Etiket: kuraklık

  • Hatay’da su krizi derinleşiyor: Barajlarda doluluk yüzde 16’ya düştü

    Hatay’da su krizi derinleşiyor: Barajlarda doluluk yüzde 16’ya düştü

    PİRHA- Hatay’da Karaçay ve Yayladağı barajlarındaki doluluk oranı yüzde 16’ya kadar geriledi. Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, “Çok cüzi miktarda suyumuz kaldı” diyerek halkı dikkatli su kullanımı konusunda uyardı.

    Depremin yarattığı sorunların hala devam ettiği Hatay, şimdi de kuraklık tehdidiyle karşı karşıya. İçme ve sulama suyu açısından hayati öneme sahip Karaçay ve Yayladağı barajlarındaki doluluk oranı yüzde 16’ya kadar geriledi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Hatay haziran ayında normalin yüzde 80 altında yağış aldı. 1 Ekim 2024- 31 Temmuz 2025 döneminde ise yağışlar, çok yıllık ortalamanın yüzde 65 altına düştü. Yağışlardaki bu düşüş, kentte ciddi bir su krizini beraberinde getirdi.

    KARAÇAY VE YAYLADAĞI BARAJLARINDA ALARM

    Antakya, Defne ve Samandağ ilçelerinin içme suyu ihtiyacını karşılayan, 54 milyon metreküp kapasiteli Karaçay Barajı’ndaki doluluk oranı 8 Ağustos itibarıyla yüzde 16’ya düştü. Geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 85’ti. Benzer bir tablo, kentin bir diğer önemli su kaynağı olan Yayladağı Barajı’nda da yaşanıyor. Geçen yıl yüzde 90 doluluk oranına sahip baraj, bu yıl yüzde 16’ya geriledi.

    SEFERBERLİK BAŞLATILDI

    Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, yaşanan kuraklık nedeniyle içme ve sulama suyu temininde büyük zorluk yaşadıklarını belirterek, şu açıklamaları yaptı:

    “Karaçay Barajı’nda sadece 9 milyon metreküp su kaldı. Bunun 3,5 milyon metreküpü teknik olarak kullanılamaz, zemine mecburen tutulan rezerv. Yani elimizde gerçekten çok az bir kaynak var. Durumun bu noktaya geleceğini öngörüyorduk. Tüm ekiplerimizle gece gündüz sahadayız. Herkesin suyu dikkatli ve bilinçli kullanması gerekiyor. Sadece belediyenin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğuyla bu süreci en az zararla atlatabiliriz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye’de kuraklık yüzde 60’ı geçti

    Türkiye’de kuraklık yüzde 60’ı geçti

    PİRHA- TARIM ORKAM-SEN Genel Başkanı Ahmet Keleş, AKP’nin iklim politikalarının iklim krizini derinleştirdiğini belirterek, “Kuraklıkla mücadelede stratejik ve uzun erimli planlamalar yapılmalıdır” dedi.

    Tarım ve Hizmetçilik Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (TARIM ORKAM-SEN), artan kuraklık ve iklim krizine ilişkin sendikanın genel merkezinde basın açıklaması yaptı. TARIM ORKAM-SEN Genel Başkanı Ahmet Keleş, sorunlara yönelik çözüm önerilerinde bulundu.

    YÜZDE 61’E VARAN KURAKLIK

    Kuraklığın önümüzdeki aylarda da devam etmesi halinde hidrolojik kuraklığın başlayacağına ve yeryüzü ve yeraltı sularında azalma olacağına dikkat çeken Keleş, yağışların geçen dönemlere kıyasla azaldığına dikkat çekti. İç Anadolu’da yüzde 59, Marmara’da yüzde 61, Akdeniz’de yüzde 61, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yüzde 59 oranında yağışların azaldığını aktaran Keleş, baraj ve göllerdeki su seviyesinin yüzde 10-30 seviyesinde düştüğünü söyledi.

    “AKP POLİTİKALARI ÇÖLLEŞMENİN EŞİĞİNE GETİRİYOR”

    Küresel Kapitalizm ve AKP’nin rant, talan ve sermaye çıkarları doğrultusunda doğayı talan ettiğinin altını çizen Keleş, “Doğal alanların bozularak alabildiğine betonlaşmanın artırılması, tarım alanlarının yapılaşmaya açılması, endüstriyel tarımın teşvik edilmesi, RES, HES, JES, organize sanayi tesisleri, taş ocakları, egzoz salınımı, maden sahaları ve kentleşmenin arttırılması sonucu yaşanan ekolojik kırımlar iklim değişikliklerine neden olmaktadır. Bu talan anlayışı ülkeyi çölleşmenin eşiğine getirmektedir” dedi.

    “VAKİT GEÇİRMEDEN PLANLAMA YAPILMALI”

    Keleş, 2017’de açıklanan ‘Kuraklık Yönetim Planı’nın uygulamaya sokulmamasının felaketlere neden olacağını belirterek, şu önerileri sıraladı:

    “Vakit geçirmeden kuraklıkla mücadelede stratejik ve uzun erimli planlamalar yapılmalıdır. Azalan yağışları dikkate alarak susuzluğa karşı önlemlerini almayarak gıda güvenliğini de riske etmesi önlenmelidir. Yağmur dualarına çıkacağınıza kuraklığa, yok oluşa ve iklim krizine yol açan projeleri durdurulmalıdır. Derhal toprak kayıplarının önüne geçilmeli, topraklarımızın yapılaşmaya açılmasına kısıtlama getirilmelidir. Toprak koruma kurulları siyasi otoritenin baskısından kurtarılmalıdır. Demokratik bir planlama ile gerçek ihtiyaçların karşılanması ve ekolojik dengeye saygı gösterilmeli, doğa anlaşılmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Vartolular kuraklıktan dertli: Hayvancılık ve tarım bitti, devlet destek vermiyor!-VİDEO

    Vartolular kuraklıktan dertli: Hayvancılık ve tarım bitti, devlet destek vermiyor!-VİDEO

    PİRHA- Muş Varto’da köylüler kuraklıktan dertli. Bu yıl kuraklık nedeniyle otun az olduğunu ve hayvanlarını satmak zorunda kalacaklarını belirttiler. 

    Muş Varto’da Taşlı Yayla Köyü Kuşburnu mezrasından yaşanan kuraklık köylüleri zor durumda bıraktı.

    PİRHA’ya konuşan köylüler, saman ve ot balyalarını topladıklarını, bu sene yağmur ve karın yağmadığı için otun az olduğunu belirttiler. Köylüler, sadece köylerinde değil Erzincan, Dersim ve Bingöl’de de kuraklık olduğunu ve hayvancılığın etkilendiğini kaydettiler.

    Bu konuda devletin herhangi bir desteğinin olmadığı belirtilirken kuraklığın böyle devam ederse herkesin hayvanını satmak zorunda kalacağı tahmin ediliyor. Başka yapabilecekleri işin olmadığını söyleyen köylüler, ekonomik geçim kaynaklarının tarım ve hayvancılık olduğunu vurguladılar.

    Hayvancılığın da bitmesi durumunda alternatiflerinin olmadığını dile getiren yurttaşlar şöyle devam etti:

    “’Köylü milletin efendisidir’ deniliyor ancak şimdi durum böyle değil. Köylü çok zor durumda. Geçim olmadan ne efendilik ne de insanlık kalır.”

    ÇİÇEK YOK, ARICILIK DA YAPILAMIYOR

    Önceki yıllarda Varto’ya Ordu’dan ve çeşitli kentlerden bal arısı getirildiğini, bu yıl ise çiçek olmadığı için onların da gelmediğini aktaran köylüler, “Muş’ta kuraklık sebebiyle meyve ve sebze de verimsiz. Ülkemiz aslında tarıma elverişliyken suların azlığı ve GAP’ın yarım bırakılması gibi nedenlerle dışarıdan tahıl ithal ediliyor. Hayvancılık yapanlar da bu durumdan etkileniyor” diye konuştu.

    Yurttaşlar zor durumda olduklarını çünkü ot fiyatlarının artmasına rağmen hayvanların satışında artışın olmadığını belirterek, hayvan satımında bir pazarın olmadığını, halkın kendi arasında satışı gerçekleştirdiğini ifade ettiler.

    Bir köylü ise 20 yıldır bu işi yaptığını, motoru olduğunu ayrıca hayvancılık yaptığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Köylerde günlük yevmiye ile çalışılıyor. Geçen sene balyası 20 lira olan ot bu sene 40 lira. Samanın tonu bin liraydı bu yıl üç bin lira.”

    Köylüler, yaşananların küresel ısınmayla da alakalı olduğuna dikkat çektiler.

    Ali ŞEKER- Murat DEMİR/ MUŞ

  • Son 50 yılda sel ve kuraklıktan 1 milyon insan öldü

    Son 50 yılda sel ve kuraklıktan 1 milyon insan öldü

    BM Meteoroloji Teşkilatı, iklim değişikliğinin son 50 yılda bir milyondan fazla insanın ölümüne neden olduğunu açıkladı.

    Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Meteoroloji Teşkilatı, iklim değişikliğinin artan olumsuz etkileri nedeniyle doğal felaketlerin çoğaldığını belirterek, son 49 yıldaki ölüm verilerini açıkladı.

    DW’nin haberine göre, Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO) Genel Sekreteri Petteri Taalas Cuma günü Cenevre’de yaptığı açıklamada, kuraklık, fırtına, sel ve mevsim normalinin üzerinde hava sıcaklıkları nedeniyle dünya genelinde bir milyonun üzerinde kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

    Taalas, “Şiddetli yağışlar genellikle iklim değişikliğinin bir işareti. Atmosfer ısınmaya devam ettikçe daha fazla nem birikiyor ve bu da fırtınalarda daha fazla yağış olması ve sel ihtimalinin artması anlamına geliyor” dedi.

    Taalas, 1970-2019 yılları arasında dünya genelinde 650 bin kişinin kuraklık nedeniyle öldüğünü ifade etti. Fırtınalar nedeniyle 580 bin kişi hayatını kaybederken, sel felaketlerinde yaklaşık 59 bin kadın, çocuk ve erkek yaşamını yitirdi. Mevsim normalleri dışındaki sıcaklık derecelerinin de 56 bin kişinin hayatına mal olduğu bilgisi verildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

    (HABER MERKEZİ)

  • Arıcılık da risk altına girdi! 

    Arıcılık da risk altına girdi! 

    PİRHA-Kuraklık sebebiyle tarım ve hayvancılık gün geçtikçe darbe alıyor. Arıcılar da yaşadıkları olumsuzlukları dile getirerek bu yıl bal üretimindeki verim kaybının yüzde 70’lere ulaşabileceğini belirtti.

    Köylerde önemli bir gelir kaynağı olan arıcılık, bu yılki kuraklık nedeniyle olumsuz etkilendi.

    Toros Dağlarının Ulukışla ilçesi sınırlarında 1600 rakımlı yükseklikte bal üretimi yapan köylüler, “Bu yıl kuraklık nedeniyle hem verim hem de kalite düşük olacak. Bal üretiminde en az yüzde 70 verim kaybı olmasını bekliyoruz” dedi.

    ARICILIK RİSK ALTINDA!

    Bal üreticileri, her yıl Mart ayında arıların gelişmeye başladığını ancak bu yıl kuraklık nedeniyle gelişim sürecinin 2 ay gecikerek Mayıs ayına kadar sarktığını ifade etti.

    Üreticilerden Mustafa Köker ve Bilal Şen, “Bu yıl tam kış olmadı, bahar yağmurları da yağmayınca gecikme oldu. Polen miktarındaki düşüklük ise arının gelişmesini de engelledi. Kolonilerde asker diye tabir edilen ve bal çeken arıların sayısının 15 bin civarında olması gerekirken bu yıl ne yazık ki bu rakam 5 bine kadar düştü. Bu nedenle arıcılık risk altına girdi. Böyle giderse arıcılık bu bölgede bitebilir. Bu arılar yeterince gelişmediği için de gelecek bahara kalmaz, çünkü kolonideki asker arı sayısı çok az. Bugünden önlem almak gerekir” dediler.

    KiRAZ VERİMİNDE ARININ ETKİSİ BÜYÜK!

    Bölgedeki kiraz veriminin düşük olmasının da arıcılıkta yaşanan sorunlarla bağlantılı olduğuna işaret eden Mustafa Köker ve Bilal Şen, “Mevsimsel değişiklikler nedeni ile arılar gelişemedi. Arı olmadığı için çiçek zamanında tozlaşma da yeterinde olmadı. Arı olmazsa tarım da zora girer. Arı olan yerlerde kiraz var, arıların az olduğu bölgelerde ise kiraz verimi düşük” ifadesini kullandılar.

    CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise bölgede arıcılığın son yıllarda ciddi bir ivme kazandığını ancak kuraklığın etkisiyle arıcıların büyük mağduriyet yaşadığını belirtti.

    Gürer, mevcut arı kovanlarının, önümüzdeki bahar döneminde işlevselliğini yitirebileceğine işaret ederek “Bu durumda arıcılara bir tarım yardımı yapılması gerekiyor. Bölgede arıcılık yapanların zayiatlarının karşılanıp destek sağlanmalı” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP’den Kuraklık Raporu: Ciddi bir gıda krizi kapıda!-VİDEO

    HDP’den Kuraklık Raporu: Ciddi bir gıda krizi kapıda!-VİDEO

    PİRHA-HDP Ekoloji Komisyonu 2021 Kuraklık Durum Raporu’nu açıkladı. Yapılan sunumda “Türkiye’de geri dönülmez şekilde zarar gören ekosistemler vardır. 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde vurgulanması gereken en önemli sorun giderek artan kuraklık sorunudur” denildi.

    HDP Ekoloji Komisyonu “2021 Kuraklık Durum Raporu” başlıklı çalışmasını kamuoyu ile paylaştı. HDP Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüleri Menekşe Kızıldere ve Naci Sönmez ile İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin düzenlediği basın toplantısında gıda krizi ihtimali üzerinde duruldu.

    HDP Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere, 5 Haziran Dünya Çevre Günü sebebiyle yaptıkları açıklamada hazırladıkları kuraklık raporunun detaylarını paylaştı.

    Kızıldere, “Aslında Dünya Çevre Günü’nün teması kuraklık değil fakat Türkiye’nin gündemindeki en önemli çevre sorunu kuraklık ve bu giderek de artan bir sorundur” dedi.

    “ÇEVRE GÜNÜ İKTİDARIN POPÜLİST SÖYLEM GÜNÜNE DÖNÜŞTÜ”

    Menekşe Kızıldere, “5 Haziran iktidar tarafından altı boşaltılmış kavramların dillendirildiği, devletin yükümlülüklerini bireye yükleyen uyarıların yapıldığı ve ülkenin temel ve krizi halindeki ekoloji gündemlerinin görmezden gelindiği anlamsız bir iktidar popülist söylem gününe dönüşmüştür” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    İklim krizi ve ekolojik varlıkları meta olarak gören sermaye ve sermaye destekçisi iktidarlar yüzünden zarar gören ekolojik varlıkların oluşturduğu ekosistemler çökmekte ve ekolojik krizler sistematik ve uzun vadeli şekilde gerçekleşmektedir. Ekosistem krizlerine dikkate çekmek ve çözüm sunmak için bu ekosistemlerin iyileştirilmesi adına bu yıl bu tema belirlenmiştir.
    Fakat Türkiye için ise 5 Haziran, ülkedeki ekolojik krizin açıkça ortaya konup, çözümler üzerine yoğunlaşılması gereken bir gündür. Sermaye talanının bir aracı haline gelen iktidarın bunu gerçekleştirmesi mümkün değildir. Türkiye’de yaşanan ekolojik krizlerin baş müsebbibi zaten iktidarın kendisidir.

    “EN ÖNEMLİ SORUN KURAKLIK SORUNUDUR”

    “Türkiye’de geri dönülmez şekilde zarar gören ekosistemler vardır. İklim krizi ile birlikte Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada hava olayları rejimi değişmiş, mevsimlerde değişme yaşanmış ve hava sıcaklıkları değişmiştir. Türkiye’de total hava sıcaklığı artmış ve bu artık kuraklık krizine dönüşmüştür. Türkiye’de 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde vurgulanması gereken en önemli sorun giderek artan kuraklık sorunudur.”

    “GIDA KRİZİ KAPIDA”

    “Kuru ve sıcak rüzgârlar tarlalara ekilen tohumların mahsule dönüşmeden çürümesine sebep olmakta, bununla birlikte bu mahsulleri sulayacak su rezervleri de bulunamamaktadır. Hayvan besicileri artan yem fiyatları ve susuzluk yüzünden iflas noktasına gelmiştir. Gıda piyasasında üreticinin zararı büyük sermaye gruplarının kârına dönüşmüştür. Halkın alım gücü düşmüş, gıda fiyatları kontrolsüz şekilde yükselmiştir ve daha da yükselecektir. Yoksulluk hatta açlık artık bir Türkiye gerçeğidir. Yurttaşlarımız canlarından vazgeçme noktasına gelmiştir.

    Mevcut iktidar ile birlikte kuraklık ve iklim krizi sınıfsal bir ekonomik kriz haline de gelmiştir. Kapıda çok ciddi bir gıda krizi vardır.”

    “ÇÖZÜM ÜRETECEK OLAN ŞEY SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİDİR”

    HDP Ekoloji Komisyonu Eş Sözcüsü Naci Sönmez ise şu konuşmayı yaptı:

    “Türkiye’de çoklu bir kriz yaşıyoruz, bu krizin önemli ayaklarından biri siyasi ve ekonomik krizin içinde bütünsel olarak var olan ekolojik krizdir. Biz bu konuları birbirinden ayrı bir şekilde ele almıyoruz. Mevzu sadece bir çevre – yeşil sorunu değildir, aynı zamanda bu işin sınıfsal ve kapitalizmle direkt bağlantısını kuracak bir yerden ele alıyoruz. Küresel sermayenin topyekün yaşam alanlarına yönelik gerçekleştirdiği saldırılara karşı toplumsal uyanışlar da Türkiye’de kendisini gösteriyor. Köylerinde ve kentlerinde yaşamları tehdit altına alınan köylüler ve çiftçiler direnmeye çalışıyor; İkizdere’de ve Gürpınar’da olduğu gibi. Yine ekolojik yıkım kapsamında Cudi’de ve Dersim gözelerinde ve yurdun farklı yerlerinde nerede bir yaşam alanı tehdit altında ise orada ciddi toplumsal uyanışlar da açığa çıkmaya başladı. Bu, kapitalizmin 21. yüzyılda yaşam alanlarına yönelik gerçekleştirdiği topyekün bir sermaye saldırısıdır. Bu sermaye saldırısının karşısında sadece doğamıza ve çevremize sahip çıkarak değil bunu aynı zamanda kapitalizme karşı sınıfsal bir mücadele olarak kavramak istiyoruz.

    Bu sistemi topyekün değiştirecek, iklim ve ekoloji krizine de çözüm üretecek olan şey sistem değişikliğidir. Bu da tercihlerle ilgilidir. 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla kutlama merkezli değil tahrip edilen alanlara sahip çıkma merkezli bir siyasal mücadeleyi yürüteceğimize inanıyoruz.”

    EKOLOJİ MÜCADELESİ ÖZGÜRLÜKLER MÜCADELESİDİR”

    Programın bir diğer konuşmacısı olan İzmir Milletvekili Murat Çepni ise şunları söyledi:

    “Bulunduğumuz süreç, ekolojik yıkım süreci; hemen her gün yeni bir mücadele alanı anlamına geliyor. Yaşanan tüm sorunların kaynağı sermaye düzeninin ta kendisi. Biz de HDP olarak, bu mücadelenin tam ortasında olduğumuzu, çözüm önerimizin olduğunu söylüyoruz. İklim krizine dair yaklaşımlarımızı defaatle ortaya koyduk. Kuraklık meselesine dair de çözümümüz var. AKP – MHP Saray koalisyonunun 20 yıldır yürüttüğü ekolojik yıkım politikalarına karşı bir ekolojik parti olarak HDP hem çözüm önerilerini sunarak hem de halkımızın mücadelesinin tam olarak ortasında bir parti olarak sürdürmeye devam ediyoruz. Tüm kamuoyuna, tüm halklarımıza ekoloji mücadelesinin aynı zamanda bir demokrasi ve özgürlükler mücadelesi olduğunu bir kez daha söylüyoruz. Bu mücadeleyi birleşik bir hattan yükseltme çağrısı yapıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • CHP Heyeti İç Anadolu’da: Tam bir felaket var- VİDEO

    CHP Heyeti İç Anadolu’da: Tam bir felaket var- VİDEO

    PİRHA-İç Anadolu Bölgesi’ndeki kuraklık, üreticileri ekonomik krizin eşiğine getirdi. CHP Heyeti, kuraklığın yaşandığı Konya ve Karaman’da incelemeler yaparak “Zarar karşılansın, üreticinin borçları faizsiz ertelensin, destek verilsin” çağrısı yaptı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Ayhan Barut, Abdüllatif Şener, Cengiz Gökçel ve İsmail Atakan Ünver, İç Anadolu Bölgesi’nde kuraklık afetinin yaşandığı bölgeye gitti.

    Üretici ve çiftçi temsilcileriyle buluşan CHP Heyeti, yaşanan kuraklığı yerinde gördü. Kuraklık afetiyle ilgili hazırlayacakları raporu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sunacak olan CHP Heyeti, “Üreticinin zararı karşılansın, borçları faizsiz ertelensin, üretimin sürmesi için çiftçiye yeterli destek verilsin” çağrısı yaptı.

    “TAM BİR FELAKET VAR”
    Üreticiler, İç Anadolu Bölgesi’nde kuraklık nedeniyle kıraç yerlerde ekili arpa ve buğdayın tamamen zarar gördüğünü, sulanabilen alanlarda da yüzde 40’ları aşan rekolte kaybının beklendiğine işaret etti.

    CHP Milletvekilleri, vahim tablo karşısında iktidarı acil göreve çağırdı. Kuraklığın vurduğu buğday ekili tarlada iktidara seslenen Adana Milletvekili Ayhan Barut, uzun zamandır kuraklıkla ilgili çağrı yaptıklarını ancak iktidarın kayıtsız kaldığını söyleyerek “Buğday ve arpa ekili birçok yerde hasat yapılmadan bu alanlar sürülecek. Tam bir felaket var. Bu durum çiftçinin belini büküyor, zarar çok büyük ve verim kaybından kaynaklı ithalat gündeme gelebilecek. Üretici ve tüketicileri kötü günler bekliyor. Çünkü çiftçinin zararı büyük, ürün az olup bulunamayınca tüketici de olumsuz etkilenecek. Üretime destek verin, çiftçiyi mağdur etmeyin, ithalata değil” dedi.
    “AFET BÖLGESİ İLAN EDİLSİN”
    Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel de, 15 Haziran’dan sonra hasadı yapılacak buğday ve arpanın kuraklık nedeniyle hasat edilmeden sürüleceğini söyledi. Üreticinin kuraklıktan kaynaklı verim alamayacağını, ürün elde edemeyeceğini aktaran Gökçel, “Buralarda sulama projeleri hayata geçirilseydi bu mağduriyet olmayacak, en azından masrafını karşılayacaktı. Mutlaka çiftçinin zararı karşılanması, hibe destekleriyle desteklenmesi, borçlarının faizsiz ertelenmesi gerekiyor” diye konuştu.

    Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ise, “Sahada gördüklerimiz çok vahim. Bölgemizde tam bir kuraklık afeti var. Kıraç alanlarda hububat hasat edilemez halde. Sulanan arazilerde yüzde 40’lara varan ürün kaybı var. Derhal iktidarın çözüm üretmesi, afet bölgesi ilan etmesi, çiftçi zararının karşılanması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Ayhan Barut: Gıda krizi kapıda, acil önlem alınmalı-VİDEO

    Milletvekili Ayhan Barut: Gıda krizi kapıda, acil önlem alınmalı-VİDEO

    PİRHA-CHP Adana Milletvekili, Ayhan Barut, tarımda fahiş oranda yükselen maliyetlerin çiftçileri krizin eşiğine getirdiğini, ürünlerin para etmemesi nedeniyle tarımda büyük bir dram yaşandığına dikkat çekti.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Çukurova’da başlayan buğday hasadına katıldı. Barut, kuraklık nedeniyle yaklaşan gıda krizine karşı iktidarı göreve çağırarak, tarımda fahiş oranda yükselen maliyetlerin çiftçileri zora düşürdüğünü söyledi.

    Ayhan Barut, kuraklık sebebiyle arpa, buğday, mısır gibi çok sayıda üründe rekolte kaybı yaşanacağına da dikkat çekti. Tüketicilerin gelecek aylarda çok yüksek fiyatlara ürün alabileceğini söyleyen CHP’li Barut, “Rekolteden kaynaklı iktidar yine ithalat yolunu tercih etmek isteyecek. Herkesi tedirgin eden, artık kapıya yaklaşan gıda krizine çözüm bulunmalı, buğday üreticilerinin beklediği taban fiyatı tonda en az 2 bin 500 lira olarak açıklanmalı” dedi.

    CİDDİ KURAKLIK SÖZ KONUSU

    Adana’daki Karataş Ovası’nda buğday hasadına katılıp çiftçilerle görüşen Ayhan Barut, “Üreticiler için hasat son yıllarda adeta kara günü oldu. Üreticiler tedirgin ve endişeli bekleyiş içinde. Ülkemizde gıda krizi kapıda. Hasada başlayan Çukurovalı buğday üreticileri endişeli, ülkemizin diğer bölgelerindeki üreticiler de, mısır, arpa, buğday üreten çiftçiler de tedirgin. Çünkü buğdayda fiyatlar belirsiz, ayrıca çok ciddi bir kuraklık var” diye konuştu.

    “GIDA KRİZİNE ÇARE BULUNMALI”

    Türkiye’de yıllık 20 milyon tonluk buğday üretimi olduğuna dikkat çeken Ayhan Barut, şunları söyledi:

    “Kuraklıktan kaynaklı en az 2-3 milyon tonluk bir verim kaybı bekleniyor. Özellikle Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu Bölgesindeki aşırı kuraklık nedeniyle arpa ve buğday rekoltesinde yüzde 70-80’i bulan kayıp olacak. Bazı bölgelerde ürün hasat olmadan tarla sürülecek. Son yıllarda buğdayda 10 milyon tonu aşan ithalat var. Kuraklıktan kaynaklı bu kaybı 12-13 milyon ton ithalat yoluyla gidermeye çalışacaklar. ‘Paramız var ki ithal ediyoruz’ diye Tarım Bakanına sesleniyorum. Para her zaman işi çözmez. Çünkü buğday ihraç eden ülkeler pandemiden kaynaklı ihraçlarına kısıtlama getirdi. Artık para da olsa, ki paramız yok, ithalat hayaldir. Uyarıyoruz, kapıdaki gıda krizine çözüm bulun. Bu gıda krizi sadece üreticiyi değil, tüketiciyi de olumsuz etkileyecek. Çünkü olmayan ürün nedeniyle üretici kazanamayacak, tüketici de çok yüksek fiyatlara tüketecek. Çünkü tahıl ürünleri yurttaşların temel gıdasıdır. Temel gıdayı üretemezseniz tüketici çok pahalıya tüketmek zorunda kalacak, alamayanlar da açlıkla karşı karşıya kalacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Son 9 yılın en kurak Kasım ayı

    Son 9 yılın en kurak Kasım ayı

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre; geçtiğimiz Kasım ayı son 9 yılın  verileriyle kıyaslandığında en kurak dönem oldu. Yağışlar genel olarak yüzde 66,2 oranında azaldı.

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre,  Türkiye’nin uzun yıllar Kasım ayı yağış ortalaması 67,8 mm oldu. Bu yıl kasım ayında yağışlar yüzde 54,4 azaldı ve ortalaması 30,9 mm olarak kayıtlara geçti.  Böylece 2019 yılı Kasım ayı 1981 yılı sonrasında, en kurak 4’üncü Kasım ayı oldu. 1981 sonrasında 2010, 1996 ve 2000 yılının ardından en kurak Kasım ayı 2019’da gerçekleşti. Bu yıl Türkiye geneli kasım ayı yağış verilerine göre, 2010 yılından sonraki en kurak kasım ayı yaşandı.

    Yine verilere göre; 2019 yılında yağışlar sadece güney Ege kıyı kesiminde mevsim normalleri civarı ve biraz üzerinde, diğer tüm bölgelerde mevsim normalleri altında meydana geldi. Yağışlardaki azalma Kastamonu’nun kuzeyi, Malatya, Adıyaman, Antep ve Urfa çevrelerinde yer yer yüzde 80’in üzerinde gerçekleşti. Yağışların en fazla azaldığı bölge ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu. Normal yağış ortalaması yüzde 63,1 mm olan bölgede bu yıl Kasımda 17,4 mm yağış oldu ve yağışlar yüzde 72 azaldı.

    YAĞIŞ YÜZDE 66,2 AZALDI

    Yağışların en fazla azaldığı bölge ise, Doğu Anadolu Bölgesi olarak kaydedildi. Yağış ortalaması yüzde 60 mm olan bölge bu yıl 20,3 mm yağış aldı ve yağış yüzde 66,2 azaldı. Marmara’da 59,4, Karadeniz’de yüzde 56,9, Akdeniz’de yüzde 46,2, İç Anadolu’da yüzde 45,8 ve Ege’deki yağışlarda yüzde 40,4 azalma kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)