Etiket: kuran kursları

  • Emekliye para yok ama 4-6 Yaş Kuran kurslarına 61,8 milyon TL ödenmiş!

    Emekliye para yok ama 4-6 Yaş Kuran kurslarına 61,8 milyon TL ödenmiş!

    PİRHA- Aile Bakanlığı ile Diyanet arasında Ocak 2023’te imzalanan 4-6 Yaş Kuran Kursu Desteği Programı Protokolü kapsamında Bakanlık bütçesinden kurslara 2024’ün ilk çeyreğinde 61,8 milyon TL ödeme yapıldı.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 27 Ocak’ta, “4-6 Yaş Kuran Kursu Desteği Programı Protokolü” imzalandı.

    BirGün’de yer alan habere göre, protokolün 3294 Sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu kapsamında imzalandığı belirtildi. Protokol ile “Ekonomik bakımdan dezavantajlı ailelerin” çocuklarını 4-6 yaş Kuran kurslarına kayıt ettirmeleri halinde kayıt ücretinin bakanlık bütçesinden karşılanması öngörüldü.

    Bakanlık ile Diyanet arasında imzalanan protokol, “Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği” gerekçesiyle yargıya taşındı.

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin protokolün yürütmesinin durdurulması amacıyla yaptığı yargı başvurusunun gerekçesinde, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın tüm idari işlem ve faaliyetleri devlet işi olup, Anayasa’ya göre din duygularının devlet işlerine karıştırılamayacağı ve devletin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda dava konusu idari işlem Anayasa’nın temel, değiştirilemez hükümlerine de aykırıdır” denildi.

    İTİRAZLARA RAĞMEN PROTOKOL DEVAM EDİYOR!

    Tüm itirazlara ve devam eden yargı sürecine karşın Diyanet İşleri Başkanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, protokolü işletmeye devam etti.

    Protokol kapsamında Diyanet’in 4-6 yaş Kuran kurslarına giden öğrenciler için 2023 yılında 50 milyon 789 bin 850 TL destek ödemesi yapıldı.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesinden yapılan destek ödemeleri, 2024 yılında daha da arttı.

    Buna göre, 2023 yılında 50,7 milyon TL olarak gerçekleşen destek ödemesi, 2024’ün henüz ilk çeyreğinde ise 61 milyon 804 bin 500 TL olarak gerçekleşti. Ocak-Nisan 2024 döneminde 4-6 yaş Kuran kurslarına giden ve Aile Bakanlığı’nın destek ödemesinden yararlanan çocuk sayısı ise 173 bin 965 ile ifade edildi. Diyanet’in Kuran kurslarına giden çocukların ailelerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca yapılan destek ödemeleri, 2024’ün ocak-nisan döneminde aylara göre şöyle sıralandı:

    Ocak: 6 milyon 135 bin 600 TL

    Şubat: 12 milyon 292 bin 650 TL

    Mart: 18 milyon 546 bin 300 TL

    Nisan: 24 milyon 829 bin 950 TL

    ***

    KURAN KURSLARINA GÖNDERİLEN ÇOCUK SAYISI ARTIYOR

    Diyanet’in büyük yatırım yaptığı 4-6 yaş grubu Kuran kurslarına gönderilen çocuk sayısı her yıl katlanarak artıyor. 2017 yılında 87 bin 790, 2019 yılında 170 bin 513 olan öğrenci sayısı yıllara göre şöyle sıralanıyor:

    2018: 131 bin 26

    2019: 170 bin 513

    2020: 181 bin 808

    2021: 105 bin 369

    2022: 168 bin 439

    2023: 208 bin 936

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Serpil Kemalbay: Kuran kursları kimler tarafından denetlenmektedir?

    Milletvekili Serpil Kemalbay: Kuran kursları kimler tarafından denetlenmektedir?

    PİRHA – Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursu’nda çocukların taciz, tecavüz ve şiddete uğramaları ile ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “Türkiye genelinde Kuran Kurslarında bu tür olayların yaşandığı kurs sayısı kaçtır? Bu olaylardan sorumlu olan kaç kişi tutuklanmış ve kaç kişi hakkında tutuklama kararı verilmiştir?” sorularını yöneltti.

    HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kurslarında yaşanan cinsel istismar vakalarını Meclis gündemine getirdi.

    Kurslarda yaşanan denetimsizliğe işaret eden Kemalbay, Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursunda yapılan istismara dair “Çocuklar 5 ay boyunca sistematik olarak taciz ve tecavüze uğrayıp şiddet görürken görevli 7 personel ile Palandöken İlçe Müftüsü, soruşturmanın selameti açısından görevden uzaklaştırılmış sonrasında ise Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevlendirdiği murakıbın raporu doğrultusunda kurs müdürüne yalnızca 8/1 oranında maaş cezası verilmiş, çocuklara yönelik tacizin sürdüğü aylarda yurttaki kameraların ters çevrildiğini görmemiş olma ihtimalleri olmadığı belirtilen personel hiçbir ceza almadığı gibi görevlerine iade edilirken, Palandöken Müftüsü, Ankara İl Müftü Yardımcısı olarak atanmıştır” dedi.

    “CUMHURBAŞKANLIĞI’NIN BİR GİRİŞİMİ OLACAK MIDIR?”

    Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursunda 22 yaşındaki yönetmeliğe aykırı belletmenin gerçekleştirdiği çocuğa yönelik cinsel istismar ve diğer suç konusu olaylar bilginiz dahilinde midir?

    Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursunda 2021’in Mayıs ve Ekim aylarında yönetmeliğe aykırı bir şekilde çalıştırılan ve şu an tutuklu olan belletmen neye göre işe başlatılmış ve çalıştırılmasına kim ya da kimler izin vermiştir? Bu kişi hangi eğiticilik vasfına sahiptir? Varsa bir eğitim geçmişi bu çocuklar alanında mıdır?

    Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursunda yaşanan cinsel istismar nedeniyle açılan soruşturma süresince çocukları koruyacak ek tedbirler alınmış mıdır?

    Hacı Bahattin Evgi Kuran kursundaki çocuklar tek tek uzman bir psikolog eşliğinde dinlenmiş midir?

    Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursunda 5 ay boyunca yaşanan cinsel istismar ve kötü muameleler nedeniyle İl Müftülüğü ’ne yönelik herhangi bir adli ve idari soruşturma açılmış mıdır?

    Erzurum ilinde yer alan Kuran Kurslarında kaç tane gönüllü belletmen bulunmaktadır ve bu gönüllü belletmenler hangi kriterlere göre görevlendirilmektedirler?

    Kuran kursları kimler tarafından denetlenmektedir?

    Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursu en son hangi tarihte denetlenmiştir?

    Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursu faaliyetlerine devam etmekte midir?

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bağlı olduğu kurum olarak Cumhurbaşkanlığı Kuran Kurslarının denetimlerinde aktif rol üstlenmekte midir?

    Türkiye genelinde toplamda kaç tane kuran kursu bulunmaktadır? Bu kuran kurslarında bulunan çocuk sayısı kaçtır?

    Türkiye genelinde Kuran Kurslarında bu tür olayların yaşandığı kurs sayısı kaçtır? Bu olaylardan sorumlu olan kaç kişi tutuklanmış ve kaç kişi hakkında tutuklama kararı verilmiştir?

    Kuran kursları adı altındaki bu oluşumlara maddi kaynak, teşvik, destek hangi kurum veya kimler tarafından finanse edilmektedir?

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanlığına bağlı bir kurum olduğu düşünüldüğünde kurumunuzca literatürde öğretim yöntemi kabul edilen uygulamalarla örtüşmeyen, pedagojik formasyonu olmayan personelin yürüttüğü kursların çocuklar üzerinde bırakacakları telafisi olmayan hasarların önlenmesi ve giderilmesine yönelik çalışmalar bulunmakta mıdır?

    Yaşanan cinsel istismar ve diğer suç konusu olaylar nedeniyle açığa alınan Palandöken Müftüsü’nün Ankara İl Müftü Yardımcısı olarak atanması bilginiz dahilinde midir? Bilginiz dahilinde ise ödüllendirme şeklinde olan bu atamaya ilişkin olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bağlı olduğu kurum olarak Cumhurbaşkanlığı’nın bir girişimi olacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Bozgeyik: Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim üzerinde yoğun baskı uyguluyor-VİDEO

    Bozgeyik: Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim üzerinde yoğun baskı uyguluyor-VİDEO

    PİRHA-KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, okullardaki din dayatmasına ilişkin demokratik toplum örgütleriyle birlikte eylem programı hazırladıklarını söyledi. Bozgeyik, “Din Öğretimi Genel Müdürlüğü aracılığıyla okullara baskı uygulandığını görüyoruz. Bu sebeple öğrenci ve veliler, özgür iradeleri ile istedikleri seçmeli ders olan Kürtçe, Lazca, Arapça ya da Hemşinceyi tercih edemiyorlar” dedi.

    Öğrencilerin okullarda maruz kaldığı zorunlu din derslerine yönelik toplumsal itiraz da gün geçtikçe artıyor. Okullardaki temel din eğitiminin yanı sıra “Seçmeli ders” adı altında da öğrencilere sadece dini içerikli dersler zorunlu tutuluyor.

    Kur’an ve dini eğitim, Milli eğitim haricinde de yoğunluğunu arttırıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı verilerine göre Aralık 2020 itibari ile ülke genelinde 89,445 cami bulunuyor. Bu camiler haricinde 16,122 adreste de Kur’an kursu veriliyor. 2020 yılı verilerine göre bu kurslarda 901.818 kişi Kur’an kursu alırken, bu sayının 158.871’i erkek, 615.665’i ise kadınlardan oluşuyor.

    KUR’AN KURSLARINA EN ÇOK İLKOKUL ÇOCUKLARI YÖNLENDİRİLİYOR!

    Dikkat çeken bir diğer husus ise okuma-yazma öğrenmeden bu kurslara yönelenlerin sayısı oldu. Diyanet verilerine göre okuryazarlığı olmadan Kur’an kursu alanların sayısı 42.212 olarak belirlenmiş.

    Kur’an kurslarında en fazla eğitim gören yaş grubu ise ilkokul çağındaki çocuklar oluyor. Açıklanan verilere göre 228.099 çocuk, bu kurslarda eğitime tabi tutuldu. Nüfusa göre Kur’an kurslarına en az yönelen il 273 kişi ile Dersim, 844 kişi ile de Ardahan oldu.

    “BU DAYATMA TRAVMALARA NEDEN OLACAKTIR”

    Milli Eğitimdeki mevcut zorunlu din derslerinin yanı sıra okul öncesi eğitimde de benzer bir dayatmaya gidilmesi eğitimcilerin tepkisine sebep oldu.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de uzun süredir, milli eğitim sisteminden kaynaklı ayrımcı, eşit olmayan uygulamaların devam ettiğine vurgu yaptı. Aynı zamanda eğitimci olan Bozgeyik, özellikle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Milli Eğitim’in müfredatında yapılan değişikliklerle “Türk-İslam sentezli” politikaların müfredata konulduğunu söyledi.

    Mehmet Bozgeyik, hem zorunlu din derslerinin kaldırılması hem de anadilde eğitim taleplerinin uzun süreden beri yok sayılıp, asimilasyon politikası yürütüldüğüne işaret ederek şunları söyledi:

    “20. Milli Eğitim Şurası’nda oyun çağındaki çocuklara din dersinin zorunlu olarak okutulması gibi bir gündem açıldı. Bu karar hem eğitim pedagojisi hem de bilimsel veriler açısından baktığınızda, analitik zekası gelişmemiş, henüz oyun çağında olan çocuklara bu tür ideolojik dayatmaların yapılması çocuğun ileri yaşlarda ruhsal açıdan da yaşamında birçok olumsuzluklara neden olur. Bu dayatma travmalara da neden olacağı gibi yine aile ile çocuk arasında çeşitli çatışmalara yol açacağı ayrımcı bir tehlikeyi de içeriyor. O açıdan biz de KESK olarak uzun süreden beri Milli Eğitim’de özellikle bu tür Türk-İslam sentezine dayanan, Türkiye’nin mozaiğini gözetmeyen, Alevi, Kürt ve farklı etnik kimlikten, inançtan olan kesimlerin de özellikle din öğretimi ve ahlak bilgisi dersi adı altında Hanefi mezhebinin dayatmasını bir asimilasyon politikası olarak değerlendiriyoruz. Bu uygulamadan vazgeçilmesini talep ediyoruz.

    Avrupa ülkelerine baktığımızda din ile devlet işlerinin tamamen birbirinden ayrıldığını görürüz. Burada ise devlet, özellikle Diyanet İşleri aracılığıyla bütçeden yoğun kaynak transferi ile sadece bir mezhebin yaygınlaşmasını, hegemonya oluşturmasını sağlıyor.”

    “TÜM EMEK, MESLEK ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI YAPIYORUZ”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, okul öncesi çağa dayatılan dini eğitimin bilimsel ve eğitim pedagojisi açısından uygun olmadığının da altını çizdi. Söz konusu önerinin derhal kaldırılması gerektiğini söyleyen Bozgeyik, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, zorunlu din dersleri hakkında aldığı kararı da hatırlatarak “hukuki sorumluluk” vurgusu yaptı.

    Mehmet Bozgeyik, okul öncesi sınıflara yönelik din dersi projesiyle birlikte başlatılan imza kampanyası hakkında da konuştu. “Biz sadece KESK’e bağlı sendikalara değil, Türkiye’deki tüm emek, meslek örgütlerine çağrı yapıyoruz” diyerek kampanyaya destek isteyerek “Önümüzdeki günlerde özellikle bu kampanyaya karşı Türkiye’de daha etkili eylem ve etkinliklerin yapılabilmesi açısından da Alevi örgütleri, farklı meslek ve demokratik kitle örgütleri ile yürütmüş olduğumuz tartışmalar var. Bu da belli bir olgunluğa ulaştığında bir eylem programını da kamuoyu ile paylaşabileceğimizi ifade edebilirim” dedi.

    “ÖĞRENCİLER ÜZERİNDEKİ BASKI POLİTİKALARINA SON VERİLSİN”

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, okullarda 21 Ocak’ta seçmeli derslerle ilgili sürecin tamamlanacağına da dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Türkiye’de farklı etnik kimlikte olan vatandaşlar; Kürtler, Araplar, Çerkezler, Lazlar var. Uzun süreden beri uygulanan tekçi politikalar nedeniyle dillerin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz bir süreç yaşıyoruz. Örneğin Lazca, Hemşince dilleri kaybolma riski ile karşı karşıya. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, özellikle Din Öğretimi Genel Müdürlüğü aracılığıyla hem okul hem de il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri üzerinde çok yoğun baskı uyguladığını görüyoruz. Özellikle Din İşleri Genel Müdürlüğü’nün yayınlamış olduğu görsellere de baktığınızda özellikle din dersinin, yine Kur’an-ı Kerim ve İslami içerikte olan derslerin seçilmesi ile ilgili Milli Eğitim müdürlüklerinin, okul müdürlüklerine talimat verdiklerini, yine öğrenci ve velilerimizin kendi özgür iradeleri ile istedikleri dilleri seçemediklerini ifade edebiliriz. Zaten bakanlık, özellikle bu konuda yeterince Kürt dili, Lazca, Hemşince, Arapça bilen öğretmen ataması da yapmadığı için eğitmen eksikliği gerekçesiyle o derslerin çoğunu okullarda açmamakta ve öğrenciler tercihte bulunamamakta. Doğal olarak bu baskının ortadan kaldırılması gerekiyor. Herkesin özgür iradesiyle seçmeli dersleri tercih etme hakkının sağlanması noktasında da gerekli uygulamaların hayata geçirilmesi, hem Bakanlığın hem de Milli Eğitim ve okul müdürlüklerinin, öğrenciler üzerindeki bu baskı politikalarına da derhal son vermesini buradan talep ediyoruz”

    EREN GÜVEN/ANKARA

     

  • Narlıdere Cemevi’nden okul eğitimine destek- VİDEO

    Narlıdere Cemevi’nden okul eğitimine destek- VİDEO

    PİRHA- Narlıdere Cemevi, 8 yıldır cemevinde yaz ve kış aylarında hazırladıkları eğitim programıyla çocukların eğitimine destek oluyor. Kış aylarında çocuklara okul eğitimine destek verecek şekilde hazırlanan program yaz aylarında ise daha çok drama, müzik ve semah dersleriyle çocukların güzel zaman geçirmelerine olanak sağlıyor. Cemevinde eğitimden sorumlu Birgül Yılmaz ise cemevlerinin eğitim açısından önemli olduğunu belirterek cemevlerinin eğitim yuvasına dönüştürme çağrısı yaptı. 

    İzmir’de bulunan Narlıdere Cemevi, 8 yıla yakın bir süredir öğrencilerin eğitimine destek vermek için cemevinde yaz ve kış kursları düzenliyor. Özellikle AKP iktidarı ile birlikte imam hatip okullarının artması eğitimin giderek gericileştiği bir dönemde cemevlerinde verilen kursları da önem kazanıyor. Türkiye’de birçok cemevinde sürdürülmeye çalışılan bu uygulamaların bir nedeni de yaz aylarında artarak devam eden küçük yaştaki çocukların kuran kurslarına gönderilmesinin önüne geçmek.

    10 yıldır Narlıdere Cemevi’nde gönüllü olarak çalışan eğitimden sorumlu Birgül Yılmaz, cemevinde yapılan kursların önemini PİRHA’ya anlattı.

    Yılmaz, Narlıdere Cemevi’nde 8 yıl önce eğitim destek kursları vermeye başladıklarını söyledi. İlk olarak sadece İngilizce kursu verilen cemevinde daha sonra kış aylarında da eğitim programı hazırlanarak öğrencilerin eğitimine destek kursları yapılmaya başlandı.

    Gönüllü olarak cemevinde çalışan Birgül Yılmaz, kış aylarında hazırladıkları kurslarla çocukların eğitimine katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti. Yılmaz, son üç yıldır yaz kursları düzenlediklerini belirterek, cemevinde eğitim veren öğretmenlerinde gönüllü olarak çalıştıklarını altını çizdi.

    Yaz okulunu Halkevleri ile beraber hazırladıkları programlarla uygulamaya çalıştıklarını söyleyen Yılmaz, “Halkevlerinin kendi programları var, bu program üzerinde bize bir program getiriyorlar. Örnek olarak; Tiyatro,  felsefe spor, müzik vs biz ekstra kendi ritüelimiz olan semah ekliyoruz. Ama kış döneminde daha çok okul eğitimine destek verecek şekilde çalışıyoruz. Zamanımızı mümkün olduğunca çocuklara daha fazla nasıl yararlı oluruz, daha fazla nasıl bu ritüelli öğretebiliriz, normal hayatlarında nasıl daha fazla bilgi edilebilirler diye elimden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz” dedi.

    “CEMEVLERİ EĞİTİM YUVASINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”

    Cemevlerininin eğitim yuvasına dönüştürülmesi çağrısında bulunan Yılmaz; “Narlıdere Cemevi’nde sadece cenaze erkanı yada sadece belli zamanlarda yapılan cem ritüellerimizi yapmıyoruz. Onlar zaten günümüz şartlarında var olanlar. Bunu bir tık öteye götürmek için kadın kollarının yaptığı çalışmalar var, bizlerde eğitim açısından çocuklara yapabildiğimiz kadar eğitim yapmaya çalışıyoruz. Daha fazla ileri götürmek için elimizden gelen çabayı harcıyoruz. Sadece semah, cem yada cenaze erkanlarının görüldüğü yer olmaması gerekir, cemevlerinin eğitim yuvasına dönüştürülebilmeli” diye konuştu.,

    “VELİLER ÇOCUKLARINA SAHİP ÇIKMALI, OKULDA NE ÖĞRENDİĞİNİ TAKİP ETMELİ”

    Çocukların küçük yaşta kuran kurslarına gönderilmesine tepki gösteren Birgül Yılmaz, “Kuran kurslarına küçük yaşta gitmeleri doğru değil, belli bir yaşa geldikten sonra zaten o çocuk kendi üzerinde hangi inanca hangi doğruya inanıyorsa zaten kendi öz kararını vererek kendi istediği yöne gidebilir” ifadelerine yer verdi.

    Öte yandan velileri de suçlu bulduğunu çocuklarına sahip çıkma çağrısında bulunarak, “Velilerimizin daha biliçli olmasını istiyoruz. Çocuklarımızı bir yere gönderdik, gitsinde ben rahat edeyim demesinler. Bu çok önemli. Çocuklarının takipçisi olsunlar. Çocuklarıyla mutlaka ilgilensinler. Biz kursa gönderdik ama bu kursta ne veriliyor diye ne yapılıyor diye çocuklarına sorsunlar. Gerekirse o kuruma gidip öğrensinler sadece göndermek için göndermesinler” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • PSAKD MYK Üyesi Kaplan: Siyasal İslamın panzehiri laikliktir

    PSAKD MYK Üyesi Kaplan: Siyasal İslamın panzehiri laikliktir

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) GYK Üyesi Özgür Kaplan, “Siyasal İslamın panzehiri laikliktir” başlıklı kaleme aldığı yazıda “Alevilik özü itibarı ile laiktir. Kimseyi inancından dolayı yargılamaz, dışlamaz ve zorlamaz. Çağdaştır yeniliğe her daim açıktır. Bu bağlamda, özgün ve bağımsız Alevi örgütlenmesi, ülkemiz demokrasisi açısından hayati önem arz etmektedir” dedi.   

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) GYK Üyesi Özgür Kaplan, “Siyasal İslamın panzehiri laikliktir” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Türkiye’de cemaat merkezli şeriatçı örgütlenmelerin gizli kapaklı yapılmadığını ifade eden Kaplan, şeriatçı örgütlenmelerin devletin olanaklarını kullanarak göz göre göre yapıldığını ve bugünkü gücüne ulaştığını kaydetti.

    “ALEVİ DÜŞMANLIĞI TÜRKİYE SINIRLARINA SIĞMADI”

    “Tüm okulları İmam-Hatip’e çevirdiler/çeviriyorlar, her sokağa bir kuran kursu açıyorlar, kadını sosyal hayattan izole ediyorlar, Diyanet’in ve çeşitli cemaatlerin bilinçli olarak yaptığı açıklamalar ile toplumun adeta sinir uçlarına basarak algı operasyonu yapıyorlar” diyen Kaplan, zorunlu din derslerinin dayatıldığını, Diyanet’in varlığını daha güçlenerek sürdürdüğü, devletin en yetkili ağızlarından Alevilere yönelik nefret söylemlerinin yapıldığı bir ülkede demokrasi ve laiklikten söz edilemeyeceğini vurguladı.

    AKP döneminde mezhepçiliğin arttığına işaret eden Kaplan, Alevi düşmanlığının Türkiye sınırlarına sığmayarak Suriye, Irak ve İran’a ulaştığını belirtti.

    “SİYASAL İSLAMIN PANZEHİRİ LAİKLİKTİR”

    Günümüzde Alevilerin laiklik ilkesine daha sıkı tutunması ve örgütlerinin omurgasını laiklik üzerine oturtması gerektiğini ifade eden Kaplan, şöyle devam etti:

    “Zira siyasal İslamın panzehiri laikliktir. Ülkemizde gerçek anlamda laiklik olsaydı, din bu kadar siyasallaşamaz ve gericilik iktidar olamazdı. Cehalet kutsa-namaz mezhepçilik bir siyasi akım sayılamaz, suç olurdu. Alevilik özü itibarı ile laiktir. Kimseyi inancından dolayı yargılamaz, dışlamaz ve zorlamaz. Çağdaştır yeniliğe her daim açıktır. Bu bağlamda, özgün ve bağımsız Alevi örgütlenmesi, ülkemiz demokrasisi açısından hayati önem arz etmektedir. Eğer kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi ihtiyacı üzerinden örgütlenebilen bir Alevi halk yaratılabilirse, bu tüm ilerici, devrimci çevreleri etkileyecek ve ortaya çok daha nitelikli bir tablo çıkartacaktır. Bu tablo, Alevilere, ilerici-demokratlara, yurtseverlere, kadınlara ve çocuklara, doğaya ve çevreye yönelik saldırıları durduracak sağlam bir muhalefeti de yaratacaktır.”

    “ÜLKE ŞERİAT KARANLIĞINA SÜRÜKLENMEYE DEVAM EDECEK”

    Laikliğin olmadığı yerde şeriatın güçlendiğini, Alevilerin evlerinin işaretlendiğini, ibadethanelerine saldırılar yapıldığını, Alevi inancının tanınmadığını, tarif edildiğini ve Alevi çocuklarına okullarda zorla dini eğitim verildiğini kaydeden Kaplan, 100 metrede bir açılan Kur’an kurslarında, cemaatlerin öğrenci yurtlarında, vakıf ve okullarında çocukların ya tecavüze uğradığını ya da yanarak feci şekilde can verdiğini hatırlattı.

    “ALEVİLER KÜRESEL SALDIRI ALTINDA”

    “Laiklik olmadığında, çocuk evliliklerini yasal güvenceye almak için meclise yasa teklifi verilebiliyor. Bizden aldıkları vergilerden maaşı ödenen Diyanet personeli nefret söylemlerinde sınır tanımıyor” diyen Kaplan, laiklik konusunda cesur olunmadığı taktirde ülkenin şeriat karanlığına sürüklenmeye devam edeceğini belirterek şöyle devam etti:

    “Laiklik konusunda cesur ve net olunmadığı taktirde ülke şeriat karanlığına sürüklenmeye devam edecektir. Biz Cumhuriyeti, gericiliğe karşı laiklik, emperyalizme karşı özgürlük için savaşarak kurduk. Bugün gericiler ve emperyalistlerin işbirliği, ülkemizi şeriat sınırına dayandırmışken, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmektedir. Suriye’de Alevi düşmanlığı üzerinden uluslararası bir cepheleşme vardır. Yani Aleviler küresel bir saldırı altındadır. Böylesi bir kuşatma karşısında bize düşen sorumluluk ve görevlerden biri de laiklik ilkesi üzerinden küresel bir birlikteliği hedeflemek olmalıdır. Hacı Bektaş Veli’nin dediği ‘Topluluk haklı birliktelikle ayakta durur…’ sözünü unutmayalım.
    Biz haklıyız…”

    (HABER MERKEZİ)

  • MEB’den anti-laik bir uygulama daha: Örgün eğitime alternatif Kuran kursları

    MEB’den anti-laik bir uygulama daha: Örgün eğitime alternatif Kuran kursları

    Hafızlık eğitimi için örgün eğitimine ara veren öğrencilere Kuran kurslarında Türkçe ve Matematik dahil beş ders anlatılıyor.   

    BirGün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi’nin kapsamını genişletirken, projeye katılımı artırmak için harekete geçti.

    İmam hatip ortaokullarında uygulanan proje kapsamında, altıncı sınıfta hafızlık eğitimi için okulundan ayrılan öğrencilere Kuran kurslarında beş ders için “takviye” eğitim verileceği öğrenildi.

    Proje kapsamına alınan okul sayısı 199’a ulaştı. Kuran kurslarında Türkçe, Sosyal Bilgiler, Matematik, Fen-teknoloji ve İngilizce derslerinden “takviye” eğitim veriliyor. Uygulamanın amacı “Öğrencilerin okullarından uzakta kaldığı sürede yaşayacakları açığı kapatmak” şeklinde açıklandı.

    Proje ilk olarak 2016-2017 eğitim yılında pilot 17 imam hatip ortaokulunda başlatıldı. Amacı, “Öğrencilerin bir üst öğrenime akademik açıdan hazırlanması” şeklinde açıklanan projenin öğrencileri örgün eğitimden uzaklaştıracağını belirten eğitimciler uygulamaya tepki gösterdi. Dördüncü sınıfı bitiren öğrenciler arasından, “Hafızlığa kabiliyeti olanların” dahil edildiği proje üst sınıflarda şu şekilde uygulanıyor:

    *Beşinci sınıfta proje imam hatip ortaokullarına kaydolan öğrencilere temel ve meslek derslerinin dışında haftada dokuz saat Kuran dersi veriliyor.

    * Hazırlık sürecini tamamlayan öğrenciler, beşinci sınıfın Mart ve Nisan ayında hafızlık yapmaya başlıyor. Diyanet’in okullara gönderdiği personel ile okuldaki öğretmenlerin işbirliğiyle öğrencilerden, her gün Kuran’dan bir sayfa ezberlemesi talep ediliyor.

    * Hafızlığa başlayan öğrenciler için altıncı sınıfta okula bir yıl ara veriliyor.

    * Öğrenciler yedinci sınıfa devam ederken haftada dokuzar saat daha Kuran dersi alıyor. Öğrencilerin imam hatipleri tercih etmesi durumunda ek puan almasına olanak sağlayacak bir model üzerinde çalışılıyor.

  • Diyanet’ten yeni ‘eğitim-öğretim yılı’ fetvası

    Diyanet’ten yeni ‘eğitim-öğretim yılı’ fetvası

    Din görevlileriyle bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Yaz Kur’an kurslarına gelen çocuklarımızı okul döneminde de davet edelim” dedi.

    “İl Buluşmaları” kapsamında Kütahya Hazer Dinari Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “Kur’an ve sünnet çizgisinden, Kur’an ve sünnet birlikteliğinden asla taviz vermeyeceğiz” dedi. Erbaş konuşmasında, yeni eğitim öğretim yılıyla ilgili de fetva verdi.

    Din görevlileriyle yaptığı toplantıda yaz kuran kurslarına 4 milyona yakın çocuğun başvurduğunu belirten Erbaş, “Yaz Kur’an kurslarına gelen çocuklarımızı okul döneminde de davet edelim. Yazın öğrettiklerimizin tekrarını yapalım. Ne kadar çok tekrar edersek onların unutmamalarını sağlamış oluruz” ifadelerini kullandı.

    “EV EV DOLAŞIN, İNSANLARI AYDINLATIN”

    “Ev ev dolaşın, insanlarımızı aydınlatın” çağrısında bulunan Erbaş, “Biz aydınlatmazsak din istismarcıları o boşluğu dolduruyor. İnsanlarımızı yanlış yönlendiriyorlar. İnsanlar da onların anlattıklarını din zannediyor. Din istismarının terör örgütüne dönüştüğünü de görüyorsunuz, FETÖ, DEAŞ nedir?  Doğru dini bilgiden uzak yetiştirilirse insanlar, varacağı nokta burasıdır” dedi.

     

  • Kuran kursları ve dini yurtlara 49 yıl bedava Hazine arazisi verilebilecek

    Kuran kursları ve dini yurtlara 49 yıl bedava Hazine arazisi verilebilecek

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı tarafından açıklanan yeni eğitim-öğretim yılındaki “cihat” başta olmak üzere İmam Hatip Liselerinin yaygınlaştırılması gibi eğitim sisteminde yapılan değişikliklerin yürürlüğe konulmasının yanında, kamuya (belediye ve il özel idare dâhil) ait arsa ve araziler de kuran kursları ve dini yurtlara 49 yıllığına bedelsiz verilebilecek.

    Hükümetin daha önce torba yasayla Meclis’ten geçirdiği kuran kursları ve dini yurtlara hazine arazisi tahsis edilmesine yönelik yasa Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

    Meclis’ten geçen ve resmi gazetede yayınlanan yasaya göre, belediye ve il özel idareleri de dahil olmak üzere kamuya ait arsa ve araziler kuran kursları ve dini yurtlara 49 yıllığına bedelsiz verilebilecek. Uygulamadan vergi muafiyeti sağlanan tüm vakıflar başvuruda bulunabilecek. Araziler Gençlik ve Spor, Maliye ve Milli Eğitim bakanlıklarının onay verdiği vakıflara verilecek.

    Kuran kursu ya da dini yurt açan vakıflar, arazinin yüzde 20’sini ticari amaçlı tesise dönüştürebilecek ya da üçüncü kişilere işletmesini verip kira geliri elde edebilecek. Ancak Hazine bundan pay alamayacak.

    Kuran kursu ve yurtlarda ortaya çıkan cinsel istismar vakalarına her geçen gün bir yenisi eklenirken, Adana Aladağ’da Süleymancılara ait olduğu belirtilen yurtta çıkan yangın sonucu biri görevli 11 çocuk yaşamını yitirmişti.

  • HBVAKV Çorum Şube Başkanı: Çorum’da Kur’an kurslarına çocuk topluyorlar-VİDEO

    HBVAKV Çorum Şube Başkanı: Çorum’da Kur’an kurslarına çocuk topluyorlar-VİDEO

    PİRHA- Çorum’da yaşayan Alevilerin sorunlarını PİRHA’ya anlatan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy, kendi vergileriyle kendi çocuklarının asimilasyona tabi tutulduğunu, Çorum’daki camilerin kuran kursları için çocuk topladığını kaydetti. 

    Haberin Videosu

    Hacı Bektaş veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy Çorum’da yaşayan Alevilerin sorunlarını PİRHA’ya anlattı.

    “İNSANLAR KENDİLERİNİ RAHAT İFADE EDEMİYORLAR”

    Karadeniz Bölgesi’nin Aleviler için çok da rahat olmadığına vurgu yapan Aksoy, nüfusun göç etmeye başladığını ve son zamanlarda bir korku ikliminin hakim olmasından dolayı insanların kendilerini rahatça ifade edemediklerini belirtti. “Keşke Alevilik hiç olmasaydı’ diyenlerin var olduğunu söyleyen Aksoy, “Ama yüreğini ortaya koyup erkanını sürdüren çok canlarımız var” dedi.

    “SİVİL DARBEYLE EMEKÇİLER EKMEKLERİNDEN EDİLDİ”   

    15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte Çorum’da da bir tedirginliğin yaşandığını dile getiren Aksoy “Burada bazı yetkililer Alevileri de sokağa davet etti ama bizim Alevi Bektaşi Federasyonu bileşenleriyle birlikte ortak kararımız, çıkmamak oldu” şeklinde konuştu.

    Darbe girişiminin sonuçlarının şimdi daha iyi görüldüğüne dikkat çeken Aksoy, bir sivil darbe yapılarak emekçilerin, yoksul insanların ekmeklerinden edildiğini vurguladı.

    “ALEVİLERİ ÖTEKİLEŞTİRMEK İÇİN ALGI OPERASYONLARI YAPILIYOR”   

    Konuşmasında Alevi çocuklarına dayatılan zorunlu din derslerine de değinen Aksoy, camilerin çocuk topladığını ve kendi vergileriyle çocuklarının asimilasyona tabi tutulduğunu belirtti. Alevileri ötekileştirmek için algı operasyonları yapıldığını söyleyen Aksoy, zorunlu din dersine karşı mücadele etmenin geçmişe göre daha zor olduğunu ancak korkuyu yenerek omuz omuza mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.

    Türkiye genelinde hemen her etkinliğe katılım sağlamaya çalıştıklarını belirten Aksoy, cemevinde yürüttükleri faaliyetleri de anlattı. Yaz döneminde yoğun çalıştıklarını belirten Aksoy yaklaşık 200 çocuğa saz, semah, tiyatro gibi kursların yanında eğitimlerinde eksik oldukları derslerle ilgili de kurslar verdiklerini ifade etti.

    Hacı Bektaş veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şube Başkanı Nurettin Aksoy, tiyatro, semah ve koro gibi faaliyetlerini kutsal değerleri olan mekanlarda sergileteceklerini söyledi.

    Suay Abak-Ersin Özgül/ÇORUM