Etiket: kuyu tipi hapishaneler

  • İHD Dersim: Kuyu tipi hapishaneler insanlık suçudur, derhal kapatılmalıdır!-VİDEO

    İHD Dersim: Kuyu tipi hapishaneler insanlık suçudur, derhal kapatılmalıdır!-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, Türkiye’de yaygınlaşan ‘Kuyu Tipi’ hapishanelerin mahpusları yaşamdan koparan ağır tecrit koşullarıyla insanlık onurunu ve hukuku ihlal ettiğini belirterek, bu uygulamaların derhal sonlandırılması çağrısında bulundu.

    2021 yılından itibaren “S Tipi”, “Y Tipi” ve “Yüksek Güvenlikli” adları altında hayata geçirilen gerek mimari yapısı gerekse de uygulamaları nedeniyle insan hakları savunucuları tarafından “kuyu tipi” olarak nitelendirilen hapishanelerdeki hak ihlalleri gündeme gelmeye devam ediyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi de, dernek binasında konuya dair basın açıklaması düzenlendi. Açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    “MAHPUSLAR 23 SAAT HÜCREDE, GÖKYÜZÜ BİLE YASAK”

    Nurşat Yeşil, ‘Kuyu Tipi’ hapishanelerde tutulan mahpusların günde 23 saat boyunca tek kişilik hücrelerde kapalı tutulduğunu, açık hava, güneş ışığı, sohbet ve sosyal etkinlik gibi temel haklardan mahrum bırakıldığını ifade ederek, hücrelerin yüksek duvarlarla çevrili ve üç katlı olması nedeniyle mahpusların gökyüzünü dahi göremediğini vurguladı.

    “TECRİT AYLARCA, HATTA YILLARCA SÜRÜYOR”

    Birleşmiş Milletler’in Mandela Kurallarına göre 15 günü aşan tecrit uygulamaları işkence olarak tanımlandığını hatırlatan Nurşat Yeşil, ‘Kuyu Tipi’ hapishanelerde bu sürenin aylarca, hatta yıllarca sürdüğüne dikkat çekerek, bu durumun mahpuslar üzerinde ağır fiziksel ve psikolojik yıkıma yol açtığını belirtti.

    “İNFAZ DEĞİL, YAVAŞLATILMIŞ ÖLÜM”

    Açıklamada, R tipi ve S tipi gibi yeni izolasyon merkezlerinin de benzer işlev gördüğü aktaran Nurşat Yeşil, “Bu yapıların ortak özelliği mahpusun yaşam alanını bir kuyuya çevirmesidir. Bu bir infaz değil, yavaşlatılmış bir ölümdür” dedi.

    “SAĞLIK VE AVUKAT ERİŞİMİ ENGELLENİYOR”

    Mahpuslardan gelen mektuplarda sağlık hizmetlerine erişimin engellendiği, avukat görüşlerinin sınırlandığı ve hastane sevklerinin geciktirildiği bilgisine yer veren Nurşat Yeşil, bu uygulamaların yaşam hakkı ve işkence yasağının açık ihlali olduğunu vurguladı.

    “İZOLASYON BİR GÜVENLİK DEĞİL, YOK ETME POLİTİKASIDIR”

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, ‘Kuyu Tipi’ hapishanelerin insanın toplumsal varlık olma özelliğini hedef aldığını ve mahpusları görünmez hale getirerek toplumsal vicdanı susturmayı amaçladığını belirtti.

    Açıklamada şu çağrılara yer verildi:

    • Tüm kuyu tipi hapishaneler derhal kapatılmalı,
    • Tecrit ve izolasyon uygulamaları son bulmalı,
    • Mahpusların sosyal ve kültürel haklarına erişimi sağlanmalı,
    • Bağımsız heyetler hapishanelerde inceleme yapabilmeli,
    • Aile ve avukat görüşlerinin önündeki engeller kaldırılmalı,
    • Adalet Bakanlığı kamuoyuna şeffaf bilgi vermeli.”

    “İNSAN ONURU DEVLETİN ÜSTÜNDEDİR”

    Nurşat Yeşil, açıklamasının sonunda şu ifadelere yer verdi:

    “İzolasyon bir güvenlik politikası değil, insanı yok etme politikasıdır. İnsan onuru, devletin ve toplumun üstündedir. İzolasyon işkencedir, işkence insanlık suçudur.”

    PİRHA/DERSİM

  • Fikret Akar, açlık grevinin 189. gününde: Talepleri kabul edilsin-VİDEO

    Fikret Akar, açlık grevinin 189. gününde: Talepleri kabul edilsin-VİDEO

    PİRHA-Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nden ‘kuyu tipi’ olmayan bir hapishaneye sevk olmak için başlattığı açlık grevi eylemini 189. gündür sürdüren Fikret Akar’ın sağlık durumu giderek kötüleşirken ailesi bir an önce taleplerinin kabul edilmesini istiyor.

    2021 yılından itibaren “S Tipi”, “Y Tipi” ve “Yüksek Güvenlikli” adları altında hayata geçirilen, gerek mimari yapısı gerekse de uygulamaları nedeniyle insan hakları savunucuları tarafından “kuyu tipi” olarak nitelendirilen hapishanelerdeki hak ihlalleri gündeme gelmeye devam ediyor.

    Fikret Akar, Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nden ‘kuyu tipi’ olmayan bir hapishaneye sevk olmak için 189. gündür açlık grevi eylemini sürdürüyor.

    Fikret Akar’ın eşi Şükriye Akar, PİRHA’ya konuştu.

    “GÜNDE SADECE 1 SAAT HAVALANDIRMAYA ÇIKARTILIYOR”

    Eşinin 17 Ağustos’ta tutuklanıp1 Şubat’ta Silivri’den Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ne sürgün edildiğini ifade eden Şükriye Akar, “Günde sadece 1 saat havalandırmaya çıkartılıyor ve günün 23 saatini tek başına bir hücrede geçirmek zorunda kalıyor. Tutsaklar kendilerini bir kuyunun dibine koyulmuş gibi hissettikleri için bu hapishanelere kuyu tipi hapishaneler olarak adlandırıyor” dedi.

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELERİN KAPATILMASINI İSTİYORUZ”

    Eşinin 30 Mart’ta süresiz açlık grevine başladığını belirten Akar, “Sağlığı giderek kötüleşiyor. Ayaklarında madem oluştu o yüzden artık uzun süre oturup, yürüyemiyor. Aynı zamanda kas ağrıları ve yutkunma sorunu var. F tipi hapishanelerde en azından gökyüzünü görüyorsun, kıyafetlerini dışarıda kurutabiliyorsun. Artık tutsaklar için güneşi görmeyi bile çok büyük bir lüks haline getirdiler. Yani kuyu tipi hapishanelerde zalimliğin büyüklüğünü düşünün. Güneş yok, insan yok, hava yok. Tutsak aileleri olarak kuyu tipi hapishanelerin kapatılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • İHD Dersim Şubesi: İnsanlık onuruna aykırı ‘kuyu tipi’ hapishaneler derhal kapatılmalıdır-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: İnsanlık onuruna aykırı ‘kuyu tipi’ hapishaneler derhal kapatılmalıdır-VİDEO

    PİRHA- İHD Dersim Şubesi, “İnsanlık onuruna aykırı ‘kuyu tipi’ hapishaneler derhal kapatılmalıdır” diyerek basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Türkiye’de hapishaneler, uzun süredir yalnızca özgürlükten yoksun bırakmanın ötesine geçmiş, insanlık onurunu hedef alan ağır koşulların dayatıldığı mekânlara dönüşmüştür” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, hapishanelerde giderek ağırlaşan tecrit ve izolasyon koşullarına, ‘kuyu tipi’ olarak tanımlanan Y, S ve Yüksek Güvenlikli Hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlallerine ve süresiz açlık grevleri ile ölüm oruçlarına dikkat çekmek için basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Basın metnini İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Yaşar Sezgin okudu.

    “İktidarlar tarih boyunca muhalifleri susturmak, toplumu denetim altında tutmak ve itirazı bastırmak için hapsetmeyi en temel araçlardan biri olarak kullanmıştır” diyen Hüseyin Yaşar Sezgin, “Türkiye’de ise hapishaneler, uzun süredir yalnızca özgürlükten yoksun bırakmanın ötesine geçmiş, insanlık onurunu hedef alan ağır koşulların dayatıldığı mekânlara dönüşmüştür” dedi.

    “BU HAPİSHANELER, SİSTEMATİK BİR KÖTÜ MUAMELE ALANINA DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    2000’li yıllarda F tipleri ile derinleştirilen tecrit uygulamalarının, bugün S Tipi, Y Tipi ve ‘Yüksek Güvenlikli’ hapishanelerle çok daha ağır bir boyuta ulaştığını belirten Sezgin, şunları kaydetti:

    “Kamuoyunda ‘kuyu tipi hapishaneler’ olarak bilinen bu yapılar, 5 metrekarelik dar hücrelerde mahpusları günün 23 saatinde tek başına tutmakta; yalnızca kısa süreli ve izole edilmiş havalandırma hakkı tanımaktadır. Mahpuslar, başka mahpuslarla ve gardiyanlarla iletişimleri kesilmiş şekilde, temel ihtiyaçlarını karşılamak için dahi haftalarca bekletilmektedir. Bu hapishanelerde güneş ışığına erişim engellenmekte, pencereler apartman boşluğunu andıran dar alanlara açılmakta, hücrelerin içine yerleştirilen kameralarla mahremiyet tamamen ortadan kaldırılmaktadır.

    Kuyu tipi hapishanelerde uygulanan uzun süreli izolasyon yalnızca ruhsal değil, bedensel sağlığı da ciddi biçimde tehdit etmektedir. Algısal yoksunluk ve sürekli gözetim; ağır psikolojik rahatsızlıklara, oryantasyon kaybına, duygu durum bozukluklarına yol açmaktadır. Güneş ışığından yoksunluk, hareketsizlik ve dar mekânlarda geçirilen uzun süreler ise kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarından kronik hastalıklara kadar geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Bu hapishaneler, mimarisi ve işleyişiyle mahpusların insani varoluşunu yok sayan sistematik bir kötü muamele alanına dönüşmüştür.”

    “BİRÇOK MAHPUSUN YAŞAMI KRİTİK BİR EŞİĞE GELMİŞTİR”

    Hak ihlalleri karşısında uzun süredir çok sayıda mahpusun, kuyu tipi hapishanelerin kapatılması ve başka tip hapishanelere sevk edilme talepleriyle açlık grevlerini ve ölüm oruçlarını sürdürmekte olduğunu söyleyen Hüseyin Yaşar Sezgin, “Bu süreçte ölüm orucunun 303. gününde olan Serkan Onur Yılmaz ve açlık grevinin 203. gününde olan Ali Aracı başta olmak üzere birçok mahpusun yaşamı kritik bir eşiğe gelmiştir. Mahpusların bedenlerinde geri dönüşü olmayan sağlık sorunları ortaya çıkmakta, yaşam hakları doğrudan tehdit altına girmektedir. Yetkililerin bu talepleri görmezden gelmesi, hem insan onuruna aykırı uygulamaların sürmesine hem de toplumun geri dönülmez kayıplarla karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır. Türkiye, Avrupa Konseyi ülkeleri arasında nüfusuna oranla en yüksek mahpus sayısına sahip ülkedir. Her 100 bin kişiden 355’i hapishanelerde tutulmaktadır. Buna rağmen Adalet Bakanlığı her yıl onlarca yeni hapishane açmakta, tutuklama istisnai değil kural haline getirilmektedir. Yeni yapılan hapishaneler şehir merkezlerinden uzakta inşa edilmekte, böylece avukat görüşleri ve aile ziyaretleri zorlaştırılmakta; mahpusların toplumsal bağları sistematik olarak zayıflatılmaktadır” diye ekledi.

    “YETKİLİLERİ HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    İHD Dersim Şubesi, taleplerini şöyle sıraladı:

    “İnsanlık onuruna aykırı kuyu tipi hapishaneler derhal kapatılmalıdır.

    Tecrit ve izolasyon politikaları son bulmalı, mahpusların insanca yaşam koşulları sağlanmalıdır.

    Açlık grevinde ve ölüm orucunda olan mahpusların talepleri acilen karşılanmalı, yaşam haklarının yitirilmesine izin verilmemelidir.

    Hapsetme politikaları, toplumu sindirme ve muhalefeti bastırma aracı olmaktan çıkarılmalıdır.

    İnsan hakları savunucuları olarak, ölümler ve kalıcı sakatlıklar oluşmadan, mahpusların başka hapishaneye sevk taleplerinin kabul edilmesi için yetkilileri acilen harekete geçmeye çağırıyoruz.”

    Açıklama, yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Kuyu Tipi Hapishaneler kapatılsın!’

    ‘Kuyu Tipi Hapishaneler kapatılsın!’

    PİRHA-TTB, TİHV, İHD, ÖHD, ÇHD, TAYAD, MED TUHAD-FED ile SES ‘Kuyu Tipi Hapishanelerde’ yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek için basın toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada, “Sağlık, hukuk ve insan hakları örgütleri olarak kuyu tipi hapishanelerin yapımının durdurulmasını ve açılmış olanların kapatılmasını talep ediyoruz” denildi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), TTB İnsan Hakları Kolu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD), Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES); S tipi, Y tipi ve yüksek güvenlikli olarak adlandırılan hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri doğrultusunda bu hapishanelerin kapatılması çağrısını yinelemek amacıyla basın toplantısı düzenledi.

    Basın toplantısında ortak açıklamayı TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap okudu.

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELERİN KAPATILMASINI TALEP EDİYORUZ”

    Sağlık, hukuk ve insan hakları örgütleri olarak kuyu tipi hapishanelerin yapımının durdurulmasını ve açılmış olanların kapatılmasını talep ettiklerini belirten Dr. Alpay Azap, “Bu tip hapishaneler yalnızca mahpusların ruhsal, bedensel, sosyal sağlıklarını bozmakla kalmayıp, siyasal erkin tüm toplumsal dinamikleri kontrol, yönetme ve bir cezalandırma biçimi olarak kullanılmaktadır. Öte yandan mahpusların iyilik halini ortadan kaldıran bu hapishaneler, ısrarlı itirazlara karşın ellerinde bedenleri dışında seslerini duyurabilecekleri bir araç kalmadığı düşüncesiyle açlık grevlerine kapı aralaması ve toplumu yaşam hakkı ihlaline varan ihlaller karşı karşıya bırakması sonucunu da doğurmaktadır. Özellikle siyasi mahpuslar olmak üzere; kuyu tipi olmayan bir cezaevine sevk ya da kuyu tipi hapishanelerin kapatılması talebiyle süresiz açlık grevinde olan ve sağlık durumları kritik olan birçok mahpusun olduğu da bilinmektedir. İnsan haklarının hukukun üstünlüğü ilkesi ile güvence altına alındığı, adil yargılamanın sağlandığı demokratik bir ülkede ve siyasal bir iyilik halinde yaşamamız durumunda hapsetmenin bir yönetim tekniği olmaktan çıkacağını, herhangi bir hapishaneye dahi gerek kalmayacağını belirtmek istiyoruz” diye konuştu. 

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELER YILLARDIR SÜREN HAK İHLALLERİNİ DAHA DA ARTIRDI”

    İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, “Kuyu tipi hapishaneler yıllardır süren hak ihlallerini daha da artırdı. Açlık grevindeki mahpusların taleplerinin karşılanması ve bu hapishanelerin kapatılması çağrısı yaptı.

    ÖHD Yönetim Kurulu üyesi Avukat Şevin Kaya, “yüksek güvenlikli” olarak adlandırılan hapishanelerde mahpusların günde sadece bir saat açık havaya erişebilmesi gibi uygulamaların tecrit sistemini derinleştirdiğine dikkat çekti ve bu yeni tip tecrit hapishanelerin kapatılması çağrısına destek verdi.

    “AÇLIK GREVİ VE ÖLÜM ORUCUNDAKİ MAHPUSLARIN TALEPLERİ KARŞILANMALIDIR”

    ÇHD Ankara Şube Başkanı Avukat Murat Yılmaz, “ağırlaştırılmış tecrit sistemi” olarak nitelediği bu hapishanelere her geçen gün yenilerinin eklendiğine dikkat çekerek “Kuyu tipi hapishaneler kapatılmalı, yenilerinin yapılması durdurulmalı, tecrit içindeki mahpuslar diğer hapishanelere sevk edilmeli, açlık grevindeki ve ölüm orucundaki mahpusların talepleri karşılanmalıdır” dedi.

    TAYAD adına Ferdi Sarıkaya, kuyu tipi hapishanelerde açlık grevi ve ölüm orucunda olan mahpuslar hakkında bilgi verdi. Tecrit sorununun sadece mahpuslar ve ailelerini değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini kaydeden Sarıkaya, siyasal iktidarın kendisi gibi düşünmeyen herkesi gönderebilecek bu yapıların kapatılması gerektiğini dile getirdi.

    “BU HAPİSHANELER DÜŞÜNCEYE TECRİT UYGULAMA MERKEZLERİDİR”

    MED TUHAD-FED adına Şirin Altay da kuyu tipi hapishaneler bir an önce kamuoyunun gündem başlıklarından biri haline dönüştürülmediği takdirde insanların hayatlarını kaybettiği günlerin yaklaştığını ifade etti. Altay, ayrıca ceza infaz kurulları eliyle yaratılan hak ihlallerini de vurguladı.

    SES Eş Genel Başkanı Sıddık Akın, Türkiye ile benzer nüfuslara sahip Almanya’da 60 bin ve Fransa’da 80 bin mahpus olmasının başlı başına bir gösterge olduğunu belirtti. Hasta mahpusların ve hapishanelerdeki sağlık emekçilerinin yaşadığı hak ihlallerinden de söz eden Akın, “Bu hapishaneler düşünceye tecrit uygulama merkezleridir. Yapılan, mahpuslarla birlikte toplumun düşüncelerinin tecrit edilmesidir. Yapılması gereken ise toplumsal sağlık ve iyilik halini geliştirecek adımlar atılmasıdır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Tayadlı Aileler, kuyu tipi hapishanelere karşı Samandağ’da açıklama yaptı-VİDEO

    Tayadlı Aileler, kuyu tipi hapishanelere karşı Samandağ’da açıklama yaptı-VİDEO

    PİRHA-Tayadlı Aileler, kuyu tipi hapishanelerde devam eden ölüm orucu ve açlık grevlerine ilişkin Samandağ’da açıklama yaptı. Okunan basın metninde “Kuyu tipi hapishanelerle dayatılan ‘tecridi ağırlaştır, yok et politikası’ sadece devrimcileri değil, her kesimi tehdit ediyor” denildi. 

    2021 yılından itibaren “S Tipi”, “Y Tipi” ve “Yüksek Güvenlikli” adları altında hayata geçirilen, gerek mimari yapısı gerekse de uygulamaları nedeniyle insan hakları savunucuları tarafından “kuyu tipi” olarak nitelendirilen hapishanelerdeki hak ihlalleri günden güne artıyor.

    Bolu F Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Serkan Onur Yılmaz, Antalya S Tipi Hapishanesi’nde tutulan 8 arkadaşının da “kuyu tipi” olmayan bir hapishaneye sevk olması için başlattığı ölüm orucu eyleminin 293. gününde.

    TAYAD’lı Aileler, kuyu tipi hapishanelere karşı CHP Samandağ ilçe örgütü binasında basın toplantısı yaptı. Toplantıya, 200 günü aşkın süredir süresiz açlık grevinde olan Grup Yorum emekçisi Ali Aracı ve süresiz açlık grevindeki Seval Aracı’nın babası Yunus Aracı, süresiz açlık grevindeki tutuklu Tahsin Sağaltıcı’nın babası ve tutuklu Deniz Şah’ın annesi Zeynep Şah da katıldı.

    Basın açıklamasını Halil Yakut okudu.

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELER KAPATILSIN”

    “Kuyu tipi hapishaneler” politikası ile devletin kendi yasalarını çiğnediğini ifade eden Halil Yakut, “Henüz tutuklu, ilk mahkemesinde tahliye olabilecek tutsaklara ağırlaştırılmış müebbet hapis koşulları dayatılıyor. Kuyu tipi hapishanelerle dayatılan ‘tecridi ağırlaştır, yok et politikası’ sadece devrimcileri değil, tüm muhalefeti, halktan her kesimi tehdit ediyor. İktidardakiler, kendinden olmayan herkese saldırıyor. Bugün bana, yarın sana gerçeğini kimsenin aklından çıkarmaması gerekiyor. Devrimci tutsaklar her saldırı altında, kesintisiz sürekli direniyor. Seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Kuyu tiplerinde direnen kazanıyor, başka bir hapishaneye sevki yapılıyor. Devlet, kırk katır mı, kırk satır mı politikasını hayata geçirirken dahi, direnenlere tek tek bedelini ödettiriyor. ‘Diren, kazan, bedelini öde’ dayatmasıyla sakat bırakmaya çalışıyor ve aynı zamanda başkası için direnme diyor” dedi.

    “EVLATLARIMIZIN TALEPLERİ KABUL EDİLSİN”

    “Kuyu tipi hapishanelerde” devletin, tutukluların değer ve düşüncelerine saldırdıklarını vurgulayan Yakut, “Bizler de tutsak yakınları olarak, evlatlarımızın sesine, sesimizi katıyoruz. Onların açlıklarıyla dile getirdiği gerçeği, burdan bir kez de biz ifade ediyoruz; Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın, ağırlaştırılmış tecrit koşulları kaldırılsın, evlatlarımızın talepleri kabul edilsin” diye konuştu.

    PİRHA/HATAY

  • Serkan Onur Yılmaz, ölüm orucunun 288. gününde: Talepleri kabul edilsin-VİDEO

    Serkan Onur Yılmaz, ölüm orucunun 288. gününde: Talepleri kabul edilsin-VİDEO

    PİRHA-Antalya S Tipi Hapishanesi’nde bulunan 8 arkadaşının da ‘kuyu tipi’ olmayan bir hapishaneye sevk olması için başlattığı ölüm orucu eylemi 288. gününde sürdüren Serkan Onur Yılmaz’ın sağlık durumu giderek kötüleşirken ailesi bir an önce taleplerinin kabul edilmesini istiyor.

    2021 yılından itibaren “S Tipi”, “Y Tipi” ve “Yüksek Güvenlikli” adları altında hayata geçirilen, gerek mimari yapısı gerekse de uygulamaları nedeniyle insan hakları savunucuları tarafından “kuyu tipi” olarak nitelendirilen hapishanelerdeki hak ihlalleri gündeme gelmeye devam ediyor.

    Bolu F Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Serkan Onur Yılmaz, Antalya S Tipi Hapishanesi’nde bulunan 8 arkadaşının da “kuyu tipi” olmayan bir hapishaneye sevk olması için başlattığı ölüm orucu eylemi 288. gününde. Serkan Onur Yılmaz’ın durumu ağırlaşırken ailesi bir an önce taleplerinin kabul edilmesini istiyor.

    “SERKAN ONUR YILMAZ’IN TALEPLERİ KABUL EDİLSİN”

    Antalya kuyu tipi hapishanesinde bulunan 8 arkadaşı için ölüm orucunun 288. gününde olduğunu söyleyen Tayadlı Aileler’den Ferdi Sarıkaya, “Serkan Onur Yılmaz için Adalet Bakanlığı’na seslenmek istiyoruz. Serkan Onur Yılmaz’ın durumu daha da ağırlaşmış durumda. Avukat ve aile görüşlerine tekerlekli sandalye ile çıkıyordu. Ayak ağrıları artmış durumda, vücudunun çeşitli yerlerinde yatak yarası dediğimiz yaralar oluşmuş. Ağız içi yaraları sıvı alımını etkiliyor. Buradan Adalet Bakanlığı’na sesleniyoruz Serkan Onur Yılmaz’ın katili olmayın. Serkan Onur Yılmaz’ın talepleri çok nettir Antalya kuyu tipi hapishanesinde bulunan 8 arkadaşının ailelerine yakın, kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk olmasıdır. Ölüm orucunun 288. gününde olan Serkan Onur Yılmaz’ın taleplerini derhal kabul edin” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD şubelerinden ortak çağrı: Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın-VİDEO

    PSAKD şubelerinden ortak çağrı: Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi, PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi, PSAKD Zeytinburnu Şubesi ve PSAKD Avcılar Şubesi ortak basın toplantısı yaparak kuyu tipi hapishanelerin kapatılması çağrısında bulundu.

    2021 yılından itibaren “S Tipi”, “Y Tipi” ve “Yüksek Güvenlikli” adları altında hayata geçirilen, gerek mimari yapısı gerekse de uygulamaları nedeniyle insan hakları savunucuları tarafından “kuyu tipi” olarak nitelendirilen hapishanelerdeki hak ihlalleri gündeme gelmeye devam ediyor.

    Serkan Onur Yılmaz 231, Mithat Öztürk 135, Ali Aracı 132, Ali Hasan Akgül 132, Ayberk Demirdöğen 111, Fikret Akar 91, Ümit Çobanoğlu 32 gündür ‘kuyu tipi’ hapishanelerden sevk olmak için açlık grevinde.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Gazi Şehitleri Cemevi, PSAKD Sarıyer Şubesi ve Zeynep Yıldırım Cemevi, PSAKD Zeytinburnu Şubesi ve PSAKD Avcılar Şubesi kuyu tipi hapishanelerin kapatılması talebiyle ortak basın toplantısı yaptı. Açıklamayı PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi Yöneticisi Şimal Deniz okudu.

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELERDE DİRENEN DEVRİMCİLERİN YANINDAYIZ”

    Zulmün hapishanelere doymadığını ve S, R, Y tipi hapishanelerde fiziki ve psikolojik işkencenin sürdüğünü belirten Şimal Deniz, “Amaç devrimcileri teslim almak, imha etmek. Kerbela’da Hüseyin Yezid’in önünde eğilmedi, biat etmedi. Bugünün Hüseyin’i devrimcilerdir, zulmün önünde biat etmiyorlar, etmeyecekler. Kuyu tipi hapishanelerde yüzlerce gün açlıkla direnen devrimcilerin yanındayız, kuyu tipi hapishaneler kapatılsın. Emperyalizm ve faşizm, devrimcileri tecrit edip hapishanelerde imha etmek ve halkı da dışarıda teslim almak istiyor. Faşizm direnme hakkını bu saldırı aracıyla gasp ederek hüküm sürmek istiyor. Direnme hakkı yasaların, devletlerin verdiği ya da aldığı bir hak değildir. Direnme hakkı var olma hakkıdır. Var olma hakkımızı savunmak için direneceğiz. Pir Sultan’dan Mahir’e, Kerbela’dan direnme ve teslim olmama geleneğini büyütenlere selam olsun. S, R, Y kuyu tipi hapishaneler kapatılsın” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bakican Işık, 179 gündür açlık grevinde: Vücudunda yaralar oluşmaya başladı-VİDEO

    Bakican Işık, 179 gündür açlık grevinde: Vücudunda yaralar oluşmaya başladı-VİDEO

    PİRHA-Ankara Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Grup Yorum üyesi Bakican Işık, 179 gündür açlık grevinde. Bakican Işık’ın avukatı Doğa İncesu, kamuoyuna müvekkilinin taleplerine destek olma çağrısı yaptı.

    Ankara Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Grup Yorum üyesi Bakican Işık 179 gündür arkadaşlarının bulunduğu S, R ve Y tipi olmayan bir hapishaneye sevk edilme talebiyle açlık grevinde. Bakican Işık’ın annesi Yurdagül Gümüş ise Marmara Kapalı Hapishanesi’nde hem oğlu hem de açlık grevindeki diğer tutsaklarla dayanışmak için 164 gündür açlık grevinde.

    Bakican Işık’ın avukatı Doğa İncesu, müvekkilinin son durumunu PİRHA’ya anlattı.

    “BAKİCAN’IN VÜCUDUNDA YARALAR OLUŞMAYA BAŞLADI”

    Bakican Işık’ın ağzında, vücudunda ve sırt kısmında yaralar oluştuğunu vurgulayan Doğa İncesu, “Açlık grevinin günleri ilerledikçe vücutta belli tahribatlar bırakıyor. Yine müvekkilimizin annesi Yurdagül Gümüş’ün de ağzında yaralar var ve ayaklarında çok fazla ağrı var. Öyle ki bazı geceler ağrıdan uyuyamadığını söylüyor müvekkilim. Bu onun vücut direncini de doğalında düşürmüş oluyor. Müvekkillerimizin talepleri aslında çok basit, kabul edilebilir talepler” dedi.

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELERDE TECRİT DAHA DA AĞIRLAŞTIRILMIŞ DURUMDA”

    Kuyu tipi hapishanelerde tecritin daha da ağırlaştırılmış halinin uygulandığını belirten İncesu, “Hem hücrelerde kamera bulunması, hem hücrelerde herhangi bir havalandırmanın olmaması, Adalet Bakanlığının 45/1 genelgesi ile kabul edilen sohbet hakkının uygulanmaması tecridi daha fazla ağırlaştırıyor tutsaklar nezdinde. Kuyu tipi hapishanesindeki bir tutsak günün 22.5-23 saati daracık bir hücrede kalıyor. Hayatını o hücrede geçiriyor. Bilimsel araştırmalarla ortaya konduğu üzere bu kişide hem ruhsal hem de fiziki olarak ciddi ağır tahribatlar bırakıyor. Müvekkillerimiz en temel haklarını savunuyorlar süresiz açlık greviyle” diye ifade etti.

    “MÜVEKKİLLERİMİZİN SESİNE SES OLUNMASI GEREKİYOR”

    Kamuoyundan müvekillerinin taleplerine destek olmalarını beklediklerini söyleyen İncesu, “Kuyu tipi hapishaneler, insanın en temel haklarına aykırı olarak inşa edilen hapishanelerdir. Bu hapishanelerde insanların fiziki, ruhsal sağlıklarını, bütünlüklerini, uzun vadede koruyabilmeleri imkansıza yakın. Dolayısıyla mutlaka ses çıkartılması gerekiyor. Devrimci demokratların, insan hakları savunucularının, demokratik kitle örgütlerinin, müvekkillerimizin sesine ses olması gerekiyor. Kuyu tiplerine karşı mücadelenin büyütülmesi gerekiyor” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • ESP Dersim İl Örgütü, ‘kuyu tipi’ hapishanelere karşı 2 günlük açlık grevine başladı!-VİDEO

    ESP Dersim İl Örgütü, ‘kuyu tipi’ hapishanelere karşı 2 günlük açlık grevine başladı!-VİDEO

    PİRHA-ESP Dersim İl Örgütü, ‘kuyu tipi’ hapishanelere karşı 2 günlük açlık grevine başladı. ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, ‘kuyu tipi’ hapishanelerin yaşam hakkına ve insan onuruna aykırı şekilde inşa edildiği için kapatılması çağrısında bulundu. 

    2021 yılından itibaren “S Tipi”, “Y Tipi” ve “Yüksek Güvenlikli” adları altında hayata geçirilen, gerek mimari yapısı gerekse de uygulamaları nedeniyle insan hakları savunucuları tarafından “kuyu tipi” olarak nitelendirilen hapishanelerdeki hak ihlalleri gündeme gelmeye devam ediyor.

    Sercan Ahmet Arslan 217, Serkan Onur Yılmaz 196, Bakican Işık 157, Yurdagül Gümüş 144, Mithat Öztürk 101, Ali Aracı 96, Ali Hasan Akgül 96, Fikret Akar ise 56 gündür ‘kuyu tipi’ hapishanelerden sevk olmak için açlık grevinde.

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Dersim İl Örgütü, parti binasında ‘kuyu tipi’ hapishanelere karşı 2 günlük açlık grevine başladı. Açıklamayı ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi okudu. Açıklamanın olduğu yere ‘Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın, sosyalistlere özgürlük’ pankartı asıldı.

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELERDE GÖKYÜZÜNÜ GÖRMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Hapishanelerin Türkiye’nin kangren haline gelmiş bir sorunu olduğunu söyleyen Orhan Çelebi, “Hapishane politikasının son halkası ise son birkaç yılda açılan, S ve Y tipi olarak tanımlanan, ancak tutsakların “kuyu tipi” diye adlandırdığı yeni tip yüksek güvenlikli hapishaneler oldu. Neden kuyu tipi deniyor? Çünkü bu mekanlar yasalarda tanımlanmış hapishane mimarisine aykırı şekilde inşa edilmiş, havalandırması ve penceresi bulunmayan, tek ve üç kişilik hücrelerden oluşan ağır tecrit ve izolasyon mekanları. Tutsaklar kimseyle temas etmeden, tek başına kalıyor ve yine tek başına günde sadece bir saat başka bir bölümdeki havalandırmaya çıkarılıyor. Gökyüzünü görmek ve temiz hava almak mümkün değil. Öyle ki elektronik kapılar ve bas-konuş sistemi nedeniyle tutsakların çoğu zaman gardiyanlarla dahi teması olmuyor” dedi.

    “TECRİT, İNSANLIK SUÇUDUR”

    ‘Kuyu tipi’ hapishanelere sürgün edilen devrimcilerin açlık grevi eylemi yaptığını belirten Çelebi, taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “-Bu hapishaneler yaşam hakkına ve insan onuruna aykırı şekilde inşa edilmiştir ve derhal kapatılmalıdır.

    -Tecrit insanlık suçudur ve tüm hapishanelerdeki tecrit politikalarından vazgeçilmelidir.

    -Tutsakların iradesi dışında zorla yapılan sürgün sevk uygulamasından vazgeçilmelidir.

    -Adalet Bakanlığı’nı bu konuda insan hak ve onuruna yaraşır yeni politikalar üretmeye, mevcut uygulamalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Mulla Zincir, 137 gündür açlık grevinde: Yetkililer bir an önce harekete geçsin-VİDEO

    Mulla Zincir, 137 gündür açlık grevinde: Yetkililer bir an önce harekete geçsin-VİDEO

    PİRHA-Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Mulla Zincir, 137 gündür açlık grevinde. Mulla Zincir’in kardeşi Habibe Zincir, “137 gündür açlık grevinde olan Mulla Zincir ve arkadaşlarının talepleri tamamen insani taleplerdir. Bugün dokuz tutsak açlık grevinde ama sadece adalete açlar yetkililer bir an önce harekete geçsin” çağrısında bulundu.

    Sercan Ahmet Aslan 161, Serkan Onur Yılmaz 139, Mulla Zincir 137, Bakican Işık 100, Yurdagül Gümüş 88, Mithat Öztürk 45, Ali Hasan Akgül 40, Ali Aracı 40, Ayberk Demirdöğen 19 gündür S, R ve Y tipi olmayan cezaevine sevk edilme talebiyle açlık grevinde.

    Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mulla Zincir; hasta tutuklu Ufuk Keskin ile birlikte arkadaşlarının bulunduğu S, R ve Y tipi olmayan cezaevine sevk edilme talebiyle 137 gündür açlık grevinde.

    Mulla Zincir’in kardeşi Habibe Zincir, kardeşinin taleplerinin karşılanması için çağrı yaptı.

    “ADALETE AÇLAR, MERHAMET İSTEMİYORLAR”

    Kardeşinin taleplerinin insani talepler olduğunu belirten Habibe Zincir, “Kardeşim kuyu tipi hapishanelerin kapatılması, hasta tutsak Ufuk Keskin ile kendisinin kuyu tipi olmayan ve arkadaşlarının olduğu hapishaneye sevk edilmesi, haftada 10 saat sohbet hakkının uygulanması, kitap, yayın hakkına ait kısıtlamaların kaldırılması, hasta tutsakların serbest bırakılması ve sürgün sevklerin durdurulması talepleriyle 137 gündür açlık grevinde. Mulla Zincir ve açlık grevindeki diğer arkadaşlarının talepleri tamamen insani taleplerdir. Bugün 9 tutsak açlık grevinde ama sadece adalete açlar, merhamet istemiyorlar. Devrimci tutsaklar katil değil ve insanca yaşamaları için yetkililer bir an önce harekete geçsin. Devrimci tutsakların talepleri bizim talebimizdir, bir an önce kabul edilsin” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • 77 yaşındaki Yıldız Turan’ın kızı: Annemin ciddi sağlık sorunları var, serbest bırakılsın-VİDEO

    77 yaşındaki Yıldız Turan’ın kızı: Annemin ciddi sağlık sorunları var, serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA-TAYAD’lı Ailelerin Çağlayan Adliyesi önünde S, R, Y Tipi hapishanelerin kapatılması için yaptığı açıklamaya katılan 77 yaşındaki Yıldız Turan, 19 Şubat’ta ‘Örgüt üyeliği iddiasıyla’ tutuklanmıştı. Annesinin ciddi sağlık sorunlarının olduğunu belirten Yıldız Turan’ın kızı Türkan Katırcı, “Annem cezaevinde kalamayacak durumda o yüzden bu durum bizi endişelendiriyor. Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanan ve ciddi sağlık sorunları olan annem bir an önce serbest bırakılsın” dedi. 

    TAYAD’lı aileler her çarşamba günü Çağlayan Adliyesi önünde S, R, Y Tipi hapishanelerin kapatılması için açıklama yapıyor. TAYAD’lı ailelerden Yıldız Turan ve Selda Özçelik, 12 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde yapılan eyleme katılmış ve gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılmıştı.

    16 Şubat’ta otobüs durağında beklerken Yıldız Turan ve Selda Özçelik, polisler tarafından gözaltına alınıp ‘örgüt üyeliği iddiasıyla’ tutuklanmıştı. Tutuklama kararından sonra bazı gazetelerde yapılan haberlerde Çağlayan Adliyesine yönelik eylem hazırlığı ve keşif çalışması yaptığını iddia edilmişti.

    77 yaşındaki Yıldız Turan’ın kızı Türkan Katırcı, annesinin tutuklama sürecinde yaşananlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ANNEM, POLİSLER TARAFINDAN TEHDİT EDİLEREK KAÇIRILDI”

    Annesi Yıldız Turan’ın, TAYAD’lı ailelerin Çağlayan Adliyesi önünde S, R, Y Tipi hapishanelerin kapatılması için yaptıkları eyleme arada destek verdiğini söyleyen Türkan Katırcı, “Annem, 12 Şubat tarihinde kuyu tipi hapishanelerin kapatılması için eyleme katıldığı için gözaltına alındı ve daha sonra serbest bırakıldı. Annem 4 gün sonra ise 16 Şubat’ta otobüs durağında beklerken polisler tarafından gözaltına alındı. Avukatıyla beraber emniyetteki ifadesinde annemin polisler tarafından ‘Son kez Nurtepe’ye bak seni Silivri’ye gömeceğiz’ denilerek tehdit edilerek kaçırıldığını öğrendik” diye belirtti.

    “ANNEMLE İLGİLİ YALAN HABERLER SERVİS EDİLDİ”

    Annesinin ciddi sağlık sorunlarının olduğunu belirten Türkan Katırcı, “Annem cezaevinde kalamayacak durumda o yüzden bu durum bizi endişelendiriyor. 77 yaşındaki annem tutuklandıktan sonra kendisiyle ilgili basına yalan, yanlış haberler servis edildiğini gördük. 77 yaşındaki bir insanı Çağlayan Adliyesi önünde keşif yaptığını ve silahlı eylem yapacağına dair haberler servis edildi. Bu şekilde yapılan haberler annemim katledilmesinin önünün açılmasıdır. Haberciliğin de bir etiği ve ahlakı olur. Yapılan yalan haberlerle ilgili de aile olarak gereken hukuki süreci başlatacağız. Haksız, hukuksuz bir şekilde tutuklanan ve ciddi sağlık sorunları olan annem bir an önce serbest bırakılsın” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA

  • ‘Güneş, su, hava, insan yüzü, insan sesi yok; kuyu tipi hapishaneler kapatılsın’-VİDEO

    ‘Güneş, su, hava, insan yüzü, insan sesi yok; kuyu tipi hapishaneler kapatılsın’-VİDEO

    PİRHA-Halil Yakut, kuyu tipi Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde yaşadığı işkenceler, hak ihlalleri ve başka bir hapishaneye sevk olmak talebiyle yaptığı açlık grevinin 100. gününde tahliye oldu. Yeni yapılan kuyu tipi hapishanelerde hiç kimsenin kalamayacağını vurgulayan Yakut, “Yeni yapılan yüksek güvenlikli hapishaneler kuyuyu, tabutu andırıyor. Beş adımlık bir hücrede güneş, su, hava, insan yüzü, insan sesi yok. Yeni tip hapishaneler emperyalizmin devrimci tutsakları teslim almaya yönelik bir politikası” dedi.

    “S Tipi”, “Y Tipi” ve “Yüksek Güvenlikli” adı altında 2021 yılından itibaren hayata geçirilen, gerek mimari yapısı gerekse de uygulamaları nedeniyle insan hakları savunucuları tarafından “kuyu tipi” olarak nitelendirilen hapishanelerdeki hak ihlalleri, devrimci tutuklulara yönelik işkenceler, günden güne artarak sürüyor.

    Şubat ayında tutuklanan ve Silivri Hapishanesi’nde tutulan Halil Yakut, Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ne sürgün edilmişti. Yakut, Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde yaşadığı işkenceler, hak ihlalleri ve kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk olmak talebiyle başladığı açlık grevinin 100. gününde 25 Temmuz’da tahliye oldu.

    Halil Yakut, Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    “YENİ YAPILAN HAPİSHANELERDE TUTSAKLARA TECRİT UYGULANIYOR”

    Yeni yapılan yüksek güvenlikli hapishanelerin kuyuyu, tabutu andırdığını belirten Halil Yakut, “Bu hapishanelerde beş adımlık tek kişilik hücrelere kapatıyorlar sizi. Hücrelerde bir tane pencere var o pencerede tel örgülerle kapatılmış. Aynı zamanda hücrelerin kendilerine ait havalandırması da yok, günde sadece 1 saat havalandırmaya çıkarılıyorsunuz. Sürekli su kesintileri oluyor bazen 2-3 gün su gelmiyor. Güneşin vurmadığı, suyun akmadığı, havanın girmediği bir tabuta kapatıyorlar aslında sizi. Dilekçelerimiz işleme sokulmuyor, mektuplarımız engelleniyor, suç duyurularımıza cevap verilmiyor, hapishane savcısı hiçbir şekilde bizimle görüşmüyor. Yeni yapılan hapishanelerde tutsaklara tecrit uygulanıyor ve Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde bulunan Grup Yorum emekçileri Rezzan Şengül, Vedat Doğan ve ben bu insanlık dışı uygulamalara karşı süresiz açlık grevine başladık. Ben açlık grevimin 100. gününde tahliye oldum. Rezzan Şengül 140, Vedat Doğan ise 135 gündür açlık grevini sürdürüyor” diye belirtti.

    “BİZE DÜŞMANCA YAKLAŞTILAR, ALMAMIZ GEREKEN B VİTAMİNİNİ ALAMADIK”

    Türk Tabipler Birliği’nin ve diğer tabip örgütlerinin belirttiği gibi açlık grevinde günde 500 miligram alınması gereken B vitaminin hapishanede kendilerine verilmediğini ifade eden Yakut, şunları kaydetti:

    “Bize sürekli düşmanca yaklaştılar, biz almamız gereken B vitaminini almadığımız için açlık grevindeki etkileri daha erken bir şekilde hissettik ve daha fazla sağlık sorunları yaşadık. Ben de sürekli baş dönmeleri, baş ağrıları, denge kaybı oluyordu. Rezzan Şengül sürekli kalp çarpıntıları yaşıyor, Vedat Doğan ise yüz mimiklerini kontrol edemiyor ve sol kulağı duymuyor. Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishane idaresi, Adalet Bakanlığı ve savcılıkla bir olmuş arkadaşlarımızı öldürmeye çalışıyor. Arkadaşlarımız kuyu tipi hapishanelerin dışında başka bir hapishaneye sevk olma talebiyle açlık grevindeler. Başka bir hapishaneye sevk olma talebi gayet makul, karşılanabilir bir talep. Ancak şu anda arkadaşlarımız kırk kilolara kadar düştü ve sağlık durumları çok kritik. Şu anda Adalet Bakanlığı arkadaşlarımızın ölmesini izliyor. Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishane idaresi de suç işlemeye devam ediyor. Adalet Bakanlığı, Rezzan Şengül ve Vedat Doğan’ın sağlıklarının gayet iyi olduğu şeklinde yanıt veriyor ve yalan söylüyor. Bu yalanı söyleyerek aslında hem suç işliyorlar hem de görevlerini kötüye kullanıyorlar. Arkadaşlarımızı kasten öldürmeye çalışıyorlar şu anda.”

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELERDE GÜNEŞ, SU, HAVA, İNSAN YÜZÜ, İNSAN SESİ YOK”

    Yeni yapılan hapishanelerde hiç kimsenin kalamayacağını vurgulayan Halil Yakut, “Çünkü hiçbir insana uygun değil, bir tabuta atıyorlar. Beş adımlık bir hücrede güneş, su, hava, insan yüzü, insan sesi yok. Yeni tip hapishaneler emperyalizmin devrimci tutsakları teslim almaya yönelik bir politikası. Devlet, aslında halka da gözdağı veriyor. Adalet mücadelesi verirseniz, açlığa ve yoksulluğa karşı mücadele ederseniz sizleri de böyle kuyulara atarım diyor. O yüzden bugün herkes kuyu tipi hapishanelere karşı yapılan ölüm oruçlarına, süresiz açlık grevine ses vermeli. Çünkü bugün kuyu tipi hapishanelere karşı çıkmazsak yarın kendine aydın, demokrat, solcu diyen herkes bu hapishanelere atılacaklar. Halkı teslim almaya yönelik kurulan ve insanlık dışı uygulamaların olduğu kuyu tipi hapishaneler kapatılmalı” diye konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA