PİRHA- PSAKD Malatya Şubesi, Suriye’deki Alevi Katliamı’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Yezit nasıl zulmüne devam ettiyse, Hüseyinler de direnişten vazgeçmeyeceklerdir. Biz dün olduğu gibi bugün de zalimin önünde eğilmeyeceğiz” denildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi, Suriye’deki Alevi Katliamı’na ilişkin Emeksiz Kavşağı’nda basın açıklaması yaptı. ‘Suriye’de Alevi soykırımı var! Sessiz kalma haykır, soykırıma dur de’ pankartının açıldığı açıklamada basın metnini PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş okudu.
“ZALİMİN ÖNÜNDE EĞİLMEYECEĞİZ”
Suriye’de Alevilere ve tüm kadim halklara yeni bir Kerbela yaşatıldığını belirten Latife Ulutaş, “Yezit nasıl zulmüne devam ettiyse, Hüseyinler de direnişten vazgeçmeyeceklerdir. Biz dün olduğu gibi bugün de zalimin önünde eğilmeyeceğiz. Barışı savunacağız; ancak adalet ve haklarımızdan da geri durmayacağız. Zulme boyun eğmeyen, zalimin önünde eğilmeyen tüm canlara aşk olsun. Onuru, inancı, kültürü, dili, değerleri ve toprağı için direnen Suriye halklarına selam olsun. Sizleri Suriye’deki çocukların, kadınların ve direnen halkların sesi olmaya çağırıyoruz. Katilden barış elçisi olmaz! Katili aklayanlar, zulme ortak olanlardır” dedi.
PİRHA- PSAKD Adıyaman Şubesi, 9. Olağan Kurulunu yaptı. Derneğin şube başkanlığına Ali Sekman seçildi. Kongrenin açılışında konuşan PSAKD Malatya Şubesi Başkanı Latife Ulutaş, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı hakkında, “Bu kadar katliama uğradık geri adım atmadık ama bu başkanlıkla birlikte cemevlerinin masraflarını almaya başladık. Açıkçası Yol düşkünü olduk. Biz parayla değerlerimizi teslim ettik bu tür girişimlere” dedi.
Adıyaman’da yaşanan 6 Şubat Depremi’nin ardından binası yıkılan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve depremde Hakk’a yürüyen Zülfikar Yılmaz’ın ardından 2 yıl gibi bir süre boyunca açılamamıştı. Dernek yeni yönetim listesini oluşturduktan sonra, 9. Olağan kongresini gerçekleştirdi. Adıyaman Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanlığına Ali Sekman seçildi. Kongreye Alevi Ocak Pirleri, Alevi kurumları, siyasi parti yöneticileri ve sivil toplum kurumları katıldı.
Kongre başlangıcında konuşan Malatya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanı Latife Ulutaş, depremde hayatını kaybeden depremzedelere yönelik konuştu.
İnsanların depremde ölüm nedenlerinin sadece doğal afetten kaynaklanmadığını, ihmallerden dolayı çok kayıp olduğunu söyleyen Ulutaş, “Adıyaman Şubesi’nin, Zülfikar’ın geride bıraktığı bayrağı daha yükseklere taşıyacağına olan inancım tamdır. Ne kadar azalsak da yeniden küllerimizden doğacağımızı, yeniden yürüyeceğimizi biliyoruz. Bizler doğal afetlerden dolayı canlarımızı kaybetmedik, biz ihmallerden dolayı hayatımızı kaybettik. Devlet yetkililerin umursamazlığından dolayı hayatımızı kaybettik. Depremin ardından kendi imkanlarımızla ayakta durmaya çalıştık. Başta Zülfikar olmak üzere depremde kaybettiğimiz bütün canlarımızı saygıyla sevgiyle anıyoruz” şeklinde konuştu.
“KAYYIM HANGİ PARTİYE ATANIRSA ATANSIN HEP BERABER ORADA OLMALIYDIK”
Belediyelere atanan kayyımlar karşısında hep beraber olunması gerektiğini belirten Ulutaş, “Bizler farklı farklı yerlerde olabiliriz, farklı ideolojilere sahip de olabiliriz ama bizi bir araya getiren demokrasi inancımız var. Sadece Adıyaman için değil bölge olarak da bir araya gelelim. Kayyımlarda bizler hepimiz bir araya gelmeliydik. Mardin’de, Halfeti’de hep beraber olmalıydık. Hangi partiye atanırsa atansın demokrasi herkese lazım” dedi.
“ALEVİ DEDELERİ BAKANLIK KARTIYLA GEZİYOR”
Alevilerin tarih boyunca birçok sorunla karşı karşıya kaldığından bahseden Ulutaş, şunları söyledi:
“Yüzyıllardır tarih boyunca onca zulümler yaşadık ama hiçbirinde başarılı olamadılar. Hiçbirinde Aleviler geri adım atmadı, atmayacak. Çünkü Aleviler, geçmişte Pirlerinin, yol önderlerinin bırakmış oldukları mirasa sahip çıktılar ve güçlenmek için de adımlar attılar. En son devlet tarafında açılmış olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığıyla birlikte Alevilere çok büyük bir darbe vurdular. Artık bakanlık kartlarıyla geziyor Alevi dedeleri. Bu kadar katliama uğradık geri adım atmadık ama bu bakanlıkla birlikte dedelere maaş bağlanmasına tutun da Cemevlerinin masraflarını almaya başladık. Açıkçası yol düşkünü olduk. Biz parayla değerlerimizi teslim ettik bu tür girişimlere. Alevi dedeleri ve örgütleri olarak birbirimizi sahiplenelim.”
Alevilerin asimilasyonuna yönelik olarak 2020 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açılan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi inancına karşı kurulduğunu ve Alevileri temsil etmediğini söyleyen Kureyşan Ocağı Evlatlarından Garip Bozkurt ise şu konuşmayı yaptı:
“Alevileri kendi inancından, kendi kültürlerinden koparmak için harekete geçtiler. Devletin Alevisini oluşturabilmek için rüşvet verdiler. Biz buradan bütün Alevi dedelerine, yol önderlerine diyoruz ki bir maaş uğruna kendi değerlerinizi satmayın. Bütün bu kargaşanın önüne geçmek için bir olmamız lazım. Eğer zalimin zulmü karşısında eğilirsek Pir Sultan Abdal’ı anlayamayız, Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi anlayamayız. Biz onlara sesleniyoruz Alevilerin neyinden korkuyorsunuz.”
Kongrede konuşma alan Adıyaman Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Eş Başkanı Hüseyin Çoşkun da, Alevilere yönelik dünden bugüne çok şeyin değişmediğine değinerek, “Yaşadığı dönem boyunca zulümlere baş kaldırmış ve akabinde de idam edilmiştir. Aradan 500 yıl geçmiş maalesef bu coğrafyada pek bir şeylerin değişmediğini görüyoruz. 9 yıl önce barış elçisi Tahir Elçi yüzlerce kişinin arasında katledildi. Sivas’ta, Maraş’ta yüzlerce insan katledildi. Aradan bu kadar zaman geçti hala insanlar zulüm görüyor. Bunun karşısında durmak, demokratik, özgür ve örgütlü bir toplum olmaktan geçiyor. Bu coğrafyada zulmedenler olduğu gibi zulme karşı baş kaldıracak, mücadele edecek nice Pir Sultanların olduğunu da bizler biliyoruz” dedi.
“PİR SULTAN İNANCI KİMSEYE BİAT ETMEDİĞİMİZİN SEMBOLÜDÜR”
Alevilerin her dönem katliama, soykırıma uğradığını ancak son zamanlarda uygulanan yeni politikalarla Alevilerin ciddi bir şekilde asimile edilmeye çalışıldığına vurgu yapan Antep Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Mehmet Erkek, “Son dönemlerde Suriye Halep’te Alevilerin katledildiğine tanık oluyoruz. Deyim yerindeyse oğlak keser gibi insan kesiyorlar. Bunu da Allah için yaptığını söylüyorlar. Zaten şimdiye kadar ne kadar Alevi öldürdülerse bunu Allah için yaptığını söylediler. Aleviler bugüne kadar var olma mücadelesi verdiler, hak arama mücadelesi vermediler. Eğer Aleviler olarak örgütlenmezsek, omuz omuza vermezsek gün be gün eririz. Adıyaman’da birçok Alevi var ama bugünkü kongrede Alevi yok. Yanı başımızda kayyımlar atıyorlar, halk iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıyorlar, kimseden ses çıkmıyor” diye konuştu.
Adıyaman Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı olarak seçilen Ali Sekman da yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Kimsenin rengini soldurmadan, kimsenin sesini kısmadan ve köklerine saygı duyarak kendi yolumuza sahip çıkacağız. Pusulamız inancımızdır, rehberimiz Pirlerimizdir. Pir Sultan Abdal inancı devlete veya herhangi bir zümreye biat etmediğimizin sembolüdür. Bugün kökleriyle bağı koparılmış, kendi gövdesine düşmanlaşmış bir Alevi inancı yaratmaya çalışanlar o gün Pir Sultan’ı taşlayanlardır.”
PİRHA- Kürecik Doğa ve Kültür Festivali’nde yerel sanatçılar tarafından türküler söylenip, nefesler okundu. Çeşitli panellerle devam eden festivalin sonunda muhabbet cemi yürütüldü.
Kürecikliler Dayanışma Kültür Derneği ve Uluslararası Uluslararası Kürecik Meclisi (UMK) tarafından ‘Kürecik Doğa ve Kültür festivali’ yapıldı. İki gün süren programın finalinde 3 ayrı panel düzenlendi.
Festivalin ikinci gününde ilk olarak yerel sanatçılar ezgiler seslendirdi. Festivale Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Yazar Mehmet Bayrak, Akademisyenler Eşref Atabey ile Onur Özkan, Dil Bilimci ve Çevirmen Mazlum Doğan ile çok sayıda kişi katıldı.
Festival kapsamında DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete tarafından verilen gülbeng ile aşureler de paylaşıldı.
Festivalin ikinci gününde ‘Doğa ve Kıyım, Kürecikte Yapımı Planlanan Baraj’ adlı panel düzenlenirken, sonrasında ise ‘Kürecik Tarih ve Kültürü’ isimli panel gerçekleştirildi. Günün sonunda ise inanç temelli panel yapıldı.
‘KÜRECİK’TE YAPIMI PLANLANAN BARAJLAR’ PANELİ
Avukat Erdal Kadem, 12 milyon 300 bin TL kazanmak için Kürecik’e baraj yapılmak istendiğini belirterek, söz konusu ihaleye karşı mücadelenin sürdüğünün de altını çizdi. Av. Kadem, “Bu baraj işletmesinden ziyade, maden ocaklarını bölgeye açmak, ranta, talana çevirmektir. Bölgenin bir maden projesi olduğu, kamuoyu yararına olmadığı, çevreye çok büyük zararlarının olduğunu belirterek projenin iptali için bilirkişi raporu geldi” dedi.
“KÜLTÜREL MİRASI YOK ETMEK İSTİYORLAR”
Hukuki anlamda Kürecik Barajı davasını takip edeceklerini belirten Av. Gül Erdoğan, “Kürecik Göleti’nin yapılacağı alanda 264 dönümlük bir alanın kamulaştırılması isteniyor. Bu alanda yerleşim alanları var. Atalarınıza ait olan, miras kalan alanlar, mezarlar var. Buranın kamulaştırılması, göç ettirilmesi bir kültürel mirasın yok oluşu anlamına gelmektedir” diye konuştu.
“SİYANÜRLÜ MADENCİLİK AÇMAK İSTİYORLAR”
Panel konuşmacılarından Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Cemil Aksu ise “Şu an Türkiye’de 12’inci kalkınma projesini yayınladı ve bu projeyle maden sorunu olarak hukuki düzenlemeler yapıldı. Bu milli menfaat düzenlemesine göre dava açılamayacak, herhangi bir eylem yapılamayacak. Herhangi bir eylemde polis zoruyla karşılaşacaksınız. Türkiye’de şu an fiilen 22 tane altın madenciliği çalışması var ama şu anda 123 tane daha siyanürlü altın madenciliği açmak istiyorlar. Bu 123 tane proje felaket demek” dedi.
‘KÜRECİK TARİHİ VE KÜLTÜRÜ’ PANELİ
Kürecik tarihiyle ilgili panelde konuşan emekli öğretmen Mustafa İçöz, “Kürecik ilkleriyle bilinen bir yerdir ve birçok ilklerin yaşandığı bir bölgedir. İlk köy mitingini Kürecikliler yapmıştır. 1975’te ilk köy gazetesi olarak Kürecik Gazetesi çıkarılmıştır. Bu derece hareketli bir bölgede bu derece meselelerine sahip çıkan bir toplum… Bu toplum çok bedel ödemiştir, hala da ödeniyor. Bu bölgede kalan insanları göçertmek için de baraj yapılmak isteniyor. Hala dere kenarında arazileri olan insanları da yerlerinden çıkarmak istiyorlar” şeklinde konuştu.
“19. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİNDE KÜRECİK’TE KIYIMLAR GERÇEKLEŞTİ”
Yazar Mehmet Bayrak ise konuşmasında Kürtlerin, Alevilerin tarihsel süreç boyunca katliamlara uğradığından söz etti. Bayrak, “Bize öğretilen tarihin bizimle hiçbir ilgisi yok. Ben Türkoloji eğitimi yaptım. Bize öğretilen ‘Bilinen en eski Alevi şair Yunus Emre’dir’ şeklindeydi. Yaptığımız araştırmacılar derinleşince gördük ki Yunus Emre’ye gelinceye kadar 35 Yaresan Kürt şair var. Bunların 15’i kadın. Bunların yarısı da tembur eşliğinde sözlerini icra ediyorlar. Bu yüzden bize öğretilen resmi tarihin sorgulanması gerekiyor. Alevilerin yer aldığı iki büyük havza var. Bunlardan bir tanesi Dersim merkezli Dicle-Fırat havzası, diğeri de Maraş merkezli Seyhan-Ceyhan Havzası. Cumhuriyet döneminde yapılan katliamların büyük bir bölümü bu coğrafyada gerçekleştirildi. Kürecik’te gerek 19. yüzyılda gerek 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlıların buralarda ne kadar kıyım yaptığı belgelerle kanıtlanmıştır” ifadelerini kulandı.
“SİSTEMİN POLİTİKALARINI BOŞA ÇIKARABİLİRİZ”
Yaşamı Yeniden İnşa Projesi Başkanı Başkanı Ahmet Güden ise konuşmasında Avrupa’da yaşayan Alevi ve Kürtlerin topraklarına geri dönmesi gerektiğini belirtti. Güden, “Buralara gelip ekolojik ve komünal bir hayatı yeniden kuracağız. Topraklarımıza gelip yeni bir hayatı inşa edelim. Avrupa’dan buraya gelerek sistemin Kürtlere dayattığı politikaları boşa çıkarabiliriz” diye vurguladı.
İNANÇ PANELİ VE MUHABBET CEMİ DÜZENLENDİ
Alevilerin en yoğun asimile edildiği dönemin son 100 yıllık cumhuriyet dönemi olduğuna vurgu yapan Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Pir Zeynel Kete, şu konuşmayı yaptı:
“Devlet dışı kalmış toplumlara yönelik her türlü katliamları yapıyorlar. Bir de en büyük sorunumuz olan yerel yönetimler, belediyeler. Alev inancını modern şekilde Diyanetlere muhtaç ettiler. Belediyeler üzerinden bu toplum kontrol ve denetim altına alınmaya çalışılıyor. Binlerce yıllık hakikat elektrik ve su paralarına kurban ediliyor, yerelden başlayıp merkeze kadar giden iktidarlar tarafından yürütülüyor. En büyük sorunumuz, Aleviliğin en fazla asimile olduğu, hakikatinden uzaklaştığı dönem bu dönemdir. Fiziksel olarak üstesinden gelemedikleri soykırımlara şimdi de kültürel soykırımla üstesinden gelmeye çalışıyorlar. Bu yönüyle de Aleviler taksitle, yavaş yavaş öldürülüyor. Buna karşı da Aleviler hakikat arayışından asla taviz vermeyecek.”
“FATMA ANA GİBİ BİRBİRİMİZE YASLANALIM”
Pir Sultan Abdal Derneği Malatya Şubesi Başkanı Latife Ulutaş ise Alevi kadınların söz söyleme noktasında eşit olmadığının altını çizerek, “Gelin kadınlar olarak birbirimize sahip çıkalım. Tıpkı Fatma Ana gibi, Zeynep Ana gibi, Zarife Bacı gibi birbirimize yaslanalım ve bütün haksızlıklara karşı birlikte mücadele edelim” şeklinde konuştu.
Kayseri Cemevi Başkanı Abbas Tan, Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyon politikalarını eleştirerek şunları söyledi:
“Son dönemlerde cemevi-cami projesi ortaya atıldı. Bu karşılık bulmayınca da cemevlerimizi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladılar. Cemevi Başkanlığı cemevlerine ‘ne isteğiniz varsa karşılayacağız’ hatta istiyorsanız size kadro da verelim şeklinde teklif sunuyorlar. Alevi dedelerini maaşa bağlayıp arkasından ‘bizim istediğimiz gibi dualar okuyacaksınız’ diye yazı gönderecekler. Bunun dışında en büyük sıkıntı Alevileri birbirine düşürmek için bir politika geliştirdiler. ‘İslam içi, İslam dışı, Türk Alevi’si, Kürt Alevi’si’ gibi…”
Paneller sonrasında muhabbet cemi yürütüldü. Sinemilli Ocağı Pirlerinden Pir Tacim Bakır’ın yürüttüğü cem sonrasında lokmalar paylaşıldı.
PİRHA-Malatya Kürecik’te baraj inşaası projesine karşı bir araya gelen birçok sivil toplum kuruluşu, baraj keşfi için gelen bilirkişi heyetini protesto etti.
Uluslararası Kürecik Meclisi (UKM), Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik Kırsal Mahallesi’nde yapılmak istenen baraj yapımına karşı açıklama yaptı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Malatya Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayları SevimŞimşek Bayram, Abdulvahap Ekim, çevre aktivistleri, Pir Sultan Abdal Derneği Malatya Şubesi ile bir çok kurum ve siyasi parti temsilcisi açıklamaya katıldı.
Sabah saatlerinde barajın yapılacağı Kapaz Mahallesi’ne gelen kitle, “Ellerini toprağımdan, dağlarımdan, suyumdan çek”, “Suyuma, toprağıma, havama, yaşam alanlarıma dokunma”, “inancımıza, dilimize ve doğamıza müdahaleye hayır” pankartları ile ellerinde taşıdıkları dövizler ile barajın yapıldığı alana yürüdü.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba katılarak eyleme destek verdi. Ağbaba, 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutlayarak, Kürecik halkının yanında olduklarını belirtti.
Sık sık, “Jin, jiyan azadi, sermaye elini Kürecik’ten çek, havama, suyuma, toprağıma dokunma, kadın yaşam özgürlük” sloganı atan kitle Kepez’de baraj yapılmak istenmesini protesto etti. Basın açıklamasında konuşan UKM yöneticilerinden Hüsniye Kıllı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, Kepez’de yapılan doğa talanına karşı bir araya geldiklerini söyledi. Kıllı, doğa talanına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek, Kepez’in doğasının yok edilmek istendiğini söyledi.
“DOĞA TALANINA KARŞI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Ardından konuşan DEM Parti Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayı Sevim Şimşek Bayram, Malatya’daki doğa talanına karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayarak, 8 Mart Dünya kadınlar günü vesilesiyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladı.
Pir Sultan Abdal Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ve diğer kurum temsilcileri de söz alarak doğa talanına tepki gösterdi.
PİRHA– Depremde Hakk’a yürüyen Zülfikar Yılmaz için anma düzenlendi. Anmada konuşan, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, bıraktıkları mirasa sonuna kadar sahip çıkacaklarını belirtirken Malatya Pir Sultan Derneği Şube Başkanı Latife Ulutaş da, “Bu sadece depremle açıklanacak bir şey değil, bu tamamen bir katliam” dedi.
6 Şubat depreminde hakka yürüyen Zülfikar Yılmaz için bugün Adıyaman Cemevi’nde anma yapıldı ve lokma verildi. Anmaya Zülfikar’ın ailesi ile birlikte sevenleri de katılırken semahlar dönüldü, ağıtlar yakıldı.
Katılımcılar arasında Pir Sultan Abdal Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adıyaman Şubesi, Adıyaman FERAT-DER, Malatya Pir Sultan Abdal Derneği Şube Başkanı Latife Ulutaş, Diyarbakır Pir Sultan Abdal Derneği Üyeleri ve Dede Gargın Ocağı Pirlerinden Musa Kargın yer aldı. Anmaya siyasi parti olarak Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Abdurrahman Tutdere ve heyeti katıldı. Hakka yürüyenler için saygı duruşuna geçildikten sonra semaha dönüldü.
Diyarbakır Pir Sultan Abdal Derneği’nden gelen üyeler burada Zülfikar’ın anısına deyişler söyleyip, cem yaptı. Cemevinde dönülen semahların ardından Zülfikar’ı anlatan bir sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Sinevizyonun ardından ise depremde hayatını kaybeden Zülfikar ve ailesinin bulunduğu mezarlığa geçildi.
“ONLARIN BİZE BIRAKTIĞI MİRASA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Mezarlıkta konuşma yapan Pir Sultan Abdal Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Onların bize bıraktığı mirasa sonuna kadar sahip çıkacağımıza söz veriyoruz ve anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.” dedi.
“VERGİ ÖDEMEMİZE RAĞMEN GÜNLERCE ENKAZ ALTINDA KALDIK”
Malatya Pir Sultan Derneği Şube Başkanı Latife Ulutaş ise, depremde hayatını kaybedenler için bir konuşma yaparak şunları söyledi:
“Depremin olacağı hep söyleniyordu. Yıllardır bunun için hepimiz depremde vergi ödedik. Vergi ödememize rağmen günlerce enkaz altında kaldık. Bu sadece depremle açıklanacak bir şey değil, bu tamamen bir katliam. Tamamen devletin bir politikası. Biz bu sisteme karşı hep mücadele edeceğiz.”
Zülfikar’ın bulunduğu mezara gelen yakınları burada ağıt yakıp, gözyaşı döktü. Yapılan konuşmaların ardından sevenleri Zülfikar için türküler okudu.
PİRHA – Malatya’da Hasançelebi köyünde megafonla ezan okutulmasına tepkiler büyüyor. Köye imam atandığı bilgisini alan köylülerin, bu yönlü girişimlere karşı olacakları belirtiliyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Hasançelebi’de ezan okutulmasının ardından köylülerle görüştüğünü, halkın, yaşananlardan ötürü tepkili olduğunu kaydetti.
Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Alevi köyü Hasançelebi’de ezan okutulması bölge halkının tepkisini büyütüyor.
Köydeki harabe haldeki caminin uzun yıllardır kapısının kapalı olduğunu belirten köy sakinleri, dört gün önce söz konusu camiye imam atandığı bilgisini vererek durumdan rahatsız olduklarını belirttiler.
ULUTAŞ: ALEVİ KÖYÜNDE EZAN OKUNMASI KABUL EDİLEMEZ!
Pir Sultan Abdal Kültür DerneğiMalatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Alevi yerleşkesinde ezan okutulmasını eleştirdi. Ulutaş, Hasançelebi’de ezan okutulmasının ardından köylülerle görüştüğünü, halkın, yaşananlardan ötürü tepkili olduğunu belirtti.
“KÖYLÜLER TEPKİLİ”
Ulutaş, atanan imamın, muhtarı arayarak, kalabileceği bir lojman ya da ev talebinde bulunduğunu da aktararak “Köylüler henüz atanan imamı görmemiş, ancak gün içerisinde okunan ezandan ötürü rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Alevi köyünde ezan okunması kabul edilemez. Bu konuda köylülerin de bir rızalığı, talebi yok” diye konuştu.
Latife Ulutaş, hafta sonu PSAKD Genel Yönetim Kurulu toplantısında konunun görüşüleceğini ifade ederek, “Yapılanlara dair bir eylemimiz olacaktır. Halkla bir dayanışma içerisinde olup bu konunun takipçisi olacağımızın da bilinmesini isterim” dedi.
YILDIRIM: HASANÇELEBİ BU TÜR GİRİŞİMLERE PRİM VERMEZ
Hasançelebi’nin belde belediyesi olduğu dönemde 20 yıl belediye başkanlığı yapan Mehmet Şerif Yıldırım da konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“Burası son 20 yıldır imamı, hocası olmayan, ezan okunmayan bir yer” diyen Yıldırım, şu bilgileri paylaştı:
“Geçtiğimiz günlerde ezan okunduğunu ben de duydum. ‘Bu ne iş?’ diye de sordum. İmam atandığı konusunda bilgi sahibi değilim ancak imam atansa dahi burada oturabileceği bir ev de yok. Türkiye’de her tarafta bir karışıklık yaratmaya çalışıyorlar ama Hasançelebi sağduyuludur, bu tür şeylere prim vermez. Burada imamın gelip görev yapacağını, caminin faal olacağını zannetmiyorum. Belediye başkanlığı yaptığım dönemlerde böyle bir şey olmadı. Şimdi bu nereden çıktı bilemiyor, yorum yapamıyorum.”
“SAMİMİYETTEN BAHSETMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Mehmet Şerif Yıldırım, hükümetin kurduğu Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı projesinin de samimi olmadığını ifade ederek şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz yıllarda Ballıkaya köyünde hükümet, bir toplantı yaptı. O toplantıda devlet yetkilisi isimlerin yanı sıra Ali Arif Özeybek de vardı. Alevi Dernek yöneticileri ile muhtarları toplamışlardı. Vatandaş, bu toplantının ‘Alevilere şirin görünmek için’ yapıldığının bilincindeydi. Sonrasında köyün ortak kullanım alanlarına masa, sandalye, klima gibi yardımların yapıldığını da duydum. Ama Hasançelebi ve çevre köyleri bu tür girişimlere prim vermez. Hekimhan’da Alevi-Sünni ayrımı olmaz. Bu konu kaşınmak mı isteniyor bilmiyorum ama Hasançelebi bu konuda duyarlıdır. Birkaç yerde bu duruma benzer olaya da rastladım.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) tarafından Varto’da ‘Yolda birlik buluşması’ düzenledi. Buluşmada PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe “Devlet bu sefer Aleviliği bitirme noktasında çok organize. Aleviliği kendi içinden devşirdikleri işbirlikçilerle asimile etme projesine geçildi” dedi. Erçe ekledi: bizler daha çok örgütlenerek güçlenelim!
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi tarafından Varto’da ‘Yolda birlik buluşması’ düzenlendi.
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Baba Mansur Ocağı evladı Fadime Sertkaya, Kureyşan Ocağı evladı Doğan Yılmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Yolda birlik buluşması’na çok sayıda yurttaş katıldı.
Bir konuşma yapan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Aleviliğin binyıllardır bitirilmek istendiğini ve her dönem bir çıban olarak görüldüğünü belirterek, “Yüzlerce yıldır seferler düzenleyip projeler uyguladılar. Maraş, Sivas ve Dersim gibi katliamlara uğradık ama Aleviliği yok edemediler. Bir inanç yaşıyorsa o inancı sürdürenler de yaşayacaktır. Devlet bu sefer Aleviliği bitirme noktasında çok organize. Aleviliği kendi içinden devşirdikleri işbirlikçilerle asimile etme projesine geçildi. Cemevlerine ‘ihtiyaçlarınız nedir giderelim’ diyerek bütün köyleri gezdiler. Taleplerimizi unutturmak istediler. Aleviliği kimliksizleştirme politikası uygulanıyor. Bu aklı, devlete içimizdeki işbirlikçiler veriyor. Biz Aleviyiz, bizi teslim alamayacaksınız. Üç kuruşa inancını, felsefesini satanlar olabilir ama bizler daha çok örgütlenerek güçlenelim” dedi.
“ALEVİLERİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK İSTİYORLAR”
Daha sonra söz alan PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ise, “Tekçi bir anlayışla karşı karşıya olduk. Bizler bütün ötekileştirilenlerle birlikte mücadele ettik. Zalimler karşısında her zaman Pir Sultanlar oldu. Alevileri karşı karşıya getirerek Aleviliği bitirmek istiyorlar. Çok tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız. Bunun karşısında birlikte durarak örgütlü olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“AMAÇLARI ALEVİLİĞİ ASİMİLE ETMEK”
Bütün sorunlarının cemlerde çözüldüğünü belirten Kureyşan Ocağı evladı Doğan Yılmaz, “Ne oldu biz, ne olur yol yakınken dönelim ve cemevlerini örgütleyelim. Önemli olan insanları ikna etmektir. Eğer biz çalışmalar yapmazsak çok geç kalırız, zaten amaçları Aleviliği asimile etmek ama şimdiye kadara başaramadılar bundan sonra da başaramayacaklar” diye belirtti.
“İNANCIMIZ KAYBOLMASIN”
Baba Mansur Ocağı evladı Fadime Sertkaya ise şunları dile getirdi:
“Pir bir değirmendir, talip bir pervanedir. Değirmen pervanesiz dönmez, herkes yardımcı olsun inancımız kaybolmasın.”
Yolda birlik buluşması, yurttaşların panelistlere sordukları sorularla sona erdi.
PİRHA-Maraş merkezli iki depremin ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi dayanışma amaçlı bölgeye yardım göndermeye devam ediyor. Altınova Cemevi Başkanı Adnan Arslan, Alevi toplumunun Hızır ayında olduğunu ve lokmalarını deprem bölgelerindeki canlarla paylaştıklarını ifade etti.
Maraş depreminin ardından Alevi kurumları depremzedelerle dayanışmasını sürdürüyor.
Antalya’da hizmet yürüten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi Cemevi, Maraş depreminde zarar gören yurttaşlara destek amaçlı başlattığı yardım kampanyasında topladığı gıda ve çadır malzemelerini bölgeye ulaştırıyor.
Depremzedelerin, kişisel bakım malzemeleri, giyecek, battaniye, yatak ve çocuk bezi gibi ihtiyaçları karşılanırken, bölgede bulunan cemevleri ise depremzedeleri misafir ederek temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.
“BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLUYORUZ”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Cemevi Başkanı Adnan Arslan, Alevi toplumunun Hızır ayında olduğunu ve lokmalarını deprem bölgelerindeki canlarla paylaştıklarını ifade etti.
Arslan, “Osmaniye Cemevi başkanımızla görüştük, gerçekten yardım gitmemiş. Altınova Cemevi olarak Osmaniye Cemevi’ne bir kamyon malzeme gönderiyoruz. Dün de Hatay Samandağ’a bir kamyon malzeme gönderdik. Tüm canlarımızın emeklerine sağlık. Gün bu gündür, gün birlik günüdür. Arabayı doldurup kuru gıda, su gibi canlarımızdan ne geldiyse gönderiyoruz, Hızır günlerinde birbirimizin Hızır’ı oluyoruz. Bugün Malatya’dayız, PSAKD Altınova Cemevi olarak Malatyalı canlarımıza geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk. Karınca kararınca Hızır lokmalarımızı getirdik. Alevi kurumları olarak her zaman birbirimize destek olacağız birlikte olacağız” dedi.
PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş da Alevi kurumlarının böyle bir dönemde dayanışma göstermesinin değerli olduğunu kaydederek, destek sunan herkese teşekkür etti.
PİRHA- PSAKD Malatya Şubesi Başkanı Latife Ulutaş, hükümetin açacağını duyurduğu ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepki göstererek, “AKP iktidarı kendi Alevisini yaratıp kendine göre dizayn etmeye çalışıyor. Alevileri, Aleviliği hiçbir partinin siyasi malzemesi yapmayacağız. Alevi halkından bir tek oy dahi alamayacaksınız” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İstanbul’daki Şahkulu Sultan Dergahı’nda duyurusunu yaptığı ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ projesine tepkiler gelmeye devam ediyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi Başkanı Latife Ulutaş, Alevilere yönelik atacağı adımlara ilişkin hükümeti samimi bulmadığını ve Alevilerin sorunlarının eşit yurttaşlık talebinin karşılanmasıyla çözülebileceğini belirtti.
“AKP KENDİNE BAĞLI ALEVİLER YARATMAYA ÇALIŞIYOR”
AKP iktidarı ve bu iktidardan önce devleti yöneten anlayışların bütününde Alevi halkının inancını, kültürünü tanımayan bir zihniyet olduğunu ifade eden Ulutaş, “Hatta sadece inancından dolayı defalarca yakılan, katliamlara uğrayan, Alevi halkını ne hikmetse seçim dönemlerinde hatırlar oldular. Yıllardır Aleviler eşit haklar mücadelesi vermekte. Yani bu ülkede tüm renklerle birlikte, tüm inançlarla, tüm dillerle, tüm farklılıklarla birlikte yan yana aynı haklara sahip olarak yaşamak istiyor. Bunu 20 yıldır göremeyen iktidar, görmemekle de kalmayıp bizim ibadethanelerimize kendince yakıştırmalarda bulunarak ‘Cemevi cümbüş evi’ dedi. İbadet yeri olmadığını her defasında dile getirdi. Türkiye’de yaşayan tüm insanların Müslüman olduğu ve ibadethanenin de camiler olduğunu defalarca söyleyen, daha da ileri giderek sapkınlıkla suçlayan bu anlayış bugün cemevlerimize, dergahlarımıza ziyaretlerde bulunuyorlar ve kendilerinin istediği kendi Alevisini yaratmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Dergahını ziyareti sırasında açıkladığı ‘demokratik reform’ paketine değinen Ulutaş, sözlerine şöyle devam etti:
“Kültür Bakanlığı nezdinde bir kurum oluşturup, oranın da elektrik ve su giderlerini karşılama gibi yine orada inanç hizmeti yürüten dedelere maaş bağlama gibi bazı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalar Alevi kurumlarının, Alevi halkının taleplerini karşılayan bir noktada olmadığı gibi asimilasyonun bir parçası olarak karşımıza getirildi. Bizim yani Alevi halkının talepleri açık ve nettir. Cemevlerimiz yasal statü verilerek anayasada yer almalıdır. Yine zorunlu din derslerinin kaldırılmasıdır. Alevilerin uğramış olduğu tüm katliamlarla yüzleşmeli ve Alevi halkından özür dilemelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalı yerine inançların özgürleşmesi konusunda adımlar atılmalıdır. Bizler yıllardır bu talepler çerçevesinde mücadele yürütüyoruz ve hiçbir talebimizi pazarlık konusu yapmıyoruz.”
Alevilerin eşit yurttaşlık talebi karşılanmadan hiçbir sorunun çözülemeyeceğini vurgulayan Ulutaş, “AKP iktidarı kendi Alevisini yaratıp kendine göre dizayn etmeye çalışıyor. Biz bunları daha önce de yaşadık. Defalarca çalıştaylar yapıldı. O zaman da taleplerimizi kendilerine ilettik ama çözüme ilişkin bir adım atılmadı. Onun için bu tür girişimlerin samimi olmadığını biliyoruz. Ve seçim yatırımı girişimi olarak görüyoruz. Seçim dönemlerinde Alevi halkının varlığını hatırlayanlara sözümüz şu: Alevileri, Aleviliği ve hiçbir partinin siyasi malzemesi yapmayacağız. Alevi halkından bir tek oy dahi alamayacaksınız.”
PİRHA-Malatya’da düzenlenecek ‘Sivas 93 ve sonrası’ konulu panel hakkında PİRHA’ya konuşan PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Aradan 29 yıl geçti ama ne katiller ne de sorumlular hesap verdi. Göstermelik yargılamalarla 29 yıldır hala sonuçlanmayan mahkemelerde adalet arayışımız devam ediyor. Aleviler bir taraftan yaşam haklarını korumaya çalışırken, diğer taraftan her gün giderek artan asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kalıyor” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bölge Şubeleri, Sivas Katliamı’nın 29. yılında ‘Sivas 93 ve sonrası’ isimli panel düzenleyecek. Malatya’da Sabancı Kültür Merkezi’nde yapılacak panele Madımak Davası Avukatı Şenal Saruhan, PSAKD Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, önceki dönem PSAKD Genel Başkanı Yazar Ali Balkız, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan katılacak.
PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Sivas Katliamı’nın 29. yılı ve Malatya’da düzenlenecek ‘Sivas 93 ve sonrası’ konulu panel hakkında PİRHA’ya konuştu.
“DEVLET KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”
Alevilerin inancından dolayı Kerbala’dan beri sayısız katliamla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Ulutaş, “Dersim, Maraş, Malatya, Çorum, Gazi ve 1993 yılında Sivas Madımak otelinde 8 saat süren yangında birçok aydınımızı, yazarımızı, sanatçımızı ve 18 yaşını doldurmayan çocuklarımızı vahşi bir katliamla kaybettik. Aradan 29 yıl geçti ama ne katiller ne de sorumlular hesap verdi. Göstermelik yargılamalarla 29 yıldır hala sonuçlanmayan mahkemelerde adalet arayışımız devam ediyor. Aleviler bir taraftan yaşam haklarını korumaya çalışırken, diğer taraftan her gün giderek artan asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kalıyor. Yıllardır katliamlarla yok etmeye çalıştıkları Alevileri bugün de kendilerine göre şekillendirmeye çalışıyorlar, kutsal mekanlarımız ya yıkılıyor, ya da kontrol altına almaya çalışılıyor. Devlet asimilasyon politikalarıyla kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor” dedi.
“MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Sivas Madımak Katliamı’nın 29. yıl dönümünde şubelerde ve bölgede eylem ve etkinliklerin başladığına değinen Ulutaş, şöyle devam etti:
“Doğu bölge şubeleri olarak, Malatya’da 24 Haziran Cuma günü saat 13.30’da Sabancı Kültür Merkezi’nde, katliamın canlı tanıklarından, yazar ve önceki dönem Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Ali Balkız, 29 yıldır adalet mücadelesinden vazgeçmeyen Avukat Şenal Sarıhan, PSAKD Hukuk Sekreteri Cafer Koluman, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ve GYK üyelerimizin katılımıyla Sivas 93 ve sonrasını konu alan panel gerçekleştireceğiz. 1 Temmuz Cuma günü demokratik kitle örgütlerinin de katılımıyla yürüyüş ve basın açıklamasıyla şehitlerimizi anacağız. 2 Temmuz’da da tüm bölge şubeleri olarak Sivas Madımak Oteli önünde şehitlerimizi anarak adalet mücadelemizi ve taleplerimizi dile getirmeye devam edeceğiz. Katiller ve sorumlular hesap verinceye, Madımak Oteli müze oluncaya ve eşit yurttaş oluncaya kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”
PİRHA- Malatya’da Demokratik Kadın Platformu’nun çağrısıyla Soykan Parkı’nda bir araya gelen kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin eylem gerçekleştirerek; “Eşit ve özgür bir yaşamı kadınlar getirecek. Kadınlar olarak dayanışmaya ve direnmeye devam edeceğiz” dedi.
Malatya’da Demokratik Kadın Platformu’nun çağrısıyla Soykan Parkı’nda bir araya gelen kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin eylem gerçekleştirdi.
Kadınlar eylemde ‘Baharı da barışı da kadınlar getirecek’ pankartı açarken, sık sık ‘Yaşasın kadın dayanışması’ sloganını attı. Eylemde hazırlanan ortak basın metnini Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş okudu.
“EŞİT VE ÖZGÜR BİR YAŞAMI KADINLAR GETİRECEK”
Dünyada kadınların yüzyıllardır süren dayanışmasının, direnişinin, isyanının adının 8 Mart olduğunu söyleyen Ulutaş, 8 Mart’ın tarihine değinerek; “8 Mart 1857’de New York’ta dokuma fabrikasında binlerce kadın düşük ücretleri, 16 saati bulan çalışma süresi, insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için greve gitti. Polisin fabrika yönetiminin desteğiyle işçilere saldırması, işçileri fabrikaya kilitlemesinin ardından çıkan yangında 129 kadın işçi can verdi. Aradan 165 yıl geçti, patriyarkanın kadının emeği, bedeni, kimliği üzerindeki el koyma, şiddet ve baskısı azalmadı. Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlik, ayrımcılık ve sömürü derinleşti” dedi.
“EMEĞİMİZ İKİNCİLLEŞTİRİLİYOR”
Bu yıl 8 Mart’ı emek sömürüsünün her geçen gün arttığı, enerjiye ve temel tüketim maddelerine gelen zamlarla birlikte alım gücünün kalmadığı koşullarda karşıladıklarını belirten Ulutaş sözlerine şu şekilde devam etti:
“İşsizliğin rekor seviyelere ulaştığı ekonomik kriz koşullarında kadınlar olarak barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçları bile karşılayamaz olduk. Hali hazırda yoksullukla baş etmeye çalışırken, açlıkla mücadele etmek durumunda kaldık. Var olan mesaimize yeni bir mesai daha eklendi; En ucuz ürünü nerede buluruz, hangi saatlerde pazara gidersek daha ekonomik alışveriş yaparız, çamaşır ve bulaşık makinesini saat kaçta çalıştırırsak enerjiden tasarruf ederiz. Türkiye Dünya’da kadın işsizlik oranının en yüksek olduğu, kadın istihdamının en düşük olduğu ülkelerden biri. Kayıt dışı işlerde, güvencesiz ve düşük ücretlerle istihdam ediliyoruz. Aynı işi yaptığımız erkeklerden daha az ücret alıyoruz. Çalışma hayatında olduğumuzda dahi yönetim kademelerinde yer alamıyoruz. Emeğimiz ikincilleşiyor, gelirimiz erkeğin gelirine ek olarak görülüyor. Ev ve bakım işini aksatmamamız için esnek çalışmamız gerekiyor.”
“EV İŞİ KADINLARIN DOĞAL SORUMLULUĞU DEĞİLDİR”
Bakım yükünün sadece kadınların sırtında olduğunu esnek ve yarı zamanlı çalışma biçiminin kadınların istihdam alanında maruz kaldığı eşitsizlikleri her geçen gün daha da derinleştirdiğine vurgu yapan Ulutaş şunları aktardı:
“Çalışma yaşamı sanki çocuklar, yaşlılar, engelliler ve hastalar hiç yokmuşçasına örgütleniyor, bakım işleri yalnızca kadınların sorumluluğundaymış gibi yarım gün çalışıp geri kalan zamanlarında da ev içi yeniden üretimi üstlenebilecekleri şekilde düzenlemenin yolları aranıyor. Üstelik bu çalışma biçiminin özellikle de kadın çalışanların lehine olduğu üzerinden söylemlerle rıza inşa edilmeye çalışılıyor! Kadınların doğal sorumlulukları gibi görülen ev işleri ve bakım işleri hep kadınların ücretsiz emeği üzerinden idame ediliyor, yarım gün uygulaması, kadınlara “bir fırsat”mış gibi sunuluyor. Toplumdaki cinsiyetçi işbölümü sorgulanmadığı için kadınların daha düşük gelirli, yükselme şansı olmayan işlerde çalışmaları ve esas görevlerinin aile içi sorumlulukları olduğu düşüncesi meşrulaştırılıyor. Bu da genel yoksulluk içinde kadın yoksulluğunun daha da artmasına yol açıyor.”
“KADINLAR OLARAK DAYANIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Ulutaş son olarak; “Cezaevinde cinsel şiddete maruz kaldığını açıklayan Garibe Gezer’in şüpheli ölümü karşısında susmadık! Sağlık hizmetine erişimin engellendiği, tecrit koşullarının arttırıldığı, hasta mahpusların sağlık ve yaşam hakkının ihlal edildiği bir süreçte Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpusların serbest bırakılması için kampanyalar örgütledik. Deniz Poyraz’ın katledilmesine karşı öfkemizi alanlarda birleştirdik, Çilem Doğan’a verilen 15 yıl cezayı kabul etmedik, “öz savunma haktır” dedik. Kadınlar olarak dayanışmaya ve direnmeye devam edeceğiz” dedi.
PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi 8. Olağan Genel Kurulunu yaptı. Mevcut Başkan Latife Ulutaş yeniden başkan seçildi.
PSAKD Malatya Şubesi 8. Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirdi. Dernek binasında yapılan kurula CHP, HDP, EMEP, İHD, EĞİTİM SEN, UMUTSEN, BTS üye ve yöneticileri de katıldı.
PSAKD Başkanı Latife Ulutaş, genel kurul konuşmasında, “Alevi inancı acısından çok önemli bir yerde duran Hızır ayı içerisindeyiz” diyerek şunları söyledi:
“Alevilikte Hızır inancı nedir? Her zor anında tanrının eli, görünmeyen yüzüdür. Bu pandemi döneminde uzanan bir doktor elidir, kimsesizlerin kimsesidir. Hızır, savaşa karşı barışın simgesi olan güvercindir. Cezaevlerinde haksız, hukuksuz şekilde yatan canların çağırdığı adalettir. Günlerdir sokaklarda ekmek ve onur mücadelesi veren işçilere uzanan eldir. Hızır dayanışmadır. Bütün adaletsizliğe karşı ortak bir duruştur. Birbirimizin Hızır’ı olması temennisiyle, Hızır hepimizin yar ve yardımcısı olsun.
Sevgili dostlar, Pir Sultan örgütlülüğü 34 yıllık mücadele tarihinde katliamlara, asimilasyona, siyasal İslam’a, faşizme karşı mücadele ederken yine bu ülkede öteki görülen, inancı, dili, kültürü tanınmayan, demokrasi, barış ve laiklik mücadelesi veren tüm kurumlarla yan yana gelmeyi borç bilmiştir. 72 millete aynı nazardan bakan bir öğretinin mensupları olarak, mazlumların yanında, zalimlerin karşısında taraf olmuştur. Hem bu sisteme karşı mücadele yürütürken, hem de asimilasyonu görev edinen, devletin belirlediği sınırlar içerisinde hapsolan Alevi kurumlarına karşı da ciddi mücadeleler vermektedir.
Canlar, Alevilerin öncelikli talepleri, inancının tanınması, cemevlerimizin ibadethane olarak kabul edilmesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve yerine laik, bilimsel eğitimin getirilmesi, bu taleplerimizin anayasal güvence altına alınmasıdır. Bu taleplerimiz karşılanana kadar, yani demokrasi barış ve eşit yurttaşlık hakkımız için sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Şeyh Bedreddin’in, ‘yarin yanağından gayri her şeyi paylaşma’ felsefesine inanarak, Pir Sultan’ların yoldaşları olarak dirençle bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Yezitler, Hızır paşalar olduğu sürece, bize de Hüseyin gibi durmak yakışır.”
Konuşmalar ardından yapılan Olağan Genel Kurulda mevcut başkan Latife Ulutaş güven tazeleyerek yeniden başkanlığa seçilen isim oldu.
PİRHA-2016 yılından bu yana tutuklu bulunan ve ciddi sağlık sorunları yaşayan siyasetçi Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların infazının ertelenmesi çağrıları sürüyor. PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, Aysel Tuğluk’un hastalığına rağmen hala serbest bırakılmamasına tepki göstererek, “Bu yapılanlar zulümdür, insan hakları ihlalidir, hukuksuzluktur” dediler.
Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, sağlık sorunları yaşıyor. Tuğluk, Mart 2018’de, “Örgüt yöneticisi olmak” suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Tuğluk’un sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi talep ediliyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ve eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, 2016 yılından bu yana tutuklu bulunan ve ciddi sağlık sorunları yaşayan siyasetçi Aysel Tuğluk’un ve diğer hasta tutukluların infazının ertelenmesini istedi.
“KADIN DOĞMANIN BEDELİNİ CANIMIZLA ÖDÜYORUZ”
Türkiye’de kadın olarak yaşamanın yeterince ağır ve zor olduğunu belirten PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Sadece cinsiyetimizden dolayı her alanda ayrımcılıkla, mobbingle, taciz ve tecavüzle karşı karşıya kalabiliyoruz. Kadın doğmanın bedelini canımızla ödüyoruz. Bir de bunun yanında var olan sistemin karşısında örgütlü bir bilince sahipseniz, insan hak ve özgürlüklerini savunuyorsanız, bu ülkenin demokratikleşmesinden, barıştan yana bir mücadele yürütüyorsanız baskı ve katliamla karşı karşıya kalmanızın olasılığı iki kat daha artıyor. Erkek devlet şiddeti her alanda karşınıza çıkıyor. Bugün sadece siyasi görüşünden dolayı binlerce kadın, zindanlarda adalet bekliyor” şeklinde konuştu.
“CANİLERE, TECAVÜZCÜLERE GÖSTERİLEN TUTUM, MAALESEF HASTA TUTSAKLARA GÖSTERİLMİYOR”
HDP’de uzun yıllardır mücadele yürüten, kadın hakları savunucusu Aysel Tuğluk’un da hapishanede adalet beklediğini ifade eden Ulutaş sözlerine şu şekilde devam etti:
“2016 yılından beri cezaevinin ağır koşullarında bırakılan, her geçen gün daha fazla sağlık sorunları yaşayan Tuğluk’un hayatı risk taşımaktadır. Hukukçuların infaz erteleme başvurusu görmezden gelinerek Aysel Tuğluk ölüme terk ediliyor. Bu ülkede Madımak Oteli’nde 33 canı diri diri yakanları sağlık sorununu gerekçe göstererek serbest bıraktılar. Kadın katliamlarına seyirci kalarak kravat takanları iyi hal adı altında özel afla toplum içine bıraktılar. Canilere, tecavüzcülere gösterilen tutum, maalesef hasta tutsaklara gösterilmedi. Aysel Tuğluk’un tedavisine bir an önce başlanmalı ve tahliye edilmeli. Bu yapılanlar zulümdür, insan hakları ihlalidir, hukuksuzluktur. Aysel Tuğluk Alevi inancına mensup, devrimci ve ilkesel bir duruşa sahip önemli bir aktivisttir.
Biz Aleviler olarak siyasi görüşüne, etnik kökenine, cinsiyetine, inancına bakmaksızın hak ihlallerinin, zulmün karşısında, mazlumların yanında olduğumuzu belirtiyoruz. Aysel Tuğluk İçin adalet istiyoruz. Pir Seyit Rıza’yı da anarak çağrı yapmış olayım, “Evladı Kerbelayıh ayıptır, günahtır, zulümdür!” Aysel Tuğluk ve hasta tutuklular için adalet.”
“YARGI BAĞIMSIZ DEĞİL, TAMAMEN SİYASAL İKTİDARIN GÜDÜMÜ ALTINDA”
PSAKD Kartal Şube’nin eski Başkanı Songül Tunçdemir ise, hukuk sisteminin ortadan ikiye bölündüğünü vurguladı.
Tunçdemir, “Düşünmeyeceksin, sorgulamayacaksın sadece biat edeceksin. Biat edenler, isterlerse dünyanın en büyük suçunu işlemiş olsunlar yargı onların yanında duruyor. Çünkü yaşadığımız coğrafyada yargı bağımsız değil, tamamen siyasal iktidarın güdümü altında. İnsanlar arasında eşitlik yoksa bunu sağlamak hukuk sisteminin görevidir. Ama maalesef bizde bu durum tam tersine işliyor. Eşitliği bozan en büyük unsur olmuş durumda. Bir yandan katiller, tacizciler, tecavüzcüler, hırsızlar ile ilgili gerekenler yapılmazken ve yaşlılık ve hastalık durumlarında serbest bırakılırken ya da cezaevindeki koşulları iyileştirilirken sırf demokratik hakkını kullandığı, iktidara benzemediği ve yaşanılan haksızlıklara biat etmediği için on binlerce insanımız demir parmaklıklar arasında çürütülüp yok edilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.
“ÇOK GEÇ OLMADAN AYSEL TUĞLUK İÇİN GEREKEN YAPILMALIDIR”
Tuğluk’un hastalığının ilerlememesi için bir an önce tedavi edilmesi gerektiğini vurgulayan Tunçdemir şunları kaydetti:
“Aysel Tuğluk, durumu en acil olan canımız. 2016 yılından beri sağlıksız cezaevi koşullarında yaşadığı ciddi rahatsızlığa rağmen hayatta kalmaya çalışan Aysel canın daha fazla burada tutulması zulümdür, cinayettir. Aysel Tuğluk’un hastalığının sorumlusu yine onu demir parmaklıklar ardına atanlardır. Annesinin sırlanması esnasında yapılan korkunç saldırıdan dolayı hafıza kaybı yaşadığı düşünülen Aysel Tuğluk’un en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadığı söyleniyor. Böyle bir durumda infazının ertelenmesi gerektiğini biliyoruz. Çok geç olmadan gereken yapılmalıdır. Demokratik kamuoyunun, halkımızın Aysel Tuğluk şahsında tüm hasta tutsakları sahiplenmesi gerekiyor. Hak yerini bulmayacaksa bu ülkeye demokrasiyi nasıl getireceğiz? Çünkü bugün Aysel Tuğluk, yarın başka bir canımız.”
PİRHA-Alevi kadınlar, PSAKD Kadın Meclisi’nin Antalya’da düzenlediği, üç gün süren çalıştayda buluştu. İlk gün yapılan seminer ve konuşmalarda söz alan kadınlar, “Ağlamayana meme yok ne yazık ki. Kadın yaşamın her alanında olmalı. Bizi öteleyen, kimliksizleştirmeye çalışan gerici, dinci, yobaz anlayışa, erk iktidarına karşı elimizin değdiği, emeğimizin geçtiği, terimizin düştüğü her yerde mücadeleyi örgütleyeceğiz. Çünkü biz kadınlar yoksak hayat da yoktur” dediler.
Alevi kadınlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi’nin Antalya’da düzenlediği, üç gün süren çalıştayda buluştu. İlk gün yapılan seminer ve konuşmalarda kadınlar, birlik olmanın önemine değinerek düzenlenen çalıştayın birlik ve beraberlik için bir adım olduğunu vurguladı. Kadınlar, Alevi kurumlarında kadınlara öncelik verilmesi ve yönetim kadrolarına gelmeleri için önlerinin açılması gerektiğini de ifade ettiler.
“AĞLAMAYANA MEME YOK”
PSAKD Ankara şube üyesi Şenay Keçeci çalıştayda yaptığı konuşmada Alevilik inancında kadının yerine değinerek Alevi kurumlarında kadınların daha çok görev alması gerektiğini vurguladı. Kadınların yönetici kadrolara gelmesi için önlerinin açılması gerektiğini de ifade eden Keçeci sözlerine şu şekilde devam etti:
“Burada şubelerden gelen, yöneticilik yapan, geçmişte deneyimleri olan arkadaşlarımız var. Şu an Genel Merkez Yönetimimizde 22 kişi var. Bunun kaç tanesi kadın ya da 80’ne yakın şubemiz var, kaç tanesinde kadın başkanımız var? Bunlar çok önemli sorular ve sorunlar. Bu sorunları hep birlikte aşacağız. Ağlamayana meme yok ne yazık ki. Kadın yaşamın her alanında olmalı. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bizim Alevi örgütlerinde dişimizle, tırnağımızla ne kadar mücadele verirsek verelim maalesef Genel Merkez Yönetim kadrosuna başkan olamıyorsunuz. Bu iş şubelerimizde de geçerli. Pir Sultan örgütlülüğü olarak bu kadın meclisi çalıştayı ile birlikte bir özeleştiri veriyoruz ve bu özeleştiriyi yine kadınlar olarak biz veriyoruz. Bizimle yan yana olan erkek canlar vermiyor. Biz aslında yan yana olduğumuz erkeklerin de özeleştirisini istiyoruz. Bugün Genel Başkanlık yapacak çok daha iyi mücadele edecek, kararlılık gösterecek kadınlar var aramızda. O yüzden önemli bu meclis. Biz birlikte tüm alanlarda, eşit sayıda yol yürüyelim istiyoruz.”
“KADINLAR YOKSA HAYATTA YOKTUR”
PSAKD Ankara Şube üyesi Cansu Erice ise, kadın çalıştayı yapılmasının kadınların haklarını almaları açısından önemli bir adım olduğunu söyleyerek, “Bugün her şeyden daha fazla bilinçli olmaya ve bizi kuşatmaya çalışanlara karşı mücadele etmeye mecburuz. Biz Pir Sultanlı kadın ve dostlarımızla dimdik olduğumuzu, bu çıldırmışlığı, üzerimize örtülmek istenen karanlığı inanç, irade birliğimiz ve gücümüzle mücadele ederek parçalayacağız. Bizi öteleyen, kimliksizleştirmeye çalışan gerici, dinci, yobaz anlayışa, erk iktidarına karşı elimizin değdiği, emeğimizin geçtiği, terimizin düştüğü her yerde mücadeleyi örgütleyeceğiz. Çünkü biz kadınlar yoksak hayat da yoktur” şeklinde konuştu.
“KADINLAR İSTERSE HER ŞEYİ BAŞARIR”
Ardından söz alan Kangal Dernekler Federasyonu Başkan Yardımcısı Seher Çınar, yapılan çalıştayın bir başlangıç olduğunu ve bu tür çalışmalarla mücadelenin daha da ileriye taşınması gerektiğini ifade ederek şunları dile getirdi:
“Önemli olan kadınların bir araya gelmesi, birlikte konuşmamız, tartışmamız, gözlerimizin içine bakmamız, omuz omuza olmamız. 2018’de köy derneğinin tek kadın başkanı idim. Sonrasında federasyon üyesi olduğumuz için toplantılara katılırken seni de yönetime alalım dediler. Biz de yönetimler 12 kişiden oluşuyor. Tek kadın benim. 12 tane erkekle beraber toplantılara katılmaya başladım. Cinsiyetçi küfürler, argo konuşmalar duydum. Ben inatla sabrettim. Daha sonra yavaş yavaş düzeldi her şey. Şu anda 12 tane yöneticinin 6 tanesi kadın. Kadınlar isterse başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Che’nin dediği gibi; “Gerçekçi ol imkansızı iste!” Çünkü 21. yüzyıl kadınların yüzyılı. Bunu hiç kimse engelleyemez. Çünkü kadınlar diyor ki; yılmıyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz. Üç kelimeyle kendisini belirliyor.”
“KADINLAR ÜZERİNDE ÇOK BÜYÜK BİR BASKI VAR”
PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş da, Alevi örgütlerinin en önemli eksiklilerinin başında kadınların kadrolarda daha az yer alıyor olması olduğunu belirterek; “Bu sadece kadınların sorunu, Alevi kadınların sorunu değil, Pir Sultan örgütlülüğün sorunu değil. Biz eşit yurttaşlık hakkı talep ediyoruz ya önce kendi var olduğumuz kurumlarda eşit olabilmeliyiz. Bu yüzden bu meclis çok önemli. Bu çalıştayla kadın meclisini oluşturacağız ama ülkede daha başka çok sorun var. Kadınlar üzerinde çok büyük bir baskı var. Maalesef her gün cinayete kurban giden, her gün katledilen onlarca kadın var. Biz bu kadınlara Alevi mi, Türk mü, Kürt mü diye etnik kökenine, kimliğine bakmıyoruz. Aleviler kendi duruşuyla, kendi politik yapısıyla, düşünceleriyle kendilerini hep var ettiler. Biz Alevi kadınlar olarak işçilerle, emekçilerle yan yana duracağız.
2 dönemdir Malatya’da başkanlık yapıyorum. Daha önce 9 yıl başka bir kurumda yöneticilik yaptım. Yaşadığım ve gördüğüm şudur ki; hiçbir yapı, hiçbir demokratik kurum siz kendi haklarınız için mücadele edip almadıkça size bir şey vermiyor.”
PİRHA- Türkiye’nin çekilme kararı aldığı ve kadına karşı şiddetin önlenmesini hedefleyen İstanbul Sözleşmesi, 1 Temmuz’da geçerliliğini kaybedecek. İstanbul Sözleşmesi’nin tamamen yasadan çıkartılmasıyla kadın katliamlarının önünün açılacağını vurgulayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Kadınlar bu sözleşmeyi kazanana kadar bedeller ödediler. Onun için İstanbul Sözleşmesini bu hükümetin kaldırmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.
Türkiye’nin çekilme kararı aldığı ve kadına karşı şiddetin önlenmesini hedefleyen İstanbul Sözleşmesi, 1 Temmuz’da geçerliliğini kaybedecek.
Erdoğan’ın imzasıyla 20 Mart’ta alınan bu kararın hukuken ve kadınlar nezdinde geçerliliği olmadığını savunan kadın örgütleri, 19 Haziran Cumartesi günü İstanbul Maltepe’de “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” mitingi düzenleyecek.
İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kalkacağı 1 Temmuz öncesi kadınlar büyük bir mitinge hazırlanıyor. İstanbul Maltepe’de bulunan Etkinlik Alanı’nda yapılacak miting Cumartesi günü saat 13.00’te başlayacak. Türkiye’nin dört bir yanından kadınların katılması beklenen mitingin şiarı, “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” oldu.
İstanbul Sözleşmesi’nin 1 Temmuz itibariyle tamamen yasadan çıkartılmasıyla kadın katliamlarının önü açılacağını vurgulayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Çünkü zaten yeterince uygulanmayan bir yasa bir de kaldırıldığında hangi boyutlara ulaşacağını her yıl öldürülen kadın sayılarında gözler önüne sermektedir. Biz bunu her gün iş yerlerinde uygulanan mobbinglerde, her gün televizyonlara yansıyan çocuk istismarlarında görüyoruz” dedi.
“BİZ KADINLAR ASLA MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
İstanbul Sözleşmesi’nin sadece kadınları değil bütün insanlığı ilgilendiren bir sözleşme olduğunu belirten Ulutaş, şöyle devam etti:
“Bir gece yarısı kararnamesiyle kadınlara sormadan, kadınların rızalığını almadan, herhangi bir kadın örgütüyle görüşmeden cumhurbaşkanı kendi iradesini kullanarak bu sözleşmeyi iptal etti. Bu sözleşme kadınların kolay kazandığı bir hak değildi. Kadınlar bu sözleşmeyi kazanana kadar bedeller ödediler. Onun için İstanbul Sözleşmesi’ni bu hükümetin kaldırmasına asla izin vermeyeceğiz, biz kadınlar asla mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. 72 millete aynı nazardan bakan, kabesini insan olarak tarif eden, tüm canlıların yaşam hakkını kutsal gören biz Alevi kadınlar olarak İstanbul Sözleşmesinden asla vazgeçmeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmek demek hayatlarımızdan vazgeçmek demektir. Biz hayatlarımızdan da haklarımızdan da vazgeçmeyeceğiz. Haziran ayı içerisinde İstanbul’da başlayıp ülke genelinde tüm kentlerde kadın örgütlerinin yapacağı eylemlere lütfen ses verin. Çünkü bu sadece kadınları ilgilendiren bir durum değil, bütün insanları ilgilendiren bir durumdur bu bir insan hakları sözleşmesidir.”
PİRHA-Malatya’da bugün görülen duruşmada beraat eden PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Aleviler’in haklarını savunmak, taleplerini dile getirmek, demokratik eylemlere katılmak suç unsuru taşımaz. Geç de olsa bugün adalet sağlanarak ben, eşim ve 2 üyemiz beraat ettik. Umuyoruz ki haksız şekilde yargılanan tüm canlarımız için aynı karar verilir” dedi.
Malatya’da 9 Temmuz 2020 tarihinde evlerine yapılan polis baskınında gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, eşi İbrahim Ulutaş ve dernek üyesi Hasan Kaya ile Orhan Sever’in yargılandığı davanın karar duruşması bugün Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ve beraberindeki 4 kişi beraat etti.
Ulutaş, “Alevilerin haklarını savunmak, taleplerini dile getirmek, demokratik eylemlere katılmak suç unsuru taşımaz. Geç de olsa bugün adalet sağlanarak ben, eşim ve 2 üyemiz beraat ettik. Umuyoruz ki haksız şekilde yargılanan tüm canlarımız için aynı karar verilir” dedi.
Ulutaş şunları kaydetti:
“Yaklaşık bir buçuk yıl önce eşimle ve 2 üyemiz ile birlikte gözaltına alındık. 3 günlük gözaltı sürecinin ardından adli kontrolle serbest bırakıldık. Daha sonra dernek adına katılmış olduğum eylem ve etkinlikler, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek örgüt üyeliği ve propagandadan dava açıldı. Bugün görülen karar duruşmasında savunmalarımızı yaparak beraat ettik. Biz Aleviler şiddetten uzak, hoşgörü çerçevesinde demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerini merkezine koyan bir anlayışın temsilcileriyiz. Pir Sultan Abdal kültür dernekleri olarak her zaman haksızlıkların karşısında bir duruşunuz olacaktır. Aleviler’in haklarını savunmak, taleplerini dile getirmek, demokratik eylemlere katılmak suç unsuru taşımaz. Geç de olsa bugün adalet sağlanarak ben, eşim ve 2 üyemiz beraat ettik. Umuyoruz ki haksız şekilde yargılanan tüm canlarımız için aynı karar verilir. Bu süreçte bizleri yalnız bırakmayan, bütün duruşmalarımızda yanımızda olan sayın genel başkanım Gani Kaplan’a, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Sayın Hüseyin Güzelgül’e, Denetleme Kurulu Başkanımız sayın İsmail Ateşe, GYK üyemiz Alaaddin Türkoğlu’na, Ören Şube başkanımız Mazlum Köse’ye dayanışma gösteren tüm şube başkanlarına, Malatya Şube Yönetim Kurulu olarak teşekkür ediyoruz.”
PİRHA-PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ile birlikte 4 kişinin yargılandığı davanın karar duruşması yapıldı. Yargılama sonunda Ulutaş ve beraberindeki 4 kişi beraat etti.
Malatya’da 9 Temmuz 2020 tarihinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, eşi İbrahim Ulutaş ve dernek üyesi Hasan Kaya ile Orhan Sever’in yargılandığı davanın karar duruşması bugün saat 09.00’da Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Avukatlar Cafer Koluman ve Ayla Tunçdemir’in de hazır bulunduğu duruşmada, PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ve beraberindeki 4 kişi beraat etti.
Duruşmayı, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Denetleme Kurulu Başkanı İsmail Ateşe, GYK üyemiz Alaaddin Türkoğlu ve Ören ŞubeBaşkanı Mazlum Köse de izledi.
NE OLMUŞTU?
Malatya’da Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Toplumsal Dayanışma Derneği’nde yürüttükleri faaliyetler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve Hasan Kaya gözaltına alınmış, Orhan Sever ise ifade vermesi için Emniyet Müdürlüğü’ne çağrılmıştı.
PİRHA-PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ile birlikte 4 kişinin yargılandığı davanın karar duruşması 27 Nisan tarihinde saat 09.00’da Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Malatya’da 9 Temmuz 2020 tarihinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve dernek üyesi Hasan Kaya ile Orhan Sever’in yargılandığı davanın karar duruşması 27 Nisan tarihinde saat 09.00’da Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
NE OLMUŞTU?
Malatya’da Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Toplumsal Dayanışma Derneği’nde yürüttükleri faaliyetler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve Hasan Kaya gözaltına alınmış, Orhan Sever ise ifade vermesi için Emniyet Müdürlüğü’ne çağrılmıştı.
PİRHA- AABF Baden-Wüttünberg Bölge Kadınlar Birliği, PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş ile birlikte 4 kişinin yargılandığı davanın 27 Nisan’da görülecek karar duruşmasına katılım çağrısında bulundu.
Malatya’da 9 Temmuz 2020 tarihinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve dernek üyesi Hasan Kaya ile Orhan Sever’in yargılandığı davanın karar duruşması 27 Nisan tarihinde Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
27 Nisan tarihinde Malatya’da görülecek karar duruşması öncesinde açıklama yapan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Baden-Wüttünberg (AABF-BW) Bölge Kadınlar Birliği, Latife Ulutaş şahsında Alevi kadın mücadelesinin hedef alındığını belirterek, Ulutaş’a sahip çıkılması çağrısında bulundu.
“ALEVİ İNANÇ ÖRGÜTLENMESİ HEDEF ALINIYOR, KARŞI DURALIM”
Ülkedeki baskıcı, antidemokratik uygulamaların Malatya’da Alevi inançsal örgütlenmesinde yer alan Latife Ulutaş ve PSAKD üyelerini hedef aldığı dile getirilen açıklamada, Alevi inanç örgütlenmesinin hedef alındığının altı çizilerek şunlar kaydedildi:
“Haksız, hukuksuz, adalette sığmayan vicdan sınırları tanımayan davranışların, mahkemeler aracılığı ile uygulanmaya konması sonucunda Alevi canlarımız yargılanıyor. Cezalarla tehdit edilerek, Alevi inançsal örgütlenmesi, insanımızın mağdur edilmesi üzerinden hedef alınıyor. Mahkeme kapılarında, zindan tehditlerini yoğunlaştıran AKP iktidar düzeni muhalif gördüğü, ötekileştirdiği insanımıza bunu reva görüyor. Latife can Alevi kadınların mücadelesinde de aklıyla, emeğiyle yer alan bir canımız.
27 Nisan’da karar duruşması. 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 9:00’da görülecek duruşmada Latife Ulutaş ve tüm canların serbest bırakılmasını istiyoruz. Latife Ulutaş yalnız değildir, Alevilik yargılanamaz.”
NE OLMUŞTU?
Malatya’da Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Toplumsal Dayanışma Derneği’nde yürüttükleri faaliyetler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve Hasan Kaya gözaltına alınmış, Orhan Sever ise ifade vermesi için Emniyet Müdürlüğü’ne çağrılmıştı.
PİRHA- PSAKD Malatya Ören Şube Başkanı Mazlum Köse’nin, bu sabah evine yapılan baskında gözaltına alınmasına PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş tepki gösterdi. Ulutaş, “Alevilerin taleplerini dile getirmek suç olmamalı. Mazlum Köse bir an önce serbest bırakılmalı” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Ören Şube Başkanı Mazlum Köse, bu sabah evine baskın yapan jandarma tarafından gözaltına alındı.
Köse’nin sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle gözaltına alındığı öğrenildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Mazlum Köse’nin sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
Mazlum Köse ile birlikte 4 kişinin gözaltına alındığını ancak diğer 3 kişinin kim olduğunu henüz öğrenemediklerini söyleyen Ulutaş, mazlum Köse’nin sosyal medya paylaşımlarında örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla gözaltına alındığını bunun kabul edilmeyeceğini ifade etti.
“GÖZALTILAR BİZİ YILDIRAMAYACAK”
Ulutaş, şunları kaydetti:
“Mazlum Köse Ören’de PSAKD’nin ve cemevinin Başkanı. Sonuçta Alevilerin hak ve özgürlük taleplerini dile getiren ve bunun için mücadele eden bir arkadaşımız. Demokratik bir mücadele veriyoruz ama bazen bunun karşılığı gözaltılar ve tutuklamalar oluyor. Biz bu uygulamanın antidemokratik olduğunu biliyoruz. Yasal zeminde demokratik bir mücadele veriyoruz. Alevilerin hak ve özgürlük taleplerini dile getiriyoruz. Bu gözaltılar asla bizi yıldıramacak. Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Sosyal medya paylaşımları kişinin düşünce özgürlüğünü kapsar. Mazlum Köse’nin paylaşımlarının terör örgütü propagandasına girdiğini düşünmüyoruz. Talepleri dile getirmek suç olmamalı bu ülkede. Mazlum Köse’nin bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz.”