Etiket: lübnan

  • İsrail Lübnan’a kara operasyonu başlattı

    İsrail Lübnan’a kara operasyonu başlattı

    PİRHA- İsrail ordusu Lübnan’a kara operasyonu başladığını duyurdu.

    İsrail ordusundan yapılan yeni açıklamada Lübnan’a kara harekatı başlatıldığı, harekatın “kısıtlı ve hedefli” olacağı bildirildi.

    İran Savaşı’nın 17. gününde İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), tarafından yapılan açıklamada, “Kuzey İsrail’deki ileri savunma alanını güçlendirmeyi amaçlayan, güney Lübnan’daki önemli Hizbullah mevzilerine yönelik sınırlı ve hedeflenmiş kara operasyonlarına başladı. Bu faaliyet, terörist altyapının etkisiz hale getirilmesi ve bölgede faaliyet gösteren teröristlerin ortadan kaldırılması dahil olmak üzere ileri savunma pozisyonunu kurmak ve güçlendirmek amacıyla yürütülen daha geniş kapsamlı savunma çabalarının bir parçasıdır. Amaç, kuzey İsrail sakinleri için ek bir güvenlik katmanı oluşturmaktır” denildi.

    İsrail, Lübnan’a yönelik saldırıların, 21-22 Mayıs’taki “Şavuot Bayramı”na kadar sürebileceği mesajını verirken İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, İsrail Ordusu Kuzey Komutanlığından üst düzey bir askeri yetkili “Gerektiği kadar burada kalacağız. Belirli bir zaman dilimiyle sınırlı değil” ifadelerini kullandı.

    Haberde yedek askerlerin göreve çağrıldığı, İsrail ordusunun giderek artan yorgunluk yaşadığı belirtilirken, buna rağmen ordunun daha agresif davranacağı ve tampon bölge oluşturmaya çalışacağı kaydedildi.

    NELER YAŞANMIŞTI?

    Hizbullah, 15 Mart’ta Lübnan’ın güneyinde ve İsrail’in kuzeyinde İsrail askerleri ile askeri araçları ve birlikleri hedef aldıklarını duyurmuş, Lübnan’ın İsrail sınır hattındaki Adise beldesinin 3 farklı noktasında İsrail askerleri ve askeri araçlarının hedef alındığını açıklamıştı.

    Hizbullah saldırıda İsrail’in kuzeyindeki Yuval yerleşim yeri, Ma’alot-Tarshiha’daki hava savunma sistemleri, Nehariye kenti, Krayot kentindeki gelişmiş hava savunma sistemlerinin, Tel Aviv’in güneyindeki Palmachim Hava Üssü’nün, Lübnan’ın İsrail sınırındaki Meys el-Cebel beldesi karşısında bulunan İsrail askerlerinin ve Taybe beldesinde İsrail ordusuna ait Merkava tankının vurulduğunu bildirmişti.

    HABER MERKEZİ

  • Aleviler, Harîrît Edâr Bayramını kutladı!

    Aleviler, Harîrît Edâr Bayramını kutladı!

    PİRHA-Suriye, Lübnan ve Türkiye’de yaşayan Aleviler, Harîrît Edâr Bayramını kutladı. “Mart’ın İpeği” veya “İpek Zamanı” anlamını taşıyan bayram, bereketin, toplumsal dayanışmanın ve paylaşmanın da günü.

    Arap Aleviler bulundukları coğrafyalarda Harîrît Edâr Bayramını kutluyor. Hatay, Suriye kıyıları ve Lübnan’daki Alevi toplulukları tarafından kutlanan bayram, baharın gelişi ve bereketli bir yılın başlangıcı anlamını taşıyor.

    Bu yılda Aleviler, Suriye’de Alevilere yönelik soykırım ve baskıların son bulması dileğiyle Harîrît Edâr kültür bayramını huzur ve berekete vesile olması dileğiyle kutladı.

    HARÎRÎT EDÂR BAYRAMI!

    İsmin anlamı; Harir (حرير): Arapçada ipek demektir. Edar ise eski takvimde Mart ayı anlamına gelir. Bu nedenle Haririt Edar, kelime olarak “Martın ipeği” veya “ipek zamanı” gibi bir anlam taşır.

    Tarihçesi;

    Haririt Edar’ın kökeni çok eskiye, Levant bölgesindeki tarım ve özellikle ipek böcekçiliği geleneğine dayanır. Antakya, Lazkiye ve Lübnan çevresinde yaşayan halk eskiden ipek böceği yetiştiriciliği yapardı. İpek böcekleri dut yapraklarıyla beslenir. Mart ayı dut ağaçlarının filizlenmeye başladığı ve ipek böcekçiliğinin başlayacağı dönemdir. Bu yüzden halk bereketli bir üretim yılı dilemek için bu günü kutlamaya başlamıştır.

    Yani bayramın kökeni: doğa döngüsü + ipek üretimi + baharın gelişi ile bağlantılıdır.

    Haririt Edar sadece bir yemek veya kutlama değildir. Aynı zamanda: baharın gelişi, doğanın canlanması, toplumsal dayanışma, paylaşma kültürü, anlamlarını taşıyan bir Alevi kültür bayramıdır.

    Bayramın gelenekleri

    Haririt Edar’da yapılan bazı gelenekler: Sütlü tatlı (muhallebi veya sütlaç) yapılır. Komşulara ve akrabalara dağıtılır. Bereket, barış ve iyi bir yıl dileği edilir. Bazı eski geleneklerde evlerin kapısına süt damlatma veya beyaz renk kullanma gibi ritüeller de vardı.

    PİRHA/HATAY

  • DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Kadın katliamının sorumlusu iktidardır-VİDEO

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Kadın katliamının sorumlusu iktidardır-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Eylül ayında 34, 2024 yılının 8 ayında ise 261 kadının katledildiğini vurguladı. Hatimoğulları, “Erkekler bu cesareti nereden alıyor? Erkekler bu cesareti işletilmeyen yargıdan alıyor. Her davanın hafifletici nedenler bulunularak bir şekilde cezasızlıkla sonuçlandırılmasından alıyor. Ağızlarını her açtıklarında kadınları ötekileştiren iktidardan alıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçen iktidardan alıyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. Eylül ayında 34, 2024 yılının 8 ayında ise 261 kadının katledildiğini belirten Tülay Hatimoğulları, “Erkekler bu cesareti nereden alıyor?Erkekler bu cesareti işletilmeyen yargıdan alıyor. Her davanın hafifletici nedenler bulunularak bir şekilde cezasızlıkla sonuçlandırılmasından alıyor. Ağızlarını her açtıklarında kadınları ötekileştiren iktidardan alıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçen iktidardan alıyor. 6284 sayılı kanunu iptal etmeyi tartışan iktidardan ve erkek devletten alıyor. Toplum nezdinde bunları normalleştiriyorlar. Artık yeter. Bir kadının dahi öldürülmesine tahammülümüz yok. Erkek şiddetine karşı önleyici politikalar derhal hayata geçirilmelidir. Yargı erkek yargı olmaktan çıkmalıdır. Cezasızlık sisteminden vazgeçmelidir” dedi.

    Ekmek ve Adalet Kampanyası kapsamında yaptıkları faaliyetlere dikkat çeken Hatimoğulları, yurttaşların aç ve yoksul olduğunu söyleyerek, “Bıçak kemikte değil bıçak ilikte. Tablo tam olarak böyle. AKP iktidarının uyguladığı politikalardan bu sömürücü sistemden dolayı üreten de aç, tüketen de aç. Gelirde, vergide, ücrette adalet yok. Yargıda adalet yok. Bu iktidarın yönetme ehliyeti de yok. Bu iktidar bir an önce gitmelidir” diye belirtti.

    “HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”

    Filistin’de Lübnan’da süren savaşa işaret eden Hatimoğulları, şunları dile getirdi:

    “100 yıl önce masa başında haritalar çizildi. Dün bir yılını dolduran İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarından yaklaşık 40 bin insan yaşamını yitirdi. Bu bilinen sayı. Bir de bilinmeyen var. Eminiz ki bundan daha çok fazlası var. Filistin’de Lübnan’da yaşamını kaybeden insanları saygıyla anıyorum. Siviller katledildi, topluma dönük inanılmaz düzeyde baskılar söz konusu. Ortadoğu halklarına emperyalist bir dizayn dayatılıyor. Harita yeniden çizilmek isteniyor. Filistin yakıldı, yıkıldı. Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor. Çin-Tayvan savaşı gündemde. Şimdi İsrail’in Beyrut’a Suriye’ye hatta daha da sınırları genişleterek Irak ve İran’a kadar uzanan saldırılar söz konusu. Bu savaş çok kutuplu dünyada yeni bir paylaşım savaşıdır. Yepyeni bir dünya düzenini yaratmak için yola çıkmış emperyalist güçlerin bölgesel savaşlarıdır. Enerji kaynakları; Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon gaz rezervleri enerji nakil hatları üzerinden dünya yeniden şekillendirilmek isteniyor. Bu nedenle bu savaşlar çıkarılıyor.

    Çok daha büyük yıkım, çok ağır bir yıkım dünyanın yer kürenin ortadan kalkması anlamına gelecek büyük bir yok oluşun habercisidir bunlar. İşte nedenle bu hafta yaptığımız Avrupa Konseyi görüşmelerimizde oradaki hükümetlerin temsilcilerine Avrupa Parlamentosu temsilcilerine şu görüşlerimizi ilettik. Bütün Türkiye kamuoyu bilsin. Artık herkesin barış konusunda elini taşın altına koyması gerekiyor. Çünkü nükleer saldırılar karşısında hiç kimsenin, doğanın yaşama şansı kalmayacaktır. Gelin sınır tanımadan evrensel bir barış hareketini örgütleyelim. Dönemin ihtiyacıdır, gelişmelere bağlı olarak bu asli görevimizdir.”

    “TÜRKİYE’DE ORTAK BİR YAŞAM UMUDU VAR”

    AKP-MHP iktidarının, yayılmacı ve Osmanlıcı bir çizgide izlediğini aktaran Hatimoğulları, “İktidar dış politikasını Kürt düşmanlığı üzerinden bina etti. Erdoğan, ‘İsrail’in gözü Anadolu’da’ diyor. Bu gerçeklerin altını çizmek zorundayız. Erdoğan ‘one mine’ çıkışıyla ya da BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail karşıtı yaptığı konuşmalarla bir yol aldığını zannediyorsa yanılıyor. Bu konuşmalar hamasettir, pratik karşılıkları yoktur. Biz diyoruz ki halkların Türkiye’de ortak bir yaşam rüyası ortak bir yaşam umudu var” şeklinde konuştu.

    “DEM PARTİ OLARAK ONURLU BARIŞ İSTİYORUZ

    Hatimoğulları, Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi gerektiğinin altını çizerek şunları ifade etti:
    “Sadece Türkiye’de değil; Suriye’de statü elde etmek üzere olan Kürt halkının statü hakkına dayanışmacı bir çizgi ile yaklaşılmalıdır. Bu Türkiye’nin resmi görüşü olarak da sunulabilmelidir. Barışın bölgede sağlamanın yolunun buradan geçtiğini kimse unutmamalıdır. Bizler bu taleplerimizi yükseltmek için özellikle İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen tecridin kırılması gerektiğini canı gönülden savunuyoruz.

    Bunun için de 13 Ekim’de “Abdullah Öcalan’a özgürlük Kürt sorununa çözüm” diyerek Amed’de 10 binlerle mitingde olacağız. Biz Amed’den barışın sesini Ankara’ya İstanbul’a Amed’den barışın sesini Beyrut’a Filistin’e Amed’den barışın sesini Ukrayna ve Tayvan’a kadar ulaştırmak istiyoruz.

    DEM Parti olarak onurlu barış istiyoruz. Onurlu barışın tesis edilmesi için ödenecek bedel ne ise verilecek mücadele ne ise veriyoruz, vermeye de hazırız. Bu konuda müzakere ve diyalog gerektiren dönemlerde de müzakereye de diyaloga oturmaya da hazırız. Ama şu unutulmamalıdır ki söz de değil özde. Kamera karşısına çıkıp iki söz söyleyerek yetinilmesi değil, tam da çözüme dair bir plan ve programın kamuoyuna açıklanması, böylesi bir programla ortaya çıkılması ve böyle bir somutlukla ancak siyaset konuşulabilir.”

    Grup toplatısı sonrası gazetecilerin MHPlideri Devlet Bahçeli’nin “tokalaşma” çıkışa dair sorularını yanıtlayan Tülay Hatimoğulları, “Türkiye’nin iç barışa ihtiyacı var. Atılacak adımları biz de izleyeceğiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Lübnan: İsrail, saldırılardan kaçan sivillerin kullandığı yolu kapattı

    Lübnan: İsrail, saldırılardan kaçan sivillerin kullandığı yolu kapattı

    Lübnan Ulaştırma Bakanı, İsrail’in Suriye sınır kapısına düzenlediği saldırı nedeniyle kaçanların kullandığı yolun kapandığını söyledi. Çoğunluğu Suriyeli olmak üzere, İsrail’in saldırılarının devam ettiği son 10 gün içinde bu sınırı kullanarak 300 bini aşkın kişi Suriye’ye geçti.

    İsrail güçlerinin Lübnan’a yönelik saldırıları devam ederken, Lübnan Ulaştırma Bakanı Ali Hamieh, İsrail’in bu sabah Lübnan’ın Suriye ile olan Masnaa sınır geçişine düzenlediği saldırının yüz binlerce insanın İsrail saldırılarından kaçmak için kullandığı bir yolu kapattığını söyledi.

    Hamieh, söz konusu saldırının Lübnan sınırları içinde, sınıra yakın bir noktaya isabet ettiğini ve 4 metre genişliğinde bir krater oluşturduğunu anlattı.

    İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) askeri sözcüsü, dün yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın söz konusu geçişi Lübnan’a askeri ekipman sokmak için kullandığını ileri sürmüştü. IDF sözcülerinden Avichay Adraee, sanal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “IDF, bu silahların kaçırılmasına izin vermeyecek ve savaş boyunca yaptığı gibi eğer böyle bir durumda bırakılırsa eyleme geçmekte tereddüt etmeyecektir” demişti.

    Lübnan Ulaştırma Bakanı Hamieh, dün düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, söz konusu sınır geçişinin Lübnan devletinin yetki alanında olduğunu ifade etmişti. Lübnan hükümetinin istatistiklerine göre, çoğunluğu Suriyeli olmak üzere, İsrail’in saldırılarının devam ettiği son 10 gün içinde bu sınırı kullanarak 300 bini aşkın kişi Suriye’ye geçti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri’nden anti-emperyalist örgütlenme çağrısı – VİDEO

    Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri’nden anti-emperyalist örgütlenme çağrısı – VİDEO

    PİRHA – İsrail’in Orta Doğu’da artan saldırılarına karşı açıklama yapan Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri, “Herkesi bölgemizde artan emperyalist saldırganlığa karşı anti-emperyalist bloğu büyütmeye, örgütlenmeye çağırıyoruz” dedi.

    Samandağ’da bulunan Abdullah Cömert Alanı’nda bir araya gelen Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri, İsrail’in Orta Doğu’da artan saldırılarına karşı basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamayı Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri adına İlayda Çekiç okudu.

    “İSRAİL, FİLİSTİN HALKININ DİRENİŞİ KIRAMADI”

    Çekiç, İsrail’in Filistin halkının direnişini kıramadığını belirterek açıklamanın devamında şunlara yer verdi:

    “Emperyalist merkezler, dün Tunus’ta, Libya’da, Irak’ta, Suriye’de vd. tüm bölgelerde olduğu gibi bugünde saldırganlıklarına devam ediyor. Bundan yaklaşık 1 yıl önce İsrail’in kuruluşundan bu yana devam ettirdiği işgal politikalarına karşı Filistin’de ki direniş örgütleri başta olmak üzere bölgenin tüm direniş dinamikleri, kimliğine, toprağına ve onuruna sahip çıkarak İsrail’e karşı bir direniş başlatmıştır. Başta İngiltere ve ABD olmak üzere, emperyalizmin bölgemize bir savaş makinası olarak kuruluşunu sağladıkları siyonist İsrail,  Gazze’de çocuk, kadın, yaşlı 50 binin üzerinde insanı katletmesine, Gazze’yi harabe bir şehre döndürmüş olmasına rağmen, Filistin halkının direnişini kıramamıştır.

    “DÜNYANIN TÜM EGEMENLERİ SORUMLUDUR”

    Lübnan’a dönük başlatılan işgal harekatı ve yaşanan katliamlar, ABD önderliğindeki NATO’nun İsrail eliyle Ortadoğu’da bölgesel savaşı büyütme girişimidir. Lübnan ile birlikte hedef İran ve yenilgi yaşadıkları Suriye’dir.Artarak devam eden bu  saldırılardan ve katliamlardan, “Camp David’’ ve “Abraham” anlaşmalarını yaparak işbirlikçilikte sınır tanımayan bölge devletleri sorumludur! Azerbaycan’da işgalci İsrail’in savaş uçaklarını üretenlerle ortak iş yapan ve çevre ülkeleri kullanarak İsrail’le lojistik ve ticari ilişkileri devam ettiren Türkiye sorumludur! Bölgenin kan gölüne dönmesinin tescilli faili ABD-NATO başta olmak üzere Filistin’in ve Lübnan’ın  onurlu direnişine karşı işgal ve katliamlara destek veren dünyanın tüm egemenleri sorumludur. Bugün Türkiye’de de içeride ve dışarıda savaş politikaları devrededir. İçeride işçilere, kadınlara, öğrencilere, halklara, hayvanlara yaşam alanı bırakmayarak, her hak talebine arsızca saldırarak baskı ve şiddet politikası ile yönetmeye çalışmaktadırlar. Ekonomik krizin yükünü işçilere ve emekçilere yükleyerek, depremde onlarca insanı enkazda bırakarak, doğayı rant için yağmalayarak bizlere savaş açmışlardır. Dışarıda ise ABD ve NATO’nun tetikçiliğini yaparak savaşın bölgeye ve dünyaya yayılmasında rol almaktadırlar.

    “ORTAK BİR MÜCADELE YÜRÜTMEKTEN BAŞKA YOLUMUZ YOK”

    Kapitalist-emperyalist sistem yıkılmadıkça savaş durmayacaktır. Kundakladıkları bu savaşa ancak bölge ve dünya ezilen halklarının, işçilerin ve emekçilerin örgütlü bir karşı duruşu set çekebilir.  Bugün Lübnan ve Filistin halklarının mücadelesini büyütmek, bölgemizde ve dünyada özgür, onurlu bir yaşamı kurmanın bir başka adımıdır. Araplar, Ezidiler, Kürtler bilcümle Ortadoğu halkları olarak kapitalist-emperyalist sisteme karşı ortak bir mücadele yürütmekten başka yolumuz yoktur. Sergilenen direniş mücadele hattının zorunluluğunun ifadesidir. Dün ABD önderliğindeki NATO’nun ve işbirlikçi devletlerin  Suriye’ye dönük saldırılarına karşı Antakya’da gösterdiğimiz direniş hala hafızalardadır. Gezi Direnişinde ortaya koyduğumuz mücadele hala hafızalardadır. Deprem sürecinde her bir dayanışma koordinasyonlarımızın mücadele alanlarına dönüşmesi hala hafızalarımızdadır. Yol buradan da anlaşılacağı üzere açık, basit ve nettir. Direnmek ve örgütlenmektir! Katil ABD, işbirlikçi bölge devletleri, soykırımcı İsrail’in yanında saf tutarken, Ramallah’tan Gazze’ye, Yemen’den İstanbul’a, Beyrut’tan Antakya’ya, Samandağ’a direnişin dostları, bölgemizden katilleri kovmak için mücadeleyi büyütmeye devam edecektir. Herkesi bölgemizde artan emperyalist saldırganlığa karşı anti-emperyalist bloğu büyütmeye, örgütlenmeye çağırıyoruz!”

    PİRHA/HATAY

  • Filistin ve Lübnan için yürüyen ESP üyeleri ile Gazete Patika muhabiri gözaltına alındı

    Filistin ve Lübnan için yürüyen ESP üyeleri ile Gazete Patika muhabiri gözaltına alındı

    PİRHA – ESP üyeleri gerçekleştirdikleri yürüyüşle İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarına karşı birlikte mücadele etme çağrısında bulundu.

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyeleri, İsrail’in Filistin’e yönelik bir senedir devam eden katliamlarına ve Lübnan’a yönelik işgal girişimi ile Türkiye’nin İsrail ortaklığını protesto etmek için İstiklal Caddesi’nden Taksim’e yürüyüş gerçekleştirdi. Eylemde, “Emperyalizm ve siyonizm yenilecek, Filistin ve Lübnan halkının direnişi kazanacak” pankartı açılırken sık sık “Siyonizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” ve “Emperyalistler işbirlikçiler yenilecek” sloganları atıldı.

    Polis yürüyüşe saldırarak, ESP üyesi 5 kişiyi darp ederek gözaltına aldı. Eylemciler polisin gözaltısına karşı sloganlarla yanıt verdi. Basının görüntü almasını engelleyen polis, gazetecileri darp ederken ayrıca Gazete Patika muhabiri Yadigar Aygün’ü gözaltına aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mültecileri taşıyan tekne battı, onlarca kişi yaşamını yitirdi

    Mültecileri taşıyan tekne battı, onlarca kişi yaşamını yitirdi

    Lübnan’dan Avrupa’ya ulaşmak isteyen mültecileri taşıyan teknenin batması sonucu 34 mülteci öldü, onlarca kişi ise kayıp.  

    Akdeniz mültecilerin mezarı olmaya devam ediyor. Her yıl savaştan, yoksulluktan, baskıdan kaçan yüzlerce mültecinin yaşamını yitirdiği Akdeniz’de yine onlarca mülteci yaşamını yitirdi.

    Lübnan’dan Avrupa’ya geçmeye çalışan mültecileri taşıyan tekne, Suriye’nin batısındaki Tartus ili karşısında bulunan Ervad Adası yakınında battı. Sham FM haber sitesinin bir yetkilinin açıklamasına dayandırdığı haberine göre, ilk belirlemelerde teknede bulunan 34 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı açıklandı. 20 kişi kurtarılırken, onlarca kişiden haber alınamıyor. Teknede en az 150 mültecinin bulunduğu belirtiliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerden tezkere tepkisi: Savaş katliamdır; tezkereye ‘Evet’ diyenler katliama ortaktır!

    Alevilerden tezkere tepkisi: Savaş katliamdır; tezkereye ‘Evet’ diyenler katliama ortaktır!

    PİRHA- Meclis’te görüşülecek olan Suriye, Lübnan ve Irak tezkeresine ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi örgüt temsilcileri, “O bölgede zaten mazlum insanlar yaşıyor. Savaş katliamdır ve orada süren haksız bir savaştır. Bizim vergilerimiz ile soydaşlarımız katledilmesin” yorumunda bulundu.

    Yeni yasama döneminde 20 Ekim 2021 tarihinde yeniden Suriye, Lübnan ve Irak için savaş tezkeresi TBMM gündemine getirildi. Üstelik bu sefer, söz konusu tezkere ile 2 yıllık yetki istendi.

    Türkiye’nin beş yıldır Suriye topraklarında aktif faaliyet yürütmesi Alevi toplumunun da eleştirilerine neden oldu. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin birçok şube başkanı, Türkiye’nin paramiliter cihatçı gruplarla işbirliği yürüterek Suriye topraklarında faaliyet yürütmesini kınayarak “Savaş tezkeresine hayır diyoruz” ifadelerini kullandı.

    TÜRKİYE’NİN SURİYE’YE YÖNELİK İLK ASKERİ HAREKATI!

    Türkiye ilk olarak ‘Fırat Kalkanı’ ismi verilen askeri harekat ile 24 Ağustos 2016’da Suriye’nin Cerablus kenti ile Azez kentleri arasındaki bölgeye güçlerini dahil etti. Harekatın 29 Mart 2017 tarihinde sona erdiği belirtilse de bu bölge halen Türkiye’nin kontrolü altında tutulmakta. Türkiye, ‘Zeytin Dalı’ ismi verilen askeri harekat ile 20 Ocak 2018 tarihinde Suriye’nin Afrin kentine girerek bölgedeki faaliyetlerini daha da derinleştirdi. Kent merkezi ve civarında hakimiyet kuran TSK, 24 Mart 2018 tarihinde operasyonun sona erdiğini belirtse de bu bölge halen Türkiye’nin kontrolü altında. Barış Pınarı harekatı ismi verilen son askeri harekatla birlikte Türkiye, 9 Ekim 2019’da Suriye’nin kuzeydoğusunda yer alan Serekaniye ile Gire Spi arasındaki bölgeye de girerek askeri varlığını kalıcı hale getirmeye çalışıyor.

    Alevi toplumu ise Türkiye’nin, Irak ve Suriye’de askeri güç bulundurma gerekçesini eleştirerek “Alevilerden alınan vergilerin, savaşlar için harcanmasını istemiyoruz” mesajı veriyor.

    Konuya ilişkin değerlendirme yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Elbistan Şube Başkanı Ethem Durak, “Biz Aleviler, hiçbir şekilde savaşın olmasını istemiyoruz” dedi. Ethem Durak, kendisinin de CHP’li olduğunu vurgulayarak, “Söz konusu teskereye sıcak bakmıyoruz. Alevilerden alınan vergilerin bu savaşlar için harcanmasına iyi bakmıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BİZ ALEVİLER SAVAŞA KARŞIYIZ!”

    PSAKD Erzincan Şube Başkanı Salih Ürün ise “Savaşlar, kan ve gözyaşından başka bir şey sağlamaz” diyerek tepkisini belirtti.

    “Bizler olduk olalı savaşa karşıyız. Bu tezkereye red yönünde oy kullanmaları gerekir. Biz Alevilerin, Suriye ya da Irak’la ne gibi sorunu olabilir ki? Bunlar, sorunları kendileri yaratıp ülkeyi bu hale getirdiler. Savaş katliamdır ve orada süren haksız bir savaştır. Bizim vergilerimiz ile soydaşlarımız katledilmesin. Savaşın hemen durdurulup Türkiye’nin kendi sınırına çekilmesi gerekiyor. CHP, bu tezkereye ‘evet’ derse eğer Alevilerle olan bütün bağını bitirmesi gerekiyor. Çünkü biz savaşa karşıyız. Kendilerinin de bu yönlü açıklamaları oluyordu. Eğer bugün ‘Evet’ derlerse bu ikiyüzlülük olur. Tezkereye hayır.”

    “BU AYNI ZAMANDA BİR SOYKIRIM MESELESİDİR”

    PSAKD Ovacık Şube Başkanı Hıdır Rakip de savaş politikalarını eleştirerek “Aleviler, savaştan, şiddetten yana değil; hoşgörü, sevgi ve barıştan yana olan bir halktır” yorumunda bulundu. Hıdır Rakip’in eleştirileri şu yönlü oldu:

    “Alevi toplumu savaşa nasıl ‘evet’ der? Aleviler, geçmişten bugüne kadar hep savaşa karşı durmuş ve böyle de devam edecektir. Aleviler, hep mazlumun yanında, zalime karşı durmuştur. Bizlerin vergileriyle alınan mühimmatların Suriye’de kullanılması acı verici bir durum. Savaş için bizlerin ağzından asla ‘evet’ kelimesi çıkmaz. Bu savaşa onay vermek insanlığa yakışmayan bir metoddur. Orada kim var ki savaşacaksınız? O bölgede zaten hep mazlum insanlar yaşıyor. Bu aynı zamanda bir soykırım meselesi haline geliyor.”

    PSAKD Hınıs Şube Başkanı Yaşar Çelik ise her türlü savaşa karşı olduğunu belirterek, “Ben aynı zamanda Kürt vatandaşıyım ve bu yönlü alınacak kararları asla kabul edemiyorum. Vergilerimizle alınan mühimmatların söz konusu bölgede kullanılması bizleri rahatsız etmekte. CHP’nin tezkereye ‘Evet’ derse mutlaka Alevilerle arasını açacaktır. Özellikle de Kürt Alevilerle arasını açacaktır” yorumunu yaptı.

    PİRHA/ANKARA

  • Lübnan’da 69 mahkum cezaevinden firar etti

    Lübnan’da 69 mahkum cezaevinden firar etti

    PİRHA-Lübnan’da 69 tutuklu ve mahkum cezaevinden topluca firar etti.

    Lübnan’ın Baabda şehrinde 69 mahkum şafak vakti bir güvenlik görevlisini darp edip ardından da cezaevinin kapılarını kırarak kaçtı.

    Güvenlik güçleri arama başlatırken, firarilerden 5’inin çaldıkları bir araçla kaza yaptıkları ve 3 tutuklunun hayatını kaybettiği öğrenildi.

    Polis birimlerinin kent çevresindeki tüm yolları trafiğe kapattığı ifade edilirken, firari mahkumlardan 10’unun yeniden yakalandıkları bilgisi de paylaşıldı.

    Uluslararası Af Örgütü nisan ayında yaptığı açıklamada, Lübnan’daki hapishanelerde isyanlar olduğunu ve aşırı kalabalık nedeniyle koronavirüsün yayılması endişesiyle mahkumların serbest bırakılması çağrısında bulunmuştu. Mahkumların aileleri de oturma eylemleri düzenlemişti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Lübnan’da bütün kabine istifa etti

    Lübnan’da bütün kabine istifa etti

    Beyrut Limanı’ndaki patlamada 100’ün üzerinde insanın yaşamını yitirmesi ardından başlayan sokak eylemleri, kabinenin istifasını getirdi. Daha önce dört bakanın istifa ettiği Lübnan’da tüm kabine istifa kararı aldı.

    Lübnan Sağlık Bakanı Hamad Hassan, hükümetin istifasını sunduğunu duyurdu.

    Bakan Hassan, gazetecilere yaptığı açıklamada, bugünkü kabine toplantısının ardından tüm bakanların istifasını Başbakan Hassan Diyab’a sunduğunu söyledi.

    Hassan, Başbakan’ın istifaları Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a iletmek üzere Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gideceğini aktardı.

    Başkent Beyrut’ta büyük yıkıma yol açan patlamanın ardından son günlerde bazı bakanların istifa ettiğine işaret eden Sağlık Bakanı, söz konusu kararın facianın doğurduğu baskı karşısında alındığını belirtti.

    PROTESTOLARA YOL AÇTI

    Lübnan’da son dönemde yaşanan ekonomik kriz kaynaklı protesto dalgasının ardından geçen hafta Beyrut Limanı’nda meydana gelen büyük facia, ülkede yeni bir toplumsal öfke dalgasına ve protestolara yol açmıştı.

    Sağlık Bakanı Hassan, Beyrut’taki kabine toplantısı çıkışında yaptığı açıklamada, “Bütün hükümet istifa etti” dedi. Buna göre, Başbakan Diyab bugün cumhurbaşkanlığı sarayına giderek bütün bakanların istifasını sunacak. Diyab’ın saat 19.30’da da bir konuşma yapması bekleniyor. Bu açıklamanın öncesinde, adalet, maliye, çevre ve enformasyon bakanları istifa etmişti.

    NE OLMUŞTU?

    Beyrut Limanı’nda 4 Ağustos’ta patlayıcı maddelerin bulunduğu 12 numaralı depoda önce yangın çıkmış ardından tüm kenti sarsan çok güçlü patlama meydana gelmişti. Patlamada, 163 kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 6 bin kişinin de yaralandığı açıklanmıştı.

    Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, patlamaya 6 yıldır Beyrut Limanı’ndaki bir depoda tutulan 2 bin 750 ton amonyum nitrat maddesinin yol açtığını söylemişti.

    Bu açıklamanın ardından sosyal medyanın yanı sıra Lübnan ve dünya basınında birçok soru ve ihmal iddiaları gündeme gelmişti.

  • Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta şiddetli patlama

    Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta şiddetli patlama

    Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta şiddetli bir patlama geldi. Patlamada hükümet binası zarar gördü. Beyrut’ta meydana gelen patlamanın etkisiyle 3 katlı bir binanın yıkıldığı, enkaz altında hala insanların olduğu belirtildi.

    Lübnan’daki Beyrut Limanı yakınlarında büyük bir patlama meydana geldi. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, Beyrut Limanı’nda patlayıcı maddelerin bulunduğu 12 numaralı depoda yangın çıktı.

    Yangın nedeniyle güçlü bir patlama meydana geldi. Patlama sesi başkentin banliyölerinden de duyuldu. İtfaiye ekipleri, yangına müdahale etmek için olay yerine kısa sürede ulaştı.

    Eski Başbakan Saad el-Hariri’nin evinin yakınlarında meydana gelen patlamada ilk belirlemelere göre, çok sayıda kişi yaralandı. Hariri’nin evinde ve çevre binalarda büyük hasar oluşurken, eski başbakanın sağlık durumunun iyi olduğu ve olayı takip ettiği belirtildi.

    Patlama nedeniyle hükümet binası ve Muhammed el-Emin Camisi’nde büyük hasar oluştu. Lübnan Sağlık Bakanı Hamad Hasan, patlamanın çok büyük bir hasara neden olduğunu ve çok fazla sayıda yaralı olduğunu açıkladı.

    Beyrut’ta meydana gelen patlamanın etkisiyle 3 katlı bir binanın yıkıldığı, enkaz altında hala insanların olduğu belirtildi.

  • Lübnan’da protestolar devam ediyor

    Lübnan’da protestolar devam ediyor

    Beyrut’ta göstericiler genel grevin sürdürülmesi, yolların kapatılması ve meydanların doldurulması çağrısında bulundu. 

    Hükümetin özellikle sosyal iletişim ağı WhatsApp gibi uygulamalardan vergi alınması kararı üzerine perşembe günü protestolara başlayan Lübnanlılar, gösterilerin yoğun bir şekilde sürdürülmesini istiyor. Meydanlarda tepkilerini ortaya koyan göstericiler, hükümetin istifasının yanı sıra genel grevlerin sürdürülmesi ve yolların kapatılarak meydanların doldurulması çağrıları yapıyor.

    Sosyal medya hesaplarından, bazı firmaların, çalışanlarına grevlere katılmamaları için baskı yaptığına dair haberlerin yayılması halkın büyük tepkisine yol açtı.

    İletişim Bakanı Muhammed Şukayr’ın, zam kararından vazgeçildiğini duyurmasına rağmen protestocular meydanlarda kalmayı tercih etti. Barışçıl gösterilerde Lübnanlılar, hükümetin yolsuzluk ve işsizlikle mücadele etmediğini, gelirlerin doğru şekilde harcanmadığını öne sürüyor.

    Beyrut merkez ve 6 farklı noktada toplanan göstericilerin toplam sayısının 1 milyon 700 bine ulaştığı belirtiliyor.

    Krizin çözümü için çaba sarf eden Başbakan Saad el-Hariri, küçültülmüş bakanlar kurulu toplantısında yeni ekonomik paket sundu. Bakanlar kurulunda tartışılan pakete karşı çıkan hükümet ortaklarından Dürzi İlerlemeci Sosyalist Partisinin lideri Velid Canbolat, aralarında Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in de bulunduğu bazı bakanların istifasını istedi.

    Canbolat daha önce Hariri’ye hükümetin istifa etmesi teklifinde bulunmuştu.

    PROTESTOLAR 17 EKİM’DE BAŞLADI

    Lübnanlılar, hükümetin iletişime ve özellikle sosyal iletişim ağı WhatsApp uygulamasına vergi getirme girişimine tepki olarak 17 Ekim Perşembe günü protestolara başlamıştı.

    Lübnan’da 2015’te çöp krizi nedeniyle patlak veren protestolardan sonra ilk defa bu çapta gösteriler düzenlendiği belirtiliyor.

    KAMU BORCU 86.2 MİLYAR DOLAR

    Farklı din ve mezheplere dayalı siyasi bölünmeler açısından oldukça kırılgan bir yapıya sahip olan Lübnan’da, 2011’de Suriye’deki krizin başlamasıyla maruz kalınan mülteci dalgaları ve siyasi sorunlar nedeniyle ekonomik sıkıntılar yaşanıyor.

    Maliye Bakanlığının mayısta yayımlanan raporuna göre, ülkede kamu borcu 2019’un ilk çeyreği itibarıyla 86,2 milyar dolara ulaştı.  (HABER MERKEZİ)

  • Lübnan’da seçimlerde zafer Hizbullah’ın oldu

    Lübnan’da seçimlerde zafer Hizbullah’ın oldu

     Lübnan’da 9 yıl sonra gerçekleştirilen ilk parlamento seçimlerinde, Hizbullah’ın liderliğini yaptığı ittifak zaferle çıktı.

    Resmi olmayan sonuçlara göre, Hizbullah ile müttefiklerinin oluşturduğu Direniş’e Vefa ittifakı 128 milletvekili koltuklarının yarıdan fazlasını kazandı.

    Başbakan Saad Hariri’nin partisi Müstakbel Hareketi ise önemli oy kaybına uğradı. Lübnan’da iç savaş sonrası yapılan anlaşmalar doğrultusunda mezhepler arası iktidar paylaşımı yapılıyor. Anayasaya göre başbakanın sünni olması gerekiyor. Hükümet kurma görevinin meclisteki sünni blok adına yine Eski Başbakan Saad Hariri’ye verilmesi bekleniyor. Anayasa göre cumhurbaşkanı Maruni Hristiyanlar, meclis başkanı da şiiler arasından seçiliyor.

    Hariri, Suudi Arabistan ve Batı tarafından desteklenirken, Hizbullah ise ABD ve İsrail tarafından “terörist örgüt” olarak tanımlanıyor.

    Resmi olmayan ilk sonuçlara göre, Hizbullah-Emel ittifakı 29 sandalye kazanırken, Cumhurbaşkanı Mişel Aun’un partisi Özgür Yurtseverler Hareketi ve müttefikleri 26, Müstakbel Hareketi ise 18 sandalye kazandı.

    Lübnan’da 2014 yılında yapılması gereken genel seçimler cumhurbaşkanı seçilemediği için yapılamamıştı. Michel Aoun’un 2016 yılında cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından ülkede seçim sistemi değişikliğine gidilmişti.

  • Orta Doğu’da barış için 40 ülkeden 500 kadın Lübnan’da pedal çevirecek

    Orta Doğu’da barış için 40 ülkeden 500 kadın Lübnan’da pedal çevirecek

    ‘Kadınları İzle’ projesi kapsamında 40 ülkeden 500 kadın Lübnan’da bir araya gelerek barış için pedal çevirecek. 30 Eylül’de başlayacak olan etkinlik ile kadınların en önemli hedefi bölge kadının günlük sorunlarını tartışılabilir kılmak.

    “Kadınları İzle-Kadınlar Barış İçin Pedal Çeviriyor” projesi 40 ülkeden 500 kadının katılımıyla 30 Eylül– 08 Ekim tarihlerinde Lübnan’da gerçekleştirilecek.

    Kadınların barış için pedallayacağı ve bu yıl 7’ncisi düzenlenecek olan “Follow the Women/ Kadınları İzle” bisiklet turu, Beyrut Balamad Üniversitesi’nden başlayacak.

    Etkinlik kapsamında ülkede Trablus, Beyrut, Jounieh, Jezzine, Ansar, Sur, Biblos, Sayda ve Bekaa Vadisi’ne bisiklet sürülecek.

    Kadınlar buralarda bulunan Suriyeli ve Filistinli mültecilerin kaldığı kampları ziyaret edip yerel sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelecek.

    Günde 40 kilometre yol kat edilecek olan turda, toplam 240 kilometre bisiklet sürülecek.

    KADINLARIN GÜNLÜK HAYATLARINI TARTIŞABİLMELERİ HEDEFLENİYOR  

    Projeye katılan kadınların en önemli hedefi ise bölgede yaşayan kadınların günlük hayatlarını serbestçe tartışabilmeleri için bir platform yaratabilmek.

    Orta Doğu’daki istikrarsızlık ortamının özellikle kadın ve çocuklar üzerinde olumsuz etkilerine dikkat çekmek isteyen kadınlar, insanların güvenli bir şekilde gezebilmesinin önünü açmak istiyor.

    Kadınlar, savaş bölgesi olarak algılanan Orta Doğu’da barış sürecinde kadınların aktif şekilde rol almasını teşvik etmeyi amaçlıyor.

    TÜRKİYE’DEN DE KADINLAR KATILIYOR   

    Etkinliğe, Türkiye’nin ilk tur bisikleti dükkanı Bisiklet Gezgini’nin kurucularından Seçil Öznur Yakan, Aktif Yaşam Derneği’nden Özlem Alkan Oktay ile bisikletli kadınlar Jülide Arslan, Burcu Büyükkafes ve Seçil Zor katılıyor.

    Ortadoğu’da süren şiddete karşı barışçıl çözüm için Follow The Women projesine destek veren ülkeler arasında Afganistan, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Avusturya, Bask Ülkesi, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Cezayir, Danimarka, Estonya, Fas, Filistin, Fransa, Güney Afrika, Kanada, Katolonya, Kolombia, Kıbrıs, Hollanda, İran, Irak, İtalya, İrlanda, İsveç, Japonya, Kenya, Lübnan, Mısır, Nijerya, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Suriye, Ürdün, Tacikistan, Tunus ve Türkiye bulunuyor.