Etiket: leyla aydemir

  • Leyla Aydemir’in öldürülmeden önce istismara uğradığı ortaya çıktı

    Leyla Aydemir’in öldürülmeden önce istismara uğradığı ortaya çıktı

    Ağrı’da, 2018 yılında öldürülen 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in, ortaya çıkan Adli Tıp Raporu’nda öldürülmeden önce istismara maruz bırakıldığı ortaya çıktı. Aydemir’in ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda ise istismara rastlanmadığı belirtilmişti.

    Ağrı’nın Bezirhane (Bezirgane) köyünde, 15 Haziran 2018 tarihinde kaybolan ve 18 gün sonra cenazesine ulaşılan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’i “kasten öldürmek” suçlamasıyla müebbet hapis cezası alan amcası Yusuf Aydemir’e Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, hakkında üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatına karar verirken, diğer sanıklar hakkında verilen beraat kararlarını bozmuştu.

    “BİLİRKİŞİ RAPORUNDA İSTİSMAR YOK DENİLMİŞTİ”

    Leyla Aydemir’in ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda, otopside cilt bütünlüğünün korunduğu, kafa, göğüs ve batın boşluğunda kanama, iç organ ve büyük damar yaralanmasının tanımlanmadığı ifade edilmiş, cesedin iskelet sisteminin sağlam bulunduğu ancak çürüme nedeniyle yumuşak dokularda ayrıntılı travmatik değişim analizi yapılmadığı, istismara ve farklı bir DNA’ya yönelik herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilmişti.

    Ancak bugün ortaya çıkan Adli Tıp Raporu’nda “Anal ve genital bölge muayenesinde hymen açıklığının bir cm olduğu, duhule müsait olmadığı, hymen üzerinde belirgin yırtık ya da çentik gözlenmedi, posterior forşette (genital bölgede) zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu görüldü” ibaresi yer aldı.

    “CİNSEL İSTİSMARI GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR”

    Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği (UCİM) Genel Başkan Danışmanı Avukat Ayşegül Aydoğan yaptığı açıklamada, “Ağrı’da katledilen Leyla kızımızın davası için UCİM avukatları olarak elbirliğiyle çalışıyoruz ve bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dosyadaki adli tıp raporunda açıkça diyor ki ‘posterior forşette zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu’, genital bölge muayenesinde yani açık bir şekilde Leyla’nın cinsel istimara uğradığını gözler önüne sermekte. Bu evrakı detaylı bir şekilde incelerken fark ettik” diye konuştu.

    “DAVANIN BAŞKA YERDE GÖRÜLMESİ GEREKİYOR”

    UCİM üyeleri, Leyla Aydemir’in katledilmesine ilişkin davanın Ağrı’dan alınarak farklı bir yerde görülmesi için Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) başvuruda bulundu. 54 CİMER başvurusu da dosyada yer alırken, dava Ağrı 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülecek.

    UCİM Başkanı Saadet Özkan da Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Acilen bu davanın gerekli mertebelerle daha güvenli bir yere nakledilmesini ve bu davanın kapatılmasını istemiyoruz. Leyla’ya bugün yapılanların bedelinin ödenmesi gerekiyor. Çocuk sadece aç bırakılmadı. İstismara uğradı ve istismarcılar şu anda aramızda. Biz bu mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Leyla’yı öldürmekten yargılanan sanığın tahliye kararına itiraz reddedildi

    Leyla’yı öldürmekten yargılanan sanığın tahliye kararına itiraz reddedildi

    Leyla Aydemir’i ‘kasten öldürme’ suçundan yargılanan Yusuf Aydemir’in tahliye kararına yapılan itiraz reddedildi.

    Ağrı kent merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6’ncısı olan Leyla, Ramazan Bayramı için gittikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde 15 Haziran 2018 tarihinde kayboldu. Bulunması için tüm Türkiye’nin seferber olduğu Leyla’nın 18 gün sonra köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu. Leyla’nın ölümünün ardından, başlatılan soruşturma kapsamında 2’si Leyla’nın öz amcaları olmak üzere 7 sanık hakkında dava açıldı.

    Ağrı 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 2 Ekim günü görülen karar duruşmasında amca Yusuf Aydemir, ‘Çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘Çocuğa karşı cebir ve hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan da 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Amca Musa Aydemir, baba Nihat Aydemir’in kuzeni Mehmet Ali Aydemir, köylüleri Besim Dursun, eşi Hatun Dursun, Yıldırım Artam ve eşi Ayşe Artam ise beraat etti.

    AMCA YUSUF AYDEMİR TAHLİYE EDİLDİ

    Leyla Aydemir’i ‘Kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘Çocuğa karşı cebir ve hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan da 4 yıl hapis cezası verilen amca Yusuf Aydemir ile ilgili karar Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nce bozuldu. Daire tüm sanıklar hakkında verilen hükümleri bozarak, sanık Yusuf Aydemir’in tahliyesine karar verdi. Dairenin bozma gerekçesinde gerçek fail veya faillerin tespiti hususunda gereğinin yapılması için Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerekirken, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi olarak gösterildi.

    ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAŞSAVCILIĞI İTİRAZ ETTİ

    Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcılığı, Leyla Aydemir’in amcasının tahliyesiyle ilgili karara itiraz etti. Başsavcılık, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi’ne gönderdiği itiraz dilekçesinde, sanık Yusuf Aydemir’in tahliyesine yönelik verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu bildirildi. Yusuf Aydemir ile maktulün babası arasında uzun zamandır süre gelen husumet bulunduğu, bunun gizli tanıklar ile tüm dosya kapsamındaki taraf ve tanık ifadelerinden anlaşıldığının vurgulandığı itiraz dilekçesinde, dava dosyasındaki tanık ve gizli tanık beyanlarının birbirini doğruladığı, maktulün son olarak sanık tarafından kaçırıldığı ve akabinde öldürüldüğünün anlaşıldığı ileri sürüldü.

    Başsavcılığın itiraz dilekçesinde şunlar kaydedildi:

    “Dosyada bulunan deliller, delillerle desteklenen anlatılan hususlar doğrultusunda sanık Yusuf Aydemir’in evden çıktığında peşinden gelen maktülü kaçırarak sakladığı ve ölümü üzerine serin bir alanda beklettiği, aramaların gevşetilmesi ve köyde normal hayata dönülmesini fırsat bilerek de ceseti dereye attığı, her ne kadar sanık tarafından suçlamalar kabul edilmemiş ise de maktulün babası ile önceye dayalı husumetinin bulunması, taziye evinden kısa bir süre ayrılması ve bu esnada çocuğun son görüldüğü kapıda, çocuğun görülmesinden dakikalar sonra çevreyi gözetler bir şekilde görülmesi, bu andan kısa bir süre sonra çocuğun kaybolduğunun anlaşılmasına rağmen bulunamaması ve anne Şükran’ın olacakları önceden tahmin eder şekilde çocuğuna bir şey yapıldığını anlayarak feryat etmesi, aile içerisinde çocuğun bulunmasını engellemeye yönelik çabalar ile tüm bunların kısa bir zaman aralığında olması göz önüne alınarak sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyete yeter delilin bulunduğu anlaşılmıştır.”

    Dilekçenin sonuç ve istem bölümünde, “Sanığa atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanık hakkında mahkumiyete yeter deliller, atılı suçun CMK 100’üncü maddede yer alan katalog suçlardan olması, sanık tarafından yaşadıkları çevre ve ailevi durumları, tanıklara yönelik baskı, delilleri gizleme faaliyetlerinde bulunma ihtimali dikkate alınarak sanık hakkında verilen tahliye kararının itirazen kaldırılması, itirazımızın yerinde görülmemesi halinde itirazın değerlendirilmek üzere Erzurum Bölge Adliye 2’nci Ceza Dairesine gönderilmesi saygıyla arz ve talep olunur” denildi.

    İTİRAZ REDDEDİLDİ

    Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1’inci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporlarda, kafa, göğüs ve batın boşluğuna nafiz olacak herhangi bir yaralanma tanımlanmadığı, kafa içi kanama, beyin doku harabiyeti, beyin kanaması, iç organ ve büyük damar yaralanması tanımlanmadığı, iskelet sisteminin sağlam olduğu, otopside genital bölgede anüs ve vajen çevresinde travmatik değişim tanımlanmadığı, mevcut verilerle çocuğun ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediğinin belirtildiğini ifade edederek şunları belirtti:

    “Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesinin 21 Aralık 2020 tarih, 2020/2803 Esas ve 2020/2781 sayılı kararı ile, tutuklu sanık Yusuf’un üzerine atılı suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin delil elde edilemediği ve bu nedenle sanığın tahliyesine karar verildiği, Dairemizce dosya üzerinde yapılan incelemede; gizli tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu, maktulün sanık tarafından alıkonulduğu ve akabinde öldürüldüğüne ilişkin görgüye dayalı doğrudan, açık ve kesin herhangi bir beyanlarının olmadığı, gizli tanıkların somut olayın gerçekleşme şeklinden ziyade aile içerisindeki husumete dair ayrıntılı beyanlarda bulundukları, katılan Şükran, mağdur Nihat ve diğer tanıkların olayın gerçekleşme şekline dair iddiayı destekler mahiyette herhangi bir beyanda bulunmadıkları bu nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesinin 21 Aralık 2020 tarih, 2020/2803 Esas ve 2020/2781 Kararı ile sanık hakkında verilen tahliye kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, Cumhuriyet savcısının itiraz dilekçesinde belirttiği hususların dosya kapsamına uymadığı ve maddi delillerle desteklenmediği anlaşılmakla; itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.”

    Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2’inci Ceza Dairesi kararında ise, “Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesinin istinaf incelenmesi sonucu 21 Aralık 2020 tarih, 2020/2803 Esas ve 2020/2781 Karar sayılı bozma hükmü kararı ile birlikte sanık Yusuf Aydemir’in tahliyesine yönelik kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen itirazın ‘reddine’, Kararın itiraz edene Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesince tebliğine, Dosyanın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesine iadesine, dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK’nın 271’inci maddesi gereğince kesin olmak üzere, 24 Aralık 2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 4 yaşındaki Leyla’yı katleden faile ödül gibi tahliye

    4 yaşındaki Leyla’yı katleden faile ödül gibi tahliye

    Bezirhane köyünde yaşayan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in katledilmesine ilişkin Yusuf Aydemir’e verilen müebbet hapis cezası İstinaf Mahkemesi tarafından bozuldu, sanık tahliye edildi.

    Ağrı merkeze bağlı Bezirhane (Bezirgane) köyünde 15 Haziran 2018 tarihinde kaybolan ve 18 gün sonra cenazesine ulaşılan 4 yaşındaki Leyla Aydemir cinayetinin 13 Ekim’de görülen karar duruşmasında Leyla’nın katledilmesinden sorumlu tutulan sanık Yusuf Aydemir’e müebbet hapis cezası verilmişti.

    Leyla Aydemir’i katleden Yusuf Aydemir’in tutukluluk haline ilişkin Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nde bugün görüldü. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi İstinaf Kararı’nda ceza verilen Yusuf Aydemir hakkında üzerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verdi. Mahkeme ayrıca diğer sanıklar hakkında verilen beraat kararlarını da bozdu.

    Kararda, şu ifadelere yer verildi:

    “Sanık Yusuf Aydemir’in aşamalardaki inkara yönelik ve aksi ispat edilemeyen savunmaları, mağdur, katılan ve tanık beyanları, olay nedeniyle düzenlenen tutanak içerikleri, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporlar ve tüm dosya kapsamına göre, sanık Yusuf Aydemir’in üzerine atılı suçları işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin delil elde edilemediğinden atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine ve karar kesinleştiğinde dava konusu olay kapsamında gerçek fail veya faillerin tespiti hususunda gereğinin takdir ve ifası amacıyla Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerekirken, atılı suçlardan yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi.”

    NE OLMUŞTU?

    Ağrı’nın Bezirhane (Bezirgane) köyünde 15 Haziran 2018 tarihinde kaybolan ve daha sonra yaşamını yitirmiş halde bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’i katleden Yusuf Aydemir, davanın 2 Ekim’de görülen karar duruşmasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış, diğer sanıklar Mehmet Ali Aydemir, Musa Aydemir, Besim Dursun, Hatun Dursun, Ayşe Artam ve Yıldırım Artam ise beraat etmişti. Dosya avukatı Erdoğan Tunç ise beraat eden sanıklar hakkında itirazda bulunmuştu. (MA)

  • 4 yaşında öldürülen Leyla’nın babası şikayetini geri çekti

    4 yaşında öldürülen Leyla’nın babası şikayetini geri çekti

    PİRHA – Ağrı’da dedesinin köyünde kaybolduktan 18 gün sonra ölü bulunan Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin biri tutuklu 7 sanığın yargılanmasına başlandı. Ancak baba Nihat Aydemir, “Henüz ortada delil yok. Gözümle görmediğim için insanları suçlayamam” diyerek şikayetini geri çekti. Gelişmelerin ardından avukat da duruşmaya katılmadı.

    Ağrı’da bayram ziyareti için gittiği Bezirhane köyünde kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedenine ulaşılan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin biri tutuklu 7 sanığın yargılanmasına başlandı. Fakat küçük kızın babası Nihat Aydemir şikayetini geri çektiği için avukat Ali Artuk da duruşmaya katılmadı.

    Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Mehmet Ali Aydemir, Elazığ’daki cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Duruşmada, 6 tutuksuz sanık ve Leyla Aydemir’in babası Nihat ve Şükran Aydemir ile yakınları da hazır bulundu.

    “PSİKOLOJİM BOZUK, KİMSEDEN ŞİKAYETÇİ OLAMAM”

    Gelişmelere dair PİRHA’ya açıklama yapan Nihat Aydemir, “Şikayetinizi ne sebeple geri çektiniz?” sorusuna “Psikolojim zaten bozuk. Kızımı kimin öldürdüğünü görmedim. Bu sebeple kimseden şikayetçi olamam. Burası aşiret bölgesi. Haksız yere birinin cezaevinde yatmasına sebep olursam doğru olmaz. Yarın olayla ilgili başka biri bulunursa aileler arasında husumet olur” dedi.

    Euronews’e konuşan Avukat Ali Artuk ise duruşmaya katılmaya hazır olduğunu ancak Aydemir’in babasının gerek görmediği için katılmadığını dile getirdi. Avukat Artuk, Aydemir ailesinin daha önce şikayetçi olduğunu ve bu sebeple avukat tuttuğunu söyleyerek, “Sanıkları suçlamamız için ailenin şikayetçi olması gerekiyor. Aile daha önce şikayette bulunmuştu ama ne olduğuysa artık bu şikayetini geri çekti” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Ağrı’da 15 Haziran 2018’de Ramazan Bayramı dolayısıyla ailesiyle dedesine ziyarete gittiği Bezirhane köyünde kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in bulunması için çalışma başlatılmıştı.

    Ekiplerce bölgedeki dere yatakları, sazlık alanlar, otla kaplı araziler, köydeki metruk yapılar, tandır evleri, ahır ve çocuğun gidebileceği bütün alanlar, kadavra köpekleri de kullanılarak aranmış ve Leyla’nın cesedi 18 günün ardından köye 2 kilometre mesafede bir akarsu kenarındaki bulunmuştu. Leyla’nın vücudunda darp ya da yara izine rastlanmazken cenaze Bezirhane köyünde defnedilmişti.

    Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Leyla Aydemir’in ölümünden sorumlu tutulan Mehmet Ali Aydemir’in de aralarında olduğu 7 sanık hakkında “çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “iştirak halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da 14’er yıla kadar hapis cezası verilmesi isteniyor.

    PİRHA / ANKARA

  • İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu: Çocuğa yönelik cinsel istismarda artış var

    İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Öztürkoğlu: Çocuğa yönelik cinsel istismarda artış var

    PİRHA-Son dönemlerde ülkemizde yaşanan çocuklara yönelik cinsel istismarlar nedeni ile İHD Malatya şube basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan şube başkanı Gönül Öztürkoğlu,”Çocuklar hak sahibi ve özgürlükleri olan bireyler olarak algılanmadıkça, yaşamın eşit ortakları, sadece gelecekte değil bugün de potansiyeli olan bireyler olarak görülmedikçe failler istenildiği kadar cezalandırılsın, çocuklar cinsel şiddete maruz kalmaya devam edecektir” dedi.

    Ülkemizde son yıllarda çocuğa yönelik cinsel istismarda yaşanan artış dikkat çekerken. Kaybolan Eylül Yağlıkara (8) ve Leyla Aydemir (4) yönelik yaşanan cinsel istismarın ardından ölü  bedenlerinin bulunması toplumun bütün kesimleri tarafında büyük tepki gösterildi. Bu vesile ile ve son dönemlerde ülkemizde yaşanan çocuklara yönelik cinsel istismarlar nedeni ile İHD Malatya şube şube binasında basın toplantısı düzenledi.

    Yapılan basın toplantısında basın metnini İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu okudu.

    “ÇOCUĞA YÖNELİK CİNSEL ŞİDDETTE ARTIŞ VAR”

    “İnsan hakkı ihlallerinin başında gelen çocuğa yönelik taciz, tecavüz ve ölümle sonuçlanan cinsel şiddet vakalarındaki artış son günlerde basına yansıyan olaylarla bir kere daha gündeme gelmiştir” diyen Öztürkoğlu şöyle devam etti:

    “Bir kez daha olayların faillerine yönelik öfke, kin, nefret, kınama ve olaya kaygılı derin üzüntüler dile getirilirken çocukların yaşadıkları bu insanlık dışı muamelenin ortadan kaldırılması için de faillerin hadım edilmesi ve ölüm cezası verilmesi gibi daha birçok cezalandırma yöntemi yüksek dille ifade edilmektedir.Çocukların yaşamında derin, ağır ve onarılması güç izler bırakan cinsel şiddet konusunun toplumun tüm kesimleri tarafından gündeme alınması çocuğun insan hakları açısından oldukça önemlidir ve çocuklar açısından olumlu bir durumdur. Ancak konunun dile getiriliş şekli ve içeriğindeki öneriler ne yazık ki çocuğun insan hakları açısından ciddi eksiklikler içermektedir. Zaman zaman gündeme gelen çocuğa yönelik cinsel taciz ve artık ölümle sonuçlanan şiddet konusu sadece faillerin cezalandırılması ile çözülebilecek bir konu değildir.

    “ÇOCUĞA YÖNELİK CİNSEL İSTİSMAR BİR ŞİDDET TÜRÜDÜR”

    “Yani yetişkinlerin ellerinde bulundukları gücü çocuklar üzerinde kötüye kullanmalarıyla, kurdukları tahakkümle ilgilidir. Bu kötüye kullanımın en önemli ve temel sebebi çocukların toplum ve devlet tarafından nasıl algılandıkları ile ilgilidir” ifadelerini kullanan Öztürkoğlu “Türkiye’de çocuk anne ve babanın sahip olduğu onların bir parçası, bir uzantısı ve hatta malı olarak görülmekte ve sadece korunmaya muhtaç güçsüz varlıklar olarak düşünülmektedir. Varlıkları sadece gelecekte değerli olduğu düşünülen çocuklar, yetişkinlerle kurdukları her ilişkide üzerinde tahakküm kurulabilecek bir konuma getirilmektedir. Bu durum da çocukları her türlü şiddete açık hale getirmektedir.Çocuklar hak sahibi ve özgürlükleri olan bireyler olarak algılanmadıkça, yaşamın eşit ortakları, sadece gelecekte değil bugün de potansiyeli olan bireyler olarak görülmedikçe failler istenildiği kadar cezalandırılsın, çocuklar cinsel şiddete maruz kalmaya devam edecektir”

    “CİNSEL İSTİSMARDA TÜRKİYE 3’NCÜ SIRADA”

    “Türkiye’de adalet bakanlığı verilerine göre yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel istismara uğradığını ortaya koyuyor. ECPAT 2015 yılı Türkiye Raporu’na göre; çocuklar, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grubu oluşturuyor” diyen Öztürkoğlu şunlara vurgu yaptı:

    “Türkiye’deki cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işleniyor. Çocuğun cinsel istismarında Türkiye dünya listesinde 3’üncü sıradadır. TÜİK verilerine göre, son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi. Son 6 yılda 142 bin 298 çocuk anne oldu ve bu çocukların büyük kısmı dini nikâh ile evlendirildi. Türkiye’de AKP’nin iktidarda olduğu 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937. 2015 verilerine göre de yılda ortalama 17 bin istismar davası açıldı. Ve şu an Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısının son 10 yılda yaklaşık 3 kat arttı. Çocuk tutuklu ve hükümlülere kötü muamele ve işkencede artış meydana geldi. Yaklaşık 700 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde yatmaktadır”

    “ÇOCUKLARLA BİRLİKTE ETKİLİ POLİTİKALAR GELİŞTİRİLMELİ”

    “Çocuklar için etkili, kolay ulaşılabilir, güvenilir ve hak temelli başvuru mekanizmaları oluşturulmalı, çocuklar bu şekilde güçlendirilmelidir.Ebeveynlerin ve çocuklarla çalışan uzmanların konuyla ilgili bilgi ve farkındalık düzeyleri artırılmalı, bu konuda hak temelli yaklaşım ve tutum geliştirecek güçlendirici çalışmalar planlanmalıdır” ifadelerini kullanan İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu, “Önleyici ve koruyucu yaklaşıma sahip, etkili, bir çocuk koruma sistemi kurulmalı ve sistemin etkisini izleyecek bir izleme mekanizması kurulmalıdır. İşte bu yüzden çocuk alanında hak temelli çalışmalar yürüten ancak OHAL nedeniyle kapatılmış sivil toplum örgütlerini yeniden açılarak başta İHD gibi hak temelli sivil toplum kuruluşlarıyla ve bu konuda çalışma yapan uzmanlarla ve çocuklarla birlikte etkili, politikalar geliştirme çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

    PİRHA-MALATYA