Etiket: kureyşan ocağı piri hamza takmaz

  • Pir Takmaz’dan ‘uzman Alevi personel’ alımına tepki: Aleviliği bir kaba sığdırmasınlar-VİDEO

    Pir Takmaz’dan ‘uzman Alevi personel’ alımına tepki: Aleviliği bir kaba sığdırmasınlar-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na 40 uzman personelin alınacağının duyurulmasına tepki gösteren Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, “Aleviliğin uzmanlara mı ihtiyacı var? Alevilik başlı başına bir yaşam şeklidir. Talipler yolu yürütenleri pirlik, analık makamına getirir. Devletin verdiği diplomalar, unvanlarla dede veya uzman olunamaz” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde 40 sözleşmeli ‘uzman’ personelin istihdam edileceği duyuruldu.

    AKP-MHP iktidar blokunun yıllar önce rafa kaldırdığı sözde ‘Alevi açılımı’ yeniden gündeme gelmiş, cemevlerinin “kültür merkezi” olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı”nın kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansımıştı.

    Alevi toplumu ve örgütlerinin rızası alınmadan atılan bu adımlar büyük tepki ile karşılandı ve Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde alanlara çıkarak, “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz” mesajı vermeyi sürdürüyor.

    Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz,  40 sözleşmeli personelin Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na alınacak olmasına tepki gösterdi.

    “ALEVİ TOPLUMU YÖNETİLMEK İSTENİYOR”

    Alevi örgütlülüğün içerisinde kimi pasif duruşların sistem tarafından zayıf halka olarak görüldüğü ve bunlar üzerinden Alevi toplumunun denetim altına alınmak istendiğini kaydeden Takmaz, “Bu sistem insanların inançlarına, düşüncelerine gem vuruyor. Genel örgütlülüğümüz olsaydı belki bugün ki adımları atamazlardı. Çözümsüz bırakmak gerekirdi. Bunun bizden neler götürüp, neler kopardığını iyi okumak lazım. Elbette Alevi kurumlarının çabası olmuştur. Örgütsüzlüğümüzü gören güçler bizi yok etmeye gelir. Zorunlu din dersleri hala Alevi toplumunun önünde bir işkence. Örgütlülük içerisindeki bu pasif duruşları gören sistem birileri aracılığıyla bu toplumu yönetmek istiyor. Bireysel kaygı ve çelişkilerle olanlara ses çıkarmayanlar var. Bizim cemevlerimizde en kutsal günlerde devlet kurumlarının tüm yöneticileri oraları istila ederek konuşma yapmaya başladılar. Bu dünyanın başka yerinde görülmüş bir şey değildir” diye konuştu.

    “İNKAR EDEN GÜCÜN ALTINA GÜLBENKLER Mİ VERECEĞİZ?”

    Hamza Takmaz, Alevi inancına ‘uzmanlık’ gibi yaklaşımların saygısızlık olduğunu sözlerine ekleyerek, “40 sözleşmeli cemevi uzmanı alınacakmış. Neyin uzmanı? Aleviliğin uzmanlara mı ihtiyacı var? Alevilik başlı başına bir yaşam şeklidir. Talipler yolu yürütenleri pirlik, analık makamına getirir. Devletin verdiği diplomalar, unvanlarla dede veya cemevi uzmanı olunamaz. Had bilmezliktir, Aleviliğe darbe vurmadır. Hangi uzmanlık alanından bahsediyorsunuz? Aleviliğin uzmanlığı insani kamil olmadır, başka da bir şeyi yoktur. Ne olacak peki? Devlet kademesinden biri geldiği için ona özel gülbenk okunacak, sistemin istediği gülbenkler mi verilecek? Gönlümüzden akan ve haybemizde olan ne varsa onu var ederiz. Biz tek bir merkezi sistemden gelen ve tahakküm kuran bir gücün altında gülbenklerimiz olamaz. Bu büyük bir tehlikedir” ifadelerini kullandı.

    “YOLUMUZ BİR KALIBA SIĞMAZ, DAHİL OLACAKLAR VAZGEÇSİNLER”

    Pir Hamza Takmaz, son olarak Aleviliği denetim altına alma ve nihai asimilasyon sürecini başarıya ulaştırmayı hedefe koyan bu projeye dahil olanlara çağrıda bulunarak, “Bu sistem sana her şeyi unutturuyor. Elektrik, su faturasını ödemekle inancımızı tanıyor görüntüsü veriyorlar. Çocuklarımızın geleceği büyük bir tehlike altında. ‘Sizin inancına sizler karar verin, bizler onaylayalım’ diyecekleri yerde, cemevi uzmanı altında bu inanca saygısızlık ediyorlar. Buna sessiz kalan toplumlar yok olurlar. Bizim inancımızdan ellerini çeksinler. Buna dahil olacaklar bir an önce vazgeçsinler. Aleviliği bir kaba sığdırmasınlar. Bu Yolu nasıl olurda gidip böyle bir düzenin içerisine sokabilirsiniz. Bu, yolu mahkum etmektir. Bu tuzağa düşmektir ve bir an önce kurtulmak lazım” dedi.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Takmaz: 300 dedenin Kerbela’ya gönderilmesi Alevilerden taviz koparmadır, önü kesilmeli

    Takmaz: 300 dedenin Kerbela’ya gönderilmesi Alevilerden taviz koparmadır, önü kesilmeli

    PİRHA- AKP hükümetinin Alevi toplumuyla kurmaya çalıştığı ilişkilerin Aleviliğe kaybettirdiğini söyleyen Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, 300 dedeyi Kerbela’ya götürme planına tepki gösterdi. Takmaz, “Alevilerin, zalimler önünde diz çökmeme hesabı ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Bu hamleler Alevi topluma çok şey kaybettirir” dedi.

    İçişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın finanse edeceği program kapsamında belirlenecek 300 dede Kerbela’ya götürülecek. Türkiye genelinde Valiliklere gönderilen yazıda 2022 Aralık ayında Kerbela’ya götürmek için 300 Alevi dedesinin bulunması istendi.

    Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, AKP iktidarı döneminde Alevilere yönelik çalıştay, ziyaret ve açıklamaların hiçbirinin Alevi toplumuna fayda getirmediğini, aksine asimilasyon politikalarının giderek katmerleştiğini söyledi. Alevilerin tek talebinin eşit yurttaşlık ile birlikte cemevlerinin yasal statüsünün tanınması olduğunu söyleyen Takmaz, 300 Alevi dedesinin Kerbela’ya gönderilmesi çabasının bu taleplere karşı bir asimilasyon hamlesi niteliği taşıdığını ifade etti.

    “İHTİYAÇ ZİYARETİ GİBİ SESSİZCE KARŞILANMAMALI, ÖNÜ KESİLMELİ”

    Takmaz, AİHM kararlarına rağmen Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan ve yasal görmeyen iktidarın bu hamlesinin samimi olmadığını söyledi. Alevilerin eşit yurttaşlık talebi tanınmayana değin gelişecek tüm girişimlerin Alevi kurumlarınca önünün kesilmesi gerektiğini belirten Takmaz, şöyle devam etti:

    “Seyit Rıza’nın sözlerinden birileri ders alır mı veya pay çıkarır mı? ‘Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu, ben de sizin önünüzde diz çökmedim bu da size dert olsun’ diyordu. Diyanet cemevleri kırmızı çizgimizdir diyor ama Dersim’de cemevlerini dolaşıyor. Onlarca çalıştaylar yapıldı ama tek bir adım atılmadı. Şimdilerde ise yasal olarak tanımadıkları cemevleri ve kurumlara giderek Alevi dedelerinin Kerbela’ya götürülmesi için uğraşıyorlar. Alevi kurumları bu girişimin önünü kesinlikle kapatmalıdır. Bu hamleleri cemevilerinin dolaşılarak ihtiyaç ziyaretinde bulunulması gibi sessizce karşılanmamalıdır. En üzücü tarafı ise onların önünde diz çökmeme hesabı ortadan kalkmaya başladı. Bu hamlelerin önünde diz çökmeye başlandı.”

    “ALEVİLERE ZULÜMDÜR”

    Hiçbir Alevi pirinin bunlara tamah etmemesi çağrısında bulunan Takmaz, “Dedelerin Kerbela’ya götürülmesi Alevi toplumuna çok şey kaybettirir, çok şey götürür. Asla diz çöküp el pençe olmayalım. Alevi kurumlarına ihtiyaç ziyaretinde iki kuruşa tamah edenler de bunların içerisindedir. Alevilerin tarafı artık netleşmelidir. Yolun düsturu ile mi yoksa yok etmek isteyenlerin düsturu ile yürüyeceğiz? Bu Alevilere bir zulümdür. 300 Alevi dedesini Kerbala’ya götürmek bir adımdır ve taviz koparmadır. Her taviz koparmanın da bir devamı gelir. Dik durmalı, bu zulme boyun eğmemeliyiz” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • DAD İzmir Şubesi’nde Xızır muhabbeti-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nde Xızır muhabbeti-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, dernek binasında Xızır muhabbeti gerçekleştirdi.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Xızır ayları devam ediyor. Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayında lokmalarını paylaşan DAD İzmir Şubesi, dernek binasında Xızır muhabbeti gerçekleştirdi.

    Dernek binasında gerçekleşen muhabbete Babamansur Ocağı Anası Rukiye Hurustan, Babamansur Ocağı Piri Hakkı Hurustan, Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, Sinemilli Ocağı Piri Süleyman Deprem ve çok sayıda kişi katıldı.

    Hak yolunda Hakk’a yürüyenler için bir dakikalık saygı duruşundan sonra Ana Rukiye Hurustan çerağ uyandırdı.

    Muhabbette ayrıca Kürtçe’nin Kurmanci ve Kırmancki lehçesinde deyiş ve beyitler seslendirildi.

    “KIŞ AYI ALEVİLER İÇİN İBADET ZAMANI”

    Gaxan ile başlayan ve Xızır, Howtemal, Newroz, Hıdırellez ile devam eden kış sürecinde Alevilerin ibadetlerini yaptığını ve zor kış koşullarında dayanışmayı daha da büyüttüklerini dile getiren Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, “Gaxan ile başlayan süreç Xızır, Howtemal, Newroz ve Hıdırellez ile devam ediyordu. Yaz ayları Aleviler için üretim, çalışma zamanıdır. Bu aylar herkes işine, tarlaya, harmana gider.  Kış ayı Aleviler için ibadet zamandır. İşte Gaxan, Xızır, Howtemal, Newroz, Hıdırellez gibi ibadetler ve bayramlar bu zamanlarda yapılır. Kış geldiğinde herkes birbirinin eksiğini giderirdi. Herkes birbirinin halini bilirdi. Diğeri açta, açıkta kalmazdı. Lokmalar ihtiyacı olana giderdi. Herkes birbirine Xızır olurdu, yardımına koşardı. Şimdilerde ise bu değerleri tükettik” dedi.

    “BAYRAMLARIMIZ ÇOCUKLARA AKTARILMALI”

    Alevi inancının doğa ile uyumlu olduğuna değinen Takmaz, kış aylarından sonra düşen cemreler ile doğanın tekrardan kendini var edebilmesi, yeşerebilmesi için eldeki tüm kesici aletlerin kaldırıldığı söyledi.

    Gaxan, Xızır, Howtemal, Newroz, Hıdırellez gibi bayramlara sahip çıkılması ve çocuklara aktarılması gerektiğini belirten Takmaz şöyle konuştu:

    “Alevi inancı doğa ile ikrarlı bir inançtır. Merkezine doğayı alır. Börtü böcekten, ağaca, kuşa kadar hepsi ile ikrarlıdır. Dersim’de 9 Mart’tan itibaren bıçak, orak gibi kesici aletler kaldırılır, çatıların arasına saklanırdı. 9 Mart’tan itibaren doğa yeniden canlılık kazanmaya başlıyordu. Cemreler düşerek doğa yeşilleniyordu. İşte doğanın yeniden canlılık kazanması için saygı duyuluyor, ona kendisini yeşertebilmesi için şans tanınıyordu. Bizim çok güzel, paylaşımcı bir inancımız var. O yüzden derya deniz olan inancımız içerisinde olan Xızır’ı var etmek, onu çocuklarımıza anlatmak zorundayız.”

    “ALEVİLERİN ÜZERİ GELEN BİR İMHA HAREKETİ VAR”

    Sinemilli Ocağı Piri Süleyman Deprem ise, aşkın ve sevginin dışında bir Xızır arayışına girmenin fayda getirmeyeceğini ifade etti. Deprem, Aleviler ve diğer halkların üzerinden silindir gibi geçmeyi planlayan bir imha hareketinin planının hala kendisini güncelde hissettirdiğinin altını çizerek, “Aleviliği anlatmak vazgeçmeliyiz artık. Alevilik sevmektir, aşktır, direnmektir, sahiplenmektir, paylaşmaktır. Xızır’da itikattir, ikrardır, özgüvendir, umuttur. Yüreğinizin, aşkın, sevginin dışında bir Xızır arayışına girmeyin. Bir yudum suda Xızır’ı aramazsanız boşuna Xızır gayretine gitmeyin. Gönül saf değil ise dara düştüğünde gelecek bir Xızır yoktur. Aleviler birbirine Xızır olduğu İçin bu inanç bugüne kadar geldi. Bizim üstümüze silindir gibi gelen bir imha hareketi var. Artık ucundan, kenarından küçük hesaplarla, ticari hesaplarla uğraşmaktan vazgeçelim. İtikat, dayanışma yok ise ezilmeye mecburuz” ifadelerini kullandı.

    “BOZATLI XIZIR YOLUN AŞKINI ÇOCUKLARIMIZA VERSİN”

    Babamansur Ocağı’ndan Ana Rukiye Hurustan da, çocukluğundan bu yaşına kadar Xızır aşkı ile yolu sürdüklerini dile getirerek, “Çocuklarımızın inancını öğrenmesi çok daha iyidir. Bunları çocuklarımıza anlatmamız, öyle yetiştirmemiz gerekiyor. Xızır ayında lokmalarımızı yapar, üste üste koyardık. Cem yapar, semah dönerdik. Çocukluğumdan bugüne kadar cem gördük, semah döndük. Pirlerimiz, rayberlerimiz daima gelirdi. Annelerimiz bize, biz çocuklarımıza, çocuklarımız da bu inancı çocuklarına bırakacak. İnsanın gönlünde aşk varsa, Bozatlı Xızır yolun aşkını çocuklarımıza verir. Gemilerin, kayıkların üstündeki Xızır yolumuzun göstergesi, bizi dara düşürmesin” dedi.

    Kürtçenin Kurmanci, Kırmancki lehçeleri ve Türkçe beyit ve deyişleri ardından verilen gülbenkler ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Diyanet’ten maaş alanın pirliği, dedeliği kalmaz; o artık memurdur’-VİDEO

    ‘Diyanet’ten maaş alanın pirliği, dedeliği kalmaz; o artık memurdur’-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin hazırladığı üç maddelik çalışmada Alevi pirlere maaş ödeneceği iddialarına tepki gösteren Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, “Pir-talip ilişkisini yürüten bir pir devletten maaş alıyor ise onun pirliği kalmaz. Çünkü o artık memurdur” dedi. Hakullahın maaştan farklı olduğunu belirten Takmaz, “Hakullah gönülden gelen hizmetin karşılığında verilir. Bir gönül rızalığıdır. Bu gönül rızalığını mülkiyete çevirir ise bu kendisiyle birlikte bir çok sorun getirir” ifadelerini kullandı. 

    AKP’ye yakın gazetelerde hükümetin üç madde üzerinde bir çalışma yaptığı belirtilerek, cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü verilmesi, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının düşünüldüğünü kamuoyuna yansıdı.

    Cemevlerine ‘Kültür merkezi’ statüsü verileceği, dedelere maaş ödeneceği iddialarına Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Yeni düzenlemede Alevi pirlerine maaş ödeneceği iddiasına dair konuşan Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, maaş ödenerek Alevi pirlerinin iktidarın resmi memuru haline getirilmeye çalışıldığını kaydetti.

    “BİZLERİ ANAYASAL OLARAK TANIMAYANLAR, ÜZERİMİZE OYUN OYNUYOR!”

    İktidarın, cemevlerine dönük ‘ihtiyaç’ ziyaretlerinin samimi olmadığına vurgu yapan Takmaz, AKP iktidarı döneminde gerçekleşen tüm açılımların hüsran ile sonuçlandığını belirterek, şunları kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı, Aleviler hakkında konuşacak ise önce Diyanet’e danışması lazım. Kırmızı nokta Diyanet’in kendisidir ve Aleviler hakkında söyledikleri hiçte iç açıcı değildir. AKP iktidarı döneminde 2001 yılından bu yana Aleviler ve diğer halklar için olmak üzere yapılan birçok çok açılım hüsrana uğradı. 20 yıldan bu yana Aleviler, diğer halklar ve demokrasi için hiçbir şey yapılmamış iken yeni bir açılımın söz konusu olması samimi değildir. Göz boyayıp, ancak yandaşları olanları yanlarına alabilirler. 58 ilde 1585 cemevi ziyaret edileceğine, bu cemevlerinin genel merkezleri ile yapılacak şeffaf görüşmede Alevilerin hak ve talepleri sorulabilirdi. Ama bu iktidarın Aleviler için tek bir şey dahi yapacağını düşünmüyoruz. Bunun bir örneğini Isparta Cemevi açılışında yaşadık. Alevi kurum başkanının Diyanet’i ve Alevilere yönelik hak ihlallerini eleştirmesi sonrasında AKP’li Isparta Cemevi Başkanı ve devlet erkanının tavrı ortadaydı. Cumhuriyet’ten bu yana bizi anayasal olarak tanımayan, tüm haklarımızdan mahrum bırakanların Aleviler üzerine oyun oynamasını sağlıklı görmüyorum. Cemevleri ziyaretlerinde ihtiyaçlar soruluyor. Ne isteğimiz olacak ki?”

    “ALEVİ KURUMLARI BU ZİYARETLERİN ÖNÜNÜ KESECEK TAVRIN SAHİBİ OLMALIYDI”

    Takmaz, Alevi kurumlarının bu durum karşısında duruşlarının da zayıf olduğu eleştirisini yöneltti. Alevlerin hak ve talepleri için ortak hareket etme çağrısında bulunan Takmaz, “Alevilerin buradaki duruşları da önemlidir. Genel merkezler bu konuda merkezi bir açıklama yaparak bu ziyaretlerin önünü kesecek bir tavrın sahibi olmalıydılar. Devlet, Alevilerin bu örgütsüz, dağınık hallerinden haberdar ve kolayla harcamak istiyor. Halen Alevilere yönelik ev işaretlemeleri, zorunlu din dersleri, eğitimde ihlaller, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesi ve elektriklerinin kesilmesi, köylere cami dayatması devam ediyor. Şimdi bir Alevi kurumunun gelip iktidardan, ‘ben de vergi veriyorum’ diyerek cemevi istemesi doğru değildir” diye konuştu.

    “DİYANET’TEN MAAŞ ALANIN PİRLİĞİ KALMAZ” 

    Alevi pirlerinin Diyanet bütçesinden maaş almasının yolun düsturuna uygun olmadığını kaydeden Takmaz, “Pir-talip ilişkisini yürüten bir pir devletten maaş alıyor ise onun pirliği kalmaz. Çünkü o artık memurdur. Hakullah ayrı, maaş ayrı şeylerdir. Hakullah gönülden gelen hizmetin karşılığında verilir. Bir gönül rızalığıdır. Bu gönül rızalığını mülkiyete çevirir ise bu kendisiyle birlikte bir çok sorun getirir. Peki Diyanet’ten alınmak istenen bu maaş helal lokma mıdır? Maaş alan pir, dede hakikate gidemez, şeriat kapısına çıkamaz. Devlet kendisine maaş bağladığı an o pire müfredat verilecek ve ona göre konuşması ve erkan yapması istenecek. Onun dışına da çıkamaz. Aynı cami ve kiliselerde uyguladığı gibi. Kendisine benzetecek” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Karakollarda ezan okutulması, asimilasyon politikasının devamıdır’-VİDEO

    ‘Karakollarda ezan okutulması, asimilasyon politikasının devamıdır’-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünün ardından 3 köyde daha karakollardan ezan okutulmasına İzmir’den tepki geldi. Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Eşbaşkanları ve Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, itirazlarının farklı inançların ritüellerine değil Alevi köylerinin asimile edilmesine karşı olduğuna işaret ettiler.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyüne Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan’ın bir süre önce yaptığı ziyaretin ardından ezan okutulmaya başlanmış ve bu duruma karşı köylüler ve Aleviler dışında farklı inanç temsilcileri de tepki gösterdi.

    Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünün ardından Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde de ezan okutulmaya devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şube Eşbaşkanları Nebahat Çelik- Zeynel Bozkurt ve Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz duruma tepki gösterdi.

    “DERSİM’İ İNSAZSIZLAŞTIRDILAR, GERİ KALANI ASİMİLE ETMEK İSTİYORLAR”

    Alevi köylerinde ezan okutulmasından kısa bir süre önce yine Dersim’de gündeme gelen tarikat örgütlenmesini hatırlatan DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Nebahat Çelik, iktidarların kendi hedefleri doğrultusunda farklı inançları tekeline alarak kullandığı eleştirisini yöneltti.

    Çelik, “Röportajı okurken köylüler ismini vermek istememişti. Belli ki köylüler üzerinde bir baskı var. Bu ilk değil. Dersim üzerinde bir asimilasyon politikası var. Daha düne kadar Alevi köylerine zorla cami yapılıyordu, şimdi karokollardan ezan okutuluyor. Yine tarikatların Dersim’de örgütlenmesi devam ediyor. Dersim’i insansızlaştırdıkları gibi geri kalanları da bu tür politikalar ile asimile etmek istiyor. Sadece Alevilerin değil Sünnilerin de rızalığını almıyorlar. İnançları tekellerine almış durumdalar. İktidar istediği gibi bunu yönlendirmeye çalışıyor. Bir zamanlar çocuklarımızı alıp İmam Hatiplere götürdüler. Aşama aşama ne tutturabilirseler, başarılı oluyorlar. Aleviler olarak örgütlü bir tepki  gösteremediğimizde bunların devamı geliyor. Bu konuda Alevi kurumlarına, Alevilere büyük bir görev düşüyor. Buna dur demek gerekiyor. Aksi takdirde devamı gelecektir” diye konuştu.

    “ASKERİ İMAM HATİPLİĞE SOYUNUYOR”

    Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz ise Alevi köylerinde ezan okutulmasının yalnızca bir asimilasyon politikası değil aynı zamanda Dersim kültürü ve inancına saygısızlık anlamına geldiğini ifade etti. Tarikatlar ve Şiacılar eli ile Dersimli çocukların asimile edildiğine işaret eden Takmaz, karakolların İmam Hatiplere soyunduğunu ifade etti.

    Takmaz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Azınlık olan inançlar, halklar üzerinde sürekli bir baskı var. 80’li yıllarda özellikle Çorum, Tokat gibi yerlerde megafonlarla ezan okutuluyordu. Dersim’de tarikat örgütlenmeleri gündeme geldi. Ne işleri var Dersim’de. Yine Dersim’de megafonlarla ezan okutuluyor. Askeriyenin görevi nedir?  Okuldan tutun yaşamımıza çocuklarımız üzerinde politikalar var. Bunu müftüler ile Şiacılarla yapılıyor. Dersimli çocuklar İran’a gönderiliyor.

    Askeriye Mazgirt’teki köylerde ezan okutturuyor. Diyanet’e gerek yok askeriyenin kendisi bir Diyanet olmuş zaten.  Buda Alevilerin örgütsüzlüğünden kaynaklanıyor. Basın açıklamaları yapıyoruz ve tepkimiz bitiyor. Ezan okunmasına karşı değiliz, inançlara saygılıyız. Ama bu köyler Alevi köyleri .Bunun yapılması insan haklarının çiğnenmesidir. Askeriyeler İmam Hatipliğe soyunmasın. Kınıyorum.”

    “SEYİRCİ KALIYORUZ, TEPKİ GÖSTEREMİYORUZ”

    DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Zeynel Bozkurt da 12 Eylül askeri cuntasının atadığı dönemin valisi Kenan Güven’in devlet eliyle, halk üzerinde yarattığı baskıyı ve sayısı 5 binden bahsedilen Alevi çocukların imam hatiplere gönderilmesini hatırlattı.

    Bozkurt, tepkilerinin bir başka inancın ritüellerine değil, Aleviliği asimile etmek isteyen egemenlere olduğuna vurgu yaparak, “Uzun süredir gelen bir politika var. 12 Eylül faşist darbesi ile beraber Dersim’ bir general vali atanmıştı.  Alevi köylerine cami yaptırıyordu. Çok sayıda Alevi çocuklar bu dönem içerisinde İmam Hatip okullarına yerleştirildi. Yine cemaatler- tarikatlar eli ile Alevi çocukları yurtlarda yetiştirilerek kendilerine yabancılaştırıldılar.  Tunceli Valisi’nin ziyaretinden hemen sonra merkezi sistem ile köylerde ezan okutulmasını kınıyorum. Bu ezana karşı bir tavır değil. Orada yaşanan bir inanç vardır. Alevi-Sünni iç içe yaşayan bir karışık köy olsa evet dini ritüelleri için ezanın okunmasını anlarız. Ama Alevilerin yaşadığı yerlerde bunun yapılması saygısızlıktır. Asimilasyon politikasının devamıdır. Alevi kurumlarının, cemevlerinin, Alevilerin buna karşı çıkması gerekiyor. Seyirci kalıyoruz, tepki gösteremiyoruz” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • Pir Hamza Takmaz evinde Xızır cemi tuttu, lokmalar paylaştırıldı- VİDEO

    Pir Hamza Takmaz evinde Xızır cemi tuttu, lokmalar paylaştırıldı- VİDEO

    PİRHA- -Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz, Xızır ayı vesilesiyle pandemi koşullarına uygun olarak cem yürüterek Xızır Qavutu lokmasını paylaştırdı. 

    Xızır ayında olduğumuz bugünlerde Aleviler bulundukları her yerde Xızır lokmalarını pay etmeye devam ediyor. Xızır Orucu da pandeminin gölgesinde tutuldu, tutulmaya devam ediliyor.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayında lokmalarını hazırlayan Pir Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz pandemi koşullarına uygun olarak evinde Xızır Cemi gerçekleştirdi.

    “HERKES BİRBİRİNİN XIZIRI OLMAK ZORUNDA”

    “Herkes birbirinin Xızır’ı olmak zorunda. Darda, zorda olana yetişmek zorunda” diyen Takmaz, pandemi koşulları olmasına rağmen Xızır ayının Aleviler açısından büyük bir heyecan ile devam ettiğine vurguda bulunarak, şöyle devam etti:

    “Xızır darda olana umuttur, murat isteyene murattır. Ararsan Xızır’ı bulursun, aramaz isen Xızır senden uzaktır. Yeter ki toplumun içerisinde sevgi, muhabbet olsun. Xızır her daim oradadır. Kim neye inanmak istiyorsa inansın, özgürdür. Ama kimse kimseye şekil, kılıf biçmesin. Herkes kendi doğallığı ile var olsun. Herkes birbirinin Xızır’ı olmak zorunda. Darda, zorda olana yetişmek zorunda. Fikirlerin farklı olması zenginliktir. Yolumuz da birdir, ama farklılıkları da zenginliktir. Cemlerde kadın-erkek ayrımı Aleviliğe göre değildir. Bunu kabul etmez.”

    Çerağlar uyandırılan cemde, Pir Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz nefesler seslendirdi. Sonrasında ise geçen haftadan hazırlanan Xızır Qavutu lokması ve niyazlar gülbengler ile pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Dersim’in kadim Xızır’ı karşılama ritüeli: Xızır’ın eli Qavut- VİDEO

    Dersim’in kadim Xızır’ı karşılama ritüeli: Xızır’ın eli Qavut- VİDEO

    PİRHA- Aleviler için kutsal olan aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayı devam ediyor. İzmir’de Xızır hazırlıklarına başlayan Pir Hamza Takmaz ve Hatun Takmaz, uzun süredir Xızır’ı karşılama olan Qawut lokması geleneğini devam ettiriyor.

    Her yıl karşılanan Xızır, aylarında oruç tutulur, qavut yapılır, ziyaretlere gidilerek lokmalar pay edilip çerağlar yakılır, kurbanlar kesilir. Bu gelenek kapsamında yapılan en önemli ritüellerden biri de kavrulmuş öğütülmüş buğdaydan yapılan qavuttur. Köylüler bir araya gelip lokma yapar. Qavut yapılıp ocak önüne konur ve Xızır’ın o evi ziyaret ederek Qavut’tan lokma alacağına inanılır.

    Xızır’ın bu Qavut’tan lokma alması berekettir, bolluktur. Bunun yanı sıra evli olmayanlar Xızır’ın son günü oruç tutar, su içmez çünkü evlenecekleri kişinin o gece rüyasına gireceği ve kendisine su vereceğine inanılır. Xızır ayının olduğu ay boyunca gün batımında evlerde de çerağlar yakılır.

    Birbiri ile bağlantılı olan Gaxan, Xızır ayları, Kara Çarşamba (Çarşema Reş) ve Hawtemal/Heftemal gibi kutsat günler 90 günlük kara kış içerisinde yerini alıyor. Kışın başlangıcı olarak kabul edilen 21 Aralık en uzun ve en karanlık gecedir.

    Xızır orucu için esas alınan 30 Ocak sıradan bir tarih olmanın ötesinde önemli bir geleneğin sembolüdür. Xızır için belirlenmiş bugün, 21 Aralık’ta başlayan kış mevsimi süresince bölgede uygulanan Gaxan, Kara Çarşamba ve son olarak da Hawtemal/Heftemal bağlamında ele alınmalıdır. Bu bayramlar ve kutsal günler için kabul gören tarihler, 90 günlük kış mevsimini 40-20-30’lu dilimlere ayıran eski bir gelenekle ilişkilidirler. Bu bağlamda Gaxan ile başlayan ilk kırk günlük dilim ”Büyük Çile” (çile, Kurmanci ve Farsça’da kırk anlamına gelir) olarak adlandırılır ki, bu da 30 Ocak’ta kapanır. İlk kırk gün aynı zamanda dervişlerin çile çekme dönemlerine denk gelir ve bu Xızır Orucunun başladığı gün bitirilmiş olur. 30 Ocak’tan 20 Şubat’a kadarki süreye ise ”Küçük çile” denmektedir. Küçük Çile’nin başlangıcı Hızır Orucu’na, sonlandığı 20/21 Şubat ise kime yörelerde Hıdırnebi kutlamalarına vesile olur. İklim açısından ele alındığında bu aynı zamanda kış mevsiminin en soğuk ve fırtınalı günleriyle özdeşleştirilir. 21 Şubat’tan sonra kış çözülmeye başlar ve aşamalı olarak gelecek baharın habercileri doğada görünürler. Böylece, Kara Çarşamba ve Hawtemal/Heftemal için hazırlıklar da başlamış olur.

    “XIZIR AYINDA HERKES BARIŞIR, KİMSE BENLİK YAPMAZDI”

    Zorlu geçen kış şartlarında toplumsal dayanışma ile kimsenin aç kalmadığını hatırlatan Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, Dersim’de Xızır orucunun aşiretler arasında belli sıra ile tutulduğunu ifade etti.

    Xızır ayı gelmeden önce küskülerin ve dargınların bu aya özel olarak hassasiyet gösterdiği ve barıştığına işaret eden Takmaz, Alevilerin gördüğü en büyük zararın halk mahkemeleri olan dar kültürünün darbelenmesi olduğuna vurgu yaptı.

    Takmaz, “Köylerde Qavut komşular ile birlikte yapılıyordu. Onlarla bir araya gelinirdi. Bu aya içerisindeki Salı-Çarşamba-Perşembe günleri niyet edilir ve bir aşiret oruç tutardı. Diğer hafta farklı bir aşiret oruç tutardı. Yani bu ay Xızır ayıdır. Gaxan’ın bitiminden sonra Xızır ayı başlar. Kışın tipidir ve soğuktur. Erzakları az olanlar vardı. O ay boyunca lokmalar ve kurbanlar dağıtılır, geri kalanı fakirlere giderdi. Kış vakti kimse aç kalmazdı. Xızır bittikten sonra Hıdırellez başlar. Yaz dönemi hasat ayıdır ve çalışma dönemidir. Aleviler bu ayda asla küs kalmazdı. İşte Aleviliğin burada gördüğü en büyük zarar halk mahkemelerinin kalkmasıdır. Sorgu ve denetimin kaldırılmasıdır. Her talibin piri geliyordu. Onların geleceğini bilen herkes barışırdı. Onlar dahi kimseyi küs bırakmazdı. Kimse de benlik yapmazdı. Barışmaya gelmeyen, benlik yapanın kimse ne ekmeğini yer ne de suyunu içerdi” diye konuştu.

    “EVLER TEMİZLENİR, DÖRT GÖZLE XIZIR BEKLENİRDİ”

    “Dört gözle Xızır’ı bekliyorduk” diyen Hatun Takmaz ise  Qawut’un zahmetli bir iş olduğunu ve şehirlerde öğütme taşları olmadığı için zaman içinde kaybolduğunu, yapılmamaya başlandığını dile getirdi.

    Hatun Takmaz, ayrıca Xızır günü genç erkek ve kadınların tuzlu gıdalar alarak su içmediğini,  o gün kim rüyada gördüğü kişiye su verirse onunla evleneceğine inandıklarını sözlerine ekleyerek, şunları şöyledi:

    “Perşembe günü temizliğimizi yapıyorduk. Kömbemizi, niyazlarımızı pişirirdik. Eskiden unu bir gün önce kimsenin girmediği bir odaya koyuyorlardı. Ertesi gün erkenden kalkıp bakıyorlar eğer işaret varsa unda, ahıra gider kapısını açar, hangi hayvan kapının arkasında ise onu getirip kurban kesiyorlardı. Ziyaretlerimize, mezarlarımıza giderdik. Lokmalarımızı dağıtırdık. Her tarafa kar yağardı, beyaza bürünürdü. Xızır günleri hep güneşli oluyordu. Aklıma hep güneş geliyor o günlere dair. Eskiden dövüşlü, kavgalı kimse olmazdı. Kimse küs kalmazdı. Küs olanlar dahi Xızır ayında barışırlardı. Şimdi insanlar birbirini öldürüyorlar.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • Pir Takmaz: Dersim köylerinde namaz kılan çocuklarımız çıkmaya başladı-VİDEO

    Pir Takmaz: Dersim köylerinde namaz kılan çocuklarımız çıkmaya başladı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki tarikat örgütlenmelerine tepki gösteren Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, 80 darbesinden sonra Dersimli çocukların imam hatiplere yetiştirilmek üzere gönderildiğine dikkat çekti. Takmaz, “Yola zarar verip çocuklarımızı asimile edemezsiniz. Bu cemaatlerin orada cirit atmasında kimin eli var? Neden ses çıkarmıyoruz? diye sordu. Takmaz, Dersimliler ve dostlarını bu örgütlenmelere karşı durmaya çağırdı.

    Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM) kent genelinde tarikatların örgütlenmesine dair araştırmasında, Dersim’de tarikatların örgütlendiği ortaya çıktı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, Dersim’in inancı, ziyaretleri, dili ve coğrafyası ile bir kuşatma altında olduğuna vurgu yaparak, yereldeki ocakzadeler ve cemevlerinin bu örgütlenmelere alan açmamaları uyarısında bulundu.

    “80 DARBESİ İLE DERSİMLİ ÇOCUKLAR İMAM HATİPLERE YOLLANDI”

    1980 darbesi sonrasında Dersim’deki çocukların eğitilmek üzere imam hatip okullarına gönderildiğini hatırlatan Takmaz, bunun daha sonradan Dersim’e kötü sonuçlar getirdiğini söyledi.

    Fethullah Gülen tarzı cemaatlerin kentte bıraktığı örgütlenmelerin yerinin hızlıca doldurulduğuna işaret eden Takmaz , “Kenan Evren cuntası gelmeden önce Dersim’de gizli de olsa bir Alevilik yaşanıyordu. O dönemden sonra çocuklar alınıp imam hatiplere yetiştirilmek üzere yollandı. Çokta güçleri yetmedi. Daha sonraları asimilasyon daha kötü sonuç getirdi. Fetullah Gülen’in Arap Yarımadası’ndaki toplantıları sonrasında ılımlı İslam ile bu mesele çözülmek istendi” diyerek kent yerelinde menfaat ve çıkarlar üzerinden kimi Dersimlilerin bu örgütlenmelere ön ayak olarak alan açtığını ifade etti.

    “KÖYLERDE NAMAZ KILAN ÇOCUKLAR ÇIKMAYA BAŞLADI”

    “1995’ten sonra cemevleri kuruldu. Cemevlerinin Dersim’e tamamıyla zarar getirdiğini düşünüyorum” diyen Takmaz, Alevilerin kendinden giderek uzaklaştığına vurgu yaptı. Dersimli gençlerin selefi örgütlere yönelmeye başladığının altını çizdi.

    Takmaz, “Hiç görülmemiştir ki Dersim’in gençleri İŞİD’in içerisinden çıksın Hiç görülmemiştir ki  devrimci bir ismi olan bir gencin selefi örgütlerin içerisinde olması. Bundan 40 yıl önce söyleseler insana küfrederlerdi. Siz Dersim’e hakaret mi ediyorsunuz derlerdi. Bugün köylerimizde namaz kılan çocuklarımız çıkmaya başladı. Eskiden Dersim Alevilerinde böyle bir şey olmazdı. Devletin Aleviler üzerine baskısı zaten görülüyor. Alevilerin hiçbir hakkı verilmez iken Almanya’nın Alevilere hakkını vermesinden utanç duymalılar” diye konuştu.

    “İNANCINIZI, DİLİNİZİ, ZİYARETLERİNİZİ KORUYUN”

    Diyanet ile ile işbirliği içerisinde bulunan bazı ocakzadelerin yola zarar verdiğini dile getiren Takmaz bir an önce bundan vazgeçilmesi gerektiğine değindi. Takmaz, Dersim’ de inanç ile birlikte ziyaretler dil, doğa ve canlıların da kuşatıldığını söyleyerek, şöyle devam etti.

    “Kimsenin bir diğerinin inancı ile oynama hakkı yok. Ama ben Alevileri eleştiriyorum. Devletle, Diyanet ile işbirliği içinde olanları, gri pasaportları görmek gerek. O ocaklara ihanettir bu. Derhal bundan vazgeçmeliler. Dedeyi dede yapan talipleridir. Talipler hiçbir zaman dedelerini yolda bırakmamışlardır. Aç da, susuz da bırakmamışlardır. Taliplerin rızalığını almadan adım bile atılması doğru değildir. Yola zarar verip çocuklarımızı asimile edemezsiniz. Bu cemaatlerin orada cirit atmasında kimin eli var? Neden ses çıkarmıyoruz? Kendi anadilinizi, ziyaretlerinizi, suyu, geyikleri koruma altına alın. Bu vadilerle geyikler su içemeden geri gidiyor, her taraf kuşatılmış. Sadece insanlar asimile edilmiyor. Bütün canlılar, coğrafyamız mağdur ediliyor. Mezar taşları arapçalaştırılıyor. Cenazelerde Düzgün Baba, ocaklar, ziyaretler, gülbenkleriniz varken Arapça koyuyorsunuz. Cemaat içinde anlamadığınız bir dil var. Bundan bir an önce vazgeçilmeli.”

    PİRHA/İZMİR

  • Pir Hamza Takmaz: Aleviler Şialaştırılıyor, peki Alevi kurumları ne tutum alıyor?- VİDEO

    Pir Hamza Takmaz: Aleviler Şialaştırılıyor, peki Alevi kurumları ne tutum alıyor?- VİDEO

    PİRHA- Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz Alevi inancının Şialaştırılmaya çalışıldığını belirterek, “Alevileri Sünnileştirin, katledin talimatları veriliyor. Bu da olmayınca en azından Şiileştirip üç rekat namaza gönderelim diyorlar. Çünkü devlet ve diyanetin büyük  katkısıyla bir asimilasyon başlıyor ve bizler yerimizde oturuyoruz”  diyerek tepki gösterdi.

    Kureyşan Ocağı Pirlerinden Hamza Takmaz, Alevi toplumu üzerinde büyük bir hızla Şialaştırma politikasının geliştiğine dikkat çekerek bu politikaya alet olanlara ise bir an önce vazgeçmeleri çağrısında bulundu.

    Alevi kurumlarıınn ve genel başkanlarının ise bu Şialaştırma politikasına karşı hala tutum alamadığı, tarafını netleştiremediği eleştirisinde bulunan Takmaz, “Sistem Şialaştırmaya çalışıyor ama Alevi kurumları buna karşı ne tutum alıyor, ne geliştirebiliyor?” diye sordu.

    “SÜNNİLEŞTİREMEDİK, ŞİİLEŞTİRELİM DİYORLAR”

    1997 yılından bu yana büyük bir hızla Şiileştirme politikasının devam ettiğini hatırlatan Pir Takmaz,  sistemin Alevileri Sünnileştirmenin zor olduğunu gördüğü anda Şiileştirme politikasına yöneldiğini söyledi. Takmaz, “Alevileri Sünnileştirin, katledin talimatları veriliyor. Bu da olmayınca en azından Şiileştirip üç rekat namaza gönderelim diyorlar. Çünkü devlet ve diyanetin büyük  katkısıyla bir asimilasyon başlıyor ve bizler yerimizde oturuyoruz. Şialar, Caferiler dinli bir toplumdur. Bunu anlamak gerekiyor. Dersim’den tutun Avusturya’ya kadar  Şia anlayışıyla hareket edilmeye çalışıyor” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI TARAFINI BELİRLEMELİ”

    “Cami-cemevi projeleri, cemlerde Mevlevi semahı yaratmaları ciddi anlamda Alevi-Kızılbaşlara karşı bir darbedir” diye konuşan Pir Takmaz, Alevi kurumlarının ise bu gidişata bir dur diyemediği eleştirisinde bulundu. Hala cemevlerinde hakka yürüme erkanlarının dahi farklı inançların ritüellerine göre yürütüldüğünü belirten Pir Takmaz, Alevi kurumlarının söylemde bu politikaya karşı olduklarını ama pratikte ise tam tersi tavır sergilediğine vurgu yaptı. Pir Takmaz şöyle konuştu:

    “Çoğu cemevlerinde hakka yürüme erkanı farklı inancın figürleri ile donatılıyor. Çok azı ise özü olan ile bu erkanı kaldırabiliyor. Peki bu duruş nasıl sağlanacak? Genel merkezler, federasyon ve konfederasyonların tutumları çok önemli. Taraf belirlememiz gerekli. Avrupa’da Cem Vakfı ile sistemin ortak entegre edilen kurumları bilinmiyor mu? Gri pasaportlu dedelerin oraya gittikleri bilinmiyor mu? Peki Avrupa’daki kurumlar ne kadar üretebiliyor? Yani bir cem yapmak, saz çalmak Alevilik değildir. Eğer Alevilik olsaydı o cemevlerinin hepsi dolardı. Ama biz o ikrarlı toplumu bir türlü harekete geçiremedik. Artık kaçarı yok. Hırsızlık yapmıyoruz, kimsenin canında da malında da gözümüz yok. Bize verilen yol erkan gereği her şeyi uygulamaya hazırız. Düğünlerden tutun hakka yürüme erkanlarına kadar tavrımız nettir.”

    “ÇARŞAF GİYME İLE HÜSEYİN’İ SEVMENİN ALAKASI YOK”

    Aleviliğin bu tanımlar üzerinden yapılmasının Aleviliği bir yere götürmeyeceğine ve işlevsiz bırakacağına dikkat çeken Pir Takmaz, Alevi kadınların Kerbela’ya gidip çarşaf giymesinin Hüseyin’in direnişi ile alakası olmadığının altını çizdi. Pir Takmaz şunları vurguladı:

    “Bunlar üzerine Alevilik işlemez. Aleviliğin tanımını bu şekilde yaparsanız  10 yıla kalmaz Şialık yüzde seksen artar. Çünkü tavrımız net değil. Dedelerin görevi din değil ahlak dağıtmaktır. Çarşaflara bürünüp Mekke’de , Kerbela’da ne işiniz var. Daha düne kadar Türkiye sınırlarında kadınlar, kız çocukları dolar bazında satıldı. Peki o zaman neredeydiniz? Hüseyin’i sevmenin anlamı bu mudur? Hüseyin’i sevmek ezilen toplumun yanında olmaktır. Hangi toplum haksızlığa uğruyorsa ve benim hakkımı saygıyla karşılıyor ise işte ben o an onu savunmak zorundayım. Aynı sorunlar İstanbul’da da oldu. Aşure etkinliklerinde çarşaflar ile boy boy resim çektiler. Hatta bazı dedeler ileri giderek Şiileşmeyi bizim önümüze koydular. Yol düşkünü bile diyemem çünkü yola girdiklerini bile bilmiyorum. Bunların bu kadar gelişmesinin nedeni kurumların sessiz kalmasından dolayıdır. Cemevlerimizdeki kararlarımız net olsa oraya çarşafla girilebilir mi? Aleviler başımız secdeye gelsin diyorlar. Bir insanın gönlü secdede, hakikat de değilse kalkıp inse ne olacak.”

    “PİRİ PİR YAPAN DEVLET DEĞİL TALİBİDİR”

    Alevi pirlerinin asıl görevinin düşen taliplerine ve onların sıkıntılarına sahip çıkmak olduğuna vurgu yapan Pir Takmaz, “Talip seni pir ediyor. Hiçbir devlet seni pir etmez” ifadelerini kullandı. Pir Takmaz şöyle devam etti:

    “Taliplerimiz düşmüş, sıkıntılar var ve neden onlara sahip çıkmıyoruz. Talip seni pir ediyor. Hiçbir devlet seni pir etmez. Diyanet bizi kabul edecek diye uğraşmayız. Eğer bunu başarır, duruşları net olursa ve ikrarlı toplumu hayata geçirirlerse bunu başarabilirler. Diğer türlü böylesi yaklaşım toplumu bir yere götürmez. Bu girişimlere karşı yolun hizmetkarı kim varsa  cemevlerimizi, derneklerimizi iyi eğitmeli, örgütlenmeliyiz. Çocuklarımız artık şeriatın dilinden pişmeye başlıyor. Bakın İŞİD’e katılan Alevi çocuklarının aileleri geçmişte solcu, devrimciydi. Bunu iyi görmek gerekiyor. Fidanı diker iken gübreyi verip, aşısını yapmak zorundasınız. Bu gidişat daha da zorlaşacak. Ama ne olursa olsun kurumlar da tutumunu netleştirecek.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR