taksirle öldürme eylemine uyan TCK’nın 85/1 maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, olayın meydana geliş şekli, kusurunun yoğunluğu, sonucun ağırlığı dikkate alınarak 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

    Moğultay, olay günü OHAL bölgesinden geldiğini, çok yorgun olduğunu, bir an önce aramayı bitirip dinlenmek istediğini anlattı. Dosyayı karara bağlayan heyet Moğultay’ı bilinçli taksir suçundan önce 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti. Ardından da iyi hal indirimi yaparak cezayı 6 yıl 3 aya indirdi. Yargıtay Başsavcılığı, sanık polis hakkında yapılan temyiz başvurusunu reddetti. Doğan ailesi, dosyayı AİHM’e taşıma kararı almıştı.

    Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan, “Karardan sonra paramparça oldum. Dilek’in yarası buramda (kalbimde) duruyor. O yaram tekrar kanıyor şimdi. Her şeyimize zehir kattılar adeta. Bize dünyayı dar ettiler” diyerek karara tepki göstermişti.

    Anne Doğan, “Maraş’tan ölümden kaçtık, burada dizimizin dibinde öldürdüler” ifadelerini kullanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dilek Doğan’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin 5. yılı

    Dilek Doğan’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin 5. yılı

    PİRHA-Dilek Doğan’ın İstanbul Küçükarmutlu’da ailesiyle birlikte yaşadığı evde bir polis tarafından ailesinin gözleri önünde öldürülmesinin üzerinden 5 yıl geçti.

     Dilek Doğan 18 Ekim 2015’te, İstanbul Küçükarmutlu’daki evinde arama yapan Özel Harekât polislerinden Yüksel Moğultay tarafından öldürüldü.

    ABD Başkonsolosluğu’na yapılan silahlı saldırıya karıştığı ileri sürülen bir zanlının yakalanması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinden 13 polis, biri zırhlı, dört sivil araçla Doğan Ailesi’nin evine gitti.

    POLİS GÖĞSÜNDEN VURMUŞTU

    Dilek Doğan, polislere ayakkabılarıyla eve girdikleri için tepki göstererek, galoş giymelerini söyledi. Bunun üzerine çıkan tartışmada, Dilek Doğan polis tarafından göğsünden vuruldu.

    45 dakika sonra gelen ambulansla hastaneye kaldırılan Doğan, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak bir hafta sonra, 25 Ekim 2015’te, hayatını kaybetti.  Cenazesi, polis ablukası altında hastaneden alınarak Yenibosna’daki Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Dilek Doğan’ın cenazesi, Maraş’ın Afşin ilçesinde Türkçayırı Mahallesi’ndeki cemevinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

    DAVA SÜRECİ

    Dilek Doğan’ı vuran polisin ekibin amiri Yüksel Moğultay olduğu belirlendi. Polis Yüksel Moğultay hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 83. Maddesi’ne dayanılarak “ihmal suretiyle kasten öldürme” suçundan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı ve iddianame kabul edildi.

    Dilek Doğan öldürüldüğü sırada başka bir odada kayıt yapan polis kamerasından alınan seslerin dökümüne de iddianamede yer verildi. Yapılan ilk duruşmada sanık, tetiğe basmadığını, aileyi salona ittirdiği sırada silahının patladığını savundu ve patlamaya Dilek Doğan’ın ağabeyi Mehmet Doğan’ın neden olduğunu iddia etti.

    Davanın ilerleyen aşamalarında, Doğan’ın vurulmasından hemen sonra kayda alınan, özel harekat polislerinin kendi aralarında Moğultay’ın Dilek Doğan’ı vurduğuna yönelik konuşmalarının, ailenin tepkisinin ve başka silah seslerinin de duyulduğu görüntülere ulaşıldı.

    Savcı mütalaasında, “neticesi öngörülemeyerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlanan taksir” tanımını yaparak sanığın 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Dilek Doğan’ın ailesinin avukatı, dosyadaki delillerin yok sayıldığını ve gerçekle ilgisi olmayan, sanıkları koruyan bir mütalaa verildiğini kaydetti.

    Dava sonucunda sanık Yüksel Moğultay’ın taksirle öldürme eylemine uyan TCK’nın 85/1 maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, olayın meydana geliş şekli, kusurunun yoğunluğu, sonucun ağırlığı dikkate alınarak 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

    Moğultay, olay günü OHAL bölgesinden geldiğini, çok yorgun olduğunu, bir an önce aramayı bitirip dinlenmek istediğini anlattı. Dosyayı karara bağlayan heyet Moğultay’ı bilinçli taksir suçundan önce 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti. Ardından da iyi hal indirimi yaparak cezayı 6 yıl 3 aya indirdi.

    Dilek Doğan’ın annesi Aysel Doğan, “Karardan sonra paramparça oldum. Dilek’in yarası buramda duruyor. O yaram tekrar kanıyor şimdi. Her şeyimize zehir kattılar adeta. Bize dünyayı dar ettiler” diyerek karara tepki göstermişti.

    Anne Doğan, “Maraş’tan ölümden kaçtık, burada dizimizin dibinde öldürdüler” ifadelerini kullanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dilek Doğan’ı öldüren polisin 6 yıl 3 aylık cezası onandı

    Dilek Doğan’ı öldüren polisin 6 yıl 3 aylık cezası onandı

    İstanbul Küçükarmutlu’da, evinde Dilek Doğan’ı öldüren polisin cezası onandı.

    İstinaf Mahkemesi, Sarıyer’de Dilek Doğan’ın ölümüne neden olan merminin çıktığı silahın sahibi olan özel harekat polisi Y.M.’nin “Bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçundan aldığı 6 yıl 3 aylık hapis cezasını onadı.

    İstinaf Mahkemesi, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin özel harekat polisi Y.M.’ye, “Bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçundan verdiği 6 yıl 3 aylık hapis cezasını usul ve yasaya uygun buldu.

    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, istinaf başvurularını değerlendirmek üzere geçtiğimiz hafta toplandı. Daire, dosya üzerinde yaptığı incelemede yerel mahkeme kararını usul ve yasaya uygun bularak tarafların istinaf başvurularının esastan reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına hükmetti.

    NE OLMUŞTU?

    Dilek Doğan’ın öldüren özel harekat polisi Y.M. hakkında, “Kasten öldürmenin ihmalli davranışla işlenmesi” ve “Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanmak” suçlarından 20 yıldan 26.5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davaya bakan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Mart 2017 tarihinde yaptığı karar duruşmasında polis memuru Y.M.’yi, “Bilinçli taksirle ölüme neden olmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırmıştı.

  • Küçük Armutlu için yıkım kararı onaylandı

    Küçük Armutlu için yıkım kararı onaylandı

    İstanbul Sarıyer’de Küçük Armutlu olarak bilinen Fatih Sultan Mehmet Mahallesi’nde 140 hektarlık alan için kentsel dönüşüm raporu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından açıklandı. Proje doğrultusunda 3 bin 948 yapının yıkılması öngörülüyor. Kentsel dönüşüm uygulanacak yerin yüzde 95.4’ü konut alanı olarak kullanılıyor.

    Küçük Armutlu’nun geçmişi 1950’li yıllara dayanıyor. 1950’li yıllarda Karadeniz Bölgesi’nden 10’a yakın ailenin bu alana gelmesi ve taş ocağında çalışması, ardından taşocağı sahibinin evinin etrafına işçileri yerleştirmesiyle bölge ilk gecekondulaşma başladı. Bölgeye göç edenlerin yarısının Sivas, Rize ve Tokat’tan geldiği belirtiliyor. 1980’li yılların başından itibaren Sarıyer’de ulaşımın gelişmesiyle gecekondulaşma arttı. Kentsel dönüşüm kapsamında yeniden inşa edilecek olan mahallede gecekonduların yüzde 21’i 1980’lerden önce, yüzde 79’unun ise 1980’lerden sonra yapıldığı kaydedildi.

    Küçük Armutlu Mahallesi’nin ‘kentsel dönüşüm’ adı altında yıkılarak yeniden inşası için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni plan hazırladı. Mahalle halkı ise “Burayı kimseye yıktırmayız. Buraya çamurlu iken geldik, buraları tırnaklarımızla kazıya kazıya yaptık” diyor.

    4 bin civarında gecekondunun bulunduğu ve yaklaşık 16 bin kişinin yaşadığı Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hemen yanındaki mahalle için “6306 sayılı Afet yasası” kapsamında 2012 yılında ‘riskli alan’ kararı verilmiş, ancak bu karar Danıştay tarafından iptal edilmişti. Ardından aynı yer  2016 yılında ikinci kez ‘riskli alan’ ilan edilmişti.

    Küçük Armutlu olarak bilinen ve Fatih Sultan Mehmet Mahallesi ile Baltalimanı mahallelerinin bir kısmını kapsayan 1 milyon 400 bin metrekarelik alan için yapılan 1/5 bin ölçekli Nazım ve 1/bin ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 25 Ağustos’ta askıya çıkarılmıştı.

    MAHALLE SİL BAŞTAN İNŞA EDİLECEK 

    Yeni planlamada mahallenin büyük bir kısmı rezidans, alışveriş merkezi ve konut gibi yapıların yapılabileceği anlamına gelen ‘ticaret-konut alanı’ olarak belirtildi. Mahallenin kadastral planlaması baştan aşağıya değişti, yollar yeniden çizildi. Mahalleyi doğu-batı aksında kesen 34 metre genişliğinde ana yol açıldı, mahalleyi dik kesen 30’ar metre genişliğinde yollar açıldı. Öte yandan bodrum katlar emsale dahil edilmezken, 2 katı geçmeyecek şekilde sınırlandı.

  • Küçükarmutlu’da Öztürk’ü öldüren polise indirimli ceza

    Küçükarmutlu’da Öztürk’ü öldüren polise indirimli ceza

    PİRHA- 20 Şubat 2016 tarihinde ‘dur ihtarına’ uymadığı gerekçesiyle öldürülen Öztürk’ü vuran polis Y.H’ye “iyi hal indirimi” uygulanarak 10 yıl hapis cezası verildi. Öztürk Ailesinin ve avukatlarının sanık polisin tutuklanması talebi ise reddedildi.

    Yılmaz Öztürk’ün Babası Hüseyin ve annesi Gülnaz Öztürk’ün de hazır bulunduğu  İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde önceki gün görülen duruşmada son sözler dinlendi.

    “BU ADAM YÜZÜNDEN HAYATIMIZ KARARDI”

    Baba Hüseyin Öztürk, çocuğunun 20 yaşında olduğunu ifade ederek, “karşımda oturan sanık ömür boyu hapisle cezalandırılmalıdır. Bu adam yüzünden normal hayatımızı yaşayamaz hale geldik” dedi. 16 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan sanık polis de kimseye kasten ateş etmediğini ileri sürerek beraatini istedi. Daha sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti sanık Y.H’ye, “Ölüme sebebiyet verecek şekilde yaralama” suçunda 12 yıl hapis cezası verdi. Mahkeme daha sonra ‘iyi hal indirimi’ yaparak cezayı 10 yıla indirdi. Mahkeme heyeti ayrıca sanığın tutuklanması yönündeki talebin de reddine hükmetti.

    HABER MERKEZİ