Etiket: kürt gazeteciler

  • Milletvekili Çelenk: Gazeteciler hakkındaki suçlamaların mucidi Fettullahçı yapıdır

    Milletvekili Çelenk: Gazeteciler hakkındaki suçlamaların mucidi Fettullahçı yapıdır

    PİRHA –Milletvekili Sevilay Çelenk, Diyarbakır’da Haziran 2022 operasyonuyla tutuklanan gazetecilerin 11 Temmuz’da görülecek ilk duruşmasına ilişkin açıklama yaptı. Çelenk, yaptığı konuşmada “Gazeteciler hakkında kullanılagelen bu hukuken geçersiz ve manipülatif suçlamaların mucidi Fettullahçı yapıdır” dedi.

    Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Diyarbakır’da Haziran 2022 operasyonuyla tutuklanan gazetecilerin durumuna ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Çelenk, yaptığı konuşmada, soruşturmadaki hukuka aykırılık gösteren hususlara değindi.

    FOTOĞRAF MAKİNESİ VE KAMERA “ÖRGÜTSEL MATERYAL” SAYILMIŞTI!

    Milletvekili Çelenk, 11 Temmuz’da ilk duruşmaları görülecek olan gazetecilere yöneltilen suçlamaların “mesnetsiz deliller” ile oluşturulduğunu söyledi. Çelenk, gazetecilerin ilk duruşmada derhâl beraat kararı alınarak tahliye edilmeleri gerektiğini belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “Gazetecilerin çalışmalarını yürüttükleri Pel Yapım, Piya Yapım ve JinNews’in ofisleri günlerce arandı, bilgisayarların harddiskleri sökülerek alındı, fotoğraf makinelerine ve kameralara el konuldu. Ofislerde baskın operasyonla arama yapılması ve buralardaki materyale el konulması sonrasında gazetecilerin avukatlarına ya da ajanslara vermek üzere herhangi bir tutanak düzenlenmedi. El konulan fotoğraf makineleri ve kameralar günler sonra Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü tarafından “örgütsel materyal” yaftasıyla “teşhir” edildi.

    Gazetecilerin gözaltına alınmasıyla ilgili soruşturmayı yürüten savcı Diyarbakır’a soruşturmadan yalnızca günler önce atanmıştı. Hukuki hiçbir usule uymayan soruşturma, gözaltı sürelerinin uzatılmasıyla ve gazetecilerin tutuklanmalarıyla sonuçlanınca da soruşturma savcısı apar topar başka bir ile tayin edildi. İki defa uzatılan gözaltı süreleri boyunca gazetecilerin avukatları dosya içeriğine ulaşmak için defalarca hukuki girişimde bulundu. Gazeteciler neyle suçlandıklarını sekiz gün boyunca öğrenemedi. Gizlilik kararı olduğu için avukatlara verilmeyen bilgi soruşturma devam ederken iktidara yakın medya organlarına servis edildi. Aralarında kamu yayıncısı TRT’nin de bulunduğu ana akım medya kuruluşları, gizlilik kararı olduğu söylenen dosya hakkında “terör örgütü lehine haber yapan ajanslara operasyon” başlıklı haberler yayınladı.

    İktidara yakın medya, gözaltındaki gazetecilerin Diyarbakır’dan kalkan savaş uçaklarıyla ilgili haberler de yaptıklarını, bu haberlerin örgüt mensuplarınca izlendiğini ve buna yönelik tedbir aldıklarını da gazetecilerin gözaltı gerekçesi olarak haberleştirdi. Sekiz gün gözaltında kalan gazeteciler, savcılığa sadece iktidara yakın medyada işlenen bu haberlerle çıkarıldı.

    “İFADE İŞLEMLERİ USULSÜZLÜKLE TAMAMLANMIŞTI”

    Avukatlar, savunma yapacakları hiçbir resmi evraka ulaşamadı. Sekiz günlük gözaltının sonunda gazeteciler 16 Haziran’da savcılığa çıkarıldı. Gazetecilere mesleki faaliyetleri, haberleri, röportajları, yazıları, sosyal medya paylaşımları ve bütün bu çalışmalarda kullandıkları kelimeler ve hatta kullanmadıkları kelimeler dahi soruldu. “Cezaevi kelimesi yerine neden zindan kelimesini tercih ettiği,” “Kürt meselesinin ne olduğu,” “PKK hakkında ne düşündüğü,” “Röportaj yapılan birinin kullandığı direniş kelimesinin anlamı” ve haber yazarken neden “terör, terörist, bölücü” kelimelerini kullanmadığı gibi sorular soruldu. Kısacası gazetecilere, kullanmadıkları kelimeler nedeniyle bile suç isnat edildi. Diğer bir deyişle niyetleri okundu ve dile getirilmemiş düşünceleri bile sorgu konusu oldu. Oysa Anayasa’nın 25. Maddesi “Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz” şeklindedir.

    Avukatlar, savcılığa Anayasa’nın bu maddesini hatırlatmış ve soruşturmanın hukuka aykırı bir şekilde yürütüldüğünü beyan etmişti. Ancak savcılık, gözaltındaki gazetecilerin tamamına ekseriyetle Kürt meselesi hakkındaki kanaatlerini ve düşüncelerini sormuş, ifade işlemleri genel olarak bu usulsüzlükle tamamlanmıştı.

    MANİPÜLATİF SUÇLAMALARIN MUCİDİ FETTULLAHÇI YAPI”

    Kamuoyunca da geniş ölçüde bilindiği üzere, gazeteciler hakkında kullanılagelen bu hukuken geçersiz ve manipülatif suçlamaların “mucidi” Fettullahçı yapıdır. “KCK Basın Davası” olarak bilinen ve hâlen sürdürülmekte olan dava da Fettullahçı yapı tarafından dizayn edilmiş, onlarca gazeteci hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmıştı. Siyasi iktidarın söz konusu yapılanma ile yolunu ayırdığını beyan ettiği dönemden sonra bu yapılanmanın organize ettiği öne sürülen Balyoz, Ergenekon gibi davalar, yargılananların beraatıyla ve davaların kapanmasıyla sonuçlanmış, o davaları açan, yürüten savcı ve hakimler tutuklanmış ve tutuklanan savcı ve hakimlerin tedavüle soktuğu suç isnatları bu davalarla ilişkili olarak bir daha sorgulama ve yargılama makamlarınca telaffuz edilmemişti. Ancak bu süreç, Diyarbakır merkezli operasyon sonucunda tutuklanan Kürt gazeteciler için işletilmemiştir.

    İddianame, gazetecilerin tutukluluğunun dokuzuncu ayında, tam 281 gün sonra düzenlenmiştir. İddianame, muhtelif tarihlerde ifadeleri alınan 6 gizli tanık ve 15 itirafçının beyanlarını suçlamalara dayanak olarak gösteriyor. Bir itirafçının, gazetecilerin bir kısmının çalıştığı PEL Yapım Prodüksiyon’un Avrupa’da yayın yapan Medya Haber ve Stêrk TV’ye program yaptığı iddiası, savcılığın vurguladığı noktalardan. Bunun yanı sıra savcılık, gazetecilerin örgütten bahsederken “terör örgütü”, Abdullah Öcalan’dan bahsederken “terör” kelimelerini kullanmamalarını gazetecilerin örgüt güdümünde hareket ediyor olmalarına yoruyor.

    “ON ÜÇ AY SONRA İLK SAVUNMA HAKKI”

    Gazetecilerin muhtelif zamanlarda yaptıkları telefon konuşmalarının da bulunduğu iddianame, “Mehmet sen naptın? Bugün reklam çekmemiz lazım.” “Görüş yazısını hazırladın mı?” “Bir yere gidiyorum… Oturunca anlatırım” minvalindeki görüşmeleri “üstü kapalı şifreli mesaj, örgütün amaç ve ideolojileri doğrultusunda hareket etmek” olarak tanımlıyor.

    2022 yılının Haziran ayında gözaltına alınan ve tutuklanan gazeteciler ancak on üç ay sonra, 11 Temmuz günü hakim huzurunda savunma hakkına erişebilecektir. Belirtmek gerekir ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi haber yaptığı, görüş ve yorumlarını yayımladığı için kovuşturulan gazeteler ve gazetecilerin davalarında defalarca ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine yönelik karar vermiştir. AİHM, bu tür uygulamaların, medya mensuplarının çalışmalarını kısmen sansürleme ve kamusal bir tartışmada yeri olan görüşleri ortaya koyma yetilerini azaltma etkisine sahip olabileceğini saptamıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Mustafa Karabudak’tan, tutuklu Kürt gazetecilerin ilk duruşmasına katılım çağrısı!

    Mustafa Karabudak’tan, tutuklu Kürt gazetecilerin ilk duruşmasına katılım çağrısı!

    PİRHA – 29 Ekim’de tutuklanan Mezopotamya Haber Ajansı (MA) ve JinNews çalışanlarının ilk duruşması 16 Mayıs’ta görülecek. DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, davaya katılım çağrısı yaparak “Her zaman basın emekçilerinin yanındayız” dedi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20 Ekim 2022’de başlattığı soruşturma dahilinde 29 Ekim’de tutuklanan MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA Ankara Haber Şefi Deniz Nazlım, MA muhabirleri Berivan Altan, Selman Güzelyüz, Hakan Yalçın, Emrullah Acar, Ceylan Şahinli ile JinNews muhabirleri Habibe Eren, Öznur Değer ve adli kontrol tedbirleri ile serbest bırakılan MA muhabiri Zemo Ağgöz ile eski MA stajyeri Mehmet Günhan’ın “örgüt üyeliği” ile yargılandıkları davanın ilk duruşması 16 Mayıs’ta yapılacak.

    Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek dava saat 10.00’da başlayacak.

    “ONLAR KONUŞAN DİLLERİMİZDİR”

    İddianamede “örgüt üyesi olmak” ile suçlanan dokuzu tutuklu 11 gazetecinin davası için Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’tan da çağrı geldi. Dernek olarak duruşmaya katılacaklarını belirten Karabudak, şu açıklamayı yaptı:

    “Yandaş medya olmadığı sürece arkadaşlarımız, iktidar tarafınca gazeteci olarak kabul edilmiyor. Siyasal iktidar, kendi gibi düşünmeyen, kendi gibi davranmayanı bu alandan da reddedip yok saymıştır; Kürtleri, Alevileri tüm ötekileri reddettiği gibi. Bizler, arkadaşlarımıza her zaman sahip çıkacağız. Çünkü onlar bizlerin yol arkadaşları, konuşan dillerimizdir. Tüm çalışmalarımıza gelip destek veren, sesimizi duyuran gazetecilerdir. Gizli tanıklarla, içi boş dosyalarla her zaman olduğu gibi arkadaşlarımızı tutuklamaktalar. Bunlar artık olağan durumlar haline geldi bu ülkede. İmam Ali’nin bir sözü var; ‘Bir yerde şiddet, zulüm varsa engel olamıyorsanız, duyurun’ der. Bu arkadaşlarımız da zulümatı duyurduğu için bedelini ödüyorlar diye tahmin ediyoruz. Biz her zaman basın emekçilerinin yanındayız. Duruşmaya katılacağız, elimizden ne gelirse yapacağız Hızır yardımcıları olsun.”

    PİRHA/ANKARA

  • İHD’den açıklama: Kürt gazeteciler açısından baskı dolu bir yıl oldu

    İHD’den açıklama: Kürt gazeteciler açısından baskı dolu bir yıl oldu

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle yaptığı açıklamada “Türkiye Cumhuriyeti devleti, hukuk devleti olamadığı için her zaman yazılı hukukla, uygulama arasında büyük farklar söz konusu” ifadelerine yer verdi.

    1993 yılında, Birleşmiş Milletlerin almış olduğu kararla, 3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kabul edildi. İnsan Hakları Derneği günün anlamına ilişkin açıklama yaparak “İfade özgürlüğü istiyoruz” vurgusu yaptı.

    “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ, BİR SORUN OLARAK VARLIĞINI KORUYOR”

    İHD tarafından yazılı yapılan açıklamada, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün, 2003 yılında yaptığı araştırmaya işaret edilerek Türkiye Cumhuriyeti devletinin, gazetecilere yönelik saldırılar konusunda, dünyada üçüncü sırada yer aldığı bilgisi paylaşıldı.

    Açıklamanın devamında, özellikle muhalif gazetecilerin, her zaman baskı altında oldukları belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Birçok gazeteci katledildi ve bugüne kadar failleri yakalanmadı ve açıklanmadı. 2022 yılı da muhalif gazeteciler ve özellikle Kürt gazeteciler açısından, son derece baskı dolu bir yıl oldu. 2022 yılının Haziran ayında, Diyarbakır merkezli Mezopotamya Ajansı’na yönelik operasyonda, 18 gazeteci gözaltına alındı, 15 gazeteci tutuklandı. Gazeteciler, 10 ay boyuncu hiçbir iddianame hazırlanmadan cezaevinde tutuldu. 10 ay sonra iddianame yazıldı.

    Yine 25 Nisan 2023’de, Diyarbakır merkezli 21 ilde düzenlenen operasyonda, Mezopotamya Ajansı’ndan 4 gazeteci tutuklandı. Beritan Canözer, Abdurrahman Gök, Mehmet Şah Oruç ve Remzi Akkaya tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanmasına yönelik bir protesto açıklaması yapmak üzere Kadıköy’de toplanan gazetecilere polis saldırısı gerçekleşti. Bu polis saldırısında Pınar Gayip, Zeynep Kuray, Eylem Nazlı Er, Esra Soybir, Serpil Ünal ve Yadigar Aygün kötü muamele ve işkence gördüler ve gözaltına alındılar. 14 saat ters kelepçeli olarak gözaltında tutuldular.

    Evet bugün Dünya Basın Özgürlüğü Günü, bugün de Mezopotamya Ajansı’ndan gazeteci Sedat Yılmaz, Dicle ve Fırat Gazeteciler Birliği’nden Dicle Müftüoğlu tutuklandılar. Tam da Basın Özgürlüğü Günü’nde iki gazeteci Kürt ve muhalif oldukları için tutuklandılar.

    “YASAKLARIN KALDIRILMASI GEREKİYOR”

    Yaşadığımız coğrafyada, ifade özgürlüğü, bir sorun olarak varlığını koruyor. Ancak ifade özgürlüğü açısından özellikle son 5 yıldır hiç yaşamadığımız kadar zorlu bir süreç yaşamaktayız. Oysa Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasası, iç hukuku ve özellikle altına imza attığı uluslararası sözleşmeler, ifade özgürlüğü konusunda önemli düzenlemelere sahip. Türkiye Cumhuriyeti devleti, hukuk devleti olamadığı için her zaman yazılı hukukla, uygulama arasında büyük farklar söz konusu. Bu nedenle ifade özgürlüğü konusunda çok büyük sorunlar yaşamaktayız.

    Coğrafyamızda yaşadığımız sorunların, temel meselelerin, çözülmesi için, her şeyden önce ifade özgürlüğünün sağlanması, konuşmanın önündeki yasakların kaldırılması, gerekiyor. Bu nedenle bizler insan hakları savunucuları olarak Birleşmiş Milletler Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde, bir kez daha ifade özgürlüğü konusundaki çağrılarımızı, tekrarlıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 9 Gazeteci, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

    9 Gazeteci, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi

    PİRHA – MA ve JINNEWS muhabirleri, savcılıkta alınan ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

    Ankara merkezli soruşturma kapsamında 25 Ekim’de gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) ve JINNEWS muhabirlerinin Ankara Adliyesi’nde alınan savcılık ifadeleri tamamlandı.

    Kararını açıklayan savcılık, MA Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Berivan Altan, Deniz Nazlım, Selman Güleryüz, Hakan Yalçın, Ceylan Şahinli, Emrullah Acar ile JİNNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

    MA’da bir dönem stajyerlik yapan Mehmet Günhan ise adli kontrol şartıyla mahkemeye sevk edildi.

    Kaynak: MA