Etiket: m.e.b.

  • Zakir Aksünger: Okullara Ramazan genelgesi gönderilmesi beyhude bir çaba!-VİDEO

    Zakir Aksünger: Okullara Ramazan genelgesi gönderilmesi beyhude bir çaba!-VİDEO

    PİRHA- Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ramazan ayına ilişkin okullara gönderdiği etkinlik genelgesine tepkiler sürüyor. Zakir Fahrettin Aksünger, bu tür girişimlere karşı kurumlardan başlayan bir çalışmanın yapılması gerektiğini belirterek “Eğer yarına dair bir söz söyleyeceksek o söz din, inanç, mezhep, tarikat, cemaat üzerinden değil, bilimin bize gösterdiği yol üzerinden olmalı” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat’ta 81 il valiliğine gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta; okul öncesinden ortaöğretime kadar öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörüldüğü belirtildi.

    Söz konusu genelgeye yönelik eleştiriler devam ederken, Zakir ve Semah Eğitmeni Zakir Fahrettin Aksünger, herkesin kendi bildiği ve inandığı şekilde yaşaması gerektiğini vurguladı.

    Anadolu Alevileri olarak bütün inançların yaşaması, yaşatılması gerektiğini belirten Aksünger, “İnançların bizim için zenginlik olduğunu düşünüyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan Bayramı’na dair yapmış olduğu aktiviteler ve genelgelerle bir inancın diğer inançların üzerine yetkiyi, gücü, kullanarak baskı yapmak anlamına geliyor” dedi.

     “RAMAZAN GENELGESİNE KARŞI HERKESİN TAVIR ALMASI GEREKİYOR”

    Aksünger, yapılanın çağdaş, demokratik, laik eğitim sistemi ile ilgili bir durum olduğunu vurgulayarak, “Çağdaş, demokratik, laik bir dünyadan yana olan herkesin bu uygulamaya karşı tavır almak zorunda. Eğer yarına dair bir söz söyleyeceksek o söz din, inanç, mezhep, tarikat cemaat üzerinden değil bilimin bize gösterdiği yol üzerinden söylememiz gerekiyor” diye belirtti.

    “OKULLARA RAMAZAN GENELGELERİ GÖNDERİLMESİ BEYHUDE BİR ÇABA”

    Birey olarak hanelerden doğru bir çalışmanın başlanması gerektiğini ifade eden Aksünger, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Hanelerimizde başlayıp bilimin çerağını uyandırırsak, bilimin gerçekliğini, kendimize, ailemize, çevremize anlatırsak, toplum mühendislik projesinin sonuç vermeyeceğini düşünüyorum. Çünkü bu popülist bir davranış. Ramazan bittikten sonra o çocuklar yine kendi gerçekliğiyle yüzleşecek. Ama sadece bir ana dair orada bir eğitimi alet ederek bu işi yapmaları boş ve beyhude bir uğraş olduğunu düşünüyorum” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Eğitim-Sen Antalya Şube: Yüz yüze eğitim halk için ihtiyaç, gerekli tedbirleri alın

    Eğitim-Sen Antalya Şube: Yüz yüze eğitim halk için ihtiyaç, gerekli tedbirleri alın

    PİRHA-Yeni eğitim-öğretim dönemine ilişkin basın açıklaması yapan Eğitim-Sen Antalya Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeterli önlemi almadığını belirterek, “Okullarımızı amasız, fakatsız açabilmek ve açık tutabilmek halkımız açısından ivedi bir ihtiyaçtır. Okullarımızın kapalı kalmasının toplumsal zararları düşünüldüğünde MEB’in ve iktidarın duyarsızlığı kabul edilemez” dedi.

    Eğitim-Sen Antalya Şubesi yeni eğitim-öğretim döneminde öğrencilerin eğitim hakkını riske atan eksiklikler konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda alması gereken acil önlemlere ilişkin basın toplantısı yaptı.

    Basın metnini okuyan şube başkanı Nurettin Sönmez, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeterli bir hazırlık yapmadığını ifade ederek; “Milli Eğitim Bakanlığı 2020 Mart ayından buyana sağlıklı yüz yüze eğitimin devam ettirilmesinin koşullarını yerine getirmeye dönük atılması gereken adımları atmamış, günübirlik kararlarla süreci ilerletmeye çalışmıştır. Milli Eğitim Bakanının da katıldığı dünkü Bilim Kurulu toplantısında eğitimle ilgili alınan kararlar ve sonrasında yapılan açıklamalar yapılmayan hazırlıkların üzerini örtmeye dönüktür” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “EĞİTİM-SEN’İN VERİLERİNE GÖRE 300 BİN ÖĞRETMEN AÇIĞI BULUNMAKTADIR”

    Okulların 6 Eylül’de yüz yüze açılacağı aylar öncesinden takvimle dirilmesine rağmen; taşımalı eğitimin pandemi koşullarında risk oluşturduğunu görüp Köy okullarını açmaya dönük bir çalışma yapılmamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı kendi verilerine göre 100 bin öğretmen açığı olduğunu belirtiyor. Eğitim Sen’in verilerine göre ise 300 bin öğretmen açığı bulunmaktadır. Bu gerçekliğe ve 6 Eylül’de yüz yüze eğitim başlayacak olmasına rağmen öğretmen atamaları hala yapılmamış. Yapılacağı söylenen 20 bin atama ise ihtiyacı gidermeyecektir.

    Yıllardır kadrolu yardımcı personel alımı yapılmamakta ve ihtiyaçlar İŞKUR üzerinden geçici görevlendirmelerle geçiştirilmektedir. 6 Eylül’de yüz yüze eğitim öğretim başlayacak olmasına rağmen okulların çok büyük bir bölümünde yardımcı personel ve kapı güvenlik çalışanı hala yoktur. Bu görevlendirmeler hala yapılmamıştır. Oysa görevlendirmelerin şimdiye kadar yapılması ve okulun eğitim öğretime hazır hale getirilmesi gerekiyordu.

    “EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN %10’U AŞI YAPTIRMAMIŞTIR”

    Eğitimde yaşanan önemli sorunların başında kalabalık sınıflar gelmektedir. Kent merkezlerindeki okulların büyük bölümünde sınıf mevcutları 40 kişinin üzerindedir. İktidar bu sorunu aşmaya dönük adım atmıyor. Yeni okul ve derslik yapılmasına dönük bütçeden kaynak aktarılmıyor. Kentimizde Meryem Mustafa Ege Ortaokulunda başlatılan güçlendirme çalışmaları eğitim öğretim başlamadan önce bitirilememiştir. Bu nedenle öğrenciler Fatmagül Özpınar İlkokulunda eğitim öğretime devam edecekler. Yine Korkuteli Yazır Mahallesi İlkokulu, ortaokulu aylar önce yıkılmasına rağmen yeni okul yapımına başlanmamış ve Yazır Mahallesi öğrencileri Korkuteli merkeze taşınarak eğitim öğretime devam edecekler. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün.

    Ülke genelinde bugün itibariyle iki doz aşı olma oranı Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre %60,65’tir. Bu tabloya göre velilerin önemli bir bölümü henüz aşılarını yaptırmamış durumda. Eğitim emekçilerinin ise %10 u aşı yaptırmamış durumdadır. Sınıflar seyreltilmediği için her sırada 2 veya 3 öğrenci oturacaktır. Mesafe kuralının tamamen ortadan kalktığı bir durumla karşı karşıyayız. Okullarda bütün hazırlıkların yapıldığını söyleyen Milli Eğitim Bakanlığı pandemide en temel kural olan mesafe kuralını kendisi ihlal etmiş oluyor. Derslerde her sırada 2,3 kişi oturan öğrencilerin teneffüste mesafeyi korumasının bir anlamı kalmıyor.

    “İKTİDAR, EĞİTİMİN KRONİKLEŞEN SORUNLARINI ÇÖZMEYE DÖNÜK DEĞİL”

    2020 mart ayından buyana okullarda çoğunlukla uzaktan eğitim yapıldığı için okulların bazılarında kantin işletmecileri yok. Öğrencilerin yemek ihtiyacını nasıl gidereceklerine dair sorunlar yaşanacak. Bu konuda da henüz çözüm üretilmiş değil. Taşımalı eğitim yapılan okullarda servis ve öğle yemeği sorunu tam olarak çözülmüş değil. Göç yolda düzelir anlayışı ile hareket edilmesi plansızlığın, hazırlıksızlığın bir göstergesidir.

    Okullarımızın büyük bir çoğunluğunu oluşturan kalabalık okullarda, öğrenci tuvaletlerinde gerekli genişletmenin yapılmadığı, lavabo sayılarının artırılmadığı görülmektedir. Öğretmen odalarının en azından ikiye çıkarılması yönünde bir hazırlık da yoktur. Maske, sabun ve diğer hijyen malzemeleri konusunda okullarımızda ne düzeyde bir hazırlık yapıldığı, bu malzemelerin temininin birçok konuda olduğu gibi yine velilerimizin sırtına mı yükleneceği konularında açıklık yok.

    Alınması gereken tedbirleri bu boyutuyla sıraladığımızda önemli bir bütçeye ihtiyaç olduğu anlaşılmaktadır. Ancak iktidar eğitimin kronikleşen sorunlarını çözmeye dönük yaklaşım içerisinde olmadığı için eğitime bütçeden ayrılan pay sadece personelin yetersiz ücretlerini karşılayacak kadardır. Eğitim alanında seferberlik düzeyinde bir çalışma için bir an önce kapsamlı bir ek bütçenin hazırlanıp hayata geçirilmesi gerekmektedir.”

    “UZAKTAN EĞİTİMLE DAHA FAZLA EĞİTİM SÜRDÜRÜLEMEYECEĞİ GÖRÜLÜYOR”

    “MEB’in eğitim emekçilerinin sağlıklı bir ortamda çalışma hakkını ve öğrencilerin de sağlıklı bir ortamda eğitim hakkını kullanabilmeleri için gerekli tüm tedbirleri alması zorunludur” diyen Sönmez, “Özellikle son günlerde aşı olmaktan kaçınan eğitim emekçileri için haftada iki defa PCR testinin zorunlu tutulması konusu, kimi çekinceleri ve kaygıları beraberinde getirmiştir. Sendikamız, salgın sürecinin başından beri bilim insanlarının ve Türk Tabipleri Birliği’nin salgın yönetimine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin raporlarını, çözüm önerilerini ve uyarılarını kendisine referans almaktadır. Bu nedenle de bütün eğitim emekçilerini aşı olmaya çağırıyoruz. Ancak aşı olmaktan kaçınan eğitim emekçilerinin haftada iki gün virüsün yoğun olarak yer aldığı hastanelere gitmek zorunda bırakılmamaları, oluşturulacak gezici sağlık ekipleriyle testlerin iş yerlerimizde yapılması önem arz etmektedir. Her eğitim ve bilim emekçisi, eğitimin yüz yüze olması gerektiğini bilmekte, acil uzaktan öğretimle daha fazla eğitim sürdürülemeyeceğini görmektedir. MEB’de artık salgın yönetiminin “ben yaptım, oldu” mantığıyla yürütülemeyeceğini görmelidir” ifadelerini kullandı.

    Okulların açılmasının halk açısından ivedi bir ihtiyaç olduğu belirtilen açıklamada, “Amasız, fakatsız açabilmek ve açık tutabilmek halkımız açısından ivedi bir ihtiyaçtır. Okullarımızın kapalı kalmasının toplumsal zararları düşünüldüğünde MEB’in ve iktidarın duyarsızlığı kabul edilemez. Yayımlanan “covid-19 salgınında okullarda alınması gereken önlemler” broşürü ile sorumlulukların büyük bölümünü okul yöneticilerinin üzerine bırakarak bu süreç yürütülemez. İktidarı ve MEB’i bir kez daha sorumlu davranmaya çağırıyoruz” denildi.

    PİRHA/ANTALYA