PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kumluca Şubesi, “Sözün, Sazın ve Yolun Buluştuğu Gece” başlığıyla hafızalarda iz bırakan bir konser düzenledi. Pir Sultan Abdal’dan Aşık Mahzuni Şerif’e uzanan deyişlerin yankılandığı gecede, birlik ve dayanışma mesajları öne çıktı.
Kumluca Mehmet Akif Ersoy Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe; PSAKD Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, şube yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
“KÜLTÜRÜMÜZÜ YAŞATMAK İÇİN HER ŞARTI ZORLUYORUZ”
Gecenin açılış konuşmasını yapan PSAKD Kumluca Şube Başkanı Aysun Aracı Özüdoğru, şubenin 1,5 yıllık kısa geçmişine rağmen önemli çalışmalara imza attığını belirtti. Özüdoğru, ilçedeki ikinci konserlerini düzenlediklerini hatırlatarak şunları söyledi:
“Bu kısa sürede öğretiden cemlere, bağlama kurslarından anma gecelerine kadar her alanda var olmaya çalıştık. Kumluca’da bir Cemevi ve Kültür Merkezi artık zaruri bir ihtiyaçtır. Belediye nezdinde sürecin takipçisiyiz. Bizim yolumuz haksızlığa karşı durmanın, zalime boyun eğmemenin yoludur.”
Özüdoğru ayrıca, PSAKD’nin öz gücüyle Hacıbektaş’ta büyük bir dergâh edindiğini müjdeleyerek, “Emek olmadan yaşam, dayanışma olmadan umut büyümez,” dedi.
“KUMLUCA’DA PİR SULTAN BAYRAĞININ DALGALANMASI ÇOK KIYMETLİ”
PSAKD Genel Yönetim Kurulu adına söz alan Adnan Arslan ise konuşmasına Anneler Günü’nü kutlayarak başladı. Kumluca şubesinin çalışmalarını takdirle karşıladıklarını belirten Arslan, “Kumluca gibi bir yerde Pir Sultan Abdal’ın bayrağının dalgalanması bizler için çok kıymetli. Bu mücadeleyi daha da büyüteceğiz,” ifadelerini kullandı.
USTA İSİMLER VE GENÇ YETENEKLER AYNI SAHNEDE
Konuşmaların ardından sahne, müziğin ve deyişlerin gücüne bırakıldı. Gecede ilk olarak şube bünyesinde yetişen kursiyerler performans sergiledi. Ardından, aralarında akademisyen ve ustaların da bulunduğu zengin bir sanatçı kadrosu dinleyicilerle buluştu.
Konserde sahne alan isimler: Dr. Ali Özden (Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi), Ozan Dertli Divani, Mehmet Güleç. Yusuf Özüdoğru, Adem Kepez, Seçki Işıldak, Kulcan İlyas Şimşek, Baba Süleyman Demir
PİRHA- Batı Antalya Kadın Platformu, Kumluca Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasıyla bir kadının yıllardır maruz bırakıldığı şiddeti kamuoyuna taşıdı. Platform, cezasızlık politikalarının kadınları korumasız bıraktığını vurgulayarak yetkililere 6284 sayılı yasayı uygulama çağrısı yaptı.
Antalya’nın Kumluca ilçesinde Batı Antalya Kadın Platformu, evli olduğu erkek tarafından uzun süredir şiddet gören ve boşanma aşamasında olmasına rağmen yaşamından endişe eden bir kadının yaşadıklarını kamuoyuna duyurdu. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan açıklama, platform adına Cihan Özkol, Özge Taş ve Hacer Taşçene tarafından okundu.
Açıklamada, iktidarın “Aile Yılı” politikası eleştirilerek bunun kadınları aile içine hapseden, bakım yükünü kadınların omuzlarına bırakan bir anlayış olduğu ifade edildi. Kadına yönelik şiddetin sistematik hale geldiği belirtilen açıklamada, cezasızlık politikalarının failleri cesaretlendirdiği vurgulandı.
Platform, 2025 yılında 294 kadının öldürüldüğünü, yüzlerce kadının ölümünün ise şüpheli olarak kayıtlara geçtiğini hatırlatarak, 2026 yılında da kadın cinayetlerinin sürdüğüne dikkat çekti.
“ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN”
Basın açıklamasında Sabiha İnce’nin 2022 yılından bu yana defalarca şikayette bulunmasına rağmen çoğunun takipsizlikle sonuçlandığı belirtildi. Kolluk kuvvetlerinin şikayetleri işleme koymadığı, hatta küçümseyici tutum sergilediği ifade edildi. Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:
“Kız kardeşimiz Sabiha İnce’nin, 2022 yılından itibaren uğradığı şiddet olaylarına ilişkin şikayetleri vardı. Ancak bu şikayetlerin çoğu takipsizlikle sonuçlandırılmıştı. Aynı zamanda 2023 Eylül tarihli şikayeti ise sürüncemede kalmıştı. Polis, Sabiha İnce’nin şikayetlerini işleme koymadı. Hatta, yine mi sen geldin dediler! Avukatı, Kumluca’nın küçük bir yer olmasının ve şiddet uygulayan eşin, polis memurlarını tanıyor olmasının bunda etkili olduğundan şüphe ediyor.
Sonuç olarak, 6284 uygulanmadı ve evli olduğu erkekten şiddet gören bir kadın bu şiddet sarmalından kurtulamadı. Yıllarca ekonomik, psikolojik, fiziksel birçok şiddete maruz kaldı. 2024 yılında halen evli olduğu aynı erkek tarafından çok ağır bir eziyete uğradı. Şiddet uygulayan erkek hakkında uzaklaştırma kararı alındı. Ancak bu uzaklaştırma kararları defalarca ihlal edilmesine rağmen kolluk tarafından hiçbir işlem yapılmadı.
Avukatı bu uzaklaştırma süreçlerine ilişkin geçmiş tarihli şikayetleri tekrardan işleme aldırmak için uğraştı. Kolluk güçleriyle birçok kez görüşerek evrak temin etmeye çalıştı. Ancak kolluğun bu süreçte ciddi bir zorluk çıkardığını ve ciddi tartışmalar yaşadığını bildiriyor. Avukatı, çabaları sonucunda yalnızca Eylül 2023’te uğramış olduğu şiddet olayı ve Mayıs 2024’te uğramış olduğu şiddet olaylarına ilişkin dosyaların açılmasını sağlayabildi. Diğer yapılan şikayetler ise takipsizlikle sonuçlandı. Yapılan itirazlar Sulh Ceza Mahkemesi tarafından da reddedildi.
BAŞKA BİR HUKUKİ GARABET
Eylül 2023’teki ceza dosyası Kumluca 2. Asliye Ceza’da, Mayıs 2024’teki ceza dosyası ise Kumluca 3. Asliye Ceza’da görülmeye başlandı. Bu sırada başka bir hukuki garabet ortaya çıktı: Evli olduğu erkek tarafından ağır şiddet gören Sabiha İnce, bu iki şiddet davası dosyasında da “müşteki sanık” olarak yer alıyordu. Yani uğramış olduğu darp eylemlerine ilişkin, boşanma aşamasındaki eşi tarafından atılan iftiralar neticesinde kendisi de hakaret ve yaralama suçlarından yargılanmaya başladı. Neyse ki Sabiha İnce bu dava dosyalarında beraat etti.
Bu süreçte, özellikle Kumluca 3. Asliye Ceza’da görülen Mayıs 2024 tarihli şiddet olayında, Sabiha İnce’nin avukatı tarafından defalarca belirtilmesine ve adli raporlar ve emsal kararlar sunulmasına rağmen dosya kadına karşı yaralama olarak açıldı. Oysa ki olayın niteliği itibarıyla dosyanın görevsizlikle ağır cezaya gönderilmesi gerekirdi. Avukatının iddiası, fail Ümit İ.’nin eylemlerinin öldürmeye teşebbüs niteliğinde olduğunun son derece açık olduğudur. Ancak mahkeme bu ısrarlı taleplerine rağmen, görevsizlik itirazlarını reddetti. Üstelik Mayıs 2024 tarihinde uğramış olduğu bu ağır şiddet dosyasında tutuklama kararı alınmadı. Adli kontrol şartıyla fail Ümit İ. serbest bırakıldı. Ümit İ. hakkında hem uzaklaştırma hem de adli kontrol hükümleri olmasına rağmen, kişi adli kontrol hükümlerini ihlal etti. Buna rağmen mahkeme yine tutuklama kararı çıkarmadı. Ümit İ. tutuksuz şekilde yargılandı.
“ERKEK ADALET DEĞİL, GERÇEK ADALET”
Bu yargılamalar devam ederken karşı taraf, Sabiha Hanım’ı sindirmek için çeşitli suç duyurularında bulundu. Sabiha Hanım’ın yaptığı basın açıklamalarını, televizyon programlarına çıkmasını, sosyal medya paylaşımlarını dahi adım adım takip edip ekran görüntüleriyle kayıt altına aldı. Sabiha İnce’nin kendisini korumak, görünür olmak, sesini duyurmak için yapacağı her girişim kısıtlanmaya çalışıldı. Aynı zamanda ortak konut şerhi alınan, şu an Sabiha Hanım’ın oturmakta olduğu evden tahliye ettirmeye çalıştılar. Oysa 6284 sayılı kanun, “müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi” gerektiğini söylüyor.
Tüm bu süreçler yaşanırken Sabiha İnce’nin zaten şiddet uygulayan eşinin şiddetin dozunu artırmasına neden olan olaylardan birisi de, karnında unutulan ameliyat iğnesidir. Evli olduğu Ümit İ. tarafından, kendisi itiraz etmesine rağmen tüp bebek tedavisine zorlanmıştır. Gideceği doktor ve hastane yine evli olduğu erkek ve hatta onun iş arkadaşları tarafından belirlenmiştir. Bu tüp bebek tedavisi için 2023 yılı Ocak ayında, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyat olmuştur. Ameliyatta karnında unutulan ameliyat iğnesi sağlığını ve hayatını son derece olumsuz etkilemiştir. Karnında bitmeyen ağrı ve batma hissinden şikayet etmiştir. Ameliyatı yapan doktor ise bu ağrıların normal olduğunu söylemiştir.
Sabiha İnce, Mayıs 2024’te, evli olduğu erkek tarafından ağır şiddet gördüğünde adli rapor için hastaneye götürülmüş ve karnında unutulan ameliyat iğnesi de darp raporu için röntgen çekilince fark edilmiştir. 1 yılı aşkın süre karnındaki ağrılardan şikayet etmesi, sağlık kuruluşları ve kontrolleri yapan doktor tarafından dikkate alınmamıştır. Ameliyatı yapan doktorun ve kontrolleri yapan doktorun ve sağlık personelinin ağır kusuru bulunmasına rağmen, karnında unutulan ameliyat iğnesine ilişkin yapılan suç duyurularına soruşturma izni verilmemiştir! 2 yılı aşkın süredir hala sorumlular hakkında soruşturma izni verilmiyor ve adli tıp raporu gelmiyor! Açılan tazminat dosyaları da hala sonuçlanmamıştır.
İKİ DOSYA İSTİNAF AŞAMASINDA
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bu süreçte emekli olan ve özel bir sağlık kuruluşunda çalışmaya başlayan ilgili doktorla, Sabiha İnce’nin tahlil, tetkik, ev adresi gibi özel bilgilerini paylaşmıştır. Sabiha İnce, tüm bunlarla mücadele ederken aynı zamanda karnındaki iğneden kurtulmak için zorlu başka bir tedavi sürecinden de geçti. Karşı taraf, bu tedavi sürecini dahi Sabiha İnce’yi sindirmek ve kararından vazgeçirmek için kullanmaya çalışmıştır.
Kumluca 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden yargılamada sanık Ümit İ. hakkında göstermelik bir ceza verildi. “Kadına karşı silahla yaralamaya teşebbüs” suçlarından ise beraat verildi. Kumluca 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyada ise Ümit İ. hakkında “kasten yaralama ve kadına karşı tehdit” suçlarından ceza verildi.
Şu an iki dosya da istinaf aşamasındadır. Boşanma davası hala devam ediyor ve yarın duruşması var.
Sabiha’nın avukatı, yaşanan hukuki garabetlerin yanında, alınmayan ve takipsiz bırakılan şikâyetlerin çok daha vahim olduğunu belirtiyor. Bizler biliyoruz ki, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun etkin biçimde uygulansaydı ve koruma tedbirleri yerine getirilseydi, Sabiha İnce 2022’de ilk resmî şikâyetini yaptıktan sonra bu şiddet sarmalını yaşamadan kurtulabilecekti. 6284 sayılı kanun kolluk güçlerince uygulansaydı, hâkimler tarafından dikkate alınsaydı Sabiha İnce’nin hayatı çok daha farklı olabilirdi. Yasayı uygulamayan her memur, her görevli, her yetkili, Sabiha’nın daha ağır bir şiddet görmesine neden olmuştur.
“6284’Ü UYGULA”
Şiddete tanıklık eden ya da bu durumu öğrenen her kişinin ihbar sorumluluğu vardır. Ama bu şiddet olayları yaşanırken hiç kimse polise ihbar etmedi. Sabiha kendine gelip de ambulansı kendisi aramasa belki şu an aramızda olmayacaktı. Komşuları sesleri duydu ama ne polisi, ne de ambulansı aradılar. Hatta gürültü yapmayın, rahatsız oluyoruz dediler. Şiddet uygulan erkek, Sabiha hakkında olumsuz şeyler söylediği zaman acaba doğru mu diye Sabiha’ya da sormak yerine, kendilerine anlatılanları doğru kabul edip hüküm verdiler. Şiddet sarmalı, sistem ve dahil olan herkes tarafından beslendi.
Sabiha kimi zaman destek olan kişi ve kurumlar tarafından da yalnız bırakıldı. Kumluca, şehir merkezinde olmadığı için yeri geldi kendi avukatı, yeri geldi baro gözlemcisi avukatlar, yeri geldi kadın dernekleri yanında olamadı. Öte yandan, kadına şiddete karşı olduğunu söyleyen, biz kadınlar gibi iktidarın bu konuda yaptıklarını eleştiren ana muhalefet partisi ilçe teşkilatı, şiddet faili erkeği savunan avukatlardan birinin kendi yöneticilerinden biri olduğunu öğrendiği halde bu konuda hiçbir şey yapmadı! Biz, iktidara adayım diyen muhalefetin de bu konuda dikkatli olması gerektiğini ve eylemiyle söyleminin tutarlı olmasını beklediğimizi hatırlatmak isteriz. Kadına yönelik şiddet, özel bir aile dramı değil, iktidarın politikalarından, toplumun ön kabul ve önyargılarına kadar her şeyle bütün bir sistem sorunudur. Burada yaşanan ihmal ve kusurları görmezden gelen herkes, hepimiz sorumluyuz.
“KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR”
Sanık Ümit İ. hakkında daha önce Kumluca 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen imza adli kontrolü geçen hafta kaldırıldı. Avukatı, konuta 500 metre yaklaşmama şeklinde göstermelik bir adli kontrole hükmedildiğini bildirdi. İtirazları reddedilmiş ve bu şekilde işleme devam edileceği bildirilmiş. Elektronik kelepçenin süresi ise 16 Nisan 2026 tarihinde sona erecek. Uzatılıp uzatılmayacağı belli değil. Adli kontrol kararının da kalktığı düşünülünce, Sabiha İnce’nin savunmasız pozisyonda kalacağı açıktır. Daha önce koruma altındaki Sabiha İnce’nin anlık konumunun şiddet faili Ümit İ.’ye bildirildiğine dair bir şikayetleri de var üstelik. Bu şikayet takipsizlikle sonuçlandı. İtirazları da reddedildi.
Şiddet uygulayan erkekle boşanma aşamasında olan Sabiha İnce, hâlâ kendini tehdit altında hissediyor. Hayatından endişe etmeye devam ediyor. Adli kontrolden sonra elektronik kelepçenin de kaldırılmasından korkuyor. Bir kadın daha gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için, 6284 sayılı yasa uygulanmadığı için hayatını kaybetmesin diye buradayız. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda kamu kurumlarının görev, yetki ve sorumluluk çerçevesinde yükümlülüklerini yerine getirmelerini talep ediyoruz.”
PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kumluca Şubesi’nde Hızır ayı dolayısıyla cem erkânı yürütüldü. Yoğun katılımla gerçekleşen cem, birlik, rızalık ve dayanışma vurgusuyla tamamlandı.
Cemi, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı ve yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir ile Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek yürüttü. Ceme, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Gülçin Akça, Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer ve yönetim kurulu üyeleri ile AKD önceki dönem Genel Sekreteri Ahmet Kahyaoğlu da katıldı.
“BUGÜN BURADA BİRBİRİMİZİN YÜREĞİNE DOKUNMAK İÇİN TOPLANDIK”
PSAKD Kumluca Şube Başkanı Aysun Aracı Özüdoğru, cemin açılışında yaptığı konuşmada Hızır ayının anlamına vurgu yaptı.
Özüdoğru, “Bugün burada sadece bir cem yürütmek için değil, birbirimizin yüreğine dokunmak için toplandık. Hızır ayı; umudun, bereketin ve tanışmanın ayıdır. Derler ki Hızır dara düşenin yardımına yetişir. Biz biliriz ki Hızır bazen paylaşılan bir lokmadır, bazen sessiz bir dayanışmadır” dedi.
Zor zamanlarda dayanışmanın önemine dikkat çeken Özüdoğru, Pazarcık’ta katledilen Evrim Koç’u anarak, kadınların Alevi inancındaki yerini hatırlattı. “Bizim yolumuzda kadın eş değil, eşittir; cemin öznesidir, yolun taşıyıcısıdır. Bir kadının yaşam hakkının elinden alınması rızalık ilkesinin tam zıttıdır” ifadelerini kullandı.
“HIZIR BOLLUĞUN VE BEREKETİN SİMGESİDİR”
Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Baba Süleyman Demir, cemevinin kapısından birlikte girildiğini ve rızalık alındığını belirterek, erkânda yerine getirilen sembolik hizmetlerin anlamını anlattı.
Demir, faraş hizmetinin kin ve dedikodudan arınmayı, el suyunun ise içsel temizliği simgelediğini ifade etti. Çerağın uyandırılmasının ise Hak-Muhammed-Ali inancında aydınlığı, insan-ı kâmili ve karanlığa ışık tutmayı temsil ettiğini söyledi.
Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek ise Hızır inancının tarihsel ve kültürel arka planına değindi.
Hızır kültünün Anadolu başta olmak üzere farklı coğrafyalarda çeşitli isimlerle var olduğunu belirten Şimşek, Hızır’ın bolluk, bereket ve darda kalanlara yardım sembolü olduğunu ifade etti. Hıdırellez geleneğine de değinen Şimşek, 6 Mayıs’ta Hızır ile İlyas’ın buluşmasının baharın gelişi ve doğanın canlanması olarak kutlandığını hatırlattı.
Cem boyunca gülbengler okundu, deyiş ve nefesler söylendi. Semahların dönülmesinin ardından çerağlar sırlanarak lokmalar pay edildi.
Hızır Cemi, birlik ve rızalık mesajlarıyla sona erdi.
PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kumluca Şube Başkanı Aysun Aracı Özüdoğru, şube faaliyetlerini PİRHA’ya anlatarak Kumluca ve çevresinde kültürel anlamda ciddi bir yozlaşmanın yaşandığını vurguladı. Özüdoğru, “İlk etapta Kumluca’nın en uzak noktasındaki insanlara ulaşarak kültürel anlamda aktarımda bulunmak istiyoruz” dedi.
“KUMLUCA ASİMİLASYONUN EN YOĞUN YAŞANDIĞI BİR YER”
Aralık 2024’te şubeyi kurduklarını belirten Özüdoğru, kuruluş sürecini şöyle anlattı:
“Kurucu üyelerimizle bir araya gelerek yaptığımız değerlendirme ve tespitlerimizde bu bölgede çok büyük bir eksikliğin olduğunu anladık ve 7 arkadaş bir araya gelerek, şubemizi açtık.”
Kumluca’nın zor bir bölge olduğuna dikkat çeken Özüdoğru, “Nedeni de şu: asimilasyonun çok yoğun yaşandığı bir bölge ama bu inancın, bu kültürün ve bu felsefenin, buralarda da olması en önemlisi de o ruha sahip olması unutulmaması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.
“CİDDİ BİR YOZLAŞMA SÖZ KONUSU”
Bölgede kültürel anlamda büyük bir tahribat yaşandığını söyleyen Özüdoğru, şubenin önceliklerinden bahsederek şunları ifade etti:
“Bu kültürel yozlaşmayı ortadan kaldırmamız gerekiyor. Özellikle bu süreçte bu kültür bize yol gösterici olacak. Kurumsal olarak bu bölgede çok iyi bir örgütlenme yaparak en uçtaki insanlara kadar ulaşmamız gerekiyor.’”
Şubenin kuruluşunun ardından yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirten Özüdoğru, bölgedeki tüm Alevi ve Tahtacı köylerini ziyaret ederek derneğin amacını anlattıklarını kaydetti:
“Onlara derneğin amaçlarını anlattık. Neden ve niçin kurduğumuzu, bir yol önderliği yapmak istediğimizi söyledik.”
Bu ziyaretlerin ardından panel ve açılış konseri gibi etkinlikler düzenlediklerini söyleyen Özüdoğru, “Gerçekten açılış konserimize Demre, Finike ve Elmalı’dan ciddi katılımlar oldu” dedi.
“KUMLUCA’NIN KÖYLERİNDE BİRLİK CEMLERİ YAPACAĞIZ”
Örgütlenme çalışmalarının sürdüğünü belirten Özüdoğru, şubenin hedeflerini şöyle sıraladı:
“İlk etapta hedeflerimiz insanlara kültürel anlamda aktarımda bulunmak, bir şeyler vermek. Ayrıca şu anda saz kurslarımızı başlattık ayrıca birlik cemlerimiz köy köy devam edecek.”
Derneğin sınırlı imkânlarla faaliyet yürüttüğünü belirten Özüdoğru, “Kısıtlı imkanlarımıza rağmen aslında çok fazla işler yapmaya çalışıyoruz. Emek gerekiyor, emek olmadan yemek olmuyor” dedi.
“Yaptığımız ‘Birlik Cemi’ne 70 yıldır cem görmeyenler geldi” diyen Özüdoğru, bunun kendileri için büyük bir motivasyon olduğunu söyledi.
“KUMLUCA’YA CEMEVİ AÇACAĞIZ: VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Kumluca’da bir cemevi açma projeleri olduğunu belirten Özüdoğru, bu konuda belediyelerle yürüttükleri girişimleri anlattı:
“Şartları zorlayacağız. Belediyelerle iş birliği yapabilir miyiz? Onlara bakacağız. Ama mutlaka istiyoruz. En son Büyükşehir Belediyesiyle konuşarak bir yer talebimiz olacaktı. Ancak politik nedenlerden dolayı Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in içeride olması biraz sıkıntılar yarattı ancak biz cemevi açma projemizden vazgeçmeyeceğiz.”
PİRHA-Antalya’da 23 yıldır devam eden geleneksel Tarım ve Seramik Festivali’ne katılanlar etkinliklerde yörelerine özgü lezzetleri ziyaretçiler ile buluşturuyor. Pişi, keşkek, aşure gibi birçok ürünün sunulduğu festivalde kültürel ve sanatsal etkinlikler de yer alıyor.
Antalya Kumluca Belediyesi tarafından 23 yıldır geleneksel olarak yapılan Tarım ve Seramik Festivali’ne katılan Hızır Kahya Mahalle Muhtarı Selman Akkaya ile Ortaköy Mahalle Muhtarı Halime Kaya, festivale ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundular.
“ÇADIRLARI KURDUKTAN SONRA YÖRÜK GÖÇÜNE KATILIYORUZ”
Aynı zamanda Alevi mahallesi olan Hızır Kahya Mahallesi’nin Muhtarı Selman Akkaya, belediyenin düzenlemiş olduğu festivale katılarak; çadırlar kurduklarını aktardı. “Güreşlerimiz, konserlerimiz oluyor” diyen Akkaya, etkinliklere dair şu bilgileri verdi:
“Çadırlarımızı kurduktan sonra son günde Yörük kortejine katılarak Yörük göçünü tamamlıyoruz. Etkinlik bir hafta sürüyor. Çadırımızda dönüşümlü olarak her gün farklı bir arkadaşımız, keşkek, pişi, çay, lokum, bisküvi dağıtıyor.
Toptaş Hızır Kâhya Beşikçi Mahallesi ile beraber ayrı bir çadır kurduk. Burada Hızır Kahya, Toptaş ve Beşikçi olmak üzere 3 Alevi mahallesiyiz. Elimizden geldiği kadar vatandaşlarımıza ve belediyemize katkı yapmaya çalışıyoruz.”
“PİŞİ, KEŞKEK, AŞURE YAPIYORUZ”
Akkaya, belediyenin katkılarıyla ürünleri hazırladıklarını söylerken, yapılan ürünleri şöyle tarif etti:
“Pişi için hamur hazır yaptırıyoruz. Ateşte veya normal ocakta yapıyoruz. Yağda kızartıp vatandaşlara sunum yapıyoruz. Keşkek ve bir de aşure vardır. Aşure bizim kendi geleneğimizde tatlı ve iki katkılıdır. 12 çeşit yemiş katılır içerisine. Biz canların yaptığı aşuredir. Öbürü keşkektir. Keşkek aşurenin şekersizi, oda buğdaydan yapılır. Buğday, su karışımı. Dibi tutmasın diye devamlı karıştırırız pişerken.”
“YÖRÜK ŞENLİĞİ 23 YILDIR DEVAM EDİYOR”
Ortaköy Mahalle Muhtarı Halime Kaya ise Kumluca’da 23 yıldır geleneksel Yörük şenliğinin gerçekleştirildiğini kaydederek, “23 yıldır bu çadırları kuruyor ve eski kültürümüzü yaşatıyoruz. Eşyalarımızı bilmeyen genç kardeşlerimize tanıtıyoruz. Bu eşyalar kendi mahallemizden topladığımız eski eşyalarımız” diye konuştu.
“HERKES KENDİ YÖRESİNE ÖZGÜ YEMEKLERİ İKRAM EDİYOR”
Etkinliği ziyaret edenlere sunulanları ise Kaya şöyle anlattı:
“Akşamları ikramlarımız oluyor. Biz genelde Yörük kültürünü tanıttığımız için dün akşam mesela Yürük çorba, salata, gece çorbası yaptık. Mısır ve sütten yapılan mısır yarması taş değirmenimizde öğütülen mısırları haşlayıp daha sonra sütle pişiriyoruz ve çorbanın içerisine yayla kekiği atıyoruz.
Bugün de torba çorbamız var. O da Yörük çorbasıdır, ayranla yapılır. Ayranı yapar yapmaz yağlı köpüklü bir şekilde un ve buğdayla yapılan bir çorbadır. Genelde herkes kendi mahallesine, kendi yöresine özgü istediği yemeklerin ikramlarını yapıyor. Kim ne yapmak istiyorsa onu yapıyor.”
“BÜTÜN HİZMETLERİ ÜCRETSİZ YAPIYORUZ”
Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bütün hizmetleri ücretsiz yapıyoruz. Belediyemiz kullandığımız tüm malzemelerin hepsinde yardımcı oluyor. Şenliğimizden sonra cumartesi Yörük göçü kortejimiz olacak. Festivalimizi görmek için her yıl yapılan bu etkinliğimize tüm halkımızı bekliyoruz.”
Kumluca Devlet Hastanesi’nde görevli iki hemşireye 500 kere ‘Ben salağım görev yerimi terk ettim. Ben salağım” yazdıran başhekim Ayşegül Alkan, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görevden alındı.
13 Aralık Pazar günü Kumluca Devlet Hastanesi’nde gece nöbetinde olan iki hemşire, alt katta düşen bir hastanın olduğu bilgisi üzerine müdahale etmek için görev yerlerini terk etti.
Başhekim Ayşegül Alkan ise hemşireleri yerinde göremeyince, A4 kağıdına 500 kere ‘Ben salağım görev yerimi terk ettim’ yazmalarını istedi. Yazıyı yazan hemşireler, daha sonra söylenildiği üzere evrak kayıta teslim etti.
Olayın duyulmasının ardından konuyla ilgili inceleme başlatan Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, başhekimin görevden alındığını duyurdu.
Başhekimlik tarafından yapılan açıklamada, “Antalya’da Kumluca Devlet Hastanesinde gerçekleşen ve tüm basında yer alan haber üzerine yapılan inceleme ve soruşturma sonucu Kumluca Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ayşegül Alkan başhekimlik görevinden alınarak asli görevine iade edilmiştir” denildi.
ANTALYA TABİP ODASI: İNSAN ONURUNU ZORLAYAN AKIL TUTULMASI
Antalya Tabip Odası’ndan yapılan açıklamada hemşireye uygulanan yaptırımın hiçbir şekilde meslek etiğiyle bağdaşmadığına dikkat çekilerek, şu ifadeler kullanılmıştı:
“İnsan onurunu ve etik anlayışı zorlayan bu tutum akıl tutulmasıdır. Pandemi koşullarında yüksek risklerle ve zorlu koşullarda hizmet veren sağlık çalışanları, sözel ve fiziksel şiddetin yanı sıra bir de yöneticilerin mobbing, soruşturma, geçici görevlendirme gibi yönetememekten kaynaklı haksız uygulamaları ile karşılaşıyor. Sağlık çalışanlarının emeğini ve onurunu hiçe sayan uygulamaların, baskıların ve mobbinglerin karşısında durmaya devam edeceğiz.”
Antalya Kumluca Devlet Hastanesi’nde, başhekim görev yerini terk edip arkadaşına yardıma giden hemşireye 500 kere ‘ben salağım görev yerimi terk ettim’ yazma cezası verdi.
Antalya’nın Kumluca ilçesinde Devlet Hastanesi Başhekimi Ayşegül Alkan’ın hastaya müdahale etmek için alt kata inen hemşireye verdiği ceza tepkilere neden oldu.
Kadın başhekim Ayşegül Alkan hemşireden ceza olarak A4 kağıdına 500 kere ‘Ben salağım görev yerimi terk ettim’ yazmasını istedi.
İşten atılmamak için başhekimin söylediğini yapan hemşire A4 kağıdına 500 kez ‘Ben salağım görev yerimi terk ettim’ yazısını ağlayarak yazmak zorunda kaldı.
Sağlık Bakanlığı’nın Kumluca Devlet Hastanesi Başhekimi Ayşegül Alkan hakkında işlem yapması bekleniyor.