Etiket: Lazkiye

  • Betül Süleyman Alluş’un akıbeti için uluslararası çağrı: Ailesine teslim edilsin

    Betül Süleyman Alluş’un akıbeti için uluslararası çağrı: Ailesine teslim edilsin

    PİRHA-Suriye’nin Lazkiye kentinde Tişrin Üniversitesi öğrencisi Betül Süleyman Alluş’un 29 Nisan 2026’da kaybolmasının ardından, Alevi ve kadın örgütleri ile insan hakları kuruluşları genç kadının akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını, ailesine teslim edilmesini ve olayın bağımsız uluslararası soruşturmayla araştırılmasını talep etti.

    Suriye’nin Lazkiye kentinde Tişrin Üniversitesi Tıp Teknolojisi Bölümü öğrencisi Betül Süleyman Alluş’un 29 Nisan 2026 tarihinde kaybolmasının ardından, Alevi örgütleri, kadın dayanışma yapıları ve insan hakları kuruluşları genç kadının akıbetinin açıklığa kavuşturulması için uluslararası kamuoyuna çağrıda bulundu.

    Açıklamada, Betül Süleyman Alluş’un üniversite yurdundan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadığı, ailesinin üniversite ve ilgili birimlere başvurmasına rağmen net bilgi alamadığı belirtildi. Aile, güvenlik kamera kayıtlarında yalnızca Betül’ün okula giriş görüntülerinin bulunduğunu, çıkış görüntülerinin ise silindiğinin kendilerine bildirildiğini kaydetti.

    Ailenin sosyal medya üzerinden yardım çağrısı yapmasının ardından, Betül’ün telefonundan ailesine ve sosyal medya hesaplarına gönderildiği iddia edilen mesajlarda, genç kadının “kendi isteğiyle ayrıldığı”, “İslam’a geçtiği” ve “Allah yolunda hicret imkânı sağlandığı” ifadelerinin yer aldığı belirtildi. Aile, bu mesajların baskı altında yazdırılmış olabileceğini savunuyor.

    ULUSLARARASI SORUŞTURMA ÇAĞRISI

    Açıklamalarda ayrıca, baba ve ailenin yardım çağrısı sonrası hedef gösterildiği, tehditlere maruz kaldığı ve susturulmak istendiği belirtildi Sosyal medya tepkileri sonrası HTŞ’ye bağlı İçişleri birimlerinin aileyle görüşme gerçekleştirdiği ve Betül’ün 10 Mayıs Pazar günü teslim edileceği yönünde söz verildiği iddia edildi. Ancak daha sonra, Selefi yönelimli dini telkin çağrılarının ardından bu sürecin durdurulduğu ve teslimin gerçekleşmediği öne sürüldü.

    Aileye göre Betül Süleyman Alluş’un şu anda Ceble’de, “kız evi/okul” olarak adlandırılan ve HTŞ’ye bağlı bir kurumda tutulduğu iddia ediliyor. Olayın ardından çeşitli insan hakları ve kadın örgütleri, durumun “kaçırma, zorla alıkoyma ve baskı yoluyla yönlendirme” şüphesi taşıdığını belirterek bağımsız uluslararası soruşturma çağrısında bulundu.

    Uluslararası toplumun sessizliğinin bu tür olayları teşvik ettiği ifade edilen açıklamalarda, kadınlara yönelik şiddetin ve zorla inanç dayatmalarının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Ayrıca olayın sadece bireysel bir vaka değil, bölgede kadınlara ve farklı inanç gruplarına yönelik sistematik baskı iddialarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

    TALEPLER

    İnsan hakları ve kadın örgütleri, Birleşmiş Milletler ve ilgili uluslararası kurumlara çağrıda bulunarak şu talepleri dile getirdi: Betül Süleyman Alluş’un derhal ailesine teslim edilmesi, bölgede kadınlara yönelik kaçırma ve kötü muamele iddialarının bağımsız şekilde araştırılması ve sorumluların tespit edilerek uluslararası hukuk çerçevesinde yargılanması.

    İMZACI KURUMLAR

    Açıklamaya imza atan kurum ve oluşumlar şöyle sıralandı:

    • Avrupa Arap Alevileri Federasyonu
    • Australian Syrian Association Inc.
    • Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF)
    • Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK)
    • Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE)
    • Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV)
    • Alevi Kültür Dernekleri (AKD)
    • Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)
    • Alevi Eğitim Merkezi
    • Şah İbrahim Veli e.V.
    • AHRS – Suriye İnsan Hakları Topluluğu e.V.
    • AFA (Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu)
    • Akdeniz Sosyal Kültür Yardımlaşma Derneği (ASKD)
    • Kamer Vakfı
    • Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
    • Türkiye Akdeniz Alevileri Kültür Birliği (TAAKB)
    • Hollanda Kadav (Kadınlarla Dayanışma Vakfı)
    • Bodrum Yurttaş İnisiyatifi
    • Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinasyonu
    • Karya Kadın Derneği
    • Mor Dayanışma
    • The Alawai Islamic Social Centre (Avustralya)
    • Mannheim Konferans Heyeti
    • İlerici Kadınlar Derneği

    HABER MERKEZİ

  • Suriye’deki Alevilerin ‘Siyasi Federalizm’ talebine, HTŞ’den kanlı yanıt

    Suriye’deki Alevilerin ‘Siyasi Federalizm’ talebine, HTŞ’den kanlı yanıt

    PİRHA- Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus’taki Aleviler, bugün hem yaşanan katliamları protesto etmek hem de “Siyasi Federalizm” ve “Kendi Kaderini Tayin Hakkı” talebiyle sokaklardaydı. Alevilerin gerçekleştirdiği barışçıl eylemlere Geçiş Hükümeti’nin cevabı silahla oldu. Protestolarda en az 8 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

    Esad hükümetinin devrilip, yerine HTŞ çetelerinin geçmesinden bu yana Suriye’deki Alevi katliamları gündemden düşmüyor. En son Humus’taki Alevilere dönük saldırılar yaşanırken, bugünde Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus’taki barışçıl protesto eylemlerinde sokağa çıkan Aleviler katledildi.

    “Siyasi Federalizm” ve “Kendi Kaderini Tayin Hakkı” talebiyle sokaklara çıkan protestocular, Geçiş Hükümeti’nin ve çetelerinin saldırısına uğradı. Sahadan gelen bilgilere göre en az 8 kişinin öldüğü ve onlarca kişinin yaralandığı yönünde. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR)  paylaştığı bilgilere göre; barışçıl başlayan eylemler, güvenlik güçleri ve kendilerini “Sivil Barış Komiteleri” olarak adlandıran yönetim yanlısı milislerin organize saldırılarına sahne oldu.

    “SAHADAN KATLİAM HABERLERİ GELMEYE DEVAM EDİYOR”

    Lazkiye’deki gösterilerde toplanan binlerce kişiye çete güçleri ateş açarak karşılık verdi. Göstericilerin üzerine araç sürülerek ezilmeye çalışıldığı ve çok sayıda kişinin darp edildiği belirtildi. Göstericiler üzerine açılan ateşte en az 6 göstericinin yaşamını yitirdiği, onlarca kişinin yaralandığı öğrenildi.

    Ceble kentindeki protestoculara, HTŞ çetelerince satır, pala ve bıçaklarla saldırı düzenlendi. Saldırıda çok sayıda gösterici ağır yaralanırken, yaralıların durumu ciddiyetini koruyor. Bir göstericinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

    SOHR, güvenlik güçlerinin olayların dünya kamuoyuna yansımasını önlemek amacıyla gazetecileri ve kayıt almaya çalışan aktivistleri hedef aldığını, kameralara el konulduğunu aktardı.

    Protestocular, “Federalizm bölünme demek değildir”, “Alevi, Sünni, Hıristiyan, Dürzi, Kürt hepimiz kardeşiz”, “Siyasi ademi merkeziyetçilik istiyoruz” sloganları ile protestolarını halen devam ettiriyor.
    (HABER MERKEZİ)
  • Humus ve Lazkiye’de alarm: Aleviler ‘etnik temizlik’ uyarısıyla sokağa çıktı-VİDEO

    Humus ve Lazkiye’de alarm: Aleviler ‘etnik temizlik’ uyarısıyla sokağa çıktı-VİDEO

    PİRHA-Suriye’nin çeşitli kentlerinde Alevi yurttaşlara yönelik son günlerde artan saldırılar, ülke genelinde geniş çaplı protestolara yol açtı. Humus, Lazkiye, Tartus, Hama ve Şam’da Alevi nüfusun yoğun olduğu mahallelerde binlerce kişi, güvenlik endişeleri ve “etnik temizlik” iddiaları nedeniyle sokaklara çıktı. Protestoların ardından birçok bölgede güvenlik güçleri konuşlandırılırken, sahada tansiyon yüksek seyrini sürdürüyor.

    HUMUS’TA BASKINLAR: ÇİFT ÖLDÜRÜLDÜ, MAHALLELER KUNDAKLANDI

    Protestoların fitilini ateşleyen olay önceki gün Humus’ta yaşandı. Bani Halid aşiretine bağlı silahlı gruplar, Al-Abbasiyah ve Al-Sabeel mahallelerine baskın düzenledi. Bir Alevi çift evlerinde öldürülürken, çiftin duvarlarına kanla mezhepçi sloganlar yazıldığı belirtildi. Aynı gece El-Firdus ve Bab el-Dreyb mahallelerinde çok sayıda ev, işyeri ve araç kundaklandı. Yerel kaynaklar en az 40 yapının ateşe verildiğini aktardı.

    Saldırıların ardından Şam yönetimine bağlı kolluk kuvvetleri kent geneline sevk edildi. Humus’ta sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, yasağın bugün 17.00’a kadar uzatıldığı bildirildi. Güvenlik güçleri zırhlı araçlarla mahallelerde devriye gezerken, Alevi yurttaşların olası yeni saldırılara karşı endişeli olduğu ifade ediliyor.

    GAZAL GAZAL’DAN EŞ ZAMANLI EYLEM ÇAĞRISI

    Suriye Alevilerinin üst düzey dini lideri Gazal Gazal, Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi tarafından yayınlanan videolu mesajda, yaşananları “etnik temizlik girişimi” olarak değerlendirerek Alevi nüfusun yoğun olduğu tüm bölgelerde eş zamanlı protesto çağrısı yaptı.

    Konsey, uluslararası kamuoyuna iletilmek üzere dört ana talep açıkladı:

    • Federalizm ve siyasi ademi merkeziyetçilik temelinde yeni yönetim modeli,

    • Alevilere yönelik saldırıların, cinayet ve kaçırma vakalarının son bulması,

    • Cezaevlerindeki Alevi tutukluların serbest bırakılması,

    • Eylemlerin kayıt altına alınarak uluslararası kuruluşlara iletilmesi.

    Konsey ayrıca Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi ile Dürzi toplumuna dayanışma çağrısında bulundu.

    YENİ SALDIRILAR: HAMA VE LAZKİYE’DE GERİLİM

    Bugün öğle saatlerinde Hama’nın doğu kırsalındaki Alevi nüfusun bulunduğu iki köye silahlı gruplarca taciz ateşi açıldığı bildirildi. Lazkiye’nin kuzeyindeki Ceble ilçesinde de bazı evlere taş ve molotof kokteyli atıldığı aktarıldı. Bölge merkezli insan hakları aktivistleri, saldırıların “mezhep temelli ve koordineli” olduğunu ifade etti.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), son bir yıl içinde Humus, Hama ve Lazkiye başta olmak üzere farklı şehirlerde “mezhep temelli” yaklaşık 90 ölüm, kayıp ve işkence vakası tespit ettiklerini açıkladı.

    Başkent Şam’ın Mezze ve Berze bölgelerinde bugün düzenlenen gösterilerde, yüzlerce kişi bir araya gelerek Alevilere yönelik saldırıları protesto etti. Göstericilerin “Artık sessizlik yok”, “Halkımız hedefte” sloganları attığı bildirildi. Yerel kaynaklar protestoların akşam saatlerinde yeniden yoğunlaşmasının beklendiğini aktardı.

    Suriye’deki Alevi dini liderleri ile diaspora temsilcileri, yayımladıkları ortak açıklamada Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına “acil gözlem ve müdahale” çağrısı yaptı. Açıklamada, “Toplumumuz sistematik şekilde hedef alınıyor. Uluslararası kamuoyu sorumluluk almalıdır” ifadeleri yer aldı.

    Ülkede güvenlik önlemleri artırılırken, saldırıların ve protestoların diğer bölgelere yayılma ihtimali nedeniyle tansiyonun yüksek seyretmesi bekleniyor.

    HABER MERKEZİ

     

  • Dr. Kemal Sido, Suriye’deki Alevi katliamını anlattı: Yakılan evler, katledilmiş insanlar, açlık, susuzluk..-VİDEO

    Dr. Kemal Sido, Suriye’deki Alevi katliamını anlattı: Yakılan evler, katledilmiş insanlar, açlık, susuzluk..-VİDEO

    PİRHA- Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler, IŞİD ve SMO’lu çetelerin Alevilere ve diğer inançlara yönelik soykırım saldırılarını yerinde inceleyen Dr. Kemal Sido, “Evler yakılmış, insanlar katledilmiş ve insanlar günlerce dışarıda kalarak açlık ve susuzluk çekmişler. Çok üzücü hikayalerdi” dedi. Sido, Alevilerin örgütlü olmadığı sürece katliamlarla karşı karşıya kalmaya devam edeceğine vurgu yaparak, Alevi örgütlerine bir komisyon kurarak bu suçları uluslararası mahkemeye taşımaları çağrısında bulundu.

    Suriye’de 61 yıllık Baas rejiminin çökmesinin ardından yönetimi Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün devralmasıyla birlikte Aleviler başta olmak üzere diğer etnik ve dini topluluklara karşı soykırım saldırıları devam ediyor. Özellikle Alevi nüfusunun fazla olduğu Lazkiye, Humus, Hama ve çevresindeki kentlerde yoğunlaşan şiddet vakaları ile işkenceler sebebiyle Aleviler yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalıyor. Darp, yaralanma, cinayet, kaçırılma, konutların basılıp yakılması, işkence gibi olaylarla karşı karşıya kalan Aleviler tüm bunların yanında açlık krizi ile boğuşuyor.

    6 Mart’ta başlayan saldırılardan  hemen sonra Nisan ayında Suriye’ye geçen ve katliamın yaşandığı sahil kentlerindeki durumu yerinde inceleyen Dr. Kemal Sido, izlenlerini PİRHA’ya aktardı.

    Sido, 61 yıllık Baas rejiminin ve Esad ailesinin Alevi kökenli olmalarına rağmen Alevileri baskıladığına, örgütlenmesine engel olduğuna işaret etti. Örgütsüz ve öz savunmasız bırakılan Alevilerin bu yüzden kolayca hedef olduğunu ifade eden Sido, katliamın yaşandığı yerlerde Alevilerin büyük sıkıntılar içerisinde olduğunu kaydetti.

    “HEM HAFIZ HEM BEŞAR ESAR DÖNEMİNDE ALEVİLERE BASKI UYGULANDI”

    PİRHA: Aleviler iktidarın bir parçasıdır propagandası özellikle Esad iktidarı düşüşünde sıkça dillendirildi, ardında da katliam başladı. Bu tesadüf olmayan durum bölgede nasıl hissedilmedi? Yada bu kadarını da yapmazlar mı denildi?

    Dr. Kemal Sido: Beşar Esad’ın ailesi Suriye’de Arap Alevisi olarak biliniyor. Esad ailesinin babası Hafız Esad ve Beşar Esad hiç birgün Alevi olduğunu söylemedi, sadece Arap milliyetçisi olduklarını söylemekle yetindiler. Hafız Esad 1970 yılında iktidara geldiğinde Sünniler gibi camide namaz kılıyordu. Her cuma bunu tekrarlıyordu. O yüzden Esad ailesi gerçekten Alevi bir aile diyemiyoruz, öyle bahsediyoruz.

    Hem Hafız hem de Beşar Esad Alevilerin pozisyonuna baskı uyguladı. Birçok tanıdığım Alevi öncüler yıllarca hapishanelerde kaldı, bir kısmı da öldürüldü. Alevilerin şeyhleri kalmadı. Buda Aleviler için kötü bir durumdu. Alevilerin ne örgütlenmesi, ne partisi ne de silahlı grupları vardı. Rejim düştüğünde ise radikal grupların Alevilerin bölgelerine saldırması, insanları öldürmesi ve kadınları kaçırması bu yüzden çok kolaydı. Alevilerin Suriye’deki genel durumu böyleydi.

    “CİHATÇI ÇETELER BÜTÜN BÖLGEDEKİ EVLERİ YAKMIŞTI”

    Siz Alevi bölgesine gittiniz ne gördünüz, izlenimlerinizi aktarır mısınız?

    Nisan ayında Suriye’de Dürzi bölgelerine ve Şam’a gittim. Alevilerin yaşadığı bölgelere de gitmek istedim, lakin birçok kişi durum sıkıntılı olduğu için gitmemi istemedi. Yine de gideceğimi söyledim. Arapça biliyordum. Tek başıma otobüse binerek sessizce kimseye söylemeden Humus’tan geçerek Tartus, Banyas, Ceble, Lazkiye, Kadmu, Şeyh Bedir, Musyaf’a gittim. Gözlerimde gördüm. Cihatçı çeteler bütün bölgelere dağıldığını ve birçok evin yandığını gördüm. Çok üzücü hikayeler anlattılar.

    GÜNLERCE DIŞARIDA AÇ VE SUSUZ KALMIŞLAR

    Şeyh Bedir köyünden Alevi bir kadın bahsetti; çetelerin saldırması sonrasında günlerce çocuklarıyla dışarıda kaldığını, yiyecek ve su olmadığını anlattı. Durumları çok zahmetli ve kötüydü. Çokça fotoğraf aldım. Onlara Almanya’ya döndüğümde Alevilerin sesi olacağıma dair çaba içerisinde olacağıma dair söz verdim.

    Kimse Alevilere yardım etmiyor. Alevi kurumlarından istediğim bu katliama sessiz kalmasınlar. Türkiye’de 15 milyon Alevi olduğu söyleniyor ve bu çetelere yardım eden Türk devletidir. Türkiye’deki Aleviler buna karşı seslerini yükseltmeli ve Suriye’de kardeşlerini yalnız bırakmamalı.

    “ALEVİLERİN ÖRGÜTLÜ YAPILARI OLMALI”

    HTŞ SMO ve IŞİD denkleminde Aleviler ne yapmalı, nasıl bir yol izlemeli?

    Alevilerin genel durumu iyi değil. Başta da bahsettiğim gibi şeyhleri, pirleri kalmamış, toplumsal yapıları kalmamış. Partileri ve örgütlü yapıları yok. Bu yüzden çetelerce katledilmeleri kolay oldu. Alevilerden İstenilen tek şey örgütlenmeleri, organizasyonlarını yapmaları. Silahlı grupları olmadığı sürece çeteler bir gece kolayca katliam yaparak, kadınları kaçırırlar. Ayrıca kendilerini korumak için Suriye Demokratik Güçleri, Dürziler, demokratik Sünniler iletişimleri olmalı. Merkezi bu Suriye değil federal bir Suriye istemeliler. Aleviler evlerinde, köylerinde, şehirlerinde kendilerini yönetmeli, kendi yerel asayiş güçleri (polis) olmalı.

    ALEVİ ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI: ULUSLARARASI KOMİSYON KURULMALI VE SUÇLAR MAHKEMEYE TAŞINMALI

    Şu anda güncel olarak Suriyede durum nedir? Ne yapılmak isteniyor, nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Suriye’deki Aleviler Almanya’dan Amerika’ya, Balkanlar’dan Türkiye’ye kadar ilişkilerini güçlendirmeli. Almanya’da Alevi inancının mensup parlamenterler var. Şimdiye kadar büyük işler yapmadılar, şimdiden sonra yapmalılar. Suriye’de ne olduğunu bilmeleri gerekiyor. Suriye hükümetinin Alevilere karşı işlediği suçlar saklanıyor. 1500 insanın öldürüldüğü söyleniyor fakat bana göre öldürülen Alevilerin sayısı çok daha fazla. İslami rejim olan Şam hükümeti Alevilerin öldürülmesine dair karar vermiş durumda. Uluslararası bir komisyonun oluşmasını talep etmeliyiz. Bu komisyon bir araştırma yaparak Şam hükümeti ve Colani’nin işlediği suçları mahkemeye taşımalı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’nin sahil kesimlerinde 10 Alevi sivil kaçırıldı!

    Suriye’nin sahil kesimlerinde 10 Alevi sivil kaçırıldı!

    PİRHA- Suriye’de Şam iktidarına bağlı silahlı gruplar Alevi inanç önderi Salih El Mensur’u alıkoyarak, Tartus ve Lazkiye kırsalında evlerine baskın yaptıkları 10 sivili ise kaçırdı.

    Suriye’de Şam iktidarına bağlı silahlı grupların Tartus ve Lazkiye kırsalında Alevi sivillere yönelik hak ihlalleri ve zorla alıkoyma vakaları artarak devam ediyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), son günlerde yaşanan kaçırmalara ilişkin bilgileri paylaştı.

    TARTUS’TA 10 SİVİL KAÇIRILDI

    SOHR’un aktardığına göre, Şam rejiminin Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı silahlı gruplar, Tartus’un Direkiş ilçesine bağlı Hebabe köyüne baskın düzenledi. Çok sayıda eve zarar veren gruplar, yurttaşların eşyalarını tahrip etti. Baskın sırasında en az 10 sivil zorla alıkonularak bilinmeyen bir yere götürüldü. Kaçırılan sivillerin akıbetine ilişkin hala resmi bir bilgi yok.

    LAZKİYE KÖYLERİ ENDİŞE İÇERİSİNDE

    Benzer bir olay Lazkiye vilayetinin Ceble ilçesine bağlı İdiye köyünde yaşandı. İktidara bağlı başka bir silahlı grup, köydeki bir eve baskın düzenleyerek eşyalara zarar verdi. Baskın, köylüler arasında büyük korku ve tedirginliğe neden oldu.

    ALEVİ İNANÇ ÖNDERİ ALIKONDU

    En dikkat çekici gelişme ise dün gece Ceble kırsalındaki Ras El Eyn köyünde yaşandı. SOHR’un bildirdiğine göre, Şam rejimine bağlı bir güvenlik devriyesi, Alevi inancına mensup inanç insanı Şeyh Salih El Mensur’u evinden zorla alıkoyarak bilinmeyen bir yere götürdü.

    Devriye üyelerinin, Şeyh El Mensur’a ve ailesine hakaret ettiği, özellikle Arap kökenli kimliğini hedef alarak aşağılamaya çalıştıkları bildirildi. Silahlı grubun ailenin diğer bireylerini de kaçırma girişimi, köy halkının müdahalesiyle engellendi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Suriye’nin sahil kentlerinde 17 kadın ve çocuk kaçırıldı

    Suriye’nin sahil kentlerinde 17 kadın ve çocuk kaçırıldı

    PİRHA- SOHR, Suriye’nin Lazkiye, Humus, Süveyda, Tartus ve Hama kentlerinde, 17 kadın ve çocuğun kaçırıldığını açıkladı. 

    Suriye’nin Lazkiye, Humus, Süveyda, Tartus ve Hama kentlerinde zorla kaçırma olayları yaşanmaya devam ediyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) raporuna göre söz konusu kentlerden en az 17 kadın ve çocuk kaçırıldı. Raporda olayların tarihine ilişkin detaylar paylaşılmazken, kaçırılan kadın ve çocukların akıbetleri hakkında bilgi alınamadı.

    Öte yandan kimliği belirsiz kişiler Hums’un El Sebil ve El Beyadiye mahalleleri arasında bir evi basarak, aileden 5 kişiyi kaçırmıştı. Kaçırılanların akıbeti ise bilinmiyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Suriye’deki Alevi katliamını görüntülediği için gözaltına alınan Ziwer Şêxo, detayları anlattı!

    Suriye’deki Alevi katliamını görüntülediği için gözaltına alınan Ziwer Şêxo, detayları anlattı!

    PİRHA – Suriye’de Alevilere dönük katliamın yaşandığı bölgeden yayın yaptığı için gözaltına alınan gazeteci Ziwer Şêxo, tank olduğu katliamın detaylarını paylaştı. Şêxo, “Bazı ailelerden bir kişi kalmıştı, bazı köylerde 200 kişi katledilmişti” dedi.

    Suriye’de Heyet Tahrir el Şam (HTŞ), Aralık 2024’ten günümüze dek binlerce Aleviyi katletti. Özellikle Lazkiye kırsalında katliamlar yoğunlaşırken, binlerce aile de farklı yerlere göç etmek zorunda kaldı.

    Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, saldırılara maruz kalan Alevilerle dayanışmak için Heyva Sor a Kurd aracılığıyla bölgeye yardım TIR’ları gönderdi. 16 Mart ve 11 Nisan’da gönderilen konvoylardaki yardımlar, Lazkiye ile Lazkiye’nin kıyı ilçesi Ceblê (Cebele) ve Banyas (Baniyas) kentlerinde yaşayan binlerce yurttaşa ulaştırıldı.

    Konvoyları takip eden Ronahi TV muhabiri Ziwer Şêxo, 21 Mart’ta Şam rejimine ait gruplar tarafından kısa bir süre alıkonuldu. Kamera ve telefonuna el konulan Şêxo, Özerk Yönetim’in devreye girmesiyle serbest bırakıldı.

    Şêxo, bölgede yaşananları Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Ceylan Şahinli’ye anlattı. Şam’daki geçici hükümet ile Özerk Yönetim arasında imzalanan mutabakat üzerine saldırıların bir nebze de olsa durduğuna dikkati çeken Şêxo, saldırıların azalmasıyla bölgeye insani yardım götürüldüğünü kaydetti. Bazı konvoyların çeşitli gerekçelerle engellenmek istendiğini dile getiren Şêxo, “Özerk Yönetim, yaşanan krizi aşmak ve yardımların insanlara ulaşmasını sağlamak amacıyla ‘Heyva Sor’ amblemlerini kaldırdı. Şam’a bağlı silahlı grupların bu hareketinin pek karşılığı olmadı. Çünkü gittiğimiz yerlerde insanlar yardımların özerk yönetimden geldiğini anladı” diye konuştu.

    KIYI BOYUNCA KATLİAM

    Şêxo, ilk önce Hema’ya ulaştıklarını ve burada bir süre engellendiklerini, daha sonra Ceblê’ye geçtiklerini ifade etti. Şêxo, “Burada gençlerin de yardım konvoylarını karşılamak için hazırlık yaptıklarını gördük. Onlar bizi karşıladı. Mar Yaqûb Kilisesi’ni (El Mukattah) koruyan rahip ve birkaç kişi, sonraki gezilerde bize eşlik etti. Buradan direk kıyı kesimlerine geçtik. İlk gittiğimiz köyde katliam yaşanmamıştı. Ama kıyı kesimlerine yaklaştıkça katliamın gerçek tablosuyla karşılaştık. Köylerde evler yakılmıştı. Bazı evlerde sadece yaşlı kadınlar kalmıştı. Bir kadın 4 oğlunun katledildiğini söyledi. Bize çocuklarının katledildiği yerlerdeki kan izlerini gösteriyorlardı. Eşlerinin katledildiğini söyleyen kadınlar vardı. 10 yaşlarında bir çocuk bize kaydettiği görüntülerde cenazeleri gösterdi. Hangisinin babası hangisinin amcası olduğunu anlatıyordu. Katliam onun gözleri önünde olmuştu mesela. Mağdurlara kendilerine ne sorulduğunu ve katliamın nasıl başladığını sorduk. Gelen grupların ‘Sünni misiniz? Alevi mi?’ diye sordukları aktardılar” diye konuştu.

    “İNANÇLARI GEREKÇESİYLE KATLEDİLDİ”

    “Bazı ailelerden bir kişi kalmıştı, bazı köylerde 200 kişi katledilmişti” diyen Şêxo, Özerk Yönetim’in bölgede olmasının Alevileri az da olsa kendilerini güvende hissettirdiğini belirtti. Şêxo, bölgede katliamın yanı sıra talan ve hırsızlıkların da yaşandığını aktardı. Şêxo, bazı ailelerin yiyecek yemeklerinin dahi kalmadığını söyledi.

    “KATLİAM SÜRÜYOR”

    Yaşananları bir nebze olsa da duyurmaya çalıştığı için gözaltına alındığını aktaran Şêxo, “Kıyı köylerinde cesaret gösterip konuşan insanlar oldu. Ama kıyı kentlerinde durum çok farklıydı. Öldürülme endişesi yaşıyorlardı. Geçtiğimiz günlerde Banyas ve Humus’ta Alevi oldukları için 6 kişinin daha katledildiğini öğrendik. Bir tanesi 13 yaşında bir çocuk. Katliamlar hala devam ediyor. Arapça yayın yapan bazı basın kurumları da bu katliamların mağdurlarıyla görüşmedi. Çünkü bu katliamda taraflar” şeklinde konuştu.

    GÖZALTI SÜRECİ

    Alevilerin sesi olmak için bölgeye gittiklerini ifade eden Şêxo, “Bu kararı aldığımızda kendimizi her ihtimale karşı hazırlamıştık. Nitekim yayın yaptıktan 1 gün sonra bir grup önümüzü kesti. Bana yayından bir foto gösterip ben olup olmadığımı sordular. Kabul edince araçtan indirerek, oruçlu olup olmadığımı ve Sünni mi yoksa Alevi mi olduğumu sordular. Ben de bu soruya cevap vermeyeceğimi söyledim. Uzun bir süre gözlerim bağlı araçta tutuldum. Ceble’den Banyas’a götürüldüm. Telefonumu ve hafıza kartımı aldılar. Fiziki bir şeye maruz kalmadım. Bu biraz da Özerk Yönetim’den gelen biri olmamdan kaynaklıydı. Çünkü yetkililer araya girmişti. Saatler sonra bırakıldım. Biz oradan döndük ama insanlar hala bu grupların bulunduğu yerlerde yaşam mücadelesi veriyor. O insanların hayatlarının güvence altına alınması şarttır.”

    Kaynak: MA

  • Pir Cihan Saltuk: Colani Alevi soykırımının failidir!-VİDEO

    Pir Cihan Saltuk: Colani Alevi soykırımının failidir!-VİDEO

    PİRHA-Sarı Saltuk Ocağı evlatlarından Cihan Saltuk, Suriye’de bir soykırımın yaşandığına işaret etti. Saltuk, Colani’nin Türkiye’de resmi törenle ağırlanmasının insanlık adına üzücü bir durum olduğunu vurgulayarak “Açık seçik bir şekilde Colani bir katildir ve soykırımın failidir” dedi.

    8 Aralık’ta Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden sonra Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO, Suriye’de Alevilere soykırım uyguladı. Alevilerin çoğunlukta olduğu Tartus, Humus, Lazkiye gibi kıyı şehirlerde binlerce sivil insan katledilirken, son haftalarda kadınlar ve çocuklar kaçırılıyor, istismara uğruyor.

    Pir Cihan Saltuk, Alevilerin Suriye’de neden hedef haline getirildiğine dair değerlendirmede bulundu. Cihan Saltuk, “Aleviler, kayıtsız şartsız, aklı mantığı bir kenara bırakıp kimsenin peşinden gitmeyip, her zaman laikliğin ve barışın savunucusu oldular. Böyle olunca Alevileri istedikleri gibi kullanamayacaklar. Böyle bir toplum da her zaman onlar için bir tehlike. Bu yüzden en başta Alevileri hedef haline getirdiler” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİLER ORADA SOYKIRIMA UĞRUYOR”

    Alevilerin inançları gereği eşitliği, aklı, sevgiyi savundukları için hedef olarak görülüp, saldırıya uğradığını söyleyen Saltuk, savaşın en ağır faturasının Alevilere kesildiğini ifade etti. Cihan Saltuk şunları söyledi:

    “Suriye’de olanlara baktığımızda aslında bir rejimin çöküşü değil sadece, aynı zamanda mezhepçi şiddetin karanlık bir laboratuvarını bize gösteriyor. Oradaki Alevilere baktığınızda aslında hiyerarşiye değil eşitliğe, dogmalara değil akla, korkuya değil her zaman sevgiye inanmışlar. Ayrıca her zaman laikliğin savunucusu olmuşlar. Alevilerin bu savundukları laiklik, barış anlayışı oradaki İslamcı, mezhepçi grupların her zaman tepkisini çekmiştir. Onların karşısındaki en büyük direnişi her zaman Aleviler göstermiştir. Bu durum sebebiyle radikal gruplar, her zaman Alevileri tehdit unsuru olarak görmüştür. Hatta bazen ‘sapkın’ diye de nitelendirmişlerdir. Oraya baktığımızda dış güçlerin vekalet savaşları da oluyor. Yeri geldiğinde insanları kobay gibi de kullanıyorlar. Bütün mezhepsel düşmanlıkların hepsi orada test ediliyor. Bu savaşın, katliamın en ağır faturasını Aleviler ödüyor. Bunun da adını tam söylememiz gerekiyor; Aleviler orada soykırıma uğruyor maalesef. Ayrıca Esad rejimine de yakınmış gibi gösterilerek buradan da bir sebep üretilmeye çalışılıyor. Evet, devlet içerisinde Aleviler yer almışlardır ama bu olsa bile hiçbir zaman Aleviler orada bir çoğunluğu oluşturmamış, hatta kendileri mağdur olmuşlardır.”

    “ADI ANILMADAN YAPILAN BİR SOYKIRIM”

    Suriye’de bugün yapılanları diğer saldırılardan ayırt etmek gerektiğinin altını çizen Saltuk, “Bir katliam var. Bunun adını herkesin net koyması gerekiyor ama diğer soykırımlardan çok farklı. Sinsice yapılan bir soykırım. Adı anılmadan yapılan bir soykırım. Baktığımızda ortada fiziki bir yok etme var, kimliği yok etme var, kültürel izleri silme var, toplumsal yapıyı dağıtma var, zorunlu göç ettirme var; yani baktığımızda bunlar her türlü bir soykırımdır. Birleşmiş Milletlere göre de bu bir soykırımdır. Katliamcılara karşı çıkan laik Sünniler, Dürziler, Kürtler, Türkmenler, Hristiyanlar da bu zulümden payına düşeni maalesef ki aldı.”

    “İŞ BİRLİĞİ YAPMAK İNSANLIK SUÇUNU MEŞRULAŞTIRMAKTIR”

    Cihan Saltuk, Türkiye’nin, HTŞ’nin saldırılarına karşı açık ve net bir tutum alması gerektiğini de söyledi. Colani ile iş birliği yapıp katliamlara sessiz kalmanın “katliamları meşrulaştırmak” olduğunu ifade eden Saltuk şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin bu soykırımı, bu zulmü izleyen değil, etkin bir şekilde barışın kurucusu olması gerekiyor. Buna mecbur. Laikliği savunan Sünniler, Aleviler, Dürzüler, Kürtler, Hristiyanlar, hep birlikte baktığımız zaman zalimin hedefi haline gelmiş durumda. Dolayısıyla Türkiye bu soykırıma karşı artık açık, net bir şekilde tutum almalı, ses çıkarmalıdır. Ezilen tüm halklar için Türkiye el uzatmalıdır. Colani’nin Türkiye’ye resmi bir törenle gelip ağırlanması… Bu sadece Alevilerin meselesi değil. Aşık Veysel’in de dediği gibi ‘dava insanlık davası’. Orada mazlum halklar katledilip zulüm görüyorsa bu sadece Alevilerin meselesi olmamalı. Nitekim Suriye’de Sünnilerin liderlerinden de bunlara ‘dur’ dedikleri için vahşice katledilenler oldu. Şimdi Colani’nin burada resmi törenle ağırlanması da ülkemiz ve insanlık adına da üzücü. Açık seçik bir şekilde Colani bir katildir ve soykırımın failidir. Daha önceden yaptığı röportajlarda da kadın çocuk demeden insanları nasıl katlettiklerini açıkça itiraf edip ‘gençtim’ diyebilmiştir. Sadece gençlikte yapılan bir hata gibi yorumluyor ama yaptığı bir insanlık suçudur. Colani’ye bu kadar yakın durup bir iş birliği yürütmek de açıkça şunu ifade eder; insanlık suçunu meşrulaştırmak.

    BİZİM İÇİN İNANÇ SADECE İBADET DEĞİLDİR

    Bu soykırımın ortağı olmamak için ses çıkartılmalıdır. Eğer ses çıkarmayıp hep susuyorsak bu soykırımın da ortağı olmuş sayılırız. Bizim için inanç sadece ibadet değildir; aynı zamanda zalime karşı direnmek mazlumun yanında olmaktır. Bunlar da bizim inancımızın birer parçası. Dolayısıyla Kerbela’dan bugüne kadar zaman ve mekan değişmiş ama her zaman Aleviler bu yolda gitmiş ve bu yolda gitmeye de devam edeceğiz. Hüseyin zamanında da susmuşlardı ama tarihin dili hiçbir zaman susmaz. Tarihin dili konuştuğu zaman şimdi susanları da yazacaktır. bunu da unutmama gerekiyor.”

    “HER MECRADA BU KATLİAM GÖRÜNÜR KILINMALI”

    HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye yönelik yapacağı ziyaret hakkında da konuşan Saltuk, Alevi örgütlerinin, her platformdan Suriye’de yaşananlara dair “Bu bir Alevi soykırımıdır” diyerek her türlü mecrada görünür kılması gerektiğini ifade etti.

    Pir Cihan Saltuk, katliamın durması için Suriye’deki kanaat önderleri ile daha çok dayanışma içerisinde olunması gerektiğini söyleyerek, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Bir kere şunun altının net çizilmesi gerekiyor; eğer bir soykırım varsa bunun adının net konulması gerekir. Buna ‘zulüm, savaş’ ve benzeri dememek gerekiyor. Açık açık her platformda ‘Bu bir Alevi soykırımıdır’ denilip bu ifadenin altını özellikle çizmek gerekiyor. Her türlü mecrada bu soykırımı görünür kılmak gerekiyor. En önemlisi Alevi olmayan, vicdan sahibi insanları da bu mücadeleye katmak gerekiyor. Bunun için de uluslararası alanda mücadele yürütmek gerek. Maalesef ki medya da tümüyle bu soykırımı görmüyor ve susuyor. Gücü elinde bulunduran zalim olsa da kendisini mazlum gibi gösterebiliyor. Haklıyı güçlü kılamadığımız için her zaman güçlüyü haklı kılmaya çalışıyorlar.”

    “HÜSEYİN’İN TAŞIDIĞI BAYRAK BUGÜN BİZİM ELİMİZDE”

    Cihan Saltuk, katliamı durdurmak adına inanç önderlerinin Suriye’deki soykırıma ve zulme karşı sesini yükseltmesi çağrısında bulunarak, “İnancımız gereği zaten bu olanları görmezden gelemeyiz. Aksi halde inancı kavrayamamışız demektir. Geçmişten bugüne hep Hüseyin’den bahsediyorsak, sadece geçmişi anlatmakla olmuyor, bugün de yine Hüseyin gibi masum insanlar katlediliyor. Ali Asker gibi küçük masum çocuklar orada katlediliyor. Herkes kendi zamanında üstüne düşen görevleri yapmalıdır. İyilik ve kötülüğün savaşı her zaman devam edecektir. Hüseyin o bayrağı kendi zamanında layığıyla taşımıştır. Bu bayrak bugün ise bizim elimizde. Dolayısıyla bu soykırımda bizler de her zaman mazlumun yanında olmaya çalışacağız. Bunun için özellikle inanç önderleri olarak her zaman, her platformda, özellikle de ibadetlerimizde, cemevlerimizde bunları inancımızın gereği sohbetlerimizde dile getiriyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Eren GÜVEN-Kamber YILDIZ/İSTANBUL

  • Türkiye’ye gelecek Colani’ye tepki: İnsanlığa karşı suç işledi, ülkemize gelmesin!

    Türkiye’ye gelecek Colani’ye tepki: İnsanlığa karşı suç işledi, ülkemize gelmesin!

    PİRHA- Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin, 11 Nisan’da Türkiye’ye geleceği duyurulan HTŞ lideri Colani’ye yönelik tepki gösterdi. Colani’nin insanlığa karşı suç işlediğini belirten Cemal Şahin, “Bir seri katille karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Binlerce Alevi’nin öldürülmesinden sorumlu olan HTŞ lideri Colani, 11 Nisan’da ikinci kez Türkiye’ye gelecek.

    “IŞİD’İN KILIK DEĞİŞTİRİLMİŞ HALİ”

    Suriye’de aylardır süren Alevi katliamına karşı dünya genelinde tepkiler de devam ediyor. Yol hizmet yürütücüsü Enver Cemal Şahin PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede, Antalya Diplomasi Fuarı’na katılacak Colani’ye tepki gösterdi. HTŞ liderinin, ülkeye gelmemesi gerektiğini belirten Şahin, şu görüşleri paylaştı:

    “8 Aralık’ta gerçekleşen yönetim değişikliği, Suriye’de Selefi inancı dışındaki tüm inançları yok sayan ve 4 Şubat 2025 tarihinde Ankara’ya gelerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşen, insanlığa karşı sayısız suçları işlemiş ve Suriye’de binlerce Ezidi, Kürt, Hristiyan ve Nusayri’nin katili ve milyonlarca insanı yerinden, ailesinden, çoluğundan/çocuğundan ve yurdundan edenlerden biri olan Ebu Muhammed el Colani, 11 Nisan 2025 tarihinde tekrar Türkiye’ye gelerek, ‘Antalya Diplomasi Fuarı’ kapsamında, pek çok devlet başkanı ve dış politika uzmanı ile görüşecekmiş.

    Daha düne kadar Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) verilerine göre 39’u çocuk 803 kişiyi katleden, İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre 1200’den fazla sivil insanı katleden, selefiler dışındaki Suriye halkına çeşitli işkenceleri reva gören, insanların onurları hiçe sayılarak her türlü işkencelere maruz bırakan, bizzat Selefiler dışında istediği sivilleri tek tek infaz ettiren bir seri katille karşı karşıyayız.

    Colali’nin yaptığı bu katliamlar hiçbir şekilde meşru görülemez ve katliamın üzeri örtülemez. Bu vahşetin sorumlusu her şeyden önce Suriye’de iktidar olan HTŞ lideri Colani ve cihatçı çetelerdir. Colani ile birlikte HTŞ’nin bütün silahlı unsurları ile bu katliama doğrudan katılan bütün cihatçı çeteler uluslararası hukuk önünde yargılanmalıdır. Çünkü bunlar IŞİD’in kılık değiştirilmiş halinden başkası değildir.”

    “COLANİ TÜRKİYE’YE GELMESİN”

    Enver Cemal Şahin, Colani’nin insanlığa karşı suç işlediğinin altını çizerek şunları kaydetti:

    “Bununla birlikte yaşanan katliamı öven, destekleyen ve meşru gören hiçbir anlayış da kabul edilemez. Özellikle yandaş ve siyasal İslamcı bazı isimlerin, bu katliamı öven açıklamaları aynı şekilde büyük bir suç teşkil etmektedir. Bu nedenle insanlığa karşı suç işlemiş Colani, öncelikle ülkemize gelmesin ve sonra da Suriye’den defolup hemen gitsin.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HTŞ’li çeteler, Alevilerin evlerini basarak katliamlara devam ediyor!-VİDEO

    HTŞ’li çeteler, Alevilerin evlerini basarak katliamlara devam ediyor!-VİDEO

    PİRHA – HTŞ’liler tarafından Suriye’de yapılan Alevi katliamına ilişkin yeni görüntüler paylaşılmaya devam ediyor.

    HTŞ ve SMO’lu gruplar tarafından Alevilere yönelik saldırıların ardı arkası kesilmiyor. İslamcı çeteler, sivillere yönelik katliamlarını tüm dünyaya servis etmeye devam ediyor.

    Suriye’nin kuzeybatısındaki kentlerde terör faaliyetlerine devam eden HTŞ ve SMO’lu gruplar, Alevilere ait evleri basarak sivilleri alıkoyuyor. Onlarca çete üyesi, yaptıkları eylemleri videoya çekerek servis etmeye de devam ediyor.

    X platformunda paylaşılan bir videoda yine Alevilerin yaşadığı bir mahalleye çeteler tarafından saldırı düzenleniyor. Elleri silahlı çok sayıda HTŞ’li, Alevi sivilleri evlerinden alıkoyuyor.

    Videonun çekildiği esnada bir çete üyesi, araçtan indirdiği bir sivile yönelerek “şimdi onu keserek öldüreceğim. Kimse video çekmesin!” uyarısında bulunuyor. Görüntülerde silah dipçiği kullanılarak sivillere vurulduğu da görülüyor.

    Alevilere yönelik “domuzlar,  köpekler” diye hakarette bulunan çete mensupları, “Mesihiniz nerede? Ali ve Hüseyin nerede?” diye bağırdıkları da videoya yansıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’deki Alevi katliamı Mersin’de protesto edildi

    Suriye’deki Alevi katliamı Mersin’de protesto edildi

    PİRHA- Suriye’deki Alevi katliamına karşı Mersin’de bir araya gelen demokratik kitle örgütleri, soykırımın son bulması ve suçluların yargılanması için çağrı yaptı.

    HTŞ’ye bağlı grupların, Türkiye destekli SMO ve IŞİD’in, Suriye’nin Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde başta Aleviler olmak üzere farklı dini ve etnik kimlikteki yurttaşları katletmesine karşı Mersin’in Kazanlı İlçesinde bir araya gelindi.

    “Suriye’de Alevi katliamını durdurun” şiarıyla düzenlenen buluşmaya Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ve Perihan Koca, DEM Parti İl Örgütü, CHP, HDK, TİP, Sol Parti, Arap Alevi Kültür Derneği, Tüm Emekliler Sendikası, Eğitim Sen, Emek Partisi, Halkevleri, TÖP, SYKP, Devrimci Parti, Mersin Cemevi, Mezitli Cemevi, Kilikya Nehir Derneği, Adana Arap Alevileri Halkı Dayanışma Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Suriye’de yaşanan insanlık dışı katliamı lanetliyoruz” yazılı pankartın açıldığı buluşmada “Katil HTŞ işbirlikçi Türkiye”, “Katil HTŞ Ortadoğu’dan defol”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı.

    Katliamda yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “KATLİAM DURDURULSUN”

    Suriye’de Katliama Dur De Platformu’ndan Kemal Dama, Suriye’de yaşanan katliamların insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu söyleyerek herkesi dayanışma göstermeye çağırdı. Kazanlı Kanaat Önderi Necdet Kurtuluş ise, katliamın durdurulması için tüm güçlerin harekete geçmesi gerektiğinin altını çizerek, “Hepimizi yaralayan bir katliam var. Sadece Suriye’de değil, Ortadoğu’nun birçok yerinde Müslümanlar üzerinde yapılan bir katliam var. Bu dinimizde yok. Çocuklar, kadınlar, yaşlılara dokunulmaz. Bu iş çığırından çıkmış durumda. Kardeşlerimizin acısını paylaşıyoruz, diliyoruz ki bu katliamlar bir an önce son bulur” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Kemal Göçmen, tüm dünyanın gözü önünde soykırım yapıldığını belirterek, “Arap Alevi halkı eli kanlı cihatçı çeteler uluslararası kamuoyunda hesap vermelidir. Tüm dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanıyor. Cihatçı selefi örgütler Suriye’de katliamlar yapmaya devam ediyor. Kamuoyunda teşhir edildikçe isimlerini değiştirerek kullanışlı aparatlar haline getiriliyor. Biz bu katliam şebekesini Diyarbakır’da, Suruç’ta, İstanbul’daki katliamlardan tanıyoruz. Sürekli HTŞ güzellemesi yapan emperyalist güçler ve Türkiye suç işlemeye devam ediyor. Arap Alevi halkı ile dayanışmayı sürdürmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    “ALEVİ OLDUKLARI İÇİN KATLEDİLİYORLAR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, HTŞ’ye destek veren devletleri eleştirerek şunları söyledi:

    “Bahar ve direnişin günü olan Newroz, bugün Suriye’de kan, gözyaşı ve zulüm oldu. Buna sebep olan Yezit zihniyetinize lanet olsun. Bugün Suriye’de bir soykırım var. O yüzden buradan Suriye’deki Alevi kardeşlerimize sesimizi yükseltmemiz gerekiyor; sizler yalnız değilsiniz. AKP iktidarı, uluslararası güçler hala bu soykırımı görmezden gelerek gerçekleri ört bas etmeye çalışıyorlar. Aleviler yüzyıllardır hiçbir toplumun kırıntısı olmadı. Aleviler Esad döneminde de güvende değildi. Hangi inanç ve kimlik olursa olsun demokrasiyi, eşitliği, laikliği savunduk. Ama bugün Suriye toprakları Alevisizleştirilmek isteniyor. Bulunduğumuz her yere bu soykırımın durdurulması için çığlığımızı daha yüksek çıkartmalıyız. Bizim etnik kimliğimiz ne olursa olsun biz Aleviyiz. Birbirimizle kenetlenmeliyiz. Son dönemlerde Türkiye’de yaşanan kayyım atamalarına, gözaltı ve tutuklamalara karşı da bir olmalıyız. Bu bir birlikte yaşamanın mücadelesi olduğunu unutmayalım. Suriye için her türlü diplomatik girişimi yaptık. Özellikle iktidar, kulağını tıkadı. Colani denen katille ilgili suç duyurularında bulunduk. Bu ülkenin savcısı dün bir arkadaşımızı katile katil dediği ve suç duyurusunda bulunduğu için tutuklattı. Bizim tüm bunlara dur dememiz için birlik olmamız ve dik durmamız gerekiyor.”

    “İNSANLIK SUÇLARI İŞLEDİĞİ BİLİNİYOR”

    Konuşmaların ardından basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı okuyan Serdar Cengiz, “HTŞ’nin Suriye’de artan katliamı derhal durdurulmalıdır. Aleviler başta olmak üzere azınlık gruplara yönelik saldırılar endişe verici duruma gelmiştir. Bu katliamlarda birçok Alevi katledildi, yerinden edildi. Bu gruplar emperyalist güçlerin desteği ile ayakta kalmakta ve etnik, mezhepsel dokuyu değiştirmeye çalışmaktadır. İnanç merkezleri tahrip edilerek, kendi inançlarından başka hiçbir inanca yaşam şansı vermemektedirler. AKP iktidarı ve emperyalist güçler tarafından desteklenen cihatçı çetelerin yakın zamanda ele geçirdiği bölgelerde farklı inanç gruplarına zorla din değiştirme, köleleştirme, infaz gibi insanlık suçları işlediği biliniyor” ifadelerini kullandı.

    Cengiz, insan hakları savunucularına, demokratik kitle örgütlerine, uluslararası kamuoyuna seslenerek, katliamların durdurulması için çağrıda bulundu.

    Basın açıklamasının ardından buluşma sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Ankara’da Emek ve Demokrasi Güçleri: Suriye’de sivil katliamlar durdurulsun-VİDEO

    Ankara’da Emek ve Demokrasi Güçleri: Suriye’de sivil katliamlar durdurulsun-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Suriye’de yaşanan sivil katliamlar protesto edildi. Yapılan basın açıklamasında, “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin geçici Şam hükümeti ile anlaşma imzaladığı ve her türlü saldırıya karşı resmi karar aldığı, özellikle Alevilere dönük katliamların da acilen durdurulmasının hedeflendiği bir süreçte gerçekleşen bu olay şüphesiz ki bir tesadüf değildir” denilerek Kobani’nin Berxbotan köyüne yapılan saldırılar kınandı.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Suriye’de sivil katliamların durdurması talebiyle basın açıklaması yaptı. Sakarya Caddesin’de yapılan açıklamada basın metnini DEM Parti Ankara İl Örgütü Eş Başkanı Fatin Kanat okudu.

    “SİVİL HALKLARA YÖNELEN SAVAŞIN HER TÜRLÜSÜNÜ REDDEDİYORUZ”

    Tartus, Lazkiye, Hama ve Humus’ta yaşanan Alevi katliamları sıcaklığını korurken, pazartesi sabahına yeni bir katliama uyanıldığın altını çizen Kanat, “Yerel saatle 00.40’ta Türkiye’den havalanan SİHA’ların Kobani’nin Berxbotan köyüne yaptıkları saldırılar sonucunda aynı aileden 7 çocukla birlikte anne ve babaları da hunharca katledilmiş, saldırı sonucunda 2 kişi de yaralanmıştır.

    Yaşamını yitiren çocuklar, Ahîn Osman Ebdo, Dijle Osman Ebdo, Dilovan Osman Ebdo, Yasir Osman Ebdo, Ezîz Osman Ebdo, Saliha Osman Ebdo ve Avesta Osman Ebdo başta olmak üzere, anne Xezal Osman Ebdo, baba Osman Berkel Ebdo’nun acısını derinden hissediyor, yaralıların en kısa sürede iyileşmesini diliyor ve bu insanlık dışı saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz. Sivil halklara yönelen savaşın her türlüsünü reddeden bir anlayışla, bu saldırının faillerinin mutlaka hesap vermesi gerektiğinin altını çiziyoruz” diye ekledi.

    “BU SALDIRI, BARIŞ UMUTLARINI YOK ETMEYE DÖNÜK BİLİNÇLİ BİR MESAJDIR”

    Kobani’de yaşanan katliamın, insanlık vicdanını derinden yaralayan bir savaş suçu olduğunu belirten Kanat, şunları ekledi:
    “Bölgedeki sivillerin yaşam hakkını hiçe sayan ve uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bir saldırıdır. Çocukların, kadınların ve masum ailelerin hedef alınması, insanlık dışı bir zihniyetin göstergesidir.
    Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin geçici Şam hükümeti ile anlaşma imzaladığı ve her türlü saldırıya karşı resmi karar aldığı, özellikle Alevilere dönük katliamların da acilen durdurulmasının hedeflendiği bir süreçte gerçekleşen bu olay şüphesiz ki bir tesadüf değildir. Bölgede gerilimi tırmandırmaya ve barış umutlarını hedef almaya yönelik kasıtlı bir eylemdir. Barış ihtimalinin konuşulduğu bir süreçte yapılan bu vahşi saldırı, sıradan bir saldırı değildir; aynı zamanda barış umutlarını yok etmeye dönük bilinçli bir mesajdır.”

    “SİVİLLERE VE ÇOCUKLARA YÖNELİK SALDIRI SAVAŞ SUÇUDUR!”

    Katledilen çocuklar sizin için bir güvenlik tehdidi midir? diye soran Kanat, “Çıkın açıklayın, bu çocuklar bizim güvenliğimizi tehdit ediyordu, bu aile bize saldırı hazırlığındaydı mı diyeceksiniz? Güvenlik bahanesiyle çocukların ve sivillerin katledilmesi sadece bir savaş suçu değil, bir insanlık suçudur. Roboski zihniyetinin tekrarıdır. Bu katliamın üstünün örtülmesine izin vermeyeceğiz. Sivillere ve çocuklara yönelik saldırı savaş suçudur” dedi.
    Eylem sloganlar ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Pir Hasan Kılavuz: Zalimin karşısında dik durmalı, birbirimize sahip çıkmalıyız!-VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: Zalimin karşısında dik durmalı, birbirimize sahip çıkmalıyız!-VİDEO

    PİRHA – Pir Hasan Kılavuz, Suriye’de süren Alevi katliamına dair konuştu. Benzer girişimlerin Türkiye’de de olabileceğini belirten Kılavuz, “Daima zalimin karşısında dik durmalı, yılgınlığa düşmemeli, birbirimize sahip çıkmalıyız” diye konuştu.

    Suriye’de Alevi halkına dönük katliamlar durmak bilmiyor. HTŞ’ye bağlı gruplar ile IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun yaptığı insanlık suçlarına bir tepki de Mersin Cemevi Başkanı Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Hasan Kılavuz’dan geldi.

    “ALEVİ YOKSULU, KİMSESİZİ KATLETMEYE BAŞLADI”

    Pir Hasan Kılavuz, katliama yönelik Türkiye’deki hükümetten hiç ses çıkmamasının altını çizdi. Kılavuz, devam eden katliama ilişkin şu yorumda bulundu:

    “Bundan 13 yıl önce Halep’te başlayan olaylar, akabinde böyle bir günün geleceğinin de habercisiydi. O günden beri Aleviler büyük bir zulüm ve cefa çektiler. Ama oradaki Alevilerin cefa çektiği ile bir yerde teselli buluyorduk; Esad’tan öteri… Esat vardı ve ‘oradaki Aleviler belki güvendedir’ diye düşünüyorduk. Ama esasında öyle değildi. Esat döneminde de Aleviler orada yine de eza ve cefa çekiyorlardı. Bu şeriatçı, bağnaz grup, orayı ele geçirince, elini kolunu sallayıp Halep’ten Şam’a gelince binlerce Alevi yoksulu, kimsesizi katletmeye başladı. Her gün insanların öldürüp, köylerin basıldığını, oradaki verimli topraklara çöktüklerini okuyoruz.

    “TÜRKİYE’DE HÜKÜMET KANADINDAN HİÇ SES ÇIKMIYOR, SEYİRCİ KALIYORLAR”

    Bizim, Aleviler olarak Türkiye’de yapacağımız tek şey, bu katliamları yapanlar, ona fırsat verenler, buna çanak tutanları lanetlemekten öteye gitmiyor. Dünya kamuoyuna duyarlı kılmak için hem ülkemizde hem de Avrupa’da mitingler yapılmakta. Dilekçeler hazırlanıp Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, insan hakları kurumlarına belli müracaatlar yapılmakta ve bu konuda dünyanın dikkati buraya çekilip bu katliamın durdurulması amaçlanmakta. Şimdi bu katliamı kim durdurabilir? Türkiye buna müdahil oluyor mu? Türkiye’de hükümet kanadından hiç ses çıkmıyor, seyirci kalıyorlar. Oysaki oradaki devlet başkanı sıfatında olan kişinin başına 10 milyon para konulmuştu, teröristti ama bugün Şam’da masada oturuyor ve kendisine bağlı cihatçı kesimleri, Alevilerin üzerine saldırtıp katliam yaptırtıyor. Tabii sadece Aleviler için değil oradaki Hristiyanlar, Ezidiler, Süryaniler ve diğer azınlık gruplar için de bu katliam, sürgün, baskı devam ediyor. Farklı inanç gruplarının, sınırın öte tarafına kaçmak için çaba içerisinde olduklarını da biliyoruz. Kürtlerin üzerinde de hakeza öyle ama Kürtlerin orada bir güç olması, örgütlü olmaları en azından bu katliamların önüne geçiyor.”

    “ALEVİLERİN TEDBİRLİ OLMASI LAZIM!”

    Pir Hasan Kılavuz, Suriye’de yaşanan katliamın Türkiye’ye de sıçrayabileceği uyarısında bulundu. Alevi toplumunun, olası bir girişime karşı tedbirli olması gerektiğini vurgulayan Kılavuz, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Suriye’deki olayların arkası durup sakinleşir mi emin değilim. Bunun bir ucu Türkiye’de de olabilir. Olmaz diye bir şey yok. Sivas Madımak Katliamı’nda olduğu zaman da ortalık gündüzdü ama insanlar yakıldı. Bundan 46 yıl önce Maraş’ta olanlara baktığımız zaman hakeza öyleydi. Onun için ülkemizde Alevilerin dikkatli, tedbirli olması lazım. Ama nerede mazluma kahır yükleniyor, katlediliyorsa daima zalimin karşısında dik durmalı, yılgınlığa düşmemeli, birbirimize sahip çıkmalıyız. Yapılabilecek ne varsa Türkiye’deki örgütlü Alevilerin bunu yaptığını görüyoruz; mitingler düzenleniyor ve ciddi açıklamalar yapıyorlar, bu önemli. Ha ciddiye alınıp ona göre adımlar atılıyor mu henüz bir şey görmedik. Demek ki bu durum şu anlama geliyor; bu etkinlik ve eylemler daha kitlesel hale gelmeli. Bütün demokratik örgütlerin, Alevilerin, ciddi ses çıkarması lazım. Bu sesi en çok çıkarması gerekenler de Arap Alevileridir. Mersin’den tutun Hatay’a kadar 7 milyon civarında Arap Alevi yaşamaktadır. Buralarda da bir silkinme, direnme bekliyoruz. Yaptıklarında bugüne kadar hep yanlarında olduk, şimdi de oluruz. Biz Aleviler her halükarda Suriye’de yaşananları şiddetle kınıyoruz, lanetliyoruz. Böylesi olayların olmaması yegane temennimiz ve beklentimizdir.”

    PİRHA/MERSİN

  • Samsun ve Tekirdağ’da Alevi katliamı protestosu: Susarsak, bu vahşetin suç ortağı oluruz!-VİDEO

    Samsun ve Tekirdağ’da Alevi katliamı protestosu: Susarsak, bu vahşetin suç ortağı oluruz!-VİDEO

    PİRHA – Suriye’deki Alevi katliamına yönelik yurdun dört bir yanından tepkiler gelmeye devam ediyor. Samsun ve Tekirdağ’da yapılan protestolarda “Cihatçı çetelerin işkence ve katliamlarını lanetliyoruz” denilirken, uluslararası kamuoyunun da sorumluluk alması için çağrı yapıldı.

    Suriye’de HTŞ’ye bağlı gruplar ile IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun, Alevilere yönelik katliamına tepkiler dinmiyor.

    Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri de sokağa çıkarak Suriye’deki Alevi katliamını lanetledi. Sivillere yönelik katliamların “insanlık tarihine kara bir leke olarak”  kazınacağı belirtilen açıklamada şu cümlelere yer verildi:

    “Tüm dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanıyor. Suriye bir kez daha savaş politikaları ve kanla sınanıyor. Savaşı ve şiddeti araç olarak kullanan emperyalist güçler coğrafyayı kana bulamaktan vazgeçmiyor.

    Suriye’de Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Lazkiye, Tartus, Ceble ve Humus bölgelerinde, cihatçı-mezhepçi çetelerin katliamları dur durak bilmiyor. Yaşananlar sadece mezhepçi bir saldırı olmaktan öte, tüm coğrafya üzerine büyüyen savaş planlarının göstergesidir. Özellikle Alevi sivillere yönelik gerçekleştirilen bu katliamlar, insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmaktadır ve en ağır şekilde lanetlenmelidir.

    Dünyanın yarısı kadınlar, nerede bir zulüm varsa, savaşlar, katliamlar, zorunlu göçler, sürgünler, doğal afetler, krizler, yokluk ve yoksulluk dönemleri bu gerçeklik, dil, din, renk, kimlik, sosyal konumlanış farkı tanımadan devam eder ve en büyük zararı da kadınlar ve çocuklar görmektedir. Kadın bedeni doğurganlığı, sermaye için ucuz iş gücü savaşlarda cepheye sürülecek asker üreten kuluçka makinası olarak görülmektedir. Savaşlarda askerlere ödül olarak, savaş ganimeti olarak sunulan, tacize, tecavüze uğrayan, savaş çocuklarını doğurmak zorunda kalan yine kadın bedenleridir.

    İşte bütün bu nedenlerle, bizler emek ve demokrasi güçleri olarak, Dünyayı kana bulayan kararları alan erkek egemen dünyaya karşı, Dünyayı kana bulayan, işgallere, savaşlara, katliamlara ve her türlü şiddete karşı en güçlü sesimizle hayır diyor, yaşamın her alanında barışı savunuyoruz.

    “TÜRKİYE, KATLİAMLARIN FAİLLERİNE GÖZ YUMMAKTADIR”

    Okunan basın açıklamasında, Suriye’de yaşanan katliamda Türkiye’nin rolüne de vurgu yapıldı. Açıklamada şunlar söylendi:

    “Buradan Soruyoruz; Türkiye, Suriye’de yaşanan bu katliamların neresinde? Basının Colini’yi ‘istikrar figürü’ olarak sunması gerçeği çarpıtmaktan başka bir şey değildir. Başından beri Türkiye ve emperyalist güçlerin bölgedeki işbirlikçilerinin desteklediği HTŞ iktidarı, katil HTŞ ve işbirlikçi AKP desteğiyle, bu katliamların faillerine göz yummaktadır.

    HTŞ ve benzeri örgütler, yıllarca Türkiye sınırlarından serbestçe geçiş yapmıştır. Suriye’deki ‘güvenli bölge’ politikaları, ‘Esad artıkları söylemleri’ aslında Alevileri ve diğer azınlıkları hedef alan bir etnik temizlik planıdır. Bölgedeki askeri ve istihbari unsurlar, bu çetelerin hareketlerini desteklemekte, Suriye’nin parçalanmasını derinleştirmektedir. Medya ve uluslararası kurumlar, bu katliamları görmezden geliyor, emperyalist propaganda makinesiyle gerçeği çarpıtıyorlar.

    Suriye, emperyalistler ve işbirlikçileri eliyle sürdürülen politikalar sonucu yıkıcı bir iç savaşın acısını hâlen yaşamaktadır. Türkiye’nin de dahil olduğu bu süreç, bölgenin tamamını karanlığa sürüklemiş ve emperyalist çekişmelerin de tehlikeli boyuta gelmesini sağlamıştır.

    “SORUMLULAR ORTAYA ÇIKARTILMALI”

    Ortadoğu’nun daha fazla çatışmaya değil, silahların susmasına ve barışa ihtiyacı vardır. Suriye’de etnik ve mezhepçi çatışmaları sürdüren silahlı çetelerin desteklenmesinden, halklarla savaşı ve düşmanlığı körüklemekten geri durulmalıdır.

    İnsanlığa karşı işlenen bu suçun sorumluları ortaya çıkartılmalı, saldırılara son verilmelidir.

    Bugün gerçek bir özgürlük ve barış iradesi, ırkçı ve mezhepçi kışkırtmalara karşı antiemperyalist dayanışmayı ve bir arada yaşam zeminlerini güçlendirerek sağlanabilecektir.

    Bizler dün olduğu gibi bugün de emperyalist savaşlara karşı, ülkemizde ve Ortadoğu’da tüm alanları barış sesleri doldurmaya devam edeceğiz. Cihatçı çetelerin işkence ve katliamlarını lanetliyoruz.”

    “İNSANLARIN ÖLÜMLERİNİ GÖRMEZDEN GELMEYİN!”

    Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta yapılan katliama bir tepki de Tekirdağ’dan geldi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çerkezköy Şube’nin düzenlediği basın açıklamasına çok sayıda sivil toplum örgütü de destek verdi.

    Belediye Meydanında yapılan ortak basın açıklamasını PSAKD Çerkezköy Şube Başkanı Gönül Dündar ile PSAKD Üyesi Engin yılgın okudu.

    “Bu bir soykırımdır! Bu zulmün failleri bellidir! Buradan yüksek sesle haykırıyoruz! Geçici hükümet, onun lideri Colani ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) başta olmak üzere El Kaide bağlantılı cihatçı çeteler, yıllardır Alevilere, Hristiyanlara ve farklı inanç gruplarına yönelik katliamlar düzenlemektedir.

    Yaşanan bu zulmü herhangi bir nedenle onaylamayın. Şiddeti ve masum insanların ölümlerini görmezden gelmeyin! Katledilen insanların sesi olun! Colani’yi meşrulaştırmayın! Onu ‘barış elçisi’ gibi göstermek zulmü aklamak ve onaylamaktır.

    Bu katliamın faillerini saklamayın, isimlerini açıkça dile getirin! Saldırıları gerçekleştiren çeteleri aklamayın, meşrulaştırmayın! Bu kanlı planları yürüten hükümetler, istihbarat servisleri ve medya organları hesap vermelidir.

    Uluslararası kamuoyunu, insan hakları örgütlerini, vicdan sahibi herkesi Suriye’deki Alevi soykırımına karşı harekete geçmeye çağırıyoruz! Susarsak, bu vahşetin suç ortağı oluruz!

    Bu zulme karşı susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz! İnancımızın, kimliğimizin, insanlık değerlerinin yanında durmaya devam edeceğiz. Zalimin karşısında, mazlumun yanında; Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi katliamlarına dönük Kuzey Doğu Suriye’de kitlesel protesto!

    Alevi katliamlarına dönük Kuzey Doğu Suriye’de kitlesel protesto!

    PİRHA – Suriye’deki Alevi katliamı, Kuzey Doğu Suriye halkı tarafından protesto edildi. Yapılan açıklamada, katliamların önüne geçilmemesi durumunda daha büyük sonuçların oluşacağına vurgu yapıldı.

    Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun, Alevilere katliamına tepkiler yükseliyor. Kuzey Doğu Suriye‘de sokağa çıkan binlerce yurttaş, Alevilere dönük katliamları protesto etti.

    Kobanê, Qamişlo, Hasekê ve Dêrik illerinde yapılan protestolarda, saldırıların biran önce durdurulması çağrısı yapıldı.

    KÜRTLER, ALEVİ KATLİAMLARINA KARŞI SOKAĞA ÇIKTI!

    Sokağa çıkan Kuzey Doğu Suriye halkı, sahil kentleri Banyas, Tartus, Cebel, Hama ve Humus’ta Alevilerin katledilmesini protesto ederek “Halkı Koruma Komiteleri” kurulması çağrısında bulundu.

    Yürüyüş sonunda yapan açıklamalarda uluslararası topluma katliama sessiz kalmama çağrısı yapılarak, “Suriye’nin kıyılarında yaşananlar Efrîn ve Serêkaniyê’de yaşananlardan farksızdır. Suriye halkı ölümle karşı karşıyadır. Suriye halkının kültürel, dini ve sosyal özgünlüğüne ve özerkliğine saygı gösterilmemiştir. Yeni Suriye hükümetinin Suriye halkına liderlik edemeyeceği ve onun geleceğini inşa edemeyeceği açıktır. Tek çözüm Demokratik Ulus projesidir. Çünkü Suriye’de çözümün anahtarı demokratik ulustur” denildi.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Son dönemde tüm dünyanın gözü önünde Banyas, Tartus, Cebel, Hama ve Humus gibi kentlerde Alevilere yönelik katliamlar yapılıyor. Baas rejimiyle bağlantılı oldukları bahanesiyle saldırıyorlar. Ama gerçekte durum böyle değil. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar katlediliyor.

    Kamuoyunu ve uluslararası güçleri vicdan görevini yerine getirmeye çağırıyoruz. Suriye halkını korumak için acilen bir komite kurulmalıdır. Bu katliamı gerçekleştirenler adalete teslim edilmeli” denildi.

    “VAHŞETİ EN İYİ ANLAYAN KESİM YİNE KÜRTLER”

    Katliam protestolarını takip eden Gazeteci Ali Ammar, eylemlere ilişkin X hesabından paylaşımlar yaptı. Ammar, “Dikkatimi çeken ise sokağa çıkan halkın hepsinin yıllarca BAAS zulmü altında yaşayan Sünni Kürt olması. Suriye’de Alevilerin yaşadığı vahşeti en iyi anlayan kesim yine Kürtler. Bunu da ekleyeyim Alevilere dönük gerçekleştirilen saldırılara karşı hiç bir yerde, Rojava’da gerçekleştirilen eylemlerden daha kitlesel bir eylem gerçekleştirilmedi! Ki olması gerekende budur” ifadelerine yer verdi.

    Kaynak: ANHA

  • BM’den Suriye’deki Alevi katliamına dair rapor: İnfazlar mezhep temelli olarak gerçekleştirildi!

    BM’den Suriye’deki Alevi katliamına dair rapor: İnfazlar mezhep temelli olarak gerçekleştirildi!

    PİRHA- BM İnsan Hakları Ofisi, Lazkiye, Hama ve Tartus’ta yaptığı incelemeleri raporlaştırdı. Raporda, belgelenen vakaların çoğunun yargısız infaz olduğuna dikkat çekilerek, “Bu infazların Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde mezhep temelli olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Kimliği belirsiz silahlı kişiler, bakanlık yetkililerinin güvenlik güçlerini desteklediği iddia edilen silahlı grupların üyeleri ve eski hükümetle bağlantılı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği bildirilmektedir” denildi.

    Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun, Alevileri hedef aldığı saldırılarda 3000’e yakın sivil katledildi. Çok sayıda kişi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi.

    Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun katliamına dair ilk raporunu paylaştı.

    BM İnsan Hakları Ofisi şu ana kadar 111 sivilin öldürüldüğünü belgelediklerini, doğrulama süreci devam ettiğini ve öldürülen gerçek insan sayısının önemli ölçüde daha yüksek olduğuna inanıldığını aktardı.

    Açıklanan raporda şu değerlendirmeler yer aldı:

    “Belgelenen vakaların çoğu yargısız infazdır. Bu infazların Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde mezhep temelli olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır – kimliği belirsiz silahlı kişiler, bakanlık yetkililerinin güvenlik güçlerini desteklediği iddia edilen silahlı grupların üyeleri ve eski hükümetle bağlantılı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği bildirilmektedir.

    Son derece rahatsız edici bazı vakalarda, kadınlar, çocuklar ve çatışmaya girmemiş bireyler de dahil olmak üzere tüm aileler öldürülmüş, özellikle Alevi şehir ve köyleri hedef alınmıştır. Ofisimiz tarafından toplanan birçok tanıklığa göre, failler evlere baskın düzenleyerek sakinlere Alevi mi yoksa Sünni mi olduklarını sorduktan sonra onları öldürmeye ya da bağışlamaya başladılar. Hayatta kalan bazı kişiler, birçok erkeğin ailelerinin önünde vurularak öldürüldüğünü anlattı.

    6 ve 7 Mart tarihleri arasında, eski hükümetin güvenlik güçlerine bağlı olduğu bildirilen silahlı kişiler de Lazkiye, Tartus ve Baniyas’taki çeşitli hastanelere baskın düzenledi. Bu kişiler, geçici yönetimin güvenlik güçleri ve onlara bağlı silahlı gruplarla çatıştı. Bunun sonucunda aralarında hastalar, doktorlar ve tıp öğrencilerinin de bulunduğu onlarca sivilin hayatını kaybettiği ve hastanelerde hasar meydana geldiği bildirildi.

    Son günlerde kaydedilen diğer ihlaller ve suiistimaller arasında, çoğunlukla sahadaki kaotik durumdan yararlandığı anlaşılan kimliği belirsiz kişiler tarafından evlerin ve dükkanların yaygın bir şekilde yağmalanması yer almaktadır. Çok sayıda sivil evlerini terk ederek kırsal bölgelere kaçarken, bir kısmının da bölgede Rus güçleri tarafından kontrol edilen bir hava üssüne sığındığı bildirildi. Bekçi yetkililer 10 Mart’ta kıyı bölgelerindeki güvenlik operasyonlarının sona erdiğini duyurdu. Ancak aralıklı çatışmalar rapor edilmeye devam etmektedir.

    İhlal ve suiistimallere ilişkin belgelenmiş anlatım ve görüntülerimiz var. Ancak, çevrimiçi ve çevrimdışı olarak artan nefret söylemi ve bağlamından koparılmış görüntüler de dahil olmak üzere yanlış bilgilerin yaygın bir şekilde yayılması da halk arasındaki korkuyu daha da arttırarak gerilimi körükledi.

    Nefret söylemi ve yanlış bilgilendirmedeki ciddi artışın, Suriye toplumundaki gerilimi daha da alevlendirme ve sosyal uyuma zarar verme riski taşımasından endişe duyuyoruz.”

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk tüm bu suçlar için hesap verebilirlik çağrısında bulunmaktadır. Geçici yetkililer tarafından bağımsız bir soruşturma komitesinin kurulduğunun açıklanmasını memnuniyetle karşılayan Türk, yetkililere yürütülen soruşturmaların hızlı, kapsamlı, bağımsız ve tarafsız olmasını sağlamaları çağrısında bulunur. İhlallerden sorumlu olduğu tespit edilen herkes, mensubiyetlerine bakılmaksızın, uluslararası hukuk normları ve standartları doğrultusunda hesap vermelidir. Mağdurlar ve aileleri hakikat, adalet ve tazminat hakkına sahiptir.

    Bu tür üzücü ihlal ve istismarların tekrarlanmaması için, silahlı grupların incelenmesi ve Suriye’nin askeri yapılarına entegre edilmesi sürecinin, ülkenin uluslararası insan hakları ve insani hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle uyumlu olması ve Suriye’de geçmişte veya yakın zamanda meydana gelen insan hakları ihlallerine karışan herkesin sorumluluğunun tam olarak ele alınması zorunludur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Asi-Der Başkanı Usluoğlu: Suriye’de son 48 saatte büyük bir trajedi yaşanıyor!-VİDEO

    Asi-Der Başkanı Usluoğlu: Suriye’de son 48 saatte büyük bir trajedi yaşanıyor!-VİDEO

    PİRHA – Asi-Der Başkanı Tevfik Usluoğlu, Suriye’deki Alevi katliamları nedeniyle büyük bir trajedinin yaşandığını söyledi. Usluoğlu, “Ne yazık ki son 48 saatte kimi kaynaklara göre 4.700, kimi kaynaklara göre de 16 bini aşan insanın katledildiği konusunda bilgiler gelmekte. Alevi kurumlarının bir an önce daha güçlü ses çıkarmaları, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin, bu ses kamuoyunun bir an önce harekete geçmesi gerekiyor” diye de belirtti.

    Antakya Samandağ İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Gönüllüleri Derneği (Asi-Der) Başkanı Tevfik Usluoğlu, CAN TV’de Atilla Taş’ın sunduğu ‘Bu Sabah’ programına konuk oldu.

    “ETNİK TEMİZLİĞE DOĞRU GİDİLMEKTE!”

    Suriye’de devam eden Alevi katliamına ilişkin bilgi veren Usluoğlu, bölgede ciddi anlamda bir gerilimin oluştuğunu söyledi. Usluoğlu, binlerce Alevinin katledildiği bilgisini vererek “Önce ‘düşük gerilimli katliamlar ve yüksek gerilimini tehditler’ şeklinde başlayan süreç şu an etnik temizliğe doğru gitmiş durumda. Güncel olarak her gün sahadan bilgi almaktayız. Ne yazık ki son 48 saatte kimi kaynaklara göre 4.700, kimi kaynaklara göre de 16 bini aşan insanın katledildiği konusunda bilgiler gelmekte” dedi.

    TOPLU ÖLÜM VE TOPLU MEZAR GÖRÜNTÜLERİ!

    Kimi köylerde yaşayan insanların tümüyle katledildiğini söyleyen Usluoğlu, şu bilgileri de paylaştı:

    “Mesela Muhtariye isimli köyde yaşayanların tamamının öldürüldüğü bilgisi geldi. Banyas’ta Alevilerin kalmadığı bilgisi var. Sayının tespit edilmemesi için insanların yakıldığı söyleniyor. İki gün önce Şam’da, Halep’te birçok camiden cihat fetvaları verilirken Alevilerin katli için de fetvalar verilmeye başlandı. İslam adı altında geliştirilen yeşil kuşak projesi kapsamında 1971’den sonra geliştirilen cihadist terörün, Afganistan ve farklı alanlarda yaptığı ne ise Suriye’de de aynısını yapacağını biliyorduk. Korkunç haberler geliyor. Binlerce çocuk katledildi. Doktor, köylü, şeyhler, tarımla uğraşan çiftçiye kadar herkesi katlediyorlar.
    Bu süreç başlamadan önce cihat çağrıları yapılarak İdlib’den onlarca terör örgütü militanı, bölgeye nakledildi ve buradaki gerilim arttırılıp insanlar kuşatılarak evlerden çıkmaları engellendi. Ardından evlere girildi ve televizyon, buzdolabı, altın, para ne varsa hepsi soyulduktan sonra direnen ya da bir söz söyleyen olursa da dışarı çıkarıp öldürmeye başladılar. Bir sürü yerden toplu ölüm ve toplu mezar görüntüleri gelmeye başladı. Uluslararası kamuoyunun halen ciddi anlamda bir müdahalesi yok.

    Suriye’de bir sürü grup var. 171 binin üzerinde yabancı terör örgütü üyesi var. Aileleri ile birlikte bu sayı 500 bini aşıyor. Son iki hafta içerisinde Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Uygur Türklerinden bölgeye giren 20 binin üzerinde terör örgütü üyesinin olduğu ifade ediliyor.
    Suriye’nin buraya gelmesinde kimlerin eli var? Aleviler neden hedef seçildi? Lazkiye, Tartus, Humus’ta ne var? Hedeflenen nedir? Oradaki petrol rezervlerine el koymak mı?
    Buradan çıkacak sonuç Türkiye’yi nasıl etkileyecek? İşte İsmail Kılıçkaya gibi Akit gazetesi ya da farklı alanlardan açıklamalar görüyoruz, buradan ne hedefleniyor? Türkiye bu kaosun içerisine ne kadar sokulmak isteniyor? Yetkililer bu olanları görüp ciddi müdahaleler yapmıyor.
    Alevilerin bir tane derneği dahi yoktu. Yoksulluklarından dolayı orduda ya da polis gücünde yer alan Aleviler üzerinden sanki tüm Suriye’nin kaynaklarını Aleviler yiyormuş gibi bir algı operasyonu yaratıldı. Tamamen Alevileri hedef göstermek için yapılan bir çaba söz konusuydu. Suriye burjuvazisinin neredeyse tamamı Sünni ve Hristiyandır. Aleviler genelde devlet içerisinde yoksul memurlardır. HTŞ’nin başa gelmesi ile birlikte uzlaşı yapan subayların tamamı tutuklandı ve birçoğunun akıbeti belli değil. Yani silah bırakan insanlar hiçbir şekilde yargının önüne çıkarılmadan tutuklandı ve ardından bir takım infaz haberleri gelmeye başladı. Aşama aşama bir etnik temizliğin süreciydi bu. Biz ‘Aleviler katlediliyor’ dediğimizde ‘Münferit olaylar var. Devlet henüz güvenliği sağlayamadığı için gasp amaçlı terör eylemleri var’ diyorlardı ama biz bugünü işaret ediyorduk.”

    “CİDDİ BİR TRAJEDİ YAŞANIYOR”

    Tevfik Usluoğlu, Alevilerin bölgeden göç ettirildiğini de belirterek, şöyle devam etti:

    “Elbette ki oradaki amaç demografik bir değişim yapmak. Şu an her yerde birçok köy kuşatılmış durumda. Şu an olayların yoğun olduğu alan Banyas, Tartus ve Lübnan sınırına sıfır olan köyler ve Lazkiye yol sapağında olan bölge. Örneğin insanlar öldürüldüğü için evlerini boşaltıp ormana doğru kaçınca bu sefer ormanlar yakıldı. Ciddi bir trajedi yaşanıyor. Onun için Alevi kurumlarının bir an önce daha güçlü ses çıkarmaları, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin, bu ses kamuoyunun bir an önce harekete geçmesi gerekiyor. Görünen o ki Suriye diye bir devlet kalmadı. Suriye diye bir coğrafyadan söz edebiliriz. Dürziler zaten özerklik ilan etti. Rojava’da Kürt ve Arap güçleri zaten özerklik ilan etmişti. Şu an Aleviler açısından net bir talep olması gerekiyor. Hama, Humus, Lazkiye, Tartus hattının kesinlikle özerk olması gerektiği konusunda fikir beyan ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Koçgiri Kültür Derneği: Suriye’de yaşanan sistematik bir soykırım girişimi hâline gelmiştir!

    Koçgiri Kültür Derneği: Suriye’de yaşanan sistematik bir soykırım girişimi hâline gelmiştir!

    PİRHA – Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu, Suriye’de Alevilere yönelik katliamları kınadı. Açıklamada, uluslararası kamuoyuna çağrı yapılarak “Alevi halkına, azınlıklara ve sivil halka yönelik saldırılara karşı uluslararası çapta etkili yaptırımlar uygulanmalıdır!” denildi.

    HTŞ, DAİŞ ve Suriye Milli Ordusu(SMO) tarafından gerçekleştirilen katliamın boyutları büyüyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 6 Mart’tan günümüze dek yaşanan can kayıplarını açıkladı. Aktarılan bilgilere göre Lazkiye’de 519, Tartus’ta 220, Hama’da 85, Humus’ta 6 olmak üzere, toplam sivil can kaybı sayısının 830’a yükseldiği bilgisi verildi.

    ALEVİLER KATLİAMI LANETLİYOR!

    Suriye’de süren katliamlara dair yurdun dört bir yanından protestolar yükseliyor. Koçgiri Kültür Derneği Yönetim Kurulu da Şam Yönetiminin tutumunu kınayan yazılı bir açıklama yaptı.

    “Halkların ve inançların kardeşliğine yönelik saldırılara karşı susmayacağız!” başlığı ile paylaşılan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Ortadoğu’nun halkları, yüzlerce yıldır barış içinde birlikte yaşamın, inanç özgürlüğünün ve kültürel çeşitliliğin mirasını taşıyan topluluklardır. Ancak emperyalist politikalar, mezhepçi savaş stratejileri ve bölgesel çıkar çatışmaları bu kadim halkları, kültürleri ve inançları yok etmeye yönelik saldırıları sürekli olarak derinleştirmektedir. Bugün, Suriye’de yaşanan mezhepçi ve etnik temizlik politikaları, Alevilere ve farklı inanç gruplarına yönelik sistematik bir soykırım girişimi hâline gelmiştir.

    Son günlerde Suriye’nin Lazkiye, Tartus ve Humus bölgelerinde HTŞ rejiminin ve onun silahlı güçlerinin yürüttüğü sistematik katliamlar sonucunda yüzlerce Alevi yurttaş hunharca öldürülmüş, evleri, yaşam alanları ve ibadethaneleri yakılıp yıkılmıştır. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar vahşi yöntemlerle katledilerek, halklar arasında kalıcı bir düşmanlık yaratılmak istenmektedir.

    Bu saldırılar, sadece Alevi halkına değil, insanlığın ortak değerlerine karşı işlenen bir suçtur! Bugün Suriye’de Alevilere yönelik yürütülen mezhepçi savaş politikaları, Ortadoğu’daki tüm halkların geleceğini tehdit eden bir soykırım girişiminin parçalarıdır. Bu zulme sessiz kalmak, bu vahşetin ortağı olmak demektir!

    Biz Koçgiri’yiz! Tarihten biliriz: Aleviler, Kürtler ve tüm halklar özgürlük ve adalet için direnir!

    Bizler, Koçgiri Kültür Derneği olarak, bu zulmü ve mezhepçi kıyımları tanıyoruz! Koçgiri, tarih boyunca Alevi-Kürt halklarının varlığına ve inancına yönelik saldırılara karşı direnişin, adaletin ve halkların özgürlük mücadelesinin simgesidir. Bugün Suriye’de yaşananlar, sadece bu topraklardaki Alevilere değil, Ortadoğu’daki tüm halkların ortak direniş geleneğine yönelik bir saldırıdır.

    Tarih boyunca olduğu gibi bugün de Aleviler, Kürtler, Araplar, Türkmenler ve tüm halklar yan yana, omuz omuza durarak bu mezhepçi kıyımlara karşı direnmek zorundadır. Çünkü bu saldırılar yalnızca inançlara karşı değil, halkların ortak yaşama iradesine, kültürel mirasına ve tarihine yönelik bir tehdit oluşturmaktadır.

    “DEMOKRATİK KAMUOYUNU AÇIK TAVIR ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ!”

    Uluslararası kamuoyuna ve demokratik güçlere çağrımızdır!

    Koçgiri Kültür Derneği olarak, tüm demokratik kamuoyunu, insan hakları savunucularını ve özgürlük mücadelesi veren tüm halkları bu mezhepçi soykırım girişimine karşı açık tavır almaya çağırıyoruz!

    HTŞ rejiminin yürüttüğü mezhepçi ve etnik temizliğe karşı ses çıkarın!

    Alevi halkına, azınlıklara ve sivil halka yönelik saldırılara karşı uluslararası çapta etkili yaptırımlar uygulanmalıdır!

    Ortadoğu’da halkların ve inançların eşit, özgür ve kardeşçe yaşamasını garanti altına alacak demokratik yapılar desteklenmelidir!

    Bugün bu zulme karşı ses çıkarmak, sadece Suriye’deki Alevi halkının değil, tüm ezilen halkların mücadelesine omuz vermektir. Bizler, Koçgiri Kültür Derneği olarak, bu kıyımlara karşı mücadele etmeye, halklarımızın sesi olmaya devam edeceğiz!

    Ezilen halklar yalnız değildir, Aleviler yalnız değildir!

    Halkların eşitliği ve kardeşliği kazanacaktır!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’deki Alevi katliamına tepkiler çığ gibi büyüyor!-VİDEO

    Suriye’deki Alevi katliamına tepkiler çığ gibi büyüyor!-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi, Suriye’deki Alevi katliamını protesto etti. Kartal Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında “Bugün Suriye’de yaşananlar, bir ‘iç savaş’ değil, Alevilere yönelik açık bir soykırım girişimidir. Kimse bu gerçeği çarpıtamaz!” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi, Suriye’de devam eden katliamlara dikkat çekti.

    Kartal Meydanı’nda yapılan basın açıklamasına çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Suriye’de Alevi soykırımına son!” pankartını açan yurttaşlar, sloganlarıyla AKP hükümetini de protesto etti.

    “TÜRKİYE, BU KATLİAMLARIN NERESİNDE?”

    Okunan basın açıklamasında, Suriye’de, 8 Aralık 2024’de gerçekleşen yönetim değişikliğinden sonra, Alevilere yönelik sistematik ve bilinçli bir katliamın sürdüğüne vurgu yapıldı. PSAKD Kartal Şube Başkanı Kenan Özdemir’in okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “8 Aralık’tan bu yana, İdlib, Humus, Hama ve Lazkiye kırsalında Alevi köyleri kuşatma altında, halk ölüm tehdidiyle yüz yüze. Camilerden yapılan anonslarla özellikle Alevi halkı hedef gösterilirken, saldırılar doruk noktasına ulaşmış durumdadır. Kaçırılan kadınlar tecavüz tehdidiyle sindirilmekte, gençler işkence edilerek kaybedilmekte, köyler yakılıp yıkılmakta ve faili meçhul cinayetler sıradanlık kazanmıştır.

    Bu bir soykırımdır! Bu zulmün failleri bellidir! Buradan yüksek sesle haykırıyoruz! Geçici hükümet, onun lideri Colani ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) başta olmak üzere El Kaide bağlantılı cihatçı çeteler, yıllardır Alevilere, Hristiyanlara ve farklı inanç gruplarına yönelik katliamlar düzenlemektedir. Suriye’de kurulan geçici hükümet, onun sözde lideri colani ve bu çeteler,  Batılı emperyalist güçlerin desteğiyle büyütülmüş, silahlandırılmış ve eğitilmiştir.

    Bugün Suriye’de, Alevi köylerinde, sadece bu çetelerin eli kanlı militanları değil, onları besleyen, onlara lojistik sağlayan, siyasi zemin açan tüm devletler de sorumludur.

    “ETNİK TEMİZLİK PLANI”

    Basının Colini’yi ‘istikrar figürü’ olarak sunması gerçeği çarpıtmaktan başka bir şey değildir. Başından beri Türkiye ve emperyalist güçlerin bölgedeki işbirlikçilerinin desteklediği HTŞ iktidarı, katil HTŞ ve işbirlikçi AKP desteğiyle, bu katliamların faillerine göz yummaktadır. HTŞ ve benzeri örgütler, yıllarca Türkiye sınırlarından serbestçe geçiş yapmıştır.

    Suriye’deki ‘güvenli bölge’ politikaları, ‘Esad artıkları söylemleri’ aslında Alevileri ve diğer azınlıkları hedef alan bir etnik temizlik planıdır. Bölgedeki askeri ve istihbari unsurlar, bu çetelerin hareketlerini desteklemekte, Suriye’nin parçalanmasını derinleştirmektedir.

    Medya ve uluslararası kurumlar, bu katliamları görmezden geliyor, emperyalist propaganda makinesiyle gerçeği çarpıtıyorlar. Alevi halkının yaşadığı zulümden bahsedenler ya susturuluyor ya da kara propagandayla itibarsızlaştırılıyor. Körfez ülkeleri ve Batılı devletler, Petrol ve doğal gaz hesapları uğruna radikal çetelere finansman sağladılar, onları “özgürlük savaşçısı” olarak sundular. Bugün bile, bu katil sürülerini “ılımlı muhalif” gibi göstermeye devam ediyorlar.

    Haykırıyoruz! Colani ve yönetimi ve onları destekleyenleyen bu katliamların doğrudan sorumlusudur. Aleviler Susmayacak! Buradan herkese çağrımız! Yaşanan bu zulmü herhangi bir nedenle onaylamayın. Şiddeti ve masum insanların ölümlerini görmezden gelmeyin!  Katledilen insanların sesi olun! Colani’yi meşrulaştırmayın! Onu ‘barış elçisi’ gibi göstermek zulmü aklamak ve onaylamaktır.

    “ULUSLARARASI KAMUOYUNU HAREKETE GEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ!”

    Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bu katliamın faillerini saklamayın, isimlerini açıkça dile getirin! Saldırıları gerçekleştiren çeteleri aklamayın, meşrulaştırmayın! Bu kanlı planları yürüten hükümetler, istihbarat servisleri ve medya organları hesap vermelidir. Uluslararası kamuoyunu, insan hakları örgütlerini, vicdan sahibi herkesi Suriye’deki Alevi soykırımına karşı harekete geçmeye çağırıyoruz! Susarsak, bu vahşetin suç ortağı oluruz!

    Bu zulme karşı susmayacağız, boyun eğmeyeceğiz! İnancımızın, kimliğimizin, insanlık değerlerinin yanında durmaya devam edeceğiz. Zalimin karşısında, mazlumun yanında; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Suriye’de 2 günde yüzlerce Alevi katledildi!

    Suriye’de 2 günde yüzlerce Alevi katledildi!

    PİRH- Suriye’de Alevi nüfusunun yoğun olduğu Lazkiye merkez ve köylerinde yüzlerce Alevi yurttaş katledildi.

     

    HTŞ’ye bağlı güçler, Suriye’nin birçok bölgesinde çok sayıda katliam gerçekleştirildi. Lazkiye, Tartus, Ceblê, Humus ve Hama kentlerindeki katliamda can kayıpları artıyor.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), tarafından yapılan açıklamada, “Perşembe günü başlayan çatışmaların ardından, güvenlik güçleri ve onlara bağlı gruplar tarafından Suriye’nin kıyı bölgesinde 311 Alevi sivilin öldürüldüğünü” açıkladı. SOHR açıklamasında ayrıca sivillerin büyük çoğunluğunun infaz edildiğini belirtilerek, “Kurbanların büyük bir çoğunluğu Savunma ve İçişleri Bakanlığı ile bağlantılı unsurlar tarafından infaz edildi” denildi.

    Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ise, yaptığı açıklamada katliama dair “endişeliyiz” dedi. Pedersen, tüm taraflara ‘gerilimi daha da alevlendirecek, çatışmayı tırmandıracak, etkilenen toplumların acılarını daha da artıracak, Suriye’yi istikrarsızlaştıracak, güvenilir ve kapsayıcı bir siyasi geçişi tehlikeye atacak eylemlerden kaçınma’ çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)