PİRHA- Özel sektör öğretmenlerinin açıklamasında aralarında Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali’nin de olduğu gözaltılar serbest bırakıldı.
Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında toplanan öğretmenlerin, aileleriyle birlikte bugün saat 14.00’te Ankara Kurtuluş Parkı’nda yapmayı planladıkları basın açıklamasına polis sert müdahalede bulundu.
Müdahale sırasında ters kelepçe yapılarak gözaltına alınan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali’nin de aralarında olduğu kişiler serbest bırakıldı.
PİRHA- Ankara Kurtuluş Parkı’nda bir araya gelen Özel Sektör Öğretmeleri Sendikası üyelerine polis sert müdahalede bulundu, Eğitim-Sen Eş Genel Başkanı Kemal Irmak ile birlikte üç öğretmen gözaltına aldı.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, mülakat nedeniyle atanamayan ve özel sektörde çalışan öğretmenlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla Çankaya’da bulunan Kurtuluş Parkı’nda açıklama yapmak istedi. Polis açıklamayı engellerken, aralarında Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Eş Genel Başkanı Kemal Irmak ile birlikte üç kişiyi gözaltına aldı.
PİRHA –Ankara’nın şehir merkezindeki tek kent ormanı olan Kurtuluş Parkı, gönüllü bir grup yurttaş tarafından daha da nitelikli hale getirilmeye çalışılıyor. Sokak müzisyeni Kenan Atay, özel şirketlere işletmesinin verileceği haberleriyle duyulan parka dair harekete geçerek platform oluşturma girişimini paylaştı.
Ankara’nın merkezinde yer alan Kurtuluş Parkı’nın işletmesinin vakıf üniversitelerine verileceğine dair söylentiler üzerine halktan büyük tepki yükselmişti. Ankara Büyükşehir Belediyesi, konuyla ilgili yapılan haberlerin asılsız olduğunu belirten bir pankartı yakın zamanda parkın girişine astı.
Şehrin merkezindeki tek yeşil alan olan Kurtuluş Parkı, gündüz çok renkliyken geceleri ise adeta karanlığa bürünüyor. Sabah erken saatlerde yolu parka düşenlerin ilk rastladığı görüntü ise yığınla çöp oluyor.
“HEPİMİZ BURANIN SAHİBİYİZ”
Çevrede yaşayan halk ise oluşan bu tablodan bir hayli rahatsız. Park içerisinde sokak müzisyenliği yapan Kenan Atay da bu olumsuz duruma karşı çaba sarf eden az sayıda yurttaştan biri. Atay, bugünlerde parkın daha nitelikli hale getirilmesi için bir platform amaçladığını anlattı. Atay, projelerine dair şunları söyledi:
“Ben aynı zamanda sahaf olan, kitapçılık yapan bir insanım. Bununla birlikte müzikle de ilgileniyorum. Bu parka yapmak istediğim işlerin başında; müzisyen arkadaşları bir araya getirip bir platform oluşturup, Kurtuluş Parkı Gönüllüleri adı altında bir kitle yaratmak… Bu park içerisinde çokça boş alan var. Burası Ankara’nın kalbi, oksijen deposu. Burada 7/24 hayat olması gerekirken gece 11’den sonra hayat durma noktasına geliyor, ışıklar kapanıyor. Oysa burada yapılacak çok şey var. Örneğin kültürel ve spor faaliyetleri, konserler, kitap günleri gibi birçok program geliştirilebilir. Bu planlamayı, oluşturacağımız platform içerisinde netleştirip ardından büyükşehir belediyesine öneri halinde sunmayı, burayı daha yaşanır hale getirmeyi amaçlıyoruz. Hepimiz buranın sahibiyiz. Her şeyi de belediyeden beklememek lazım.”
“ORMANLARIMIZ BİZİM İÇİN HAYAT DEMEK”
Kenan Atay, park içerisinde yaşam süren hayvanlara ilişkin de projelerinin olduğunu anlattı. Atay, köpeklerin her koşulda barınabilecekleri uygun ortamların da yapılması gerektiğini belirterek “Köpekler bizim canımız ama buradaki köpeklerin bisikletçilere saldırdıklarını görüyoruz. Bu hayvanların ıslah edilmesi adına park içerisine bir barınak da yapılabilir” dedi.
Atay, park içerisinde çocuklara yönelik inşa edilen trafik alanının da aktif şekilde kullanılması için önerilerinin olduğunu vurgulayarak, “Çocuk trafik alanı var ancak sadece görüntü olarak yer alıyor. Burası aktif hale getirilebilir. Sonuçta bu parkı biz kullanıyoruz ve daha fazla yaşanabilir kılmak adına bir şeyler yapmak istiyoruz. Oksijenimizi tüketmeyelim. Ormanlarımız bizim için hayat demek. O nedenle buraları korumak lazım. Bunun için de bir platform oluşturma çabası içerisindeyiz.”
MÜZİK İÇİN İLHAM VEREN MEKAN!
Sokak müzisyenleri için Kurtuluş Parkı’nın ilham alınan bir mekan olduğunu söyleyen Kenan Atay, sözlerine şöyle devam etti:
“Doğa, her zaman insana ilham verir. Ayrıca doğa, insana her şeyi veriyor. Ben burada ilk müziğe başlarken bir tereddüt de duydum. Ardından aldığım tepkiler beni daha çok bu işe teşvik etti. Bu parka gelemediğim zamanlarda eksik hissettiğim oldu. Çokça olumlu tepkiler aldım ama bunlarla birlikte şikayet edildiğim de oldu. Onlar da sağ olsun ama bizler yine de hayatımızı idame ettirmeye, kazanmaya mecburuz.
Ayrıca burada 24 saat güvenlik olması lazım. Bunu sağladıktan sonra birçok faaliyete de imza atılabilir. Mesela park içerisinde bisiklet turları, kermesler, koşu yarışmaları yapılabilir. İleri zamanda buranın gönüllüleri ile birlikte daha somut projeleri kendi içimizde tartışacağız.”
BEKÇİLERDEN MÜZİK YASAĞI KARARI!
Kenan Atay, park içerisinde görev yapan bekçiler tarafından müzik yasağına maruz kaldığını da anlatarak, “Kötü bir üslupla gelip enstrümanımı toparlamamı söylediler. Görevlerini daha üsluplu şekilde yapabilirler. Eğer birileri müziğimizden şikayetçi oluyorsa tabii ki enstrümanımı kaldırırım ama kötü bir üslupla bunu bize yansıtmamaları lazım” dedi.
PİRHA- 1. Derece doğal SİT alanı olan Kurtuluş Parkı’nın yeniden işlevlendirilmesi için Ankara Büyükşehir Belediyesi ile TED Üniversitesi arasında imzalanan protokole tepki geldi. Mimarlar Odası Ankara Şube yönetimi, “Burada yapılan bir üniversitenin kamusal alana sızma hareketidir” dedi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, TED Üniversitesi ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan Kurtuluş Parkı protokolünün iptali için basın açıklaması yaptı. TED Üniversitesi önünde yapılmak istenen açıklama, polis mensuplarınca engellendi. Basın mensuplarının çekim yapmasına izin vermeyen kolluk güçleri, Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen basın kartını şart koştu.
Yaşanan arbede sonrasında Mimarlar Odası Ankara Şube yönetimi ile yurttaşlar, basın açıklamasını Kurtuluş parkı içerisinde yaptı.
“KAMUSAL ALANA SIZMA HAREKETİ”
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, 1. derece doğal SİT alanı olan Kurtuluş Parkı’nın yeniden işlevlendirilmesi için Ankara Büyükşehir Belediyesi ve TED Üniversitesi arasında imzalanan protokolün hukuksuz olduğunu söyledi. “TED’in kaldırımında dahi durmamıza izin verilmezken, parkın ileride de halka açık olacağını söylüyorlar. Bu bir tür aldatmacadır” diyerek şunları söyledi:
“Kurtuluş Parkı 1. derece doğal sit alanı ve belediye, bu parkın bakımını, onarımını, her şeyini yapmakla yükümlü. Kendi yükümlülüğünü bir vakıf üniversitesine devredemez. Dolayısıyla bu protokolün iptali için dava açtık.
Burada yapılan bir üniversitenin kamusal alana sızma hareketidir. Doğal olarak bizim nefes alanımız, kamunun alanı olan burayı parça parça TED’in insiyatifine verecekler. Açıklamalarında ‘Kurtuluş’a Oxford gelecek’ diye duyurular yapmışlardı. TED Üniversitesi vefa borcunu Ankaralıya ödemek istiyorsa binalarını boşalsın, Kurtuluş Parkına bıraksın ve bir kamusal alan yaratsın. Kamusal alana ‘Yok ben oraya itibar veriyorum, orayı ihya edeceğim, açık derslik yapacağım’ diye sızma harekatının içerisinde olmasın. Çünkü biz bunu anlayacak düzeyde eğitimler aldık. Parkın ileride de halka açık olacağını söylüyorlar ama bir düşünün, bizler TED Üniversitesi’nin kaldırımında dahi duramıyoruz. Bu aldatmaca, belediyenin bu bakış açısı, kendi yapması gereken görevleri başkalarına devretme yaklaşımı için Ankaralı bu belediyeye oy vermedi. Bizim nefes koridorlarımızı verecekseniz babamızın oğlu olsa karşı çıkarız. Bu yanlış kentleşme politikalarına geçmişte nasıl ‘dur’ dediysek bugün de ‘dur’ demeyi bileceğiz.
Kurtuluş Parkı bizim nefes alanımız, piknik yaptığımız yer, çocuklarımızı getirdiğimiz bir yer. Dolayısıyla buraya TED’in parası var diye TED burayı temizleyecek diye bizim varlığımız peşkeş çekilmez.”
PROTOKOLÜN KAMUOYUNA AÇIKLANMAMASI YÖNÜNDE KARAR ALINMIŞ!
Tezcan Karakuş Candan’ın konuşmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Tabiat Varlıkları Biriminde yetkili Çetin Ünal, söz aldı.
Protokolün halkın yararına olduğunu savunan Ünal, “Akademik toplumla ve üniversitelerimiz ile işbirliği yapmak istedik. Çağdaş başkentimize dair kültürel ve sosyal nitelik kazandırması, halkımıza daha yararlı hizmet sunmak için üniversitelere davette bulunduk” dedi. Ünal’ın bu açıklamasına tepki gösteren yurttaşlar, söz konusu sözleşmenin gizli tutulduğunu ve parkın TED üniversitesine peşkeş çekildiğini ifade etti.
Mimarlar Odası yönetimi, Çetin Ünal’dan protokolün 13. Maddesini okuması için ısrarcı olsa da Ünal, söz konusu maddeyi kamuoyu ile paylaşmadı. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Başkanı Ahmet Demirtaş, “13. Maddede protokolün kamuoyuna açıklanmaması imza altına alınmış. Her iki taraftan birisi açıklarsa suçlu duruma düşüyor. Arkadaş o nedenle okuyamadı” dedi.
Ahmet Demirtaş, yaptığı konuşmada şu hususlara dikkat çekti:
“Protokolün üç yerinde Kurtuluş Parkı’nın, üniversitenin ihtiyaçları doğrultusunda planlanacağı öngörülüyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin onlarca mimar-mühendis, plancı ve diğer mesleklerden çalıştırdığı insanlar var. Bu insanlar, Kurtuluş Parkı’nın planını yapamayacakmış! TED Üniversitesi bunu yapacakmış, buna inanıyor musunuz? Kurtuluş Parkı Ankara’daki halkın 80 yıldır nefes alabildiği, Kızılay çevresindeki tek ve en büyük park. Böyle bir park sadece insanlara oksijen vermekle yetmiyor aynı zamanda bu bölgedeki hava kirliliğini de engelliyor. Dolayısıyla böyle bir parkın bir üniversitenin kullanımına açılması demek zaman içinde halkın buraya girememesi anlamına gelir. Kurtuluş Parkı Ankara halkınındır. Ankara Büyükşehir Belediye yetkilisi utanmadan protokolü savunmaya kalktı ama yapılan protokolü daha kendisi tarafından okunmadığını gördünüz.”
PİRHA-Ankara Kadın Platformu öncülüğünde İstanbul Sözleşmesi’nin çerçevesinde bir araya gelen kadınlar, son dönemlerde iktidar tarafından İstanbul Sözleşmesinin hedef alınmasına karşı “Sözleşme tam olarak uygulanana kadar, her yerde mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
Ankara Kadın Platformunun çağrısıyla kadınlar İstanbul Sözleşmesinin hedef alınmasına karşı Kurtuluş Parkında bir araya geldiler. Etkinliğe HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm DKÖ, STÖ üyesi kadınlar ile çok sayıda kadın aktivist katılım gösterdi.
Açılışta Kadın aktivistlerden Fatma Kılıçarslan, “Bugün buraya İstanbul sözleşmesini tartışmak için bir araya geldik. Biliyorsunuz İstanbul Sözleşmesi son zamanlarda sıkça gündeme geliyor, iktidar İstanbul sözleşmesinden çekilmeyi gündemine alıyor. Bizde burada Ankara’da buna dair neler yapabiliriz nasıl çözüm önerileri geliştirebiliriz, birlikte mücadeleyi nasıl büyütebiliriz bunları tartışmak için bir araya geldik” dedi.
“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞAMIMIZIN GARANTİSİ”
Daha sonra söz alan Avukat Betül Çelik, İstanbul Sözleşmesinin içeriği, kapsamı hakkında bilgilendirme bulundu. Çelik, sözleşmenin kadına yönelik şiddet, aile içi şiddetin önlenmesi ve buna karşı mücadeleyi kapsadığını ifade etti. Çelik, sözleşmenin imzalanmasından önce kadınların güçlü bir mücadelesinin olduğuna değinerek, “Sözleşmenin imzalanmasına kadar sokaklarda, eylemlerde, her yerde kadınların büyük bir mücadelesi oldu. İstanbul Sözleşmesi, bizim hayatlarımızın, kadın olarak yaşamamızın ve özgürlüğümüzün garantisi. Hem İstanbul Sözleşmesi hem 6284 sayılı koruma kanunu eşit olarak yaşamamız için çok önemli. Eğer sözleşme tam olarak uygulanırsa, hiçbirimiz yara almayacağız. İstanbul Sözleşmesi tam olarak uygulanana kadar, adliyelerde, sokaklarda her yerde mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
MİTİNG ÖNERİLERİ
Forum şeklinde devam eden buluşmada, kadınlar kürsüye çıkarak başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere kadın kazanımlarını korumak adına nasıl mücadele yapılması gerektiğine dair önerilerde bulundu. Kadınların önerilerinde örgütlü mücadelenin gerekliliği vurgusu ön plana çıkarken, bundan sonra hayata geçirilmek üzere buluşmalar, söyleşiler, bildiri dağıtımı ve miting gibi öneriler yapıldı.