PİRHA-Abdal Musa Dergâhı Postnişini Baba Hüseyin Eriş, Suriye’deki Alevilere yaşatılan katliamı dünyanın gördüğünü vurgulayarak, “Ama şu anki düzende Amerika, İsrail, İngiltere ve diğer emperyalist güçler insanlık dışı, ahlak dışı, vicdan dışı hareketler yapıyorlar. Suriye’de başa gelen HTŞ resmen kendisinden başkasını düşünmüyor. Selefi anlayış böyledir. Aleviliği farklı inançları kabul etmez. Suriye’deki katliamın durması için Türkiye’deki rejimin değişmesi şart” diye belirtti.
Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Alevilerin de tedirginliği arttı. Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, ülkenin daha çok sahil kesiminde yaşam sürmekteydi. Şam’ın düşmesinin ardından HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve SMO’lular başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti. Kadınları ve çocukları kaçıran silahlı gruplar, köyleri yağmalayıp, ateşe verdi.
Abdal Musa Postnişini Baba Hüseyin Eriş, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Suriye’deki Alevilerin katliamdan ve soykırımdan kurtulup rahata kavuşması için Türkiye’deki bu düzenin değişmesi gerektiğini belirten Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, “Onun dışında zaten bugünkü iktidardaki adamların tercihi belli. Aleviler yok sayıyorlar” dedi.
Aleviler olarak Suriye’de yaşanan katliamı uluslararası kurumlara anlattıklarını ifade eden Eriş, “Zaten dünya bunu görüyor. Ama şu anki düzende Amerika, İsrail, İngiltere ve diğer emperyalist güçler insanlık dışı, ahlak dışı, vicdan dışı hareketler yapıyorlar. Suriye’de başa gelen HTŞ resmen kendisinden başkasını düşünmüyor. Selefi anlayış böyledir. Aleviliği farklı inançları kabul etmez” diye belirtti.
Suriye’deki katliamın sona erdirilmesinde Türkiye Cumhuriyeti’ hükümetinden bir şey beklemenin zor olduğunu belirten Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:
“Mevcut bu hükümet değişir yerine daha demokrat daha seküler bir yapı gelirse o zaman işler düzelir. Suriye değil, Suriye’deki Aleviler değil, Ortadoğu’daki bütün halklar ve inançlar belki bir rahata kavuşurlar. O yüzden kesinlikle bu düzende katliamlar durmaz, durmayacağını da biliyoruz.”
PİRHA-Dersim Katliamı öncesinde idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları bugün Dersim’de anıldı. Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan anmada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Seyit Rıza ve arkadaşları duysun sesimizi; Çocuklarınız, torunlarınız olarak buradayız ve baktığımız yer yerde sizi, sizin direnişinizi görüyoruz. Siz bu devletin önünde diz çökmediniz, biz de çökmedik. Yolumuz sizin yolunuzdur. Unutmadık, unutmayacağız” dedi.
86 yıl önce Dersim’in önde gelen isimlerinden Seyit Rıza ve arkadaşları Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.
Mezar yerleri hala bilinmeyen Seyit Rıza ve yol arkadaşları bugün Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla yapılan anmaya Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu da katıldı.
Anma çerağların uyandırılması ve saygı duruşuyla başladı. Anmada konuşan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, 86 yıl önce idam edilen Pir Seyit Rıza ve arkadaşları Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, mezar yerlerinin hala açıklanmadığına dikkat çekerek, Dersim halkının dilinin, kültürünün ve inancının yok sayıldığını belirtti. Kulu, yok saymaya ve asimilasyona karşı mücadele edeceklerini ifade etti.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklamayı okuyan Pir Sultan Abdal Kültür Dermeği Dersim Şube Başkanı Ali Ekber Kaya, Koçgiri ile başlayan Alevi Kürt soykırımının Şeyh Sait, Ağrı, Zilan ve Dersim Katliamı’yla devam ettiğini söyledi.
“Sel Harekatı” olarak adlandırılan Dersim Katliamı’nın inançsal, kimliksel, tarihsel hedef aldığını dile getiren Kaya, “Şu anda gelecek yüzyılda ülkemizde halkların, inançların, mazlumların ve bütün ötekilerin birlik içinde ayağa kalkarak ortak vatanda barışı, kardeşliği tesis etmemiz her birimiz için tarihsel bir sorumluluktur” dedi.
Kaya, son olarak, “Arşivler açılsın, hakikatler ortaya çıksın, seyitlerimizin mezar yerleri açıklansın, ailelerine teslim edilsin, hakikatle yüzleşilsin” şeklindeki taleplerini sıraladı.
“SİZ BU DEVLETİN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKMEDİNİZ, BİZ DE ÇÖKMEDİK”
Açıklamanın ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da, 15 Kasım’ı ‘kara gün’ olarak değerlendirerek başladığı konuşmasında, şunları ifade etti:
“Cumhuriyet kurulurken kimse kimseye sen Kürt müsün, Alevi misin diye sormadı. Beraber savaşlara girince de “Siz Alevisiniz ve sizin bizim savaşımızda yeriniz yok” demediler. Ama nasıl ki dışarda savaş bitti, ülke kurtuldu, dış düşmanlardan kurtuldular, bu defa da Kürtleri ve Alevileri düşmanlaştırdılar. Bizimle savaşmaya başladılar ve hala da bizimle savaşıyorlar. Sesimizi yükseltelim. Kürdistan’da tek bir hakikat var, o hakikat biziz, sadece bizde de değil, dağımızda, taşımızda, ağacımızda, suyumuzdadır o hakikat. Bugün bu hakikate sahip çıkalım. İdamdan sonra, ‘Dersim kendi kendini idare ediyor, böyle olmaz’ dediler. Devlet bir plan yaptı ve bu plan dahilinde memleketimize gelerek kadınlarımızı, çocuklarımızı, yaşlılarımızı, pirlerimizi öldürdüler. Ziyaret yerlerimizi bombaladılar. Cumhuriyetin bu yüzyılında insanlık ne kadar kötülük gördüyse Dersim halkı hepsini gördü. Ama biz de bırakmadık, vazgeçmedik. Dilimizi, ziyaretlerimizi, pirlerimizi bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız.
Seyit Rıza ve arkadaşları duysun sesimizi; çocuklarınız, torunlarınız olarak buradayız ve baktığımız yer yerde sizi, sizin direnişinizi görüyoruz. Siz bu devletin önünde diz çökmediniz, biz de çökmedik. Yolumuz sizin yolunuzdur. Unutmadık, unutmayacağız.”
HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, Seyit Rıza’yı, yoldaşlarını ve katliamda yaşamını yitiren onbinleri anarak başladığı konuşmasında, şunları dile getirdi:
“Cumhuriyet’in 100’üncü yılındayız. cumhuriyetin demokratikleştirilmesi Türkiye’deki katliamlardan yüzleşmekle geçer. Katliamlarla yüzleşilmelidir, sorumluları da yargılanmalıdır. Dersim isminin iade edilmesini istiyoruz. Dersim’in kayıp kızlarının nerelere verildiği konusunda araştırmalar yapılmalıdır.
Mezar yerlerimizin açıklanmasını istiyoruz. Bu ülkede hafızayı silmek için mezarlarımız verilmiyor. Bu mezarlıksızlık politikası hala devam ediyor. Bunun somut örneği Cumartesi Anneleridir. Hala oturarak evlatlarının mezar yerlerini istiyorlar. Bu zihniyete karşı mücadele hep devam ediyor. Aleviliğimize ilişkin yapılan saldırılara karşı da dilimizi konuşmak, inancımızı sürdürmek, ziyaretlerimizde çıralarımızı uyandırmak, analarımız ile pirlerimizle hakikat yolunda yürümeye devam etmektir.”
PİRHA – Mersin Cemevi İnanç Kurulu’ndan hizmet vermeleri engellenen ve dernekten ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, konuyu ABF İnanç Kurulu’na taşıdı. Engin ve Açıktepe, konunun görüşüldüğünü, şuan beklemede olduklarını dile getirdi.
Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaparken Temmuz 2018’den itirbaren İnanç Kurulu’nda hizmet vermeleri engellenen ve 16 Nisan 2019 tarihinde ise dernekten ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, 1-2 Haziran’da Erzincan’da gerçekleşen Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu toplantısında dara durmak istediklerini, sorunun çözülmesini talep etmişlerdi.
Erzincan Cemevi’nde hazır bulunan Engin ve Açıktepe, kurul üyeleri ile görüşme sağladı. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Efe Engin, “Önce kendi inanç kurulumuza başvurduk. Daha sonra en büyük organizasyon olarak federasyonun İnanç Kurulu’na dilekçeyle başvurduk. Önce birtakım çelişkiler oldu ama daha sonra kabul edildi” dedi.
“KURULDA GÖRÜŞÜLDÜ; BEKLEMEKTEYİZ”
Engin, kurul toplantısında yaşananları şöyle aktardı:
“İçeride bizim bu konuyla ilgili açıklama yapmamızı kabul ettiler. Hüseyin Güzelgül’ün başkanlığında toplanan İnanç Kurulu’na gittiğimizde bu sorunu teşkil eden Hasan Kılavuz’un, Erdoğan Sevin’in olmadığını gördük. Muhataplarla ayrı ayrı konuşabileceklerini belirttiler. Biz de derdimizi anlattık. Biz mahkemeye başvurmadan önce bu yolun gerekli kuralları olduğu için kurula başvurduk. Kabul olunmadığı için federasyonun inanç kuruluna başvurmak zorunda kaldığımızı söyledik. Yapılan toplantıda bizi dinlediler. Bu konuda kurumlar üzerinde ancak tavsiyede bulunabileceklerini belirttiler. Yapılan görüşmede inanç kurulu üyelerimizin kanaatlerinin bizim üyeliklerimizin geri iade edilmesi kanaatleri olduğunu bize ifade ettiler. Görüşme yapılması için birkaç gün sabredilmesi gerektiğini söylediler. Biz de inancımız gereği yapılacak bir girişim varsa biz de bu konuda fedakarlık edip yasal süreleri aştırmamak kaydıyla bu konuda sabredeceğimizi, bekleyeceğimizi söyledik. ”
“BİRLİĞE, BERABERLİĞE İHTİYAÇ VAR”
Kazım Açıktepe ise, “Yola çıkışımızın amacı; bizlerin ihraç edilesi değildi. Biz ne ilktik ne de son olacaktık. Kurum yöneticilerinin ve inanç önderlerinin bu konuda hassasiyetlerini dile getirmek için bu yola başvurduk” dedi.
Yaklaşık sekiz aydır bu çabalarının devam ettiğini belirten Açıktepe,”İnanç Kurulu ile görüşme yaptık. Biz yolumuzun gereklerini, darını, didarını dile getirerek yola çıktıysak bu meclisin de kararlarına uyacağız. Diliyorum, üyeliğimizin geri verilmesiyle sonuçlanır. Bundan sonra bu tür ihraçların yaşanmamasını diliyorum. Çünkü birliğe, beraberliğe, dayanışmaya daha çok ihtiyaç olduğu bir zamanda birbirimizi ötekileştirerek başkalarının yaptığı yanlışlar üzerinden kendimizi var etmemeliyiz. Kendi özümüzü dara çekmek gerekiyor. Hizmet eden herkesin bu yol erkana uyma zorunluluğu vardır. Ya yola hizmet edeceğiz yahut yoldan çekileceğiz” diye konuştu.