Etiket: kürecik

  • Osmanlı zulmüne boyun eğmeyen Kürt-Alevi direnişçi: Kasımoğlu Mehmet Ali-VİDEO

    Osmanlı zulmüne boyun eğmeyen Kürt-Alevi direnişçi: Kasımoğlu Mehmet Ali-VİDEO

    PİRHA-1915 yılında Osmanlı’ya karşı geldiği için idam edilen Kasımoğlu Mehmet Ali’nin bölgede etkin ve önemli bir kişilik olduğunu söyleyen Demokratik Alevi Derneği Genel Merkez Kurulu üyesi Gökan İmer, hem Alevi hem Kürt olduğu için Osmanlı tarafından Harput’ta idam edildiğini belirtti. İmer, “Kasımoğlu Mehmet Ali, Kürecik halkının hafızasıdır, kimliğidir” diye ifade etti.

    Osmanlı’nın toprak kaybettiği yıllarda İttihat ve Terraki komutanlarının başında olduğu büyük bir orduya karşı savaşan Kasımoğlu Mehmet Ali, Osmanlı’ya vergi ödemeyi ve asker göndermeyi kabul etmediği için Harput’ta idam edilir. Osmanlı tarafından idam edilen Mehmet Ali’nin mezarının nerede olduğu hala bilinmemektedir. Yaşadığı dönemde eşi Hürü Hatun’un kendisi üzerinde etkisi olduğu ileri sürülmektedir. Hürü Hatun’un Mehmet Ali’ye; ‘Sen bir Kürt’sün, Kızılbaş’sın Osmanlı’ya boyun eğme’ dediği söylenmektedir.

    Kasımoğlu Mehmet Ali’nin Kürecik toplumu içerisinde önemli bir konumda olduğunu söyleyen Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi Gökan İmer, “Mehmet Ali, Kürecik halkının hafızasıdır, kimliğidir” dedi.

    “VERGİ ÖDEMEYİ KABUL ETMEDİĞİ İÇİN OSMANLI İDAM ETMİŞTİR”

    İmer, Kasımoğlu Mehmet Ali’nin Osmanlı’nın dayattığı vergiyi ve askerliği kabul etmediğinden dolayı hakkında idam fermanı verildiğini söyledi. İmer, Kasımoğlu Mehmet Ali hakkında şunları dile getirdi:

    “Kasımoğlu Mehmet Ali, Kürecik bölgesinde etkili ve güçlü bir ailenin üyesidir. Osmanlı’nın karşısında sürekli bu bölgeyi korumuşlardır. Osmanlılar Kürecik halkından ağır vergiler ve asker isteyince Kasımoğlu Mehmet Ali kabul etmemiştir. Osmanlılara; ‘size ödeyecek vergi ve askerim yoktur’ dediği için direnmiştir. Ne yazık ki o dönemde Kürecik’te toplumsal bir birlik olmadığından dolayı Mehmet Ali yalnız kalmıştır. Dışardan da destek alamadığı ve iletişim kuramadığı için de Osmanlı’nın gönderdiği büyük ordu karşısında yenilgiye uğramıştır. Osmanlı o dönemde birçok Alevi-Kürt köyünün evlerini yakmış, insanlarını öldürmüştür. Osmanlı’ya karşı başlattığı direnişte kaybetmiştir ve Osmanlı Kasımoğlu Mehmet Ali’yle birlikte birçok arkadaşını Harput’ta asmıştır.”

    “KÜRT-ALEVİ TOPLUMUNDA KADININ ETKİSİ BÜYÜKTÜ”

    Osmanlı’ya karşı başlatılan direnişte Mehmet Ali’nin eşi olan Huriye (Hürü)  Hanım’ın önemli bir rol oynadığını ve o dönemde kadınların toplum içerisindeki önemine değinen İmer, “Kürecik direnişinde Kürt-Alevi kadınlarının da etkisi çok büyüktü. Osmanlı Kürecik’ten asker istediği zaman Kasımoğlu Mehmet Ali’nin eşi Huriye (Hürü) Hatun Mehmet Ali’ye dönerek; ‘Sen bir Kürt’sün ve Kızılbaş’sın nasıl Osmanlı’nın karşısında boyun eğersin’ dediği söyleniyor. Buradan, kadınların Kürt-Alevi toplumunda çok etkili olduğunu ve direnişte öncülük ettiğini anlıyoruz”

    İmer, Kürecik’te Osmanlı’ya karşı direnen ve Kürt tarihinde ilk asılan kadının Altê Xanim olduğu ve eşi Qalander Qale ile birlikte idam edildiğini kaydetti.

    “MEHMET ALİ KÜRECİK HALKININ HAFIZASI VE KİMLİĞİDİR”

    Kasımoğlu Mehmet Ali’nin Kürecik’teki öneminden bahseden İmer, Kasımoğlu Mehmet Ali’nin Kürecik halkının öncüsü, tarihi ve kimliği olduğunu, Mehmet Ali’nin Kürecik’ten ayrılamayacağını söyledi.

    “2015’TE KONAĞININ YANINA ANITI DİKİLDİ”

    Osmanlı döneminde Kasımoğlu Mehmet Ali’nin konağı yakılınca Kürecik halkı bir araya gelerek konağın bulunduğu yere onun anıtını diktiğini aktaran İmer, “Mehmet Ali de Şeyh Sait, Seyit Rıza gibi mezarı bilinmediği için halk onun konağına anısını yaşatmak amacıyla anıt dikmiştir” şeklinde konuştu.

    Kamber YILDIZ/KÜRECİK-MALATYA

  • Özgür Üniversite Hareketi  Kürecik’teki Nato Üssünün kapatılması için 6 Mayıs’taki eyleme katılım çağrısı yaptı

    Özgür Üniversite Hareketi Kürecik’teki Nato Üssünün kapatılması için 6 Mayıs’taki eyleme katılım çağrısı yaptı

    PİRHA- Özgür Üniversite Hareketi, Kürecik’teki NATO Üssü’ne karşı dayanışma çağrısı yaparak 6 Mayıs’ta bütün duyarlı kesimlerin Kürecik’teki protestoyu desteklemeye davet etti.

    Malatya’nın Akçadağ bağlı Kürecik Nahiyesinde 2012’de kurulan NATO üssüne karşı bir araya gelen Özgür Üniversite Hareketi gençliği Kürecik’te kurulan NATO üssünün kapatılması için protesto edeceklerini belirterek 6 Mayıs günü Kürecik’teki eyleme katılım çağrısı yaptı. Saat 15.00’da gerçekleşecek olan protesto için birçok üniversite öğrencisinin katılacağı ifade edildi. Gençlik hareketi öğrencilerden, sivil toplum örgütlerinden eylemi destekleme için çağrıda bulundu.

    Gençlik hareketi son dönemlerde İsrail’in Filistin’e yönelik yürüttüğü savaşa karşı İsrail’i destekleyen Amerika’nın karşısında durmak ve İsrail’i koruyan NATO üssüne yönelik kurulan tesislerin kapatılmasını istediklerini belirterek kapatılmasını istedi.

    “FİLİSTİN DİRENİŞİNİ SELAMLIYORUZ”

    Özgür Üniversite Hareketi yaptığı açıklamada şu açıklamalarda bulundu:

    “Özgür Üniversite Hareketi 6 Mayıs’ta İsrail’i Koruyan NATO Üssü Kapatılacak Çağrısıyla Kürecik’te!

    7 Ekim’de Filistin Direnişi’nin işgalci İsrail’e karşı başlattığı Aksa Tufanı’yla tüm dünya Filistin halkının onurlu mücadelesine sahne oluyor. Senelerdir katil İsrail’in gerçekleştirdiği katliamlara yenileri ekleniyor; aylardır tüm dünya Filistin’de yaşanan katliamları, soykırımı görüyor. Görüyoruz ama seyirci kalmıyoruz, her birimizin yüreği Filistin Direnişiyle atıyor. Ülkemizde ve dünyada Filistin direnişini selamlamak, direnişin taleplerini kendi egemenlerimize dayatmak için yüzlerce, binlerce eylem yapılıyor. Hatta bu eylemler sonucu Türkiye İsrail ile ticari ilişkilerini kestiğini açıklamak zorunda kaldı. Bu önemli kazanımdan güç alıyoruz ama bu yetmez diyor ve savaşa karşı Filistin’le dayanışmamızı büyütmek için eylemlere devam edeceğimizi de açıklıyoruz.

    6 MAYIS’TA PROTESTO EDİLECEK

    Türkiye, ABD’den sonra NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip. Ülkemizin toplamda 16 noktasında ABD Silahlı Kuvvetleri’ne ait askeri üsleri yer almakta, 15 farklı noktada ise NATO radarları vardır. Ayrıca 5 farklı noktada da ABD’nin nükleer ve füze kontrol merkezleri bulunuyor.

    İran’dan gelecek saldırılara karşı İsrail’i korumak için 2011’de tekrar açılan Kürecik NATO üssü, ABD ve saray rejiminin bu topraklarda savaş politikalarını sürdürmesinin bir aracı. Bu yüzden Özgür Üniversite Hareketi olarak 6 Mayıs’ta Kürecik’e, İsrail’i koruyan üssü kapatılacak çağrısını büyütmeye gidiyoruz.

    Başta öğrenciler olmak üzere herkesi emperyalist savaşın karşısında, Filistin’in yanında olmak için 6 Mayıs 15.00’da Özgür Üniversite Hareketiyle Kürecik Üssü önüne çağırıyoruz. 5 Mayıs günü İstanbul, Ankara ve İzmir’den kalkan otobüsle Kürecik’e yola çıkıyoruz.

    Yüreği Filistin’le atan herkesi bu çağrıyı büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA-MALATYA

  • Uluslararası Kürecik Meclisi: Eğer Kürecik’e baraj yapılırsa göç olur-VİDEO

    Uluslararası Kürecik Meclisi: Eğer Kürecik’e baraj yapılırsa göç olur-VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Akçadağ İlçesi Kürecik Mahallesi’nde yapılmak istenen baraja karşı protesto eylemi gerçekleştiren yurttaşlar ve sivil toplum örgütleri, Kürecik’in doğasının, kutsal alanlarının baraj altında bırakılmak istendiğini belirttiler. Bilirkişi heyeti, profesör ve avukatların keşif için gittiği sahada, ÇED raporu sonucuna göre baraj yapılamaz kararı verildi.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı eşliğinde gelen profesör ve avukatlar saha incelemesinde bulunarak, “Bölgede baraj yapımına uygun değildir” kararı verdi.

    Geçen günlerde Malatya’nın Akçadağ ilçesi Kürecik Mahallesi’nde yapılmak istenen baraja karşı bir araya gelen Kürecikliler yaşam alanlarının yok edilmek istendiğini belirttiler.  Eyleme, Uluslararası Kürecik Meclisi (UMK), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Malatya Şubesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), ve Emeğin Partisi (EMEP) ve çok sayıda yurttaş katılarak tepki gösterdi.

    “DSİ, ‘ÇED RAPORUNA GEREK YOKTUR’ KARARI VERDİ”

    Baraj yapımına karşı olduklarını dile getiren Kürecikliler Derneği Başkanı Haci Çiçek, 5-10 senedir bu projeden bahsedildiğine ve son iki senedir de bölgede sondajla kuyu kazılmaya başlandığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Biz geçen sene su altında kalan köy sakinleriyle birlikte Devlet Su İşleri Müdürlüğü’ne bölgede kutsal yerlerimizin olduğunu, mezarlıklarımızın olduğu, bahçelerimizin olduğuna dair bir dilekçe verdik. Devlet Su İşleri burayı tekrar gündeme getirdi ‘ÇED raporuna gerek yoktur’ kararı verildi. Tekrar 2500 kişiyle birlikte ıslak imza toplayıp Malatya Çevre, Şehircilik İklim ve Şehircilik Müdürlüğü’ne teslim ettik. Tekrar ÇED raporuna gerek yok denilince biz avukatlar aracılığıyla dava açtık. Yürütmenin durması ve ‘bölgede ÇED raporuna gerek vardır’ diye dava açıldı. Bu dava için de bugün keşif geldi buraya. Şu anda bilirkişi heyetiyle birlikte keşife geldiler.”

    “KÜRECİKLİLER HEP GÖÇE ZORLANIYOR”

    Uluslararası Kürecik Meclisi (UMK) Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Aslan, barajın olası etkilerine değinerek, Kürecik’in insanlarının hep göç etmek zorunda kaldığını ifade etti.

    Aslan, “Biliyorsunuz burada bir baraj yapılmak isteniyor. Bu bölgenin insanları zaten birçoğu Avrupa’ya metropollere göç etmiş. Eğer baraj buralara gelirse kimse burada kalmayacak. Baraj yapılırsa bölgede 12 tane şantiye kurulacak böyle olursa tozdan dumandan durulmayacak. Biz diyoruz ki herkes bu baraja karşı yanımızda dursun. Bu alanın sulanacak bir yeri yok. Onların amacı baraj yapıp madenleri yıkamak, buraları talan edip insanları göçe zorlamak. Sulanacak bir tarlamız yok barajla” dedi.

    Kamber YILDIZ/MALATYA

  • Kürecik’te yapılmak istenen baraj için gelen bilirkişi heyeti protesto edildi-VİDEO

    Kürecik’te yapılmak istenen baraj için gelen bilirkişi heyeti protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-Malatya Kürecik’te baraj inşaası projesine karşı bir araya gelen birçok sivil toplum kuruluşu, baraj keşfi için gelen bilirkişi  heyetini protesto etti.

    Uluslararası Kürecik Meclisi (UKM), Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik Kırsal Mahallesi’nde yapılmak istenen baraj yapımına karşı açıklama yaptı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Malatya Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları Sevim Şimşek Bayram, Abdulvahap Ekim, çevre aktivistleri, Pir Sultan Abdal Derneği Malatya Şubesi ile bir çok kurum ve siyasi parti temsilcisi açıklamaya katıldı.

    Sabah saatlerinde barajın yapılacağı Kapaz Mahallesi’ne gelen kitle, “Ellerini toprağımdan, dağlarımdan, suyumdan çek”, “Suyuma, toprağıma, havama, yaşam alanlarıma dokunma”, “inancımıza, dilimize ve doğamıza müdahaleye hayır” pankartları ile ellerinde taşıdıkları dövizler ile barajın yapıldığı alana yürüdü.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba katılarak eyleme destek verdi. Ağbaba, 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutlayarak, Kürecik halkının yanında olduklarını belirtti.

    Sık sık, “Jin, jiyan azadi, sermaye elini Kürecik’ten çek, havama, suyuma, toprağıma dokunma, kadın yaşam özgürlük” sloganı atan kitle Kepez’de baraj yapılmak istenmesini protesto etti. Basın açıklamasında konuşan UKM yöneticilerinden Hüsniye Kıllı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, Kepez’de yapılan doğa talanına karşı bir araya geldiklerini söyledi. Kıllı, doğa talanına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, Kepez’in doğasının yok edilmek istendiğini söyledi.

    “DOĞA TALANINA KARŞI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Ardından konuşan DEM Parti Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Sevim Şimşek Bayram, Malatya’daki doğa talanına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayarak, 8 Mart Dünya kadınlar günü vesilesiyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladı.

    Pir Sultan Abdal Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ve diğer kurum temsilcileri de söz alarak doğa talanına tepki gösterdi.

    Açıklama sloganlar eşliğinde son buldu.

    PİRHA-MALATYA

  • DAD, 8 Mart’ta Kürecik’te baraja karşı destek olmaya çağırdı-VİDEO

    DAD, 8 Mart’ta Kürecik’te baraja karşı destek olmaya çağırdı-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri(DAD), Malatya Kürecik’te yapılması planlanan baraj yapımına karşı bütün demokratik ve sivil toplum kuruluşlarından destek isteyerek, 8 Mart’ta herkesi Kürecik’te protesto eylemine çağırdı.

    Malatya Kürecik’te birçok alanı etkileyecek olan baraj yapımına karşı 8 Mart’ta Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), bir duyuru paylaştı. Duyuru da baraj yapımına karşı Kürecik halkının yanında olacaklarını belirten DAD, bütün demokratik ve sivil toplum kuruluşlarından destek istedi ve 8 Mart’ta herkesi Kürecik’te protesto etmeye davet etti.

    DAD’ın yaptığı duyuru şu şekilde:

    Yapacağınız etkinliklerde Demokratik Alevi Dernekleri olarak Kürecik halkının ve kurumlarının yanında olacağımızı bildiriyoruz.8 mart saat 09.00’da Kürecik halkının tarafından yapılacak olan inancımıza, dilimize ve doğamıza, suyumuza dokunma Kürecikte baraja hayır protestosuna tüm halkımızı ve demokratik çevreleri ve kadın hareketlerini, ekolojist hareketleri katılmaya, Kürecik’e can vermeye çağırıyoruz. Aşk ile..

    PİRHA-MALATYA

  • ‘Kürecikte altın çıkarmak için baraj yapılıyor; halkı ortadan kaldırmak istiyorlar’ -VİDEO

    ‘Kürecikte altın çıkarmak için baraj yapılıyor; halkı ortadan kaldırmak istiyorlar’ -VİDEO

    PİRHA-Malatya’nın Kürecik Beldesi’nde kurulmak istenen baraj yapımına karşı çağrı yapan Malatya Çevre Platformu, 8 Mart’ta Kürecik’e keşif için gelen heyete karşı yurttaşları direnmeye çağırdı. Uluslararası Kürecik Meclisi Yönetim kurulu (UMK) üyesi Salih Çelik, “Bütün Küreciklileri tedirgin eden bir durum. Amaçları Kürecik halkını ortadan kaldırmaktır” dedi.

    Malatya’nın Kürecik Beldesi’nde baraj yapımına karşı açıklama yapan Malatya Çevre Platformu (MALÇEP), bazı sivil kuruluşlarla bir araya gelerek olası bir göletin yapımında doğabilecek sorunları anlattı. MALÇEP Dönemsel Başkanı Hasan Kaya, projenin yapılması durumunda yaşamsal alanların tehdit altına gireceğini söyledi.

    “Olası bir baraj projesinde çevredeki yaşam alanları yok olacaktır” diyen Kaya, 8 Mart’ta bölgeye keşif için gelecek olan Malatya Çevre Şehircilik Müdürlüğü yetkililerine tepki vermek için bütün sivil kuruluşlardan, partilerden ve halktan destek beklediklerini söyledi.

    “AMAÇLARI KÜRECİĞİ ORTADAN KALDIRMAK”

    Konuyla ilgili açıklama yapan Uluslararası Kürecik Meclisi Yönetim kurulu (UMK) üyesi İsmet Çelik, “Kaç bin dönüm arazi sulanacakmış ki? Sulanacak bir alan yok.  Tarıma elverişli alan olarak yapılmak isteniyor. Sulama niyetiyle değil, maden projelerinde madenleri ayırmak için böyle bir baraj yapılmak isteniyor. İlgili bakanlığın verdiği bilgilere göre yüzü aşkın projeleri var. Bütün Küreciklileri tedirgin eden bir durum. Amaçları Kürecik halkını ortadan kaldırmaktır” dedi.

    “BARAJLARIN YAPILMA NEDENİ ALTIN ÇIKARMAK”

    Ülkedeki kıyıma, ülkedeki talana karşı Malatya Çevre Platformu kurmaya ihtiyaç duyduklarını söyleyen Kaya, şöyle devam etti:

    “Burada 1200 metreye kadar kuyu açılıp kömür arandığı söylendi. Oysa aradıkları altın. Malatya’nın yedi ilçesinde var olan rüzgâr enerjisi, taş ocağı, maden ocağı, kum, çakıl ocağı adıyla doğa tahrip ediliyor. Kürecikte ise baraj adı altında kurulmak, yapılmak istenen altın çıkarmak. Bir gram altın için 10 ton su gerekiyor. Bu nedenle baraj yapmaktan çok altınları yıkamak için böyle bir proje yapılıyor. Bundan dolayı suya çok ihtiyaçları var. Birinci amaçları o bölgedeki doğayı, o bölgedeki ekolojiyi, canlıyı yok etmek. Hepimiz biliyoruz ki yerin üstü yerin altından daha zengindir.”

    PİRHA/MALATYA

     

  • Erçe: Rojava bombalanırken alkışlayan, Gazze bombalanırken gözyaşı döken olmayız-VİDEO

    Erçe: Rojava bombalanırken alkışlayan, Gazze bombalanırken gözyaşı döken olmayız-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Gazze’de süren savaşa dair Türkiye’nin tutumunu eleştirdi. “İsrail’in karşısında oldukları açıklanıyor ama İsrailli şirketler ile olan anlaşmaların yanı sıra askeri anlaşmalar da devam ediyor” diyen Erçe, Aleviler olarak barış çağrısını her daim yapacaklarını dile getirdi.

    Alevi toplumunun, AKP-MHP iktidarının asimilasyon girişimlerine karşı mücadelesi sürüyor. Alevi inancına dönük müdahalelerin yanı sıra eğitim alanındaki din dayatması da Alevi kurumlarının gündeminde olan bir diğer başlık.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genişletilmiş Danışma Kurulu, iktidarın baskı politikalarıyla birlikte dünya kamuoyunda yaşanan gelişmelere karşı 21-22 Ekim’de Hacıbektaş’ta toplantı yaptı. 2 Günlük toplantının ardından kimi eylem ve etkinlik kararları alındığı kamuoyuna duyuruldu.

    “VAHŞETE SEYİRCİ KALINIYOR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, yapılan toplantıda Filistin’de devam eden savaşa da dikkat çekildiğini belirtti. Alevi kamuoyu tarafından Türkiye’nin tutumunun eleştirildiğini söyleyen Erçe, şunları ifade etti:

    “Onlarca yıldır çözülmeyen ve bölgede ABD’nin jandarması görevini üstlenen İsrail’in, Filistin topraklarındaki işgali yetmiyormuşçasına şimdi durumu ilhaka dönüştürdü. Canice, çok daha büyük bir katliama, soykırıma dönüştürmüş durumda… Bu hususta aslında uluslararası kamuoyunun ikiyüzlü tutumu ne yazık ki devam ediyor. Neredeyse bir kaşık suda boğabilecekleri bir ülkenin, burada yaptığı insanlık dışı vahşete seyirci kalmanın yanı sıra ABD ile olan ilişkilerine ve kulluk görevlerini de eksiksiz yerine getiriyorlar. Hamaset nutukları atılıyor. Filistin’in yanında olduklarını söylüyorlar ama İsrail’i koruyan askeri anlaşmalar devam ediyor. Bölgedeki ABD üsleri açık. Bölgemiz uzun bir süredir savaş çemberi içerisinde. Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesinin harfiyen yerine getirilmesi noktasında bölge halkları hala bedel ödemeye devam ediyor. Bu yetmiyormuşçasına kuzeyimizde de Ukrayna-Rusya, Azerbaycan-Ermenistan arasında savaşlar da devam ediyor. Ve uzunca bir süredir bitmeyen Suriye meselesi üzerine artık son yılların en büyük insanlık dramı yine Filistin topraklarında yaşanıyor. Filistin’i ilhak eden İsrail, şimdi kalan parçalarını da tümden haritadan silmek adına büyük kapsamlı bir soykırım gerçekleştiriyor.”

    “İSRAİL’İ KORUYAN RADAR ÜSLERİ KÜRECİK VE İNCİRLİK’TE!”

    Cuma Erçe, süren savaşa karşın Birleşmiş Milletler’in de ikiyüzlü davrandığını vurguladı. Erçe, Türkiye’den de hamaset niteliğinde nutuklar atıldığını söyleyerek “İsrail’in karşısında oldukları açıklanıyor ama İsrail şirketleri ile olan anlaşmaların yanı sıra askeri anlaşmalar da devam ediyor. İsrail’i koruyan, kollayan radar üsleri, İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere halen faaliyetlerini sürdürüyor. Dolayısıyla kamuoyuna yapılan açıklamaların gerçeklikle bir ilgisi yok. Bu açıdan Alevi Bektaş Federasyonu’nun, Hacıbektaş’ta gerçekleştirdiği ‘genişletilmiş danışma kurulu toplantısı’ tam da böyle bir döneme denk geldi. Bileşenlerimiz arasında olmadığı halde müsahip kurumlarımızın da katılımıyla genişletilmiş bir toplantıya dönüştü ve orada hünkarın huzurunda Aleviler olarak barış çağrımızı yaptık” diye belirtti.

    “SAVAŞ ‘SURİYE’DE MEŞRU, İSRAİL’DE GAYRİMEŞRUDUR’ DEMEYİZ”

    PSAKD Genel Başkanı Erçe, Aleviler olarak her zaman savaşların karşısında olduklarını söyleyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Aleviler olarak savaşın nerede, ne şekilde, kime karşı yapıldığına bakmaksızın yaşamdan, yaşamın kutsalından yanayız. Yani ‘Savaş Suriye’de, Irak topraklarında gerçekleşiyorsa meşrudur, İsrail’de oluyorsa gayrimeşrudur’ demeyiz. Rojava bombalanırken alkışlayan, Gazze bombalanırken başka türlü gözyaşı döken ya da döküyormuş gibi gösterenlerden olmayız. Dolayısıyla biz bir bütünsel olarak Ukrayna’da da ‘Savaşa Hayır’ deriz, Azerbaycan’dakine de İsrail’de, Filistin topraklarında sürdürülen savaşa da Suriye’dekine de ‘hayır’ deriz. Çünkü biz 72 millete aynı nazarla bakanlarız. Bizlerin ikiyüzlülük, ayrımcılık yapması mümkün değildir. Biz yaşamın kutsallığını savunuruz.”

    İSTANBUL MİTİNGİ İÇİN 10 ARALIK ÖNERİSİ!

    Türkiye toplumunun, büyük bir ekonomik kriz içerisinde olduğuna işaret eden Cuma Erçe, aynı zamanda siyasi ve sosyal bir krizin de devam ettiğine vurgu yaptı.
    Erçe, tüm bunlar nedeniyle Aralık’ta, İstanbul’da büyük miting düzenleyeceklerini belirterek, şöyle devam etti:

    “Türkiye bu savaş tamtamları içerisinde korkunç bir ekonomik terörle karşı karşıya. Hal bu iken muhalefetin de görevini tam olarak yapamadığı, muhalefetin de kendi içinde dağıldığı bir dönemde Alevi kurumları bu işin öncülüğüne soyundu. İzmir’de gerçekleştirdiğimiz ‘Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık’ mitingimizi daha da genişleterek bölgelere yayma noktasında bir görüş birliğimiz var. Alevi kurumları olarak büyük bir İstanbul mitingi gerçekleştirilmesi noktasında ilkesel bir karar almış durumdayız. Bu ilkesel kararımızı  İstanbul’daki Alevi kurumlarımızla görüştükten sonra demokratik kitle örgütleri, yöre dernekleri, siyasi partiler ile görüştükten sonra Aralık ayının başlarında mitingin gerçekleşmesini hedefliyoruz. Bizim önerimiz 10 Aralık olması yönünde. 10 Aralık Dünya İnsan Hakları günü olması açısından da önemli olduğu için böyle bir önerimiz var. İstanbul’daki kitle örgütleri ve Alevi kurumlarımız bu işe ‘Evet’ derlerse bizler çağırıcı Alevi kurumları olmak kaydıyla bütün dostlarımızı işin içine katarak mitingi yapmayı hedefliyoruz.

    “TOPLUMSAL MUHALEFETİN ÖNCÜLÜĞÜNE SOYUNDUK”

    İzmir’de yapılan mitingin adını da belki bir tık daha geliştirerek; örneğin ‘İnsanca yaşam’ biçimine de dönüştürebiliriz. Laik eğitimden vazgeçmeyeceğiz ama bir taraftan da insanca yaşam istiyoruz. Demokratik cumhuriyet talep edebiliriz. Eşit yurttaşlık talebimiz yine kalabilir ama barış talebi üstüne eklenebilir. Bu biçimiyle aslında Türkiye’nin şu anda gerçek anlamda toplumsal bir muhalefete ihtiyacı var, bunun da öncülüğüne soyunmuş durumdayız. Umut ediyoruz ki toplumsal muhalefet kanalları önümüzdeki günlerde, Mayıs ayında içine düştükleri durumdan bir an önce çıkarlar ve bu anlamıyla da toplumsal muhalefeti daha da canlı kılarız. Biz bu anlamda üzerimize düşeni yapmaya kararlıyız. Alevi kurumları olarak yaptığımız danışma kurulu toplantımızda çok önemli kararlar aldık, bu kararlarımızı en kısa zamanda hayata geçirmek için de çalışıyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi: İnsanlar yüzünü doğup, büyüdüğü topraklara yönlendirecektir

    Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi: İnsanlar yüzünü doğup, büyüdüğü topraklara yönlendirecektir

    PİRHA-Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, köylere dönüş ve ekolojik yaşam çağrısını yinelerken, “Temiz su ve organik gıda ihtiyacı kaçınılmaz olarak insanların yüzünü tekrar doğup büyüdüğü topraklara yönlendiriyor, yönlendirecektir. Umarım düşlerimiz yaşamımız olur” ifadelerini kullandı.

    5 Ekim 2019’da Maraş’ın Elbistan ilçesinin Axtil Köyü Kocapınar mezrasında kadınların öncülüğünde 5000 badem ağacı dikerek başlayan Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, faaliyetlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımlarken, köylere dönüş ve ekolojik yaşama yönelik çağrısını yineledi.

    “İNSAN NEREYE GİDERSE GİTSİN YÜREĞİ HEP BIRAKTIĞI YERDEDİR”

    Yapılan açıklama şu şekilde:

    “Sosyal, siyasal ve ekonomik nedenlerden dolayı 1960’larda başlayan 70 ve 80’lerde hızlanan 90’larda ise doruğa çıkan göçler sayesinde doğup büyüdüğümüz toprakları terk etmek zorunda kaldık. Her ne kadar bazı kesimlerce “İnsanın doğduğu yer değil, doyduğu yer vatanıdır” gibi bir düşünce savunulsa da -hatta yer yer buna uygun bir yaşam pratiği de sergilense- yaşanan gerçeklik hiç de öyle değildir. Çünkü biz biliyoruz ki insan nereye giderse gitsin yüreği hep bıraktığı yerdedir.

    Kaldı ki kişi kendini gittiği yere ait hissetse de -yaşanan kültür şoku ve asimilasyon sayesinde- gün gelecek ait olduğu kimliğe yabancılaşacak ve hiçbir yerde kabul görmeyecektir. Avrupa’dan gelen yöre insanlarının sıklıkla dile getirdikleri “Avrupa’da bize yabancı, memlekette Almancı diyorlar” söylemi bu bağlamda hayli düşündürücüdür.
    2000’li yıllara gelindiğinde bölge köyleri hiçbir yerde rastlanmayan bir yalnızlığa terk edildi. Birkaç yaşlının ayakta tutuğu köyler adeta mezarlığa dönüştü. Ancak son yıllarda Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi’nin “Köylerimizi mezarlığa değil de yaşam alanına çevirelim” çağrısı bölgede karşılık bulmuş ve gelinen aşamada 100 binlerce meyve ağacının toprakla buluşturulması sonucu bölge adeta küllerinden yeniden doğuyor.

    “ALEVİ FELSEFESİNE GÖRE HER CANLININ YAŞAM HAKKI VARDIR”

    Kuşkusuz her yeni doğum sancılı olur. Bölgedeki arazilerin katma değerinin yükselmesi özellikle bölge dışındaki bazı kesimlerin iştahını kabartmış ve gayri ahlaki bir biçimde ata yadigarı arazi ve meralara saldırılar yapılmıştır, yapılmaktadır. Özcesi coğrafyadaki tahribat sadece insan ve değerlerine değil, aynı zamanda doğada yaşayan tüm canlılara uygulanmaktadır. Ve bu tahribat da özellikle Kürt ve Alevi coğrafyasında uygulanmaktadır. Elbette ki bunun sosyal ve siyasal nedenleri bilinmektedir. Ancak bu çevreler bilmeliler ki, Alevi felsefesi bu coğrafyayla bütünleşmiş bazen bir suda bazen bir ağaçta bazen bir taşta kendi ifadesini bulmakta ve doğa var oldukça bu felsefe de varlığını sürdürmeye devam edecektir.

    Zira Alevi felsefesine göre her canlının bir yaşam hakkı ve ruhu vardır. Dolayısıyla ekolojik yaşamın da korunması gerekiyor. Bu bağlamda demografik yapıyı değiştirmeye yönelik HES, maden arama ve bilinçsizce yapılan kazı çalışmalarına karşı duyarlı olmak gerekiyor. Kaldı ki doğa da boşluk kabul etmez. Pazarcığın Terolar köyünde yaşananlar bunun canlı bir örneğidir. Benzer gelişmelerin yaşanmaması için güçlü bir sahiplenme gerekiyor. Başta yöre kurumları olmak üzere bölge ile ilgili kaygıları olan herkesin tez elden gelişmelere karşı duyarlı olması elzemdir.  Birçok insan bunu bölgecilik ya da toprak fetişizmi olarak görebilir. Ancak yaşanan gelişmelerin önü alınmaz ve karşı bir tutum geliştirilmezse, yakın zamanda bunun hem sosyal hem de ekonomik sonuçları olacaktır.

    “KIRAÇ TOPRAKLAR SU İLE BULUŞTURULACAK”

    Coğrafyada yaşanan bu olumsuzluklara rağmen, -yeterli olmasa da- bölge ile ilgili önemli çalışmalar da yapılmaktadır. Özellikle de Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi’nin çalışmaları ve çağrıları gerek yurt dışında gerekse metropolde yaşayan bölge insanının yönünü kadim topraklara çevirmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak metropollerdeki konutlara taş çıkaracak yapılar inşa edilmektedir. Bu inşa süreci sadece barınma alanında değil, sosyo-kültürel alanda da yürütülmektedir. Söz konusu Sevdilli köyünde yapılan “Hasan Usta Kültür ve Cem Evi” , Kürecik merkezde yapılan “Kürecik Halk Kütüphanesi”, Yapılı pınar köyünde yakın zamanda inşaatı başlayacak olan “Ali Haki Edna Köy Evi” bunlardan bazılarıdır.

    Diğer yanda kıraç topraklar su ile buluşturularak, modern ve sulu tarıma yönelik önemli adımlar atılmıştır. Gelinen aşamada sadece Alxas köylerinde 50 bini geçkin meyve fidanı toprakla buluşturulmuş, ki, bunun 18 bini Alxasın tarihe tanıklık eden Axtil köyünde dikilmiştir. Bunun yanında badem, alıç, aspir gibi besin değeri yüksek bitkiler yetiştirilerek, ürün çeşitliliğine gidilmiştir. Kuşkusuz yapılacak toprak analizleri sonucunda bu çeşitlilik daha da artacaktır. Söz konusu katma değeri hayli yüksek olan “salep”, “ahududu”, “bibriye”, “lavanta”, “ada çayı” ve “goji berry” bitkisini yetiştirmeye yönelik çalışmaların olduğunu biliyoruz. Benzer çalışmaların Kürecik ve Sinemilli köylerinde de yapılmaktadır. Özellikle Elbistan’ın Nergele köyünde Avrupa ve bölgede yaşayan halkın dayanışması ile on binlerce meyve fidanı toprakla buluşturulmuştur. Festival havasında geçen fidan dikimine hareketimiz imkanları ölçüsünde güç ve destek vermiştir.

    “UZUN BİR ARADAN SONRA MUHABBET CEMİ DÜZENLENDİ”

    Bölgede, Yaşamı Yerinde ve Yenide İnşa Hareketi çalışmalarını sadece ekonomik alanda değil aynı zamanda sosyal ve kültürel alanda da yürütmektedir. Bu bağlamda Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile birlikte Maraş’ta 2 günlük bir program gerçekleştirildi. Birinci gün Ate Elif, Hemî Tazı ve Ali Koto’nun mekanları ziyaret edilmiş, ardında Sinemilli Ocağının Kantarma köyünde uzun bir aradan sonra muhabbet cemi düzenlenmiştir.

    Bölgenin su, kanalizasyon, yol, telefon, internet vb. birçok alt yapı sorunu oluğu bilinmektedir. Mevcut sorunlar kişilere ve kurumlara bırakılmayacak kadar ağırdır. Burada resmi kurumların ve yerel yönetimlerin de devreye girmesi gerekir. Bu da ancak sorunlara duyarlı bir toplumla mümkündür. Bu bağlamda Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi bölgede halkla birlikte ilk defa -150 yıldır çözüm bekleyen Axtil’in Serçe kuyusu mezrasının su sorununun giderilmesi için- bir imza kampanyası başlatmış ve toplanan imzalar gerekli mercilere teslim edilmiştir.

    Aynı zamanda sorunu gündeme taşımak için yazılı ve görsel basına bilgi verilmiştir. Görsel basının bizzat bölgeye gelerek, sorunu kamuoyuna taşıması, yerel mercileri harekete geçirmiş ve sorunları giderme konusunda bölge halkına söz vermiştir.

    “HER AĞAÇ KENDİ KÖKÜ ÜZERİNDE YEŞERİR”

    Elbette ki yapılacak çalışmaların hem ekonomik hem de bir insan değeri vardır. Bu da ancak kooperatif, dernek, vakıf benzeri örgütlenmemeden geçer. Bu tür örgütlenmeler hem benzer çalışmaları çoğaltacak hem de kadim inancımız gereği ihtiyaç sahibi kesimlere yardımda bulunacaktır. Zira birçok kesim bırakalım tarla bağ-bahçe sahibi olmaya, köyde bir ev yeri bile yoktur. Söz konusu kooperatif türü örgütlemeler hazine arazilerini satın alarak, ihtiyaç sahiplerine paylaştırabilir.

    Yukarıda dile getirilen arzu ve istekler birçok kişi ve kuruma ütopik gelebilir. Ancak biz biliyoruz ki toprak tohumu kabul etti. Yapılması gereken bu tohumun yöre sanatçıları, yazarları, kanaat önderleri, iş insanları, inanç önderleri ve duyarlı tüm kesimleri tarafından yeşertilip, paylaşılmasıdır. Söz konusu ilgili kesimlerle bölgenin geleceği ile ilgili bir çalıştay düzenlenebilir. Diğer yanda toplumbilimciler de yakın gelecekte köylere tersi bir göçün yaşanacağını ve ekolojik bir yaşamın kaçınılmaz oluğunu belirtiyor. Kaldı ki bölgede yaşanan gelişmeler bu sosyolojik tespitlerimizi doğrulamaktadır. Özellikle de temiz su ve organik gıda ihtiyacı kaçınılmaz olarak insanların yüzünü tekrar doğup büyüdüğü topraklara yönlendiriyor, yönlendirecektir. Umarım düşlerimiz yaşamımız olur. “Her dar la sar koki xa heşın dawı” (Her ağaç kendi kökü üzerinde yeşerir)”

    PİRHA / İSTANBUL

  • AK-EL Vakfı tarafından 3. Kültür ve Doğa Festivali, Kürecik’te gerçekleştirildi

    AK-EL Vakfı tarafından 3. Kültür ve Doğa Festivali, Kürecik’te gerçekleştirildi

    PİRHA-Akçadağ-Elbistan Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı (AK-EL) tarafından gerçekleştirilen 3. Kültür ve Doğa Festivali, Kürecik Cemevi yerleşkesinde yapıldı. Festivale katılan Avukat İbrahim Sinemillioğlu, “Kürecik, direnişiyle ve özellikle NATO’nun yaptığı gözetleme radarları ile dünyada adından söz ettiren köylerden birisidir” dedi.

    Akçadağ-Elbistan Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı (AK-EL) tarafından organize edilen 3. Kültür ve Doğa Festivali Kürecik Cemevi yerleşkesinde gerçekleştirildi.

    Açılış konuşmalarıyla başlayan festivalde ilk olarak Mustafa İçöz ‘Kürecik Tarihi’ sunumunu gerçekleştirdi. Ardından, Prof. Dr. Osman İnci’nin moderatörlüğünde “İyi tarım-iyi çevre” başlıklı panel düzenlendi. Panele Prof. Dr. Erkan Pehlivanoğlu, Ercüment Sinemillioğlu ile İbrahim Ethem Eyisan konuşmacı olarak katıldı.

    “KÜRECİK, DÜNYADA ADINDAN SÖZ ETTİREN KÖYLERDEN BİRİSİ”

    Festivale katılanlardan Avukat İbrahim Sinemillioğlu, Kürecik’in dünyada bilinen köylerin başında geldiğini belirtirken, şunları söyledi:

    “Şu an dünyanın en çok bilinen köylerinden birisindeyiz. Kürecik, direnişiyle ve özellikle NATO’nun yaptığı gözetleme radarları ile dünyada adından söz ettiren köylerden birisidir. Kürecik’in bir başka özelliği ise bu bölgenin en direngen halkına sahip olmasıdır. Kürecik insanı binlerce yıldır kökleri bu topraklarda olan insandır. Kültürleri de binlerce yıldan süzülerek gelmiş; Alevi kültürü ve düşünce yapısının özellikle insanı öne çıkaran, tanrıyı insana indirgeyen bir yapısı olduğu için bu kültür binlerin izini taşımakta. Bu kalabalığın burada olması beni çok mutlu ediyor ama milyon liralık evlerinde olduğu buradaki evler ne yazık ki, senenin sadece 15 günü dolu olmakta; onun dışında boş kalmaktadır. Onun yerine burada tarımı, hayvancılığı, bazı yerel el sanatlarını, zanaatlarını öne çıkarsak halk hem topraklarına sahip çıkar hem de yaşanabilir bir yer haline getirebiliriz.”

    “KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞMANIN ÇALIŞMALARI YAPILIYOR”

    Araştırmacı-yazar Mehmet Kömür ise köylere dönüşlerin kendilerini heyecanlandırdığını kaydetti. Kömür, “Bölge çok güçlü ve zengin bir hafızaya sahip. Bölgenin güçlü bir Alevilik damarı var. 12 Eylül’den sonra bu coğrafyada büyük bir boşalma yaşandı. Hem inancımızdan hem de dilimizden koptuk. Fakat gerek köylere dönüşleri gerekse de bu tarz etkinlikleri gördüğümüzde dil ve inanç bakımından eskiye dönüşün emareleri gözüküyor. Bu durum bizi heyecanlandırıyor. “Küllerinden yeniden doğmak” sözüne uygun olarak çeşitli çalışmalar yapılıyor” ifadelerini kullandı.

    Sacit Akdemir’in AK-EL Vakfı’nın faaliyetlerini paylaşması ile devam eden festival Mustafa Özarslan’ın konseri ile sona erecek.

    PİRHA / MALATYA

  • Kürecik Cemevi yoğun katılımla açıldı-VİDEO

    Kürecik Cemevi yoğun katılımla açıldı-VİDEO

    PİRHA- 50 yıla yakın bir süredir ilk defa cem tutulan Malatya Akçadağ’a bağlı Kürecik Cemevi açılışında Alevilere dönük asimilasyon ve inkar politikalarına karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.

    Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik Mahallesinde, Kürecik Kültür Merkezi ve Cemevi açıldı. Açılışa, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya ve Adıyaman şube yönetici ve üyeleri, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Ahmet Güden, DAD Adıyaman Şubesi üye ve yöneticileri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Malatya İl Örgütü yönetici ve üyelerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Cem erkanını Sinemilli Ocağı’ndan Ana Zöhre Deprem, Pir Süleyman Deprem ve Pir Hüseyin Soysüren yürüttü.

    “AMAÇ KÜRTLÜK VE ALEVİLİĞİ ORTADAN KALDIRMAKTIR”

    Açılışta konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Ahmet Güden, Malatya’daki Alevi köylerinin maden ve baraj projeleriyle boşaltılarak demografik değişiminin hedeflendiğini söyledi. “Bizim coğrafyamızda ne dilimiz, ne toprağımız kaldı” diyen Güden şu konuşmayı yaptı:

    “Her birimiz bir yere savrulduk. Asimilasyon sadece dilimize karşı değil inancımıza karşı da yapıldı. Binlerce yıl bu sisteme karşı mücadele ettik ve toprağımız içinde mücadeleye devam edeceğiz. Ne kadar zulüm gördük, yakıldık ise de fikrimizden asla vazgeçmedik. Kürecik’e yeni bir baraj projesi yapılıyor. Bu proje buraları yeniden yeşillendirmek içi değil, demografik yapıyı değiştirmek içindir. Amaç, Kürtlük ve Aleviliği ortadan kaldırmaktır. Köylerimizi boşaltmak istiyorlar. Toprağımız üzerinde yeniden dirilmemiz gerekiyor. Emek verenlere çok teşekkür ediyoruz.”

    “ALEVİLERİN, ÖTEKİLERİN MÜCADELESİNİ YÜKSELTMELİYİZ”

    Açılışta söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şubesi Başkanı Latife Ulutaş ise “Asimilasyonun en fazla yaşandığı bölgelerden biri olan Kürecik’te gerçekleşen bu açılış çok anlamlı. Bu topraklar yiğit evlatlar yetiştirdi. Biz dilimizden nasıl uzaklaştırıldıysak aynı şekilde inancımız ve kültürümüzden de uzaklaştırıldık. Asimilasyon ve inkar politikalarına karşı ortak mücadeleyi geliştirmeliyiz. Bu devlet bizi yok etmeye çalışıyor. Bu yüzden bize düşen yan yana durarak birlikte mücadele etmek ve Alevilerin, ötekilerin bayrağını hep birlikte yükseltmektir” ifadelerini kullandı.

    Ardından Kürecik Kültür Merkezi ve Cemevi’nin kurdelesi gülbengler eşliğinde kesildi. 50 yıl sonra cemin tutulduğu Kürecik Cemevinde çerağlar uyandırılarak cem hizmeti yürütüldü. Cem sonrasında lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/MALATYA

     

     

     

  • Malatya Çevre Platformu: Doğa talanına karşı Kürecik’teyiz

    Malatya Çevre Platformu: Doğa talanına karşı Kürecik’teyiz

    PİRHA- Malatya’ya bağlı Harunuşağı Köyü’nde yapılması planlanan sulama barajı ve malzeme ocaklarına ilişkin 26 Mayıs’ta halk katılım toplantısı düzenlenecek. Toplantı öncesi halka çağrıda bulunan Malatya Çevre Platformu, “Çevre mücadelesi veren bütün halkları haklı mücadelemize destek vermeye davet ediyoruz” dedi.

    Malatya’nın Kürecik ilçesine bağlı Harunuşağı Köyü’nde yapılması planlanan sulama barajı ve malzeme ocaklarına ilişkin ÇED süreci başlatıldı.

    Süreç değerlendirmesi için kurulan heyet, 26 Mayıs (yarın) saat 11.00’de Kürecik Harunuşağı Köyü’nde halk katılım toplantısı düzenleyecek.

    Malatya Çevre Platformu toplantı öncesi çağrı yaparak, “Bu doğa talanına, doğa kırımına dur diyebilmek adına çevre mücadelesi veren bütün halkları haklı mücadelemize destek vermeye davet ediyoruz. Dinleyin ey! Burası Küreciktir! Burada umutsuzluğa yer yoktur! Kulak verin toprağa! Nice saraylar harman yeri, nice sultanlar harman oldu bu topraklarda. Son sözü hep toprak söyler bu yüksek göklerin altında!” dedi.

    PİRHA/MALATYA

  • ‘Kürecik NATO Radar Üssü’nün, Karaoğlan Ziyareti yanında bulunması çok üzücü’-VİDEO

    ‘Kürecik NATO Radar Üssü’nün, Karaoğlan Ziyareti yanında bulunması çok üzücü’-VİDEO

    PİRHA-Malatya Kürecik’te bulunan Karaoğlan ziyaretine dair PİRHA’ya açıklamalarda bulunan Ali Şükran Akgök, ziyaretin yakınında NATO Radar Üssü’nün olduğunu ifade ederek, “Kutsallarımızın üstünde NATO üssü var. Füze-radar üsleri koyuldu ziyaretlerimizin üzerine. Bu durum bizim için ayrı bir üzüntü kaynağıdır” dedi.

    Malatya’nın Akçadağ ilçesinde bulunan Kürecik Kültür Merkezi ve Cemevi faaliyetlerini sürdürüyor. Bölgede bulunan Karaoğlan Ziyareti ise NATO radar üssünün yakınında bulunuyor. 2012 yılında kurulan Kürecik üssü, NATO’ya olası balistik füze saldırılarına karşı erken uyarı hizmeti sağlıyor. Karaoğlan ziyareti ile cemevi ve halihazırda devam eden çalışmalara dair Ali Şükran Akgök, PİRHA‘ya konuştu.

    “KUTSALLARIMIZIN ÜSTÜNDE NATO ÜSSÜ VAR”

    Emekli öğretmen olduğunu ve köyüne döndüğünü ifade eden Akgök; “Hayatımı bundan sonra inandığım şekilde devam ettirmeye çalışacağım. Kültürümüzde ziyaretlerin çok önemli bir yeri vardır. ‘Jiar’ sözcüğü yaşadığımız alan, hayatı paylaştığımız alan demek. Karaoğlan Ziyareti, Kepez Köyü’nde bulunuyor. Kutsallarımızın üstünde NATO üssü var. Füze-radar üsleri koyuldu ziyaretlerimizin üzerine. Bu durum bizim için ayrı bir üzüntü kaynağıdır” diye konuştu.

    Akgök, ziyaretin çevresindeki ağaçların da kutsal olduğunu belirtirken, ağaçları kesmediklerini, kırmadıklarını söyledi. Akgök ayrıca bir sene içerisinde 5 bin ağaç diktiklerini de kaydetti.

    “DAD ŞUBESİ AÇMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR”

    Bölgede süren çalışmalardan da bahseden Akgök; “Her köyden kadın ve erkeklerin eşit katılımını sağlamak istiyoruz. Bir meclis oluşturmayı hedefliyoruz. Güzel bir heyecan yarattık. İnsanların umutları var ve bunu yeşerteceğiz. Artık doğamıza ve köylerimize dönmek istiyoruz. Kutsallarımızı korumak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kürecik Kültür Merkezi ve Cemevinin yanındaki ağaçlık alanın Sinan Cemgil ve arkadaşlarının isimleriyle anıldığını vurgulayan Akgök; Gezi direnişinde hayatını kaybedenler için de ağaçların dikildiğini ve isimlerinin bu ağaçlarda yaşatıldığını söyledi.

    PİRHA / MALATYA

  • Kürecik’te her şeye rağmen evlerde halı dokunuyor-VİDEO

    Kürecik’te her şeye rağmen evlerde halı dokunuyor-VİDEO

    PİRHA- Malatya Kürecik’te halıcılık her şeye rağmen devam ediyor. Yazar Alişan Hayırlı, Akçadağ’ın Kürecik mahallelerinde devam eden halıcılık sanatını yazdı. Hayırlı, sanayileşmeyle birlikte küresel yaşam tarzının eski kültürleri yok ettiğini vurgulayarak, koyunculuğun bitmesiyle birlikte yünlerin azaldığını bunun da dokumayı etkilediğini kaydetti. 

    Malatyalı Yazar Alişan Hayırlı, Akçadağ’ın Kürecik mahallelerinde devam eden halıcılık sanatını yazdı.

    Hayırlı, “Milletimizin geçmişten günümüze kadar ulaşan en önemli geleneksel el sanatlarının başında gelmektedir “halıcılık”… Sanayileşme ile birlikte kimi el sanatları unutulmaya yüz tutulmuş olsa da el dokumaları, birbirinden renkli ve manalı kilim ve halılarımız kimi yörelerde zor şartlarda yaşatılmakta, kadınlarımız hâlâ bu sevdadan vazgeçmemektedir. İşte bu yörelerimizden biridir Kürecik” dedi.

    “Kürecik ve köylerinde halen el dokumaları tezgâhları evlerin en müstesna yerini süslemektedir. Hem bir geçim kaynağı hem de eski geleneksel el sanatlarını devam ettirme aşkı ile dokunmaktadır halılar” diyen Alişan Hayırlı yazısını şöyle sürdürdü:

    “Geçen gün, yöreyi adı gibi bilen ve köylüler arasında sevilip sayılan rehberimiz Ahmet Sevin gezdirdi bizi Kürecik ve köylerini. Hangi köye gitsek kapılar açılıyor, ikramlar yapılıyor, köylü kadınlar el sanatları alanında maharetlerini gösteriyor.
    Başlıca geçim kaynakları hayvancılık ve tarım olmakla birlikte bazı köylerde hem ek gelir sağlamak hem de eski kültürlerini devam ettirmek amacıyla tezgâhlarda ilmikler atılmaya devam ediliyor.

    “KÜRESEL HAYAT TARZI ESKİ KÜLTÜRLERİ YAKIP KÜL ETTİ”

    Sanayileşme ile birlikte küresel hayat tarzı, eski kültürleri bir yangın gibi yakıp kül etti. El sanatları; teknoloji ve sanayileşme karşısında varlığını sürdüremedi, bir bir yok olup gitti. Fabrikasyon, sentetik, kanserojen karışımı ürünler hayatımıza hem hastalık hem de hissizlik kattı. Estetik duygular yerini yapaylığa bıraktı. Kullandığımız eşyaların şekli ve malzemesi insan karakterlerinin oluşumunda etkili olmaktadır. Neyi görürsen öyle olursun. Betonlaşan dış çevre insanın iç dünyasını şekillendirir.

    “EL HALISI DOKUYAN, EL EMEĞİ, GÖZ NURU DÖKEN İNSAN KÖTÜ OLABİLİR Mİ?”

    Hal böyle iken köylerimizde az da olsa estetik duygularımızı canlandıran el sanatlarının kimi dallarının (halıcılık gibi) varlığını sürdürmesi insanlık adına umutlarımızı taze tutmaktadır. Kürecik’in özellikle Tataruşağı başta olmak üzere Kasımuşağı, Çakıllıpınar ve diğer köylerinde bazı evlerde halı tezgâhları görünce içimizi tarifi imkânsız bir heyecan kapladı. El halısı dokuyan, el emeği göz nuru döken insan kötü olabilir mi?

    Biz köylülere, köylüler bize hasret kalmış. Sanki 40 yıllık dostlar gibi kucaklaştık koronaya rağmen. Ezelden beri tanışıyormuşuz, yıllardır da ayrı kalmışız gibi hemen kaynaştık, hasret giderdik. Niye geç kaldınız, der gibi bakıyorlar bize.
    “Kapımızı çalan yok”
    “Seçimden seçime geliyorlar”
    “Nerede devletin yetkilileri?”
    “Belediye Başkanları, müdürler, yetkililer bizi unuttu. Bizi kaderimizle baş başa bıraktılar.”

    “KÖYLÜLER ÇOK KIZGIN”

    Sahi nerede bu devlet? Neden gelip kapılarını çalmaz? Halı dokuyan güzel gözlere, nazik ellere neden bakmazlar? Neden sormazlar, “Bir ihtiyacınız yok mu?” diye… Neden dokunmazlar kırık kalplerine?
    Köylüler çok kızgın… Halı dokuyan teyzelerimiz sitem dolu. Birikmişler, öyle dolmuşlar ki bize aktılar, bize taştılar. “Çağırın gelsinler rahat koltuklarında keyif çatan, devlet imkânları ile yan gelip yatan yetkilileri” der gibiler, demeseler bile ben öyle okuyorum yüzlerindeki öfke kokan ifadeleri…

    “KOYUNCULUK BİTİYOR, YÜN AZALIYOR”

    El dokuması halıcılığın en önemli ham maddesi hayvancılık (koyunculuk) tur. Köylerden şehirlere hızlı bir göç var, nüfusun azalmasıyla birlikte koyunculuk bitiyor, yün azalıyor, yünden yapılan iplikler de azalıyor, böylece dokumacılık tamamen yok oluyor. Göçü tersine çevirmediğimiz müddetçe el sanatlarını canlandıramayız.
    Bazı ilçelerimizde ve şehir merkezinde başta halı dokumacılığı olmak üzere kimi el sanatlarımızın kursları açılmış olsa da köylerde kendi başlarına, zar zor şartlarda ilmik atan eller çaresiz ve kendi kaderine terk edilmiş. El halısı dokumacılık ha öldü ha ölecek. 20-30 yıl öncesine kadar Kürecik evlerinde halı dokumayan kız göremezdiniz. Ama bugün ya üç kişi ya da beş kişi kaldılar. Onlar da ayakta durmakta zorluk çekiyorlar. Bir nefeslik ömürleri kaldı. Eğer el atılmazsa; insan ruhunu okşayan, geleneksel zevklerimizi temsil eden muhteşem figürler, semboller, simgeler tarihin sisli sayfalarında kaybolup gidecek.

    “CİDDİ PROJELERİN HAYATA GEÇİRİLME ZAMANI GELDİ DE GEÇTİ”

    Köylerde el dokuma halıcılığını yeniden canlandıracak ciddi projelerin hayata geçirilme zamanı geldi de geçiyor.
    Ne yapılır, bilemiyorum.
    Kooperatifler mi kurulur, halı dokuyanlara teşvik mi verilir, sigortaları mı yapılır, ürünleri alınıp satılır mı, bilemem.
    Dünyada yapay ve fabrikasyon ürünlerden yerel el sanatlarına bir dönüş başladı. Artık yöresel ürünler daha revaçta. Millet olarak geleneksel el sanatları alanında dünyaya ürün pazarlayacak zenginliğe sahibiz.
    Hep beraber, el birliğiyle halıcılığa destek vererek hem estetik zevkimizi güzelleştirecek hem de gelir kaynağımızı artıracak bir atılım içerisine girmeliyiz.

    “DEVLETİN BÜTÜN KURUMLARINI KÜRECİK’E DAVET EDİYORUM”

    Belediyeler, Valilikler, Halk Eğitimler, Kalkınma Ajansları, Kültür ve Turizm Müdürlükleri, Tarım Kuruluşları, Vakıflar. Devletin bütün kurumlarını Kürecik ve köylerine davet ediyorum.
    Medeniyet ve kültürümüzün temel taşı, bizi biz yapan değerlerimiz, el sanatlarımız tamamen yok olmadan harekete geçmeliyiz, yoksa bu ihmalin vebali ağır olur.”

    Mehmet YALMAN/ MALATYA