Etiket: kütahya

  • Kütahya’da 4.9 büyüklüğünde deprem

    Kütahya’da 4.9 büyüklüğünde deprem

    Merkez üssü Altıntaş ilçesi olan Kütahya’da 4.9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

    Kandilli Rasathanesi, saat 14.04’te merkez üssü Kütahya’nın Altıntaş ilçesi olan 4.9 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu. AFAD ise depremin 5.00 büyüklüğünde olduğunu açıkladı.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, deprem, saat 14.04’te ve 7,16 kilometre derinlikte gerçekleşti. AFAD yaptığı açıklamada, “Geçmiş olsun Kütahya. Altıntaş ilçesinde meydana gelen 5,0 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir ihbarın bulunmadığı bilgisi alınmıştır” dedi.

    İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, depreme ilişkin Twitter’dan açıklama yaparak,“Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde saat 14.04’te 5.0 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. An itibariyle olumsuz bir ihbar ulaşmamıştır. Alanda tarama çalışmalarına devam edilmektedir. Geçmiş olsun” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Aleviler Vardır’ kitabının yazarı Demirtaş: Soykırım pervasızca ilerliyor-VİDEO

    ‘Aleviler Vardır’ kitabının yazarı Demirtaş: Soykırım pervasızca ilerliyor-VİDEO

    PİRHA – Alevi asimilasyonu ve örgütlenmesine dair makalelerin toplandığı ‘Aleviler Vardır’ adlı eser okuyucuya ulaştı. Uzun yıllar Süleymancılar tarikatında yer alıp ardından kendi inancına geri dönen Hüseyin Demirtaş “Osmanlı’dan günümüze devletin asimilasyon kararlılığında değişim yok” dedi.

    Dr. Hüseyin Demirtaş, Süleymancılar tarikatı içerisinde bulunduktan sonra Aleviliğini keşfedip asimilasyonun önüne geçebilmek adına mücadele yürüten Kütahyalı bir yurttaş.

    Yakın zamanda “Aleviler Vardır” isimli bir kitap yazan Demirtaş, “İslami tarikatlar içerisinde kaldım. Belli bir bilinçlenmeye ulaştıktan sonra Sünni Müslüman kimliğine sığmadım” dedi.

    “Aleviler Vardır” isminin seçilmesindeki en önemli nedeni “Bu toplumda Aleviler hiç yokmuş gibi davranılıyor, görmezden geliniyor. Halbuki Aleviler şöyle veya böyle bütün azaltmalara ve asimilasyona rağmen hala nüfusun en az %20’sini oluşturuyor.” sözleriyle açıklayan Demirtaş, “Alevilerin varlığı hala Türkiye toplumunda çok etkin” dedi.

    Hüseyin Demirtaş, kitabında Alevi toplumunu yaşanmışlıklar ve anektodlar doğrultusunda tarif ettiğini de açıklıyor.

    “ALEVİLERİ İMHA YERİNE ASİMİLE ETME POLİTİKASINA BAŞLANDI”

    Alevi toplumuna dönük asimilasyon politikası Demirtaş’ın kitabındaki en önemli kaygılarından biri. Günümüzdeki asimilasyona dair “Dersim’den başlayarak batıdaki Türkmen Alevilerin arasına hocalar göndermeye başlandı. Bu şekilde zamanla ikili bir yapı oluştu” dedi. Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Klasik Osmanlı döneminde biliyorsunuz Aleviler görüldüğü yerde imha ediliyordu. Bektaşiliğin yasaklanması ve tekkelerinin büyük oranda yıkılmasından sonra Abdulhamit döneminden itibaren Alevilerin çoğunluğu göçebe ve yarı yerleşik durumdaydı. Balkanlar’da da bir çok ülke kaybedilmeye başladığı için Osmanlı aklı Abdullatif’ten itibaren 1876 dan itibaren yeni bir politika izlemeye başladı. Alevileri imha etme yerine asimile etme politikası izlenmeye başlandı. Bu maksatla da Dersim’den başlayarak batıdaki Türkmen Alevilerin arasına hocalar göndermeye başlandı. Alevi köylerinden çocukları alıp medreseye göndermeye başlandı. Bizim köyümüzde de var. Köylerimize Sünniliği, Kuran’ı soktular. Bu şekilde de zamanla ikili bir yapı oluşmuş. Cem erkanları Sünniliğe göre yapılmaya başlanmış. Arkasından köyde birkaç sure bilen kişiler fahri olarak imamlık yapmaya da başlamış. Ve ardından Alevi köylerinde ezan duyulmaya da başlanmış. Bu şekilde yavaş yavaş 1920-30-40’lı yıllardan itibaren hem Alevilik ve Sünnilik  paralel şekilde sürdürürken Alevi olmanın ağırlığı gittikçe azalmaya, terazinin Sünnilik  kefesi daha ağır basmaya başlamış.”

    “BEYAZ SOYKIRIM ÇOK PERVASIZCA İLERLİYOR”

    “Kütahya civarında 150’den  fazla Alevi köyü olması lazım” diyen Demirtaş, günümüzde sadece 20-25 Alevi köyünün ayakta kaldığına da dikkat çekiyor. Kalan Alevi köylerinin de inançlarını doğru yaşayamadıklarını anlatan Demirtaş sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Mevcut Alevi köylerinin de ahı gitmiş vahı kalmış. Yani ‘Aleviyiz’ diyorlar ama bazılarının Alevi olduğunuın ispatı için 1000 şahit lazım. Keşke bu asimilasyon süreci çok hızlı devam etse. Yani bir kişi ‘ben döndüm’ dediğinde hemen dönse. Dönmediği için daha zararlı oluyorlar. Mesela babam namaz kılıyordu. Fakat ebem hayatında hiç namaz kılmadı. Bu tür kafa karışıklığı çok oluyor. Kitabımda bunları öne çıkardım. Hatta işin vahametine ermenin, kimliğinden uzaklaşmanın boyutlarını belki de tam olarak tarif de edemedim. O yüzden de her anlattığımı somutlaştırmaya çalıştım. Alevilere yönelik beyaz soykırım çok pervasızca ilerliyor.

    “HENÜZ ‘BİZ’ DUYGUSU OLUŞMADI”

    Demirtaş’ın kitabında dikkat çeken bir diğer konu da Alevi örgütlülüğü. “Asimilasyonun önlenmesine yönelik bir çaba var mı o konuda kafamda soru işaretleri var.” diyen Demirtaş, kurumlara dönük eleştirilerini de şu sözlerle aktarıyor:

    “Alevi örgütleri kendi yağlarıyla kavrulmakta. Daha çok Alevilerin yoğun olduğu bölgelerle ilgileniyorlar. Bizim gibi Türkmenler demokratik Alevi örgütlenmeleri tarafından büyük oranda ihmal ediliyor. Ben bile şahsen Almanya’daki Alevi örgütleri tarafından zaman zaman bazı Alevi derneklerinde, şubelerde dışlandım. Hemşericilik, bögecilik çok. Bizim yaşadığımız sorunları yaşamadıkları için ilgisiz kalıyorlar. Onları pek enterese etmiyor. Alevilerde daha ‘bir, biz’ duygusu oluşamadı. Ortak çatıyı güçlendirmek ve Sünnileşmeye % 90 yaklaşmış bile olsa o tür Alevilere de sahip çıkmak gerekiyor. Başka türlü erimeyi önleyemeyiz. Selin önünden bir kütükte olsa kurtarmak kardır! Yola çıktığımda çok yalnızdım. Hala da daha en yakınlarımı bile ikna edebilmiş değilim. Ama bu benim mücadelemi yıldırmadı. O yüzden de 15-16 yıldır yazıyorum. Karınca kararınca hizmet etmek lazım. Karınca, ağzına su almış İbrahim peygambere gidiyormuş. Sormuşlar; ‘Ağzında götürdüğün bir gramlık su ne işe yarayacak?’ karınca da ‘tamam bir işe yaramaz ama hiç olmazsa o yolda ölürüm’ demiş. Benim şiyarım da bu oldu. Karınca kararınca herkes hizmet etmeye çalışsa, yoldaki tehlikelere dikkat çekse Aleviler bugünkü pozisyonlarından daha iyi bir yerde olurlardı.”

    “KÖYE DÖNDÜĞÜMDE NAMAZI, ABDESTİ UNUTUYORDUM”

    Uzun süre Süleymancılarla birlikte olup tekrar Alevi toplumuna yakınlaşma sürecini de anlatan Demirtaş sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “11 yaşındayken Almanya’da Süleymancı olan amcam beni okutmaya karar verdi. İlkokulu bitirdikten sonra beni Süleymancıların Kütahya’daki yurduna götürdü. Orada kendisi de aslen Alevi olan köylümüz, bir Süleymancı hocası vardı. Yurtta 3 sene kaldım. Sonra liseye Simav’a geldim. Üniversiteyi kazanıp Diyarbakır’a gittim. Bu vesileyle 10 yıl içlerinde kaldım. Çocukluğumda babamla cemevine gittiğimden bizim köyde Alevilik hala ritüel yönüyle aktif. 2 cemevi var. Köyümüz 150-200 yıldır yerleşik. Yani ben Aleviliğin bilincindeydim ama zamanla içinde dura dura bütün ibadetleri yapıyorduk. Okumayı seven bir insan olduğum için çok farklı okumalar da yaptığım için zamanla üniversite üçüncü sınıftan itibaren yavaş yavaş kafamda şüpheler oluşmaya başladı. Okudukça beynimde fırtınalar koptu. Önce ateist olur gibi olduk. Sonra kafamda canlanma oldu. Mesela 35 yıl aradan sonra kendir kokusu alıp hatırladığım oldu. Beyinde olduğu için o kokuyu hemen hatırladım. Geçmişte de Alevi olduğun için çabuk hatırlıyorsun. Dışarıda öğrenciyken her 2-3 ayda bir köye tatile gittiğim için Alevi olduğumuzu görüyorduk. Yurtta namaz kılıyorduk ama köye geldiğimizde namazı, abdesti unutuyorduk. İşte böyle aşama aşama Alevi kimliğime geri döndüm.”

    “DEVLETİN ASİMİLASYON KARARLILIĞINDA DEĞİŞME YOK”

    AKP iktidarının Alevi politikasını da eleştiren Hüseyin Demirtaş, “Bugünün iktidarının Alevilere doğrudan biçtiği bir kılıf yok. Eski politikaları, cumhuriyetin başından beri belirlenmiş politikayı sürdürüyor. Şimdi CHP iktidar olsa biz Alevlerin Türk, Sünni, Müslüman, laik şekilde asimile olmamızı isterdi ama bu iktidar laikliği ancak bir kenara itmiş. Yani onun dışında ana hatlarıyla devletin asimile etme kararlılığında büyük bir değişme yok. Sadece nüansında farklılaşıyor, işin boyutu değişiyor.” dedi.

    “ALEVİLİĞİN DERİNLİĞİNİ ANLATMAK İÇİN…”

    ‘Aleviler Vardır’ kitabıyla Alevilikle ilgili kafa karışıklığını da gidermek istediğini söyleyen Demirtaş, Alevi toplumunun varlığını, derinliğini tanımak isteyenlere kitabı okuması yönünde öneride bulunuyor.

    “Gerçeğin anlaşılmasına büyük katkı yapacağını düşünüyorum” diyen Demirtaş, “Mevcut Alevilik üzerine yapılan çalışmaları tekrar etmek istemedim. Orjinal bir şeyler söylemek istedim. Yani kimsenin söylemediği veya söylediyse bile kenarda, köşede kalmış konuları gündeme getirmeye, irdelemeye çalıştım” diye de ekliyor.

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • ‘Kütahya’da bazı dedeler cemi bırakıp camiye namaza gidiyor’-VİDEO

    ‘Kütahya’da bazı dedeler cemi bırakıp camiye namaza gidiyor’-VİDEO

    PİRHA- Kütahyalı Hüseyin Gazi Ocağı mensubu Hüseyin Erdoğdu Dede, Kütahya’da geçmişten bugüne Alevi oldukları için çok acılar çektiklerini söyledi. Kütahya’da 37 Alevi köyü olduğunu, bazı köylerde Sünnilerin de yaşadığını söyleyen Erdoğdu, Alevi köylerinde 3’ü hariç hepsinde cami olduğunu ifade etti. Erdoğdu, bazı dedelerin cemi durdurup camiye namaza bile gittiğini, bunun çok acı olduğunu vurguladı. 

    Kütahyalı Hüseyin Erdoğdu Dede, Kütahya’da Alevilerin durumunu PİRHA ile paylaştı. Erdoğdu, yurtdışından Kütahya’ya gelerek kendi özel çabası ve dayanışmayla bir cemevi yaptıklarını söyledi. Bıyıklarından dolayı kendisine Pala Dede denildiğini belirten Erdoğdu, Kütahya’da geçmişten bugüne çok acılar çektiklerini, Alevi olduklarını söyleyemediklerini ifade etti. Şimdi daha rahat olduklarını söyleyen Erdoğdu, “Ben ırk, dil, iman ayırmam, insanları bir tutarım. Ne olursa olsun, insan insandır.  Ben herkese kardeş gözüyle bakarım. Alevi, Sünni ayırmıyorum. Türkiye’nin durumu düzgün gitmiyor. Biz bu vatanın evladıyız. Vergimi veriyorum ama cemevlerine hak tanımıyorlar” diye konuştu.

    KÜTAHYA’DA 37 ALEVİ KÖYÜNDEN SADECE 3’ÜNDE CAMİ YOK

    Şu an Kütahya’da eskisi kadar Aleviler üzerinde baskı olmadığını ifade eden Hüseyin Erdoğdu, 37 Alevi köyü olduğunu, bazı köylerde Sünnilerin de yaşadığını söyledi.

    Alevi köylerinin 3’ü hariç hepsinde cami olduğunu belirten Erdoğdu, şunları kaydetti:

    “Cami diktiler. Almanya’da bir konferans vardı, kitap satmaya gelmişler. Orada hoca diyor ki, ‘senelerdir biz uğraşıyoruz, ne yapıyoruz ediyoruz bu dedeleri Sünnileştiremiyoruz. Yoğurt, peynir götürüyorlar satmak için benim küçüklüğümde. Nerelisin diyorlardı. Bakın burası çok ağırıma gidiyor: Alevi köyü diyemiyorlardı. Sünni köyü diyor öyle satıyorlardı. Bu ne kadar acı değil mi? Ama şükür Kütahya’da 8-10 yıldır  gerine gerine Aleviyiz diyebiliyoruz.”

    “NE SÜNNİ NE ALEVİ” 

    “Alevi köylerine yapılan camilere gidip namaz kılan Aleviler var mı?” sorumuza Hüseyin Erdoğdu Dede, ” Şirin görünmek için camiye gidiyoruz. Çocuk ne diyor o zaman? Ya benim babam camiye gidiyordu, ben de camiye gideceğim, diyor. Şimdi böyle böyle ne Sünni olmuş, ne Alevi olmuş. Cemevini yapınca Muharrem ayında geliyorlar” şeklinde yanıt verdi.

    “BAZI DEDELER BİLGİSİZ”

    Bazı dedeleri bilgisizlik ve cahillikle suçlayan Erdoğdu, “Dedelerin bilgisizliği var. Burası çok acı. Açık söyleyeyim cem yaparken dede cemi durduruyor gidiyor namaz kılmaya. Bu bize uymuyor. Ben Aleviyim, Alevi dedesiyim. Almanya’da kurmuşum Hacı Bektaş Derneği’ni, Kütahya’da kurmuşum. Sağ olsunlar geliyorlar yine” diye konuştu.

    “NAMAZ KILACAKSAN CAMİYE GİT”

    Cemi yarım bırakıp camiye namaza giden dedeye taliplerin tepki gösterip göstermediğini soruyoruz. Dede Erdoğdu, “Ben yoktum. 7-8 senedir Almanya’daydım. Zaten öyle dedeleri de dernekten atıyorduk. Namaz kılacaksan camiye git” diyerek tepki gösteriyor.

    “ALEVİLERİ SÜNNİLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR AMA BİZ DİRENİYORUZ”

    “Alevileri Sünnileştirmeye çalışıyorlar ama biz direniyoruz” diyen Dede Hüseyin Erdoğdu, “Sevgisi olan dönmez, ölse de dönmez diyor Hüseyin Gazi dedemiz” ifadesini kullanıyor.

    Hüseyin Gazi Ocağı’na mensup olduklarını belirten Dede Erdoğdu, “3 tane Hüseyin Gazi var benim bildiğim. Malatya’da var, oraya gidemedim, Ankara’dakine gittim, Hüseyin Gazi bir de bizim köyde var.

    Çocukların okullarda zorunlu din dersleri nedeniyle asimile edildiğini söyleyen Erdoğdu, şunu da ekliyor: Biz ne kadar da bilgisiz olsak bunların hocası cevap veremez çocuklarımıza da bize de.

    PİRHA/KÜTAHYA

     

     

     

  • İnce’den Erdoğan’a: Aş, iş dedikçe benimle kavga ediyor

    İnce’den Erdoğan’a: Aş, iş dedikçe benimle kavga ediyor

    CHP Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce Kütahya’da konuştu. Hedefine Erdoğan’ı alan İnce, “Ben meydanlarda aş, iş dedikçe benimle kavga ediyor. Ya ben kavga etmeyeceğim ama makaramı yaparım.” dedi ve miting alanına yerleştirilen dev ekrandan Erdoğan’la ilgili kısa filmler gösterdi.

    “Ben Sarayı yıkacağım dedim, kast ettiğim şatafat şatafat. Benim derdim o saraya 2 milyar dolar harcamışsın, sarayı neden yıkayım saraydaki zihniyeti saraydaki şatafatı yıkacağım.

    Caminin içinde bisiklete biniyormuşum. Bunlar mı Müslüman? Bak bak, camide oynuyormuşum… Türkiye’de 81 milyon müslümandan herhangi birisi camide zeybek oynar mı? Zavallı bunlar zavallı. Engin Alan korgeneraldi ayağa kalkmadı, hapse attılar. Geçtiğimiz gün bir paşa Erdoğan konuşurken beni eleştiren Erdoğan’ı alkışladı. Ben de dedim ki; senin apoletlerini sömeceğim. Erdoğan meğer paşaymış, kantin paşası.

    “BEN KAVGA ETMEYECEĞİM AMA MAKARAMI YAPARIM”

    Ben meydanlarda aş iş dedikçe benimle kavga ediyor. Ya ben kavga etmeyeceğim ama makaramı yaparım. Geçen herkesin evinde buzdolabı var, daha ne istiyorsunuz dedi. Sanki Erdoğan’dan önce ağaç kovuklarında yiyecek saklıyorduk.

    Daha gençlik yıllarında başımıza bir şey geldiği zaman dış güçler derler buna inanmayın derdi, şimdi dış güçler diyor. Aday olunca 4 adayı ziyaret ettim ve gittim onların hesaplarına da 5’er yüz lira yatırdım. Erdoğan benim konuşmamı almış ‘Demirtaş’ı ziyaret ettim’ o kısmını gösteriyor sadece.”

    “FAKİRLEŞİYORSUN KÜTAHYA”

    Kütahya fakirleşiyorsun, Azot fabrikasında 4 bir kişiden 3 bin kişiye. Milletvekili sayısı kaç oldu? 600. 550 idi sayı, referandumda Kütahya’nın sayesinde 600 oldu. Verdiniz oyları 50 milletvekiline daha bakacaksınız. Yüzde 70 evet oyu verirken 600 milletvekiline çıkacağını biliyor muydunuz? Türkiye’nin milletvekili sayısı arttı Kütahya’nın kaç oldu? Önce dörde düştü sonra beşe çıktı. Fakirleşiyorsun Kütahya, gelin bu sefer bu kardeşinizi başa getirin.

    Kütahya Şeker ne oldu? Gitti mi? Bir fabrikayı mı yönetmek daha kolaydır Türkiye’yi yönetmek mi? Bir fabrikayı kara geçiremeyen birisi memleketi kara geçiremez. Bir saray yaptırdı 2 milyar dolar harcadı. Sarayı değil o kültürü o zihniyeti yıkacağım. Beş saray da İstanbul’da yaptırıyor. Bir tane yazlık saray da Marmaris’te yaptırıyor. Size söz veriyorum Marmaris’teki Sarayı engellilere vereceğim.

    “BÜYÜK SORUNLARI BU YORGUN ADAM ÇÖZEMEZ”

    Erdoğan’la benim farkım, ben sen o yok biz var. Siz bor madeni üzerinde yaşıyorsunuz ama biz madenlerimizi ne yazık ki işlemeden satıyoruz. Bor olarak satarsan ucuza satarsın. Sen harama bulaştın ben harama bulaşmadım. Aramızdaki fark bu. Senin neren yerli. Söz veriyorum benim cumhurbaşkanlığımda devlet kemer sıkacak devlet.

    Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi çiftçinin mazotu. Cumhurbaşkanı seçildiğimde çiftçiye mazotu 3 liraya vereceğim. Senin mazotunun yarı fiyatına Amerikan çiftçisi mazot alıyor. Rusya Türkiye’den iki kat büyük bir ülke 450 milletvekili Türkiye’den büyük bir ülke, bizim milletvekili sayımız 600. Kimin sayesinde senin sayende sen yaptın. Erdoğan bir daha şeçilirse korku, dolar 10 lira olur.Dünya lideriymiş ne dünya lideri. Gidin bir yurt dışına görün. Bu büyük sorunları bu yorgun adam çözemez.

    “İKİ OLAY İÇİMİ ACITIYOR”

    Bunu Türkiye’nin her yerinde anlatacağım iki olay içimi acıtıyor. Adıyaman’da tütün ekersen hapse atıyor devlet. Erdoğan meydana gelmiş tütün zararlıdır demiş. Ama Amerikan tütünü içiyor herkes. Türk tütününde zehir var da Amerikan tütününde vitamin mi var. Ben Türkiye’yi Ankara’dan yöneteceğim Ankara’dan.

    Bayramda İstanbul’a gidecek olan var mı? Demirel’in yaptığı köprüden bedava Erdoğan’ın köprüsünden parayla geçeceksiniz. Demirel’in köprüsünden gidiş geliş 11 lira, Erdoğan’ın yaptığı köprüden 114 lira. o da sadece gidiş. Ey Kütühyalı hemşehrim soyuluyorsun.”