Etiket: laik yaşam

  • PSAKD yöneticisi Arslan: Laik eğitim, laik bir ülke için Kadıköy’den haykıralım -VİDEO

    PSAKD yöneticisi Arslan: Laik eğitim, laik bir ülke için Kadıköy’den haykıralım -VİDEO

    PİRHA-Hükümetin okullara imam atamasının ardından mescit zorunluluğunu getirmesine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine herkesin katılması için çağrı yaptı. 

    AKP hükümeti tarafından okullara imam atanması ve ardından anaokullarına mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesi tepki topluyor. Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, hükümetin dinci politikalarına ve mitinge ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÇEDES’E KARŞI TALEPLERİMİZİ ALANLARDA HAYKIRACAĞIZ”

    ÇEDES projesi ile okullara imam atanmasına ve mescit açılmasına karşı İzmir’de miting yaptıklarını belirten Arslan, ““Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” için İzmir’de bölge mitingi planlandı ve yapıldı. Eksiklerimiz var mıydı? Vardı. Ama bu yapılan miting epey ses getirdi” dedi.

    Alevi örgütleri ve kurumları olarak İzmir mitinginin tecrübelerinden yararlandıklarını belirten Arslan, “10 Aralık’ta İstanbul’da Kadıköy meydanında hep beraber ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ talebiyle haykıracağız” diye belirtti.

    “ASİMİLASYONLA UĞRAŞMAKTAN İNANCIMIZI YAPAMAZ HALE GELDİK”

    Devleti yönetenlerin kendilerini rahat bırakmadığı için hangi alanda çalışma yapacakları konusunda şaşırdıklarını dile getiren Arslan, şunları söyledi:

    “Her gün bir şey çıkarıyorlar, biz artık cem yapmayı unuttuk. Çünkü büyük bir tehlikeyle, asimilasyon politikalarıyla karşı karşıyayız. Biz cemimizi, ibadetimizi yaparız ama biz bunları neredeyse unutur hale geldik. Bunlara yoğunlaşmaya değil de inancımıza, yolumuza, gelecek kuşaklarımıza, çocuklarımıza, torunlarımıza sahip çıkmak ve onları asimilasyon politikalarından kurtarmak için uğraşıyor mücadele ediyoruz. Bizi rahat bıraksınlar. Bırakın biz inancımızı ibadetimizi yaşayalım. Eşit yurttaşlık haklarımızı talep ediyoruz, vermiyorsanız da bizi rahat bırakın. Biz kendi bildiğimiz, kendi inandığımız şekli ile inancımızı yaşayalım.”

    “ÇAĞDAŞ, DEMOKRAT, LAİK TÜM KESİMLERİ KADIKÖY MEYDANI’NA BEKLİYORUZ”

    Antalya Alevi bileşenler olarak geçen hafta toplantı yaptıklarını belirten Arslan, “10 Aralık’ta yapılacak mitinge katkı sunmak ve katılmak için birlik beraberlik içerisinde plan program içinde çalışıyoruz. İstanbul mitingine 2 otobüsle gitme kararımızı aldık, duyurularımızı yaptık. Eğer talep çok olursa otobüs talep edeceğiz, olmazsa kendi imkanlarımızı zorlayıp, kendi cebimizden para ödeyerek gideceğiz” diye belirtti.

    “HEP BİRLİKTE TÜM DÜNYAYA SESİMİZİ DUYURACAĞIZ”

    İstanbul’da 10 Aralık’ta Kadıköy Meydanı’nda yapılacak mitinge herkesin katılması için çağrıda da bulunan PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, “Her ne kadar bölge miting olsa da çağrım şudur. Ey canlar artık yeter. Bu Alevi meselesi değil, Sünni meselesi değil Türkiye’de yaşayan çağdaş, demokrat, laik tüm insanların meselesi. Gelin 10 Aralık’ta Kadıköy Meydanı’nda olalım. Güçlü bir şekilde hep beraber laik yaşam, laik eğitim, laik bir Türkiye, laik bir devlet ve insanca yaşamak için hep beraber sesimizi tüm dünyaya duyuralım. Bütün canlarımıza, yurttaşlarımıza çağrımızdır” dedi.

    Adnan Arslan, ajansımız PİRHA‘ya da teşekkür ederek, “Pir Haber Ajansı olarak bu yola büyük bir emek veriyorsunuz, büyük çaba harcıyorsunuz. Bizim sesimiz, kulağımız oluyorsunuz. Onun için emeğinize sağlık” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘ÇEDES, sadece Alevilerin meselesi değil’-VİDEO

    ‘ÇEDES, sadece Alevilerin meselesi değil’-VİDEO

    PİRHA – 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak “Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık mitingine yönelik çağrı eylemleri sürüyor. Muğla’da yapılan basın açıklamasında “Bütün toplumu mücadeleye ortak olmaya çağırıyoruz. ‘Niçin ÇEDES projesi İzmir’den başladı?’ diye bir düşünelim” ifadeleri kullanıldı.

    İzmir’de yapılacak “ÇEDES’e hayır. Laik eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık” mitingine dair çağrılar sürüyor.

    Eğitim Sen, Veli Der ve Alevi örgütlerinin öncülüğünde 16 Eylül’de yapılacak mitinge dair Muğla’da basın açıklaması düzenlendi.

    16 Eylül Mitingi için Ankara’dan İzmir’e yola çıkan yürüyüş ekibinin üçüncü durağı Muğla oldu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevremi seviyorum değerlerime sahip çıkıyorum” (ÇEDES) projesinin iptali için Sınırsızluk Meydanında basın açıklaması yapıldı.

    Yurttaşlar, “Irkçı, gerici eğitine hayır. Parasız, laik, bilimsel eğitim. Diyanet, elini okullardan çek. Okullarda imam istemiyoruz. Zorunlu din dersi kaldırılsın” sloganlarını attı.

    “LAİK EĞİTİME DOKUNAMAZSINIZ”

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Nejla Kurul, 16 Eylül mitinginin önemine dikkat çekerek şu konuşmayı yaptı:

    “Aramızda birçok kesimden arkadaşlarımız var. Yani çoğuluz ve çiçek bahçesi gibi renkliyiz. Demokratik kamuoyunu bugün uyarmak ve ÇEDES’in iptal edilmesi için iktidar bizi duysun diye buradayız. Okullarımız kamusal, demokratik, laik kimliğini yitiriyor. Anadil konusu zaten askıya alınmış durumda. Gençlerimizin geleceği karartılmak isteniyor. Biz burada 6 yaşında evlendirilen kız çocuğumuzun sesiyiz. Kamusal alanda kadınlar daha çok görünsünler diye bizler buradayız. İşsizlik arttıkça kadınları eve gönderen bir sistem var. Bu bağlamda bizler, bu karanlığı yırtmak için yola çıktık. 16 Eylül’de yapacağımız miting çok önemli. Toplumun canlanması için yola çıktık. Çocuk hakları mücadelesini büyütmek için yola çıktık. ‘Laik eğitime dokunamazsınız, karma eğitim askıya alınamaz’ diyeceğiz o mitingte. Bu nedenlerle herkesi davet ediyoruz.”

    “TOPLUMU UYANDIRMAK İSTEDİK”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de “Derdimiz çok büyük” diyerek ÇEDES projesinin tehlikelerine vurgu yaptı. Erçe şunları söyledi:

    “Dün 12 Eylül darbesinin 43. yıl dönümüydü. Bugün yaşadığımız hukuksuzluğun kaynağı 12 Eylül’dü. ‘Zorunlu din dersleri kaldırılsın’ diye yıllarca mücadele ettik ama şimdi yeni bir sürpriz ile karşılaştık. Yetmedi bütün derslerin dayanağı din oldu. Yetmedi çocuklarımız, merdiven altı tarikatların pençesine atıldı. Yetmedi şimdi okullara imam, vaiz atadılar. 842 okula imam görevlendirdiler. Ülke karanlığa boğulursa hepimiz ışık yüzü göremeyeceğiz. Daha dün kendi koyunlarında besledikleri fetöcülerin nerelere geldiğini biliyorsunuz. ‘Abi’ ve ‘ablaları’ vardı, şimdi onları okullara sokuyorlar. O nedenle toplumu uyandırmak istedik. Bütün toplumu mücadeleye ortak olmaya çağıyoruz. ‘Niçin ÇEDES projesi İzmir’den başladı?’ diye bir düşünelim.

    Bu topraklarda kardeşçe, laik ve demokratik bir cumhuriyet için mücadele ediyoruz. Biz bu ülkenin asli unsurlarıyız. O nedenle de Alevisi, Sünni’si, Arabı, Kürdü kendisini özgür hissedene kadar mücadele edeceğiz. Bu mesele sadece Alevilerin meselesi değil. İzmir’in ardından Ankara, istanbul, Diyarbakır mitingleri de olacak. Tüm canlara sesleniyorum; 16 Eylül’de hepimiz Gündoğdu meydanında olmalıyız.”

    PİRHA/MUĞLA

  • PSAKD: Okullar zorunlu din eğitimi merkezlerine dönüştürüldü

    PSAKD: Okullar zorunlu din eğitimi merkezlerine dönüştürüldü

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi laik ve bilimsel eğitim, laik yaşam ve eşit yurttaşlık taleplerini dile getiren bir açıklama yayınladı. PSAKD’nin açıklamasında “Asimilasyon insanlık suçudur. Asimilasyon, kültür, inanç ve dil gibi insanlığın en temel ve en kadim hakları için büyük bir katliamdır. Biz Aleviler, kime karşı ve ne niyetle yapılırsa yapılsın asimilasyon politikalarının tam karşısında yer alırız” ifadelerine yer verildi. AKP iktidarının uyguladığı eğitim politikalarına karşı ortak mücadelenin zorunlu hale geldiğinin altını çizen PSAKD, 16 Eylül’de İzmir’de ÇEDES projesine karşı gerçekleştirilecek olan mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, eğitim sisteminin ve yaşamın tümüyle dinselleştirilmesine karşı açıklama yaptı. Açıklamada eğitim sisteminde uygulanmak istenilen asimilasyon politikalarına vurgu yapılırken 16 Eylül’de İzmir’de gerçekleştirilecek olan Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesine karşı ‘Laik Eğitim, Laik Yaşam ve Eşit Yurttaşlık’ mitingine katılım çağrısı da yer aldı.

    “OKULLAR ‘ZORUNLU DİN EĞİTİMİ MERKEZLERİNE’ DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 2023/2024 Eğitim-Öğretim yılının büyük bir adaletsizlik ve derin bir ekonomik krizin gölgesinde başladığını hatırlatırken hükümetin gerici ve asimilasyoncu bir eğitim sistemi uygulamak istediğini belirtti. PSAKD, yaptığı yazılı açıklamada şunlara yer verdi:

    “Yeni dönemde okullar, yaşanan sosyal, siyasal ve ekonomik krizin yanı sıra, eğitim sistemini tümü ile dinselleştiren, aklın ve bilimin ışığından uzaklaştıran, eğitim kurumlarını tarikat ve cemaatlerin talepleri doğrultusunda adeta birer dini kurum haline getiren uygulamalar ile başlamaktadır. Bu uygulamalar ile AKP hükümeti, başta Aleviler olmak üzere halkın büyük bir bölümünün sinir uçlarına basınç uygulayarak Anayasaya aykırı ve laiklik karşıtı bir politikaya hız kazandırmıştır.

    AKP hükümeti 21 yıllık iktidarında yürüttüğü tekçi, gerici, ırkçı, ayrımcı, asimilasyoncu eğitim politikalarını yaygınlaştırıp derinleştirmektedir. 12 Eylül Faşizminin eseri olan darbe Anayasasıyla başlayan zorunlu din dersleri zulmü, AKP iktidarınca artarak devam etmektedir. Öyle ki okullar; bırakalım ‘zorunlu din dersi’ uygulamasını artık ‘Zorunlu Din Eğitimi Merkezlerine’ dönüştürülmüştür. Zorunlu din dersleri yetmemiş gibi, müfredat tümüyle dinselleştirilmiştir. Okullar imam hatip okullarına dönüştürülmüş ve birer medrese gibi faaliyet yürütmektedir. Bu eğitim öğretim yılı başında ise Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu kararınca haftalık ders saati çizelgesine müdahale edilerek, seçmeli din dersleri de zorunlu hale getirilmiştir. ÇEDES ve benzeri projelerle ve protokollerle okullar ve eğitim kurumları Diyanet İşleri Başkanlığı ile cemaat ve tarikatların kontrol ettiği kurumlar haline getirilmiştir.

    Çocuklarımız isimleri sürekli olarak tecavüz ve istismarlarla gündeme gelen gerici tarikat okullarına ve vakıflarına emanet edilmektedir. ÇEDES ve benzeri projelerle tarikat mensupları ve imamlar okullarda görev yapabilecek ve çocuklarımızın sözde Manevi danışmanı olarak görevlendirilebilecek, çocuklarımızın kafasını çağdışı bilgilerle doldurmalarına çocuklarımıza sürekli olarak nefret aşılamalarına izin verilecektir. Böylelikle AKP hükümeti murat ettiği dindar ve kindar nesli yetiştirmek için uygun zemin ve ortama kavuşmuş olacaktır.

    ÜLKEMİZ BİRÇOK İNANÇ, DİL VE KÜLTÜR MOZAİĞİNE SAHİPTİR

    Herkese eşit, ulaşılabilir, fırsat eşitliğine dayalı, aklın ve bilimin kontrolünde, çağdaş, parasız, bilimsel olmalıdır. Müfredatı, ayrımcı, cinsiyetçi, ırkçı ve gerici olmamalı ve hızla ayıklanmalıdır.Ülkemiz birçok inanç, dil ve kültür mozaiğine sahiptir. Bu gerçeklikten hareketle diyoruz ki;
    Eğitim sistemi her şeyden önce bilimsel ve laik olmalıdır. Eğitimde laiklik, Alevilerin vazgeçemeyeceği bir ilkesel duruştur. Çünkü ancak laik bir eğitim ve yaşam biçimiyle, inançlar, düşünceler, kültürler özgürce kendini ifade edebilir. Laiklik ilkesiyle inançlar kendi kurallarını, geleneklerini sürdürebilme olanağına sahip olabilirler. Okullarda çocuklarımız bilimsel eğitimle ezberci değil yaratıcı ve araştırmacı; tekçi değil tarafsız ve objektif, kutuplaştırıcı değil bütünleştirici ve barışçıl bir nitelik kazandırmalıyız.

    Biz Aleviler olarak eğitim sisteminin gericileştirilmesinin laikliğin en büyük düşmanı olduğunu, bu yolla şeriatın yaşamın her alanına hızla sirayet edeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle de meselenin sadece bizim meselemiz olmadığını aksine bütün halkların temel meselesi olduğuna inanıyoruz. Eşit yurttaşlar olarak, barış içinde bir arada yaşayacağımız Laik ve demokratik Cumhuriyet en temel taleplerimiz arasındadır.

    LAİKLİK, İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜDÜR VE SAVUNULMALIDIR

    ‘Her ırmak kendi mecrasında akar.’ Asimilasyon insanlık suçudur. Asimilasyon, kültür, inanç ve dil gibi insanlığın en temel ve en kadim hakları için büyük bir katliamdır. Evrensel açıdan da insan hakları ihlalidir. Bu nedenle de biz Aleviler, kime karşı ve ne niyetle yapılırsa yapılsın asimilasyon politikalarının tam karşısında yer alırız. Bu politikalardan en çok ve en olumsuz etkilenen bir inanç topluluğu olarak, her türlü asimilasyon politikasına karşı mücadele ederiz. Yetmiş iki millete aynı nazarda bakmayanları kendimizden saymayız.”

    “LAİK, BİLİMSEL, DEMOKRATİK EĞİTİM İÇİN HALKIMIZI DUYARLI OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    AKP iktidarının uyguladığı eğitim politikalarına karşı ortak mücadelenin zorunlu hale geldiğinin altını çizen PSAKD, 16 Eylül’de İzmir’de ÇEDES projesine karşı gerçekleştirilecek olan mitinge katılım çağrısında bulundu.

    PSAKD açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “AKP iktidarı uyguladığı eğitim politikasıyla kendi dindar ve kindar kadrolarını yaratırken de ülkemizi hızla karanlığa sürüklemektedir. Bu karanlık hepimizi, en çok ta yoksul emekçi halkımızı ve ötekileri boğacaktır. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir. Yürüttüğü gerici politikalarla toplumu karanlığa sürükleyen AKP’ye ve onun zulmüne karşı halkımızın ortak mücadelesi zorunlu hale gelmiştir.
    Zorunlu din dersleri, zorunlu seçmeli din dersleri, yaygınlaşan İmam Hatip okulları, derken en son karma eğitimin de kaldırılmasını tartışmaya açan, halkın iradesi ile seçilmiş siyasetçileri, gazetecileri, aydınları, devrimcileri zindanlarda tutup, başta Sivas Madımak katilleri olmak üzere, canileri, tecavüzcüleri, hırsızları, çete ve mafya liderlerini serbest bırakan, halkımızı derin bir yoksulluğa mahkum eden, halkları birbirine karşı düşmanlaştırıp kutuplaştıran, doğamızı bir avuç sömürücü maden şirketlerine ve sermayeye peşkeş çeken, ormanları talan ettiren, bu hükümete karşı ortak mücadele hepimizin en temel görevidir. Biz de bu görevimizin farkındayız Bu farkındalık ile hareket ediyoruz.
    Bu gerçeklik ile halkımızı 16 Eylül’de saat 17.00’da İzmir Gündoğdu Meydanında yapılacak olan Laik Eğitim, Laik Yaşam ve Eşit Yurttaşlık Mitinginde yan yana kol kola olmaya çağırıyoruz. Herkesi Karanlığa karşı bir mum yakmaya davet ediyoruz. Biz Aleviler; Çocuklarımıza dayatılan her türlü din dersini ve her türlü asimilasyon politikasını bir zulüm olarak görüyor ve bu zulme razı olmadığımızı ve olmayacağımızı ilan ediyoruz. Zulme boyun eğmeyeceğiz, zalime biat etmeyeceğiz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak asimilasyon politikalarına, eğitimdeki zorunlu din dersi zulmüne, eğitimdeki gerici ve çağdışı uygulamalara karşı laik-bilimsel-demokratik-eğitim için halkımızı duyarlı olmaya ve mücadeleye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen Manisa’da 16 Eylül’deki ‘laik eğitim mitingi’ne çağrı yaptı – VİDEO

    Eğitim Sen Manisa’da 16 Eylül’deki ‘laik eğitim mitingi’ne çağrı yaptı – VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen MYK üyesi Sinan Muşlu, 16 Eylül İzmir mitingi hazırlıkları kapsamında Manisa Şube Yürütme Kurulu üyeleriyle birlikte, kurum ziyaretleri ve okul toplantıları yaparak mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Eğitim- Sen MYK üyesi Sinan Muşlu, 16 Eylül İzmir mitingi hazırlıkları kapsamında Manisa Şube Yürütme Kurulu üyeleriyle birlikte, kurum ziyaretleri ve okul toplantıları yaparak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/MANİSA

  • Veli Der Şube Başkanı: İktidarın kuşatmasına karşı 16 Eylül mitinginde buluşalım-VİDEO

    Veli Der Şube Başkanı: İktidarın kuşatmasına karşı 16 Eylül mitinginde buluşalım-VİDEO

    PİRHA- 12 Eylül askeri darbesi ile eğitime dahil edilen zorunlu din dersinin AKP iktidarı döneminde siyasal İslam ideolojisinin farklı uygulamalarıyla kalıcılaştırılmak istendiğini söyleyen Öğrenci Veli Derneği İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Turgut Aydın, 16 Eylül mitingine çağrı yaparak bu hamleye karşı toplumsal kesimleri tavır almaya çağırdı.

    Okullara ‘Değerler Eğitimi’ adı altında imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesine tepkiler sürüyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Alevi örgütleri ve dernekler, okullara imam, hatip ve vaiz görevlendirilmesini öngören ÇEDES projesinin iptal edilmesi için 16 Eylül’de İzmir’de “Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık” mitingi yapacak.

    Öğrenci Veli Derneği İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Turgut Aydın, iktidarın siyasi-ideolojik biçimlendirme girişimlerinin bir parçası olarak tanımladığı okullara imam atanması uygulamasına karşı güçlü bir şekilde karşı konulması için çağrı yaptı.

    Aydın, demokratik kitle örgütlerinin topyekün olarak bir karşı koyuşu örgütlemesi gerektiğini kaydetti.

    “PROJE 2021 YILINDA HAZIRLANDI”

    Okullara imam atanması projesi olan ÇEDES’in 2021 yılında hazırlandığını kaydeden Aydın, “Bu proje 2021 yılındaki Diyanet Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasındaki protokol ile hazırlandı. Geçtiğimiz öğretim yılında bu projenin pilot bölgeleri olarak İzmir ve Eskişehir’in seçilmesinin tesadüf olmadığını düşünüyorum. Buradaki tepkileri ölçerek bir sonraki eğitim yılında ona göre strateji belirleyerek hayata geçirme planları var. Yaz dönemine getirilmesi ile çok fazla bunun propagandasını yapamadık. Eğitim-Sen’in çağrısı üzerine bir üst çatı oluşturularak 16 Eylül mitingi örgütlendi. İzmir’deki demokratik kitle örgütlerine önemli görevler düşüyor. Bununla ilgili alan çalışmalarına ise 1 Eylül’de başlıyoruz” diye konuştu.

    “AKP İKTİDARI OKULLARA KALICI DİN ADAMI GÖREVLENDİRMESİ YAPIYOR”

    Aydın, 12 Eylül darbesiyle anayasaya konulan zorunlu din derslerinden sonra, imam hatip okulları, 4+4+4 uygulamalarla farklı inançların baskı altına alındığını ifade etti. İktidarın, ÇEDES uygulamasıyla siyasal-ideolojik hedeflerini kalıcılaştırmak istediğini belirten Aydın, şunları kaydetti:

    Çeşitli zamanlar ve çeşitli tarikatlarla protokoller uygulanmıştı. Ancak bu ÇEDES projesi bunlardan farklı olarak daha geniş kapsamlı ve kalıcı bir proje. Bugüne kadar ki protokollerde okullara kalıcı olarak din adamı görevlendirilmesi yapılmamıştı. İktidarın kendi siyasal İslam ideolojisini kalıcılaştırma hedefi doğrultusunda bu eğitimi iyice oturtmak istiyor. Eğitimin dinselleştirilmesi 12 Eylül ile başladı. 12 Eylül öncesi seçmeli olan din dersleri anayasaya sokularak zorunlu hale getirildi. Ülkede yaşayan çeşitli farklı inançlar başta olmak üzere laik yaşamı benimseyen tüm kesimleri etkiliyor. İmam Hatiplerin yaygınlaştırılması ve AKP iktidarı döneminde din eğitiminin eğitim sisteminin ana eksenini oluşturması çok önemlidir. Başlangıç noktası 2013 yılında 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesiyle başlandı. Bunu önleyebilseydik bunların birçoğunu yaşamıyor olacaktık. Zorunlu din dersinin yanına birde seçmeli din dersleri konuldu” dedi.

    “REJİM DEĞİĞİKLİĞİNE UYGUN TOPLUM OLUŞTURULMAK İSTENİYOR”

    AKP iktidarında eğitim politikalarının büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturulduğuna ve eğitimin bunun bir aracı haline getirildiğine vurgu yapan Aydın, “Siyasal iktidar bu ülkede bir rejim değişikliğine gitti. Bu rejim değişikliğine uygun bir toplum profili oluşturmak istiyor. Bu da ancak eğitim sistemi ile mümkün ve büyük bir araçtır. 13 yaşından küçük çocuklara dini eğitim verilmesinin bilimsel olmadığını kendileri de biliyor. 20. Milli Eğitim Şurası’nda 4-6 yaş çocuklara dini eğitim verilmesi kararı alındı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı yüzlerce anaokulu açıldı” şeklinde konuştu.

    “KUŞATMAYA KARŞI 16 EYLÜL MİTİNGİNDE HERKESİ GÖRMEK İSTİYORUZ”

    Öğrenci Veli Derneği İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Turgut Aydın, yaşamın tüm alanına yönelik ‘işgal’ durumu yaşandığını söyleyerek, şöyle devam etti:

    “ÇEDES uygulaması ile ilgili 100’e yakın kurum bir araya geldi. Bunun önemsenmesi gerekir. İktidarın eğitime yönelik saldırılarına karşı oluşan bu yapı tepkisini göstermeye devam edecektir. Başta eğitim olmak üzere yaşamımızın her alanı siyasal islamın kuşatması altında. ÇEDES projesi de bu kuşatmanın bir parçası olarak iktidarın eğitim sisteminin siyasal-ideolojik ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendirme projesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm kamusal alanlar tarikat ve cemaatler tarafından işgal edilmiş durumdadır. Derinleşen ekonomik kriz din ile ilişkilendirilerek halkın tepkileri bastırılmak isteniyor. Laik eğitim, laik yaşam, eşit yurttaşlık talebiyle 16 Eylül’de yapılacak mitingde herkesi aramızdan görmekten mutluluk duyacağız.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR