Etiket: Kuzey ve Doğu Suriye

  • AAKB Başkanı Özgür Demir: Rojava’daki kadın devrimine saldırı insanlığa saldırıdır-VİDEO

    AAKB Başkanı Özgür Demir: Rojava’daki kadın devrimine saldırı insanlığa saldırıdır-VİDEO

    PİRHA- Almanya Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Özgür Demir, Rojava’da kadınların hedef alındığını belirterek, uluslararası kamuoyuna sessiz kalmama çağrısı yaptı.

    Şam yönetimine bağlı güçlerin saldırılarının gölgesinde 20 Ocak akşamı ilan edilen 4 günlük ateşkes, 24 Ocak akşamı uluslararası güçlerin garantörlüğünde 15 gün uzatıldı, fakat saldırılar hala devam ediyor.

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği Başkanı Özgür Demir, PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede, Suriye’de Dürzilere, azınlıklara ve Alevilere yönelik katliamların sürdüğünü, bugün ise bu zincire Kürtlerin de eklendiğini söyledi. İnce, “Bu saldırılar ne tesadüftür ne de birbirinden bağımsızdır” ifadelerini kullandı.

    Rojava’nın Kürt halkının geçmişten bugüne taşıdığı en büyük kazanımlardan biri olduğunu vurgulayan Demir,  “Rojava yalnızca bir toprak parçası olmayıp eşitlik, ortak yaşamın ve en önemlisi kadın özgürlüğünün somutlaştığı bir devrim alanıdır” dedi.

    ‘HEDEFTE KADINLARIN ÖRGÜTLÜ İRADESİ VAR’

    Rojava denildiğinde dünyada akla gelenin kadın devrimi olduğunu ifade eden Demir, “Çünkü orada hedef alınan şey yalnızca bir askeri güç değil, kadınların örgütlü iradesidir” diye belirtti.

    Rojava’daki kadınların yalnızca savaşmadığını, toplumu dönüştürdüğünü dile getiren Demir, bu nedenle cihatçı çetelerin ilk hedefinin kadın bedeni olduğunu söyledi.

    Demir, “Kadınları katlettiler, kaçırdılar, örgütlü kadınların saçlarını keserek onları aşağılamaya çalıştılar ve bu vahşeti videolarla tüm dünyaya servis ettiler. Bu insanlık onuruna yapılmış aşağılık ve kabul edilmez bir saldırıdır” ifadelerini kullandı.

    “SESSİZLİK SUÇA ORTAKLIKTIR”

    Kadının saçını keserek onu yok ettiğini sanan zihniyetin aslında kadın özgürlüğünden korktuğunu belirten Demir, daha da vahim olanın ise bu suçlar işlenirken dünyanın büyük bölümünün sessiz kalması olduğunu ifade etti.

    Sessizliğin suça ortaklık anlamına geldiğini vurgulayan Demir, “Biz Almanya’daki Alevi kadınlar olarak bu sessizliği kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Demir, çağrısını şu sözlerle sürdürdü: “Rojava’daki kadın devrimini görmezden gelmeyin. Kadınlara yönelik savaş suçlarına sessiz kalmayın. Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez. Kadın susturulursa insanlık susturulur. Biz buradayız, Rojava’nın yanındayız. Kadın mücadelesinin yanındayız ve biz biliyoruz kadın direnir, yaşam kazanır.”

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Kuzey ve Doğu Suriye’de ateşkese rağmen saldırılar sürüyor!

    Kuzey ve Doğu Suriye’de ateşkese rağmen saldırılar sürüyor!

    PİRHA- HTŞ’ye bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları sağlanan ateşkese rağmen sürüyor. Devam eden saldırılarda bir çocuk katledilirken, 3 çocuk da yaralandı. Saldırılara dönük protestolar ise dünyanın bir çok kentinde devam ediyor.

    Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik HTŞ’ye bağlı grupların saldırıları sürüyor. Özellikle Kobani’ye bağlı köylerde devam eden çatışmlarda ölü ve yaralılar var.

    Suriye Demokratik Güçleri (QSD, HTŞ’nin saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaparak, HTŞ’ye bağlı gruplarının ateşkesi ihlal ettiğini ve Kobanê’ye yönelik saldırılarına devam ettiğini duyurdu.

    Federe Kürdistan Bölgesi’nde Rojava direnişine destek eylemleri devam ederken, Federe Kürdistan Bölgesi Maliye Bakanı Awat Şêx Cenab, Rojava’ya 500 milyon dinar (yaklaşık 400 bin dolar) destek verilmesi yönündeki kararı imzaladı. Alınan karara göre, Rojava için mali yardım toplamak üzere tüm kurumlara bilgi gönderildi.

    DÜNYAYA YANSIMASI

    Avrupa’dan Afrika’ya, Güney Amerika’dan Asya’ya gençler, kadınlar ve halk inisiyatifleri, pankart, toplantı, sprey boya eylemi ve dayanışma çağrılarıyla Rojava Devrimi’ni sahiplendi.

    Rojava’ya yönelik saldırılara tepki gösteren Avrupa Birliği Parlamentosu üyeleri, ABD, Avrupa Birliği kurumları ile ilgili devletlerin tutumunu eleştirerek yaşananları “utanç verici” olarak değerlendirdi.

    Avusturya Viyana Eyalet Meclis Üyesi Heidemarie Sequenz, Avrupa’nın saldırılar karşısındaki sessizliğinden ve Şara’ya verilen finansal destekten utanç duyduğunu belirterek, Colani ile iş birliğinin Suriyeli mültecilerin geri dönüşünü kolaylaştıracağı varsayımının gereksiz olduğunu söyledi.

    Rojava’ya yönelik saldırılara tepki gösteren İsveç Eğitim ve Entegrasyon Bakanı Simona Mohammson, “Sizi görüyor ve duyuyoruz. Şiddete, nefrete ve kadın düşmanlığına dayanan hiçbir baskıyı kabul etmiyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da Rojava eylemine polis müdahalesi; çok sayıda gözaltı var!-VİDEO

    İstanbul’da Rojava eylemine polis müdahalesi; çok sayıda gözaltı var!-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da bir araya gelen binlerce yurttaş Kuzey ve Doğu Suriye’de HTŞ’nin süren saldırılarına tepki gösterdi. Polisin plastik mermi, biber gazıyla müdahale ettiği eylemde çok sayıda yurttaş darp edilip, ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Kurumlar Platformu ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) çağrısıyla bir araya gelen binlece yurttaş Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik HTŞ çetelerinin başlattığı saldırılara karşı Aksaray Meydanı’ndan Saraçhane’ye yürüyüş yapmak istedi.

    Yürüyüşe izin vermeyen polis kitleyi dağıtmak için biber gazı ve plastik mermi kullanırken, kitle müdahaleye tepki gösterdi. Müdahale ara sokaklarda devam ederken, Mezopotamya Ajansı muhabiri Uğurcan Boztaş’ın da olduğu bir çok yurttaş darp edilip, ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

    “HALKA ZULÜM YAPILIYOR”

    DEM Parti Milletvekilleri Cengiz Çiçek, Özgül Saki, Celal Fırat, Çiçek Otlu ve Kezban Konukçu, polisin müdahalesine tepki göstererek, “Barikatı çetelere koyun. Halka zulüm yapılıyor. Bunu kabul etmiyoruz” dediler.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Rojava’da insanlık sınavı: Alevi kadınlardan uluslararası çağrı!-VİDEO

    Rojava’da insanlık sınavı: Alevi kadınlardan uluslararası çağrı!-VİDEO

    PİRHA-HTŞ’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına Alevi kadınlardan sert tepki geldi. Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, FEDA ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu temsilcileri, Rojava’da halkların ve kadınların hedef alındığını belirterek, uluslararası kamuoyunu acilen harekete geçmeye çağırdı.

    HTŞ’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarına Alevi kadınlardan tepki geldi. Demokratik Alevi Kadınlar Birliği Sözcüsü Songül Morsümbül “Rojava’da insanlık büyük bir sınav veriyor” derken, FEDA İsviçre Eşbaşkanı Songül Aslan “Kürt’e ve Rojava’ya sahip çıkma günüdür” çağrısı yaptı. Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Suzan Saka ise “Suriye’de katliama ses çıkarma zamanı çoktan geldi, geçiyor” diyerek uluslararası kamuoyunu harekete geçmeye çağırdı.

    Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın 19 Ocak’ta Şam’da yaptığı görüşmeden olumlu bir sonuç çıkmadı. Şam güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları sürerken, 4 gün süreli ateşkes sağlandı ancak Şam güçleri daha önce ilan edilen ateşkeslerde olduğu gibi bu ateşkeste de ihlal yoluna gitti. Kobanî tam kuşatma altına alınırken, Hesekê sınır hattına da yoğun askeri güç yığınağı yapıldı. devam eden saldırılara Alevi kadınlardan tepki geldi.

    “ROJAVA’DA BOMBALAR ALTINDA İNSANLIK ÖLDÜRÜLÜYOR”

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği Sözcüsü Songül Morsümbül, bölgede “özgürlüğü bitirme, kadın özgürlüğünü tümden yok etme” hedefiyle hareket eden güçlerin, halkların değerlerini hedef aldığına dikkat çekti.

    Morsümbül, Mezopotamya’nın merkezinde yer alan Kuzeydoğu Suriye’de halkların özgürlük ve kimlik taleplerinin 13 yıldır emperyal kapitalist güçler tarafından hedef haline getirildiğini belirtti. Kürtlerin, kadınların, Alevilerin, Dürzilerin, Asur Süryanilerin, Ermenilerin, Ezidilerin ve ulus devlete karşı durabilen tüm toplumsal dinamiklerin hedefte olduğunu vurguladı.

    Rojava devriminin “büyük fedakârlıklarla” inşa edildiğini söyleyen Morsümbül, binlerce kadının, erkeğin, yaşlının ve toplumsal dinamiğin direnişini hatırlattı. Morsümbül, yaşananların kader olmadığını; bunun Ortadoğu’da kapitalist modernist güçlerin planlayıp hayata geçirdiği bir iç savaş gerçekliği olduğunu dile getirdi.

    Songül Morsümbül, “Bombalar altında insanlık ölüyor. Bombalar altında çocuklar ölüyor. Bombalar altında kadınların bedeni pazara sunuluyor” sözleriyle savaşın yıkıcı sonuçlarına dikkat çekti. IŞİD zihniyetinin ABD, İngiltere, Avrupa Birliği ve radikal İslamcı güçlerle yeniden hortlatıldığını ifade eden Morsümbül, 4 Ocak’ta Paris’te emperyalist ülkeler ve kapitalist modernite güçlerinin kendi paylaşım savaşını yürüttüğünü ve Kürtlerin yeniden Ortadoğu’nun orta yerinde pazarlık konusu yapıldığını dile getirdi.

    “KATLİAMLARIN ADI DEĞİŞTİ, HEDEF DEĞİŞMEDİ”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) İsviçre Eşbaşkanı Songül Aslan ise Alevilere ve Kürtlere yönelik yok etme politikalarının tarihsel sürekliliğine dikkat çekti.

    Avrupa devletlerinin sessizliğini de eleştiren Aslan, Avrupa devletlerinin Ortadoğu’da Türkiye, İsrail ve radikal İslamcı gruplarla ortaklıklarına işaret etti; bu ortaklık sonucunda “ölümü reva gördükleri” kesimlerin Kürtler ve Kürtlerin dostları olduğunu ifade etti.

    Songül Aslan, Alevi toplumunun özgürlük iddiasıyla toplumsal hafızasını yeniden hatırlaması gerektiğini belirterek, “Kürt’e, Kürt’ün dostuna, Rojava’ya sahip çıkma günüdür” ifadelerini kullandı. Aslan ayrıca, “Birbirimizden vazgeçmeyelim” diyerek dayanışma çağrısını yineledi.

    Konuşmasında geçmiş katliamları ve soykırımları hatırlatan Aslan, “Ne Koçgiri’de, ne Zilan’da, ne Dersim’de, ne Maraş’ta, ne Şengal’de, ne Kobane’de Kürt’ü Alevi’yi yok edemediniz. Yeryüzünde eşit haklarını talep eden, insanca yaşam hakkını talep eden, yani en doğal hakkını talep eden toplumları yok edemezsiniz, halkları yok edemezsiniz”dedi.

    “SUSKUNLUK SUÇA ORTAKLIKTIR”

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Başkanı Suzan Saka, “Suriye’de yaşanan katliama ses çıkarma zamanı çoktan geldi de geçiyor” diyerek uluslararası kamuoyuna çağrıda bulundu. Saka, özellikle Esad hükümetinin devrilmesinden sonra “Colani hükümeti” olarak ifade edilen yapıların Alevilere yönelik katliamlar gerçekleştirdiğini, ardından Kürtlere, Hristiyanlara, Dürzülere ve diğer azınlıklara yönelik zulmün dünyanın gözü önünde sürdüğünü belirtti.

    Saka, uluslararası kurumların ve devletlerin sessizliğini eleştirerek; devlet liderlerinin, başbakanların, dışişleri ve içişleri bakanlarının bu süreçte ses çıkarmamasını “üzüntüyle karşılanan ve kaygıyla izlenen bir nokta” olarak değerlendirdi.

    Konuşmasında son haftalarda Suriye Demokratik Güçleri’ne yönelik siyasi manevralara işaret eden Saka, HTŞ’nin bileşeni olarak ifade ettiği İŞİD ve “mücahitlerin” bölgeye gönderilmesiyle çok sayıda insanın hayatına, canına ve malına kast edildiğini söyledi. Saka, özellikle kadınlara dönük şiddet, tecavüz, çocuklara şiddet ve yaşlılara yönelik onur kırıcı davranışların sosyal medyada dolaştığını belirtti.

    Suzan Saka, Alevilerin bugüne kadar Suriyeli Alevilerle dayanışma içinde olduklarını, yaşadıkları her ülkede diplomasi ve kamuoyu çalışmaları yürüttüklerini belirterek, “Şimdi de Kürt halkının yanında olduğumuzu da bildirmek istiyoruz” dedi.

    Elif SONZAMANCI/ALMANYA

  • PSAKD Adıyaman Şubesi: Suriye’de Alevi ve Kürtlere yönelik saldırılar insanlığa karşı suçtur!-VİDEO

    PSAKD Adıyaman Şubesi: Suriye’de Alevi ve Kürtlere yönelik saldırılar insanlığa karşı suçtur!-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adıyaman Şubesi, Suriye’de Alevilere ve Kürtlere yönelik saldırıların sistematik katliamlara dönüştüğünü belirterek HTŞ ve İŞİD zihniyetini kınadı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adıyaman Şubesi, Suriye’de Alevilere ve Kürtlere yönelik saldırıların artarak sürdüğüne dikkat çekerek dernek bahçesinde açıklama yaptı. Açıklamayı Şube Başkanı Ali Sekman okudu. Sekman, saldırıların “tesadüfi değil, çok kimlikli Suriye toplumunu parçalamayı amaçlayan planlı bir yok etme siyaseti” olduğunu vurguladı.

    Açıklamada, özellikle HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) ve İŞİD gibi cihatçı, mezhepçi ve gerici yapılar eliyle Alevi halkına ve Kürt halkına yönelik saldırıların sistematik hale geldiği belirtildi. Kürt yerleşimlerine dönük saldırılar, zorla göç ettirmeler, infazlar ve baskılar ile Alevi köylerinde yaşanan katliamların birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

    HALKLARIN BİR ARADA YAŞAMA İRADESİ HEDEFTE

    PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Sekman, HTŞ ve İŞİD’in halkların bir arada yaşama iradesine düşman olduğunu; Kürt halkının demokratik kazanımlarını hedef aldığını; Alevi inancını yok sayan bir anlayışla kutsal mekânları hedef aldığını belirtti. Sekman ayrıca kadınların, çocukların ve sivillerin savaşın doğrudan hedefi haline getirildiği vurgulandı.

    Dernek, bu yapıların ideolojisinin İslam’la ve bölge halklarının değerleriyle ilgisi olmadığını, mezhepçilikle, ırkçılıkla ve şiddetle beslendiğini kaydederek, “emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet eden taşeron yapılar” ifadelerini kullandı.

    ULUSLARARASI ÇAĞRI: SORUŞTURMA VE YARGILAMA İSTENDİ

    Sekman açıklamada uluslararası kamuoyuna da çağrı yapılarak; HTŞ ve İŞİD’in tartışmasız biçimde terör örgütü olarak tanınması, bu yapılara doğrudan ya da dolaylı destek veren odakların açığa çıkarılıp yargılanması ve Kürt halkına ile Alevi toplumuna yönelik saldırılar için bağımsız uluslararası soruşturmalar başlatılmasını istedi. Suriye’de halkların kendi kimlikleriyle, eşit ve özgür biçimde yaşayabilmesinin önünün açılması gerektiğini vurguladı.

    Sekman’ın ardından Pir Garip Bozkurt söz aldı. Pir Bozkurt katliamların karşısında; barışın ve dayanışmanın yanında olmaya devam edeceklerini duyurdu.

    PİRHA-Adıyaman

     

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Suriye’deki katliamlara sessiz kalmıyoruz- VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Suriye’deki katliamlara sessiz kalmıyoruz- VİDEO

    PİRHA- Suriye’deki saldırılara tepki gösteren Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, uluslararası kamuoyuna ve yetkililere seslenerek, “Sivillere yönelik saldırıların durdurulması, suçluların yargılanması ve yerinden edilen halkların güvenliğinin sağlanması için uluslararası mekanizmalar derhal harekete geçmelidir” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu HTŞ’nin Suriye’deki saldırılarına ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya yerlerine kayyım atanan Akdeniz Belediye Eş Başkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, platform bileşenleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. “Rojava halkı yalnız değildir”, “Katil HTŞ işbirlikçi AKP” sloganlarının atıldığı basın açıklamasını platform dönem sözcüsü İsmail Oğuz okudu.

    “HALKLARI VE İNANÇLARI YOK ETME POLİTİKASI UYGULANIYOR”

    Suriye’de uzun süredir devam eden savaşın, başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere Hristiyanlara, Dürzilere, Türkmenlere ve diğer tüm inançsal ve etnik topluluklara yönelik açık bir katliam ve yok etme politikasına dönüştüğünü söyleyen İsmail Oğuz, ağır insan hakları ihlalleri karşısında susmadıklarını belirtti.

    Alevilerin Suriye’de uzun süredir hedef alındığını hatırlatan Oğuz, “Toplu katliamlar, infazlar ve zorla yerinden etmeler bu bölgelerde sıradanlaştırılmıştır. Aynı şekilde Kürt halkı da Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeybatısında, başta Halep’te Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri olmak üzere birçok yerleşim alanında askeri baskıya, çatışmalara, kuşatmalara ve ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakılmıştır. Yaşanan saldırılar sonucunda binlerce sivil yaşamını yitirmiş, yüz binlerce insan yerinden edilmiştir. Bu tablo, belirli halkları ve inançları hedef alan sistematik bir yok etme politikasının varlığını açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

     “SİVİLLERE DÖNÜK SALDIRILAR DURDURULSUN”

    Suriye’de yaşananların uzak bir coğrafyanın “iç meselesi” olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Oğuz, şu ifadeleri kullandı:

    “Uluslararası toplumun ve bölgesel güçlerin etkisizliği, Suriye’de işlenen suçların cezasız kalmasına yol açmaktadır. Alevilere ve Kürtlere yönelen saldırılar; Hristiyanları, Dürzileri, Türkmenleri ve diğer tüm azınlıkları da kapsayan geniş bir imha ve asimilasyon politikasının parçasıdır. Bu tablo, açık bir soykırım riskine işaret etmektedir. Türkiye’deki siyasi iktidarın Suriye politikası; cihatçı yapıları dolaylı biçimde meşrulaştıran, şiddeti besleyen ve bölge halklarının güvenliğini tehlikeye atan bir noktaya gelmiştir. Gerçek bir barış, ancak halkların iradesini ve yaşam hakkını esas alan, uluslararası hukuka dayalı bir dış politika ile mümkün olabilir.

    Tüm kamuoyunu, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek odalarını, siyasi partileri ve vicdan sahibi herkesi; Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında sessiz kalmamaya, bu suçları görünür kılmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz. Sivillere yönelik saldırıların durdurulması, suçluların yargılanması ve yerinden edilen halkların güvenliğinin sağlanması için uluslararası mekanizmalar derhal harekete geçirilmelidir.”

    PİRHA/ MERSİN

  • AHRS: Kürt bölgelerine saldırılar durdurulsun, HTŞ rejimi hesap versin

    AHRS: Kürt bölgelerine saldırılar durdurulsun, HTŞ rejimi hesap versin

    PİRHA- Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), HTŞ ve bağlı silahlı grupların kuzey Suriye’deki Kürt bölgelerine yönelik saldırılarını kınayarak, sivillerin hedef alındığını belirtti. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumu acil izleme, dokümantasyon ve hesap verebilirlik mekanizmalarını güçlendirmeye çağırdı.

    Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), kuzey Suriye’de Kürt bölgelerine dönük saldırıların sivilleri hedef aldığını vurgulayarak, HTŞ rejimi ve ona bağlı silahlı grupları sert sözlerle kınadı. AHRS, saldırıların sivillerin öldürülmesine, evlerin ve geçim kaynaklarının yıkılmasına, halkın zorla yerinden edilmesine yol açtığını belirtti.

    “SİVİLLER HEDEFTE”

    Açıklamada, konuşlandırılan rejim güçlerinin sivilleri doğrudan hedef aldığı ifade edilirken, zararların büyük bölümünü kadınların, çocukların ve yaşlıların orantısız biçimde çektiği kaydedildi. Binlerce kişinin Halep’te olduğu gibi korku ve güvensizlik nedeniyle kaçmak zorunda kaldığı belirtildi.

    AHRS, HTŞ şiddetinin Kürtlere yönelerek artması karşısında sessiz kalan Batı hükümetlerinin politikalarından endişe duyduklarını belirterek; Alevi, Dürzi ve Hristiyan azınlıklara yönelik saldırılarla birlikte bu tablonun daha da ağırlaştığına dikkat çekti. HTŞ rejiminin tehdit, ayrımcılık ve toplu cezalandırma kalıplarının ülke geneline yayıldığı belirtilen açıklamada, Suriye’nin etnik ve inançsal çeşitliliği için varoluşsal bir tehdit oluştuğu vurgulandı.

    BM’YE ÇAĞRI: İZLEME VE HESAP VERİLEBİLİRLİK MEKANİZMALARI GÜÇLENDİRİLMELİ

    Topluluk, HTŞ rejiminin suçlarından sorumlu tutulması için uluslararası mekanizmaların acilen güçlendirilmesi çağrısı yaptı. “Fetih savaşı” ifadesiyle duyurulan saldırı dalgası nedeniyle çağrının kuzey Suriye açısından daha da aciliyet kazandığı belirtildi. AHRS ayrıca, etnik köken ve inanç farkı gözetmeksizin tüm mağdurlarla dayanışma içinde olduklarını duyurdu ve Kürtler için adalet çağrısını yineledi.

    HABER MERKEZİ

  • Samandağ Emek ve Demokrasi Platformu: Suriye’de katliamlara sessiz kalmayacağız!-VİDEO

    Samandağ Emek ve Demokrasi Platformu: Suriye’de katliamlara sessiz kalmayacağız!-VİDEO

    PİRHA-Samandağ Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’de Aleviler ve Kürtlere yönelik saldırıların katliam boyutuna ulaştığını belirterek, uluslararası toplumu acil harekete geçmeye çağırdı.

    Samandağ Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’de uzun süredir devam eden savaşın bugün başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere, Hristiyanlara, Dürzilere, Türkmenlere ve diğer tüm inançsal ve etnik topluluklara yönelik açık bir katliam ve yok etme politikasına dönüştüğünü belirterek kamuoyuna açıklama yaptı.

    açıklamayı Platform adına Hazal Durgun okudu. Durgun, sistematik şiddet, zorla göç ettirme, asimilasyon ve ağır insan hakları ihlalleri karşısında susmayacaklarını vurguladı.

    ALEVİLER HEDEFTE: LAZKİYE VE TARTUS’TA SALDIRILAR 

    Platform açıklamasında, HTŞ ve ona bağlı silahlı grupların özellikle Lazkiye ve Tartus başta olmak üzere Suriye’nin kıyı bölgelerinde yaşayan Alevi halkını uzun süredir hedef aldığı belirtildi. Açıklamada; toplu katliamlar, infazlar ve zorla yerinden etmelerin sıradanlaştırıldığı ifade edildi.

    Aynı açıklamada, Kürt halkının da Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeybatısında, başta Halep’te Kürt nüfusunun yoğun yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri olmak üzere birçok yerleşim alanında askeri baskı, çatışma, kuşatma ve ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakıldığı kaydedildi. Yaşanan saldırılar sonucunda binlerce sivilin yaşamını yitirdiği, yüz binlerce insanın yerinden edildiği belirtildi.

    “SESSİZLİK FAİLLERİ CESARETLENDİRİYOR” 

    Platform, “Suriye’de yaşananlar uzak bir coğrafyanın iç meselesi değildir” diyerek, işlenen her suçun insanlığın ortak vicdanına yönelmiş bir saldırı olduğunu ifade etti. Açıklamada, “Sessizlik bu suçları büyütmekte, görmezden gelmek failleri cesaretlendirmektedir” denildi.

    Açıklamada ayrıca, uluslararası toplumun ve bölgesel güçlerin etkisizliğinin, Suriye’de işlenen suçların cezasız kalmasına yol açtığı belirtildi. Alevilere ve Kürtlere yönelik saldırıların; Hristiyanları, Dürzileri, Türkmenleri ve diğer tüm azınlıkları da kapsayan geniş bir imha ve asimilasyon politikasının parçası olduğu ifade edildi. Bu durumun soykırım riskine işaret ettiği kaydedildi.

    Platform, Türkiye’deki siyasi iktidarın Suriye politikasına da dikkat çekerek, bu politikanın cihatçı yapıları dolaylı biçimde meşrulaştıran, şiddeti besleyen ve bölge halklarının güvenliğini tehlikeye atan bir noktaya geldiğini belirtti. Açıklamada, gerçek bir barışın ancak halkların iradesini ve yaşam hakkını esas alan, uluslararası hukuka dayalı bir dış politika ile mümkün olacağı vurgulandı.

    “ULUSLARARASI MEKANİZMALAR DERHAL HAREKETE GEÇİRİLMELİ” 

    Samandağ Emek ve Demokrasi Platformu, tüm kamuoyunu, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek odalarını, siyasi partileri ve vicdan sahibi herkesi; Suriye’de yaşanan katliamlar karşısında sessiz kalmamaya, bu suçları görünür kılmaya ve sorumluluk almaya çağırdı. Açıklamada, sivillere yönelik saldırıların durdurulması, suçluların yargılanması ve yerinden edilen halkların güvenliğinin sağlanması için uluslararası mekanizmaların derhal harekete geçirilmesi gerektiği belirtildi.

    Açıklamada, Türkiye’de barış ile Ortadoğu’da barışın birbirinden ayrı olmadığı vurgulanarak, Suriye’de yaşanan vahşet karşısında susmanın insanlığın ortak değerlerine sırt çevirmek anlamına geleceği ifade edildi. Platform, halkların eşitliği, kardeşliği ve barış içinde bir arada yaşamı için mücadeleyi büyütmeye devam edeceklerini duyurdu; bu suçların hesabının mutlaka sorulması gerektiğini bir kez daha vurguladı.

    PİRHA-SAMANDAĞ

  • Rojava’ya dönük saldırılar büyüyor: ‘Bu bir siyasal irade saldırısıdır’-VİDEO

    Rojava’ya dönük saldırılar büyüyor: ‘Bu bir siyasal irade saldırısıdır’-VİDEO

    PİRHA- FEDA önceki dönem Eşbaşkanı Demir Çelik, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıların “küresel ve bölgesel güçlerin devreye soktuğu bir soykırım planı” olduğunu belirterek hedefin Rojava kazanımlarını tasfiye etmek olduğunu söyledi. Araştırmacı-yazar Aziz Tunç ise Şam’ın ‘entegrasyon’ dayatmasının bir uzlaşı değil, teslimiyet planı olduğunu belirterek Kürtlerin 100 yıl daha hak talep edemez hale getirilmek istendiğini ifade etti.

    Şam yönetimi “ateşkes” ve “mutabakat” söylemiyle kamuoyuna bir uzlaşı görüntüsü vermeye çalışırken, sahada yürüyen tablo bunun tam tersine işaret ediyor. Halep’in doğusundaki Dêr Hafir’in hedef alınmasıyla derinleşen saldırı dalgası, Tabka ve Rakka hattına yayılarak Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük yeni bir kuşatma ve tasfiye planının devreye sokulduğunu gösteriyor. Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara’nın açıkladığı 14 maddelik çerçeve, DSG’nin “devlet kurumlarına entegrasyonu” adı altında Özerk Yönetim’in siyasal iradesini ve halk kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan merkeziyetçi bir dayatma olarak tartışılıyor.

    Şam’da Abdi, Şara ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack arasında yapılan görüşmenin olumsuz sonuçlanması ve YPJ Genel Komutanı Rohilat Efrin’in aktardığı “Hesekê ve Kobani’yi boşaltın, silahları bırakın ve orduya tek tek katılın” dayatması, masanın müzakere değil teslimiyet masası olarak kurulduğu iddialarını gündeme getirdi.

    Saldırılarak yönelik tepkiler devam ederken, FEDA önceki dönem Eşbaşkanı Demir Çelik ve Araştırmacı-yazar Aziz Tunç PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    DEMİR ÇELİK:  HEDEF ROJAVA KAZANIMLARIDIR

    FEDA önceki dönem Eşbaşkanı Demir Çelik, 6 Ocak 2026’dan bu yana Halep, Deyrezor, Rakka kırsalı başta olmak üzere Kürtlerin hedef alındığını belirterek, yaşananları “soykırım uygulaması” olarak nitelendirdi.

    Çelik, saldırıların özellikle Halep’in Şeyh Maksut-Eşrefiye mahalleleri ile Derhafur, Tişrin Garajı, ayrıca Deyrezor ve Rakka kırsalında sürdürüldüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “6 Ocak 2026’dan bu yana başta Halep’in Şeyh Maksut Eşref-i mahalleleri olmak üzere sonraki süreçlerde Derhafur, Tişrin barajı,  Deyrezor, Rakka kırsalında Kürtlere dönük bir soykırım uygulaması, küresel emperyal güçler ve bölgesel güçler tarafından devreye konulmuş bulunuyor.”

    5 Ocak’ta gerçekleşen temaslara işaret eden Çelik, sürecin “Trump-Erdoğan görüşmesi” ve “İsrail’in HTŞ ile Paris’te yaptığı görüşme” ile başladığını söyledi. HTŞ’ye meşruiyet kazandırıldığını ve geçici Şam hükümeti üzerinden “tekçi ve merkeziyetçi bir ulus devlet inşasının” hedeflendiğini ifade etti.

    Demir Çelik, bu planlamanın Kürt dili, kimliği ve kültürünü hedef aldığını belirterek, tarihte Sykes-Picot anlaşmasıyla Kürdistan coğrafyasının bölünmesini hatırlattı ve “küresel güçlerin yeniden devrede olduğunu” söyledi.

    Çelik, hedefin Kürtleri yeniden “statüsüz bırakmak” olduğunu kaydederek, 19-20 Ocak tarihli uygulamaların Rojava Özerk Yönetimi’ne dönük kapsamlı bir planın parçası olduğunu belirtti. Çelik, “on binlerce şehit bedeliyle kazanılan kazanımların berhava edilmek istendiğini” dile getirdi.

    Çelik, saldırıların sahada “Türkiye’ye bağlı çeteler” ve “HTŞ bünyesindeki gruplar” eliyle sürdürüldüğünü, bu güçlerin arkasında ise ABD, Fransa, İngiltere ve İsrail dahil “küresel ve bölgesel aktörlerin hizalandığını” belirtti.

    Demir Çelik, bu tablo karşısında Kürt halkının ve dostlarının kendi öz gücüne dayanarak dayanışmayı büyütmesi gerektiğini belirterek çağrı yaptı.

    “İktidarın kirli, mutlak iktidarın mutlak kirli olduğu günümüz dünyasında artık insanların insani vicdani bir beklenti içerisine girmesinin koşulları kalmamıştır… İşte o nedenle Biz onlara umut bağlamadan kendi öz gücümüz üzerinden geleceğimizi kurmak, demokratik yaşamımızı inşa etmek durumundayız. O nedenle bugün durmanın, beklemenin, zalimin insafına sığınmanın günü değil. Bugün ayağa kalkmanın, dayanışmanın, birlikte mücadele etmenin günüdür.”

    AZİZ TUNÇ: AMAÇ KÜRDÜN İRADESİNİ ORTADAN KALDIRMAK

    Araştırmacı-yazar Aziz Tunç ise , savaşın yalnızca Kürt halkının fiziken ortadan kaldırılmasını hedeflemediğini belirterek, “Kürt halkının siyasal iradesi ve Rojava Devrimi’nin kazanımları topyekün ortadan kaldırılmak isteniyor” dedi.

    Tunç, sürdürülen savaşın Kürtlerin hem siyasal iradesini hem Rojava Devrimi’yle elde edilmiş kazanımları hem de Kürtlerin fiziki varlığını zayıflatmayı amaçladığını ifade ederek, “Şu yapılan planlama Kürtlerin yenilmesi halinde Kürtlerin bir 100 yıl daha herhangi bir hak talep etme olanaklarını ortadan kaldıran son derece kapsamlı bir soykırım saldırısıdır. Bir siyasal irade saldırısıdır. Bir sosyal varlığı ortadan kaldırma saldırısıdır” diye konuştu.

    Tunç, bu saldırı sürecinin bir günde oluşmadığını vurgulayarak, “ Rojava’nın silahsızlandırılmasını isteyen bir dizi girişimlerin, bir dizi çabanın hazırlıkların sonucu bu noktaya gelindiği ortada” dedi.

    Aziz Tunç, söz konusu saldırıların Türkiye tarafından yönetildiğini kaydederek, “Bu savaş HTŞ’nin askeri gücü, ve çeteler tarafından fiziken yürütülmektedir. Amerika ve İsrail de buna ciddi anlamda göz yummakta, görmezden gelmekte” ifadelerini kullandı.

    “Anlaşma” olarak ifade edilen sürece de değinen Tunç, “Söz konusu anlaşma diye söylenen şey Kürtlerin iradesinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır” dedi. Tunç, Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim açıklamalarına işaret ederek, “Söz konusu dayatılan süreç 2011’de Kürt kimliklerinin olmadığı Esad dönemindeki sürece geri dönülmesi şeklinde bir dayatmanın olduğu anlaşılmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

    Elif SONZAMANCI/KÖLN

  • Britanya Alevi Federasyonu: Suriye’de yayılmacı, şeriatçı çetelere karşı mücadele büyütülmeli!

    Britanya Alevi Federasyonu: Suriye’de yayılmacı, şeriatçı çetelere karşı mücadele büyütülmeli!

    PİRHA- Paramiliter güçlerin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları ilişkin açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu (BAF), sivillere yönelik katliamları kınayarak, “Tüm emperyalist güçler ve gerici aktörler Suriye’den çekilmeli, Orta Doğu’nun sınırlarını yeniden çizme çabalarına karşı halkların iradesine saygı gösterilmelidir” dedi. 

    Britanya Alevi Federasyonu, Suriye’de cihatçı grupların hükümet güçlerine saldırı başlatıp Şam’ı ele geçirmesi ve Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) da Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı bölgeleri hedef almasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Suriye’deki gelişmeler ve saldırıların bölgede yaşayan Aleviler, Kürtler ve diğer topluluklar için tehdit oluşturduğuna vurgu yapılan açıklamada, “Emperyalist güçler, bölgeyi yeniden şekillendirmek için İsrail ve Türkiye gibi ülkeler aracılığıyla Orta Doğu’da egemenlik mücadelesini tırmandırmaktadır. Bu süreçte, Rusya ve İran’ın etkisiz hale getirilmesi ve bölgesel sınırların emperyalist çıkarlar doğrultusunda yeniden çizilmesi hedeflenmektedir. Çok parçalı bir federasyon yapısının oluşturulması planlanmakta ve bu durum, özellikle Alevilerin, Kürtlerin ve diğer etnik ve dini toplulukların statülerinin tehdit altına girmesine neden olmaktadır” denildi.

    “SURİYE’DEKİ ÇÖZÜMDE ALEVİLERİN GÜVENLİĞİ  TEMİNAT ALTINA ALINMALI”

    Britanya Alevi Federasyonu’nun Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırılara ilişkin açıklaması şöyle:

    “Saray rejimi, Esad rejimini köşeye sıkıştırarak, Suriye’deki Alevilerin ve Kürtlerin statü kazanmalarını engellemeye çalışmaktadır. Bu çerçevede, Alevi toplumu, Suriye’deki iç savaşın en fazla etkilenen kesimlerinden birini oluşturmuş ve hem askeri çatışmalar hem de sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılar nedeniyle büyük kayıplar vermiştir. Alevi köyleri sürekli olarak tehdit altındadır ve birçok kişi, güvenlik kaygılarıyla göç etmek zorunda kalmıştır. Bu durum, Alevilerin demografik yapısını değiştirmiş ve entegrasyon sorunları yaratmıştır.

    Alevilerin yaşadığı baskı ve zulüm, derin bir psikolojik etki yaratmış ve toplumsal yapıyı sarsmıştır. Alevilere yönelik şiddet ve ayrımcılık, derhal son bulmalı ve Alevilerin güvenliği sağlanmalıdır. Suriye’deki çözüm sürecinde, Alevilerin haklarını ve güvenliğini teminat altına alacak bir yaklaşım benimsenmelidir. Alevi toplumu, sadece Esad rejimiyle değil, tüm emperyalist ve gerici güçlerle mücadele etmek zorundadır. Emperyalist bloklar arasındaki egemenlik savaşı, Suriye halkları için daha fazla acıya ve katliama yol açmaktadır.

    “EMPERYALİST, YAYILMACI POLİTİKALAR VE ÇETELERE KARŞI MÜCADELEDE BÜYÜTÜLMELİ”

    Türk devleti ve SMO’nun, özellikle PYD’nin kontrolündeki Tel Rıfat ve Şehba’ya yönelik saldırıları ve işgali, bölgedeki tüm halklar için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bu süreçte, Alevi, Kürt, Arap, Süryani, Ermeni ve Çerkes halkları, savunma seferberliğiyle öz savunma pozisyonu alarak bu saldırılara karşı direnmektedirler. Bu dayanışma, bölgedeki halkların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bir ifadesidir.

    Alevilerin ve diğer Orta Doğu halklarının geleceği, yalnızca emperyalist müdahalelere karşı koymakla değil, aynı zamanda bölgedeki halkların eşitliği ve özgürlüğü için mücadele etmekle mümkün olacaktır. Esad rejiminin devrilmesiyle ortaya çıkan boşluk, yalnızca yerel halkların iradesiyle doldurulmalıdır. Tüm emperyalist güçler ve gerici aktörler Suriye’den çekilmeli, Orta Doğu’nun sınırlarını yeniden çizme çabalarına karşı halkların iradesine saygı gösterilmelidir.

    Bu nedenle, Alevilere yapılan zulmü kınayarak, emperyalizm, yayılmacı politikalar ve şeriatçı çetelere karşı mücadeleyi büyütmeliyiz. Tüm bu güçlere karşı, halkların özgürlüğü ve eşitliği için birleşmeli ve Orta Doğu halklarının kendi kaderini tayin etme hakkını savunmalıyız. Orta Doğu, Orta Doğu halklarındır ve halkların iradesi dışında hiçbir çözüm kabul edilemez.”

    PİRHA/İNGİLTERE