Etiket: lale karabıyık

  • CHP’li Karabıyık’tan çocukların tarikat kampına götürülmesine tepki

    CHP’li Karabıyık’tan çocukların tarikat kampına götürülmesine tepki

    PİRHA – Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü sorumluluğundaki çocukların, Mutlu Yuva Derneği tarafından kampa götürülmesi konusunu gündeme getirdi. Karabıyık, “Bu yapıların devlete sızmadığı, devlet adına, devlete sızdırıldığı açıktır” diye belirtti. 

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü sorumluluğundaki çocukların, başkanlığını AKP’li Muzaffer Gülyurt’un yaptığı Mutlu Yuva Derneği öncülüğünde tarikat kampına götürülmesini eleştirdi.

    Konuya dair yazılı basın açıklaması yapan Karabıyık, “Anayasamızın 41. Maddesi çocukların korunması ve bunun için gerekli tedbirleri alma görevini devlete vermektedir. 61. maddesi ise “korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için” devletin her türlü tedbiri alacağını hüküm altına alır. 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun 4. Maddesi “Bu Kanun kapsamına giren sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetler, Devletin denetim ve gözetiminde, sivil toplum kuruluşları ile halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülür” demektedir” diye belirtti.

    “BU KURULUŞLARA NE KADAR KAMU KAYNAĞI AKTARILDI?”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Karabıyık’ın yazılı basın açıklaması şöyle:

    “Görüldüğü üzere başta Anayasa ve kanunlar açısından çocukların korunmasında asli görev devlete aittir. Devlet, iş birliği yapacağı kuruluşlar için “kamu yararına” çalışıp çalışmadıklarını, tarikat, terör örgütü vb yapılarla ilişkili olup olmadıklarını özel olarak gözetir. Her dernek, vakıf vb oluşumlar sivil toplum kuruluşu kapsamında değerlendirilerek, devletin asli görevlerinin paydaşı yapılamaz.

    Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığında gördüğümüz durumun aynısı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında da görülmektedir. Bakanlık çeşitli protokollerle kendi görevlerini sözde sivil toplum kuruluşu denilen yapılara bırakmaktadır. Bunun en son örneği İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü sorumluluğundaki çocukların, Mutlu Yuva Derneği’nin düzenlediği kampa götürülmesidir.

    Kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşıldığı üzere, Mutlu Yuva Derneği’nin 3-11 Ağustos arasındaki organizasyonla ilgili programı sonlandırarak çocukları ailelerine teslim ettiği anlaşılmıştır. Ancak usulsüz gerçekleştirilen bu faaliyet için ilgili Bakanlığın bir soruşturma başlattığı ya da başlatacağı henüz kamuoyuna yansımamıştır.

    Son olay Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın anayasa ve yasaların kendisine verdiği ve devredilemez nitelikte asli görevlerini devleti zaaflı hale getirecek biçimde “paralel yapılara” bıraktığı gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu kuruluşların hiçbirinin sonradan belirlenmiş gündemlerinin olmadığını, her birinin toplumsal yaşamın her alanına ilişkin gündemlerini teolojik ve kültürel programlarına uygun biçimde gerçekleştirdiklerinin iyi bilinmesi gerekir. Bu tür kuruluşların faaliyetlerini esas olarak devletin etrafından dolanma stratejisine uygun biçimde gerçekleştirdikleri, kriz durumlarında ise rüzgâra göre eğilme taktiğini uyguladıkları ülkemizden ve dünyadaki örneklerinden iyi bilinmektedir.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının konuyla ilgili 02 Ağustos 2023 Çarşamba günü yaptığı yazılı açıklama yukarıda anlattıklarımızın tam olarak bir itirafıdır. Bu yapıların devlete sızmadığı, devlet adına, devlete sızdırıldığı açıktır.

    Bakanlığı, işbirliği protokolleri imzaladığı kuruluşları tek tek ve imzalanan protokollerle birlikte bu kuruluşlara ne kadar kamu kaynağı aktardığını, kamu imkânlarını kullandırdığını açıklamaya davet ediyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • CHP bayram ziyaretlerini video konferans ile yapacak

    CHP bayram ziyaretlerini video konferans ile yapacak

    PİRHA-Cumhuriyet Halk Partisi Ramazan Bayramı nedeniyle bayramlaşma merasimini ikinci gün, video konferans ile yapacak.

    Siyasi partiler arası bayramlaşma ziyaretleri, pandemi süreci nedeniyle, video konferans yöntemi ile yapılacak.

    CHP Genel Merkezi’nin yaptığı açıklamaya göre bayramın ikinci günü siyasi partiler arası bayramlaşma heyetinde Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, Parti Meclisi Üyesi Semra Dinçer ile Parti Meclisi Üyesi Deniz Demir yer alacak.

    İLK BAYRAMLAŞMA AKP İLE YAPILACAK

    Video konferans saatlerini de paylaşan CHP Genel Merkezi, ilk bayramlaşmayı 09:30 ile 09:45 arasında AKP ile yapacak.

    CHP bayramlaşma heyeti sonraki saatlerde DSP, VATAN PARTİSİ, HDP, İYİ PARTİ, BBP, DP, MHP, SP, ANAP, GENÇ PARTİ, DEVA PARTİSİ, GELECEK PARTİSİ, YENİDEN REFAH PARTİSİ ile görüşmeler yapacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Lale Karabıyık: Yüz yüze eğitimle birlikte 26 öğretmen yaşamını yitirdi

    Lale Karabıyık: Yüz yüze eğitimle birlikte 26 öğretmen yaşamını yitirdi

    PİRHA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, kırk gün içerisinde 26 öğretmenin koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirmesine değinerek “Herkes için en güvenli çatı olması gereken okullar salgın yayılımında büyük risk taşımaya devam ediyor” dedi.

    CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, yaptığı basın açıklaması ile öğretmenler ve öğrenciler arasında artan koronavirüs vakaları ve öğretmenlerin aşıya erişimde yaşadıkları sorunlara değerlendirdi.

    Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda 2 Mart’ta başlayan yüz yüze eğitimin plansızlık nedeniyle karmaşaya yol açtığını kaydeden Karabıyık, “24 Şubat’ta koronavirüs aşısı olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, aynı günlerde öğretmenlerin aşılanma sürecinin başladığını müjdelemesine rağmen, aradan geçen neredeyse 50 günde, 1 milyonu aşkın öğretmenden sadece yüzde 10’unun aşılandığını yine kendisi açıkladı. Bu beyan, öğretmenlerin aşılanmasında yaşanan başarısızlığın itirafı niteliğindedir; ayrıca öğretmenlerin aşılanmadan yüz yüze eğitim ve sınavlarda riske atıldığının göstergesidir. Bu süreçte ayrıca, köy okulu öğretmenlerinin birçoğu asgari ücretin dahi çok altında çalıştırılan ücretli öğretmenlerden oluşması sebebiyle aşılanacak öğretmenler kategorisine alınmadı. Okullarda bulunan öğretmenler dışındaki eğitim emekçilerinin aşı takviminde adı dahi geçmedi” dedi.

    40 GÜNDE 26 ÖĞRETMEN HAYATINI KAYBETTİ!

    2. Doz aşısı tamamlanan öğretmen sayısının ne olduğuna dair bilgilerin ise paylaşılmadığına dikkat çeken Karabıyık şöyle devam etti:

    “Covid-19’a yakalanan öğretmenler, ‘Önlemler ciddiyetsiz. Salgında yalnız bırakıldık, düzenli test ve aşı istiyoruz’ diyor; ancak bu yaşanan sorunlar görmezden gelinerek okullarda ciddi önlemler alınmadı, test yapılmasına başlanmadı. Bu nedenle, herkes için en güvenli çatı olması gereken okullar salgın yayılımında büyük risk taşımaya devam ediyor. Ülke genelinde artan vaka sayılarına rağmen devam eden yüz yüze eğitim ve yüz yüze sınavlar nedeniyle, Türkiye’nin dört bir yanından gelen kapanan okul, sınıf, koronavirüse yakalanan öğretmen ve öğrenci haberleri almaya devam ediyoruz.

    Yüz yüze eğitimin başladığı 2 Mart’tan bu yana yaklaşık 26 öğretmenin hayatını kaybettiğini biliyoruz. Öğretmenlerimiz canı pahasına yüz yüze eğitime devam ederken, aşılanma sürecinin de vakit kaybetmeden tamamlanması gerekiyor. Öğretmenlerimizin öğrencilerine, öğrencilerimizin sınıflarına ve arkadaşlarına, öğretmenlerine kavuşmasını hepimiz isteriz; ancak bunu sağlamak için alınması gereken tedbir ve önlemleri dikkate almak önceliğimiz olmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘MEB, tarikat ve cemaatlere sosyal etkinlik yaptıracak’-VİDEO

    ‘MEB, tarikat ve cemaatlere sosyal etkinlik yaptıracak’-VİDEO

    PİRHA – MEB, Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nden “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği”ni çıkardı. Değişiklikle okullarda, uluslararası ve yerli sivil toplum kuruluşlarının ‘sosyal etkinlik’ yapmasının önünü açan bir madde eklendi. Eğitim-Sen Genel Başkanı Aydoğan, “Son yönetmelikle birlikte MEB, eğitim kurumlarını protokol ve işbirlikleri ile sınırlı kalmayıp çok daha geniş yetkiler vererek dini yapılara devretmiş durumda” dedi. 

    Haberin videosu

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği’nde değişiklik yaparak, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” ifadesini etkinlik alanlarından çıkardı. Yönetmelik değişikliği ile okullarda, uluslararası kuruluşlarla, sivil toplum kuruluşlarının (STK) sosyal etkinlik yapmasının önünü açan bir madde eklendi.

    Yönetmelikte çarpıcı olan bir diğer değişiklik ise okullarda, uluslararası kuruluşlarla, sivil toplum kuruluşlarının sosyal etkinlik yapmasının önünü açan madde oldu. MEB’in yıllardır çeşitli dini vakıf ve derneklerle yürüttüğü protokoller tartışma konusuydu.

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, yönetmelik değişikliğine dair dava açacaklarını belirterek şunları söyledi:

    “Aslında bu yeni bir uygulama değil. Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK, özellikle son yıllarda adım adım bazı vesayet mekanizmalarında toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef göstermesi ile kadın mücadelesinde kazandığımız bütün kazanımları bir bir yok ediyor. Önce Milli Eğitim Bakanlığı 162 okulda hayata geçirilecek olan toplumsal cinsiyete duyarlı okul projesini yine bu vesayet mekanizmalarının çeşitli yayın organlarında hedef göstermesi sonucunda sonlandırdı. Üstelik bir gün öncesinde Milli Eğitim Bakanı çıkıp bir programda ‘toplumsal cinsiyete duyarlı okul eğitimlerini tamamladık 162 okulda hayata geçireceğiz’ açıklamasını yapmıştı. Hemen proje hedef gösterilmeye başlandı. Milli eğitim bakanının açıklamasının hemen ertesi gününde bu projenin sonlandırıldığı açıklandı. Devamında YÖK, toplumsal cinsiyet eşitliği üzerinden tutum belgesi hazırlamıştı. Müfredatın düzenlenmesinden, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ders olarak okutulmasına ve birtakım projelerin hayata geçirilmesine kadar… Ve tüm rektörlüklere göndermişti. Ardından yeni YÖK başkanı bir açıklama yaparak ‘toplumsal cinsiyet eşitliğe bizim değerlerimizle mütenasip değildir, uygun değildir. Sonlandırıyoruz, diyerek sitelerinden bu tutum belgesini kaldırdılar.

    “MEB, EĞİTİM KURUMLARINI DİNİ YAPILARA DEVRETTİ”

    Son yayınlanan yönetmelikle birlikte tüm sosyal etkinlik alanlarından toplumsal cinsiyet eşitliği çıkarıldı ve devamında da bu sosyal etkinlik faaliyetlerini STK ve uluslararası kuruluşlarla birlikte devam edeceği söylendi. Şimdi biz 17 yıla baktığımızda özellikle 4+4+4 sisteminden sonra bu STK ve uluslararası kuruluşların Aladağ, Karaman, Kulp, Taşkent, Dikili ve en son Ümraniye Fıkıh Der vakasında yaşadığımız gibi kimler olduğunu çok iyi biliyoruz. Son yönetmelikle birlikte tüm eğitim kurumlarını Milli Eğitim Bakanlığı protokol ve işbirlikleri ile sınırlı kalmayıp çok daha geniş yetkiler vererek bu dini yapılara devretmiş durumda.”

    Feray Aytekin Aydoğan, yapılan değişiklik ile kadınların yok sayıldığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “İktidar, genel olarak kendi rejimlerini inşa etmek noktasında başlangıç olarak kadınları ve kız çocuklarını hedef alıyor. Yeni rejim inşasına ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini yok sayarak, kendi ideolojileri doğrultusunda bir inşa süreci hayata geçiriyor. Biz bunu söylemlerinde de çokça gördük. Örneğin; ‘işsizliğin nedeni kadınlardır. Kadınların kariyeri anneliktir. 3 yetmez 5 çocuk doğurun’ söylemleriyle kadınları bütün toplumsal yaşam alanlarından yok sayan politikaları hayata geçiriyorlar.”

    “MEB, TARİKAT VE CEMAATLERE SOSYAL ETKİNLİK YAPTIRACAK”

    Yapılan değişikliğe bir tepki de CHP kanadından geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, “MEB, tarikat ve cemaatlere okullarda sosyal etkinlik yaptıracak” diyerek şunları söyledi:

    “Milli Eğitim Bakanlığı vakıf ve derneklere yetkilerini devretmesi nedeniyle eleştirilirken, Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde yaptığı değişiklik ile tarikat, cemaat, vakıf ve derneklerin okullara girebilmesi için yeni bir kapı daha araladı. Daha önceki süreçlerde tarikat ve cemaatlere ait vakıf, dernekler üzerinden kurulan yurtlarda neler yaşandığı ortada. Aladağ’da, Karaman’da yaşananlar MEB’e ders olmamış. Protokoller çerçevesinde okullara giren vakıf ve dernekler bundan sonra elini kolunu sallaya sallaya okullara girecek. Yandaş okul müdürleri de buna engel olamayacak. Yönetmelik değişikliğinde gördüğümüz en önemli nokta, bu vakıf ve derneklerin yaygın ve örgün eğitim kapsamında her düzeyinde etkinlik yapabilecek olması. Yani 4 yaşındaki çocuğa da, 70 yaşındaki yurttaşa da ulaşmış olacaklar. Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi’ni bir gazetenin olumsuz haberleri ile kaldıran MEB, tüm mevzuatta temizlik yapıyor.”

    Eren Güven – Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • 1 milyon 871 bin çocuk okula gidemiyor

    1 milyon 871 bin çocuk okula gidemiyor

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık’ın çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi için meclise sunduğu önergede yer alan TÜİK verilerine göre 1 milyon 871 bin çocuğun okula gitmiyor. 

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, meclise çocukların örgün eğitimden ayrılması ve çocuk işçiliğine yönelmesinin önüne geçmek için kalıcı önlemlerin alınmasına yönelik araştırma önergesi verdi. Karabıyık’ın önergesinde yer alan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 15-19 yaş aralığında 1 milyon 871 bin genç eğitimde yer almıyor.

    Karabıyık önergesinde, “TÜİK’in verilerine bakıldığında, 15-19 yaş çağ nüfusumuzun 6 milyon 132 bin olduğu, ne okulda ne istihdamda olan birey sayısının ise 15-19 yaş aralığında 419 bini erkek, 641 bini kız toplam 1 milyon 60 bin kişi olması dikkat çekiyor. Ayrıca bu verilerde, 15-19 çağ nüfusundaki 6 milyon 132 bin bireyden 811 bini istihdamda görülüyor. Toplamda bakıldığında 15-19 yaş aralığında 1 milyon 871 bin genç ise eğitimde yer almıyor” ifadeleri yer aldı.

    EV DIŞINDA ÇALIŞAN ÇOCUK SAYISI YAKLAŞIK 900 BİN

    Karabıyık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çocuk işçiliği ile mücadele etmek ve çocuk işçiliğini durdurmak için “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı” hazırladığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Bu doğrultuda çeşitli çalışmalar yapılmasına rağmen çocuk işçiliğinin sonlandırılması hedefine ulaşılamadığı görüldü. Açıklanan son veriler 2012 yılına ait ve o dönemde Türkiye’de 6-17 yaş grubunda ev dışı ekonomik faaliyetlerde çalışan çocuk sayısını 893 bin olarak gösteriyor. Gelinen noktada çocuk işçiliğiyle ilgili araştırmalarını 6 yılda bir yapan TÜİK’in 2018 yılında yapması gereken araştırmayı 2019 yılına ertelemesi, çocuk işçiliği ile ilgili rakamların ulaştığı boyut hakkında ön bilgi vermektedir.”

    “4+4+4 SORUNU ÇÖZMEDİ”

    Çocuk işçiliğine yönelmesinin önüne geçmek için kalıcı önlemlerin alınması gerektiğine dikkat çeken Karabıyık, “4+4+4 uygulaması ile zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasının ardından, en az 18 yaşa kadar olan çocukların okulda olmaları gerekiyor; ancak açıklanan verilerden 6-18 yaş çağında bulunan tüm çocukların örgün eğitimde olması gerektiği halde bir kısmının örgün eğitim kapsamında olmadığı görülüyor” dedi.