Etiket: linç

  • Hınıs Güzeldere köyünde arazilere el koymak isteyen saldırganlar, iki kardeşi ağır yaraladı-VİDEO

    Hınıs Güzeldere köyünde arazilere el koymak isteyen saldırganlar, iki kardeşi ağır yaraladı-VİDEO

    PİRHA- Erzurum Hınıs’a bağlı Güzeldere köyünün arazilerinin farklı köylerden gelenler tarafından kullanılmasına karşı çıkan iki kardeş saldırıya uğrayarak ağır yaralandı. Saldırıyı kınayan Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu, 14 Haziran saat 11.00’de Hınıs merkezde basın açıklaması yapacak.

    Güzeldere köyünün yıllardır yayla olarak kullandığı arazilerin farklı köyden gelen bir grup tarafından kullanılmak istenmesi sonrasında Hınıs merkezde bulunan iki kardeş  saldırıya uğrayarak ağır yaralandı.

    Saldırı sonrasında Hınıs’a giden Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu yöneticileri yaralanan yurttaşların ailelerini ziyaret etti.

    Konuya ilişkin açıklamaya yapan Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu yaşanan saldırıyı kınayarak, “Aradaki sorun ne olursa olsun bunun karşılığı bir insanı öldüresiye dövmek olmamalıdır. Yaşanan bu vahim ve üzüntülü olayın takipçisi olacağız, gerekli tüm anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız” dedi.

    “TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu’nun açıklaması şöyle:

    Hınıs’ta meydana gelen bir olaydan dolayı çok büyük üzüntü duyduk. Çağdaş Erzurum Hınıs Tekman Köy Dernekleri Federasyonu olarak  Güzeldere köyünden bir ağabey ve kardeşi orada kendini bilmeyen zorba ve eşkıya zihniyet tarafından dövülerek linç girişiminde bulunulmuş.

    Yüz yıllardır aynı coğrafyada yaşayan halklar olarak sebebi ne olursa olsun bir insanın başka bir insana yaptığı bu zulmü asla doğru bulmuyoruz ve onaylamıyoruz. Sistem tarafından zaten ötekileştirilen bizler ve aynı coğrafyada siyasi olarak buna tabi olan ezilen Kürt halklarının da bunu kabul etmediğini biliyoruz. Öyleyse geçen sene ve bu sene olmakla beraber paylaşılamayan ne ise niçin ortak aklın kullanılmadığı konuşulmadığı, bu insanlarımız niçin şiddete maruz kalıyor. Mülkü amirlerin, kaymakamlığın, ilçe emniyetin bununla ilgili gerekli yaptırımları niçin yapmadığını bilmek istiyoruz.

    Tarafımız adalet ve Türkiye Cumhuriyeti anayasası ise buna güçlü olan ve güçsüz olan değil tüm mülkü amirlerimizin ve hepimizin tek tarafı anayasal yükümlülüklerimizdir. Aradaki sorun ne olursa olsun bunun karşılığı bir insanı öldüresiye dövmek olmamalıdır. Yaşanan bu vahim ve üzüntülü olayın takipçisi olduğumuzu, gerekli tüm anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Ağır yaralanan ağabey ve kardeşimize geçmiş olsun diyor bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz.”

    14 HAZİRAN’DA HINIS’TA AÇIKLAMA YAPILACAK

    Yaşanan saldırıyı kınayan Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu, 14 Haziran saat 11.00’de Hınıs merkezde basın açıklaması gerçekleştireceklerini duyurarak, “Hınıs merkezde 14 Haziran saat 11.00’de tüm kurumları, partileri yapacağımız basın açıklamasına bekliyoruz. Kamuoyuna ve tüm köy ve üyelerimize bildiririz” dedi.

    PİRHA/ERZURUM

     

  • Urfa’da toplu oy kullanımına karşı çıkan eski CHP’li Vekil Ali Şeker’e linç girişimi

    Urfa’da toplu oy kullanımına karşı çıkan eski CHP’li Vekil Ali Şeker’e linç girişimi

    PİRHA- CHP’nin önceki dönem İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Urfa’nın Karaali köyünde usulsüz oy kullanımına itiraz ettiği için darbedildiğini açıkladı. 

    28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri bu sabah 08.00 itibariyle başladı. Seçimlerde yaşanacak olası usülsüzlüklere karşı Urfa’nın Karaali Köyü’nde görev alan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) önceki dönem Milletvekili Ali Şeker şunları söyledi linç girişimine uğradı. Saldırının ardından Şeker şunları söyledi :

    “Taziye evinde sandıkları toplamışlar, okula toplamamışlar. Karaali İlkokulu sandığı olarak geçiyor. 1 oy bize, 366 oy Erdoğan’a kullanılıyor. Gelmeyenler yerine oy kullanılıyor.  Kadınların bir tanesi oy kullanmaya gelmedi. Linç girişiminden sonra yine usulsüzlük yapmışlar, Mahmut Tanal vekil geldikten sonra ben oradan ayrıldım. Ben savcılığa şikayetlerimizi veriyoruz, tutanakla ilgili işlemleri de yapıyoruz. Bize linç girişimi oldu. 30 kişilik bir grup biz sandık görevlilerine linç girişiminde bulundu. Biz gözlemci olarak oradaydık. Burnumuzda filan darp izleri var. Sandığa sahip çıkın. Biz demokrasiyi korumak için mücadele ediyoruz.”

    CHP Urfa Milletvekili Mahmut Tanal da sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Şanlıurfa Valiliği’ne, Şanlıurfa İl Emniyeti’ne, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı’na sesleniyorum. Şanlıurfa’da sandık başlarında güvenlik tedbiri alınmaması nedeniyle yaşanabilecek her türlü istenmeyen olayların sorumlusu, Şanlıurfa Valisi’dir, Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü’dür, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanı’dır!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Mozaiğin kırıldığı tarih: 6-7 Eylül 1955

    Mozaiğin kırıldığı tarih: 6-7 Eylül 1955

    PİRHA – Devlet radyosundan yayınlanan “Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve bombalı saldırı düzenlendi” haberiyle birlikte 6-7 Ekim olaylarının fitili ateşlenmiş oldu. 63 Yıl önce yaşanan olaylarda en az 15 kişinin öldü binlerce Rum ve Ermeni, yaşadıkları şehri terk etmek zorunda kaldı. 

    İstanbul’da yaşayan Rum ve Ermenilere yönelik linç girişiminin üzerinden tam 63 yıl geçti. 6-7 Eylül Olayları ardından ‘Mozaik’ olarak anılan İstanbul’dan ‘Mozaik çatladı’ diye bahsedilir oldu.

    Olayların fitili yalan bir haberle ateşlendi. Ardından İstanbul Türk’tür Cemiyeti, İstanbul’da yaşayan gayrimüslimleri hedef haline getirdi. Dışişleri yetkilileri Londra’da Kıbrıs temaslarına devam ederken Selanik’te Atatürk’ün evine Yunanlılar tarafından bomba atıldığı haberinin yayılması üzerine, 6 Eylül 1955’te ellerinde kazma, balta ve sopalarla sokaklara dökülen binlerce kişi gayrimüslimlere ait ev ve iş yerlerini yakıp yağmaladı. Olayların patlak vermesiyle birlikte İstanbul Ekspres gazetesi “Atamızın evi bombalandı” manşetiyle ikinci baskısını yaptı. Tirajı 20 bin civarında olan gazete 6 Eylül’de 290 bin adet bastı. Bunun için matbaada önceden kağıt stoğu yapıldığı da iddialar arasında yer aldı.

    DÜKKAN VE EVLER YAKILDI, MEZARLIKLAR TAHRİP EDİLDİ

    İstanbul Türk’tür Cemiyeti öncülüğünde 6 Eylül 1955’te ellerinde kazma, balta ve sopalarla sokaklara dökülen binlerce kişi, resmi kaynaklara göre 4 bin 214 ev, 1.004 iş yeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel vb. 5 bin 317 yeri tahrip etti. Olaylarda mezarlıklara da saldırıldı. Kiliselerin içindeki kutsal resimler, haçlar, ikonalar ve diğer kutsal eşyalar tahrip edildiği gibi, İstanbul‘da bulunan 73 Rum Ortodoks kilisesinin tamamı ateşe verildi.

    EN AZ 15 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

    Celal Bayar’ın, İstiklal Caddesi’ndeki hasarı görünce, etrafındakilerin duyacağı bir sesle İçişleri Bakanı Namık Gedik’e “Galiba dozu kaçırdık” dediği olaylarda 11 kişi hayatını kaybetti.

    Helsinki Watch örgütünün bir raporuna göre ise ölenlerin sayısı 15 olarak kayıtlara geçti.

    Olayların yaşandığı tarihte Kıbrıs’ta da Rum ve Türkler arasında çatışmalar yaşanıyordu. Bunun üzerine Kıbrıs Türktür Cemiyeti (KTC) adına yayınlanan deklarasyonun yanı sıra çeşitli öğrenci birliklerinin yayınladığı bildiriler doğrultusunda Taksim Meydanı’nda bir protesto mitingi düzenlendi. Bu mitingin ardından, bazı gruplar İstiklal Caddesi’ne yönelerek buradaki gayrimüslimlere ait iş yerlerinin camlarını kırdı.

    Olayların kontrolden çıkması üzerine Adnan Menderes Sapanca’dan çağrıldı ve sıkıyönetim ilan edildi. Olaylarla ilgili olarak önce 3.151 kişi tutuklandı. Sonradan bu sayı 5.104’e yükseldi.

    Saldırılar eş zamanlı olarak İstanbul’da Rumların yoğun olarak yaşadığı diğer semtlere; Beyoğlu, Kurtuluş, Şişli, Nişantaşı, Eminönü, Fatih, Balat, Eyüp, Bakırköy, Yeşilköy, Ortaköy, Arnavutköy, Bebek’e kadar uzanmış  hatta Moda, Kadıköy, Kuzguncuk, Çengelköy’e de sıçradı. Linç girişimlerinin ardından binlerce Rum, Türkiye’den göç etti

    Nüfus mübadelesi sonucunda 1925 yılında yaklaşık 100.000’e düşen İstanbul’daki Rum nüfus, 2006 yılında 2.500 kişiye kadar düştü.

    Bu süreçte İçişleri Bakanı Namık Gedik, istifa etti ve yerine geçici olarak Savunma Bakanı Ethem Menderes atandı, Bakan Fuat Köprülü vekaleten Savunma Bakanlığı görevini üstlendi. Milli Emniyet Hizmetleri şefi (MAH Reisi), İzmir valisi, İzmir’de bulunan birliklerin komutanları, İstanbul emniyet müdürü ve üç general, hükümet tarafından görevden alındı, bir dizi memurun olayların engellenememesinden sorumlu oldukları gerekçesiyle görev yerleri değiştirildi.

  • İHD Eş Genel Başkanı Keskin, Kürt askere linç iddialarını gündeme taşıdı

    İHD Eş Genel Başkanı Keskin, Kürt askere linç iddialarını gündeme taşıdı

    İHD Eş Genel Başkanı Av. Eren Keskin, Sakarya 7. Komando Tugay Komutanlığı’nda askerliğini yapan Kürt bir askerin lince maruz kaldığı yönündeki iddiaları yetkililere sordu.

    İnsan Hakları Derneği  (İHD) Eş Genel Başkanı Av. Eren Keskin, Kürt bir askerin lince maruz kaldığı yönünde kendisine ulaşan bilgileri gündeme taşıdı. Keskin konuya dair sosyal medya hesabı Twitter’dan paylaşımlarda bulundu.

    Keskin yaptığı ilk paylaşımda “Şu anda, Sakarya 7.Tugay da askerliğini yapan biri aradı. Cezaevinde yatmış bir Kürt askere, linç girişiminde bulunulmuş. Görüştüğümde hala, sloganlar atılıyordu. Asker sağ mı, öldü mü bilmiyoruz. Yetkililerden açıklama bekliyoruz” dedi.

    Keskin, yaptığı ikinci paylaşımda ise “Yeni bilgi, asker yaşıyormuş. Komutanlar, bilgi vermiş” diye yazdı. (HABER MERKEZİ)

  • CHP’nin araştırma grubu: Kılıçdaroğlu’na saldırı için önceden hazırlık yapıldı

    CHP’nin araştırma grubu: Kılıçdaroğlu’na saldırı için önceden hazırlık yapıldı

    CHP’li araştırma grubu, linç girişimiyle ilgili önemli bulgulara ulaştı. Saldırı için önceden hazırlık yapıldığı ve köy dışından 15 kişinin kalabalığı kışkırttığı belirlendi.

    Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) Kemal Kılıçdaroğlu’ya yönelik Ankara Çubuk’taki saldırıya ilişkin oluşturduğu araştırma grubu, yaşananların organize bir linç girişimi olduğuna ilişkin önemli bulgulara ulaştı. Grubun ulaştığı bulgular, Kılıçdaroğlu’nun saldırıdan sonra yönlendirildiği güzergah üzerinde önceden öbek öbek taş yığınları oluşturulduğunu, barikat kurmak için büyük bidonların getirildiğini, bir evin çatısından gruba sopa dağıtıldığını ve köy halkı dışından 15 kişinin halkı galeyana getirdiğini ortaya koyuyor.

    Cumhuriyet’ten Mahmut Lıcalı’nın haberine göre araştırma grubu; linç girişiminde savcılığın tespitlerinin dışında olaya karışan başka insanlar olup olmadığını ve olayın arka planında olan kişi ya da kişileri belirlemek amacıyla çalışma yapıyor. Grup bu kapsamda yaşanan linç girişimiyle ilgili kamuoyuna yansımayan çok sayıda yeni görüntü ve fotoğrafa erişerek olayla ilgili önemli verilere ulaştı. Ayrıca linç girişiminin başından sonuna kadar kare kare fotoğraflarını çıkardı.

    Araştırma grubunun belirlediği veriler özetle şöyle:

    KÖY DIŞINDAN 15 KİŞİ HALKI KIŞKIRTTI

    Savcılık olayla ilgili 37 kişi hakkında soruşturma yürütüyor. Söz konusu 37 kişinin genelde Akkuzulu Köyü’nde yaşayanlardan oluştuğu belirlendi. Ancak olayla ilgili görüntüler incelendiğinde köy halkından olmayan ve linç girişiminde halkı kışkırtan 15 kişi daha tespit edildi. Söz konusu 15 kişiyle ilgili verilerin savcılığa iletilmesine yönelik hazırlık yapılıyor.

    GÜZARGAHA ÖBEK ÖBEK TAŞ YIĞILMIŞ

    Kılıçdaroğlu’nun cenaze namazından sonra kendisine yönelik sözlü saldırıların başlamasının ardından yönlendirildiği güzergah üzerinde bazı hazırlıklar yapıldığı belirlendi. Kılıçdaroğlu’nun yönlendirildiği güzergaha öbek öbek taşların yerleştirildiği, arabaların geçmesini engellemek amacıyla büyük bidonların yığıldığı belirlendi. Görüntülerde linç girişiminin başlamasıyla olaya karışan kişilerin söz konusu taş yığınlarına koşarak taş aldığı görüldü.

    5-7 KİŞİLİK GRUPLAR, KALABALIĞIN İÇİNDE DOLAŞARAK KİTLEYİ PROVOKE ETMİŞ

    Görüntülerde yaklaşık 5 ya da 7 kişilik gruplar halindeki aynı kişilerin çok kısa aralıklarla kalabalığın çeşitli yerlerine giderek provokatif konuşmalar yaptığı belirlendi. Kalabalığın başında bulunan bir grubun çok kısa bir süre sonra daha kalabalığın sakin olan bir bölümünü kışkırttığı tespit edildi.

    GALEYANA GETİRİLEN KİTLE YÖNLENDİRİLDİ

    Olaylar sırasında bazı kişilerin galeyana gelen halkı yönlendirdiği belirlendi. Elinde taş olan bir kadının olaylar sırasında hedef aldığı aracın koruma aracı olması üzerine genç bir kişinin kadına arkadaki aracı işaret ederek Kılıçdaroğlu’nun arabasına taş atması için yönlendirildiği tespit edildi.

    BOZKURT VE İBDA-C İŞARETLERİ

    Görüntülerde bozkurt işareti yapan bazı kişilerin kalabalığın farklı yerlerinde daha sonra İBDA-C işareti yaptığı tespit edildi. Söz konusu kişilerin yaşanan hengamede Kılıçdaroğlu’nun yerini doğrudan işaret ettiği de belirlendi.

    PROVOKATÖRLER ARASINDA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÇALIŞANI DA VAR

    Halkı provoke eden ve CHP lideri Kılıçdaroğlu’na doğrudan fiziksel saldırı yapmak isteyen bazı kişilerin Ankara Büyükşehir Belediyesi çalışanı olduğu tespit edildi.

    BİR EVİN ÇATISINDAN SOPA DAĞITILMIŞ

    CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun yönlendirildiği güzergâh üzerindeki bir evin çatısından bir kişinin görüntülerine ulaşıldı. Görüntülerde çatıda oturan bir kişinin sopaları kalabalığa doğru sevk ettiği belirlendi.

    “EVİ YAKIN” DİYEN BİR KİŞİ DEĞİL GÜRUH

    Kılıçdaroğlu’nun eve sığınmasının ardından bir kadının “Yakın bu evi” diye bağırdığı kamuoyuna yansımıştı. Ancak bu sırada evi kundaklamaya yönelik provokasyon yapanın tek bir kadın değil kalabalık bir güruh olduğu belirlendi. CHP tarafından savcılığa iletilen özel bir çekimde bir topluluğun evin yakılması için bağırdığı görülüyor.

    KILIÇDAROĞLU İÇİN KORİDOR AÇILMADI

    Cenaze töreninde olayların başlaması üzerine iktidar için açılan koridordan törene katılan bakan ve kamu görevlileri çıkış yaparken, herhangi bir koridor açılmayan Kılıçdaroğlu doğrudan provokasyonun yaşanacağı alana yönlendirildi.

    300 JANDARMA VE 152 POLİS MÜDAHALE ETMEDİ

    Cenaze törenine katılan bakanların korumalarının yanı sıra 300 jandarma ve 152 polisle birlikte 452 güvenlik gücü bulunmasına karşın Kılıçdaroğlu’ya yönelik fiziki saldırılara hiçbiri müdahale etmedi. Yaklaşık 30 dakika boyunca saldırıları Kılıçdaroğlu’nun korumaları, CHP milletvekilleri ve CHP’liler engellemeye çalıştı.

    KORUMALAR BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE SİLAH KULLANMADI

    Kılıçdaroğlu’nun korumalarının olay sırasında uyarı anlamında da olsa havaya ateş etmemesinin de bilinç bir şekilde yapıldığı belirtildi. Korumaların uyarı anlamında silah kullanması durumunda organize provokasyonun daha da şiddetlenebileceği ve olayların kontrolden çıkabileceği gerekçesiyle silah kullanmadığı kaydedildi.

    RAPOR KILIÇDAROĞLU’YA SUNULACAK

    CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç başkanlığında oluşturulan araştırma grubunda CHP Genel Başkan Yardımcıları Tuncay Özkan ve Yıldırım Kaya; CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, eski Cumhuriyet Savcısı CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek, CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Umut Akdoğan ve Celal Çelik bulunuyor.

    Grup, hazırladığı rapor bugün Kılıçdaroğlu’ya sunulacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Linç girişimlerine barodan tepki: Saldırılar Sivas, Maraş, Çorum olaylarını hatırlattı

    Linç girişimlerine barodan tepki: Saldırılar Sivas, Maraş, Çorum olaylarını hatırlattı

    PİRHA- Ülkede artan linç girişimlerine dikkat çeken Tunceli Barosu, Diyarbakır, Gebze ve Kızıltepe’de güvenlik güçlerinin takındığı hukuk dışı tavrın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik fiziksel saldırı ile zirveye ulaştığını kaydetti. 

    Tunceli Barosu, Türkiye’de son dönemlerde artan linç girişimlerine ilişkin yazılı açıklama yayınlandı.

    Açıklamada, ülkenin son dönemlerde linç ve adaletsizlik kültürü ile karşı karşıya olduğu belirtilerek, “Politik bir argüman olarak kullanılan ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı nefret söylemi;  maalesef olağan bir siyasal tercihe ve söyleme dönüşmüş durumda. Politik aktörlerin, kanaat önderlerinin kurduğu dil, kullandığı cümleler ve kavramların toplumdaki karşılığı doğrudan şiddet eylemlerine dönüşmektedir. Politik çıkarlar uğruna söylenen her kelime ve cümle, toplumun farklı kesimlerini birbirinden daha uzaklaştırmakta, hatta düşmanlaştırmaktadır. Özelikle seçim döneminde siyasetçilerin nefret suçuna varan söylemleri, toplumun farklı politik, etnik ve inançsal kesimlerini birbirine karşı bilemekte, düşmanca tavır almalarına sebep olmaktadır” denildi.

    “SALDIRILAR ZİRVEYE ULAŞTI”

    Dersim Barosu, Gebze Cezaevi önünde çocukları açlık grevinde olan annelere karşı, Diyarbakır’da ve Mardin’in Kızıltepe ilçesinde barışçıl bir protesto eylemi yapmak isteyen insanlara karşı güvenlik güçlerinin takındığı hukuk dışı ve insanlık onuru ile bağdaşmayan tavrının, bugün ana muhalefet partisi genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik fiziksel saldırı ile zirveye ulaştığını kaydetti.

    BİRARADA YAŞAMA 

    Açıklamada, Kılıçdaroğlu’na yönelik gerçekleştirilen saldırının, Türkiye halklarının bir arada yaşama fikrine karşı bir saldırı olduğu belirtilerek, bu saldırının yüzleşilmeyen Maraş, Çorum ve Sivas olaylarını hatırlattığı ifade edildi. (HABER MERKEZİ)

  • Yazar İhsan Eliaçık: Sivas benzeri bir olay yaşanabilirdi

    Yazar İhsan Eliaçık: Sivas benzeri bir olay yaşanabilirdi

    PİRHA- Kayseri Kitap Fuarı’nda bir grup tarafından saldırıya uğrayan yazar İhsan Eliaçık, Tekin Yayınevi tarafından yapılan basın toplantısında konuştu: Sivas benzeri bir olay yaşanabilirdi.

    Kayseri Belediyesi tarafından organize edilen Kitap Fuarına katılması engellenmek istenen, ancak kendi imkanlarıyla fuar alanına giden yazar İhsan Eliaçık bir grup tarafından linç edilmek istenmişti.

    Yapılan saldırıyla ilgili Tekin Yayınevi basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan yayınevi yetkilisi Elif Akkaya “Olay Kayseri Büyükşehir Belediyesi fuar yetkililerinin yazarlarımız R. İhsan Eliaçık ve Ö. İbrahim Kaboğlu’nu istemediklerini beyan edip, fuar alanına almayacaklarını açıkça belirtmeleri ile başlamış, sonunda fuar girişinde “örgütlü” 20-30 kişinin İhsan Eliaçık’a karşı fiili saldırıya geçmesi ile sonuçlanmıştır” diyerek, yazar İhsan Eliaçık ile dayanışma gösteren okurlara, yayınevlerine, yazar, gazeteci ve toplumun duyarlı tüm kesimlerine teşekkür etti.

    İhsan Eliaçık ise yaptığı konuşmada ‘Sivas benzeri bir olay yaşanabilirdi’ diyerek şunları ifade etti;

    “Mesele benim olmam veya olmamam değildir, bunlar hem yayınevini çağırıyorlar hem de kavun karpuz seçer gibi, şu gelsin- gelmesin diye yazar seçiyorlar. Kendi koydukları yasağı savunmayacak kadar korkaklar. Söyledikleri sözlere yanıt vermedim. Ölmüş anneme bile küfür ettiler, her şeyi söylediler. Ben sadece yüzlerine acıyarak baktım. Oturma eylemine başladı. Fakat baktım ki olay büyüyor, CHP’liler ve milletvekilleri geldi. Alevilerden tanıdıklarım vardı onlar telefonla aramaya başladılar. Baktım orada bir kalabalık toplanacak, karşıdaki güruhun da üzerinde ne var bilmiyorum, bu iş kötüye doğru gidiyor diye gördüm ve oturma eyleminden vazgeçtim. Kayseri benim memleketim ve bizim yaptığımız eleştirilerden çok rahatsız oluyorlar, öbür tarafa geçti diye düşünüyorlar, benim bir tarafa geçtiğim yok. Ben sadece kafamdaki duvarları yıktım.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Yaşar Seyman: Din dersinde çocuklara linç kültürü uygulanıyor VİDEO

    Yaşar Seyman: Din dersinde çocuklara linç kültürü uygulanıyor VİDEO

    PİRHA- Sendikacı, yazar, CHP Parti Meclisi Üyesi Yaşar Seyman, zorunlu din dersinin kaldırılması gerektiğini söyledi. Demokratik, laik bir ülkede din dersinin zorunlu olamayacağını belirten Seyman, din dersinde çocuklara adeta bir linç kültürü uygulandığını kaydetti.

    HABERİN VİDEOSU

    Sendikacı, yazar, CHP Parti Meclisi Üyesi Yaşar Seyman, çağdaş, demokratik, laik bir ülkede zorunlu din dersinin olamayacağını söyledi.

    Bir Alevi öğrenci olsa bile, ‘ben din dersine girmek istemiyorum’ dese din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını istiyorum” diyen Seyman, “Demokratik bir ülkede buna saygı duyulur” dedi.

    Ailelerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduklarını, mahkemenin din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğine dair karar verdiğini hatırlatan Seyman, “Ama ülkemize dönüldüğünde bunlar tekrar yaşama dönüştürülmüyor. Bırakın yaşama dönüştürülmeyi çocuklara adeta bir linç kültürü uygulanıyor. Aileler gidip başvuruda bulunduklarında ailelere linç kültürü uygulanıyor. O nedenle bu demokratik bir ülkeye yakışmayan bir durumdur” diye konuştu.

    “ALEVİLER KARARLI”

    Kendi öğrenciliğinden örnek veren Yaşar Seyman, şunları kaydetti:

    “Biz ortaokula başladığımız zaman okul müdürleri bize bir dilekçe verirdi. Bunları velilerimize götürün, din dersine girecek misiniz, girmeyecek misiniz? diye.  Yani din dersi zorunluluğu yoktu. Bunlar 12 Eylül 1982 darbe anayasasının getirdiği insan haklarına aykırı bir uygulamadır. O nedenle Aleviler bu konuda kararlı. Zorunlu din derslerinin kaldırılması için mücadele etmektedirler ve edeceklerdir. Bu hakkın önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA