Etiket: kütüphane

  • Depremde hayatını kaybeden Akademisyen Mehmet Yıldırım anısına kütüphane -VİDEO

    Depremde hayatını kaybeden Akademisyen Mehmet Yıldırım anısına kütüphane -VİDEO

    PİRHA-6 Şubat’ta Maraş merkezli depremlerde Hatay’da hayatını kaybeden Dersimli Akademisyen Mehmet Yıldırım’ın anısına Dersim’de Mehmet Yıldırım Kütüphanesi’nin açılışı yapıldı. Açılışta konuşan Mehmet Yıldırım’ın babası Ali Yıldırım, “Ben Hatay’da depremde evladımı kaybettim ama Dersim öz dilini, kültürünü, klamlarını, ağıtlarını ve tarihi hafızasını yitirdi” dedi.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli depremlerde Hatay’da hayatını kaybeden Dersimli Akademisyen Mehmet Yıldırım’ın anısına Dersim’de Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi bünyesinde Mehmet Yıldırım (Dersimli Memed) Kütüphanesi’nin açılışı yapıldı.

    Kütüphanede Mehmet Yıldırım’ın evinin enkazından çıkarılan bazı kitapları, özel eşyaları ve fotoğrafları bulunuyor. Yıldırım, Dersim’e dair belgeler ve kültürel hafızaya dayalı yürüttüğü çalışmalarla biliniyordu.

    Açılışa Mehmet Yıldırım’ın ailesi, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Araştırmacı-Yazar Mesut Özcan ve çok sayıda kişi katıldı.

    “MEHMET YILDIRIM’I UZUN SÜRE YAŞATACAK BİR ALAN YARATILDI”

    Mehmet Yıldırım’ın depremde enkazdan çıkan araştırmaları ve kitaplarını Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi’ne getirdiklerini söyleyen Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, “Kütüphanemizde Mehmet Yıldırım’ı uzun süre yaşatacak bir alan yaratıldı. Mehmet Yıldırım anısına yapılan kütüphaneyle birlikte hep aklımızda, hep yüreğimizde hep bizimle yaşayacak” dedi.

    “DERSİM TARİHİ HAFIZASINI KAYBETTİ”

    Mehmet Yıldırım’ın kütüphanesinin açılması için kendilerine destek veren Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve Araştırmacı-Yazar Mesut Özcan’a teşekkür eden Mehmet Yıldırım’ın babası Ali Yıldırım, “Ben Hatay’da depremde evladımı kaybettim ama Dersim öz dilini, kültürünü, klamlarını, ağıtlarını ve tarihi hafızasını yitirdi” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersimli Akademisyen Mehmet Yıldırım’ın enkazdan cansız bedeni çıkarıldı
    -Depremde hayatını kaybeden Akademisyen Mehmet Yıldırım, Dersim’de toprağa sırlandı-VİDEO

  • Yıldırım: Datça’da Hızır Şah Köyü’ndeki dergah onarılarak imam atandı-VİDEO

    Yıldırım: Datça’da Hızır Şah Köyü’ndeki dergah onarılarak imam atandı-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım, vakıf çalışmalarını anlattı. Vakıflarında 70 aktif üye olduğunu belirten Yıldırım, pandemi nedeniyle kurslara ara verdiklerini söyledi. Yıldırım, Hızır Şah Köyü’ndeki dergahın 2. Mahmut zamanında kapatıldığını şimdi ise dergahın onarılarak zorla imam atandığını kaydetti. Yıldırım vakfın kütüphanesinde önemli kaynak kitaplar bulunduğunu da sözlerine ekledi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım, vakfın faaliyetlerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    2010 yılından bugüne eski Alevi Bektaşi dergâhı olan Hızır Şah adına her yıl etkinlik yaptıklarını belirten Yıldırım, Bu yıl da bilim insanları, yazarlar, Alevi kurularının katılımıyla  temmuz ayının son haftasında 3 gün süren etkinliğin 12’ncisini yaptıklarını hatırlattı.

    “VAKIFA PASİF ÜYE DÜŞÜNMÜYORUZ”

    HBVAKV Datça Şubesi’nin 70 üyesi olduğunu söyleyen Yıldırım, “Vakıf üyeleri birikimli olmalı, çevresi, ekonomisi olmalı, gönülden hizmet etmeli. Yani pasif üye vakıfta sıkıntı olur. Vakıf dernek gibi değildir hizmet vereceksin ki vakıf olsun, yani sende olursa vakıfta olur, yoksa vakıf, dernek gibi olur. Üye sayımızı istesek çoğaltabiliriz ama bir anlamı yok. Çok olan üye pasif üyedir biz bu şekilde üyelik düşünmüyoruz. Dernekler gibi 500-1000 tane üye olsa ne olur. Olduktan sonra bir anlamı yok o zaman, vakıf yaşayamaz” dedi.

    “CEMEVİMİZİN DEDESİ YOK, CEMDE SEMAH DOĞAÇLAMA DÖNÜLÜYOR, KURS YOK”

    HBVAKV Datça Şubesi/Cemevinin bir dedesi olmadığını  ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Cemevimizin şu anda bir dedesi yok ama cemevinde de sıkıntı değil, çözüyoruz. Zakirimiz var, saz kursu veriyoruz. Gençlerimize ve yaşlılara da İngilizce kursu veriyorduk, fakat ara verdik. Semah kursumuz yok. Cemde semah ı2 hizmetten sadece biri olduğu için bizde cemde hizmet yürüten canlarımız genellikle doğaçlama döndüğü için kendi içimizde çözüyoruz.”

    Ozanları anma günlerinde, Sivas, Maraş ve diğer katliamların yıldönümünde etkinlikler düzenlediklerini belirten Murat Yıldırım, “Her zaman değil ama cem erkanı yapıyoruz. Muharrem ayında pandemi nedeniyle cem yapmadıklarını ama daha öncesinde yaptıklarını, hem oruç açma lokması verdiklerini, aşure paylaştıklarını kaydetti.

    “HIZIR ŞAH KÖYÜNDE BULUNAN DERGAHA ZORLA İMAM ATADILAR”

    Yönetim kurulunda 2 kadın olduğunu ifade eden Yıldırım, “Datça’da gençlik yok. Burada bulunan Alevi yurttaşlarımız emekli olmuş, buralara yerleşmişler. Geçmiş dönemlerde 1826 yılından önce Hızır Şah Köyü ve Mesudiye bölgesi Aleviymiş. 2. Mahmut, dergâhları kapatınca Hızır Şah bölgesinde bulunan Aleviler sürgüne gönderilmiş. Kapatılan dergâh daha sonraları ziyaret olarak kalmış, sonrasında tadilat yapılıp, onarılmış ve dergâha zorla bir imam atadılar. Şimdi oraya cami yaptılar. Camiye Cumadan Cuma’ya gidiyorlar.” diye konuştu.

    “KURSLARA ARA VERDİK”

    “Vakfımızda kalıcı olması için bütün yapmış olduğumuz etkinliklerin panel, söyleşi ve sempozyumların el kitapçığını yapıyoruz” diyen Murat Yıldırım, müzik çalışması yapan, gençlere ve yaşlılara gönüllü olarak İngilizce dil kursu veren hocalarımız vardı ancak pandemi nedeniyle bir süre için ara verdik” dedi.

    “VAKFIMIZ KÜTÜPHANESİNDE ÇOK ÖNEMLİ KAYNAKLAR VAR”

    Cemevinde dede olmadığı için Hakk’a uğurlama erkanları için Marmaris’ten ya da Muğla’dan dede geldiğini söyleyen Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Kendi Alevi inanç ritüellerimize göre Türkçe olarak Hakk’a yürüme erkanlarımızı yapıyoruz. Hakk’a yürüme erkanını Türkiye’de ilk defa 1993 yıllarında İstanbul’da bulunan Binali Doğan dede Türkçe olarak yapmıştı. Kütüphanemize bazen Muğla Üniversitesi’nden gelip çalışmalar yapıyorlar. Alevilikle ilgili Hacı Bektaş’la ilgili kaynaklar var burada. Ayrıca eski Âşık Veysel Dernek Başkanı Hüseyin Özer’in tarafımıza gönderdiği ihsan Öztürk hocanın Âşık Veysel’in türkülerini notaya aldığı kitabın fotokopisini çekip insanlara dağıtacağız. Ayrıca Vakfımız kütüphanesinde çok önemi kaynaklar da var.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Dağların sırtında bir köy kütüphanesi ışık saçıyor-VİDEO

    Dağların sırtında bir köy kütüphanesi ışık saçıyor-VİDEO

    PİRHA-Hatay’ın Arsuz ilçesine bağlı Höyük köyünde imece yoluyla kurulan kütüphanede 7’den 70’e yurttaşlar yararlanıyor. Kütüphane çeşitli etkinliklerle de çekim merkezi haline getiriliyor.

    Hatay’ın Arsuz ilçesine bağlı Höyük köyü maden ocakları ve HES projeleriyle tehdit altında. Köy halkı ve ekolojistler doğa talanına karşı mücadelelerine devam ederken, diğer yandan kültür, sanat çalışmalarını da sürdürüyorlar.

    Köy halkı ve köy halkıyla dayanışma içinde olan yurttaşlar Höyük Kültür, Sanat, Doğa ve Dayanışma Derneği’ni kurarken, Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan çok amaçlı salonun bir bölümünü kendi imkanlarıyla kütüphaneye dönüştürdü.

    Yüzlerce kitabın olduğu kütüphaneye ilişkin bilgi veren köyün gençlerinden Ali, gönüllü yurttaşlar tarafından kitapların toplandığını ve raflarından marangozlar tarafından ücretsiz yapıldığını aktararak, haftanın iki günü açılan kütüphaneye ilgini yoğun olduğunu ifade etti.

    Sadece kendi köylerinden değil, çevre köy ve ilçeden de kütüphaneye gelindiğini dile getiren Ali, kütüphanede resim, müzik, tiyatro ve bağlama atölyelerinin yapıldığını söyledi.

    Diren KESER/HATAY

     

     

  • ‘Alevi toplumunun camiye değil; okula, kütüphaneye, yola ihtiyacı var’-VİDEO

    ‘Alevi toplumunun camiye değil; okula, kütüphaneye, yola ihtiyacı var’-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Yönetim Kurulu üyesi Niyazi Üçgül, Alevilerin haklarının Anayasal güvenceye alınmasını istedi. Alevi köylerine cami yapılmasını ve yüksek sesle ezan okunmasını da eleştiren Üçgül, Alevilerin örgütlenerek güçbirliği oluşturacaklarını ve saldırılara karşı daha dirençli olacaklarını vurguladı. 

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Yönetim Kurulu üyesi Niyazi Üçgül, Alevi köylerine cami yapılmasını ve asimilasyon politikalarına tepki gösterdi.

    Üçgül, “Alevi toplumu olarak bizler Anayasadaki laiklik ilkesi gereği tüm inançların güvence altına alınması gerekliliğini savunuyoruz. Devlet ülke sınırları içerisinde yaşayan tüm toplumlara her yönden eşit hizmet vermek zorunda” dedi.

    “BİZİM ÖNCELİĞİMİZ YOL, OKUL, KÜTÜPHANE”

    İstanbul Ayazağa’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na bağlı cemevi çevresindeki elektrik direklerine bağlanan korsan hoparlörlerle yüksek sesle ezan okunmasını ve Kars Sarıkamış’ın Aşağı Sallıpınar köyüne cami yapılmasını istemediklerini belirten Üçgül şöyle devam etti:

    “Bizim önceliğimiz cami değil. Benim önceliğim yol, benim önceliğim burada bir okul, burada bir kütüphane kurulması. Özellikle cemevini belirtmedim çünkü Türkiye’de bulunan toplam cemevlerini dikkate aldığımız zaman bunun yüzde 90’lık kısmını belki kendi lokmalarımızı finanse ederek yapıyoruz. Bu yönüyle baktığınız zaman devlet oraya hizmet götürmek zorunda, ama bu hizmet cami olmamalı.
    Biz tabii ki Sünni dostlarımızın cami yapmasına karşı değiliz. Ama bizim inancımızda cami kavramı yok. Biz ibadetimizi cemevinde yapıyoruz. Devlet bizim cemevlerimize yasal statü tanımıyorsa bizim kendi dostlarımızın lokmalarıyla yaptığımız cemevlerinin yapılmasını kolaylaştırmalı, bunun yerine o bölgeye camii değil, toplumun ihtiyacı olan hizmetleri götürebilmelidir.”

    KAYMAKAMIN AKP TARAFTARLIĞI

    Sivas Hafik’in Beydili köyünden olduğunu belirten Niyazi Üçgül, “Benim amcam köy muhtarlığı yaptığı bir dönemde kaymakama yol talebi ile gittiğinde kendisine bir kaymakamın çekmecesinde olmaması gereken son seçim bilgilerini ve AK Parti’ye çıkan oyların sayısını gösteriyor. Ve kaymakam ‘burada AK parti oylarının yükselmesi durumunda ben sana hizmet verebilirim’ diyor. Kaymakam açık açık bu ifadeyi kullanabiliyor. Bu ciddi anlamda bir sıkıntıdır. Bizim ihtiyaçlarımız yönünde devletin bize hizmet üretmesini istiyoruz” dedi.

    “YÜKSEK SESLE EZAN OKUMA HER YERDE VAR”

    Alevi bölgelerinde yüksek sesle ezan okunmasını da eleştiren Üçgül, “Antalya’da Finike ‘de, Yuvalı’da Kâfi Baba bölgemiz var. Orası Abdal yerleşim yeri ve orada da hoparlör ile türbeye ezan okunması söz konusu oldu. Biz Alevi kurumları olarak tepkiler verdik. Aynı zamanda orada bulunan şubemiz de tepki verdi. Ama Türkiye’de son dönemlerde bunlara baktığımız zaman adım, adım ciddi anlamda artış gösteriyor. Bunun sebebi özellikle dini cemaatlerin hükumetten güç alarak ve bunları kullanarak bir süreç başlatmış olmasıdır” diye konuştu.

    “ALEVİLER KOLAY KOLAY OYUNLARA GELMEYECEK”

    Aleviler olarak yapılan oyunları bildiklerini ifade eden Niyazi Üçgül, şunları kaydetti:

    “Alevi toplumu bu oyunlara kolay, kolay gelmeyecektir. Bizler sağduyulu insanlarız. Bizim dostlarımız, sağduyulu örgütlerimiz bu tür olaylara sağduyuyla yaklaşıyor. İşte burada örgütlü olmanın önemi ortaya çıkıyor. Böyle bir durum yaşandı evet ve bunun karşılığında Türkiye’nin en büyük Alevi kurumları olan Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı sayın başkanım İsmet Kurt, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel başkanı Sayın Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Sayın Gani Kaplan bununla ilgili açıklamalarda bulundular.

    “ÖRGÜTLENMEMİZİ TEK NOKTADA BİRLEŞTİRİRSEK SONUÇ ALABİLİRİZ”

    Bizler farklı farklı Alevi kurumları olarak örgütlenmelerimizi daha güçlü ve tek noktada birleştirebilirsek Alevilerinin Anayasal talepleri konusunda ciddi anlamda sonuç alacağımızı düşünüyorum. Yani bireysel anlamda bir talepte bulunmak toplumda karşılık bulmaz. Bireysel olarak bir kapıyı çaldığınız zaman o kapının size açılması ya da sorunuzun çözülmesi pek mümkün değildir, hele de bu ülkede Alevi iseniz. Özellikle büyük kurumların etrafında oluşturacağımız ana bir örgütlenme ile bu, federasyonun daha güçlü hale getirilmesi şeklinde olabilir. Bizim içimizdeki küçük iç problemleri tamamen devre dışı bırakılarak güçlü bir örgütlenme modeliyle çalacağımız kapıların bizim yüzümüze kapanacağını düşünmüyorum.”

    “ALEVİLER CİDDİ BİR CAN GÜVENLİĞİ SORUNU YAŞIYOR”

    Alevilerin Anayasal taleplerini dile getirmeye devam edeceğini söyleyen Üçgül, “Tabii ki bu özellikle AK Parti’nin ikinci, üçüncü döneminden sonra Türkiye’de özellikle Alevilerde ciddi bir can güvenliği sıkıntısı görünmeye başladı. Bizler hem kurum başkanlarımızın hem genel başkanlarımızın koruma ile gezdiği dönemleri, saldırıya uğradığı dönemleri yaşadık. Artık bunların geride kalmasını istiyoruz” dedi.

    DEVLETİN ALEVİLER KONUSUNDA SAMİMİ ADIMLAR ATMASINI BEKLİYORUZ”

    Niyazi Üçgül, Alevilerin barış istediğini vurgulayarak, Alevilerin kendinden olmayan inançlarla hiçbir sorunu yok. Sadece devlet otoritesinin bizimle ilgili attığı adımlarda biz samimi olmasını istiyoruz. Örneğin açılım süreçleri yaşadık, bunlarda samimi adımlar atılmadı, tek taraflı otorite kararıyla verilen süreçler oldu ve maalesef başarıya ulaşmadı” şeklinde konuştu.

    “ELİMİZDEKİ LOKMAMIMIZI HERKESLE PAYLAŞAN BİR TOPLUMUZ”

    Üçgül Alevilerin provokasyonlara gelmeyeceğini belirterek şunları ifade etti:

    “Biz her ne olursa olsun provokasyonlara gelmeyecek bir toplumuz. Biz daha önce tarihimizde özellikle son 25, 30 yılda yaşadığımız ciddi süreçler oldu. Maraşları, Sivasları, Gazi’yi, Gezi olaylarını yaşadık. Biz artık bu konuların geride kalmasını istiyoruz. Biz bu ülkede herkesin inanan, inanmayan ya da dini görüşü, siyasi görüşü ne olursa olsun Türkiye haritası üzerinde el ele, kol kola vermiş verilmiş bir yaşam oluşturulmasını  ve mümkün olduğu kadar da ayrıştırmaya gitmeden faaliyetlerimizi Alevi, Sünni ayrımı yapmadan yürütmeliyiz. Örneğin, öğrenci bursu verirken bile bizim kapımızı çalan her dosta elimiz, imkânımız yettiği kadar da destek olmaya çalışan, elimizdeki lokmaları herkesle paylaşan bir toplumuz.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

  • Sivas’ın Zara ilçesinde bir Alevi köyüne kütüphane açıldı

    Sivas’ın Zara ilçesinde bir Alevi köyüne kütüphane açıldı

    PİRHA-Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Aşağıçamözü köyüne muhtar Veli İdare ve halkın desteğiyle kültür merkezi ve kütüphane açıldı.

    Sivas Zara ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağıçamözü’ne kültür merkezi ve kütüphane açıldı. Dayanışmayla açılan kütüphanenin açılışına Zara Ziraat Odası Başkanı Zeki Şimşek, Cumhuriyet Halk Partisi Zara İlçe Başkanı Arslan Karaman, Zara Gençlik Platformu sözcüsü Nusret Öztürk ve köy halkı katıldı.

    Zara Ziraat Odası ile Zara Gençlik Platformu tarafından da kitap bağışında bulunulan kütüphanenin, açılış töreninde konuşan köy Muhtarı Veli İdare, kütüphanenin köye hayırlı olmasını dileyerek, şunları söyledi:

    “Hayırsever bir köylümüz tarafından yapılan bağışla içerisinde geçmişte kullanılan, günümüzde kullanılmayan köy ve tarım aletleri, kilimlerden oluşan bir köşe kurduk, bir kısmında da raflar kurarak kütüphane ile kafe kısmı bulunan yarı açık bir yer inşa ettik. Kültür binamızın yanında kurduğumuz kütüphane kafe ile köylülerimiz burada vakit geçirerek kitap okuma imkanı bulacak, sohbet edebilecekler. Ayrıca büyük bir çardak kurarak burada da köylülerimiz açık havada kitap okuyarak, sohbet edebilecekler.”

    PİRHA/SİVAS

  • Cami için 40 yıllık halk kütüphanesini yıktılar

    Cami için 40 yıllık halk kütüphanesini yıktılar

    800 bin nüfuslu kentin tek bir il kütüphanesi dahi olmamasına tepki gösteren Milletvekili Ağbaba, ‘Yoksul çocuklar ders çalışacak yer bulamıyor’ diye isyan etti.

    2002 yılından 2018 yılının sonuna kadar 188 kütüphanenin kapısına kilit vurulan Türkiye’de, hükümetin sanat ve kültür alanlarına bakışını ortaya koyan bir yeni gelişme daha yaşandı. Malatya’da 40 yıldır hizmet veren üç katlı halk kütüphanesi, “Yeni bina yapılacak” denilerek yıkıldı. Yerine cami inşa edilen kütüphane için yeni bir yer bulunamayınca kitaplar, Beşkonaklar Caddesi üzerindeki bir konağa taşındı. Konağın fiziki imkanlarının yeterli olmaması nedeniyle depo gibi kullanılan kütüphanede aradığı kitabı bulamayan öğrenciler, “Yeni bir kütüphane binası istiyoruz” dedi.

    KENTİN TEK HALK KÜTÜPHANESİ

    Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre nüfusu 1 milyona yaklaşan Malatya’nın tek halk kütüphanesi de atıl duruma getirildi. 18 Nisan 2018 tarihinde dönemin valisi Ali Kaban başkanlığında, “Malatya Yeni İl Halk Kütüphanesi” yapımı için protokol imzalansa da henüz bir adım atılmadı. Malatya’da yaşanan kütüphane sorunu, TBMM gündemine de taşındı. TBMM Genel Kurulu’nda söz alan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, 800 bin nüfuslu kentin tek bir il kütüphanesi dahi olmamasına tepki göstererek, “Yoksul çocuklar ders çalışacak yer bulamıyor” diye konuştu.

    “AKP’NİN AYIBI”

    2018 yılında yeni kütüphane yapımı için imzalanan protokolün üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen tek bir adım bile atılmadığını hatırlatan Ağbaba, “Malatya’ya yeni kütüphane yapmak için halen ne bekleniyor anlamak mümkün değil” ifadesini kullandı.

    Ağbaba, binlerce öğrencisi olan bir şehirde halk kütüphanesi olmamasının, “AKP’nin ayıbı” olduğunu ifade ederek, bir an önce yeni bir kütüphane yapılması gerektiğini dile getirdi.

  • Binlerce kitap, fotoğraf ve belge Dersim’de kütüphanede buluşacak

    Binlerce kitap, fotoğraf ve belge Dersim’de kütüphanede buluşacak

    PİRHA – Dersim’in tarihine, kültürüne, inancına ilişkin yayın yapan Munzur Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Yazar Mesut Özcan, Dersim’de özel bir sanat, edebiyat ve tarih kütüphanesi ile müze kuruyor.

    Munzur Dergisi kurucusu, yayın yönetmeni araştırmacı yazar Mesut Özcan, Dersim’in tarihini yansıtacak belgeler, fotoğraflar ve kitaplarla kütüphane ile müze kuruyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Mesut Özcan, “Dersim tarihiyle, Dersim kültürüyle ve inancıyla ilgili birçok belge, kitap, fotoğraf ve ses kaydı yok oluyor bu yüzden bunları bir merkezde toplayalım istedik. Ve bundan 5 yıl önce Munzur Dergisi’nin yönetim yerini Dersim’e taşıyarak bu ailelere ulaştık ve ellerindekini bize bağışlamalarını, bağışladıkları her türlü belge resim, kitapların Dersim’de kurulacak müze ve kütüphanede yaşatılacağını, korunacağını ve kütüphaneye gelecek herkese ücretsiz sunacağımızı söyledik. Kütüphane ve müze kurma hikayesi de böyle başladı” ifadelerini kullandı.

    15 BİNDEN FAZLA KİTAP, BİNLERCE FOTOĞRAF

    Bugüne kadar 15 binden fazla kitap bağışlandığını söyleyen Özcan, şunları kaydetti:

    “Bağışlanan kitaplar, insanların evlerindeki özel kitaplar ve fotoğraflardır. Bizde bu kitapları insanlardan alarak kütüphanemize taşıdık. Binlerce orjinal fotoğramız var. Bunların içinde Dersim 1937-38 yıllarına ait resimlerde var. Daha önceki yıllarda Dersim’in sosyal hayatına dair fotoğraflarda bulunuyor. Sadece 1937-38 yılına ait resimler yok, 1960, 1980 ve 2000 yıllara ait resimler de bulunuyor. Kütüphanemizde bine yakın not ve mektuplarda mevcut. Yapmak istediğimiz şudur; Dersim’de kendi coğrafyamızda sanat, kültür, tarih kütüphanesi kurmak ve bir de müze oluşturmaktır. Bu topladığımız orijinal şeyleri bir müzede sergilemek istiyoruz.”

    Kurulması halinde Dersim’de bir ilk olma özelliği taşıyacak olan müze ve kütüphane fikri, Dersimli yurttaşlar ve yazarlar tarafından olumlu karşılandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Yazar Aydın: Cemevlerinde 50 kitabı yan yana bulabilene aşk olsun!

    Yazar Aydın: Cemevlerinde 50 kitabı yan yana bulabilene aşk olsun!

    PİRHA-Alevi Yazar Ayhan Aydın, dedeler, pirler, dergahlar ve cemevleri konusunda geçmişle bugünü karşılaştırarak, bugünün vahim durumda olduğunu vurguladı. “Geçmişte okumayan, yazmayan ne bir dedemiz, ne bir dervişimiz, ne de bir Bektaşi babamız vardı. Şimdi ne haldeyiz?” diyen Aydın önerilerde bulundu.

    Yazar Ayhan Aydın, sosyal medya hesabından yayınladığı “Alevilerin-Bektaşilerin kitapla imtihanları” başlıklı mesajında “Geçmişte okumayan, yazmayan ne bir dedemiz, ne bir dervişimiz, ne de bir Bektaşi babamız vardı. Şimdi ne haldeyiz?” diyerek geçmişle bugün arasında karşılaştırma yaptı. 

    “GÜLÜNÜP AĞLANACAK HALİMİZ…”

    Aydın, “Bugün çoğu cemevinde 50 kitabı yan yana bulabilene aşk olsun. O 50 kitaptan birini alıp okuyana aşk olsun. Bir gülünüp ağlanacak halimiz de, cemevlerinde yaygın olarak kullanılan “kütüphane” sözü var” diyerek şöyle devam etti:

    “Cemevlerinde boncuk satılan ve birçoğu birer boncuk kadar değeri olmayan sağdan soldan toplanmış ve bir kısmı Şii propagandası yapan, bir kısmı hurafelerle bezeli, adına kitap dediğimiz, satılan ama çoğunlukla alınsa da evlerde vitrinleri süsleyen birer görüntü nesnesi bazı kitaplarımız da yok değil tümden…Durup durup Bayburtlu Zihni gibi halimize bir bakmalıyız; bu kadar çelişkinin ve hatanın neresinden, ne kadar kısa zamanda döneriz, diye…”

    500 yıl öncesinde bir Kızılbaş -Alevi ocağından (pir-dede evi), Bektaşi Tekkesi – Dergahı’ndan örnek veren Ayhan Aydın şunları aktardı:

    “Kızılbaş-Alevi ocağında, Bektaşi Tekkesi-Dergahı’nda merkezi sistemlerin her türlü baskısına rağmen, belki 30/40 el yazması eser bulurduk. Gezgin dedeler/pirler, derviş-babalar sayesinde elle yazılıp bir yerden bir başka yere taşınarak aktarılan inanç ve kültür dünyamızın temelleri olan eserlerdi bunlar.
    En azından büyük Alevi-Bektaşi ozanı, ereni Kaygusuz Abdal’ın 17 eseri var. Şah Hatayi’nin divanı zaten birçok yerde vardı. “7 Ulu Ozan”dan ki, nice nice ozanlarımız var, Fuzuli’nin Erenler Bahçesi eseri bir çok ocak merkezi ve tekkede ve hatta evlerde bile bulunabiliyordu. İnsanlar bu eseri sürekli okuyorlardı. Şeyh Safi Buyruğu, İmam Cafer Buyruğu; Hacı Bektaş Velayenatmesi başta olmak üzere sırf benim günümüz Türkçelerinden okuduğum en az 20 velâyetname örneği var. Hüsniye, Cabbar Kulu… Daha nice niceleri…
    Geçmişte okumayan, yazmayan ne bir dedemiz, ne bir dervişimiz, ne de bir Bektaşi babamız vardı.
    Şimdi ne haldeyiz?”

    Yazar Ayhan aydın önerilerini şöyle sıraladı:

    “-Tüm dünyada Alevilik- Bektaşilikle ilgili yayınlanmış veya yayınlanmamış her türlü basılı şeyi barındıran bir arşiv- kütüphane,

    -Akademisyen olarak yetiştirilmiş uzman gençler,

    -Özümüze uygun olarak oluşturulmuş inanç önderlerimizin bilgilerini arttıracak bir kurum,

    -Alevi Bektaşi klasiklerini yeniden yayınlayan bir heyet,

    -Bilimsel çalışmalar-yayınlar yapacak bir enstitü,

    -Buna benzer inanç-bilim ve araştırma çalışmaları gerekiyor.

    Yazar Aydın, “Bunları yapmayan bir Alevi-Bektaşi toplumu ve kurumsal yapısı, atalarına layık olabilir mi? Geleneği geleceğe taşıyabilir mi? Alevi Bektaşi inancını, yolunu, öğretisini yaşatabilir mi?” diye sordu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kendi köyüne kütüphane kurdu; şimdi ise her köye bir kütüphane için kolları sıvadı

    Kendi köyüne kütüphane kurdu; şimdi ise her köye bir kütüphane için kolları sıvadı

    PİRHA- “Bir kitap çok şey değiştirir, sen de bir kitap gönder, güzel günler için okuyan nesiller” şiarıyla yola çıkan üniversite öğrencisi Metin Uğur, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören köyünde kurduğu kütüphanenin ardından şimdi ise “Her köye bir kütüphane” projesini hayata geçirmek için yola çıktı. 

    Türkiye’de kütüphaneler bir bir yok edilirken, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören köyünde 2 yıl önce  kütüphane kuruldu. Üniversite öğrencisi Metin Uğur öncülüğünde, köydeki eski öğretmen lojmanı kütüphaneye çevrilmişti.

    “Bir kitap çok şey değiştirir, sen de bir kitap gönder, Güzel günler için okuyan nesiller” şiarıyla yola çıkan üniversite öğrencisi Metin Uğur, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören köyünde kurduğu kütüphanenin ardından şimdi ise “Her köye bir kütüphane” projesini hayata geçirmek için yola çıktı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya bilgi veren Metin Uğur, “Her insanın kitap okuması şart ve çocuklar kitaplarla büyümeli. İllerde, ilçelerde kütüphane var ancak köylerde de olması gerektiğine inanıyorum” dedi.

    “ÇOCUKLAR KÜTÜPHANE KÜLTÜRÜ İLE TANIŞMALI”

    “Hayatlarında hiç kitap okumamış, hatta hayatlarında kütüphanelerle hiç tanışmamış insanlara kitapların faydalarını anlatmak çok zor” diyen Uğur, şunları dile getirdi:

    “Anne-baba çok önemli bu süreçte. Kütüphanelere götürsünler çocuklarını. Okumalı çocuk, çok okumalı. Kitap okuyan nesiller yetiştirmeliyiz, çünkü cehaletin yeşeremeyeceği ve barınamayacağı yer kitaplarla dolu olan kütüphanelerdir. Biz bu yola kendi köyümüz olan Tokat Zile’nin Karacaören köyünden çıktık. Okusun istiyoruz çocuklarımız ve insanlık okusun. Köylerde kütüphanelerin kurulması ve köylerde yaşayan çocukların daha fazla kitaba ulaşması gerekiyor. Kütüphane kültürü ile tanıştırmak istiyoruz biz çocuklarımızı. Kitaplarla dolu olan kütüphanelerde kitap okuyarak zaman geçirsinler istiyoruz. Bizler vatanımızı, bayrağımızı ve insanları seviyoruz. Ülkemizde kitap okuma oranının artmasını istiyoruz, çünkü güzelleşiyor kitap okudukça insanlar. Yayılsın istiyoruz bu ışık Türkiye’nin tüm köylerine, her karış toprağına.”

    En büyük destekçisinin annesi Elif Uğur olduğunu belirten Metin Uğur, “Kitap göndererek desteğini esirgemeyen ve bu süreçte yanımızda olan herkese canı gönülden teşekkür ediyorum” dedi.

    Uğur anne-babalara ise şöyle seslendi:

    “Siz anne ve babalar unutmayın ki çocuklarınızın okula başlamadan önceki ilk öğretmenleri sizlersiniz. Eşekli kütüphaneci diye anılan, Nevşehir Ürgüp ilçesine bağlı köylere kitapları eşeklere yükleyip götüren,”Size kitap getirdim okuması bedava” diye seslenen güzel insan Sayın Mustafa Güzelgöz’ü saygı, sevgi ve özlemle anıyorum.”

    PİRHA/TOKAT

  • Köy çocukları için evini kütüphaneye çevirdi-VİDEO

    Köy çocukları için evini kütüphaneye çevirdi-VİDEO

    PİRHA- Emekli İngilizce Öğretmeni Nüvid Güray, eşiyle birlikte evlerinin bir bölümünü kütüphaneye çevirerek köydeki çocukların kitap okuyup, ders çalışmalarına katkı sağlıyor. Güray, “Amacımız soran, sorgulayan, birey olduğunun bilincine varan ve etrafındaki her türlü canlıya ve tarihi varlığa saygı duyan çocukların gençlerin yetişmesi” diye konuştu.

    Çocukluk hayali olan ve emekli olduktan sonra İstanbul’dan Balıkesir’e bağlı Edremit Güre Köyü’ne yerleşen emekli İngilizce Öğretmeni Nüvid Güray eşi Ayhan Güray ile birlikte hem elindeki kitapları değerlendirmek hem de köydeki çocukların eğitimlerine katkı sağlamak amacı ile evlerinin bir bölümünü kütüphaneye çevirdi. Tamamen kendi emekleri ile oluşturdukları kütüphaneye eş, dost ve duyarlı birçok kesim kitap bağışında bulunarak kütüphanenin çeşitliliğinin artmasını sağlamış.

    Emeklilik yıllarında yönlerini İstanbul’un dışına çeviren Güray çifti, Edremit Güre Köyü’nü bir arkadaşları ile gezerken tesadüfen görüp beğenmiş.

    Güray, “Yörenin yeşilliği, Kaz Dağları’nda oluşu bunlar da çok önemli şeylerdi. Sonra çay bahçesinde otururken de espri yapmıştım, ‘Bir nescafe yanında da bahçeli bir köy evi rica ediyorum’ diye. O espri hemen o gün gerçek oldu. Burası oldukça harap bir yerdi. Aşağı yukarı 2008-2009’a kadar burayı yaşanır hale getirdik” diye konuştu.

    KÜTÜPHANE’NİN ÜYELERİ DAHA ÇOK KIZLAR

    Çevrelerindeki komşuları tarafından çok büyük ilgiyle karşılaştıklarını belirten Güray, “Yalnız ilk başta gelen çocuklar hep erkekti. ‘Hiç bu beldenin kız çocuğu yok mu kütüphaneye ilgi duyan’ diye düşünmeye başladık. Meğer erkek çocuklar kızlara ‘Kütüphane erkekler içindir’ demişler. Şimdi erkek çocuktan çok kız çocuk üyemiz var” ifadelerini kullandı.

    Kütüphaneye Güre Özel Gülen Güray Kütüphanesi ismini verdiklerini belirten Güray, “Gülen benim baba soyadım, Güray da eşimin soyadı. Her iki soyadını birden yaşatalım diye Gülen Güray Kütüphanesi ismini verdik. Ve kütüphane kurmak çocukluk hayalimdi. Bir giysiye 100 lira 150 lira vermeye çok acırım ama bir kitaba 300 lira vermeye hiç acımam öyle bir tavrım tarzım var” diye konuştu.

    ÇOCUKLARA KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANDIRIYOR

    Çocuklara öncelikli olarak kitap okuma alışkanlığını kazandırmaya çalıştıklarını ifade eden Güray sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çocuklar kış aylarında okul çıkışı geliyorlar ödevleri ve araştırmaları varsa onları yapıyorlar. Ders çalışırken bilemedikleri bir şeyler olursa benimle paylaşıyorlar, yardımlaşıyoruz. Her yıl çocuklar arasından bir müdür seçiyoruz. O müdürümüz genellikle 5, 6, 7’inci sınıflardan oluyor. Diyelim ki 2’inci sınıftaki bir çocuğun bir sorusu var ve yapamadı. Önce ablaya, abiye gidiyor. Yani çocuklar arasında da bir sorumluluk paylaşımı yapmaya çalışıyoruz. Ola ki o yanıtlayamazsa o zaman bana geliyorlar.”

    HER YIL ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENİYOR

    “Kitap okuma ve ders çalışmanın yanı sıra her yıl düzenli etkinliklerimiz var” diyen Güray, her yıl yaptıkları etkinlikleri anlattı:

    “30 Aralık’ta bir yılbaşı partimiz var. Her sene kütüphane haftasında en çok kitap okuyan çocukları ödüllendiriyoruz. Bahar aylarında bahar şenliklerimiz var. Çocuklara uçurtmalar dağılıyor. Yaz etkinlikleri genel de bir hafta sürüyor. Yaz etkinliklerinde oyun hamurları, resim etkinlikleri, taş boyamaları ve el becerileri, konferanslar oluyor. Mesela bir seferinde deprem güvenliği yaptık. Bir seferinde sağlıkla ilgili bir şeyler yaptık. Birkaç yıldır da çocuklarımızdan bir kısmı keman öğrenmeye başladılar. Onun yanı sıra bir müzik koromuz var. Koromuzun adı da Zeytin Çiçekleri. Koroyu ben çalıştırıyorum. Ağırlıklı olarak türkülerimiz de Türk sanat müziği. Çünkü pop müzik tamam yadsımıyorum ama özellikle sözleri falan itibariyle çocuklara hiç uygun değil. O bakımdan türküleri, şarkıları da seçerken ona çok dikkat ediyorum.”

    KÜTÜPHANEDEKİ TÜM ETKİNLİKLER ÜCRETSİZ

    Kütüphanenin tamamen ücretsiz olduğunu belirten Güray, “Veliler bazen ‘Hocam ne kadar para vereceğiz?’ diyorlar. Para yok deyince hayretle karşılıyorlar. Veliler bir şeyler yapınca armağan vermek istiyorlar. ‘Hayır’ diyorum. ‘Asla özel armağan kabul etmiyorum’. Bazen çok içlerinden geliyor ikram saatleri için bir şeyler yapıyorlar evde ‘Tamam’ diyorum. Bazen de ‘Hocam gelelim temizliği falan yapalım’ diyorlar. Ancak kabul etmiyorum” diye konuştu.

    Kütüphanede bir dayanışma örneğinin görüldüğünü vurgulayan Güray, “Burası bizim evimiz olmasa çocukları birçok olaya katacağım. Örneğin bir tamir olayını ve bahçenin bakımını çocuklara yaptıracağım. Ama burası bizim evimiz olduğu için bundan biraz çekiniyorum. Çünkü bizim yüreğimizi bilmeyen birileri veya bizden hoşlanmayan birileri ‘çocukları çalıştırıyorlar kendi evleri için’ diyebilirler. Ama şunu yapıyoruz yaz aylarında çocuklarla kız erkek ayrımı olmaksızın kurabiye, kek yapıyoruz” dedi.

    HAFTANIN BEŞ GÜNÜ AÇIK

    Kütüphaneyle ve kütüphaneye gelen çocuklar ile sadece eşinin ve kendisinin ilgilendiğini belirten Güray şunları kaydetti:

    “Kütüphanedeki tüm kitapları tek tek içindeki çizgilere ve ifadelere varıncaya kadar inceledik. Çünkü çocuk kitapları da maksatlı olarak bozuldu. Veya çocuklar için pedagojik açıdan uygun olmayan şeyler oluyor. Kütüphane haftanın beş günü açık. Kütüphaneye ilkokul birinci sınıf ve lise öğrencileri geliyor. Ama liseye geçen çocuklarımızın uğrama şansı azalıyor. Çünkü Güre’de okul olmadığı için civar bölgelere gidiyorlar. Civardan da çocukların gelmesi falan çok geç saatleri buluyor.”

    AMAÇ, SORGULAYAN BİREYLER YETİŞTİRMEK

    Emekli öğretmen Nüvid Güray son olarak eşi Ayhan Güray’la evlerini kütüphaneye çevirmedeki amaçlarını şöyle ifade etti:

    “Amacımız sorgulayan, birey olduğunun bilincine varan ve etrafındaki her türlü canlıya ve tarihi varlığa saygı duyan çocukların gençlerin yetişmesi. Çocuklara her zaman ‘Ben bile bir şey söylesem inanmayıp araştıracaksınız’ diyorum. Çocukların buna alışmaları lazım. Bir ödevleri olduğu zaman da internet çok kolay bas düğmeye gelsin bilgi. Özellikle önce kitapları araştırıyoruz. Kitaplarda onların işine yarayan bir şeyleri bulduğumuz takdirde ne güzel. Eğer o bizi tatmin etmiyorsa o zaman internete geçiyoruz. Olayımız böyle işte. Bu arada sosyal bir takım şeyleri vermeye çalışıyoruz. Çocuklarımızla mutluyuz yani çok keyifliyiz.”

    İsmet SEFER/Sevim KAHRAMAN

    BALIKESİR

     

  • Erikli Baba Vakfı’ndan: Kütüphanesiz okul kalmasın’ kampanyası

    Erikli Baba Vakfı’ndan: Kütüphanesiz okul kalmasın’ kampanyası

    PİRHA – Erikli Baba Eğitim ve Kültür Vakfı, ‘Kütüphanesiz okul kalmasın’ kampanyasına destek bekliyor. 

    İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan Erikli Baba Eğitim ve Kültür Vakfı, ‘Kütüphanesiz okul kalmasın’ kampanyası düzenledi. Bu kampanyayla bölge illerinde okuyan çocuklar için, ‘Hikaye kitapları, test kitapları ve kırtasiye malzemeleri’ gibi birçok ihtiyacı gidermek amaçlandığı belirtildi.

     

  • Çankaya’da temizlik işçileri çöpten çıkan kitaplarla kütüphane kurdu

    Çankaya’da temizlik işçileri çöpten çıkan kitaplarla kütüphane kurdu

    Ankara’nın Çankaya ilçesinin temizlik işçileri, çöplerden topladıkları kitaplarla kütüphane kurdular. İşçilerin yeni projeleri ise köy okullarına kitap göndermek ve bir çöp kamyonunu gezici kütüphane olarak düzenlemek.

    İmrahor Mahallesi’nde yer alan, 45 yıl önce inşa edilmiş ve harabeye dönmüş eski tuğla fabrikası restore edilerek Çankaya Belediyesi temizlik işçilerinin toplanma merkezi haline getirildi.

    Günde 600 işçinin kullandığı ve içinde kuaför, dinlenme salonu bulunan, sinema salonu yapılması planlanan merkezde temizlik işçilerinin çöplerden toplayarak bakımını yaptığı kitaplardan oluşturulan bir de kütüphane bulunuyor.

    İŞÇİLER ÇÖPLERDEN 4 BİN 20 KİTAP TOPLADI

    Çankaya ilçesinin temizliğinden sorumlu işçiler çöplere atılmış kitapları toplamaya yedi ay önce başladı. Okunabilecek durumda olan kitapların bakımı yapılarak kitaplar konu başlıklarına göre tasnif edildi. İşçilerin mola zamanlarını değerlendirdikleri kütüphanede 4 bin 20 kitap bulunuyor. Depoda bekleyen kolilerdeki kitapların da bakımı yapıldıktan sonra kütüphaneye kazandırılması için çalışılıyor.

    İşçiler için yeniden restore edilen tuğla fabrikasının eski görüntüsü.

    “HEM ÇALIŞIP HEM OKUMAK İYİ HİSSETTİRİYOR”

    Kütüphanede dünya klasikleri, korku gerilim, Türk edebiyatı, siyaset gibi 17 farklı kategoride kitap bulunuyor. Kitapları kayıt sistemi sayesinde evlerine de götürebilen işçilerden Orhan Aykutlu, “Dinlenme zamanlarını genelde kütüphanede geçiriyoruz. Aradığımız kitapların çoğunu burada bulabiliyoruz. Kültürümüzü geliştiriyoruz. Çalışmadığımız zamanlarda boş durmaktansa burada kitap okumak, arkadaşlarla satranç oynamak daha iyi geliyor” diye konuştu.

    İki yıldır temizlik işçisi olarak çalışan Musa Kılıç ise, “Çoğu çalışma ortamında bulunamayacak imkânı el birliğiyle hazırladık. Hem çalışıp hem okumak iyi hissettiriyor” dedi.

    “KÖY OKULLARINDA KÜTÜPHANELER OLUŞTURMAK İSTİYORUZ”

    Temizlik işçilerinin toplanma merkezi sorumlusu Emirali Urtekin projeye olan ilgiden çok memnun olduklarını söyledi. Çankaya halkının duyarlılığına dikkat çeken ve projenin desteklerle daha da büyüyeceğini söyleyen Urtekin,”Hedefimiz en az 5 bin kitap. Bu sayının üstüne çıktığımızda işçilerimizin kütüphanemize kazandıracağı yeni kitapların bakımını yaptıktan sonra kitapsız köy okullarında kütüphaneler oluşturmak istiyoruz. Kütüphanemizi duyup ‘biz de kitap bağışlamak istiyoruz’ diyen Çankaya sakinleri var. Verilen adreslere giderek kitapları teslim alıyoruz. Aynı zamanda merkezin imkânlarını çocuklar için de kullanmak istiyoruz. Çocukları burada ağırlayıp onları güzel mekânlarla buluşturarak geleceğe güzel bireyler hazırlamak amaçlarımız arasında” diye konuştu.

    (Gazete Duvar)

  • Erenler Cemevi kütüphanesine ilgi büyük-VİDEO

    Erenler Cemevi kütüphanesine ilgi büyük-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Erenler Cemevi, 2010 yılından beri zengin kütüphanesiyle halka hizmet vermeye devam ediyor. 

    Haberin Videosu

    Erenler Cemevi kütüphanesi 2010 yılında yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun oğlu  Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu’nun desteğiyle biraz da yapılan bağışlarla kurulmuş. Kurulduğu günden beri aktif olan kütüphaneye ziyaretçiler de oluyor.

    Lise öğrencilerinin ders çalışmak için geldiği kütüphaneye çevreden kitap okumak isteyenler, araştırma yapmak isteyenler de gidebiliyor.

    İmece usulüyle kurulan kütüphaneye kitaplar gelmeye de devam ediyor. Kitaplar kayıt yapılarak dışarıya da verilebiliyor. Ayrıca cemevinin genel sekreteri olan Yavuz Selçuk kitap bağışı için de çağrıda bulundu. (HABER MERKEZİ)