Etiket: küçükçekmece

  • Küçükçekmece Cemevinde yangın!

    Küçükçekmece Cemevinde yangın!

    PİRHA- İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Cemevinde henüz bilinmeyen nedenle yangın başladı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekiplerinin alevlere müdahalesi sürüyor.

    İstanbul’da bulunan Küçükçekmece Cemevinde bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.

    Olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi.

    Ekiplerin alevlere müdahalesi sürüyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Küçükçekmece’de bina çöktü: 7 kişi kurtarıldı, 2 kişi enkaz altında

    Küçükçekmece’de bina çöktü: 7 kişi kurtarıldı, 2 kişi enkaz altında

    PİRHA – Küçükçekmece’de çöken binada 2’si ağır 7 kişi kurtarılırken, 2 kişiyi arama kurtarma çalışmaları sürüyor. 

    İstanbul’un Küçükçekmece ilçesine bağlı Kartaltepe mahallesinin Belediye Caddesi üzerinde bulunan dört katlı bir bina, sabah saat 08.45 sıralarında bilinmeyen bir sebeple çöktü. Olay yerine çok sayıda itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi.

    Olay yerine gelen İstanbul Valisi Davut Gül, binada toplam 9 kişinin olduğunu, 2’si ağır 7 kişinin yaralı olarak çıkarıldığını söyledi. Gül, 2 kişi için de arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bilgisini paylaştı.

    Gül, binanın 1988 yılında yapıldığını aktardı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Pervin Buldan: Aleviler ve Kürtler aynı noktada buluşmalı!-VİDEO

    Pervin Buldan: Aleviler ve Kürtler aynı noktada buluşmalı!-VİDEO

    PİRHA – HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile Milletvekili adayı Celal Fırat, Küçükçekmece’de halk buluşmasına katıldı. Pervin Buldan, yaptığı konuşmada “Dersim’de, Roboski’de, Maraş’ta yaşanan acının aynı olduğunu biliyoruz. Aleviler ve Kürtler aynı noktada buluşmalı” ifadelerini kullandı.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Celal Fırat, seçim çalışmaları kapsamında Küçükçekmece ilçesindeydi.

    “ALEVİLER VE KÜRTLER AYNI NOKTADA BULUŞMALI”

    Halk buluşmasında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Aleviler bu dönem Kürtlerle beraber birlikteliği sağladı” diye konuştu. Buldan, Yeşil Sol Parti olarak Cumhurbaşkanı adaylarının Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu da vurgulayarak şunları söyledi:

    “Dersim’de, Roboski’de, Maraş’ta yaşanan acının aynı olduğunu biliyoruz. Aleviler ve Kürtler aynı noktada buluşmalı. İnkar edilen, yok sayılan bir halkız. Ayrımcılığın farkında olan ama bunlara rağmen ilkelerimizden taviz vermeyiz.

    14 Mayıs tarihine kadar oy toplamanın büyük önemi var. Belirleyici olan sizlerin çalışması olacaktır. Adayımız Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Sebebi bellidir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bizimle aynı çizgide buluştuğu ve tek adam rejimine karşı olduğundan oyumuzu bu seçimde Kılıçdaroğlu’na vereceğimizi burada bir kez daha ilan ediyoruz. Bir oy Yeşil Sol Parti’ye bir oy Kemal Kılıçdaroğlu’na. Hızır yardımcımız olsun. Yolumuz açık olsun.”

    “ÖTEKİLERİN, KENDİLERİNİ ÖZGÜRCE İFADE ETTİĞİ TEK ALAN”

    Yeşil Sol Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Celal Fırat ise Alevi toplumunun, Yeşl Sol Parti’ye “zafer kazandıracağını” belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “AKP-MHP rejimini göndermenin zamanı gelmiştir. Rantı, kara parayı, kayıt dışı ekonomi, faili meçhul cinayetleri organize suç örgütleriyle dizayn edenler, Alevilerin kapılarını işaret koyanlar, bizleri korkutamadılar, korkutamazlar.

    Biz, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de, Gezi’de katledilen canlarımızın özgürlük mücadelesini Yeşil Sol Parti’de sürdürüyoruz.

    Bütün Alevilerin, örgütlü mücadelemizin zaferle sonuçlandırılması için, Yeşil Sol Parti’de yürüteceğimiz siyasal mücadeleye omuz vereceğine, 14 Mayıs’ta Yeşil Sol Patiye zafer kazandıracağına inancım tamdır.

    Yeşil Sol Parti’nin hakkı olan Cumhurbaşkanlığına aday göstermekten feragat etmesi, bugünde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme açıklaması bu iktidardan kurutulmak için atılmış önemli bir adım oldu. Barış ve özgürlük ve değişimin anahtarı da Yeşil Sol Parti’dir. Yeşil Sol Parti’nin siyasi mücadele geleneği, tüm ötekileştirilmişlerin, inançların ve kimliklerin kendilerini özgürce ifade ettiği tek alandır.

    İnancını özgürce yaşamak için, kimliğini özgürce haykırmak için, korkmadan, özgürce fikrini beyan etmek için tek tek herkesin desteğinizi istiyoruz. “Allah’ın lütfu” denilen bir darbe üzerinden kurulan baskıcı sisteme son vermek için, cezaevlerinin boşaltılması, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gülten Kışanak yani on binlerce siyasi tutuklunun özgürlüğüne kavuşması, sürgünde yaşamak zorunda bırakılan yüzbinlerce insanımızın geri dönebilmesi için, Yeşil Sol Parti’de birleşmeliyiz. Bunun için sevgili canlar doğru yerdeyiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da Garip Dede Cemevi Kitap Fuarı 4 Haziran’da başlıyor

    İstanbul’da Garip Dede Cemevi Kitap Fuarı 4 Haziran’da başlıyor

    PİRHA-4-12 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ‘Garip Dede Cemevi Kitap Fuarı’ cumartesi günü başlıyor. Birçok yazarın katılacağı fuarda söyleşi ve imza programları düzenlenecek.

    Birçok yazarın katılımıyla gerçekleştirilecek söyleşi ve imza günlerine ev sahipliği yapacak olan ‘Garip Dede Cemevi Kitap Fuarı’ 4 Haziran Cumartesi günü saat 12.00’de başlıyor.

    12 Haziran Pazar gününe kadar sürecek olan kitap fuarının ilk gününde Necati Şahin moderatörlüğü’nde farklı saatlerde Yaşar Seyman “Kadın, Siyaset ve Sanat”, Erdoğan Aydın “Alevilik Tarih İçinde Nasıl Şekillendi?”, Prof. Dr. Osman Erk “Sağlık ve İnsan”, Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan “Doğa’nın Depremi mi Yoksa Siyasetteki Deprem Mi Çok Önemli?” başlıklı söyleşiler gerçekleştirilecek.

    Fuarın imza ve söyleşi programı listesinde ise şu isimler yer alıyor:

    “Yaşar Seyman, İhsan Eliaçık, Eren Erdem, Ozan Bingöl, Ersin Eroğlu, Haydar Ergülen, Esra Algan, Hamza Aksüt, İbrahim Karaca, Kamber Özcivan, Cemal Canbolat, Caner Taşpınar, Çiğdem Boz, Behiye Ayrıç, Erdoğan Aydın, Şükrü Aslan, Hüseyin Boy, Dr. Dilek Kızıldağ Soileau, Hasan Harmancı, Murat Ağırel, Cengiz Yıldırım, Kerem Kaş, Ali Balkız, Ali Yıldırım, Esat Korkmaz, Kemal Bülbül, Mehmet Öksüz, Haydar Ersöz, Musa Ağacık, Ercüment Akdeniz, Turhan Feyizoğlu, Aytunç Erkin, Onur Caymaz, Leyla Akgül, Murtaza Demir, Necdet Saraç, Abbas Ulusoy, Hüseyin Olga, İbrahim Özkan, Süleyman Yıldız, Ahmet Aydın, Musa Kazım Engin, Prof. Dr. Ahmet Ercan, Dursun Gümüşoğlu, Sadık Albayrak, Fahri Maden, Nimet Altıntaş, Mehmet Kömür, Prof. Dr. Osman Erk, Murat Çoküreten, Cengis Asiltürk, Gökhan Şenyurt.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • GADEV Alevi Akademisi’nin birinci eğitim programı tamamlandı; 85 kişiye sertifika verilecek

    GADEV Alevi Akademisi’nin birinci eğitim programı tamamlandı; 85 kişiye sertifika verilecek

    PİRHA-GADEV Alevi Akademisi’nin birinci eğitim programı 16 Nisan günü yapıalcak sertifika töreni ile sona erecek. İkinci eğitim programına ilişkin bilgi veren Üryan Hızır Ocağı’ndan Veli Büyükşahin, “İkinci eğitim programında ağırlıklı olarak Alevilikte yol, erkân, inanç meseleleri, Alevi ocakları işlenecek. Farklı Alevi sürekleri, toplulukları kendilerini anlatacak” dedi.

    ‘Garip Dede Vakfı Alevi Akademisi’nin 8 Ocak 2022 günü başlayan ve farklı üniversitelerden 24 akademisyenin katıldığı “Sosyal Bilimler Perspektifinden Türkiye’de Alevilik” başlıklı ilk programı sona eriyor.

    Türkiye’de bir ilk olan GADEV Alevi Akademisi’nin 120 saat ve 40 dersten oluşan ilk programının sertifika töreni ise 16 Nisan Cumartesi günü saat 15.30’da İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’nde gerçekleştirilecek.

    Sunuculuğunu Gamze Acaray’ın yapacağı sertifika töreninde Prof. Dr. Çiğdem Boz, Prof. Dr. Şükrü Aslan ile Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat konuşmacı olarak yer alacak. Sanatçılar Cengiz Özkan ile Tolga Sağ da türküleriyle katılımcıların karşısına çıkacak.

    “16 NİSAN GÜNÜ 85 KİŞİ SERTİFİKA ALACAK”

    Akademinin birinci eğitim programına ilişkin PİRHA‘ya konuşan Üryan Hızır Ocağı’ndan Veli Büyükşahin, gerekli ders devamlılığını sağlayan 85 kişinin, 16 Nisan günü düzenlenecek törende sertifikalarına kavuşacaklarını söyledi.

    İKİNCİ PROGRAM BŞLAYACAK: ALEVİLİKTE YOL-ERKAN, İNANÇ VE OCAKLAR

    Akademinin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini belirten Büyükşahin, eğitimin ikinci programına dair ise şu bilgileri verdi:

    “İkinci program bir sonraki hafta başlayacak. O program da “Alevilikte Yol-Erkan, İnanç ve Ocaklar” başlığıyla gerçekleştirilecek. 12 konu, 40 saatlik ders olacak. Nisan’ın son haftası başlayıp, Haziran’ın ilk haftasının sonu gibi bitirmeyi hedefliyoruz. İkinci programın kayıtları başladı. Burada da birinciden farklı ve ağırlıklı olarak Alevilikte yol, erkân, inanç meseleleri, Alevi ocakları işlenecek. Alevilikteki genel kavramlar konuşulacak.

    “ALEVİ SÜREKLERİ KENDİLERİNİ ANLATACAK”

    Farklı Alevi sürekleri, toplulukları kendilerini anlatacak. Mesela Abdallar ile ilgili olarak bir ders olacak. Abdallar topluluk olarak “kimler, neler, ne yapıyorlar?” anlatacaklar. Yine Tahtacılar aynı şekilde kendilerini anlatacaklar. Alevi ocaklarının içerisinde dört-beş tane ocak kendisini anlatacak. Rızalık şehri, rızalık kültürü anlatılacak. Ayrıca cemler, ritüeller, yol, erkân hizmetleri de anlatılacak. İkinci programın ilk dersini ise Ayfer Karakaya verecek.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Garip Dede Cemevi’ne şubat ayında 24 bin 641 TL elektrik faturası geldi

    Garip Dede Cemevi’ne şubat ayında 24 bin 641 TL elektrik faturası geldi

    PİRHA-İstanbul’da bulunan Garip Dede Cemevi’ne bu ay da 24 bin 641 TL elektrik faturası geldi. “Biz ödemiyoruz diyoruz, onlar hala bize fatura gönderiyor” diyen Celal Fırat, eşit yurttaşlık istediklerini bir kez daha ifade etti.

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Cemevi’nin şubat ayına ait elektrik faturası 24 bin 641 TL olarak geldi. 2022 yılının ilk ayında Garip Dede Cemevi’ne 30 bin TL elektrik faturası gelmişti. Aleviler, ibadethanelerinin ‘ticarethane’ statüsünde tarifelendirilmesine tepki göstererek elektrik faturalarını ödemeyeceklerini belirterek, dava açmıştı.

    Garip Dede Cemevi Başkanı Celal Fırat, son gelen faturayı kamuoyu ile paylaştı. “Biz ödemiyoruz diyoruz, onlar hala bize fatura gönderiyor” diyen Fırat, eşit yurttaşlık istediklerini kaydetti.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Garip Dede Cemevi’ne 30.000 TL elektrik faturası gelmesi tepki çekti
    >700 yıllık Şahkulu Sultan Dergâhı’na 54 bin 316 TL elektrik faturası geldi

  • Küçükçekmece’de zamlar protesto edildi-VİDEO

    Küçükçekmece’de zamlar protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Küçükçekmece’de zamlar protesto edildi. 2022 yılının emekçiler için hayatın bin kat daha zorlaştığı bir yıl olarak başladığı vurgulanan açıklamada, “Müjde diye ilan edilen asgari ücret, zamlı hali ile bile çoktan enflasyon karşısında eridi gitti. Ocak ayı ücret zamları temel ihtiyaçlara gelen zamların yanında devede kulak misali “denildi.

    Yurttaşın alım gücünün her geçen gün düştüğü Türkiye’de iktidar çeşitli ‘müjdeler’ vererek halkın tepkisini azaltmaya çalışsa da, yurttaşlar bir çok kentte sokağa çıkarak, ‘geçinemiyoruz’ demeye devam ediyor.

    İstanbul’da İkitelli- Atakent Güç Birliği Küçükçekmece’de zamları protesto etti. HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu da yurttaşlara destek vermek için basın açıklamasına katıldı.

    “EMEKÇİLERİN ÇEKTİĞİ BU ÇİLENİN SORUMLUSU KİM?”

    2022 yılının emekçiler için hayatın bin kat daha zorlaştığı bir yıl olarak başladığını belirtilen açıklamada, “Müjde diye ilan edilen asgari ücret, zamlı hali ile bile çoktan enflasyon karşısında eridi gitti. Ocak ayı ücret zamları temel ihtiyaçlara gelen zamların yanında devede kulak misali. Herkes kulağı kapıda, gözü yolda elektrik, doğalgaz, su faturalarını bekler hale geldi. Memlekette açlık sınırı 4.249 lira, yoksulluk sınırı 13.843 lira. Bir işçi gece gündüz çalışıp, fazla mesai yapsa dahi açlık sınırını geçip yoksul bile olamıyor; evinde gönül rahatlığıyla ısınamıyor, ütüyü, çamaşır makinesini çalıştıramıyor. Emekçilerin çektiği bu çilenin sorumlusu kim? Memleketi parsel parsel satan, vatandaşın eline geçmeden ücretinden vergileri kesip de patronların cebine koyan, enerji üretim ve dağıtımını özelleştirip patronları bir de bu yoldan zengin eden, tüm bu emekçiyi soyma tezgahını kuran ve yasal haline getirenler! Yani tek adam rejimi ve arkasındaki sermaye güçleri. En ufak bir olanak dahi emekçilerin yaşam şartlarının düzeltilmesi için değil, sermayenin çıkarı için değerlendiriliyor” denildi.

    Açıklamanın ardından yurttaşlar zamları protesto ederek faturaları yaktı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Emrivaki görevlendirme sonucu bir öğretmen koronavirüsten hayatını kaybetti’

    ‘Emrivaki görevlendirme sonucu bir öğretmen koronavirüsten hayatını kaybetti’

    PİRHA – İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle 65 yaş üstü yurttaşların sokağa çıkmaları kısıtlanmıştı. İleri yaştaki yurttaşların evlerine giderek ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan Vefa Sosyal Destek Grubu üyesi Öğretmen Cemil Mutlu, yakalandığı koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybetti. İstanbul 7 No’lu Eğitim-Sen Şubesi uygulamaya tepki gösterdi. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilan edilen “Vefa Sosyal Destek Grubu” 81 Valilikçe uygulanıyor.

    Vefa Sosyal Destek Grubu üyesi Küçükçekme Mustafa Kemal Paşa Ortaokulu Müdürü Cemil Mutlu’nun, yakalandığı koronavirüs salgını dolayısıyla hayatını kaybetmesi üzerine İstanbul 7 No’lu Eğitim-Sen Şubesi bir açıklama yaparak uygulamaya tepki gösterdi.

    Açıklamada “Küçükçekmece Milli Eğitim Müdürlüğü’nü uyarıyoruz, gönüllülük esasına göre yapıldığı belirtilen görevlendirmeler konusunda çalışanları zorunlu kabule zorlayan emrivakilerden vazgeçilmelidir” denildi.

    ÖĞRETMEN CEMİL MUTLU’NUN EŞİ DE YOĞUN BAKIMDA

    İstanbul 7 Nolu Eğitim-Sen Şubesi tarafından kaleme alınan açıklamada, “Küçükçekmece Mustafa Kemal Paşa Ortaokulu Müdürü Cemil Mutlu’nun eşi de koronavirüs salgını nedeniyle şu anda yoğun bakımda tedavi altında. Eğitim-Sen Genel Merkezi geçtiğimiz günlerde öğretmenlerin Vefa gruplarında görevlendirilmeleri ile ilgili gerekli önlemlerin alınması gerektiği ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik defalarca uyarı ve çağrı yapmış, Bakanlıktan konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamıştı. Şube aynı zamanda başka bir okul müdürünün daha aynı nedenden dolayı şu anda yoğun bakımda tedavi görüyor” denildi.

    EMRİVAKİLERLE YAPTIRILIYOR

    7 No’lu Eğitim-Sen Şubesi, öğretmenlerin gerek okul, gerekse Milli Eğitim Müdürlüklerince baskı altında olduklarını belirterek, öğretmenlerin emrivakilerle görevlendirildiğini ve gönüllük esaslı yapılması gereken işlerin herhangi bir önlem almaksızın apar topar yaptırılmasını kınadıklarını kaydederek şöyle devam etti:

    “Gönüllülük esasına göre yapıldığı belirtilen görevlendirmeler konusunda çalışanları zorunlu kabule zorlayan emrivakilerden vazgeçilmelidir.”

    YÖNETİCİLER HERHANGİ BİR ÖNLEM ALMIYOR

    Yapılan açıklamada ayrıca öğretmenlerden beklenilen görevlendirmelerin bir şekilde gerçekleştirildiğini ancak yöneticilerin bununla ilgili önlem almadığı ifade edilerek, “Kendilerinden beklediğimizi söylediğimiz hijyen ve sağlık önlemleri konusunda hiçbir cevap verilmediği gibi kamuoyunu da hiçbir şekilde bilgilendirme gereği duyulmamıştır” şeklinde kaydedildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 5 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunan şahıs yakalandı

    5 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunan şahıs yakalandı

    İstanbul Küçükçekmece’deki Kanarya Mahallesi’nde 22 Nisan’da evinin önünde oynayan 5 yaşındaki çocuk cinsel istismara uğramıştı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Küçükçekmece’de 5 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunan şahsın yakalandığını duyurdu. Küçükçekmece’deki olayla ilgili açıklama yapan Bakan Soylu, şunları söyledi:

    ”Küçükçekmece’yle ilgili 5 yaşındaki çocuğumuzla ilgili hem Valiliğimiz hem de İstanbul Emniyeti fail konusunda çalışmayı yaptılar ve zannediyorum da bu saatler içinde açıklamayı yapacaklardır. Fail  gözaltına alındı. İstanbul Valiliğimiz açıklama yapacaklar. Babayla görüştüm telefonda. Faili yakalayacağımızı söyledim. Failin yakalandığı bilgisi bende var.”

  • Küçükçekmece’de çocuk istismarına karşı eylem sürüyor-VİDEO

    Küçükçekmece’de çocuk istismarına karşı eylem sürüyor-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Küçükçekmece’de 5 yaşındaki bir çocuğa tecavüz eden fail ya da faillerin bulunması için Kanarya Mahallesi sakinlerinin eylemleri devam ediyor.

    Kadın örgütlerinin çağrısıyla saat 13:00’te Kanarya Polis Karakolu önünde bir araya gelen mahalleli, çocuk istismarlarının son bulması için basın açıklaması ve yürüyüş gerçekleştirdi.

    Basın açıklamasına katılan HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, sosyal medyada bazı bilgi kirliliklerinin olduğunu belirtip çocuğun yoğun bakımda olmadığını, hastaneden taburcu edildiğini söyledi.

    “MECLİSTE ÇOCUK HAKLARI DAİMİ KOMİSYONU KURULMALI”

    Cezaların artırılması gerektiğini söyleyen bir mahalleliye Kerestecioğlu “Cezalarda artırım olması hiçbir suçu önlemez.” dedi. “Yapılan suçun önlenmesidir asıl önemli olan. Önlemek için tedbir almak, bunu çocuklara yaşatmamak gerekir. Bu suçun faili gereken cezayı alacak, evet. Ama tek başına cezaların artırılmasıyla çözülmez. İki gün önce de bununla ilgili kanun teklifi verdik. Mecliste çocuk hakları daimi komisyonunun derhal kurulması gerekiyor. Bu olayın gerçekten son olabilmesi için, çocuk hakları takibinin doğru dürüst yapılabilmesi için bu komisyonun kurulma

    “YAN YANA SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Kerestecioğlu kadınlara da çağrı yaptı:

    “Çocuk istismarı sadece sokakta değil evlerde de oluyor. Komşu evde oluyorsa, o sesi duymalı ve duyurmalıyız. Özellikle kadınları bu konuda daha fazla duyarlı olmaya, olanların üstünü kapatmamaya, çocukların seslerini duymak için kulaklarını açmaya çağırıyorum.”

    Küçükçekmeceli kadınlar adına yapılan konuşmada ise, mahallede Suriyelilerin suçlanmasıyla ilgili ifadelere de yer verildi.

    “Biz Küçükçekmece kadınları HDP bileşenleri, kadın örgütleri, hukuk komisyonları olarak bu sürecin takipçisiyiz. Ne çocuğu ne de anneyi asla yalnız bırakmayacağız. Bu söylemlerin yayılması toplum içindeki ayrışmanın büyümesine neden olacaktır. Biz buna izin vermeyeceğiz. Yan yana olacağız. Kadın iradesi ile hem çocuğun hem de annenin yaralarını sarmaya, derman olmaya çalışacağız.”

    ÇOCUK İSTİSMARINDA EVLİLİK YASASINA HAYIR

    “Hukuksal boyutuyla da elbette yasaların dayatmalarını kabul etmiyoruz. ‘İstismarcılarla evlendirme’nin karşısında alanlarda yan yana daha güçlü bir şekilde haykıracağız ve diyeceğiz ki çocuk istismarında evlilik yasasına hayır! Bundan sonraki yan yana gelişlerimiz daha örgütlü ve güçlü olmalıdır. Biz 2 gündür aileyle birebir görüşüyoruz. Yoğun bakımda değil. Anneyle ilgili yapılan söylemler doğru değil. Babanın kendisiyle bugün öğlen birebir görüştük. Gayet sağlıklılar. Evet ruhen yaralılar, hepimiz yaralandık ama ruhumuzdaki yarayı yan yana gelişimizle iyileştireceğimize inanıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Küçükçekmece’de 5 yaşındaki çocuğa cinsel saldırı

    Küçükçekmece’de 5 yaşındaki çocuğa cinsel saldırı

    Küçükçekmece’de 5 yaşındaki çocuk kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından cinsel saldırıya uğradı. Baygın halde bulunan çocuk ameliyatın ardından servise alındı.

    İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde 5 yaşındaki bir kız çocuğu kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi tarafından cinsel saldırıya uğradı. Kapılarının önünde baygın halde bulunan küçük çocuk ameliyata alındıktan sonra servise alındı.

    Küçükçekmece’nin Kanarya Mahallesi’nde dün öğlen sıralarında henüz kimliği belirlenemeyen bir kişi, evinin önünde oyun oynayan 5 yaşındaki bir kız çocuğunu karşıda bulunan apartman boşluğuna götürerek cinsel saldırıda bulundu. Ailesi tarafından bulunmasının ardından hastaneye kaldırıldıktan sonra ameliyata alınan ve İstanbul Tabip Odası’ndan (İTO) alınan bilgiye göre tedavisi süren çocuğun hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Durumu öğrenen mahalle sakinleri Kanarya Mahallesi’ndeki karakol önünde eylem yaptı.

    “ÇALIŞANLARIN ÖĞLE YEMEĞİNE GİTTİĞİ SIRADA OLMUŞ”

    Bir mahalle sakini “Dün öğle sıralarında oldu. İnşaatta çalışanların öğle yemeğine gittiği sırada olmuş. Kızı alıp götürmüş hatta yanında 5 yaşında başka bir çocuk da varmış, ona para vermiş. Çocuk da koşmuş komşulara söylemiş ‘orada pislik yapıyorlar’ diye. Onlar artık bu şekil kaçmışlar. Biz bir kişi biliyoruz ama çocuk annesine iki kişi demiş. Çocuk kendisi kalkmış annesine gitmiş. Şu anda durumu kritik, babası felç oldu diye duydum. Annesi de yeni doğum yapmış durumu iyi değil. Bildiklerimiz bu kadar” dedi.

    “SİZE PARA VERECEĞİM DİYEREK ÇOCUKLARI ARKA TARAFA GÖTÜRÜYOR”

    Çocuklardan birinin dayısı olduğunu söyleyen Barış Sezgin “3 çocuklardı, kız 5 yaşında, erkek çocukların biri 5, biri 6 yaşında. 3 çocuk burada oyun oynuyor. Şahıs geliyor ‘Size para vereceğim’ diyerek çocukları arka tarafa götürüyor. Zaten çocuklar korkudan kaçıyor. Kız çocuğunu da bildiğim kadarıyla görünmeyecek bir şekilde duvarın arkasına götürüyor. Çocuklar da çığlık atıyor. Şahıs da yukarıya doğru kaçmış” dedi.

    “ÇOCUK YOĞUN BAKIMDA”

    Cinsel istismara uğrayan çocuğun amcası Vasfi E. “Olay dün olmuş, benim bugün haberim oldu. Olay burada gerçekleşti. Çocuk şu an yoğun bakımda, çocuğun babası da hasta, yanında bekliyor” dedi.

    Polis olayla ilgili soruşturma başlattı. (HABER MERKEZİ)

  • Genç kadın muhtar adayı ‘Kendin seç kendin yönet’ sloganıyla sokaklarda- VİDEO

    Genç kadın muhtar adayı ‘Kendin seç kendin yönet’ sloganıyla sokaklarda- VİDEO

    PİRHA- Gezi direnişinin yarattığı dinamizmden ilham alarak yaşadığı mahallede muhtar adayı olan Özge Erdoğan Yeşilırmak, muhtarlık koltuğunu yalnızca bir simge olarak görüyor. “Kendin seç kendin yönet” sloganıyla mahallesinde adaylık çalışması yürüten Yeşilırmak’ın kadınlara, çevreye, hayvanlara, yaşadığı mahallenin sorunlarına dair söyleyecek çok sözü var.

    İstanbul Küçükçekmece Atakent Mahallesi’nde yaşayan Özge Erdoğan Yeşilırmak, 31 Mart’da yapılacak yerel seçimlerde mahallesinden muhtar adayı. 1987 yılında İstanbul Fatih’de doğan Yeşilırmak, Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun. 17 yıldır Atakent Mahallesi’nde yaşayan Yeşilırmak’ın tüm kadınlar gibi mahallesine dair söyleyecek çok sözü var.

    Atakent Mahallesi’nde yaşayan kadınlar Gezi direnişinin yarattığı dinamizmle mahallelerinin yönetiminde söz sahibi olmuşlar. Yeşilırmak da bu dinamizmle önümüzdeki yerel seçimlerde muhtarlığa adaylığını koydu. Tek kişinin mahallenin tüm sorunlarına yetişemeyeceğini söyleyen Yeşilırmak, bu sorunu mahalle meclisleriyle aşmayı hedefliyor. “Kendin seç kendin yönet” sloganıyla çalışmalarını sürdüren Yeşilırmak, birebir insanlara temas ederek onların sorunlarını, taleplerini dinliyor.

    Bir yandan muhtarlık çalışmalarıyla ilgili bir gününü takip ettiğimiz Yeşilırmak ile çalışmalarını, nasıl bir yerel yönetim hedeflediğini, kadınlara dönük neler yapabileceğini konuştuk.

    GEZİ DİNAMİZMİ İLHAM VERDİ

    Aday olmaya nasıl karar verdiniz?

    Aslında önceki dönemden beri buna dair fikrim vardı. Çünkü burada iki  dönem önce muhtarlık yapan eski muhtarımızdan sonra daha genç bir açılım olmuştu, bir kadın aday çıkmıştı ve kendisi de Gezi döneminde mahallemizde muhtar olarak seçildi. Oradaki dinamizmi bana da ilham vermişti. Böyle bir çıkışla ‘Ben de yapabilirim. Mahalleme dair sorunları ben de biliyorum. Ben de bunlara dair bir şeyler yapabilirim’ diyerek özellikle kadınların bu alanlarda var olmasının önemini de göz önünde bulundurarak aday oldum. 17 senedir burada yaşıyorum, sorunları da eksikleri de fazlaları da çevreme duyarlı bir insan olduğum için biliyorum.

    Çalışmalarınız nasıl gidiyor? Neler yapıyorsunuz?

    Aslında çalışmaları uzun süredir devam ettirmiyorum. Muhtarlığı çok uzun süredir düşünüyor olmakla birlikte adaylığa karar vereli 2-3 ay kadar oldu. Bu süre içinde de uzun süredir mahallede yaşamamdan kaynaklı bir çevrem vardı elbette ki ama bu çevreyi bu çemberi insanların desteğiyle genişletmeye çalıştım. Öncelikle tanımadığım komşularıma bu 2 aylık süreçte ulaştım. Bunda da başarılı olduğumu düşünüyorum çünkü gerçekten çevremdeki insanlar da bu fikri benim kadar benimsediler ve yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ben kimseye ‘koşulsuz bir şekilde bana oy verin’ diyerek gitmiyorum. Oturup sohbet etmek, onların hayatlarına dokunabilmeyi amaçlıyorum önce. Mahalledeki nüfusumuz 100 bin, seçmen sayımız da 7 bin kadar. Böyle bir mahallede herkesi birebir görmek elbette zor. Ama ben mümkün olduğunca çok çevreye ulaşmaya çalışıyorum. Sosyal medya ve medyanın desteğini almaya çalışıyorum. Eski bir medya mensubu olduğumdan arkadaşlarım da destek vermeye çalışıyorlar sağ olsunlar.

    Bu dönemde siyasi parti adayları dışındakiler yani muhtarlıklar için pankart ve afiş yasakları söz konusu. Bu durumda nasıl propaganda yapıyorsunuz?

    Aslında böyle olunca görünürlüğümüzün önü kapanmış oluyor. Sosyal medyaya önem vermeye çalışıyorum. Bunun dışında etkinliklere, toplu alanlara sık sık girmeye çalışıyorum. Bu muhtar adaylığımdan önce de böyleydi aslında. Yani burada yaşadığımdan beri buradaki aktif kitlenin içinde her zaman bulunmaya çalıştım, şimdi de öyle yürütüyorum kampanyayı. Zorlanıyor muyum zorlanıyorum. Pek çok açıdan insanı zorlayan tarafları var tabi ki. Ama bu yola girerken bunları da tahmin ediyorduk her alanda olduğu gibi. Zorluklarının da üstesinden geleceğimi düşüyorum.

    “YARATICILIKTAN ZİYADE GERÇEĞİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORUM”

    Sosyal medya çalışmalarınızda neler yapıyorsunuz?

    Hayatın içinde olan şeyleri insanlara göstermeye çalışıyorum. Ben bu yola çıkarken mahallelinin talepleri ve onların çözüm önerileriyle bu mahalleyi birlikte yöneteceğiz diye çıktım. Dolayısıyla onların sözlerinin benim sözlerim kadar duyulur olmasını sağlamaya çalışıyorum. Kadınların toplantılarına katılıyorum onların taleplerini not ediyorum. Ama bunları sadece dosyalar halinde kendimde bulundurmaktansa insanlarla paylaşmayı tercih ediyorum. Çocuklarla sohbet ediyorum. Bunların kimini kurgu diye düşünebilirsiniz ama değil. Gerçekten o çocukların kendi yarattıkları, ‘Hadi ne söylemek istersin’ dediğimde kendilerinin çıkardığı şeyler. Bunlara önem vermeye çalışıyorum. Yani yaratıcıktan ziyade gerçeği göstermeye çalışıyorum. Daha çok eksiğim var ama kafamda daha çok proje var. Onları da gerçekleştireceğim.

    Mahallede kaç muhtar adayı var, bunların kaçı kadın?

    Mahallede şu anda 4 tane muhtar adayımız var. 2 kadın, 2 erkek adayız şu anda. Var olan muhtarımızın bir adaylık açıklaması yok şu an için. Eğer kendisi de aday olursa minimum 5 aday olacağımızı biliyorum. Ama muhtarlıkta başvuru gibi bir koşul olmadığı için son güne kadar adaylar çıkabilir. 100 bin kişilik bir mahallede de 5’ten fazla aday olması çok şaşılacak bir durum olmayacaktır. Bekliyoruz, göreceğiz.

    “EVİ DE SOKAĞI DA VAR EDENLER KADINLARDIR”

    Türkiye geneline baktığımızda kadınları yerel yönetimlerde aday olarak görmeye sık rastlamıyoruz. Sizin mahallenizde bu durum yarı yarıya. Bu da kadını mutfağa sokan bir anlayışa karşı kadınların söyleyecek sözü olduğunu ortaya koyuyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Yerel yönetimlerde aday olarak bile göremediğimiz kadınların Atakent özelinde çok ön planda olmasını ben sevinçle karşılıyorum. Ama bu da şaşılacak bir şey değil çünkü Atakent nüfusunun yüzde 51-52’si kadınlardan oluşuyor. Böyle olunca da zaten kadınlar azınlıktayken bile bir adım öne çıkmaya daha hazır bir kitle olduğu için Atakent’te daha önde durmaları kaçınılmaz bir sonuç oluyor. Var olan muhtarımızın kadın olması da bunun önünü açan bir sebep diye düşünüyorum. Burada kadınlar sosyal hayatın daha çok içinde. Elbette her yerde öyledir çarşıda, pazarda, evin içinde de dışında da evi var eden de sokağı var eden de aslında kadınlardır. O yüzden buradan da yerel yönetimlerin her kademesine bu eleştirimi de sunmuş olayım, özellikle siyasi partiler düzeyinde. Artık kadınların yolunun açılmasını ve bu yolun açılmasının koşulu da zannediyorum erkeklerin o yollardan çekilmeye başlaması olduğunu söylemek gerekir. Bizim mahallemiz açısından kadınların varlığı çok umut verici.

    “İLK DEĞERLENDİRMELER KADINLARDAN GELİYOR”

    Peki çalışmalarınızdaki izlenimlerinizde kadınların durumunu nasıl görüyorsunuz?

    Ben adaylığımı açıkladığımdan beri paylaştığım her ortamda ilk değerlendirmeler kadınlardan geliyor. Kadın erkek karma bir ortamdaysak bile erkeklerin ya söyleyecek sözleri yok ya da ilgileri yok. Belki çalışma hayatları daha uzun sürdüğü için. Örneğin burası eski bir mahalle. Burada kadınların daha aktif olması zannediyorum emekli kadınların çokluğundan. Erkekler emekli olmayı kadınlar kadar öncelemiyorlar zannediyorum. Onlar çalışma yaşamında daha uzun yıllar bulunuyorlar. Öyle olunca yine kadınların mahalleye dair sözleri de çok birikmiş oluyor. Fikir verme, yol açma, yaratıcılığı geliştirme konusunda kesinlikle kadınlar daha etken. Erkek komşularımızın hiçbiri alınmasınlar ama kendilerini de davet ediyorum tabi fikirleriyle, önerileriyle bu sürece dahil olmaya. Ama kadınlar her yerde olduğu gibi burada da daha ön açıcı durumdalar.

    “MUHTARLIĞA BİR RANT ALANI OLARAK BAKMIYORUM”

    Muhtarlığın ranta açık olduğu yönünde söylentiler ve eleştiriler var. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Muhtarlıklarla ilgili çok eşitli tartışmalar yürütülüyor. Bunun sebebi zannediyorum muhtarın ve muhtar adaylarının da mahalleye birebir dokunabilen, mahalle içinden insanlar olması. Yani bir belediye başkanı, bir milletvekili seçer gibi değerlendirmiyoruz muhtarları. Çünkü komşumuz, markette, sokakta karşılaştığımız gerçek insanlar olduğunu kanlı canlı görebileceğimiz bir alan. Böyle olunca da aslına olumlu eleştiriye de bir o kadar da olumsuz eleştiriye de yol açmış oluyor. Örneğin ticaretle uğraşanların muhtarlığı ekstra bir gelir kapısı olarak gördüğü tartışılıyor. Bunun sebepleri de tabi ki muhtarın mahallede diğerlerine göre sayıca daha çok insanla muhatap olması ve iş ilişkilerini de böyle kurabileceklerini düşünmelerinden. Örneğin boş arazilerin fazlaca olduğu, imar işlerinin devam ettiği mahallelerde bunlar çok tartışılıyor ama bizim mahallemiz artık yerleşmiş bir mahalle. O sebeple çok büyük bir rant alanı olabileceğini düşünmüyorum. Kendi adıma elbette muhtarlığa bir rant alanı olarak bakmıyorum ama bu eleştirileri yaparken de her birimiz için daha sağduyulu bir değerlendirme yapılmasını rica ediyorum. Muhtarlığın sabit maaşı asgari ücret. Asgari ücret de daha yeni 2 bin liranın biraz üzerine çıkabildi. Bunun dışında muhtarlık müessesesine ayrı bir ödenek ayıran belediyeler yok. Bizim ilçemiz için muhtarlığın yalnızca bir personelini karşıladığını biliyorum. Bunun dışında ısınma, gıda, orada harcanacak her şeyin bedelini muhtarın kendi maaşından ve oradaki evrak gelirinden karşılaması söz konusu. Evrak geliri diyoruz artık biliyorsunuz elektronik sistemde muhtarlıklardan alınabilecek pek çok evraka daha kolayca ulaşılabiliyor. Bunun dışında döner sermaye diye adlandırılan kapının da artık azaldığını görüyoruz. Çünkü dijital çağda yaşıyoruz. Öyle olunca muhtarlık kazanç arttıracak bir kapı olarak adlandırılmamalı artık diye düşünüyorum.

    ULAŞIM VE SOSYALLEŞME SORUNU

    Bulunduğunuz bölgenin belli başlı sorunları neler ve ne gibi çalışmalarınız olacak buna yönelik?

    Atakent mahallesi için ulaşım sorunu kanayan yaramız. Bu sorun biz buraya taşındığımızda da vardı. Ama tabi bizden önce daha zor koşullarda yaşanılmış burada. Bu son yıllarda biraz daha düzene girmeye başladı. Sanırım nüfusun çoğalması ile birlikte bir nebze de olsa hizmet gelmeye başladı. Ama toplu taşıma ile ilgili pek çok sıkıntımız var. Bununla ilgili girişimlerimiz de oldu. Ama olumlu sonuç alamadık. Bu dönem için muhtar seçilirsem ilk çalışma alanım bu olacak. Çünkü mahallemizin taleplerinin en başında toplu ulaşım sorunu geliyor. Onun arkasında da sosyalleşme geliyor. Çok kalabalık binalar ve çok kalabalık bir yaşam içerisinde insanların birbirinden kopuk yaşaması söz konusu. Bunun için de sosyal alanların yaratılması aslında çok zor değil. Mahallelerin hizmeti elbet belediyelerle birebir ilişkilidir ama kendi imkanlarımızla da birebir yapacağımız şeyler vardır. Bunlardan bir tanesi de sosyalleşme alanları yaratmaktır. Dediğim gibi kadınların çok önde olduğu bir mahallede bunu da kadınlarla birlikte yapabiliriz. Akla gelen ilk örneklerden birisi gezi etkinlikleri, halk oyunları, çocuk oyunları için çeşitli atölyeler olabilir. Biz bunları çalışma ekipleri ve mahalle sakinleri ile dönem dönem yapabildik. Onları devam ettirmeyi hedefliyoruz. Bunun dışında da bütün fikirlere açık olacağız.

    Muhtar seçilirseniz mahallede kadınlara yönelik herhangi bir çalışmanız olacak mı?

    Birey olarak kadınlara bir çalışma alanı yaratmak için muhtar olmak gibi bir hedefim olmadı. Çünkü hayatım boyunca kadın çalışmalarının ve kadın mücadelesinin içinde olan bir kadın oldum. Bu da doğallığında olması gereken bir şey diye düşünüyorum. Ama tabi ki muhtar gibi bir temsiliyet ile çalışma alanlarının daha genişletebileceğini düşünüyorum. Bizim mahallemizde zaten benim de içinde olduğun oluşumlar var. Mahallemizde aktif çalışma yürüten bir kadın meclisi de var. Onların çalışmalarına da dahil olmaya çalışıyorum. Belki oralara muhtarlığın maddi gücü olmasa da manevi gücünü kullanarak daha çok insan katmaya ve daha verimli işler yapmaya çalışacağım.

    İKİ MAHALLENİN KADINLARI MÜCADELEDE BİR ARADA

    Aslında geriye dönüp baktığımızda burada yapılan kadın çalışmalarını biraz aktarmak gerekiyor. Kadın deyince hep akla sorun geliyor. Sorunların başında da hep şiddet, cinayet var. Mahallemizde 3 sene önce bir kadın öldürülmüştü. Bununla ilgili bir dava yürütülmüştü ve bu cinayet 2016 yılında yaşanmıştı. Bu davanın sürekli takipçisi olduk. Ben de bu sürecin içinde birebir bulundum. Geçen yıl tamamlanan dava sonucunda da katil iyi halden indirim aldı. Şu an cezaevinde. Ama ailenin itirazı söz konusu oldu. Bu davanın halen takipçisiyiz. Öldürülen arkadaşımızın ismi Nurcan Aslan’dı. Onun ölümünün yıl dönümünden iki gün sonra yani 1 Şubat’ta komşu mahallemiz olan Atatürk mahallesinde Sinem Metin diye bir kadın arkadaşımız öldürüldü. Onun öldürüldüğü gün de bütün kadınlar oradaydık. İkitelli ve Atakent’in kadınları olarak hep bir aradaydık. İkitelli ve Atakent bir caddenin böldüğü aslında çok yakın komşu iki mahalledir. Profil olarak birbirinden farklı gözüksek de o mahallenin de bu mahallenin de kadınları her zaman kadın mücadelesinde bir aradadır ve bunu güçlendirerek devam ettirmeyi hedefliyoruz.

    ÇALIŞMALAR VE İLGİ YETERSİZ

    Peki şu anki yerel yönetimlerin kadın çalışması açısından durumunu nasıl buluyorsunuz?

    Kadınların yerel mecralarda yönetimde olamadığı için kadın çalışmasından söz etmenin pek mümkün olamayacağını söylemek gerekiyor. Muhtarlıklar yerel yönetimlerin en küçük birimi olduğundan belediyeleri ve parlamentoyu bizler iten güç misyonunda olabiliriz. Burada çok kadın muhtar adayı var ben hepsini de buna davet etmiş olayım. Umarım hepsi muhtar olarak seçilecektirler ve sonrasında da ilçelerdeki ve illerdeki kadın eksiliğini de giderebiliriz diye düşünüyorum. Şu anda elbette çalışmaları da ilgiyi de yerel yönetimler açısından yetersiz buluyorum.

    “HEDEFİM ÇEPERİ GENİŞ TUTMAK”

    Muhtar seçildiğinizde nasıl bir yönetim tarzınız olur?

    Aslında mahalleye dair ben de bir mahalleli olarak pek çok fikrim ve isteğim olması ile birlikte daha çok kitleye ulaşıp herkesin isteklerini ve çözüm önerilerini değerlendirmeyi hedefliyorum. Hep söylediğim gibi çok kalabalık bir mahalle ve muhtar bir kişi. Bir kişi elbette bu mahalleye yetebilecek bir güçte olmayacaktır. Ama sekiz tane resmi olan azamız var. Yine 100 bin nüfusa baktığımızda 8 sayısı da temsiliyet için yeterli bir sayı değil. Benim baştaki hedefim bu çeperi geniş tutmak. Meclisler diye çıkmıştım yola, meclis, komisyon ve komite şeklindeki oluşumlarla bir arada olabilmek ve bir zincir kurabilmek hedefimiz. Böyle olmadığı taktirde gerçekten Atakent gibi bir mahallenin isteklerine ve beklentilerine karşılık veremeyeceğimizi düşünüyorum. Temel çıkış noktam da buydu. Buradan tüm komşularımı da tekrar davet etmiş olayım. Eğer bu göreve gelirsem birlikte yapmayı hedefliyorum. Atakentliler olmazsa bir adım daha öne gidemeyiz. Evet bu mahalle bir şekilde yönetilir ama bir adım ötesine gidemeyiz.

    Sokak hayvanlarına yönelik bir çalışmanız olacak mı?

    Bu dünyada birlikte yaşadığımız tüm canlılar aslında hayatı var edenlerdir. Dolayısı ile insanlar, hayvanlar olarak elbette farklılıklarımız var. Ama yaşam hakkı açısından herkesin ve tüm hayvanların da eşit koşulda olmasını savunuyoruz. Temel insani görevlerimizden biri olduğunu düşünüyorum. Atakentliler de özellikle hayvanlar konusunda çok duyarlıdırlar. Ben kendimi de onların içine katabilirim. Bununla ilgili de komşularımızın aslında bireysel uğraşları söz konusu. Pek çok komşumuz bütün gününü sokak sokak dolaşıp yem dağıtmaya ayırıyor. Tabi ki de var olan muhtarlığın da buna yönelik çalışmaları var. Bununla ilgili insanlara fikirlerini sorarken birkaç talep gelmişti. Özellikle köpekler için sosyalleşme parklarından söz ediliyor. Ben bir yerde denk gelmedim ama üzerinde araştırma yaptım. Burada yeşil alan çok bu nedenle evcil hayvanlarımızı dolaştıracak yerler var. Ama hayvanların da birbiri ile tanışıp kaynaşmasını sağlayan o sosyal park sistemi bana çok makul ve mantıklı geldi. Burada da çok yeşil alan olduğu için kafamın bir köşesine bu çalışmayı monte etmiş durumdayım. Ve benzer pek çok şey yapılabilir elbette. Bunu da yine oluşturacağımız komisyonların bir tanesini özel olarak hayvanlar ve ekoloji için oluşturmak istiyorum. Pek çok iyi fikir çıkacağını düşünüyorum ve uygulamakta da güçlük çekeceğimizi zannetmiyorum. Çünkü dediğim gibi çok duyarlı bir mahalleden söz ediyoruz. Hayvanlarla huzur içinde yaşayacağımız bir mahalleyi hedefliyoruz.

    “ENERJİMİ KULLANABİLECEĞİMİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURSUNLAR”

    Bir kadın muhtar adayı olarak alanda ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

    Kadın aday olarak zorluk yaşadığıma dair çok çarpıcı örnekler veremem. Ama genelde ‘Neden Atakent’te kadınlar daha çok aday oluyor ve neden birden çok kadın aday oluyor?’ sorusu sıklıkla geliyor. Ancak iki tane de erkek adayımız var ama kimse onlar için ‘Neden iki erkek aday var ve erkekler birleşip tek aday olsa‘ gibi bir öneride bulunmuyorlar. Kadınlar elbette birleşmeli. Her alanda birlikte çalışabilir. Ama bu yerel yönetim adaylığı da bir süreçtir. Zaten iki kadın aday var diye bunlar birbirine karşı çıkmış gibi bir durum söz konusu değil. Başında da söylediğim gibi keşke daha çok kadın olsa. Keşke 5 tane kadın aday olsa da bunların içinden bir seçim yapma fırsatı verebilsek.

    Bununla birlikte muhtarlığın insanların kafasına ağır oturaklı, takım elbiseli amcalar profili olarak yerleşmiş olmasından dolayı üstü kapalı tepkiler alıyorum. ‘Ama siz çok gençsiniz’ diyorlar. Sanki genç olmak eksiymiş gibi. Elbette yaşla birlikte insanların tecrübeleri artıyordur. Ama kimi insanlar da tecrübe edinmek için yaşlanmayı beklemiyordur. Ben kendimi onlardan biri olarak tarif edebilirim. Ancak ne yazık ki çok da genç değilim artık. Türkiye’nin bu koşullarında insan ömrü ileri gitmiyor geri gidiyor. Eskiden ‘yaş 35 yolun yarısı’ diyorduk. Şimdi ne yazık ki bu rakam da geriye düştü. Bu nedenle genç olarak niteleyenler enerjimi kullanabileceğimi göz önünde bulundursunlar diye tavsiye ediyorum. Zorlukla birebir karşılaşmıyorum.

    “EŞİM VE AİLEM EN BÜYÜK DESTEKÇİLERİM”

    Eşiniz ve aileniz muhtar adaylığınız için ne düşünüyor?

    Eşim ve ailem en büyük destekçilerim. Ama tabi ki bu ailelerinden olduğum için değil gerçekten bu görevi yapabileceğimi düşünerek destek veriyorlar. Onlara da teşekkür etmiş olayım. Çünkü en az benim kadar çalışıyorlar hatta kimi zaman beni iten onlar oluyor. Taktir edecek olursanız çok yorucu bir süreç. İnsan bazen bir durup dinlenmek istiyor. Ama sağ olsunlar beni hiç boş bırakmıyorlar. Seçim süreci benim için olumlu sonuçlandığında bu başarının arkasında eşim ve ailem yer alacak.

    “KENDİN SEÇ KENDİN YÖNET”

    Bir sloganınız var mı?

    Aslında temel çıkış sloganım tanıtım broşürlerimde kullandığım sloganım ‘Kendin seç kendin yönet’ oldu. Bu da tariflediğim birlikte yönetim biçiminin özet haliydi. Ben muhtarlık koltuğunda yalnızca bir simge olmayı hedefliyorum. Dediğim gibi mahallelinin kendi sözünü açıkça ifade edebilecek kanalları yaratan bir muhtar olmayı hedefliyorum. Bu nedenle ‘Kendin seç kendin yönet’ sloganını seçtim.

    Suay ABAK / İsmet SEFER
    İSTANBUL